<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Amiral &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/amiral/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Apr 2021 13:20:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Amiral &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>27 Nisan ile 104 Amiral Bildirisinin Ortak Noktası</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/27-nisan-ile-104-amiral-bildirisinin-ortak-noktasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/27-nisan-ile-104-amiral-bildirisinin-ortak-noktasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 07:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Amiral]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[muhtıra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17188</guid>

					<description><![CDATA[Türk demokrasisinin üzerine düşen kara bir lekenin üzerinden 14 sene geçti. 27 Nisan 2007 tarihinde&#160;milletin moral değerlerinden kopuk subayların&#160;kontrolündeki Genel Kurmay milletin değerlerine sahip çıkan hükümete e-muhtıra verdi! Laiklik maskesinin&#160;arkasına saklanıp milli iradeyi tehdit etmişti. Tıpkı 104 amiralin bildirisi gibi tıpkı CHP grup başkanvekilinin yaptığı gibi. İslam&#8217;ı toplumdan uzaklaştırmak için kullanılan laiklik, vesayet çevrelerinin elinde millete karşı kullanılan bir silahtı tek parti döneminden beri. AK Parti&#160;hükümet olmuştu ama&#160;vesayet çevreleri muktedir olmasını istemiyordu.&#160;Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça vesayet odağı olarak kullanılan cumhurbaşkanlığı makamına milletin değerlerine sahip bir cumhurbaşkanı seçilsin de istemiyorlardı. Medyada yazılan çizilenlerin ötesinde cumhuriyet adını verdikleri mitinglerle hükümet uyarılıyordu. Emekli generaller(!) bu mitinglerde bayrak sallıyor ve&#160;cumhurbaşkanının AK Parti&#8217;nin etkin olduğu meclis tarafından seçilmesine engel&#160;olmak için kamuoyu oluşturuyorlar daha doğrusu orduyu harekete geçirmek istiyorlardı. Başını&#160;Atatürkçü Düşünce Derneği&#8217;nin&#160;çektiği Cumhuriyet mitinglerinde&#160;&#8216;Laik değilsen layık değilsin, Çankaya&#8217;da imam istemiyoruz, Çankaya yolları şeriata kapalı&#8217;&#160;sloganları yeri göğü inletiyordu. Vesayet sisteminin siyasi ayağı olan CHP de boş durmuyordu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,&#160;&#8216;Erdoğan cumhurbaşkanı olmamalı. Silahlı Kuvvetler&#8217;in buna kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum.&#8217;&#160;diyerek orduyu açıktan tahrik ediyordu. Ocak 2007&#8217;de ki beyanatında Baykal,&#160;Erdoğan, &#8216;Başkomutan olamaz. TSK ile uyumsuz birinin başkomutanlık yetkisini de kuşanan cumhurbaşkanlığına oturması engellenmelidir.&#8216; demişti. Peşinden&#160;Genel Kurmay Başkanı&#160;12 Mart 2007 de yaptığı basın toplantısında topa girdi ve, &#8216;Biz hem cumhurbaşkanımızın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk demokrasisinin üzerine düşen kara bir lekenin üzerinden 14 sene geçti.</p>



<p>27 Nisan 2007 tarihinde&nbsp;<strong>milletin moral değerlerinden kopuk subayların</strong>&nbsp;kontrolündeki Genel Kurmay milletin değerlerine sahip çıkan hükümete e-muhtıra verdi!</p>



<p><strong>Laiklik maskesinin</strong>&nbsp;arkasına saklanıp milli iradeyi tehdit etmişti. Tıpkı 104 amiralin bildirisi gibi tıpkı CHP grup başkanvekilinin yaptığı gibi.</p>



<p>İslam&#8217;ı toplumdan uzaklaştırmak için kullanılan laiklik, vesayet çevrelerinin elinde millete karşı kullanılan bir silahtı tek parti döneminden beri.</p>



<p><strong>AK Parti</strong>&nbsp;hükümet olmuştu ama&nbsp;<strong>vesayet çevreleri muktedir olmasını istemiyordu.</strong>&nbsp;Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça vesayet odağı olarak kullanılan cumhurbaşkanlığı makamına milletin değerlerine sahip bir cumhurbaşkanı seçilsin de istemiyorlardı.</p>



<p>Medyada yazılan çizilenlerin ötesinde cumhuriyet adını verdikleri mitinglerle hükümet uyarılıyordu. Emekli generaller(!) bu mitinglerde bayrak sallıyor ve<strong>&nbsp;cumhurbaşkanının AK Parti&#8217;nin etkin olduğu meclis tarafından seçilmesine engel&nbsp;</strong>olmak için kamuoyu oluşturuyorlar daha doğrusu orduyu harekete geçirmek istiyorlardı.</p>



