<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ak Parti &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ak-parti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Apr 2024 13:01:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Ak Parti &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Yeniden AK Parti&#8221; Kurulur Mu?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yeniden-ak-parti-kurulur-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yeniden-ak-parti-kurulur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Servet Hocaoğulları]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2024 13:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=19107</guid>

					<description><![CDATA[AK Partinin Erdoğan sonrası ANAP gibi mi; yoksa Yeniden Refaf Partisi gibi mi olacağı şeklinde &#8220;Politik bahis&#8221; oynanıyor? Oysa bu tarz politik kumar eğlenceleri birilerinin hobisi olabilir. Asıl soru şudur: Muhalefetin&#160; (CHP /DEM) gerçek hedefi iktidara mı yürümektir; yoksa Erdoğan&#8217;ın içinden kopup geldiği ve özellikle&#160;&#160;&#160; 22 yıldır temsil ettiği muhafazakar-dindar-milliyetçi anlayış ve yaşam tarzının üzerine mi yürümektir. Yani Özgür Özel&#8217;in Armağan Çağlayan&#8217;a verdiği demeçte söylediği gibi: &#8221; Cumhuriyet işgal edilmiştir; Erdoğan&#8217;ı devireceğiz; işgal edilmiş Cumhuriyeti Atatürk&#8217;e iade edeceğiz. Başkanlık sistemini sonlandıracağız. Laikliği geri getireceğiz!&#8230;&#8221;. Demeci gibi gayet açık ve net Erdoğan&#8217;a oy verenlerin üstüne sosyolojik olarak da yürüme hesabı mıdır? Veya Canan Kaftancıoğlu&#8217;nun 14 Mayıs seçimlerinden önce söylediği &#8220;Oy alacağız diye dindarlara iyi görünmek gibi bir Takiyye yapmayı doğru bulmuyorum. Erdoğan&#8217;ı göndereceğiz ve 22 yıllık bizi Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştıran Erdoğan&#8217;ı ve onun temsil ettiği kitleyi geldikleri yere/konuma geri götüreceğiz?&#8230;&#8221;. söyleminde olduğu gibi &#8220;Mesel siyaset değil sadece&#8230;&#8221; kini midir? Bu şu demek: Özgür Özel de Canan Kaftancıoğlu da halkı tanımıyor. Hatta Cumhuriyeti de kendi kafasında yaşattığı ve kendileri gibi düşünmeyenleri ötekileştirici zihniyette tarif ediyor. Türkiye, Özel&#8217;in de Kaftancıoğlu&#8217;nun da arzuladığı ve buna göre örgütlendiği hedeflere, niyetlere izin vermedi; vermeyecek. Erdoğan sonrası Türkiye&#8217;de hiç bir gücün eski Türkiye şartlarına ve yönetme biçimine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>AK Partinin Erdoğan sonrası ANAP gibi mi; yoksa Yeniden Refaf Partisi gibi mi olacağı şeklinde &#8220;Politik bahis&#8221; oynanıyor? Oysa bu tarz politik kumar eğlenceleri birilerinin hobisi olabilir.</p>



<p>Asıl soru şudur: Muhalefetin&nbsp; (CHP /DEM) gerçek hedefi iktidara mı yürümektir; yoksa Erdoğan&#8217;ın içinden kopup geldiği ve özellikle&nbsp;&nbsp;&nbsp; 22 yıldır temsil ettiği muhafazakar-dindar-milliyetçi anlayış ve yaşam tarzının üzerine mi yürümektir.</p>



<p>Yani Özgür Özel&#8217;in Armağan Çağlayan&#8217;a verdiği demeçte söylediği gibi: &#8221; Cumhuriyet işgal edilmiştir; Erdoğan&#8217;ı devireceğiz; işgal edilmiş Cumhuriyeti Atatürk&#8217;e iade edeceğiz. Başkanlık sistemini sonlandıracağız. Laikliği geri getireceğiz!&#8230;&#8221;. Demeci gibi gayet açık ve net Erdoğan&#8217;a oy verenlerin üstüne sosyolojik olarak da yürüme hesabı mıdır?</p>



<p>Veya Canan Kaftancıoğlu&#8217;nun 14 Mayıs seçimlerinden önce söylediği &#8220;Oy alacağız diye dindarlara iyi görünmek gibi bir Takiyye yapmayı doğru bulmuyorum. Erdoğan&#8217;ı göndereceğiz ve 22 yıllık bizi Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştıran Erdoğan&#8217;ı ve onun temsil ettiği kitleyi geldikleri yere/konuma geri götüreceğiz?&#8230;&#8221;. söyleminde olduğu gibi &#8220;Mesel siyaset değil sadece&#8230;&#8221; kini midir?</p>



<p>Bu şu demek: Özgür Özel de Canan Kaftancıoğlu da halkı tanımıyor. Hatta Cumhuriyeti de kendi kafasında yaşattığı ve kendileri gibi düşünmeyenleri ötekileştirici zihniyette tarif ediyor.</p>



<p>Türkiye, Özel&#8217;in de Kaftancıoğlu&#8217;nun da arzuladığı ve buna göre örgütlendiği hedeflere, niyetlere izin vermedi; vermeyecek. Erdoğan sonrası Türkiye&#8217;de hiç bir gücün eski Türkiye şartlarına ve yönetme biçimine geri dönme/döndürme şansı da hakkı da yok!&#8230; Halk 15 Temmuzda yaptığından daha sert tepkisini verir.</p>



<p>O zaman &#8220;Erdoğan sonrası&#8221; hesap yapanların, son 22 yıldaki kazanımları kaybettirme hesapları tutmaz!&#8230; Çünkü bu kazanımların hepsi artık Türkiye&#8217;nindir ve halkındır.</p>



<p>31 Mart yerel seçimlerin verdiği mesaj ve gösterdiği hedef çok sadedir: &#8221; Halkı kızdırmayın!&#8230;&#8221;. Bu kadar açık bir tablo sergilemiştir halk: Aklımla, duygularımla ve cebimle oynamayın!&#8230; Sabrımı yanlış anlamayın!&#8230;</p>



<p>Maalesef, 14-28 Mayıs sonuçlarını, halkın verdiği mesajı ve duyguları anlamakta ve gereğini yapmakta hem sayın Erdoğan gecikmiş hem de daha fazlasıyla AK Parti teşkilatı halkın gözünün içine sokarak duyarsız ve üstenci davranarak bu tablonun oluşmasının sebebi olmuştur.</p>



<p>Millet İttifakı da 14-28 Mayıs sonuçlarını anlamamıştır. Hatta 31 Mart seçimlerindeki tabloyu hiç beklemiyordu; Çünkü böyle bir başarı için bir süreç de yaşamıyordu. Aksine CHP kendi iç sorunları sebebiyle, ittifak paydaşlarının paramparça oluşu sebebiyle oy kaybı endişesi bile yaşıyordu.</p>



<p>Zaten AK Parti de &#8220;Millet İttifakı param parça; hepsinin adayı var!&#8230; İşim kolay!&#8221; diye ıslık çalarak sahada geziniyordu!&#8230;</p>



<p>Fakat &#8220;Güm!&#8230;.&#8221; diye bir ses yankılandı!&#8230; Halkın sesi.</p>



<p>Halk, partilerden daha etkin siyaset yaptığını bir daha hatırlattı. Halk &#8220;Ben kandırılacak, algısıyla oynanacak, Demokrasi dilencisi değilim!&#8230; Ben bu ülkenin gerçek sahibiyim! Bayrağın iradesiyim!&#8230; Herkes işine baksın! Görevine odaklansın!&#8230;&#8221; dedi.</p>



