<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ASTANA &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/astana/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jul 2019 07:15:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>ASTANA &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Suriye’de Çözüm Arayışları: 13. Astana Görüşmeleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/suriyede-cozum-arayislari-13-astana-gorusmeleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/suriyede-cozum-arayislari-13-astana-gorusmeleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 07:15:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ASTANA]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11994</guid>

					<description><![CDATA[uriye’de kalıcı barışın sağlanması amacıyla Türkiye, Rusya ve İran tarafından yürütülen Astana Süreci’nin 13. Garantörler Toplantısı, 1-2 Ağustos 2019 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Nur-Sultan’da gerçekleştirilecek. Dışişleri Bakan Yardımcıları düzeyinde yapılacak görüşmelerin ardından, Ağustos ayının sonunda garantör ülkelerin liderlerinin Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya gelmesi bekleniyor. Ayrıca Astana Görüşmeleri’nin kapsamının genişletilerek Almanya ve Fransa’nın da formata dahil edilmesi tartışılıyor. Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Astana Süreci’nde yaşanabilecek gelişmeleri tartışmaya açarak alanında önde gelen uzman ve akademisyenlerin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır. Prof. Dr. Giray Saynur DERMAN (ANKASAM Avrasya Danışmanı) Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “Nur-Sultan’da Türkiye, Rusya ve İran’ın temsilcileri bir araya gelecek ve Suriye’yle ilgili görüşmeler yapılacak. Söz konusu zirvenin ana gündem maddesi İdlib olacaktır. İdlib’deki sorun, henüz çözüme kavuşmuş değildir. İdlib konusunda garantör devletlerin de Şam rejiminin de durumdan memnun olmadığı görülüyor.” ifadelerini kullandı. Fırat’ın doğusuyla ilgili yaşanan son gelişmelerin de zirvede tartışılacağını belirten Derman, “Türkiye, Rusya ve İran, Suriye’de barışın sağlanmasına yönelik çabalarını sürdürmektedir. Ankara ile Moskova arasındaki işbirliği, İdlib bölgesindeki durumun istikrara kavuşacağı umudunu verse de mesele, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) açısından çetrefilli bir hal alabilir. Nitekim ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile Türk yetkililer arasında 22 Temmuz 2019 tarihinde Ankara’da yapılan görüşmelerin hemen &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>uriye’de kalıcı barışın sağlanması amacıyla Türkiye, Rusya ve İran tarafından yürütülen Astana Süreci’nin 13. Garantörler Toplantısı, 1-2 Ağustos 2019 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Nur-Sultan’da gerçekleştirilecek. Dışişleri Bakan Yardımcıları düzeyinde yapılacak görüşmelerin ardından, Ağustos ayının sonunda garantör ülkelerin liderlerinin Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya gelmesi bekleniyor. Ayrıca Astana Görüşmeleri’nin kapsamının genişletilerek Almanya ve Fransa’nın da formata dahil edilmesi tartışılıyor.</p>
<p>Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Astana Süreci’nde yaşanabilecek gelişmeleri tartışmaya açarak alanında önde gelen uzman ve akademisyenlerin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Giray Saynur DERMAN (ANKASAM Avrasya Danışmanı)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10563 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur-421x420.jpg 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur.jpg 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10563" data-permalink="https://ankasam.org/tahran-zirvesi-sonrasinda-turkiye-rusya-iliskileri-nasil-bir-gelecek/giray-saynur/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur.jpg" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="giray