<p>Başını&nbsp;<strong>Atatürkçü Düşünce Derneği&#8217;nin</strong>&nbsp;çektiği Cumhuriyet mitinglerinde&nbsp;<strong>&#8216;Laik değilsen layık değilsin, Çankaya&#8217;da imam istemiyoruz, Çankaya yolları şeriata kapalı&#8217;</strong>&nbsp;sloganları yeri göğü inletiyordu.</p>



<p>Vesayet sisteminin siyasi ayağı olan CHP de boş durmuyordu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,&nbsp;<strong>&#8216;Erdoğan cumhurbaşkanı olmamalı. Silahlı Kuvvetler&#8217;in buna kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum.&#8217;</strong>&nbsp;diyerek orduyu açıktan tahrik ediyordu.</p>



<p>Ocak 2007&#8217;de ki beyanatında Baykal,&nbsp;<strong>Erdoğan, &#8216;Başkomutan olamaz. TSK ile uyumsuz birinin başkomutanlık yetkisini de kuşanan cumhurbaşkanlığına oturması engellenmelidir.</strong>&#8216; demişti.</p>



<p>Peşinden&nbsp;<strong>Genel Kurmay Başkanı</strong>&nbsp;12 Mart 2007 de yaptığı basın toplantısında topa girdi ve, &#8216;Biz hem cumhurbaşkanımızın hem de aynı zamanda başkomutanımızın Silahlı Kuvvetler ve Türk milletinin sahip olduğu cumhuriyetin temel değerlerine, anayasamızda ifadesini bulan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealine, devletin üniter yapısına bağlı ama&nbsp;<strong>sözde değil özde,&nbsp;</strong>bunu davranışlarına yansıtacak şekilde bir cumhurbaşkanının oraya seçileceğine olan inancımı belirtmek istiyorum.&#8217;</p>



<p>Görev süresi dolan&nbsp;<strong>Ahmet Necdet Sezer</strong>&nbsp;de benzer bir açıklamada, &#8216;Türkiye&#8217;yi çağdışı rejime sürüklemek isteyenlerin demokrasiden söz etmelerinin bir oyun olduğu görülmelidir. Türkiye&#8217;de siyasal rejim, cumhuriyet kurulduğundan beri, hiçbir dönemde günümüzde olduğu kadar tehlikeyle karşı karşıya kalmamıştır.&#8217; diyerek AK Partili bir cumhurbaşkanının tehlikeli olduğunu ilan ediyordu.</p>



<p>Vesayet sistemi AK Partili birinin cumhurbaşkanı seçilmesini istemiyordu. Buna rağmen AK Parti Nisan ayında&nbsp;<strong>Abdullah Gül</strong>&nbsp;beyi aday göstermiş ve seçimin ilk turu yapılmıştı.</p>



<p>Cumhurbaşkanının mecliste seçilmesini engellemek için ortaya atılan 367 garabetine CHP sarılmış ilk oylamayı bu gerekçe ile anayasa mahkemesine götürmüş vesayet sisteminin bir diğer ayağı olan Anayasa Mahkemesi de bu garabeti onaylamıştı.</p>



<p>27 Nisan sabahı uyandığımızda vesayet çevrelerinin beklentisi gerçekleşmiş ve Genel Kurmay hükümete çok açık ve net bir muhtıra vermiştir.</p>



<p>Gerekçe yine laiklikti yine milletin dini hassasiyetleriydi.</p>



<p>&#8216;Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir.&#8217; diyerek başlayan muhtıra çocukların&nbsp;<strong>Kur&#8217;an&nbsp;</strong>okumaları ve ilahi söylemeleri,&nbsp;<strong>Kutlu Doğum</strong>&nbsp;haftasında milli eğitimin faaliyetlerinden duyulan rahatsızlık dile getiriliyordu.</p>



<p>Tıpkı 104 amiralin namazda sarık saran bir subayı gündeme getirdiği gibi.</p>



<p>Ordunun geçmişte verdiği benzer muhtıralar muhatapları tarafından kabul edilmiş ve millî irade vesayete mağlup olmuştu.</p>



<p>Ama bu kez geçmişten gerekli dersleri çıkartan&nbsp;<strong>AK Parti yönetimi geri adım atmadı.</strong>&nbsp;Ertesi gün bu muhtıraya cevap vererek tarihe geçti.</p>



