<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aşı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/asi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Oct 2021 08:21:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Aşı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Aşıya Değil Dayatmaya Karşıyım&#8221;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asiya-degil-dayatmaya-karsiyim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asiya-degil-dayatmaya-karsiyim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2021 08:21:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[corona]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17754</guid>

					<description><![CDATA[Bu da aşı karşıtlarının beylik laflarından biri. Peki doğru mu? Değil. İki açıdan doğru değil;1-Aşı kanunen mecbur değil [dolaylı dayatma var iddiası da doğru değil],2-Bunu söyleyenler samimi değil [aşıya karşılar, kanıtı sunacağım].‘’Aşı dayatılıyor’’ denebilmesi için aşının kanunen mecbur olması gerekir. Ama değil. ‘’Kanunen mecbur değil ama dolaylı yoldan dayatılıyor’’ ifadesi de doğru değil. Çünkü devlet ‘’illa aşı olacaksın’’ demiyor, ‘’ya aşı ol ya da kamusal alana çıkarken kurallara uy’’ diyor. Aşı konusunda da tek seçenek [mRNA aşısı] sunmuyor, klasik [inaktive] aşı seçeneğini de sunuyor. Sen ikisini de reddediyorsun. O zaman kamusal alana çıkarken koyduğum kurallara uy diyor. Bunu da kabul etmiyor ve dayatma var diyorsun. O zaman kamusal alanı sesten, gürültüden, görüntüden, kaza riskinden vs koruyan tüm kurallar [mesela trafik kuralları] da mı bir dayatma?Devlet [bilim] diyor ki, ‘’kalabalıkların olduğu kamusal alana girerken virüs bulaştırma riskini en aza düşür, bunun için de ya aşı ol, ya da enfekte olmadığını PCR ile kanıtla’’, hadi aşıyı vücuduma yabancı madde enjekte ettirmem diye reddettin, peki PCR testini niye reddediyorsun? PCR ile herhangi bir madde enjekte edilmiyor, vücuduna giren bir ilaç/madde olmuyor, sadece boğazından bir sürüntü alınıyor, buna niye itiraz ediyorsun?Çünkü sen sadece aşıya değil, salgın kurallarına da karşısın!Eğer gerçekten aşıya değil de [dayatma &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu da aşı karşıtlarının beylik laflarından biri. Peki doğru mu? Değil. İki açıdan doğru değil;<br><br>1-Aşı kanunen mecbur değil [dolaylı dayatma var iddiası da doğru değil],<br>2-Bunu söyleyenler samimi değil [aşıya karşılar, kanıtı sunacağım].<br><br>‘’Aşı dayatılıyor’’ denebilmesi için aşının kanunen mecbur olması gerekir. Ama değil. ‘’Kanunen mecbur değil ama dolaylı yoldan dayatılıyor’’ ifadesi de doğru değil. Çünkü devlet ‘’illa aşı olacaksın’’ demiyor, ‘’ya aşı ol ya da kamusal alana çıkarken kurallara uy’’ diyor. Aşı konusunda da tek seçenek [mRNA aşısı] sunmuyor, klasik [inaktive] aşı seçeneğini de sunuyor. Sen ikisini de reddediyorsun. O zaman kamusal alana çıkarken koyduğum kurallara uy diyor. Bunu da kabul etmiyor ve dayatma var diyorsun. O zaman kamusal alanı sesten, gürültüden, görüntüden, kaza riskinden vs koruyan tüm kurallar [mesela trafik kuralları] da mı bir dayatma?<br><br>Devlet [bilim] diyor ki, ‘’kalabalıkların olduğu kamusal alana girerken virüs bulaştırma riskini en aza düşür, bunun için de ya aşı ol, ya da enfekte olmadığını PCR ile kanıtla’’, hadi aşıyı vücuduma yabancı madde enjekte ettirmem diye reddettin, peki PCR testini niye reddediyorsun? PCR ile herhangi bir madde enjekte edilmiyor, vücuduna giren bir ilaç/madde olmuyor, sadece boğazından bir sürüntü alınıyor, buna niye itiraz ediyorsun?<br>Çünkü sen sadece aşıya değil, salgın kurallarına da karşısın!<br><br>Eğer gerçekten aşıya değil de [dayatma diye nitelediğin] yönteme karşı olsa idin, aşını yaptırırdın. Çünkü aşıya karşı değilsen, faydalı olduğuna inanıyorsun demektir. Bu durumda başkasının yaptığı bir hata nedeniyle bu faydadan kendini alıkoymazsın, mantık bunu gerektirir, tıpkı şunun gibi, devlet eğitim sisteminde bir sürü hata yapıyor ama çocuğunu okula gönderiyorsun, neden? Çünkü eğitimin faydalı olduğuna inanıyorsun da ondan. Neden ‘’eğitime karşı değilim ama dayatmaya [12 yıllık eğitimin zorunlu olmasına] karşıyım’’ demiyorsun?<br><br>Ve en önemlisi de şu; ‘’aşıya karşı değilim, dayatmalara karşıyım’’ diyen biri samimi ise aşı konusunda olumsuz bir propaganda yapmaz. Velev ki aşı olmasa bile. Ama hemen hepsi [en azından benim gördüklerim] aşı aleyhinde propaganda yapıyor; ne kadar aşı karşıtı yazı-video varsa onları paylaşıyor, aşılarla ilgili delilleri görmezden geliyor, tahrif ediyor ve aşı karşıtı yalanları reklam ediyor. Aşı ile ilgili bilimsel verileri delil olarak sununca da hemen bunları önüne çıkarıyor, seni dinlemiyor bile, çünkü aşı ile ilgili verilere değil, yalan ve tahrif içeren karşıt argümanlara inanıyor, elli defa yalanlansa, elli defa yalan olduğu ispatlansa bile zerre kadar değiştirmiyor tavrını. E hani sen aşıya değil de dayatmaya karşı idin? Bu yaptığın propagandalar ne?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asiya-degil-dayatmaya-karsiyim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşı Karşıtı Gazeteci ve Televizyonculara Çağrı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asi-karsiti-gazeteci-ve-televizyonculara-cagri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asi-karsiti-gazeteci-ve-televizyonculara-cagri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 08:43:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[TV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17605</guid>

					<description><![CDATA[Covid-19 aşıları ile ilgili konuşması gereken doktorlar öncelikli olarak immünolog, virolog, mikrobiyolog ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarıdır. Ancak görüyorum ki uzmanlığı bu alanlar haricinde olan aşı karşıtı bazı doktorların [tıbbi araştırmalara dayanmayan mesnetsiz] açıklamalarını kullanıyor ve aşı karşıtı kampanyalar yapıyorsunuz. O halde size bir çağrım var; Dilediğiniz aşı karşıtı doktor ile karşılıklı olarak programlarınızda tartışmaya ve tüm sorularınızı cevaplamaya hazırım. Sadece iki şartım var; 1)Canlı yayın olacak, 2)Her iki tarafa eşit konuşma hakkı verilecek. Bu iki şartı yerine getirmeniz halinde dilediğiniz sürede program yapabilir, dilediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Bir üroloji uzmanı olarak bu iş bana kalmamalı idi, ama madem ki siz alan dışı tabiplere itibar ediyorsunuz, [Ebu Hanife’ye isnad edilen ‘’hüm rical nehnu rical/onlar adamsa biz de adamız’’ sözünden ilhamla] onlar tabip ise biz de tabibiz. Açın programınızı bize tartışalım. Bu çağrıyı niye yapıyorum? Bayram vesilesi ile gittiğim ve 2 hafta kaldığım memleketimde şunu gördüm.&#160; Ne söylerseniz söyleyin, hangi delili getirirseniz getirin, sizi dinlemeyen ve adeta gözünü-kulağını kapatan bir aşı karşıtı grup var, bu doğru. Ve ne yazık ki bunlara karşı yapılabilecek pek bir şey de yok gibi. Lakin aşı karşıtı olmayıp söylentiler ve komplo teorileri nedeniyle tereddüt içinde kalanlar da var. Hem de hiç azımsanmayacak kadar çok. Bunlara anlayabilecekleri şekilde açıklamalar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Covid-19 aşıları ile ilgili konuşması gereken doktorlar öncelikli olarak immünolog, virolog, mikrobiyolog ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarıdır. Ancak görüyorum ki uzmanlığı bu alanlar haricinde olan aşı karşıtı bazı doktorların [tıbbi araştırmalara dayanmayan mesnetsiz] açıklamalarını kullanıyor ve aşı karşıtı kampanyalar yapıyorsunuz.</p>