<p>O nedenle Halk, Özgür Özel&#8217;in &#8220;İşgal edilmiş Cumhuriyeti kurtaracağız!&#8230;&#8221; ağzının da ortasına vurur; Takiyyeye gerek yok diyen Kaftancıoğlu&#8217;nun da hesaplarını bozar!&#8230; Çok sevdiği ve ölene kadar lider olarak desteklediği Erdoğan&#8217;ın işi alttan alma ve bazı çözümleri oyalayarak zaman kazanma taktiklerine karşı da &#8221; Reis!&#8230; Yapma!&#8230; Beni zorlama!&#8221; mesajını çok pratik gösterecek güçte olduğunu da gösterdi.</p>



<p>Biz buna &#8220;YENİDEN HALK PARTİSİ&#8221; diyoruz!&#8230;</p>



<p>Bu parti bin yıldır bu topraklarda tek başına iktidar!&#8230; Diğer bütün partiler bu iktidarın sadece gölgesi. Güneşin eğimine göre gölgeler kısalır ve uzar!&#8230;</p>



<p>Peki bu tablodaki &#8220;gölge&#8221; neyi anlatıyor? Muhalefetin gölgesi uzuyor ve AK Partinin kısalıyor mu?</p>



<p>Benim kanaatim ikisi de değil. Halk sıcakta çalışmaktan ve emeğini alamamaktan kızgın ve Demokrasi Çınarının gölgesine gitti; dinleniyor!&#8230;</p>



<p>Kalkıp, tekrar çalışacak!. Çünkü hayat devam ediyor!.</p>



<p>Bin yıllık &#8220;YENİDEN HALK İKTİDARI&#8221; bu toprakların gerçek partisi olarak daim olacak!&#8230;</p>



<p>Bu arada bu tablo&#8217;dan alınacak önemli bir mesajı da ekleyerek bitireyim: &#8220;EY İMAN EDENLER&#8230;YENİDEN İMAN EDİN!&#8230;&#8221; ayetindeki hatırlatma da var!&#8230; Çünkü bin yıldır bu toprakların mayası, bayrağa kanının rengini veren: İSLAM&#8217;A İMAN dır.</p>



<p>İktidarla buluşan İman&#8217;ın başına neler geldiğine tarih boyunca tanık olmuştuk; AK Parti iktidarında da etrafımızda kimin imanı nereden nereye savruldu noktasında da yeterince örnek gördük.</p>



<p>O nedenle bu topraklarda İslam&#8217;ın üzerine yürüyecek ve sonuç alacak hiç bir ideoloji/İzm falan hesap yapmasın!&#8230; İslam&#8217;ı kendine sermaye yapan, İslam istismarcısı zihniyetlerin de maskelerini çabuk düşürecek bir basirete halkımız sahiptir.</p>



<p>Öyleyse; sonuç: tablonun altındaki imza halka aittir. &#8220;YENİDEN HALK PARTİSİ&#8221; sandıktan ezici bir ara ile çıkmıştır. Sloganı da bellidir: &#8220;Doğru Zaman; Doğru Karar&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yeniden-ak-parti-kurulur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Ne Oldu? Ordaydım.</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Servet Hocaoğulları]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 May 2023 14:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18758</guid>

					<description><![CDATA[29 Nisan&#8217;da Gündoğdu meydanındaki bu tabloya CHP medyası ve yönetimi &#8220;Montaj&#8221; demek ihtiyacı hissetti. Çünkü afalladılar… İzmirli seçmen de bunun montaj olmadığına tanık oldu. Türkiye ise bu tabloyu görünce &#8220;İzmir&#8217;de tablo bu ise; Sandıkta da karar verilmiş durumda!&#8221; kanaatine ulaştı. Meydan&#8217;daki tanıklardan biri de bendim. Size bu meydana akın eden anlayışı, kararı, duruşu anlatayım. 1) Millet İttifakındaki bütün partilerde kaynayıp duran bir Liderlik krizi var. Kılıçdaroğlu&#8217;na bizzat CHP seçmeninin &#8220;Aday olma!&#8221; baskısı; İmamoğlu&#8217;nun ve İnce&#8217;nin tamamen CHP liderliğine yönelik stratejisi; 15 Mayıs sabahı CHP içinde çok büyük bir liderlik kavgasının start günü olacak. İYİ parti MHP-CHP-AK Parti içindeki milliyetçi dokuyu tek çatı altında toplama amacıyla kurulmuşken; Bugün Akşener, Oğan, Özdağ, Aliağaroğlu v.b. isimlerin bu çatı oluşuma lider olma kavgası hazırlığı var ve 15 Mayıs sabahı &#8220;Akşener süreci yönetemedi!&#8221; hazırlığı devreye alınacak. Babacan ve Davutoğlu&#8217;nun stratejisi ise Erdoğan sonrası mirasa konma liderlik hesabından ibaretti. Mirastan pay alamayacakları; çünkü &#8220;kan bağı/nesep&#8221; olarak AK parti şeceresinden olmadıkları ispatlandı. Dolayısıyla Millet İttifakı bileşenlerin hepsinde bir liderlik krizi var. Oysa 29 Nisan&#8217;daki tablo çok net mesaj verdi: &#8220;Bizde Lider krizi yok! İstikrar talebi devam ediyor! Enflasyon baskısını da ancak Erdoğan liderliğiyle çözülür!… 29 Nisan bir &#8220;Liderli gelecek tablosudur. 2) 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>29 Nisan&#8217;da Gündoğdu meydanındaki bu tabloya CHP medyası ve yönetimi &#8220;Montaj&#8221; demek ihtiyacı hissetti. Çünkü afalladılar… İzmirli seçmen de bunun montaj olmadığına tanık oldu. Türkiye ise bu tabloyu görünce &#8220;İzmir&#8217;de tablo bu ise; Sandıkta da karar verilmiş durumda!&#8221; kanaatine ulaştı. Meydan&#8217;daki tanıklardan biri de bendim. Size bu meydana akın eden anlayışı, kararı, duruşu anlatayım.</p>



<p>1) Millet İttifakındaki bütün partilerde kaynayıp duran bir Liderlik krizi var. Kılıçdaroğlu&#8217;na bizzat CHP seçmeninin &#8220;Aday olma!&#8221; baskısı; İmamoğlu&#8217;nun ve İnce&#8217;nin tamamen CHP liderliğine yönelik stratejisi; 15 Mayıs sabahı CHP içinde çok büyük bir liderlik kavgasının start günü olacak. İYİ parti MHP-CHP-AK Parti içindeki milliyetçi dokuyu tek çatı altında toplama amacıyla kurulmuşken; Bugün Akşener, Oğan, Özdağ, Aliağaroğlu v.b. isimlerin bu çatı oluşuma lider olma kavgası hazırlığı var ve 15 Mayıs sabahı &#8220;Akşener süreci yönetemedi!&#8221; hazırlığı devreye alınacak. Babacan ve Davutoğlu&#8217;nun stratejisi ise Erdoğan sonrası mirasa konma liderlik hesabından ibaretti. Mirastan pay alamayacakları; çünkü &#8220;kan bağı/nesep&#8221; olarak AK parti şeceresinden olmadıkları ispatlandı. Dolayısıyla Millet İttifakı bileşenlerin hepsinde bir liderlik krizi var. Oysa 29 Nisan&#8217;daki tablo çok net mesaj verdi: &#8220;Bizde Lider krizi yok! İstikrar talebi devam ediyor! Enflasyon baskısını da ancak Erdoğan liderliğiyle çözülür!… 29 Nisan bir &#8220;Liderli gelecek tablosudur.</p>