<p>Muhtıra sahiplerine iade edildi ve hem&nbsp;<strong>erken seçim kararı alındı</strong>&nbsp;hem de cumhurbaşkanının doğrudan halkın seçmesini sağlayacak anayasa değişikliğini gerçekleştirdi.</p>



<p>Böylece Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen&nbsp;<strong>27 Nisan muhtırası etkisiz hale getirildi.</strong></p>



<p>Meclis yenilenince anayasa değişikliği henüz yürürlüğe girmediği için cumhurbaşkanı yine mecliste seçilecekti. 367 garabeti yine bir engel olarak orada duruyordu. CHP yine meclise girmeyerek oylamayı geçersiz kılma kararı almıştı ki devreye&nbsp;<strong>MHP Lideri Devlet Bahçeli</strong>&nbsp;girdi ve oylamada meclise girerek CHP&#8217;nin oyununu bozdu ve cumhurbaşkanı seçilmiş oldu.</p>



<p>Ama vesayet odakları AK Parti&#8217;nin muktedir olmasını istemiyorlardı. Bu kez 2008&#8217;de iktidar partisi aleyhine laiklik karşıtı odak olduğu gerekçesiyle kapatma davası açıldı.</p>



<p>Maalesef her seferinde laiklik istismar edilerek dindarlara karşı bir silah olarak kullanıldı. Onun için ben laikliğin ya böyle&nbsp;<strong>istismarı engelleyecek şekilde anayasada tarif edilmesini</strong>&nbsp;ya da çağdaş ülkelerde olduğu gibi anayasadan çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.</p>



<p>Zira, 104 amiralin bildirisinden CHP&#8217;lilerin ve kimi çevrelerin açıklamalarından aynı istismarın devam ettiği/edeceği görülmektedir.</p>



<p>Hülasa&nbsp;<strong>AK Parti bugünlere vesayet odaklarıyla çarpışa çarpışa geldi</strong>.</p>



<p>Başkanlık sistemiyle vesayet odakları tamamen etkisiz hale getirildi ve milli iradenin tam yetkili olması sağlandı.</p>



<p>Ancak, cumhurbaşkanı seçimi ve başörtüsü yasağını kaldıran anayasa değişikliğinde olduğu gibi önemli meselelerde milli duruş sergileyen MHP ve lideri Bahçelinin hakkını teslim lazımdır.</p>



<p>15 Temmuz kalkışmasından sonra oluşan&nbsp;<strong>Cumhur İttifakı tam bağımsız güçlü Türkiye</strong>&nbsp;hedefine kilitlenerek dâhili vesayet odaklarına ve harici düşmanlarına karşı güçlü bir cephe oluşturmuştur.</p>



<p>CHP yönetiminin ise hala eski vesayet günlerinin özlemiyle yanıp tutuştuğu görülmektedir.</p>



<p>Üzücü olan ise 27 Nisan muhtırası üzerine Başkan Erdoğan&#8217;a gidip bu mücadelede yanında olmak için siyasete girmeye karar verenlerin, makamlarını yitirdikten sonra bugün Başkan Erdoğan&#8217;ın en hırçın hasmı haline gelmeleridir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/27-nisan-ile-104-amiral-bildirisinin-ortak-noktasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bırakalı 3-5 Ay Oldu Geri mi Gelelim?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/birakali-3-5-ay-oldu-geri-mi-gelelim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/birakali-3-5-ay-oldu-geri-mi-gelelim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 08:03:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Amiral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17068</guid>