saynur" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/giray-saynur.jpg" data-lazy-loaded="1" />Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “Nur-Sultan’da Türkiye, Rusya ve İran’ın temsilcileri bir araya gelecek ve Suriye’yle ilgili görüşmeler yapılacak. Söz konusu zirvenin ana gündem maddesi İdlib olacaktır. İdlib’deki sorun, henüz çözüme kavuşmuş değildir. İdlib konusunda garantör devletlerin de Şam rejiminin de durumdan memnun olmadığı görülüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Fırat’ın doğusuyla ilgili yaşanan son gelişmelerin de zirvede tartışılacağını belirten Derman, “Türkiye, Rusya ve İran, Suriye’de barışın sağlanmasına yönelik çabalarını sürdürmektedir. Ankara ile Moskova arasındaki işbirliği, İdlib bölgesindeki durumun istikrara kavuşacağı umudunu verse de mesele, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) açısından çetrefilli bir hal alabilir. Nitekim ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile Türk yetkililer arasında 22 Temmuz 2019 tarihinde Ankara’da yapılan görüşmelerin hemen öncesinde, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Kenneth McKenzie, Türkiye’nin arananlar listesinde bulunan Partiya Yekîtiya Demokrat/Demokratik Birlik Partisi (PYD) mensubu bir teröristle görüşmüştü. Bu durum, ABD’nin PYD’ye verdiği desteğin açık bir göstergesidir. Bu nedenle de Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon gecikmemelidir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin Astana Süreci kapsamında Rusya ve İran’la olan işbirliğini sürdürmesi gerektiğini söyleyen Derman, “Türkiye, ABD’ye rağmen gerçekleştirmeyi planladığı operasyonda, Rusya ve İran’ın desteğini almalıdır. Çünkü Ankara ile Washington arasında çıkmaza giren güvenli bölge görüşmelerinin yanı sıra Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin bir sonraki Suriye konulu görüşmeyi Ağustos sonunda gerçekleşeceklerini açıklamaları da Ankara-Washington hattındaki gerilimin artmasına sebep olacaktır. Üstelik Türk-Amerikan ilişkilerinde S-400 füzelerinin alım süreci, Türkiye’ye uygulanacağı belirtilen yaptırımlar ve F-35 meselesi gibi pek çok konu da belirsizliğini korumaktadır.” dedi.</p>
<h4><strong>Doç. Dr. Mehmet Sait DİLEK (Atatürk Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-15266 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek-420x420.jpg 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek.jpg 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="15266" data-permalink="https://ankasam.org/rusyanin-suriye-imtihani/mehmet-sait-dilek/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek.jpg" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="mehmet sait dilek" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/01/mehmet-sait-dilek.jpg" data-lazy-loaded="1" />Suriye Krizi’nin çözümüne ilişkin en güçlü girişimin Türkiye, Rusya ve İran tarafından başlatılan Astana Süreci olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Mehmet Sait Dilek, “Suriye İç Savaşı’nın mikro boyutta bölgesel; makro boyutta ise küresel sorunlara sebep olduğu bilinmektedir. Ancak Cenevre Görüşmeleri’ni tamamlayacak bir formatta Astana toplantılarının gerçekleşmesi, daha büyük krizlerin yaşanmasını engellemiştir. 2011 yılında başlayan Suriye Krizi’nden en çok etkilenen ülkelerin başında ise Türkiye gelmektedir. 2017 yılından itibaren Ankara; Moskova ve Tahran’la ikili ve üçlü görüşmeler gerçekleştirerek mevcut sorunların çözümüne odaklanmıştır. Bu kapsamda Türkiye, Rusya ve İran tarafından İdlib’de gerginliği azaltma amacıyla gözlem noktaları (12 tane) oluşturulmuştur. