<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anayasamahkemesi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/anayasamahkemesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Dec 2019 11:13:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Anayasamahkemesi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AYM öyle buyurdu&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aym-oyle-buyurdu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aym-oyle-buyurdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Dec 2019 11:13:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasamahkemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13293</guid>

					<description><![CDATA[Lafı evirip çevirmeden meseleyi net dille ortaya koyalım: Terör insanlık suçudur. Terörist ise, en temel insan hakkı olan “hayat hakkına” saldıran, gözü dönmüş bir canidir. Var mı buna itirazı olan? Sözde yok, ama adım atarken bu gerçeği unutan ve inkâr eden çok! Kimi “demokrasi” diyor, kimisi “temel hak ve özgürlükler” kavramlarının arkasına sığınıyor; terör ve teröriste övgüler düzüyor. Son günlerde örneklerini çok yaşıyoruz. Teröre bulaşan, terör ve teröriste destek veren belediye başkanları görevden alınıyor. Bazıları, “milli iradeye darbe bu” diye ortalığı ayağa kaldırıyor. Sanırsınız, vatandaş onları suç işlesinler, çoluk çocuğu katletsinler, bütün insani değerleri ayaklar altına alsınlar diye seçti! *** Hele hele Anayasa Mahkemesi bir karar aldı ki evlere şenlik… Bir üniversite öğrencisi, “protesto gösterisine” katılmış; içinde “Önderimiz Başkan Öcalan” ifadesi bulunan marşlar söylemiş. Hakkında gerekli işlemler yapılmış, iddianame düzenlenmiş, mahkeme önüne çıkarılmış, 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmış. O da gitmiş, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş. Anayasa Mahkemesi ise, ilgili ceza mahkemesinin verdiği kararı “ifade özgürlüğünün ihlali” olarak değerlendirmiş. O öğrenciye 9 bin 150 lira tazminat ödenmesine hükmetmiş. “Önder Öcalan” ifadesinin içinde “şiddete teşvik” bulunmadığı değerlendirmesini yapmış. Garip!.. Kim bu Abdullah Öcalan? 30 bin insanımızın katili bir terörist. Bu ülkeye savaş ilan etmiş. Yakalanıp Türkiye’ye getirildiği güne kadar kan dökmüş, can almış. Peki “önder” ne demek? Topluma kılavuzluk yapan, toplumu örgütleyen kişi demek! Abdullah Öcalan denilen bu adam teröre kılavuzluk yapmış, teröristleri örgütlemiş. Sadece mezarlıkların doldurulması için &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lafı evirip çevirmeden meseleyi net dille ortaya koyalım: Terör insanlık suçudur. Terörist ise, en temel insan hakkı olan <strong>“hayat hakkına”</strong> saldıran, gözü dönmüş bir canidir.</p>
<p>Var mı buna itirazı olan?</p>
<p>Sözde yok, ama adım atarken bu gerçeği unutan ve inkâr eden çok!</p>
<p>Kimi <strong>“demokrasi” </strong>diyor, kimisi <strong>“temel hak ve özgürlükler”</strong> kavramlarının arkasına sığınıyor; terör ve teröriste övgüler düzüyor. Son günlerde örneklerini çok yaşıyoruz. Teröre bulaşan, terör ve teröriste destek veren belediye başkanları görevden alınıyor. Bazıları, <strong>“milli iradeye darbe bu”</strong> diye ortalığı ayağa kaldırıyor.</p>
<p>Sanırsınız, vatandaş onları suç işlesinler, çoluk çocuğu katletsinler, bütün insani değerleri ayaklar altına alsınlar diye seçti!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Hele hele <strong>Anayasa Mahkemesi</strong> bir karar aldı ki evlere şenlik…</p>