					<description><![CDATA[Anayasa ile ifade özgürlüğünü garanti altına almış bir ülke olan Türkiye&#8217;de herkes düşüncesini ifade etme hakkına sahiptir. Özellikle de alanlarında uzmanlaşmış şahsiyetlerin düşünceleri hem toplumu hem yönetimi uyarma hususunda önemli misyon ifa edebilir. Bu bağlamda görüşlerine katılmasak da emekli amirallerin düşüncelerini ifade etmeleri de demokratik bir hak olarak görülmelidir. Ancak amiraller düşüncelerini ifade ederken&#160;üstenci, buyurgan ve kibirli bir dil&#160;kullanır ve düşüncelerini muhtıraları hatırlatır biçimde gece yarısı yayınlar ve de, düşüncelerine itibar edilmezse,&#160;&#8220;Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir&#8221;&#160;şeklinde açıkça tehdit savururlarsa; bu yöntem ifade hürriyetinden çok demokrasiyi tehdit eden muhtıra özelliği taşır ki işte o zaman demokratik kurumlar harekete geçer. Geçmiştir de. 104 amiralin bildirisi bu şekliyle&#160;antidemokratik bir çıkıştır. Kırk tekir kedinin bir aslan etmeyeceği gibi 104 değil bin dört emekli amiralin bir muvazzaf subay kadar yetkisinin olmadığını elbette herkes biliyor. Ama deniz kuvvetlerinde amiralliğe kadar yükselmiş bu zevatın Atatürk&#8217;ün arkasına sığınarak seçilmiş iktidara parmak sallamasının, kışkırtıcı bir misyon üstlendiği de göz ardı edilmemelidir/edilmemiştir. Vesayet döneminin alışkanlıklarını sürdüren bu zevatın; kendilerini milletin üstünde gördükleri,&#160;halkına yabancı oldukları,içinden çıktıkları topluma tepeden baktıkları ve 15 Temmuz hain kalkışmasından&#160;zerre kadar ders almadıkları&#160;kullandıkları dilden açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır. Unutulmaya yüz tutmuş&#160;104 mütekait amiralin bence isimleri de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Anayasa ile ifade özgürlüğünü garanti altına almış bir ülke olan <strong>Türkiye&#8217;de herkes düşüncesini ifade etme hakkına sahiptir.</strong> Özellikle de alanlarında uzmanlaşmış şahsiyetlerin düşünceleri <strong>hem toplumu hem yönetimi uyarma</strong> hususunda önemli misyon ifa edebilir.</p>



<p>Bu bağlamda görüşlerine katılmasak da emekli amirallerin düşüncelerini ifade etmeleri de demokratik bir hak olarak görülmelidir.</p>



<p>Ancak amiraller düşüncelerini ifade ederken&nbsp;<strong>üstenci, buyurgan ve kibirli bir dil</strong>&nbsp;kullanır ve düşüncelerini muhtıraları hatırlatır biçimde gece yarısı yayınlar ve de, düşüncelerine itibar edilmezse,&nbsp;<strong>&#8220;Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir&#8221;</strong>&nbsp;şeklinde açıkça tehdit savururlarsa; bu yöntem ifade hürriyetinden çok demokrasiyi tehdit eden muhtıra özelliği taşır ki işte o zaman demokratik kurumlar harekete geçer. Geçmiştir de.</p>



<p>104 amiralin bildirisi bu şekliyle&nbsp;<strong>antidemokratik bir çıkış</strong>tır.</p>



<p>Kırk tekir kedinin bir aslan etmeyeceği gibi 104 değil bin dört emekli amiralin bir muvazzaf subay kadar yetkisinin olmadığını elbette herkes biliyor.</p>



<p>Ama deniz kuvvetlerinde amiralliğe kadar yükselmiş bu zevatın Atatürk&#8217;ün arkasına sığınarak seçilmiş iktidara parmak sallamasının, kışkırtıcı bir misyon üstlendiği de göz ardı edilmemelidir/edilmemiştir.</p>



<p><strong>Vesayet döneminin alışkanlıklarını sürdüren bu zevatın</strong>; kendilerini milletin üstünde gördükleri,&nbsp;<strong>halkına yabancı oldukları,</strong>içinden çıktıkları topluma tepeden baktıkları ve 15 Temmuz hain kalkışmasından&nbsp;<strong>zerre kadar ders almadıkları</strong>&nbsp;kullandıkları dilden açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır.</p>



<p>Unutulmaya yüz tutmuş&nbsp;<strong>104 mütekait amiralin bence isimleri de çok önemli değil</strong>;&nbsp;<strong>önemli olan</strong>&nbsp;onlara tam da Türkiye&#8217;nin ordusuyla karada denizde ve havada destanlar yazdığı bu dönemde bu bildiriyi yazdırmaya teşvik eden&nbsp;<strong>faktör ve güçlerdir</strong>.</p>



<p>Eğer kendiliklerinden yazmışlarsa&nbsp;<strong>dâhili</strong>&nbsp;<strong>bedhahlar</strong>&nbsp;zümresinden olduklarında şüphe yoktur ve Türkiye&#8217;ye iç cephede zarar veren unsurlardır.&nbsp;<strong>İç tehdit oluşturmaktadırlar.</strong></p>



<p>Yok, bu bildirinin arkasında dış bağlantılar varsa, bildiri bambaşka bir renge bürünür ki faillerinin ve azmettiricilerinin bu ülkenin ve milletin dostu olmadıkları netlik kazanır.</p>



<p>Tabii bu bildiri kimin demokrasiden yana kimin karşısında olduğunu da ortaya koyan bir mihenk taşı rolü üstlenmiş oldu.</p>