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları sayesinde sınır güvenliği açısından önem arz eden bölgeler kontrol altına alınmıştır. Suriye konulu 13. Garantörler Toplantısı ise diğer toplantılarda olduğu gibi, Suriye’nin geleceğinin yeniden inşasında rol alan devletlerin, mevcut sorunların çözümünde yaşadıkları uyuşmazlıkları giderebilmeleri için bir diyalog ortamı oluşturacaktır. Ancak İdlib’e yönelik saldırıların gerçekleştirilmesi, Astana Süreci’ni tehdit eden en önemli risklerden biridir. Bu risklerin bertaraf edilmesi için diyaloğa ihtiyaç vardır. Dolayısıyla mevcut diyaloğun sürdürülebilmesi, Astana Süreci’nin ortaya çıkardığı en önemli kazanımdır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Astana Süreci’nin başarısızlığa uğramasını isteyen bazı ülkelerin de bulunduğunu söyleyen Dilek, “Bu ülkelerin başında ABD gelmektedir. Zaman zaman bazı Körfez ülkeleri de süreci olumsuz etkilemeye çalışmaktadır. Ancak her şeye rağmen ‘Astana Ruhu’ devam etmektedir.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Toplantıdaki bir diğer gündem maddesinin de Suriye’deki ABD-PYD işbirliği olacağını söyleyen Dilek, “Eğer üç garantör ülkeden oluşan bu ittifak, kendi güçleri çerçevesinde ortak bir tavır sergilemeye devam edebilirse; ilerleyen dönemde Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa dörtlüsünün 27 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği zirvenin bir benzeri tekrar düzenlenebilir. Eğer Suriye konusunda Almanya ve Fransa ikilisinden de destek alınabilirse, ABD’nin politika değişikliğine gitmesi mümkün hale gelebilir.” dedi.</p>
<p>Suriye Krizi’nin sonlandırılabilmesi için çözülmesi gereken birçok sorunun bulunduğunu ifade eden Dilek, “Tüm bu soruların cevaplarını bulabilmek için  garantör devletlerin birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla toplantıların yapılması, hiç yapılmamasından çok daha iyidir.” şeklinde konuştu.</p>
<h4><strong>Barış MUTLU (Rusya Uzmanı)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-23394 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/bar%C4%B1%C5%9F-mutlu-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/barış-mutlu-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/barış-mutlu-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/barış-mutlu-420x420.png 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/barış-mutlu.png 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="23394" data-permalink="https://ankasam.org/suriyede-cozum-arayislari-13-astana-gorusmeleri/baris-mutlu/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/barış-mutlu.png" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="barış mutlu" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/barış-mutlu-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/barış-mutlu.png" data-lazy-loaded="1" />13. Garantörler Toplantısı’nı Rusya açısından yorumlayan Gazeteci Barış Mutlu, “Rus kamuoyu, Suriye Meselesi özelinde Türk-Rus ilişkilerini değerlendirirken monoblok bir görüntü arz etmiyor. Her aktör gibi Moskova’nın da öncelikleri bulunuyor. Rusya’da önemli bir kesim, Türkiye’nin İdlib Meselesi’nde bazı taahhütler altına girdiğini; fakat bunları eyleme dökemediğini düşünüyor. Buna rağmen Rus halkının çoğunluğu, iki ülke arasındaki ilişkilerin iyi bir seviyede olduğunu da biliyor. Dolayısıyla İdlib Meselesi, iki ülke arasındaki ilişkilerde belirleyici olmayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Görüşmelerde Suriyeli mültecilerin durumunun da ele alınacağını dile getiren Mutlu, “Türk heyeti, Suriyeli mültecilerle alakalı başlıkları gündeme getirecektir. Bu tartışmanın derinleştirilmesi ise Rusya’nın yeni bir anayasa yapılması talebinin çözüme kavuşturulmasıyla doğru orantılıdır. Rus uzmanların önemli bir bölümü, Türk ve Rus yetkililer arasında söz konusu meseledeki ihtilafların azaldığını belirtmektedir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması hususunda hemfikir olan taraflar, siyasi temsil ve adil seçimlerin yapılabileceği ortamın yaratılması gibi konularda farklı fikirleri savunmaktadır. Türkiye ve Ürdün’deki mültecilerin evlerine dönebilmesi de bu başlıklarla ilişkilidir. Ülkelerin iç politikalarını da etkileyen bu sorun için somut önlemler alınacağı yönünde irade beyanında bulunulması bile, toplantıya katılan taraflar için başarı sayılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca Mutlu, Ankara’nın öncelikleri arasında Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonun da yer aldığını söyledi.</p>