<p>Bir üniversite öğrencisi, <strong>“protesto gösterisine”</strong> katılmış; içinde <strong>“Önderimiz Başkan Öcalan”</strong> ifadesi bulunan marşlar söylemiş. Hakkında gerekli işlemler yapılmış, iddianame düzenlenmiş, mahkeme önüne çıkarılmış, 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmış. O da gitmiş, <strong>Anayasa Mahkemesi</strong>’ne başvurmuş.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi</strong> ise, ilgili ceza mahkemesinin verdiği kararı <strong>“ifade özgürlüğünün ihlali”</strong> olarak değerlendirmiş. O öğrenciye 9 bin 150 lira tazminat ödenmesine hükmetmiş. <strong>“Önder Öcalan”</strong> ifadesinin içinde <strong>“şiddete teşvik”</strong> bulunmadığı değerlendirmesini yapmış.</p>
<p>Garip!..</p>
<p>Kim bu <strong>Abdullah Öcalan</strong>?</p>
<p>30 bin insanımızın katili bir terörist. Bu ülkeye savaş ilan etmiş. Yakalanıp <strong>Türkiye</strong>’ye getirildiği güne kadar kan dökmüş, can almış.</p>
<p>Peki <strong>“önder”</strong> ne demek?</p>
<p>Topluma kılavuzluk yapan, toplumu örgütleyen kişi demek!</p>
<p><strong>Abdullah Öcalan</strong> denilen bu adam teröre kılavuzluk yapmış, teröristleri örgütlemiş. Sadece mezarlıkların doldurulması için çalışmış, bu ülkede kan ve gözyaşı üretmiş; tek özelliği bu. En az <strong>Anayasa Mahkemesi</strong> üyeleri kadar <strong>Türkçe </strong>biliriz biz<strong>. “Önder Apo”</strong> demek, <strong>“Ben de aynı yoldan gideceğim, ben de insanlık suçu işleyeceğim, ben de kan ve gözyaşı üreteceğim”</strong> demektir. İnsanları <strong>O</strong>’nun yolundan yürümeye davet etmektir ve terör destekçiliğidir. Çünkü yok ki bu adamın terörist olmaktan başka bir özelliği! Ama <strong>Anayasa Mahkemesi “hayır”</strong> diyor. Terör örgütünün sembollerinden biri olan Öcalan’ın kutsanmasını, hatta bir <strong>“pusula”</strong> olarak gösterilmesini <strong>“ifade özgürlüğü”</strong> olarak değerlendiriyor. Yetmiyor, bunu yapanı bir de 9 bin 150 liralık tazminatla ödüllendiriyor.</p>
<p>Kimse kusura bakmasın, ama böyle bir mantık olmaz!</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi</strong>’nin böyle bir karar verdiği <strong>Türkiye</strong>’de terörle nasıl mücadele edeceğiz biz? <strong>Abdullah Öcalan</strong>’ın yolunda eline silah alıp dağa çıkanlara ne diyeceğiz? Diyarbakır’da evlat nöbeti tutan annelerin yüzüne nasıl bakacağız?</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Tekrar ediyorum:</p>
<p>Terör bir insanlık suçudur. Terör ve teröristle mücadele etmek de sadece iktidarın ve güvenlik güçlerinin değil, hepimizin görevidir. Hatta insan olmanın gereği ve boynumuzun borcudur.</p>
<p>Çünkü, terör öyle bir beladır ki, ne zaman kimi vuracağı belli olmaz. Hedef gözetmez o. Bir gün hiç beklenmedik anda herkesin yanı başında ortaya çıkabilir.</p>
<p>O’na müsamaha gösterenler de kaçıp kurtulamaz!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aym-oyle-buyurdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terör Propagandasına Yargı Desteği</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/teror-propagandasina-yargi-destegi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/teror-propagandasina-yargi-destegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jul 2019 08:02:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kekeç]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasamahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11985</guid>