<p><strong>İyi Partili</strong>&nbsp;bir milletvekili bildirinin altına imza atacağını ilan edince bir başka partili bunun darbeci dilini eleştirdi. Partinin karışacağını gören&nbsp;<strong>Akşener&nbsp;</strong>basının karşısına çıktı ve her ne kadar bildiriye verilen tepkileri&nbsp;<strong>üzerinde tepinmek</strong>&nbsp;olarak eleştirse de bu bildiriyi bir&nbsp;<strong>zevzeklik&nbsp;</strong>olarak niteleyerek tavrını koydu. Tabii ki bildiri zevzeklik diyerek geçiştirilecek kadar basit değil ama en azından karşı çıkarak doğru olanı yapmıştır diyecektim ki Akşener&#8217;in amirallerin tutuklanmalarına karşı çıktığı haberi geldi! Amirallere sahip çıktı!</p>



<p>Ana muhalefet partisi CHP maalesef bu yazıyı kaleme aldığım saate kadar ne şiş yansın ne kebap politikası güttü. Hatta bazı partililer ifade hürriyeti olarak niteleyip bildiriden yana tavır bile koydular.</p>



<p>Hatta hatta, 100 eski CHP milletvekili&nbsp;<strong>amiralleri destekleyen bir bildiri</strong>&nbsp;yayınladılar.</p>



<p>Yani 28 Şubatı destekleyen, 27 Nisan muhtırasına &#8216;<strong>Duvara tosladınız&#8217;</strong>&nbsp;diyen, 15 Temmuz hain girişimine kontrollü darbe/tiyatro diyen CHP aynı CHP.</p>



<p>AK Parti cenahının tepkilerini yazmaya gerek yok.</p>



<p>Bu bildiriye karşı en net tavrı koyan da,&nbsp;<strong>&#8216;rütbeleri sökülsün, emekli maaşları kesilsin&#8217;&nbsp;</strong>diyen&nbsp;<strong>MHP Lideri devlet Bahçeli</strong>&nbsp;beydi.</p>



<p>Evet, bu bildirinin ülkeye faydası olmadığı kesin.</p>



<p>Kime hizmet ettiğini ve kimleri sevindirdiğini&nbsp;<strong>Milli Savunma Bakanlığı</strong>&nbsp;gayet net bir şekilde açıkladı dedi ki:</p>



<p>&#8220;Böyle bir bildiri yayınlamanın demokrasimize zarar vermekten, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekten v<strong>e düşmanlarımızı sevindirmekten başka bir işe yaramayacağı açıktır.&nbsp;</strong>Bağımsız Türk yargısının gereğini yapacağına inancımız tamdır.&#8221;</p>



<p>Ne ceza alırlarsa alsınlar bu zevat düşüncelerinden vazgeçmezler ama en azından, Türkiye&#8217;nin eski Türkiye olmadığını anlarlar.</p>



<p>Tam yazımı bitirmiştim ki,&nbsp;<strong>ANAP dönemi Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler</strong>&nbsp;ağabeyin aşağıdaki mesajı düştü telefonuma. Diyor ki Vehbi ağabey: &#8220;Özal 1983 sonunda iktidar oldu. O zaman 5 darbeci general hükümete her gün talimat verirdi. Zaten ordu da medya da emirlerindeydi. Anlaşılan bildiri yayınlayan emekli amiraller hâlâ o eski günlerin sarhoşluğu içindeler. 19 Mayıs kıyafetinin seçimini valilere bıraktım diye, &#8216;<strong>bırakalı 3-5 ay oldu geri mi gelelim&#8217;</strong>&nbsp;diye efelenen generaller vardı o zaman. O günler bir daha gelmeyecek ey vesayetçiler, rüyadan uyanın!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/birakali-3-5-ay-oldu-geri-mi-gelelim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amiraller Gençliklerinde de Rahatsızlardı…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/amiraller-gencliklerinde-de-rahatsizlardi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/amiraller-gencliklerinde-de-rahatsizlardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2021 10:41:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Amiral]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Montrö]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17059</guid>