<p>O halde size bir çağrım var;</p>



<p>Dilediğiniz aşı karşıtı doktor ile karşılıklı olarak programlarınızda tartışmaya ve tüm sorularınızı cevaplamaya hazırım. Sadece iki şartım var;</p>



<p>1)Canlı yayın olacak,</p>



<p>2)Her iki tarafa eşit konuşma hakkı verilecek.</p>



<p>Bu iki şartı yerine getirmeniz halinde dilediğiniz sürede program yapabilir, dilediğiniz soruyu sorabilirsiniz.</p>



<p>Bir üroloji uzmanı olarak bu iş bana kalmamalı idi, ama madem ki siz alan dışı tabiplere itibar ediyorsunuz, [Ebu Hanife’ye isnad edilen ‘’hüm rical nehnu rical/onlar adamsa biz de adamız’’ sözünden ilhamla] onlar tabip ise biz de tabibiz. Açın programınızı bize tartışalım.</p>



<p>Bu çağrıyı niye yapıyorum?</p>



<p>Bayram vesilesi ile gittiğim ve 2 hafta kaldığım memleketimde şunu gördüm.&nbsp; Ne söylerseniz söyleyin, hangi delili getirirseniz getirin, sizi dinlemeyen ve adeta gözünü-kulağını kapatan bir aşı karşıtı grup var, bu doğru. Ve ne yazık ki bunlara karşı yapılabilecek pek bir şey de yok gibi. Lakin aşı karşıtı olmayıp söylentiler ve komplo teorileri nedeniyle tereddüt içinde kalanlar da var. Hem de hiç azımsanmayacak kadar çok. Bunlara anlayabilecekleri şekilde açıklamalar yapınca ikna oluyor ve aşılarını yaptırıyorlar. Bu şekilde ikna ettiğim pek çok akrabam oldu.</p>



<p>Biz bilim insanları olarak bir hata yaptık/yapıyoruz. Aşı karşıtı söylemleri ve komploları [teknik gerekçelerden yoksun oldukları için] saçma sapan görüşler diye küçümsedik, ‘’cevaplamaya bile değmez’’ dedik ve dikkate almadık. Çünkü bize göre [teknik olarak] gerçekten de saçma-sapan bilgilerdi. Ama halkın bir bölümü bizim gibi teknik bilgiye sahip olmadığı için olayı böyle görmüyor. Kafası karışıyor ve ‘’acaba’’ diyor. Ve ne yazık ki [bitkisel ürün pazarlayan, kitabını tanıtan, muayenehanesini düşünen veya bu yolla meşhur olmak isteyen] bazı doktorların mesnetsiz açıklamaları da olayı körüklüyor.</p>



<p>Bu işi hafife almamalı, dile getirilen tüm komploları/iddiaları halkın anlayacağı şekilde [tane tane] izah etmeliyiz. Eğer bu iş bana kaldı ise ben hazırım.</p>



<p>Not: Ben bu isimlerin hepsini bilmiyorum, varsa bildiginiz diğer isimleri de etiketleyerek paylaşabilirsiniz.</p>



<p>#cemilbarlas</p>



<p>#melihaltinok</p>



<p>#ahmetrasimkucukusta</p>



<p>#adilipak</p>



<p>#bilgehanbilge</p>



<p>#serhatfındık</p>



<p>#umitaktas</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asi-karsiti-gazeteci-ve-televizyonculara-cagri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yoğun Bakımdaki Genç Hastaların Yüzde 100&#8217;ü Aşısız&#8221; (Prof.Dr.Ayşe Özcan)</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yogun-bakimdaki-genc-hastalarin-yuzde-100u-asisiz-prof-dr-ayse-ozcan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yogun-bakimdaki-genc-hastalarin-yuzde-100u-asisiz-prof-dr-ayse-ozcan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2021 06:45:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[sağıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17576</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Covid-19 Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Özcan, 3 ay öncesinde doluluk oranı yüzde 40&#8217;lar seviyesinde olan yoğun bakımların [aşısız hastalar nedeniyle] tekrar dolmaya başladığını söyledi. Özcan;&#8220;6 ay öncesine göre en büyük farkı yoğun bakıma yatan kişilerin yaş ortalamasında görüyoruz. Çok belirgin şekilde genç hastalarımız var yoğun bakımda yatan. Önceden 65 yaş ve üzerini yoğun bakıma kabul ederken özellikle son 2 ay içinde genç hastaları kabul ettik. Bizim geçen ay 2 tane 18 yaşında yoğun bakım tedavisi gerektiren hastamız oldu. Şu anda da ağırlıklı olarak 30-40 yaş civarında hastaları kabul ediyoruz ve bu hastaların da yüzde 100&#8217;ünün aşısız olduğunu söyleyebilirim. Neden aşısız olduklarını sorduğumuzda da aslında hiçbirinin net bir nedeni yok. Sadece &#8216;Olumsuz şeyler duyduk&#8217;, &#8216;Komşu öyle dedi&#8217;, &#8216;Bir yerde bir şey okudum&#8217; gibi hiçbir dayanağı yok aslında aşı olmamalarının&#8221; dedi. &#8220;YÜZDE 100&#8217;Ü AŞISIZ&#8221; Ve &#8220;AŞI OLMADIKLARI İÇİN PİŞMANLAR&#8221;Şu an yoğun bakımda yatan hastaların yaş ortalamasının 42 olduğunu belirten Özcan;&#8220;Şu anda burada yatan en genç 30&#8217;lu yaşlarında iki hastamız bulunuyor. Biri 31 yaşında diğeri ise 33 yaşında. Bunlar genç hastalar. Hiçbir ek hastalıkları yok. Kullandıkları hiçbir ilaç yok ama şu anda bir tanesi suni solunum cihazına bağlı; yüzüstü pozisyon dediğimiz özel pozisyon ile akciğerini düzeltmek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Covid-19 Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Özcan, 3 ay öncesinde doluluk oranı yüzde 40&#8217;lar seviyesinde olan yoğun bakımların [aşısız hastalar nedeniyle] tekrar dolmaya başladığını söyledi. Özcan;<br><br>&#8220;6 ay öncesine göre en büyük farkı yoğun bakıma yatan kişilerin yaş ortalamasında görüyoruz. Çok belirgin şekilde genç hastalarımız var yoğun bakımda yatan. Önceden 65 yaş ve üzerini yoğun bakıma kabul ederken özellikle son 2 ay içinde genç hastaları kabul ettik. Bizim geçen ay 2 tane 18 yaşında yoğun bakım tedavisi gerektiren hastamız oldu. Şu anda da ağırlıklı olarak 30-40 yaş civarında hastaları kabul ediyoruz ve bu hastaların da yüzde 100&#8217;ünün aşısız olduğunu söyleyebilirim. Neden aşısız olduklarını sorduğumuzda da aslında hiçbirinin net bir nedeni yok. Sadece &#8216;Olumsuz şeyler duyduk&#8217;, &#8216;Komşu öyle dedi&#8217;, &#8216;Bir yerde bir şey okudum&#8217; gibi hiçbir dayanağı yok aslında aşı olmamalarının&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;YÜZDE 100&#8217;Ü AŞISIZ&#8221; Ve &#8220;AŞI OLMADIKLARI İÇİN PİŞMANLAR&#8221;<br><br>Şu an yoğun bakımda yatan hastaların yaş ortalamasının 42 olduğunu belirten Özcan;<br><br>&#8220;Şu anda burada yatan en genç 30&#8217;lu yaşlarında iki hastamız bulunuyor. Biri 31 yaşında diğeri ise 33 yaşında. Bunlar genç hastalar. Hiçbir ek hastalıkları yok. Kullandıkları hiçbir ilaç yok ama şu anda bir tanesi suni solunum cihazına bağlı; yüzüstü pozisyon dediğimiz özel pozisyon ile akciğerini düzeltmek için tedavisine devam ediyoruz. Diğer hastamız da maalesef daha ağır durumda. Yapay akciğer olarak adlandırabileceğimiz ECMO tedavisini uyguladığımız en ağır tablodaki hastamız. Burada aşısız olup yatan genç hastalarımıza hem çok şaşırıyorum hem çok üzülüyorum. Aslında buraya yattıktan sonra kendileri de üzülüyorlar. Aşı olmadıkları için pişmanlar. Gençlerin aşı olmamalarına dair hiçbir açıklamaları yok aslında. Pişmanlıklarını kesinlikle yüzlerinde görüyoruz. &#8216;Neden olmadığımı bilmiyorum&#8217;, &#8216;Keşke olsaydım&#8217;, &#8216;Bunları yaşayacağımı bilseydim kesinlikle aşı olurdum&#8217; diyorlar. Bazısı komşusundan etkilenmiş. Bazısı internette okuduğu bazı yanlış bilgilerden, yanlış yönlendirmelerden etkilenmiş ve aşı olmayı ertelemiş. Şu durumda aşı olmayı erteleyemeyiz. Salgın çok ciddi bir şekilde tekrar aktifleşti. Genç hastalarda yoğun bakım hasta sayıları da arttı. Aşı olmayı asla ertelemeyi düşünmeden ve Sağlık Bakanlığı da her yaş grubuna bu aşı imkanını sunmuşken bunu mutlaka hızla değerlendirmek lazım.&#8221;<br><br>Kaynak: Ulusal gazete ve TV&#8217;ler</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yogun-bakimdaki-genc-hastalarin-yuzde-100u-asisiz-prof-dr-ayse-ozcan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşı Karşıtlarına Önemli Bir Soru</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asi-karsitlarina-onemli-bir-soru/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asi-karsitlarina-onemli-bir-soru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 14:16:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17561</guid>