<p>İran’ın Astana Süreci’ndeki konumunun zayıfladığını ve buna karşılık Türkiye’nin diplomatik ağırlığının arttığını vurgulayan Mutlu, “Görüşmelerin geçmişine bakıldığında İran, diplomatik yönden de sahadaki varlık açısından da diğer ülkelere göre daha ön plandaydı. Günümüzde ise bu rolü artık Türkiye’nin üstlendiği ve tüm tarafların da durumu kabullendiği görülüyor. Aynı zamanda mülteciler konusunda da doğrudan olmasa bile dolaylı olarak bir karara varılabileceği kanaatindeyim. Yapılacak toplantıda, bağlayıcı olmasa da tavsiye nitelikli bazı kararlar alınabileceğini düşünüyorum.” dedi.</p>
<h4><strong>Halil AKINCI (Emekli Büyükelçi)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-11182 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Ak%C4%B1nc%C4%B1-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Akıncı-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Akıncı-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Akıncı-420x420.png 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Akıncı.png 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="11182" data-permalink="https://ankasam.org/turk-akimi-projesi-ve-putinin-turkiye-ziyareti-yeni-bir-jeopolitik-hat-insasi-mi/halil-akinci/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Akıncı.png" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Halil Akıncı" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Akıncı-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/11/Halil-Akıncı.png" data-lazy-loaded="1" />Astana Süreci’nin gündemindeki en mühim konunun İdlib olduğunu ifade eden Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, “İdlib Meselesi’nde bir yandan Rusların desteğini alan rejim, bölgeyi kontrol altına almaya çalışmakta; diğer yandan da Rusların iddiasına göre, kontrol edilemeyen diğer unsurlar direnmeye devam etmektedir. Bu nedenle de Astana Süreci’nin hangi ölçüde işlediği sorusu yanıtsız kalmaktadır. Tarafların tutumuna bakıldığında, ileride nasıl bir orta yolun bulunacağı belirsizliğini korumaktadır. Güvenli bölge sorunu tartışıldığında, Moskova’nın ne ölçüde Esad’ın arkasında duracağı ve uzlaştırıcı bir rol oynayıp oynamayacağı ortaya çıkacaktır. Zira Moskova’nın İdlib’i kontrol etme konusunda Ankara’nın yanında yer almayıp da birtakım gözlem noktalarını Türkiye’ye bırakması, Rusya’nın çelişkili hareketler sergilediğinin göstergesidir.” yorumunda bulundu.</p>
<p>Bölgede birçok aktörün bulunduğunu hatırlatan Akıncı, “Eğer ABD, bu olaya dahil olursa işler içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Kalıcı çözüm ise yalnızca tarafların tutum değiştirmeleriyle sağlanabilir. Ya Türkiye, Beşer Esad rejimini tanıyacak ki böyle bir durumda mülteci sorunu çözümsüz kalacaktır; ya da Rusya tutumunu değiştirip Esad’ı desteklemekten vazgeçecektir. Kesin bir tutum değişikliği olmadıkça, kriz çözülmeyecek ve devam edecektir.” şeklinde konuştu.</p>