					<description><![CDATA[28 Şubat 1997&#8217;de askeri postal veya askeri şapka fotoğrafının altında veya üstünde yapılan haberlerde &#8220;genç subaylar rahatsız&#8221; denilirdi…Aradan uzun zaman geçti ve o günün genç subayları bugün emekli oldular ve yine rahatsızlar…Gece yarısı bildirileriyle anlaşıldı ki; adamların rahatsızlıkları hiç bitmeyecek. Aslında bu umutsuz bir vakıa. Tedavisi olmayan müzmin bir hastalık ! Fakat anlayamadığım konu ise, her defasında bir avuç insanın ülkemizin gündemini işgal etmesi, korku ve endişe salma gücü ve becerisidir… Ne zaman, seksen üç milyon nüfuslu bir millet olarak kendimizden emin bir şekilde, &#8220;kendini bilmez bir avuç kişiden bize ne !&#8221; diyebileceğiz? Gençliğimizden bugüne kadar millet olarak endişeli yaşamdan bunaldık ve yorulduk artık! Her zaman kötü adamlar peşimizden elleri sopalı biçimde koşacak ve biz, yakalanmamak için hep kaçış pozisyonunda mı olacağız? Böyle huzur olur mu? Tahammül sınırlarımızı zorluyor… Koronavirüs salgınında da öyle…Topluma çok büyük bir endişe ve korku pompalanıyor. Adeta herkese &#8220;hastalık geliyor, kaçın!&#8221; deniliyor. Şimdiye kadar &#8220;gençlere ve çocuklara zarar vermiyor&#8221; denilerek 60 yaş üstündekiler kaçmaya davet ediliyordu ama şimdilerde onların aşıları bitince bu defa da &#8220;gençlere, koronavirüs geliyor kaçın!&#8221; denilmeye başlandı. Samimi söylüyorum ne oluyor anlamıyorum ? Biri bana bu karmaşayı izah edebilir mi? Hep kaçış ve teyakkuz hali gerçekten yordu bizleri! Uzun süredir millet ittifakının içinde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>28 Şubat 1997&#8217;de askeri postal veya askeri şapka fotoğrafının altında veya üstünde yapılan haberlerde &#8220;genç subaylar rahatsız&#8221; denilirdi…Aradan uzun zaman geçti ve o günün genç subayları bugün emekli oldular ve yine rahatsızlar…Gece yarısı bildirileriyle anlaşıldı ki; adamların rahatsızlıkları hiç bitmeyecek. Aslında bu umutsuz bir vakıa. Tedavisi olmayan müzmin bir hastalık !</p>



<p>Fakat anlayamadığım konu ise, her defasında bir avuç insanın ülkemizin gündemini işgal etmesi, korku ve endişe salma gücü ve becerisidir… Ne zaman, seksen üç milyon nüfuslu bir millet olarak kendimizden emin bir şekilde, &#8220;kendini bilmez bir avuç kişiden bize ne !&#8221; diyebileceğiz?</p>



<p>Gençliğimizden bugüne kadar millet olarak endişeli yaşamdan bunaldık ve yorulduk artık! Her zaman kötü adamlar peşimizden elleri sopalı biçimde koşacak ve biz, yakalanmamak için hep kaçış pozisyonunda mı olacağız? Böyle huzur olur mu? Tahammül sınırlarımızı zorluyor…</p>



<p>Koronavirüs salgınında da öyle…Topluma çok büyük bir endişe ve korku pompalanıyor. Adeta herkese &#8220;hastalık geliyor, kaçın!&#8221; deniliyor. Şimdiye kadar &#8220;gençlere ve çocuklara zarar vermiyor&#8221; denilerek 60 yaş üstündekiler kaçmaya davet ediliyordu ama şimdilerde onların aşıları bitince bu defa da &#8220;gençlere, koronavirüs geliyor kaçın!&#8221; denilmeye başlandı. Samimi söylüyorum ne oluyor anlamıyorum ? Biri bana bu karmaşayı izah edebilir mi? Hep kaçış ve teyakkuz hali gerçekten yordu bizleri!</p>



<p>Uzun süredir millet ittifakının içinde veya dışında açık veya gizli PKK ilişkili HDP iktidar ortağı olmasın diye dil döküyoruz ama nafile…Muhalefet tüm umutlarını PKK ilişkili HDP ile gizli açık ortaklığa bağlamış durumdadır. Konuşuyoruz ama bu tehdit bir türlü peşimizi bırakmıyor. Muhalefet böylesine bir çürümeyi çözüm olarak önümüze nasıl koyabiliyor? Bizler hangi yanlışı yaptık da, ikna edici özelliğimizi böylesine zayıflattık? Nasıl bu hale geldik veya getirildik de bu derece derdimizi milletimize anlatmaya zorlanıyoruz ? Güvenilirliğimizi neden bu kadar zayıflattık?</p>