					<description><![CDATA[Gözlemlerimiz ve hekim arkadaşlarımızdan aldığımız veriler şunu gösteriyor; Artık Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların büyük çoğunluğu (Sağlık Bakanımızın da&#160; açıkladığı gibi %95’ten fazlası) aşısız olanlar&#160; veya aşılarını henüz tamamlatamamış vakalardan oluşuyor. Yatan hastalar içinde önerilen aşı protokolünü tam olarak tatbik eden (&#8221;2 Biontech&#8221;, &#8221;3 Sinovac&#8221; veya &#8221;2 Sinovac+1 Biontech&#8221; yaptıran) vaka sayısı yok denecek kadar az. Bu veriler muhtemelen önümüzdeki günlerde kamuoyu ile daha detaylı bir şekilde paylaşılacaktır.&#160; Bunun aşılama oranını daha da artıracağını düşünüyorum. Çünkü halkımız aşının koruyuculuğunu bu şekilde daha somut ve daha net bir şekilde görmüş olacak. Tabii bu süre içinde aşı olmadığı için hastalanan, hastaneye-yoğun bakıma yatırılan ve hatta -maalesef- ölen vakalar da olacak ve insanlar bunları (ölenlerin hemen hepsinin aşılanmayanlardan çıktığını) da görecek. Şimdiden ‘’ah keşke aşı olsaydım/olsaydı’’ diyen nice pişmanlıklara şahit oldum/oluyoruz. İmdi, Allah cc kitabında ‘’kim bir nefsi öldürmüşse (ölümüne sebep olmuşsa) tüm insanları öldürmüş gibi olur’’ buyuruyor (5/32). Bu durumda, aşı konusunda yalan-yanlış bilgilerle konuşan ve insanları yanıltan, onların aşı olmalarını engelleyen ve böylece ölümüne (ve tabi hastalanmalarına da) sebep olan bazı kimseler, bunun hesabını nasıl verecekler? Verebilecekler mi? Muhtemelen aşı karşıtları da aynı soruyu bize soracak ve diyecekler ki; ‘’asıl insanları öldüren sizsiniz, aşı yaparak vs, bunun hesabını nasıl vereceksiniz?’’ Cevabı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gözlemlerimiz ve hekim arkadaşlarımızdan aldığımız veriler şunu gösteriyor;</p>



<p>Artık Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların büyük çoğunluğu (Sağlık Bakanımızın da&nbsp; açıkladığı gibi %95’ten fazlası) aşısız olanlar&nbsp; veya aşılarını henüz tamamlatamamış vakalardan oluşuyor.</p>



<p>Yatan hastalar içinde önerilen aşı protokolünü tam olarak tatbik eden (&#8221;2 Biontech&#8221;, &#8221;3 Sinovac&#8221; veya &#8221;2 Sinovac+1 Biontech&#8221; yaptıran) vaka sayısı yok denecek kadar az.</p>



<p>Bu veriler muhtemelen önümüzdeki günlerde kamuoyu ile daha detaylı bir şekilde paylaşılacaktır.&nbsp; Bunun aşılama oranını daha da artıracağını düşünüyorum. Çünkü halkımız aşının koruyuculuğunu bu şekilde daha somut ve daha net bir şekilde görmüş olacak.</p>



<p>Tabii bu süre içinde aşı olmadığı için hastalanan, hastaneye-yoğun bakıma yatırılan ve hatta -maalesef- ölen vakalar da olacak ve insanlar bunları (ölenlerin hemen hepsinin aşılanmayanlardan çıktığını) da görecek. Şimdiden ‘’ah keşke aşı olsaydım/olsaydı’’ diyen nice pişmanlıklara şahit oldum/oluyoruz.</p>



<p>İmdi, Allah cc kitabında ‘’kim bir nefsi öldürmüşse (ölümüne sebep olmuşsa) tüm insanları öldürmüş gibi olur’’ buyuruyor (5/32). Bu durumda, aşı konusunda yalan-yanlış bilgilerle konuşan ve insanları yanıltan, onların aşı olmalarını engelleyen ve böylece ölümüne (ve tabi hastalanmalarına da) sebep olan bazı kimseler, bunun hesabını nasıl verecekler? Verebilecekler mi?</p>



<p>Muhtemelen aşı karşıtları da aynı soruyu bize soracak ve diyecekler ki; ‘’asıl insanları öldüren sizsiniz, aşı yaparak vs, bunun hesabını nasıl vereceksiniz?’’</p>



<p>Cevabı çok basit;</p>



<p>Birincisi, biz işin ehli (yüzbinlerce tabip) olarak ve bilimsel verilere dayanarak konuşuyoruz, bilimsel veriler ortada (bu konuda 12.500&#8217;den fazla bilimsel yayın var [1])ve aşı olduğu için ölen tek bir insan yok ama aşılanmadığı için ölenler çok. Yani sizin bu iddianız basit bir yalandan ibaret. Yok böyle bir şey. Dolayısıyla, biz, işin ehli olarak ve delile/hüccete dayanarak konuştuğumuz için, bizim ihlal ettiğimiz Kur’anî bir ilke bulunmuyor (yok ama velev ki aşıya bağlı bir kaç ölüm olsa bile), ama siz pek çok Kur’ani ilkeyi ihlal ediyorsunuz. Çünkü; 1-Öncelikle işin ehli değilsiniz (tabip olmayanlar), 2-daha da önemlisi elinizde hiçbir delil yok, delilsiz konuşuyorsunuz, 3-aşı lehindr var olan delilleri görmezden geliyorsunuz ve 4-delil niteliğinde olmayan asparagas (fasık) haberlerini de araştırmadan yayıyor, milleti yalanlarınızla korkutuyorsunuz.</p>



<p>Hani elinizdeki deliller. Varsa çıkarın delillerinizi? Ama gazete haberi değil, hakemli dergilerde yayımlanmış bilimsel araştırma makaleleri olacak, aşıdan dolayı ölüm bildiren tek bir tane dahi çalışma var mı? YOK. Buna karşı aşının etkili ve güvenli olduğunu gösteren onlarca çalışma var. Yani elinizde hiçbir delil olmadığı (delilsiz konuştuğunuz gibi), aksi yöndeki yüzlerce delili de görmezden geliyor, onları yok sayıyor ve insanları yalanlarınızla mağdur ediyorsunuz.</p>