<p>2) 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütü şehirlerde işgal hesabı, PKK sınırda FETÖ mesafe alırsa saldırı hazırlığında iken; bu terör örgütlerinin en stratejik planı şuydu: Biz başlatırız; Erdoğan&#8217;dan nefret edenler sonuçlandırır!… Biz ön açarız; fakat Erdoğan gitsin diyenler alkışlarla karşılarlar!… Fakat olmadı. 15 Temmuz gecesinde Erdoğan&#8217;dan nefret edenler bile geri durdu!.. İlk saatlerde bizzat Millet direndi!. Nefret edenler &#8220;Bu bir Tiyatro!&#8221; diyerek gizledikleri umutlarını ikrar etmiş olsalar da; fakat Milletin gücü, terör örgütlerinin hesabını bozdu. Fakat FETÖ-PKK şimdi ikinci bir planı uyguluyorlar: Erdoğan nefretini arkalarına almak için &#8220;Bu sefer kesin Erdoğan gitti!…&#8221; diye bir algı-enformatik kampanya yürütüyorlar. Özellikle CHP&#8217;yi esir almak için HDP özel bir görev içinde. HDP, Türkiye&#8217;de bir CHP-HDP koalisyonu peşinde. Küresel güçlerin, ABD&#8217;nin planı bu koalisyon. Bunun için Parlamenter sisteme mutlaka geri dönülmesi lazım. Çünkü %50+1 sisteminde bölücüler için gelecek yok!. %50+1 milletin en güçlü iradesini, yönünü belirleyen sistem. HDP asla bu sistemde mesafe alamaz. Parlamenter sistem aslında bir CHP-HDP koalisyon stratejisidir. Fakat CHP-HDP koalisyonu için bir maskelemeye ihtiyaç vardı: Bu rolü HDP bizzat İYİ partiye verdi ve sonuç aldı. Aslında Akşener&#8217;in masadan kalkarken &#8220;Kirli pazarlık&#8221; dediği CHP-HDP iş birliği idi. Fakat masaya dönmeye ikna edildi. Nitekim, CHP ve İYİ parti seçmeninde hatırı sayılır oranda &#8220;HDP, CHP&#8217;yi esir aldı; İYİ partiyi de örtmek için fena maske yaptı!…&#8221; kanaati hızla yayıldı. Yani milliyetçi, Atatürkçü, Vatanperver duyarlılığı &#8220;Sırf Erdoğan nefreti, sırf Erdoğan gitsin diye… HDP&#8217;nin önünü açacak, büyütecek, HDP&#8217;li bir koalisyon geleceğine izin vermeyeceğiz!&#8221; diyen büyük bir seçmen kitlesi oluştu. Kararsız veya kafası sosyal medya üzerinden karıştırılmış seçmenler artık çok netler: HDP&#8217;nin planı işlemeyecek; &#8220;Erdoğan enflasyon baskısına rağmen kalmalı!&#8221; niyeti kesinleşti…. 29 Nisan bu iradeyi tablolaştırdı. Erdoğan nefretini kullanmak isteyen 15 Temmuz stratejisi çökmüştü. Şimdi de HDP-CHP koalisyonu stratejisini yürüten iç ve dış çevrelerin planı hızla çöküyor. HDP&#8217;nin açıktan &#8220;Cumhuriyet tekrar kurulacak; Özerklik gelecek; Cezaevindekiler çıkacak!…&#8221; rahatlığında parmak sallama sebebi de bu. Seçmen tuzağı çok net gördü.</p>



<p>3) Millet ittifakı &#8220;Erdoğan kesin gitti!… 15 Mayıs sabahı binlerce bürokratı görevden alacağız; Bakanlıklar paylaşıldı. C.B Yardımcıları görev dağılımı tamam. 7 Partili koalisyon hazır!…Erdoğan&#8217;ı adil yargılayacağız!…&#8221; sonucuna o kadar inanmıştı ki; 20 Nisan İzmir mitingini adeta 15 Mayıs sabahı gibi olacak sandılar. Bir gün önce 29 Nisan&#8217;daki tablo öyle canlarını yaktı ki; asıl montaj-kurguyu kendileri yapıp; &#8220;böyle bir kalabalık olmadı!&#8221; diye özel tempo tutmak zorunda kaldılar. Üstelik sadece ve sadece İzmir vardı orda. Başka illerden getirilen bir organizasyona hiç girişilmedi. Peki bu öz güvenli organizasyon nasıl sağlandı. Bunun iki temel nedeni olduğunu gözlemledim.</p>



<p>Birincisi; İzmir AK parti teşkilatı her kademesiyle ve tüm gönüldaşlarıyla çok iyi çalıştılar. Özellikle muhalefet, AK parti il başkanlığına mitingden bir ay önce atanan Bilal Saygılı&#8217;nın hazırlıksız yakalanacağını ve arada oluşacak boşluklardan ötürü mitingin zayıf geçeceğini düşündü. Oysa Milli görüş döneminden, AK parti dönemine kadar tüm süreçlerde &#8220;Erdoğan Modeli&#8221; dediğimiz; Erdoğan&#8217;ın teşkilatlandırma, organize etme modelini iyi bilen Saygılı, zaten yirmi yıldır miting zaferlerine alışmış, deneyimli teşkilatla hem dil, hem uyum hem etkinleşmede çok çabuk kaynaştı ve İzmir AK parti teşkilatının tüm başkanları, yönetimi, Milletvekillerinin tecrübesi müthiş bir saha eforu sarfetti. Başbakan Binali Yıldırım beyin, Genel Başkan yardımcısı Hamza Dağın, Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Kasapoğlu beyin, eski ve yeni millet vekillerimizin; Ana kademinin, Kadın kollarının, Gençlik kollarının, Seçim Koordinasyon Merkezinin büyük heyecanla sokağa dokunuşu, gönüldaşlara dokunuşu sonuç getirdi.</p>



<p>İkincisi; Sayın Erdoğan&#8217;ın bir canlı yayında rahatsızlanması üzerine; FETÖ ağzıyla tüm muhalefet medyasının &#8220;Midesini üşütmedi. Çok daha ciddi hastalığı var; eli kulağında; bugün, yarın başka haberler gelecek!&#8221; tarzı ağızları Erdoğan sevenler tarafından o ağzın tam ortasına bir miting indirme kararına dönüştü. Miting de indi zaten. Yani Erdoğan ve halk arasındaki samimiyet-duygusal bağ mitingi oldu.</p>