					<description><![CDATA[Doğruca adını koymak lazım: Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı, terör propagandasına sunulmuş ince bir yargı desteğidir. Bilardo sporunda vardır hani: “İnce görmek&#8230;” Bu kararıyla Anayasa Mahkemesi, ince görmüş oldu&#8230; Bundan sonra devletin terörle mücadelesini “suç” kapsamında görebilirsiniz ve başınıza bir şey gelmez. Hatta daha da ileri gidebilirsiniz, benzerlerinizle siyasal ortaklıklar oluşturabilirsiniz, terörle mücadelenin cezalandırılması gerektiğini savunabilirsiniz. Bu amaçla dernek ve parti kurabilirsiniz. Bu derece tehlikeli bir karar. İsterseniz, önce “barış bildirisi” denilen 1128 imzalı akademisyenler bildirisine bakalım ve Anayasa Mahkemesi’nin neyi onaylamış olduğunu görelim. Bakıyoruz ve şunu görüyoruz: Rahatsız bir bildiri&#8230; Erdoğan nefretiyle kafayı yemiş liberallere (özellikle Hasan Cemal’e) sipariş edilse, ancak bu kadar “rahatsızı” yazılabilir. Erdoğan düşmanı güruh tatmin olsun diye hazırlanmış bir bildiri sanki&#8230; Bildiride öne çıkan “makul” (!) hususlar (önermeler) şunlar: Bir; müzakere koşulları hazırlansın ve “kalıcı barış” için tüm çözüm yolları denensin&#8230; Hükümet, Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını derhal oluştursun&#8230; Müzakere görüşmelerinde, toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemciler bulunsun. (Böyle bir bağımsız gözlemciler grubu oluşturulursa, bu 1128 aydın gönüllü olarak heyet içinde yer alacakmış&#8230; “Bunu şimdiden beyan ediyoruz” diyorlar.) İki; siyasi iktidarın, muhalefeti ortadan kaldırmaya yönelik baskıları durdurulsun. (Bu baskılara şiddetle karşı çıktıklarını söylüyorlar&#8230;) Üç; devlet şiddetine ve “terörle mücadele” adı altında gerçekleştirilen “katliam”a hemen son verilsin&#8230; (Bu katliamın “suç ortağı olmayacaklarını” şimdiden duyuruyorlarmış&#8230;) İlk bakışta makul taleplermiş gibi görünüyor&#8230; Elbette talepler dikkate alınsın, (olabiliyorsa) müzakereler başlasın, şiddet sona ersin&#8230; Kim &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğruca adını koymak lazım: <strong>Anayasa Mahkemesi</strong>’nin <strong>“hak ihlali”</strong> kararı, terör propagandasına sunulmuş ince bir yargı desteğidir.</p>
<p>Bilardo sporunda vardır hani: <strong>“İnce görmek&#8230;”</strong></p>
<p>Bu kararıyla Anayasa Mahkemesi, ince görmüş oldu&#8230; Bundan sonra devletin terörle mücadelesini <strong>“suç”</strong> kapsamında görebilirsiniz ve başınıza bir şey gelmez. Hatta daha da ileri gidebilirsiniz, benzerlerinizle siyasal ortaklıklar oluşturabilirsiniz, terörle mücadelenin cezalandırılması gerektiğini savunabilirsiniz. Bu amaçla dernek ve parti kurabilirsiniz. Bu derece tehlikeli bir karar.</p>
<p>İsterseniz, önce <strong>“barış bildirisi”</strong> denilen 1128 imzalı akademisyenler bildirisine bakalım ve Anayasa Mahkemesi’nin neyi onaylamış olduğunu görelim.</p>
<p>Bakıyoruz ve şunu görüyoruz:</p>
<p>Rahatsız bir bildiri&#8230;</p>
<p><strong>Erdoğan </strong>nefretiyle kafayı yemiş liberallere (özellikle <strong>Hasan Cemal’</strong>e) sipariş edilse, ancak bu kadar <strong>“rahatsızı”</strong> yazılabilir. Erdoğan düşmanı güruh tatmin olsun diye hazırlanmış bir bildiri sanki&#8230;</p>