<p>Ne uğruna? Ya bitki satmak için ya meşhur olmak için ya da başka bir amaçla…</p>



<p>Bunun hesabını nasıl vereceksiniz?</p>



<p>Hiç mi düşünmeyeceksiniz?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asi-karsitlarina-onemli-bir-soru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşılarla İlgili 300 Yıldır Değişmeyen Komplolar/Refleksler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asilarla-ilgili-300-yildir-degismeyen-komplolar-refleksler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asilarla-ilgili-300-yildir-degismeyen-komplolar-refleksler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2021 06:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı karşıtlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17459</guid>

					<description><![CDATA[Yıl 1796: ‘’[Türklerin geliştirdiği] ‘’Aşı bizi ineğe dönüştürecek’’(İngiltere)Yıl 2021: ‘’[ABD/Almanların geliştirdiği] ‘’Aşı ile bize çip takacaklar’’(Türkiye)Çiçek aşısı tarihte ilk kez Osmanlı topraklarında uygulanmış ve Batıya bu topraklardan gitmiştir. İngiliz büyükelçinin eşi olan Lady Mary Wortley Montagu, 1717 yılında Osmanlı topraklarında halkın çiçek hastalığından ölen kişilerin vücudundan alınan sıvıları sağlıklı kişilerin deri altına enjekte ettiğini görmüş ve yöntemin etkili olduğuna ikna olmuştu. Nitekim 1721’de İngiltere’ye döndüğünde kendisine ve oğullarına da bu yöntemi uygulamıştı.Lady Mary’nin anlattıkları üzerine İngiltere&#8217;de çalışmalar yapıldı, makaleler yazıldı. Hatta kraliyet ailesi 1721’deki çiçek salgını sırasında bu yöntemin uygulanmasını istedi. Ancak bazı doktorlar “tehlikeli olabilir” deyince aşının önce mahkûmlarda test edilmesine karar verildi. Tüm mahkûmlar aşı sayesinde iyileşince Kraliyet ailesi yöntemi halka da uyguladı ve hastalık böylece hızlıca atlatıldı.Osmanlıların keşfettiği bu yöntemin benzerleri Amerika, İran ve Afrika’da da uygulanıyordu. Ancak çiçek aşısı resmen (bu çalışmalar sayesinde) ilk olarak 1796’de İngiliz Edward Jenner tarafından geliştirildi. Ve hastalık bu sayede yok edildi (eradikasyon). Bu arada kimse de ineğe dönüşmedi tabi…Aşı karşıtları, 1796 İngiltere’sinde ‘’aşı insanı ineğe dönüştürecek’’ diyorlardı. Çünkü çiçek aşısı inekleri enfekte eden çiçek/pox virüsünden geliştiriliyordu. Halkın da aşı teknolojisi konusunda bilgisi bulunmuyordu. Belki de ‘’İneği enfekte eden virüs’’ ile ‘’ineği’’ karıştırıyor, insana inek dokusunun (DNA?) enjekte edileceğini düşünüyorlardı (ekteki &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yıl 1796: ‘’[Türklerin geliştirdiği] ‘’Aşı bizi ineğe dönüştürecek’’(İngiltere)<br>Yıl 2021: ‘’[ABD/Almanların geliştirdiği] ‘’Aşı ile bize çip takacaklar’’(Türkiye)<br><br>Çiçek aşısı tarihte ilk kez Osmanlı topraklarında uygulanmış ve Batıya bu topraklardan gitmiştir. İngiliz büyükelçinin eşi olan Lady Mary Wortley Montagu, 1717 yılında Osmanlı topraklarında halkın çiçek hastalığından ölen kişilerin vücudundan alınan sıvıları sağlıklı kişilerin deri altına enjekte ettiğini görmüş ve yöntemin etkili olduğuna ikna olmuştu. Nitekim 1721’de İngiltere’ye döndüğünde kendisine ve oğullarına da bu yöntemi uygulamıştı.<br><br>Lady Mary’nin anlattıkları üzerine İngiltere&#8217;de çalışmalar yapıldı, makaleler yazıldı. Hatta kraliyet ailesi 1721’deki çiçek salgını sırasında bu yöntemin uygulanmasını istedi. Ancak bazı doktorlar “tehlikeli olabilir” deyince aşının önce mahkûmlarda test edilmesine karar verildi. Tüm mahkûmlar aşı sayesinde iyileşince Kraliyet ailesi yöntemi halka da uyguladı ve hastalık böylece hızlıca atlatıldı.<br><br>Osmanlıların keşfettiği bu yöntemin benzerleri Amerika, İran ve Afrika’da da uygulanıyordu. Ancak çiçek aşısı resmen (bu çalışmalar sayesinde) ilk olarak 1796’de İngiliz Edward Jenner tarafından geliştirildi. Ve hastalık bu sayede yok edildi (eradikasyon). Bu arada kimse de ineğe dönüşmedi tabi…<br><br>Aşı karşıtları, 1796 İngiltere’sinde ‘’aşı insanı ineğe dönüştürecek’’ diyorlardı. Çünkü çiçek aşısı inekleri enfekte eden çiçek/pox virüsünden geliştiriliyordu. Halkın da aşı teknolojisi konusunda bilgisi bulunmuyordu. Belki de ‘’İneği enfekte eden virüs’’ ile ‘’ineği’’ karıştırıyor, insana inek dokusunun (DNA?) enjekte edileceğini düşünüyorlardı (ekteki görselde bu korku [insanların aşı yüzünden ineğe dönüşecekleri] James Gillray tarafından mizahi bir şekilde ele alınıyor).<br><br>Hadi o günkü halkın bilgi düzeyi buna müsaitti, peki bugün öyle mi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asilarla-ilgili-300-yildir-degismeyen-komplolar-refleksler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sen Aşı Yaptırdın Mı?&#8221;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sen-asi-yaptirdin-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sen-asi-yaptirdin-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2021 18:46:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17444</guid>

					<description><![CDATA[Evet. Çünkü diye söze başlıyorum… Ben işin tıbbi boyutunu bilmem ama işin ahlaki boyutu da çok önemli değil midir? Aşı üretimi kolay iş midir? Birileri girişimde bulunacak, birileri de belki gönüllü deney olacaklar. Bu işin başka bir yolu yok ki… Şimdilerde rahatlıkla kullandığımız bir çok ilaç ve aşılar böyle üretilmedi mi? Bir tansiyon ilacında bile ölüm dahil birçok risk yok mudur? Bilim adamları çoğu zaman doğru bilgi elde etmede en sorunlu ve zayıf olan yol, deneme yanılma yolunu tercih etmek zorunda kalırlar. Türkiye Tabipler Birliği ne yazık ki sorunun tıbbi boyutundan çok siyasi boyutuyla ilgilenmiştir. İşleri aşı üretmekti veya başka yol bulmak…ama onlar sadece eleştirdiler ve nasıl olmayacağını anlatıp durdular. Nasıl olacağına ilişkin de bir öneri sunmadılar. Bu hep öyle olur. Başka alternatif yol gösteremeyenler her ilaca olduğu gibi aşıya da şiddetle karşı çıkarlar. İlaçsız ne olacak sorusunun cevabını da asla veremezler, vermek zorunda da kendilerini hissetmezler. Bilmez misiniz? İnsanlığın elinde faydalı olan birçok bilgi ne yazık ki böyle yollarla elde edilmiştir. Şayet bu girişimler olmasa, toplum adına kendilerini feda edenler çıkıp gerekirse deneylere imkan vermeseler, bugün tıp bu noktaya varır mıydı sanıyorsunuz. O deneylerle elde edilen bilgilerle bugün tıp bu kadar gelişebilmiştir. Bu fedakarlığı yapanlara insanlık adına teşekkür etmemiz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Evet. Çünkü diye söze başlıyorum…</p>



<p>Ben işin tıbbi boyutunu bilmem ama işin ahlaki boyutu da çok önemli değil midir?</p>



<p>Aşı üretimi kolay iş midir? Birileri girişimde bulunacak, birileri de belki gönüllü deney olacaklar.</p>