<h4><strong>Melik YİĞİTEL (Gazeteci/24 TV Ankara Temsilcisi)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-13713 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/melik-yi%C4%9Fitel-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/melik-yiğitel-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/melik-yiğitel-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/melik-yiğitel-420x420.jpg 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/melik-yiğitel.jpg 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="13713" data-permalink="https://ankasam.org/idlib-mutabakatinda-son-durum-tamam-mi-devam-mi/melik-yigitel/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/melik-yiğitel.jpg" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="melik yiğitel" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/melik-yiğitel-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/melik-yiğitel.jpg" data-lazy-loaded="1" />Türkiye, Rusya ve İran’ın Astana Süreci’nde önemli mesafeler kat ettiğini belirten Gazeteci Melik Yiğitel, “Suriye İç Savaşı’nda kalıcı çözümün sağlanması için Astana Süreci kapsamında 13. Garantörler Toplantısı yapılacak. Toplantının ana gündem maddesi İdlib olacaktır. Bu mesele, Türkiye’nin sürece rehberlik yapmasıyla insani dramlar yaşanmadan bugüne kadar getirilebilmiştir. Zira Esad rejimi ve Rusya İdlib’e saldırsaydı, şu anda binlerce insanın ölümünü ve yüzbinlerce insanın da göç etmesini konuşacaktık. Yani Suriye’yi değerlendirirken savaşın başladığı 2011 yılı şartlarına dönecektik.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Rusya ve İran’ın Suriye rejimini koruyup kollama çabalarının kalıcı çözümü zorlaştırdığını söyleyen Yiğitel, “Rejimin korunması, sadece belli çatışmasızlık bölgelerinin oluşmasına katkıda bulundu. Kalıcı barışın temini ise yeni bir anayasanın yapılmasından geçmektedir. Bu sebeple de üç garantör ülke de Anayasa Komitesi kurarak yeni bir anayasa yapılmasını talep etmektedir. Ancak Moskova ve Tahran’ın tavrından dolayı somut bir sonuca ulaşılamamıştır. Astana Süreci’nden çıkan sonuçlar Cenevre’ye taşınmadan ve Avrupa ile ABD’nin bu işin bir parçası haline gelmesi sağlanmadan, krizin sonlandırılabileceğini düşünmüyorum.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Astana Süreci’nin şu ana kadar sınırlı bir başarı gösterdiğini belirten Yiğitel, “Pansuman, tedavide işe yaradı. Ancak kalıcı barışın sağlanması kolay değildir. Moskova ve Tahran’ın Esad yanlısı tutumu ve Ankara’nın Esad karşıtı pozisyonu, somut çözümlere engel olmaktadır.” dedi.</p>
<p>Son olarak Türkiye’nin konumuna da değinen Yiğitel, “Türkiye, Suriye’deki birtakım sorunları garantör iki ülkeyle bazı konuları da ABD ve Avrupalı aktörlerle çözmeye çalışmaktadır. Öte yandan Ankara’nın terör örgütü PYD’ye karşı tedbirler alması da gerekmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin Suriye’deki rolü, terör tehlikesinden dolayı sahada aktif olmasını gerektirmektedir. Rusya ve İran, rejim yanlısı katı pozisyonlarını terk etmedikçe, Astana Süreci’nde kalıcı değil; geçici çözümler ortaya çıkacaktır.” ifadesini kullandı.</p>
<p>ankasam.org</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/suriyede-cozum-arayislari-13-astana-gorusmeleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abd’nin Çekilme Kararında Astana Etkisi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abdnin-cekilme-kararinda-astana-etkisi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abdnin-cekilme-kararinda-astana-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2018 08:13:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ASTANA]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6648</guid>