<p>Bildiride öne çıkan <strong>“makul</strong>” (!) hususlar (önermeler) şunlar:</p>
<p><strong>Bir</strong>; müzakere koşulları hazırlansın ve <strong>“kalıcı barış”</strong> için tüm çözüm yolları denensin&#8230; Hükümet, Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını derhal oluştursun&#8230; Müzakere görüşmelerinde, toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemciler bulunsun. (Böyle bir bağımsız gözlemciler grubu oluşturulursa, bu 1128 aydın gönüllü olarak heyet içinde yer alacakmış&#8230; <strong>“Bunu şimdiden beyan ediyoruz”</strong> diyorlar.)</p>
<p><strong>İki;</strong> siyasi iktidarın, muhalefeti ortadan kaldırmaya yönelik baskıları durdurulsun. (Bu baskılara şiddetle karşı çıktıklarını söylüyorlar&#8230;)</p>
<p><strong>Üç;</strong> devlet şiddetine ve <strong>“terörle mücadele”</strong> adı altında gerçekleştirilen “katliam”a hemen son verilsin&#8230; (Bu katliamın <strong>“suç ortağı olmayacaklarını”</strong> şimdiden duyuruyorlarmış&#8230;)</p>
<p>İlk bakışta makul taleplermiş gibi görünüyor&#8230;</p>
<p>Elbette talepler dikkate alınsın, (olabiliyorsa) müzakereler başlasın, şiddet sona ersin&#8230;</p>
<p>Kim itiraz edebilir ki?</p>
<p>Fakat bir de <strong>“realite”</strong> diye bir şey var.</p>
<p>Devlet şiddetinden söz edip, roketatarlı militanlara karşı operasyonu <strong>“katliam”</strong> olarak değerlendiren 1128 akademisyen, PKK şiddetini hiç görmüyor. (Bildiride bir tek kez bile <strong>PKK</strong> ismi geçmiyor&#8230;)</p>
<p>Bugüne kadar bölgede binlerce sivil öldürüldü.</p>
<p>Hepsi de, PKK militanlarının silahlarından çıkan kurşunlarla öldürüldü.</p>
<p>Devlet şiddetinden söz eden aymazlar, <strong>“Bu roketatarlar ve uzun namlulu silahlar da nerden çıktı? Bu hendekler niçin kazılıyor? Bu mayınlar niçin döşeniyor? Yollara dökülüp asker ve polisin bol olduğu bölgelere sığınan 200 bin Kürt vatandaşı kimin şiddetinden kaçıyor? Selo sen bu işe ne diyorsun?”</strong> diye sormuyor.</p>
<p>Müzakere masası kurulsun, yol haritası oluşturulsun, tamam da&#8230;</p>
<p>Bir masa vardı&#8230; Müzakereler başlamıştı&#8230; Toplumun geniş kesiminden bir <strong>“bağımsız gözlemciler heyeti”</strong> müzakerelere eşlik ediyordu&#8230; Sıra, PKK’nın Kandil’de toplayacağı <strong>“Silah Bırakma Kongresi”</strong>ne gelmişti.</p>
<p>Bütün bunlar olurken, kendilerine <strong>“aydın”</strong> diyen bu 1128 aymaz PKK’ya çağrı yapıyordu; <strong>“Demokrasi olmadan barış olmaz&#8230; Erdoğan’ın sizi aldatmasına izin vermeyin. Sakın silah bırakmayın&#8230;”</strong></p>
<p>Barış olurken savaşı savunmak, savaş olurken <strong>“barış”</strong> diye tutturmak nasıl bir halettir?</p>
<p>Nedir bu arkadaşların derdi?</p>
<p>Nihayetinde ne olmasını istiyorlardı da olmadı?</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/teror-propagandasina-yargi-destegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AYM, O Suça Ortak Oldu, Sessiz Kalamayız!