<p>4) Son olarak; 29 Nisan mitinginin en önemli mesajlarından bir diğeri de şu oldu: İzmir aslında ve her zaman &#8220;Önce Vatan; Önce Devlet!&#8221; milliyetçiliğinin ruhuna sahip. Demokratik zenginliği olan bir şehir. Ancak Atatürk CHP&#8217;sinin geldiği noktanın &#8220;CHP iktidarı ancak HDP ile olabilir!…&#8221; diline ve pazarlığına ulaşması çok büyük rahatsızlık uyandırdı. Ve sırf &#8220;HDP yoksa; Erdoğan&#8217;ı gönderemeyiz!..&#8221; diye bir gerekçeye sığınılmasını da kabul etmedi. Çünkü bu şu demekti. CHP tek başına iktidara gelemez!… itirafı demekti. İşte bu seçimde CHP seçmeni &#8220;O zaman CHP&#8217;yi iktidara getirecek bir lider bulalım ve onunla devam edelim. Niye HDP bizi esir alsın!&#8221; serzenişinde bulundu. 29 Nisan bu serzenişe &#8220;2023 seçimleri; İktidar değişimi değil; Muhalefet partilerinin liderlerinin değişimi mesajı çıkacak!…&#8221; haberini verdi. Gerçekten de 2023 seçimleri bir iktidar değişimi değil; Muhalefet değişimi sonucu/kararı çıkaracak bir seçim olacak!…</p>



<p>Şimdi!… Önümüzde asıl miting var: SANDIK MİTİNGİ… Yani sahada kazanan Sandıkta kaybeden olmamak. Bunun için sandık başında iyi organize olmak ve ihmallerden uzak durmak gerekir. Çünkü muhalefet kaybettiğinde; &#8220;Sandıklarda hile var!..&#8221; diye tempo tutacak ve kabullenmeyecektir. Oysa iktidarıyla, muhalefetiyle sandık iyi korunmalı ve milletin iradesine iki taraf da saygı duymalı. Zaten öyle de olacaktır. Türkiye tüm seçimlerde bu güveni sağlamış, demokratik bir ülkedir. Şimdiden 29 Nisan&#8217;dan 14 Mayıs&#8217;a giden bir mektup var ve o gün demokrasinin kapısı çalınacak ve mektup teslim edilecek inşallah.</p>



<p>Doğru zamanda, Doğru adamı dinlemek ve o mitingde bulunmak gerçekten heyecan vericiydi. Sanırım bundan sonraki iller için de bir çıta yükseltme oldu ki; hemen arkasından Ankara bayrağı aldı ve &#8220;Durmak yok; yola devam!&#8221; dedi. Ne güzel dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;den Rehber Olursa…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 12:54:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18124</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi siyasette örnek veya ölçüye dönüşürse, Ak Parti başta olmak üzere diğer muhafazakar partiler için başarı kriteri iyice düşer, hedef basitleşir ve siyaset sıradanlaşır…Hizmet yarışında hedef çıtası iyice azalır.. Ne yazık ki son zamanlarda öyle de oldu! CHP&#8217;den müttefik hiç olmaz… Yuvarlak masa toplantıları bu yönüyle sorunludur. İlle de CHP ile aynı masaya oturulacak ise,masa mutlaka köşeli olmalı ve oturanlar da yan yana değil karşı karşıya olmalıdırlar. Tarih bize bunu söyler. CHP örnek alınırsa, bu durumda ülke yönetmek; insana değer vermek ve ona yatırım yapmaktan çıkar daha çok yol, köprü, hastane ve postane… yapımına dönüşür…Yazık ki öyle de oldu. Böyle olursa, Ak Parti&#8217;nin iki hizmeti, CHP&#8217;nin bir hizmetinden fazla ve yeterli olur veya CHP&#8217;nin iki hatası Ak Parti&#8217;nin bir hata yapma ruhsatı haline gelir . Oysa Ak Parti için hizmette sınır yoktu… Böyle durumlarda CHP&#8217;den bir fazla tuğla koymak, asfalt dökmek veya çiçek dikmek başarı, CHP&#8217;den bir eksik hata yapmak da takdire şayan bir sonuç olarak görülmeye başlandı…Vahim hatadır bu! Adalet, bir kişi için olsa bile gereklidir hükmünden, sayıların ve rakamların CHP&#8217;ye göre daha az veya daha fazla kişi olmasına göre ayarlanır hale gelmesi sorun değil midir? Oysa hak ve hukuk ihlallerinde bir kişi ile binlerce kişi arasında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhuriyet Halk Partisi siyasette örnek veya ölçüye dönüşürse, Ak Parti başta olmak üzere diğer muhafazakar partiler için başarı kriteri iyice düşer, hedef basitleşir ve siyaset sıradanlaşır…Hizmet yarışında hedef çıtası iyice azalır.. Ne yazık ki son zamanlarda öyle de oldu!</p>



<p>CHP&#8217;den müttefik hiç olmaz… Yuvarlak masa toplantıları bu yönüyle sorunludur. İlle de CHP ile aynı masaya oturulacak ise,masa mutlaka köşeli olmalı ve oturanlar da yan yana değil karşı karşıya olmalıdırlar. Tarih bize bunu söyler.</p>



<p>CHP örnek alınırsa, bu durumda ülke yönetmek; insana değer vermek ve ona yatırım yapmaktan çıkar daha çok yol, köprü, hastane ve postane… yapımına dönüşür…Yazık ki öyle de oldu.</p>



<p>Böyle olursa, Ak Parti&#8217;nin iki hizmeti, CHP&#8217;nin bir hizmetinden fazla ve yeterli olur veya CHP&#8217;nin iki hatası Ak Parti&#8217;nin bir hata yapma ruhsatı haline gelir . Oysa Ak Parti için hizmette sınır yoktu…</p>



<p>Böyle durumlarda CHP&#8217;den bir fazla tuğla koymak, asfalt dökmek veya çiçek dikmek başarı, CHP&#8217;den bir eksik hata yapmak da takdire şayan bir sonuç olarak görülmeye başlandı…Vahim hatadır bu!</p>



<p>Adalet, bir kişi için olsa bile gereklidir hükmünden, sayıların ve rakamların CHP&#8217;ye göre daha az veya daha fazla kişi olmasına göre ayarlanır hale gelmesi sorun değil midir? Oysa hak ve hukuk ihlallerinde bir kişi ile binlerce kişi arasında hiçbir fark yoktur. CHP&#8217;nin haksız yere binlerce kişiyi işten atması, Ak parti&#8217;ye yüzlerce kişiyi haksız ve hukuksuz biçimde işten atma ruhsatı vermez.</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin, bir kişinin birkaç devlet kurumunda görev alarak maaş almasının doğru olmadığını kabullenmesi yerine, CHP&#8217;nin içinden bazı isimler vererek aynı hatayı yapmasından kendine ruhsat çıkarmaya çalışması kabul edilebilir değildir. Hani, sui misal emsal olmayacaktı.</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin CHP&#8217;ye benzemeye çalışması son günlerin en büyük sorunu halini almıştır. Bu ve benzeri örnekler o kadar çoğaldı ki!</p>



<p>Oysa Ak Parti&#8217;nin rakibi, yine kendisiydi…Ak Parti&#8217;ydi! Öyle kalmalıydı…</p>



<p>Ak Parti başarı çıtasını CHP&#8217;ye indirgeyince bu durum CHP&#8217;nin işini de ciddi anlamda kolaylaştırmıştır. Yarından tezi yok! Ak Parti&#8217;nin doğrularında veya yanlışlarında CHP&#8217;yi bir fazla veya bir eksik olma yönüyle ölçü alma hastalığından derhal kurtulmalı ve yeniden kendi olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlamadılar…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/anlamadilar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/anlamadilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 07:08:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18043</guid>