					<description><![CDATA[Astana üçlüsünün İdlib gerilimi sürdüğü 7 Eylül’de Tahran’da yaptığı zirve sonrasında açıklanan 12 maddelik ortak bildirisinin ikinci maddesinde Fırat’ın doğusundaki ABD’ye ve terör örgütü PYD’ye şu mesaj verilmişti: “Suriye Arap Cumhuriyeti&#8217;nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile BM Şartı&#8217;nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli ve devam eden taahhütlerini vurgulamış ve bunlara herkes tarafından saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir. Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini yinelemişlerdir. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye&#8217;nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.” Bu zirveden 10 gün sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın Soçi kentinde yaptığı toplantıdan da İdlib konusunda bir mutabakat çıkmıştı. Bu iki zirvenin hemen ardından sadece Türkiye’den değil, Astana’daki partnerlerimiz de dozu giderek yükselen bir Fırat’ın doğusu vurgusu yapmaya başladı. Çünkü Astana üçlüsü, adım adım Suriye’nin istikrarsız bölgeleri üzerindeki kaosu kaldırmış, İdlib konusu da çözüm kanalına sokulunca sadece Fırat’ın doğusunda çözülmesi gereken bir ur kalmıştı. Bu ur, Suriye’nin toprak bütünlüğünün önündeki tek engeldi. Ayrıca Suriye’de yeni bir Anayasa oluşturma sürecine gelinmişken, Fırat’ın doğusundaki yapı artık bu ülkede çözüm isteyen tüm güçlerin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Astana üçlüsünün İdlib gerilimi sürdüğü 7 Eylül’de Tahran’da yaptığı zirve sonrasında açıklanan 12 maddelik ortak bildirisinin ikinci maddesinde Fırat’ın doğusundaki ABD’ye ve terör örgütü PYD’ye şu mesaj verilmişti: “Suriye Arap Cumhuriyeti&#8217;nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile BM Şartı&#8217;nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli ve devam eden taahhütlerini vurgulamış ve bunlara herkes tarafından saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir. Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini yinelemişlerdir. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye&#8217;nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.”</p>
<p>Bu zirveden 10 gün sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın Soçi kentinde yaptığı toplantıdan da İdlib konusunda bir mutabakat çıkmıştı. Bu iki zirvenin hemen ardından sadece Türkiye’den değil, Astana’daki partnerlerimiz de dozu giderek yükselen bir Fırat’ın doğusu vurgusu yapmaya başladı.<br />
Çünkü Astana üçlüsü, adım adım Suriye’nin istikrarsız bölgeleri üzerindeki kaosu kaldırmış, İdlib konusu da çözüm kanalına sokulunca sadece Fırat’ın doğusunda çözülmesi gereken bir ur kalmıştı. Bu ur, Suriye’nin toprak bütünlüğünün önündeki tek engeldi. Ayrıca Suriye’de yeni bir Anayasa oluşturma sürecine gelinmişken, Fırat’ın doğusundaki yapı artık bu ülkede çözüm isteyen tüm güçlerin önünde bir engel teşkil ediyordu. İşte bu nedenle bu bölgeye yönelik hareketlilik hızlandı.<br />
Önce 27 Kasım’da toplanan Milli Güvenlik Kurulu’ndan çok net bir kararlılık mesajı verildi. Toplantı sonrası açıklanan bildirideki şu ifadeler mesajın ulaşacağı adresi gösteriyordu:</p>
<p>&#8211; Bazı ülkelerin, proje terör örgütleri FETÖ/PDY ile PKK/KCK`nın Suriye kolu PYD-YPG`yi terör örgütü olarak görmemesinin, terörizmle küresel ölçekteki mücadeleye büyük zarar verdiği hususu bir kez daha teyit edilmiştir.</p>
<p>&#8211; Türkiye’nin, baştan beri Suriye’nin toprak bütünlüğünden ve siyasi bütünlüğünden ve siyasi birliğinden yana olduğuna, barışın tesis edilmesi için gayret gösterdiğine işaret edilerek, siyasi çözüme en büyük tehdidin Fırat’ın doğusundaki terör yapılanmasından geldiği belirtilmiştir.<br />
Suriye’deki herhangi bir emrivakiye göz yumulmayacağı ve meşru müdafaa hakkının kullanılacağı vurgulanarak, PKK/PYD-YPG`nin bölge halkına zulmederek ve göçe zorlayarak değiştirdiği demografik yapıya karşı da duyarsız kalınmayacağı güçlü şekilde ifade edilmiştir.<br />