<p>Bu işin başka bir yolu yok ki…</p>



<p>Şimdilerde rahatlıkla kullandığımız bir çok ilaç ve aşılar böyle üretilmedi mi?</p>



<p>Bir tansiyon ilacında bile ölüm dahil birçok risk yok mudur?</p>



<p>Bilim adamları çoğu zaman doğru bilgi elde etmede en sorunlu ve zayıf olan yol, deneme yanılma yolunu tercih etmek zorunda kalırlar.</p>



<p>Türkiye Tabipler Birliği ne yazık ki sorunun tıbbi boyutundan çok siyasi boyutuyla ilgilenmiştir. İşleri aşı üretmekti veya başka yol bulmak…ama onlar sadece eleştirdiler ve nasıl olmayacağını anlatıp durdular. Nasıl olacağına ilişkin de bir öneri sunmadılar.</p>



<p>Bu hep öyle olur. Başka alternatif yol gösteremeyenler her ilaca olduğu gibi aşıya da şiddetle karşı çıkarlar. İlaçsız ne olacak sorusunun cevabını da asla veremezler, vermek zorunda da kendilerini hissetmezler.</p>



<p>Bilmez misiniz? İnsanlığın elinde faydalı olan birçok bilgi ne yazık ki böyle yollarla elde edilmiştir. Şayet bu girişimler olmasa, toplum adına kendilerini feda edenler çıkıp gerekirse deneylere imkan vermeseler, bugün tıp bu noktaya varır mıydı sanıyorsunuz. O deneylerle elde edilen bilgilerle bugün tıp bu kadar gelişebilmiştir. Bu fedakarlığı yapanlara insanlık adına teşekkür etmemiz gerekmez mi?</p>



<p>Faydan olmuyorsa bari sus!</p>



<p>İlahiyatçı, yazar, çizer, televizyoncu aşının zararlarını bilmez ki! Bilenler de olmamız gerektiğini ittifakla söylüyor ve de kendileri de aşı oluyorlar.</p>



<p>İlle de konuşacaksa, yetiştirdiğin milli şuur verdiğin uzman doktor konuşsun olmaz mı?</p>



<p>Aklıma geçmişten bir hatıra geldi. Ramazandan birkaç gün önceydi, büyük camilerden birinin imam odasında hoca arkadaşlarımızla otururken, içeriye çok sert mizaçlı biri girdi ve çok telaşlı şekilde şeker hastası olduğunu, böbreklerinde sorun olduğunu, nefes darlığı çektiğini söyleyerek, bu durumda oruç tutmasının gerekip gerekmediğini sordu. Soru zor, adam da çok zordu. Hocalarımızdan biri beni işaret ederek adama: “soruyu bu hoca cevaplayacak” demesin mi?<br>İş başa düşünce adama dedim ki ,”muhterem sen yanlış yere gelmişsin, buradaki adamlar, reçete okuyamaz, tahlillerden anlamaz, nefes darlığı ve böbrek sorunu yaşamadıkları için ne olduklarını bilmez, oruç tutup tutmamana nasıl cevap versinler. Sen en iyisi güvendiğin bir doktora gidip bu soruları sorsan daha iyi edersin” dedim.<br>Çok zor olduğunu sandığımız adam da, yanlış yere gelmenin mahcubiyetiyle hem bizlerden özür diledi hem de ne yapması gerektiğini öğrenmenin sevinciyle teşekkür edip ayrıldı.</p>



<p>Son olarak diyeceğim o ki, iğne korkusu bizi aşı uzmanı haline getirmesin…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sen-asi-yaptirdin-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aspirin, Küçükusta ve Dilipak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aspirin-kucukusta-ve-dilipak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aspirin-kucukusta-ve-dilipak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2021 14:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17398</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta (Covid geçirenlere) Aspirin’i tavsiye eden şöyle bir twit attı;‘’Ağır KOVİD geçirenlere, KOVİD&#8217; i hafif geçirseler de obezite, diyabet, kalp-damar hastalığı, insülin direnci gibi pıhtılaşma riskini artıran hastalığı olanlara kontrendike bir durum yoksa 4-6 ay düşük doz aspirin tedavisinin faydalı olacağı kanaatindeyim.’’Bu tiwitin içeriğinde hiçbir problem yok. Nitekim -takip edenler bilirler ki- aynı tavsiyeyi baştan beri biz de yapıyoruz. Problem şu ki, Covid aşılarının yan etkilerini abartarak aktaran, atıp tutan ve komplolar üreten Dilipak, bu twiti re-twit etmiş. ‘’E bunda ne var ki?’’ denebilir. Şöyle bir şey var;Biz ‘’Covid-19 aşılarının yan etkileri kullandığımız en güvenilir ilaçların yan etkilerinden farklı değil’’ deyip duruyoruz ama bir türlü anlatamıyoruz. İşte şimdi Küçükusta ve Dilipak da Aspirini tavsiye etti, zaten herkes peynir ekmek gibi tüketiyor, o halde biz de şimdi Aspirin’in prospektüsünde yazan olası yan etkilerini yazalım da ne dediğimiz daha iyi anlaşılsın.ASPİRİNİN OLASI YAN ETKİLERİ: Nezle, burun tıkanıklığıCilt reaksiyonları (kaşıntı, kurdeşen, ödem)Anafilaktik şok (Ani aşırı duyarlılık tepkisi)Bu yan etkiler geliştiğinde doktorunuza veya acile başvurun uyarısı var. YAYGIN YAN ETKİLER:-Mide yanması, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi mide-bağırsak sistemi (gastrointestinal) bozuklukları,-Gastrointestinal kanaldan az miktarda kan kaybı (mikro hemoraji),-Yaygın olmayan Gastrointestinal ülser (Çok seyrek vakalarda perforasyona/delinmeyeyol açabilir),-Gastrointestinal &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta (Covid geçirenlere) Aspirin’i tavsiye eden şöyle bir twit attı;<br><br>‘’Ağır KOVİD geçirenlere, KOVİD&#8217; i hafif geçirseler de obezite, diyabet, kalp-damar hastalığı, insülin direnci gibi pıhtılaşma riskini artıran hastalığı olanlara kontrendike bir durum yoksa 4-6 ay düşük doz aspirin tedavisinin faydalı olacağı kanaatindeyim.’’<br><br>Bu tiwitin içeriğinde hiçbir problem yok. Nitekim -takip edenler bilirler ki- aynı tavsiyeyi baştan beri biz de yapıyoruz. Problem şu ki, Covid aşılarının yan etkilerini abartarak aktaran, atıp tutan ve komplolar üreten Dilipak, bu twiti re-twit etmiş. ‘’E bunda ne var ki?’’ denebilir. Şöyle bir şey var;<br><br>Biz ‘’Covid-19 aşılarının yan etkileri kullandığımız en güvenilir ilaçların yan etkilerinden farklı değil’’ deyip duruyoruz ama bir türlü anlatamıyoruz. İşte şimdi Küçükusta ve Dilipak da Aspirini tavsiye etti, zaten herkes peynir ekmek gibi tüketiyor, o halde biz de şimdi Aspirin’in prospektüsünde yazan olası yan etkilerini yazalım da ne dediğimiz daha iyi anlaşılsın.<br><br>ASPİRİNİN OLASI YAN ETKİLERİ:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Nezle, burun tıkanıklığı</li><li>Cilt reaksiyonları (kaşıntı, kurdeşen, ödem)</li><li>Anafilaktik şok (Ani aşırı duyarlılık tepkisi)<br><br>Bu yan etkiler geliştiğinde doktorunuza veya acile başvurun uyarısı var.</li></ul>



<p>YAYGIN YAN ETKİLER:<br>-Mide yanması, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi mide-bağırsak sistemi (gastrointestinal) bozuklukları,<br>-Gastrointestinal kanaldan az miktarda kan kaybı (mikro hemoraji),<br>-Yaygın olmayan Gastrointestinal ülser (Çok seyrek vakalarda perforasyona/delinmeye<br>yol açabilir),<br>-Gastrointestinal kanama (Uzun süreli CORASPIN 100 mg kullanım gastrointestinal kanaldan gizli kan kaybına bağlı olarak demir eksikliği anemisine neden olabilir.),<br>-Gastrointestinal enflamasyon,<br>-Dışkınızın koyu renkli olması (melena) veya kan kusmanız durumunda (her ikisi de ciddi mide kanamasının belirtilerindendir) derhal doktorunuza bildirmelisiniz.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Cilt reaksiyonları.</li></ul>