					<description><![CDATA[Şimdiye kadar yaptıklarından anladığıma göre, İBB Başkanı&#160; Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimlerini hangi sebeplerle kazandığını anlayabilmiş durumda değildir. Yine bana kalırsa Ak Parti de, şimdiye kadar yaptıkları ve söylemleriyle İstanbul seçimlerini hangi sebeplerle kaybettiğinin farkında değildir. Teşhis doğru olmayınca tedavi de doğru olmuyor işte&#8230; Bugünün İstanbul&#8217;u,&#160; yeni bir lider çıkaracak zor koşullara sahip değildir. Başkan, aylarca makamına gitmese bile kurumsal yapısı oturmuş belediye hizmet görmeye devam eder. Nitekim İmamoğlu, seçilir seçilmez de tatile çıkmıştır. İstanbul’un hayati önem taşıyan su, hava, yol, çamur, ulaşım sorunu büyük oranda çözülmüştür. Çözen anlayış da uzun süredir baş tacı edilmektedir&#8230; 1994 yılında Belediye Başkanı seçildiğinde, merkezi hükümetin engellemesine rağmen&#160; İstanbul&#8217;un sorunlarını büyük oranda çözen Cumhurbaşkanımız, toplumun çok büyük kesiminden kabul görerek&#160; lidere dönüşmüş ve yıllardır siyasetin en önemli aktörü haline gelmiştir. İBB Başkanı İmamoğlu ise, farkındalığını artırmak için durmadan yapay da olsa “ben buradayım” demek durumunda&#160; kalarak boş manevralar yapmak zorunda kalıyor.&#160; &#8220;Engelleniyoruz!&#8221; İddiası da bunlardan biridir&#8230; Bu&#160; yaklaşım, seçmen olarak beni kandırma amacı taşıdığından, oldum olası bu ve benzeri sözlerden hep nefret ederim. Lider olmak isteyen İmamoğlu açısından en büyük sorun, İstanbul’da lider olmayı gerektirecek çözüm bekleyen büyük sorunlar yoktur. Olsa, İBB Başkanı&#160; İmamoğlu’nun da&#160; çözüm kabiliyeti seçmen tarafından test edilmiş olur ve böyle boş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şimdiye kadar yaptıklarından anladığıma göre, İBB Başkanı&nbsp; Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimlerini hangi sebeplerle kazandığını anlayabilmiş durumda değildir. Yine bana kalırsa Ak Parti de, şimdiye kadar yaptıkları ve söylemleriyle İstanbul seçimlerini hangi sebeplerle kaybettiğinin farkında değildir. Teşhis doğru olmayınca tedavi de doğru olmuyor işte&#8230;</p>



<p>Bugünün İstanbul&#8217;u,&nbsp; yeni bir lider çıkaracak zor koşullara sahip değildir. Başkan, aylarca makamına gitmese bile kurumsal yapısı oturmuş belediye hizmet görmeye devam eder. Nitekim İmamoğlu, seçilir seçilmez de tatile çıkmıştır. İstanbul’un hayati önem taşıyan su, hava, yol, çamur, ulaşım sorunu büyük oranda çözülmüştür. Çözen anlayış da uzun süredir baş tacı edilmektedir&#8230;</p>



<p>1994 yılında Belediye Başkanı seçildiğinde, merkezi hükümetin engellemesine rağmen&nbsp; İstanbul&#8217;un sorunlarını büyük oranda çözen Cumhurbaşkanımız, toplumun çok büyük kesiminden kabul görerek&nbsp; lidere dönüşmüş ve yıllardır siyasetin en önemli aktörü haline gelmiştir.</p>



<p>İBB Başkanı İmamoğlu ise, farkındalığını artırmak için durmadan yapay da olsa “ben buradayım” demek durumunda&nbsp; kalarak boş manevralar yapmak zorunda kalıyor.&nbsp; &#8220;Engelleniyoruz!&#8221; İddiası da bunlardan biridir&#8230;</p>



<p>Bu&nbsp; yaklaşım, seçmen olarak beni kandırma amacı taşıdığından, oldum olası bu ve benzeri sözlerden hep nefret ederim. Lider olmak isteyen İmamoğlu açısından en büyük sorun, İstanbul’da lider olmayı gerektirecek çözüm bekleyen büyük sorunlar yoktur. Olsa, İBB Başkanı&nbsp; İmamoğlu’nun da&nbsp; çözüm kabiliyeti seçmen tarafından test edilmiş olur ve böyle boş sözlere ihtiyaç duymaz iş yapardı&#8230;</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin de, İstanbul seçimini hangi gerekçelerle kaybettiğini&nbsp; anlamadığını neye dayanarak söylüyorum…Çünkü, İstanbul seçmeni yaptığı çalışmalarından memnun olsa da, Ak Parti’yi kasıtlı-kasıtsız hataları, uzun yılların getirdiği idare etme imkanının şımarıklığı ve büyük ihmalleri yüzünden cezalandırmak istedi. Bu cezadan kimin ve hangi partinin nasipleneceğini de hesaba katmadı. Dolayısıyla İmamoğlu değil de herhangi başka biri de aday olsa yine de Başkanlığı kazanacaktı. İmamoğlu’nu Belediye Başkanı yapan husus, seçmenin hizmet beklentisi değil de, Ak Parti’yi cezalandırmak yaklaşımıydı. Bu yaklaşımdan bir lider nasıl doğacak anlamıyorum.</p>



<p>Seçmen hem Ak&nbsp; Parti’ye hem de İmamoğlu’na çok ince mesaj vermiştir.&nbsp; Bir yandan Ak Parti’yi cezalandırmak için İmamoğlu&#8217;nu Başkan seçerken, öte yandan da yaptığı işleri kontrol etsin ve yanlış yapmasın diye de meclis üyeliklerinin ezici çoğunluğunu Ak Parti’ye vermiştir.</p>



<p>Üstelik, iptal edilen seçimle de Ak Parti kendisine seçmenin verdiği cezayı ortadan kaldırmak istese de, bu defa&nbsp; seçmen daha da fazla yüklenerek İmamoğlu’nu farkı büyüterek yeniden seçmiştir. Yani seçmen bir lider arayışından dolayı İmamoğlu&#8217;na sahip çıkmak için değil de verdiği cezaya sahip çıkmak için oyunu artırmıştır. Bu nedenle İmamoğlu’na, buradan da liderlik mesajı çıkmaz.</p>



<p>Ak Parti, seçmenin kendisine verdiği cezayı ya kasıtlı olarak doğru okumuyor ya da&nbsp; sorunu&nbsp; henüz anlayabilmiş durumda değildir. Sorun belediyecilik değildi ki! Seçmenin İmamoğlu’na oy vermesinin nedeni ondan hizmet beklentisi değildi ki!&nbsp; 1994 yılı koşullarını yaşayan&nbsp; İstanbul seçmeni ona oy verir miydi?</p>



<p>Bana kalırsa Ak Partili yöneticiler seçmen gözünde eriyen güveni yeniden tesis etmelidirler. Partililerin çoğu ne yazık ki,&nbsp; Cumhurbaşkanımıza ait olan seçmenin güven sermayesini hoyratça harcıyorlar ve tüketiyorlar&#8230;</p>



<p>Ben diyorum ki, Ak Parti bugüne kadar yaptığının zıddını yapmalı ve artık adaleti önceleyen sonra da kalkınmaya önem veren bir yaklaşıma bürünmelidir. Çünkü partinin asıl adı,  her ne kadar unutuldu ise de Ak Parti değil, Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. Kalkınma öncelikli  bu yaklaşımın da belediye seçimlerini kaybetmede çok etkin neden olarak görmekteyim. </p>