<p>İktidar uzun süredir yaptığı çalışmaları , sağladığı hakları, imkanları, hizmetleri milletimiz neden kaybetme korkusu yaşayarak sahiplenmemektedir? Kaybetme korkusu var ve sahiplenmişse bir avuç insanın laf gürültüsünden bu kadar yüksek perdeli endişenin nedeni nedir o halde? Ortada bitmek tükenmek bilmeyen bir sorun, birilerinin daima kovalaması birilerinin de daima kaçmasıdır.</p>



<p>Bu noktada Hem iktidara hem de muhalefete seslenmek istiyorum. Bir tarafın elinde sopa kovalayıp peşinden koştuğu ve kaçırdığı kişiler olmaktan bıktık, usandık. Yorulduk! Yeter artık! Biraz huzur! Ne olursunuz?</p>



<p>Başkanlık sistemi ve idarecileri en kısa zamanda, yukarıda saydığım sorunları ortadan kaldıracak ve tüm tehditleri bertaraf edecek bir yapıya kavuşturulmalıdır…</p>



<p>Yeter yahu!</p>



<p>Huzur, huzur, huzur…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/amiraller-gencliklerinde-de-rahatsizlardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amiral Husumet Kurbanı mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/amiral-husumet-kurbani-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/amiral-husumet-kurbani-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Müşfik Kadir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 10:01:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Amiral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14492</guid>

					<description><![CDATA[Alsancak altında bir ömrü memleket uğruna adamış bir askerden, dahası neferden bahsedeceğim sizlere.Henüz çocuk yaşta adım attığı Silahlı Kuvvetler&#8217;i yuvası bilmiş ve her türlü fırtınalara rağmen gemisini terk etmemiş gerçek bir levent. En hain ihanetlerde bile safını devletinden yana belirlemiş samimi bir subay.Her türlü tehdite rağmen &#8220;Gözünü Budaktan Esirgemeyen&#8221; gerçek bir asker. Engin tecrübesi ve öngörüleri ile mensubu olduğu kuruma değer katan bir bilim insanı. Tüm bu olumlu hasletlerin mutlu bir sona doğru ilerlediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Deyim yerinde ise tam da meyve vereceği aşamada nadasa çekilen bir tarla misali hüzün kapladı dört bir yanını. Sürekli üreten ve kendini yenileyen bu askere yapılan, açık söylemek gerekirse bir tenzili rütbe meselesidir. Buna kısaca haksızlık da diyebiliriz.FETÖ ile mücadele eden böyle insanların tasfiyede kullanılan tipik bir yöntem:Önce savunulamayacak hataların içine düşürülür (alınan malzemelerin uygun olmaması) ve bu durumda artık bu ve bunun gibi diğerleri korumaya savunmaya kalkışacak olsa Cumhurbaşkanı ya da hükümet bu sefer yolsuzluk yapmış birine sahip çıkıyor diye ortalığı velveleye verirler.. Tıpkı Ankara&#8217;da Melih Gökçek&#8217;in durumu gibi.. Dikkat ederseniz Melih Gökçek görevden alınana kadar hakkında söylenen onca söz görevden alınınca birden kesildi çünkü amaç nasıl oldu.. Fetöcüler bu olayda da bu milli duruşu ve çıkışları olan amiralimize karşı bürokrasinin ince atraksiyonları &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Alsancak altında bir ömrü memleket uğruna adamış bir askerden, dahası neferden bahsedeceğim sizlere.<br>Henüz çocuk yaşta adım attığı Silahlı Kuvvetler&#8217;i yuvası bilmiş ve her türlü fırtınalara rağmen gemisini terk etmemiş gerçek bir levent. En hain ihanetlerde bile safını devletinden yana belirlemiş samimi bir subay.<br>Her türlü tehdite rağmen &#8220;Gözünü Budaktan Esirgemeyen&#8221; gerçek bir asker. Engin tecrübesi ve öngörüleri ile mensubu olduğu kuruma değer katan bir bilim insanı. Tüm bu olumlu hasletlerin mutlu bir sona doğru ilerlediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Deyim yerinde ise tam da meyve vereceği aşamada nadasa çekilen bir tarla misali hüzün kapladı dört bir yanını. Sürekli üreten ve kendini yenileyen bu askere yapılan, açık söylemek gerekirse bir tenzili rütbe meselesidir. Buna kısaca haksızlık da diyebiliriz.<br>FETÖ ile mücadele eden böyle insanların tasfiyede kullanılan tipik bir yöntem:<br>Önce savunulamayacak hataların içine düşürülür (alınan malzemelerin uygun olmaması) ve bu durumda artık bu ve bunun gibi diğerleri korumaya savunmaya kalkışacak olsa Cumhurbaşkanı ya da hükümet bu sefer yolsuzluk yapmış birine sahip çıkıyor diye ortalığı velveleye verirler.. Tıpkı Ankara&#8217;da Melih Gökçek&#8217;in durumu gibi.. Dikkat ederseniz Melih Gökçek görevden alınana kadar hakkında söylenen onca söz görevden alınınca birden kesildi çünkü amaç nasıl oldu.. Fetöcüler bu olayda da bu milli duruşu ve çıkışları olan amiralimize karşı bürokrasinin ince atraksiyonları ile bir sonuç almış durumdalar. Savunsan bak böyle bir amirali savunuyorsunuz diyecekler…<br>İşin özeti, konunun tamamına vakıf olmamakla beraber kronolojik olarak FETÖ yöntemine kurban giden bir amiral olmuş olma olasılığı elbette tedirgin edici bir durum…<br>Aslında Türkiye&#8217;nin bürokrasi tarihi çok iyi ve ayrıntılı şekilde bilinmeli. Eğer bu konuda analitik bir düşünceye sahip olmazsak daha böyle çok goller yeriz…<br>Peki, bu durumda ülkesi için düşünen, konuşan, dert edinen insanlar olarak bizler ne yapmalıyız? Öncelikle devletin elindeki bilgilerin bizden farklı olabileceğini hem bileceğiz hem de devletin karar mekanizmalarının yanıltılabileceğini bilmeliyiz.. Bu, bizi hem fevrilikten korur hem de verilen kararlar yanlış bile olsa başka doğru bir gayeye matuf ise o karara zarar vermemiş oluruz. Devletimizi yıpratmamış ve karar mekanizmalarının verecekleri karaları olumsuz yönden etkilememiş oluruz..<br>Hükümetler halk için iktidara gelirler fakat bürokrasideki zinde güçler ise sürekli kendi ya da kendilerinin bağlı olduğu gizli iktidar için çalışırlar. Bunu, bazen devlette devamlılık esastır adı altında yaparlar bazen de teknik bir dille konunun içinden ancak onların yöntemi ile çıkılacağı fikrini aşılayarak yol alırlar…<br>Bu durumu birkaç şekilde yorumlamaya çalışalım;</p>