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aym-o-suca-ortak-oldu-sessiz-kalamayiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aym-o-suca-ortak-oldu-sessiz-kalamayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jul 2019 12:23:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasamahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[ardan zentürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11974</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalizmin planı, iyi hazırlanmış, detaylandırılmış, zaman ayarlı ve hedefi belliydi: Rojava diye adlandırdıkları Haseke-Cerablus hattında şekillendirilmiş “terör koridorunu” Türkiye topraklarına taşımak. Bu Cizre-Kilis hattının tamamının Suriyelileşmesi, vatan topraklarının “özyönetim” lafı altında Siyonist bağlantılı başka bir iradenin eline geçmesi demekti. Kobani dedikleri Ayn el-Arab, planın başlangıç noktasıydı, DAEŞ kuşatmasına karşı yürütülen “sözde efsane” direniş (!), ancak Türkiye’nin aktif katkısı ve Peşmerge’nin oraya intikaline izin vermesiyle bir noktaya varabilmişti. Buna rağmen, Siyonist plan doğrultusunda Selahattin Demirtaş, Kobani için ayaklanma çağrısı yaptı, 7-12 Ekim 2014 tarihleri arasında 50’den fazla masumun ölümüne neden oldu. Aynı dönemde, Amerika’nın PKK’ya verdiği silah, mühimmat ve bombaların Türkiye’ye girdiğini, FETÖ’cü subay ve emniyet amirlerinin gözleri önünde “mevzilere yerleştirildiğini” çok sonra fark ettik. Hendekler-barikatlar hazırdı. Amerikan silahları ellerindeydi. Batı’dan gelmiş paralı askerler bile yanlarındaydı, Türkiye’ye içerden saldırdılar. Devlet, 2015 Temmuz sonu itibariyle, PKK’nın ucuz savaşçı olarak kullanıldığı bu emperyalist saldırıyı püskürtme kararlılığıyla harekete geçti. Tam 793 vatan evladını “hendek-barikat savaşları”nda şehit verdik. Bu vatan evlatlarının önemli bir bölümünün, planlanmış işgal amaçlı askeri darbeye psikolojik zemin hazırlama emri almış alandaki FETÖ’cü subaylar tarafından resmen ateşe atıldığı sonradan anlaşıldı. Bir ihanet belgesi ve akademisyenler (!) Vatan evlatları memleketin bekası için cephede can verirken, 1.128 akademisyenin (!) imzaladığı ve adına “Barış İçin Akademisyenler” denilen bir bildiriyle karşılaştık. Emperyalist işbirlikçiliğinin eline silah tutuşturulmuş teröristten ibaret olduğunu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Emperyalizmin planı, iyi hazırlanmış, detaylandırılmış, zaman ayarlı ve hedefi belliydi: <strong>Rojava diye adlandırdıkları Haseke-Cerablus hattında şekillendirilmiş “terör koridorunu” Türkiye topraklarına taşımak.</strong></p>
<p>Bu Cizre-Kilis hattının tamamının Suriyelileşmesi, vatan topraklarının <em>“özyönetim” </em>lafı altında Siyonist bağlantılı başka bir iradenin eline geçmesi demekti.</p>
<p>Kobani dedikleri Ayn el-Arab, planın başlangıç noktasıydı, DAEŞ kuşatmasına karşı yürütülen “sözde efsane” direniş (!), ancak Türkiye’nin aktif katkısı ve Peşmerge’nin oraya intikaline izin vermesiyle bir noktaya varabilmişti.</p>
<p>Buna rağmen, <em>Siyonist plan doğrultusunda</em> <strong>Selahattin Demirtaş</strong>, Kobani için ayaklanma çağrısı yaptı, 7-12 Ekim 2014 tarihleri arasında 50’den fazla masumun ölümüne neden oldu.</p>
<p>Aynı dönemde, Amerika’nın PKK’ya verdiği silah, mühimmat ve bombaların Türkiye’ye girdiğini, FETÖ’cü subay ve emniyet amirlerinin gözleri önünde <em>“mevzilere yerleştirildiğini” </em>çok sonra fark ettik.</p>
<p>Hendekler-barikatlar hazırdı. Amerikan silahları ellerindeydi. Batı’dan gelmiş paralı askerler bile yanlarındaydı, <strong>Türkiye’ye içerden saldırdılar.</strong></p>
<p>Devlet, 2015 Temmuz sonu itibariyle, PKK’nın ucuz savaşçı olarak kullanıldığı bu <em>emperyalist saldırıyı</em> püskürtme kararlılığıyla harekete geçti.</p>