<p>Artık, Ak Parti  dönemi bitmeli ve &#8220;Adalet ve Kalkınma Partisi&#8221; zamanına geçilmelidir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/anlamadilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP, Ak Parti’yi Buduyor…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chp-ak-partiyi-buduyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chp-ak-partiyi-buduyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2021 10:52:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Özgürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17511</guid>

					<description><![CDATA[Muhalefet partileri, İhsan Şenocak, Abdurrahman Dilipak, Nureddin Yıldız, Ebubekir Sofuoğlu,Muhammet Boynukalın hocalar gibi Ak Parti’ye güç veren ve toplumsal karşılığı olan şahsiyetleri Ak Parti’nin içindeki AKP’lilere budatıyorlar. Partinin içindeki Adalet ve Kalkınma Partililer de, muhalefetin isteğine göre yapılan budamayı çaresizce seyrediyorlar… Yine devlet kurumlarında, şahsiyetleriyle, çalışmalarıyla, gayretleriyle, dürüstlükleriyle örnek olan kişilerin bazı idarecilerce hedef alınmaları, kumpasa maruz kalmaları, oyuna getirilmeleri Ak Parti’yi içeriden başka türlü budamanın yöntemi olarak kullanılmaktadır. Yazık oluyor… Bu nasıl iştir yahu! Bu ülkede fikir özgürlüğü yok mudur? Horozdan kurban olur mu tartışması bu ülkede olmadı mı? İlgisiz ve yetkisiz kişilerin saçmalıklarının din adına konuşulması fikir özgürlüğü olacak ama söz konusu bu hoca efendilerin söyledikleri değil öyle mi? Ezana hakaret eden, Kurbanı vahşet olarak gören, yıllardır başörtülülere düşmanca davranan CHP’nin yaptıkları fikir özgürlüğü, islami ilimlerin tahsiline ömürlerini harcamış bu hoca efendilerin söyledikleri değil öyle mi? Hani fikir özgürlüğü vardı? Öyle istiyordu CHP? Ne oldu ki! Muhalefet, bir yandan toplumun değer verdiği bu şahsiyetleri Ak Parti’den ayıklama derdindeyken öte yandan da silahlı terör örgütü PKK’nın partisi HDP ile ülkemizi yönetmenin planları üzerinde çalışmaktadır. Bu hazin tablo ibretlik olaydır! HDP’nin seçmenleri ve görüşleri saygı değer de ya bu hoca efendilere gönül verenler ve oylar nedir? Ömürlerini İslami ilimlere adamış &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Muhalefet partileri, İhsan Şenocak, Abdurrahman Dilipak, Nureddin Yıldız, Ebubekir Sofuoğlu,Muhammet Boynukalın hocalar gibi Ak Parti’ye güç veren ve toplumsal karşılığı olan şahsiyetleri Ak Parti’nin içindeki AKP’lilere budatıyorlar. Partinin içindeki Adalet ve Kalkınma Partililer de, muhalefetin isteğine göre yapılan budamayı çaresizce seyrediyorlar…</p>



<p>Yine devlet kurumlarında, şahsiyetleriyle, çalışmalarıyla, gayretleriyle, dürüstlükleriyle örnek olan kişilerin bazı idarecilerce hedef alınmaları, kumpasa maruz kalmaları, oyuna getirilmeleri Ak Parti’yi içeriden başka türlü budamanın yöntemi olarak kullanılmaktadır. Yazık oluyor…</p>



<p>Bu nasıl iştir yahu!</p>



<p>Bu ülkede fikir özgürlüğü yok mudur? Horozdan kurban olur mu tartışması bu ülkede olmadı mı? İlgisiz ve yetkisiz kişilerin saçmalıklarının din adına konuşulması fikir özgürlüğü olacak ama söz konusu bu hoca efendilerin söyledikleri değil öyle mi? Ezana hakaret eden, Kurbanı vahşet olarak gören, yıllardır başörtülülere düşmanca davranan CHP’nin yaptıkları fikir özgürlüğü, islami ilimlerin tahsiline ömürlerini harcamış bu hoca efendilerin söyledikleri değil öyle mi? Hani fikir özgürlüğü vardı? Öyle istiyordu CHP? Ne oldu ki!</p>



<p>Muhalefet, bir yandan toplumun değer verdiği bu şahsiyetleri Ak Parti’den ayıklama derdindeyken öte yandan da silahlı terör örgütü PKK’nın partisi HDP ile ülkemizi yönetmenin planları üzerinde çalışmaktadır. Bu hazin tablo ibretlik olaydır! HDP’nin seçmenleri ve görüşleri saygı değer de ya bu hoca efendilere gönül verenler ve oylar nedir?</p>



<p>Ömürlerini İslami ilimlere adamış bu şahsiyetler meydanı kime bırakacaklar? Eyüpsultan camiinde okuduğu ayetlerden bir tek kelimesini bile tecvit kurallarına göre doğru okuyamayan Ekrem İmamoğlu’na mı? Ne istiyorlar bizden?</p>



<p>Bu hocalar kendilerini sevenlere konuşuyorlar. Herkes sözlerini kabullenmek zorunda değildir ama fikir özgürlüğü bağlamında saygı duymak zorundadır…</p>



<p>Geriye kaçtıkça kurban sayısını artırıyorlar ve çalışma alanını genişletip Ak Parti’yi buduyorlar.</p>



<p>Üstelik bu durum bize gösteriyor ki, bu tartışmalarda hedef hoca efendiler de değildir. Hedef İslam’dır…</p>



<p>Ak Parti bize bu fikir özgürlüğünü temin etsin …CHP&#8217;de fikir özgürlüğüne saygılı olsun lütfen…!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chp-ak-partiyi-buduyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Partiyi Sevmek Bu mu!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/partiyi-sevmek-bu-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/partiyi-sevmek-bu-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2021 06:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17507</guid>

					<description><![CDATA[Ak Parti’yi sözde çok sevdiğini söyleyenler, partiye yönelik yaptığımız bazı haklı eleştirilerden rahatsız olmaktaymışlar…Olsunlar! Aynı şekilde bazı partililerin kasıtlı hatalarına karşı özeleştiri yapanları da gerginlik çıkarmak,uyumsuz olmak, ve sert davranmakla itham ediyorlar. Etsinler…! Bunlar, alçak darbe girişimi öncesinde FETÖ konusunda yaptığımız ağır eleştirilerden de rahatsız olmaktaydılar…Uluslar arası boyut kazanmış FETÖ tehlikesine her dikkat çektiğimizde, bizleri saygın birinin hocalığına laf etmek, yurtdışında Türkçe dilinin öğretilmesinden rahatsız olmak, ülkemizin diasporası için uluslararası eğitim kurumlarının faydasını öngörememekle suçlamışlardı. Çünkü onlar, geçmişte hem FETÖ’ye sahip çıkarak ve görmezden gelerek kazandılar hem de darbe sonrası FETÖ&#8217;ye ağır küfürler ederek kazanmak istemektedirler. Böyle kişilerin tek derdi, şartlar ne olursa olsun makam ve mevki sahibi olmak ve de sadece dünyevi anlamda kazanmaktır… Bizler ise hem geçmişte FETÖ&#8217;ye tavır koyarak çok ağır bedel ödedik, hem de bugün tavrımızı devam ettirerek bedel ödemeye devam ediyoruz. Nasıl oldu bu paradoksal iş? Bu yaman çelişkinin mimarı kim? Düşünün ki bir cerrah hekim, ameliyat olmazsa çocuğunun ölümüne sebep olacak bir hastalığı teşhis esnasında görmezden gelebilir mi? Ameliyat esnasında alınması gereken hasta organa karşı müşfik davranabilir veya sanki yokmuş gibi durabilir mi? Hastalığa karşı müşfik davranan ve onu görmezden gelen cerrah baba görevini yapmış olur mu? Daha da önemlisi hastalık yok olur ortadan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ak Parti’yi sözde çok sevdiğini söyleyenler, partiye yönelik yaptığımız bazı haklı eleştirilerden rahatsız olmaktaymışlar…Olsunlar! Aynı şekilde bazı partililerin kasıtlı hatalarına karşı özeleştiri yapanları da gerginlik çıkarmak,uyumsuz olmak, ve sert davranmakla itham ediyorlar. Etsinler…!</p>