<p>SEYREK YAN ETKİLER:<br>-Özellikle hipertansiyonu (yüksek tansiyon) kontrol edilemeyen ve/ veya münferit vakalarda potansiyel olarak yaşamı tehdit edebilecek antikoagulanlarla (kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar) eş zamanlı tedavi gören hastalarda beyin kanaması gibi ciddi kanamalar bildirilmiştir.<br>Özellikle astım hastalarında cilt, solunum yolları, gastrointestinal kanal ve kardiyovasküler sistemde (dolaşım sistemi) aşırı duyarlılık reaksiyonlanrı.<br>Semptomlar arasında hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü), dispne (nefes darlığı) atakları, rinit (soğuk almaktan e gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık), geniz tıkanması, anafilaktik şok (hayati risk taşıyan, ani ve aşırı duyarlılığın yol açtığı klinik tablo) ve anjiyonörotik ödem (deri altında belirli bir bölgeyle sınırlı, Ürtikere benzeyen iri ve ağrısız şişliklerin belirdiği alerjik bozukluk) bulunabilir.<br>Şiddetli glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6DP) (bir tür enzim) eksikliği formları olan hastalarda hemoliz (kan yıkımı) ve hemolitik anemi (alyuvarların (kırmızı kan hücrelerinin) normal ömürlerini tamamlamadan yıkıma uğrayarak kan dolaşımından uzaklaşması) bildirilmiştir.<br>-Muhtemelen kanama süresinin uzadığı, burun kanaması, dişeti kanaması, kütanöz kanama veya ürogenital kanama gibi kanamalar. Bu etki, kullanımdan sonra 4 ila 8 gün kadar sürebilir<br><br>ÇOK SEYREK YAN ETKİLER:<br>Beyin kanaması: Özellikle hipertansiyonu (yüksek tansiyon) kontrol edilemeyen ve veya münferit vakalarda potansiyel olarak yaşamı tehdit edebilecek antikoagulanlar (kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar) ile eş zamani tedavi gören hastalarda beyin kanaması gibi ciddi kanamalar bildirilmiştir.<br>-Hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü),<br>-Gut; Düşük dozlarda aspirin ürik asit atılımını azaltır ve bu durum eğilimi olan hastalarda gut (eklemlerde ani ve şiddetli gelişen ağrı, hassasiyet, kızarıklık, şişme ve sıcaklık artışı nöbetlerine neden olan bir hastalık) ataklarına neden olabilir.<br>-Karaciğer fonksiyonlarında bozulma, yüksek karaciğer değerleri.<br>-Böbrek fonksiyon bozukluğu ve akut böbrek yetmezliği,<br>-Eritema eksudativum multiforme (simetrik, sabitlenmiş, kırmızı ciltten kabarık lezyonların ani ortaya çıkışı olarak adlandırılan cilt reaksiyonları).<br><br>BİLİNMEYEN YAN ETKİLER<br><br>Baş ağrısı, baş dönmesi, işitme bozukluğu, kulak çınlaması ye zihin karışıklığı aşırı doz belirtileri olabilir. Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.<br><br>Kullanma Talimatında yer alan veya almayan herhangi bir yan etki meydana gelmesi durumunda hekiminiz, eczacınız veya hemşireniz ile konuşunuz…<br>…<br>Demek ki neymiş?<br>Dilipak’ın tavsiye ettiği (yanlış anlaşılmasın biz de tavsiye diyoruz) Aspirinin bile mide kanaması, mide delinmesi, beyin kanaması ve anaflaktik şok gibi ölümcül yan etkileri olabiliyormuş. Gut, karaciğer ve böbrek yetmezliği yapabiliyormuş vs…<br><br>E niye kullanıyoruz o zaman? Çünkü faydası zararından fazla, ayrıca bunlar illa olacak diye bir kural yok, ama düşük bir olasılık da olsa kural gereği yazılmak-bildirilmek zorunda ki meydana geldiğinde tedbir alınsın, bu aşı için de böyle ilaç için de…<br><br>Ayrıca Aspirin de gavurların ilacı, yerli değil ki, Alman Bayer firmasının, Bayer’in Aspirin haplarına da çip yerleştirmediği ne malum?</p>