<p>Tam 793 vatan evladını <em>“hendek-barikat savaşları”</em>nda şehit verdik.</p>
<p><strong>Bu vatan evlatlarının önemli bir bölümünün, planlanmış işgal amaçlı askeri darbeye psikolojik zemin hazırlama emri almış alandaki FETÖ’cü subaylar tarafından resmen ateşe atıldığı sonradan anlaşıldı.</strong></p>
<p><strong>Bir ihanet belgesi ve akademisyenler (!)</strong><br />
Vatan evlatları memleketin bekası için cephede can verirken, 1.128 akademisyenin (!) imzaladığı ve adına <strong>“Barış İçin Akademisyenler”</strong> denilen bir bildiriyle karşılaştık.</p>
<p><strong>Emperyalist işbirlikçiliğinin eline silah tutuşturulmuş teröristten ibaret olduğunu mu sanıyorsunuz, 70 yıllık vesayetin el altında tuttuğu çok adam var bu ülkede…</strong></p>
<p>Mideniz kaldırır mı, bilmem, o bildiriden kısa notlar:</p>
<p><strong><em>Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur&#8217;da, Silvan&#8217;da, Nusaybin&#8217;de, Cizre&#8217;de, Silopi&#8217;de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte (…) Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını…</em></strong></p>
<p>Savaşın orta yerinde PKK’ya tek kelime etmeden, <em>vatanını savunanları katliamcı ilan eden</em>bir metin… Savcılar gereğini yaptı, ama <strong>Anayasa Mahkemesi,</strong> adlarına nedense <em>“barış akademisyeni”(!)</em> denilen aslında <strong>emperyalist savaşın işbirlikçisi olan</strong> bu şahısların başvurularını haklı buldu, <em>“hak ihlaline”</em> karar verdi!..</p>
<p><strong>Bir suça ortak olmak…</strong><br />
<strong>AYM, bu kararıyla millete karşı işlenmiş bir suça ortak oldu.</strong></p>
<p>Mahkeme Başkanı <strong>Zühtü Arslan’</strong>ın <em>(kendisini FETÖ’nün emniyete hakim olduğu dönemde Polis Akademisi’nin Başkanı ve FETÖ’cü yayın organı Zaman’da yazıları yer alan, <strong>Fetullah Gülen’</strong>in internet sitesinden de <strong>“Polis Akademisi’ne Liberal Başkan”</strong> başlıklı yazıyla övülmesiyle tanıyoruz, bu portreye rağmen, 2012’de <strong>Abdullah Gül</strong> tarafından üyeliğe atandı)</em> 2 oyunun ağırlığıyla bu kararın alındığı biliniyor.</p>
<p>Savaşın ortasında Türk milletine karşı yayınlanmış, ülke topraklarını savunan ulusal güçleri katliamcı olarak yaftalayan bir metnin imzacılarına gösterilen bu <strong>“liberal</strong> <strong>şefkat”</strong>bir kırılma noktasıdır.</p>
<p><strong>Bu, yeniden Kuvvayı Milliye ruhuyla sürdürülen İSTİKLAL MÜCADELESİNİN hançerlenmesinin kolaylığını göstermesi bakımından önemlidir.</strong></p>
<p>Örnek, emperyalizmin kuşatmasına karşı sürdürülen kararlı mücadelenin tüm alanlarda örgütlü olması gerektiğini bir kez daha gösterdi.</p>
<p>FETÖMETRE’yi sivil bürokrasi ve yargıya uygulayın diye yıllardır tepinip duruyoruz&#8230;</p>
<p>Buyrun…</p>
<p>Ardan Zentürk/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aym-o-suca-ortak-oldu-sessiz-kalamayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zühtü Arslan Yeniden Anayasa Mahkemesi Başkanı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/zuhtu-arslan-yeniden-anayasa-mahkemesi-baskani/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/zuhtu-arslan-yeniden-anayasa-mahkemesi-baskani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jan 2019 09:43:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasamahkemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8022</guid>