ABD’de boş durmuyordu. Bu noktada Washington’daki şahin ekibin amacını gösteren en net ifadeyi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey kullandı. Jeffrey, ABD Dışişleri’nde basına yaptığı açıklamada “Artık Astana’nın fişini çekme vakti” dedi. Jeffrey, bu açıklamasından iki gün sonra, yani 7 Aralık’ta Ankara’ya geldi. Terör örgütü PYD/YPG’ye yönelik olumlu mesajları nedeniyle kendisine Türk kamuoyunca sıcak bakılmıyordu. Ankara’nın Fırat’ın doğusuna müdahale konusundaki kararlılığı, Jeffrey’in Ankara’daki tüm temaslarına yansıdı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüşen Jeffrey Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüşmek istedi. Ancak bu isteği kabul görmedi. Jeffrey, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından kabul edildi. Bu kabul sonrasında Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklama manidardı: “Türkiye&#8217;nin PYD/YPG konusundaki net duruşu ifade edilmiş, sınırımızda hiçbir terör unsurunun varlığına müsaade edilmeyeceği kararlılıkla vurgulanmıştır.”</p>
<p>Bu ziyaretten 5 gün sonra Erdoğan’ın çok ses getiren açıklaması yapıldı: “Fırat&#8217;ın doğusunu terör örgütlerinden temizlemek için harekatımıza birkaç gün içinde başladık, başlayacağız.”<br />
Ne olduysa ondan sonra oldu. Trafik hızlandı. 14 Aralık’ta Erdoğan ile Trump bir telefon görüşmesi yaptı. Serdar Turgut’un 21 Aralık’taki yazısında aktardığına göre, Erdoğan, Trump’ın çekilme kararını o görüşmede öğrenmiş. Ancak Trump bu kararını en yakınındaki birkaç isim hariç kimseye söylememiş. Çünkü bu düşüncesini aktarsa James Jeffrey, 18 Aralık’ta “Fırat’ın doğusuna bir harekata sıcak bakmıyoruz” açıklamasını sanırım yapmazdı.</p>
<p>Ancak bu kararın ne zaman alındığı net değil. Çünkü çekilme kararı alan bir başkanın altında görev yapanların, Kasım ayı sonunda “30 bin YPG’liyi eğitme” ve terör örgütünü korumak için sınıra gözlem noktaları kurma planlaması yapması çelişkiler barındırıyor. Ayrıca çekilme takvimi olarak 60-100 gün belirlemesi kafalarda soru işareti doğuruyor. Çünkü bu tarihin Türkiye’de siyasetin giderek gerileceği bir yerel seçim takvimine denk düşmesi dikkat çekici.<br />
Konumuza dönecek olursak, Türkiye ile ABD arasındaki gerilim olarak yansıyan meselenin, perde arkasında kalan bir boyutu daha mevcut. O da ABD’nin karşısındaki gücün sadece Türkiye olmadığı&#8230; Bu ifadem, Türkiye’nin gücünü küçümsemek anlamı taşımasın. Tam tersine, Türkiye bölgede kurulacak yıkıcı planları derinden sarsacak adımlar atıyor. Ancak bu trafikte gözlerden kaçan önemli bir gelişmeyi hatırlamak gerekiyor. O gelişmede şu: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kritik açıklamayı yaptığı 12 Aralık’ta, Rusya Savuma Bakanı Sergey Şoygu, ABD’li mevkidaşı James Mattis&#8217;e iki nota gönderdi. Bu notaların ilkinde, Suriye&#8217;de Fırat&#8217;ın doğusundaki ABD kontrolündeki bölgelerde artan Kürt-Arap çatışmalarından duyulan endişe dile getirildi. Notada Fırat&#8217;ın doğusunda ABD&#8217;nin desteğiyle kurulan özerk yönetim bölgesinin siyasi olarak kaydadeğer bir ilerlemenin yanı sıra Suriye&#8217;ye barışçıl bir yaşamın getirilmesine, ekonomik altyapıların gelişmesine hiçbir katkı sağlamadığına dikkat çekildi. Yani Astana’da partner olan iki ülke, Fırat’ın doğusuyla ilgili aynı gün ABD’ye yönelik çok net iki çıkış yapmıştı.<br />
Diğer partner İran’la da, 19 Aralık’ta üst düzey bir buluşma gerçekleşti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Beşinci Toplantısı’na katılmak üzere Türkiye’ye geldi. Ruhani, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabul edildi. İki liderin ortak basın toplantısında Ruhani’nin “Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğüne herkes saygı duymalıdır ve bu konuda biz iki ülke tamamen hemfikiriz” açıklaması çok net bir mesaj niteliği taşıyordu.<br />
Sonuç olarak aktardığımız hızlı trafik göz önünde bulundurulduğunda, Astana üçlüsünün birbirini tamamlayıcı olarak gözüken adımları, ABD’nin karşısındaki bloğu net olarak görmesine neden oldu. Çekilme açıklamasını bu açıdan da değerlendirmenin faydalı olacağını düşünüyorum. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abdnin-cekilme-kararinda-astana-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