<p>Ah tutarlılık ah…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aspirin-kucukusta-ve-dilipak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Covid-19 Aşısı Bize Ne Kazandırıyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/covid-19-asisi-bize-ne-kazandiriyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/covid-19-asisi-bize-ne-kazandiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2021 10:03:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17377</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde ülkemizde de kullanılan mRNA (Pfizer) aşısı ile ilgili muhtelif spekülasyonlar yapılmakta ve Aşı Onam formunda yer alan allerji konusundaki bir ikaz gerekçe gösterilerek aşının ölüme neden olduğu/olabileceği söylenmektedir. Bu doğru değildir. Ama formdaki ifade böyle anlaşılabilmektedir. Bu nedenle formdaki bu ifadenin değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü ölümcül yan etkinin görülebileceği belirtilmekte ama bunun çok nadir (milyonda bir) görüldüğü ve daha da önemlisi tedavi edilebildiği belirtilmemektedir Nitekim bugüne kadar buna bağlı bir ölüm vakası görülmemiştir. Dolayısıyla vatandaş yanlış bilgilendirilmekte, gereksiz yere ürkütülmektedir (bu vakalar ancak tedavi edilmezse ölümcül olur tedavisi de epinefrin injeksiyonudur).Peki BioNTech/Pfizer aşısının bu en ciddi yan etkisi nedir ve bundan korkmalı mıyız?Ve aşının bize kazandırdıkları nelerdir?Bunu ABD&#8217;de yapılan şu çalışmanın somut verileri ile yanıtlayalım;HASTALIK GRUBU:3 Ocak 2021 itibariyle, ABD’de 20.346.372 Covid-19 vakası ve 349.246 ilişkili ölüm bildirilmiştir. Yani vakaların %1,7’si ölmüştür. Ayrıca hastalığı hafif atlatanlarda bile kalıcı semptomlar ve ciddi komplikasyonlar rapor edilmiştir. Hastalığın ömür boyu sürecek sekellerinin ne olduğu/olacağı da tam olarak bilinmemektedir (1).AŞI GRUBU:23 Aralık 2020 itibariyle ABD’de 1.893.360 BioNTech aşısı uygulanmış ve yalnızca 21 vakada ciddi alerji (anaflaksi) gelişmiştir(yani milyonda 1.1). Ve çoğunun (17’sinde) geçmişinde alerji hikayesi bulunan bu vakaların hepsi de tedavi edilmiş, evine salkmenb gönderilmiştir. Hiçbir vaka ölmemiştir (1). Alerji gelişme süresi aşıdan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son günlerde ülkemizde de kullanılan mRNA (Pfizer) aşısı ile ilgili muhtelif spekülasyonlar yapılmakta ve Aşı Onam formunda yer alan allerji konusundaki bir ikaz gerekçe gösterilerek aşının ölüme neden olduğu/olabileceği söylenmektedir. Bu doğru değildir. Ama formdaki ifade böyle anlaşılabilmektedir. Bu nedenle formdaki bu ifadenin değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü ölümcül yan etkinin görülebileceği belirtilmekte ama bunun çok nadir (milyonda bir) görüldüğü ve daha da önemlisi tedavi edilebildiği belirtilmemektedir Nitekim bugüne kadar buna bağlı bir ölüm vakası görülmemiştir. Dolayısıyla vatandaş yanlış bilgilendirilmekte, gereksiz yere ürkütülmektedir (bu vakalar ancak tedavi edilmezse ölümcül olur tedavisi de epinefrin injeksiyonudur).<br><br>Peki BioNTech/Pfizer aşısının bu en ciddi yan etkisi nedir ve bundan korkmalı mıyız?<br>Ve aşının bize kazandırdıkları nelerdir?<br><br>Bunu ABD&#8217;de yapılan şu çalışmanın somut verileri ile yanıtlayalım;<br><br>HASTALIK GRUBU:<br>3 Ocak 2021 itibariyle, ABD’de 20.346.372 Covid-19 vakası ve 349.246 ilişkili ölüm bildirilmiştir. Yani vakaların %1,7’si ölmüştür. Ayrıca hastalığı hafif atlatanlarda bile kalıcı semptomlar ve ciddi komplikasyonlar rapor edilmiştir. Hastalığın ömür boyu sürecek sekellerinin ne olduğu/olacağı da tam olarak bilinmemektedir (1).<br><br>AŞI GRUBU:<br>23 Aralık 2020 itibariyle ABD’de 1.893.360 BioNTech aşısı uygulanmış ve yalnızca 21 vakada ciddi alerji (anaflaksi) gelişmiştir(yani milyonda 1.1). Ve çoğunun (17’sinde) geçmişinde alerji hikayesi bulunan bu vakaların hepsi de tedavi edilmiş, evine salkmenb gönderilmiştir. Hiçbir vaka ölmemiştir (1). Alerji gelişme süresi aşıdan sonra ortalama 13 dakikadır (2-150 dk).<br><br>Zaten aşı yaptıranların 30 dakika hastanede beklemesi de bu nedenle önerilmektedir. Geçmişinde alerji hikayesi bulunanlar biraz daha fazla (2-3 saat) bekleyebilir. Anaflaksi gelişmesi halinde epinefrin iğnesi ile kolayca tedavi edilmektedir (2,3).<br><br>Sonuç;<br>Virüsü kapan her 100 kişiden 75-80&#8217;i hastalığı hafif-orta şiddette geçirmekte ise de ciddi iş gücü kayıpları ve ailece stres yaşanmakta, 15-18&#8217;i hastaneye, 4-5&#8217;i yoğun bakıma yatmakta, pahalı, uzun ve zahmetli tedaviler gerekmekte ve 1,7’si de yapılan tüm tedavilere rağmen ölmektedir. Bu oran, ülke nüfusuna göre 1 milyonda 17 bin, 10 milyonda 170 bin, 100 milyonda ise 1,7 milyon insanın ölümü demektir.<br><br>Buna karşı aşı yapılan nüfusta ise hastalık yok denecek kadar az, hastaneye yatış ve ölüm ise %0.<br><br>Hastalık yok, iş kaybı yok, stres yok, hastaneye yatış yok, yoğun bakım yok, ölüm yok…<br>Aşının 1 milyonda 1 görülen yan etkisi de rahatlıkla tedavi edilebiliyor.<br><br>Karar sizin.<br><br>Not: Aşının genetiğimizi değiştireceği ile ilgili iddialar da tamamen spekülasyondur. Bununla ilgili hiçbir bilimsel veri/delil yoktur. Ama sigaranın genetiğimizi değiştirdiği ve bu genetik değişikliğin nesilden nesile intikal ettiği kesindir ve bununla ilgili bilimsel yayınlar mevcuttur.<br><br>1-CDC COVID-19 Response Team; Food and Drug Administration. Allergic Reactions Including Anaphylaxis After Receipt of the First Dose of Pfizer-BioNTech COVID-19 Vaccine &#8211; United States, December 14-23, 2020 MMWR Morb Mortal Wkly Rep. 2021 Jan 15;70(2):46-51.<br>doi: 10.15585/mmwr.mm7002e1.<br>2-CDC. COVID-19 vaccination: clinical considerations. Interim clinical considerations for use of mRNA COVID-19 vaccines currently authorized in the United States. Atlanta, GA: US Department of Health and Human Services, CDC; 2020. https://www.cdc.gov/vaccines/covid-19/info-by-product/clinical-considerations.html<br>3-CDC. COVID-19 vaccination: clinical considerations. Interim considerations: preparing for the potential management of anaphylaxis after COVID-19 vaccination. Atlanta, GA: US Department of Health and Human Services, CDC; 2020. https://www.cdc.gov/vaccines/covid-19/info-by-product/pfizer/anaphylaxis-management.htm</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/covid-19-asisi-bize-ne-kazandiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşıyı Biz Neden Bulamadık?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asiyi-biz-neden-bulamadik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asiyi-biz-neden-bulamadik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan ÜNLÜ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2021 06:58:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17203</guid>

					<description><![CDATA[Nasreddin Hoca’nın meşhur yüzük fıkrasını bilirsiniz. Hocanın bahçede bir şeyler aradığını görenler ne aradığını sorarlar. Kaybettiği yüzüğünü aradığını söyleyen Hoca’ya yüzüğü nerede kaybettiği sorulunca verdiği cevap tuhaftır: “Samanlıkta kaybettim.” “Samanlıkta kaybettiğin yüzüğü burada niye arıyorsun?” diye sorulunca Hoca’nın verdiği cevap en saf akılları bile hayrete düşürecek cinstendir: “Burası aydınlık da onun için.” Her fıkrasında olduğu gibi Hoca’nın bu fıkrasında da toplumsal olaylara ve sorunlara ironik bir bakış açısıyla gönderme vardır. Ömrünü geçirdiği 13. Yüzyılın çok önemli siyasal ve toplumsal olaylarını görüp yaşayan ve çözümü için kendince önemli tespitlerde bulunup çareler arayan Hoca’nın fıkraları günümüz sorunlarına da projektör tutmaktadır. Fıkrada da altı çizildiği gibi bugünkü sorunlarımızın önemli bir bölümü, kaybettiğimiz değerleri ve hakikatleri yanlış yerde ve zamanda aradığımızdan kaynaklanmaktadır. İnsanın bir şeylerini kaybetmesinin farkına varması önemlidir ama bundan daha önemlisi nerede kaybettiğinin farkına varıp aramaya koyulmasıdır. Bunun gibi, millet olarak kaybettiğimiz ve mumla arar hale geldiğimiz değerlerimizi de doğru yerde ve doğru zamanda aramak durumundayız. Yaklaşık 3 asırdır hakikati yanlış yerde ve zamanda arayan İslam aleminin geldiği nokta düşündürücüdür. Analitik düşünme, sorgulama, metotlu çalışma yerine ezberci ve tekdüze bir eğitim anlayışı ve stratejisiyle olmamız gereken ligin çok altında bir yerlerde yerimizde sayıyoruz. Maddi-manevi imkanlar, jeopolitik konumlar fırsat vermesine rağmen adeta varlık &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Nasreddin Hoca’nın meşhur yüzük fıkrasını bilirsiniz. Hocanın bahçede bir şeyler aradığını görenler ne aradığını sorarlar. Kaybettiği yüzüğünü aradığını söyleyen Hoca’ya yüzüğü nerede kaybettiği sorulunca verdiği cevap tuhaftır:</p>



<p>“Samanlıkta kaybettim.”</p>



<p>“Samanlıkta kaybettiğin yüzüğü burada niye arıyorsun?” diye sorulunca Hoca’nın verdiği cevap en saf akılları bile hayrete düşürecek cinstendir:</p>



<p>“Burası aydınlık da onun için.”</p>



<p>Her fıkrasında olduğu gibi Hoca’nın bu fıkrasında da toplumsal olaylara ve sorunlara ironik bir bakış açısıyla gönderme vardır.</p>



<p>Ömrünü geçirdiği 13. Yüzyılın çok önemli siyasal ve toplumsal olaylarını görüp yaşayan ve çözümü için kendince önemli tespitlerde bulunup çareler arayan Hoca’nın fıkraları günümüz sorunlarına da projektör tutmaktadır.</p>



<p>Fıkrada da altı çizildiği gibi bugünkü sorunlarımızın önemli bir bölümü, kaybettiğimiz değerleri ve hakikatleri yanlış yerde ve zamanda aradığımızdan kaynaklanmaktadır.</p>



<p>İnsanın bir şeylerini kaybetmesinin farkına varması önemlidir ama bundan daha önemlisi nerede kaybettiğinin farkına varıp aramaya koyulmasıdır.</p>



<p>Bunun gibi, millet olarak kaybettiğimiz ve mumla arar hale geldiğimiz değerlerimizi de doğru yerde ve doğru zamanda aramak durumundayız.</p>