					<description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi başkanı belli oldu! Seçimde aday saysının ikiye düşmesinden sonra başkanlık görevine devam eden Zühtü Arslan yeniden Anayasa Mahkemesi Başkanı oldu! Peki AYM Başkanı Zühtü Arslan kimdir ve nereli? Anayasa Mahkemesi başkanı Zühtü Arslan oldu! Vatandaşlar ilgiyle AYM başkanı Zühtü Arslan kimdir ve nereli? sorusunun cevabını araştırıyor. Özel olarak hazırladığımız bu içeriğimizde Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan hakkında detaylı bilgileri ve ayrıntıları bulabilirsiniz. ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI ZÜHTÜ ARSLAN KİMDİR VE NERELİ? 1964 yılında doğan Prof. Dr. Zühtü Arslan, 1987 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü&#8217;nden mezun oldu. Yüksek lisansını ve doktorasını 1991 ve 1996 yıllarında İngiltere&#8217;de Leicester Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde tamamladı. 2002 yılında Doçent, 2007 yılında da Profesör olan Arslan, Polis Akademisi Başkanı olarak görev yaptı. İnsan hakları, anayasa hukuku, hukuk-siyaset ilişkisi ve siyaset felsefesi gibi alanlarda çeşitli ulusal ve uluslararası akademik dergilerde makaleleri yayımlanan Arslan&#8217;ın ayrıca Anayasa Teorisi başlıklı bir kitabı bulunuyor. TBMM tarafından yürütülen Parlamento Tarihi projesinde &#8220;1957-1960 döneminden&#8221; sorumlu yazar olarak görev yapan Arslan, TESEV tarafından yürütülen &#8220;Türkiye&#8217;de Güvenlik Sektörü Almanak / 2005&#8221; projesinde &#8220;Hükümet&#8221; bölümünün yazımından sorumlu yazar olarak da yer aldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="lead">
<p class="selectionShareable">Anayasa Mahkemesi başkanı belli oldu! Seçimde aday saysının ikiye düşmesinden sonra başkanlık görevine devam eden Zühtü Arslan yeniden Anayasa Mahkemesi Başkanı oldu! Peki AYM Başkanı Zühtü Arslan kimdir ve nereli?</p>
<p>Anayasa Mahkemesi başkanı Zühtü Arslan oldu! Vatandaşlar ilgiyle AYM başkanı Zühtü Arslan kimdir ve nereli? sorusunun cevabını araştırıyor. Özel olarak hazırladığımız bu içeriğimizde Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan hakkında detaylı bilgileri ve ayrıntıları bulabilirsiniz.</p>
<p>ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI ZÜHTÜ ARSLAN KİMDİR VE NERELİ?</p>
<p>1964 yılında doğan Prof. Dr. Zühtü Arslan, 1987 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü&#8217;nden mezun oldu. Yüksek lisansını ve doktorasını 1991 ve 1996 yıllarında İngiltere&#8217;de Leicester Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde tamamladı. 2002 yılında Doçent, 2007 yılında da Profesör olan Arslan, Polis Akademisi Başkanı olarak görev yaptı.</p>
<p>İnsan hakları, anayasa hukuku, hukuk-siyaset ilişkisi ve siyaset felsefesi gibi alanlarda çeşitli ulusal ve uluslararası akademik dergilerde makaleleri yayımlanan Arslan&#8217;ın ayrıca Anayasa Teorisi başlıklı bir kitabı bulunuyor.</p>
<p>TBMM tarafından yürütülen Parlamento Tarihi projesinde &#8220;1957-1960 döneminden&#8221; sorumlu yazar olarak görev yapan Arslan, TESEV tarafından yürütülen &#8220;Türkiye&#8217;de Güvenlik Sektörü Almanak / 2005&#8221; projesinde &#8220;Hükümet&#8221; bölümünün yazımından sorumlu yazar olarak da yer aldı.</p>
<p class="selectionShareable">
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/zuhtu-arslan-yeniden-anayasa-mahkemesi-baskani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