<p>Cihat Yaycı meselesi basite alınabilecek bir konu değil. Türkiye’de Kemalist bir darbe ihtimali her zaman vardı. FETÖ bunu kaşıyarak paşayı kızağa çektirmiş olabilir ama bunun sonuçları daha vahim olabilir. Zira önümüzde Ahmet Necdet Sezer örneği var. O dönemde cumhurbaşkanlığı için ciddi sıkıntılar vardı ve Anayasa Mahkemesi başkanı olan bu zat milletin hoşuna gidecek sözler söylüyordu. Sağcı solcu kim varsa aşırı bir sempati beslemeye başladı A.N. Sezer&#8217;e. Hiç alakası yokken cumhurbaşkanı seçildi ve herkes memnun oldu ama aslında nasıl bir zokayı yuttuklarını sonra anladılar.. Şimdi Cihat Yaycı doğal bir lider oldu.<br>Türkiye&#8217;nin Sisi’si Cumhurbaşkanı ile arasına girecek, cumhurbaşkanını kendi kontrolünden çıkaracak kim varsa bir şekilde ekarte edip yerini sağlamlaştırıyor ve önlemini alıyor. Yaycı’nın karargaha alınmasına vesile olan füze bağlantı teli ihalesi ve ihaleyi yapan alt subaylar hakkında soruşturma izni vermeyen savunma bakanı komutan (Yaycı hakkında izin veriyor) neden?</p>



<p>Her şey devletin planlamasıyla gerçekleşiyor. Tıpkı çöle bırakılan papağanın ölü taklidiyle akbabayı yeme projesi gibi… Devlet güçlü, lakin vatandaş algılara kurban olduğu için devletin bekasını tehlikeye atacak kararlar verebilir. Devlet bunun önüne geçmek için kendisini zayıf gösterip içerde gezi veya benzerlerini planlayanları cesaretlendirip meydana çıkarmak ve müdahale ile sindirmek istemiş olabilir. Çünkü dışarıda da önemli bir sürece giriyoruz. Rusya, Mısır, Suudi Arabistan ve eşkıya BAE ile savaşma ihtimalimiz güçleniyor…</p>



<p>Allah memlekete zeval vermesin. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler. İnşallah bizlere de güzel eylemesine vesile kılacak eylemler yapmayı nasip eyler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/amiral-husumet-kurbani-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