<p>Yaklaşık 3 asırdır hakikati yanlış yerde ve zamanda arayan İslam aleminin geldiği nokta düşündürücüdür.</p>



<p>Analitik düşünme, sorgulama, metotlu çalışma yerine ezberci ve tekdüze bir eğitim anlayışı ve stratejisiyle olmamız gereken ligin çok altında bir yerlerde yerimizde sayıyoruz.</p>



<p>Maddi-manevi imkanlar, jeopolitik konumlar fırsat vermesine rağmen adeta varlık içinde yokluk yaşıyor, bir türlü istenilen hamleleri yaparak daha üst liglere taşınamıyoruz.</p>



<p>Bana öyle geliyor ki bir yerlerde yanlış ve stratejik hatalar yapıyoruz.</p>



<p>Çözüm nedir? Sorusunun cevabı öyle çok kolay ve hemen şurada denecek cinsten değil elbette.</p>



<p>Ancak bir eğitimci olarak çözümün önemli bir kısmının eğitim ve kültürel alandan geçtiğinin farkındayım.</p>



<p>Kaliteli bir hayatın yolunun kaliteli insanlardan geçtiği aşikardır. Sanırım bizim eğitim sistemimizin ta birkaç asırdan bu yana önemli sorunlarının temelinde bu eksiklik vardır.</p>



<p>Gerek din eğitiminde olsun gerek örgün ve yaygın diğer eğitim modellerinde olsun ezberci ve pragmatik metotlar ve uygulamalar yerine, daha rafine ve hayata dönük, insana dokunan bir anlayışa evirilmemiz gerektiği kanaatindeyim.</p>



<p>Bugün insanlığın covid illetiyle müptela olduğu şu çağda gönül isterdi ki aşıyı bizim insanımız bulsun ve geliştirsin.</p>



<p>Bu buluşun eğitim anlayışı kadar ekonomik alt yapıyla da çok yakından ilişkisini olduğunu biliyorum; lakin insana ve insanlığa bakış açısının burada çok daha ön planda olduğunu düşünüyorum.</p>



<p>Aslında bizim kültürümüz bu bakış açısına imkân veren bir yapıdadır ki bu yapıda halka (insanlığa) hizmet Hakk’a hizmet olarak algılanır.</p>



<p>Bu anlayışa göre, “ilim/hikmet Müslümanların nerede bulurlarsa almaları gereken yitiğidir.”<br>Bu kültürde “ilim, Çin gibi uzak diyarlarda bile olsa gidip almak” ve insanların yararına kullanmak esastır.</p>



<p>Bunun yanında ibadetler noktasındaki bakış açımızın da sorunlu olduğunu düşünüyorum; ibadeti yalnızca abdest, namaz, oruç, hac gibi şekilsel birtakım ritüellere bağlamanın sonucudur bu aslında.</p>



<p>Elbette bu sayılanlar yerine getirilmesi gereken farzlardır ancak; düşünmek, çalışmak, üretmek, analiz etmek, insanlara karşı dürüst ve sorumlu davranmak, adaletli ve merhametli olmak vb. değerler de en az onlar kadar farzdır ve yaşatılması gereken hususlardır.</p>



<p>“Kim insanların ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir” diyen bir peygamberin ümmetine yakışan, bugün insanlığın ihtiyacı olan icatlar peşinde koşmasıdır.</p>



<p>Bunu gerçekleştirebilmenin yolu seccade ile makinayı birleştirmekten; akıl ile vahyi uzlaştırmaktan; ilim ile bilimin ikiz olduğundan hareketle inanan bilim insanlarını yetiştirmekten geçiyor.</p>



<p>Aksi takdirde bu kafayla inançsız bilim insanları, bağnaz ilim insanı ve softa hocalar yetişmesine zemin hazırlarız.</p>



<p>Einstein ’in sözünü burada hatırlayalım; “Bilimsiz din kör, dinsiz bilim topaldır”</p>



<p>Sonuç olarak; “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer/9) buyuran Kur’an’ın; “bir saatlik tefekkür, bir yıllık nafile ibadetten üstündür” diyen Hz. Peygamberin mensupları olarak tekrar düşünmenin zamanıdır artık.</p>



<p>Hacı Bektaş Veli’nin sekiz asır önce söylediği söz boşuna değil; “(b)ilimden gidilmeyen sonu karanlıktır”</p>



<p>Aklın ve vahyin rehberliğinde aydınlık günler dileğiyle…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asiyi-biz-neden-bulamadik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 16:32:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15643</guid>

					<description><![CDATA[Herkes bir şey söylüyor.Putin &#8216;bulduk, kızıma bile yaptırdım&#8217; dedi. Laf orda kaldı. Çin&#8217;e bakarsan o çoktan kullanıyor bile. İngiltere, Fransa insan deneylerine geçtik, geçiyoruz; Senegal&#8217;de mi denesek, Mali&#8217;de mi, Yoksa Nijerya mı…. Geveleyip duruyorlar.Avrupalılar, Afrikalılar ve göçmenlerde; Amerikalılar kızıl ve kara derililerle Hispaniklerde; Çinliler Uygurlarda denemeyi hesaplıyor. Gönüllü de bulamıyorlar. Bırakalım bunları. &#8216;Allah&#8217;ım n&#8217;olur bunlar bulsun, Türkiye bulmasın, yoksa Tayyip yine kazanır&#8217; diye dualar eden, kurbanlar adayan yerli görünümlü kendini şaşırmışları da bir kenara bırakalım. Allah kime neyi kazandıracağını bilir; duaya da ihtiyaç hissetmez. Asıl duaya ihtiyacı olanlar insanlardır. Biz bakalım kendi işimize.Bizim aşılarımız (çoğul yazıyorum çünkü bir kaç çeşit var) insan deneyleri safhasına geldi. Bir ihtimal yıl sonuna doğru, olmadı 2021 in başında kullanıma hazır olacak.Peki insan deneyleri nasıl ve kimle yapılacak?Cerrahpaşa başlıyor. Kendi doktorları başta olmak üzere sağlık çalışanları gönüllü olmuşlar.Ben buna şapka çıkarırım. Helal olsun alınlarından öpüyorum. Öz güven budur işte. Yaptığından emin olmak da budur. Tabi kendinden emin olmak da…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Herkes bir şey söylüyor.<br>Putin &#8216;bulduk, kızıma bile yaptırdım&#8217; dedi. Laf orda kaldı. Çin&#8217;e bakarsan o çoktan kullanıyor bile.<br></p>



<p>İngiltere, Fransa insan deneylerine geçtik, geçiyoruz; Senegal&#8217;de mi denesek, Mali&#8217;de mi, Yoksa Nijerya mı…. Geveleyip duruyorlar.<br>Avrupalılar, Afrikalılar ve göçmenlerde; Amerikalılar kızıl ve kara derililerle Hispaniklerde; Çinliler Uygurlarda denemeyi hesaplıyor. Gönüllü de bulamıyorlar.<br></p>



<p>Bırakalım bunları. &#8216;Allah&#8217;ım n&#8217;olur bunlar bulsun, Türkiye bulmasın, yoksa Tayyip yine kazanır&#8217; diye dualar eden, kurbanlar adayan yerli görünümlü kendini şaşırmışları da bir kenara bırakalım.<br></p>



<p>Allah kime neyi kazandıracağını bilir; duaya da ihtiyaç hissetmez. Asıl duaya ihtiyacı olanlar insanlardır.<br></p>



<p>Biz bakalım kendi işimize.<br>Bizim aşılarımız (çoğul yazıyorum çünkü bir kaç çeşit var) insan deneyleri safhasına geldi. Bir ihtimal yıl sonuna doğru, olmadı 2021 in başında kullanıma hazır olacak.<br>Peki insan deneyleri nasıl ve kimle yapılacak?<br>Cerrahpaşa başlıyor. Kendi doktorları başta olmak üzere sağlık çalışanları gönüllü olmuşlar.<br>Ben buna şapka çıkarırım. Helal olsun alınlarından öpüyorum.<br></p>



<p>Öz güven budur işte. Yaptığından emin olmak da budur. Tabi kendinden emin olmak da…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