<p>Bunlar, alçak darbe girişimi öncesinde FETÖ konusunda yaptığımız ağır eleştirilerden de rahatsız olmaktaydılar…Uluslar arası boyut kazanmış FETÖ tehlikesine her dikkat çektiğimizde, bizleri saygın birinin hocalığına laf etmek, yurtdışında Türkçe dilinin öğretilmesinden rahatsız olmak, ülkemizin diasporası için uluslararası eğitim kurumlarının faydasını öngörememekle suçlamışlardı.</p>



<p>Çünkü onlar, geçmişte hem FETÖ’ye sahip çıkarak ve görmezden gelerek kazandılar hem de darbe sonrası FETÖ&#8217;ye ağır küfürler ederek kazanmak istemektedirler. Böyle kişilerin tek derdi, şartlar ne olursa olsun makam ve mevki sahibi olmak ve de sadece dünyevi anlamda kazanmaktır…</p>



<p>Bizler ise hem geçmişte FETÖ&#8217;ye tavır koyarak çok ağır bedel ödedik, hem de bugün tavrımızı devam ettirerek bedel ödemeye devam ediyoruz. Nasıl oldu bu paradoksal iş? Bu yaman çelişkinin mimarı kim?</p>



<p>Düşünün ki bir cerrah hekim, ameliyat olmazsa çocuğunun ölümüne sebep olacak bir hastalığı teşhis esnasında görmezden gelebilir mi? Ameliyat esnasında alınması gereken hasta organa karşı müşfik davranabilir veya sanki yokmuş gibi durabilir mi? Hastalığa karşı müşfik davranan ve onu görmezden gelen cerrah baba görevini yapmış olur mu? Daha da önemlisi hastalık yok olur ortadan kalkar mı?</p>



<p>Benzeri bir durumu hasta olan bir yakınımızda yaşamıştık. Doktorun söylediği olumsuz hiçbir sözü duymuyorduk…Her söylediği sözü biz duymak istediğimiz gibi anlıyorduk…Fakat çok kısa süre sonra hastamızı kaybettik! Çünkü biz öyle istiyoruz diye hastalık ortadan kalkmamıştı.</p>



<p>Böyleler zannediyorlar ki, güçlü iktidarı yanlışları ve doğrularıyla övmenin konforunu ve sağlayacağı dünyevi faydayı biz bilemeyiz. Nehirde akan suyun akışının zıddına kulaç vurarak yüzmenin zorluğunu ve de serin sulara kendimizi bırakıp suyun götürdüğü yere gitmenin kolaylığından haberdar olmadığımızı sanıyorlar. Onlara deriz ki dava adamı olmak; gerekirse suyun akışının zıddına kulaç atmaktır. Bedel ödemektir, kaybetmektir, feda olmaktır. Bizler de öyle yapmaktayız.</p>



<p>Böylelerin en can sıkıcı tarafı ise, haklı eleştirilerimizi aynen FETÖ’de yaptıkları gibi, ülkemizin kalkınmasına karşı olmak, ve bu uğurda yapılan çalışmalar köprü, yol , hastaneler, İHA-SİHA’ları görememekle suçlamaktadırlar…Büyük kurnazlıktır bu!</p>



<p>Oysa biraz akla sahip olan vatansever hiç kimse ülkemizin kalkınmasına karşı olmaz, aksine bu hizmetlerin bazılarınca yapılan kasıtlı kasıtız hataların ruhsatı haline gelmesine karşı olurlar. Bizler de öyle yapmaktayız.<br>Hiç kimse Cumhurbaşkanımızın yaptığı hizmetleri kendi kişisel çıkarlarının ruhsatı olarak göremez, görmemelidir!</p>



<p>Sorunun özeti budur!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/partiyi-sevmek-bu-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atları Aramak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/atlari-aramak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/atlari-aramak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 May 2021 07:29:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp atlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17217</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nun Adalar&#8217;da kaybettiği fayton atları bir kaç gündür İstanbul gündemindedir. Ülke gündemini meşgul etmeden ve can taşıdıkları için atların izini sürmek, belediye tarafından muhafaza edilip edilmediklerini takip etmek gerekir. Eyvallah! Fakat siyasette ve devlette işler, en önemli olandan önemsize doğru sıralanmaz ve çözüm bulma aciliyeti buna göre ayarlanmazsa bu durumda sorun yaşayan vatandaş, &#8221; bizim, at kadar değerimiz yok mudur?&#8221; itirazını yapmaya başlar. Bugün, tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi süreci, adalet tesisi noktalarında oluşan zaafiyet , ekonomik sıkıntılar en önemli gündem konuları olmalıdır…En sonra da atlar… Genelde Ak Parti&#8217;nin özelde de İstanbul teşkilatının tüm işlerini, CHP ve İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu&#8217;nun yaptıkları, ve söyledikleri üzerine bina ederse, bunun anlamı Ak Parti&#8217;nin bir kaç vites birden düşürmesi, yapacağı çalışmaları ise &#8220;CHP kadar&#8221;a indirgemesi anlamına gelir. Çünkü CHP&#8217;nin değerlerimizle savaşmak dışında ülkemizde bir dikili ağacı yoktur, İBB Başkanı da iş yap/ma/ma, üret/me/me, çalış/ma/ma, temel at/ma/ma vaatleriyle seçilmiştir. Bu durumda Ak Parti&#8217;nin böyle bir belediye başkanının söyledikleri, yaptıkları üzerinden siyaset üretmesi ellerini kollarını bağlaması, küçülmesi, bitmesi anlamına gelmektedir. Bana kalırsa Ak Parti, CHP&#8217;yi ıslah etmede kaybettiği zamanı kendi partisinin içinde eline mühür verdiği bazı idarecilerin kasıtlı, kasıtsız yanlışları, hataları, kötü ve zararlı işleriyle mücadeleye ayırsa vatandaşla arasında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nun Adalar&#8217;da kaybettiği fayton atları bir kaç gündür İstanbul gündemindedir. Ülke gündemini meşgul etmeden ve can taşıdıkları için atların izini sürmek, belediye tarafından muhafaza edilip edilmediklerini takip etmek gerekir. Eyvallah!</p>



<p>Fakat siyasette ve devlette işler, en önemli olandan önemsize doğru sıralanmaz ve çözüm bulma aciliyeti buna göre ayarlanmazsa bu durumda sorun yaşayan vatandaş, &#8221; bizim, at kadar değerimiz yok mudur?&#8221; itirazını yapmaya başlar. Bugün, tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi süreci, adalet tesisi noktalarında oluşan zaafiyet , ekonomik sıkıntılar en önemli gündem konuları olmalıdır…En sonra da atlar…</p>



<p>Genelde Ak Parti&#8217;nin özelde de İstanbul teşkilatının tüm işlerini, CHP ve İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu&#8217;nun yaptıkları, ve söyledikleri üzerine bina ederse, bunun anlamı Ak Parti&#8217;nin bir kaç vites birden düşürmesi, yapacağı çalışmaları ise &#8220;CHP kadar&#8221;a indirgemesi anlamına gelir.</p>



<p>Çünkü CHP&#8217;nin değerlerimizle savaşmak dışında ülkemizde bir dikili ağacı yoktur, İBB Başkanı da iş yap/ma/ma, üret/me/me, çalış/ma/ma, temel at/ma/ma vaatleriyle seçilmiştir. Bu durumda Ak Parti&#8217;nin böyle bir belediye başkanının söyledikleri, yaptıkları üzerinden siyaset üretmesi ellerini kollarını bağlaması, küçülmesi, bitmesi anlamına gelmektedir.</p>



<p>Bana kalırsa Ak Parti, CHP&#8217;yi ıslah etmede kaybettiği zamanı kendi partisinin içinde eline mühür verdiği bazı idarecilerin kasıtlı, kasıtsız yanlışları, hataları, kötü ve zararlı işleriyle mücadeleye ayırsa vatandaşla arasında meydana gelen güven kaybını büyük oranda giderebilir ve aidiyet bağını yeniden güçlendirebilir.</p>



<p>Bu durum görmezden geliniyor ama toplumun içinde olduğumuzdan müşahede ettiğimiz gerçek, Ak Parti seçmeninde partisine karşı her geçen gün artan şekilde güven kaybı yaşanıyor. Seçmenin partisine karşı aidiyeti, muhafaza etme ve savunma isteği zayıflıyor. Bu nedenle diyebilirim ki, Ak Parti en güçlü olduğu dönemi en az oy aldığı kuruluş dönemidir. Çünkü Ak Parti&#8217;ye oy veren her seçmen o günlerde başaracağına inanıyordu. Bugün gelinen noktada ise, oy veren seçmenin sayısı artsa da destek gerekçesini rakiplerinin daha kötü olmasına bağlaması bunun en önemli tezahürüdür. Bu durumda Ak Parti&#8217;ye düşen görev, kendi dışındaki siyasi partilerden daha az kötü olduğunu anlatmak değil de; rakipsiz iyi, faydalı, güzel, doğru işler yapan bir kurum olduğunu ortaya koyabilmesidir.</p>



<p>&#8220;13 milyon üyesi ve 26 milyon seçmeni olan bir parti neden sosyal medyada yoktur?&#8221; sorusu parti semeninde aidiyet zayıflaması ve güven kaybı dışında sosyolojik olarak başka nasıl izah edilebilir ki!</p>



<p>Ak Parti ilk kurulduğu günlerde seçmenden en küçük bir eleştiri aldığında, parti seçmeninden mutlaka müdafaa edeni, sahipleneni çıkıyordu. Nasıl oluyor da bugün, çok daha fazla oy almasına rağmen aynı hararetli tartışmalar azalmış ve en büyük parti kendini müdafaa edenlerinden böylesine ayrı düşmüştür.</p>



<p>Israrla aynı şeyi söylemeye devam edeceğim. Köprüler, yollar, hastaneler…ve tüm kalkınma hamleleri artık seçmende heyecan uyandırmıyor, anlamıyor musunuz? Bu hizmetlerin aksaması neticesinde eksikliği hissedilinceye kadar bu yatırımların seçmen farkına varmayacak…</p>



<p>Adalet ve Kalkınma Partisi kalkınma adına şimdiye kadar ihmal ettiği adalet uygulamaları ile öne çıkmalıdır…Farkındalık oluşturmalıdır.</p>



<p>Adalet, sonra adalet, sonra yine adalet…!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/atlari-aramak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’nin Ak Partilişme Gayreti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ak-partilisme-gayreti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ak-partilisme-gayreti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2021 09:11:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17138</guid>

					<description><![CDATA[Seçimlerde muhafazakâr ve milliyetçi görünümlü adaylar tercih etmesi, adaylarının bir tek kelimesi doğru olmasa da camilerde Kuran okuma gayretleri, başörtüsüne karşı düşmanca tutumlarında hata ettiklerini itiraf etmeleri ve geçmişleriyle hesaplaşırcasına çaba içinde olmaları… İsteyerek ve gönülden yapılan işler mi bunlar? Gerçekten bu değişim CHP&#8217;lileri mutlu ediyor mu? Böyle devam ederse çok yakında ortaya Ak Partilileşmiş bir CHP çıkacağını göremiyorlar mı? Bu durumda orjinali varken benzeri rağbet görür mü? Bu değişimin nedeni CHP&#8217;nin geçmişe yönelik tövbesi mi yoksa Ak Parti&#8217; nin gücü mü? Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti siyaset sahnesinden çekilse CHP yine böyle mi davranırdı? Önemli soru budur! CHP’li yöneticilerin bugüne kadar dindar camiaya karşı takındıkları olumsuz tavırları ve kendi geçmişlerini de karşılarına alacak şekilde Ak Parti gibi görünme gayretleri keyfi olarak seçtikleri, gönül hoşnutluğu içinde uyguladıkları bir politika değildir. Zorlarına gitse de uygulamaya mecbur kaldıkları Ak Partilileşme siyasetini, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi CHP’liler samimiyetlerinden değil de, zorlarına gitse de kabullenmeye mecbur oldukları bir yol olarak uygulamak zorunda kalmaktadırlar. Hiç şüpheniz olmasın, seçimlerde Ekrem İmamoğlu’na camide Kuran okutan baskı, Erdoğan ve Ak Parti’nin milletimizden aldığı koşulsuz destektir. Güçlü lider Erdoğan ve Ak Parti’siz bir CHP ve İyi Parti henüz sınav olmuş değildir. Haliyle bugün bizim karşımızda olan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Seçimlerde muhafazakâr ve milliyetçi görünümlü adaylar tercih etmesi, adaylarının bir tek kelimesi doğru olmasa da camilerde Kuran okuma gayretleri, başörtüsüne karşı düşmanca tutumlarında hata ettiklerini itiraf etmeleri ve geçmişleriyle hesaplaşırcasına çaba içinde olmaları…</p>



<p>İsteyerek ve gönülden yapılan işler mi bunlar? Gerçekten bu değişim CHP&#8217;lileri mutlu ediyor mu? Böyle devam ederse çok yakında ortaya Ak Partilileşmiş bir CHP çıkacağını göremiyorlar mı? Bu durumda orjinali varken benzeri rağbet görür mü?</p>



<p>Bu değişimin nedeni CHP&#8217;nin geçmişe yönelik tövbesi mi yoksa Ak Parti&#8217; nin gücü mü? Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti siyaset sahnesinden çekilse CHP yine böyle mi davranırdı? Önemli soru budur!</p>



<p>CHP’li yöneticilerin bugüne kadar dindar camiaya karşı takındıkları olumsuz tavırları ve kendi geçmişlerini de karşılarına alacak şekilde Ak Parti gibi görünme gayretleri keyfi olarak seçtikleri, gönül hoşnutluğu içinde uyguladıkları bir politika değildir. Zorlarına gitse de uygulamaya mecbur kaldıkları Ak Partilileşme siyasetini, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi CHP’liler samimiyetlerinden değil de, zorlarına gitse de kabullenmeye mecbur oldukları bir yol olarak uygulamak zorunda kalmaktadırlar.</p>



<p>Hiç şüpheniz olmasın, seçimlerde Ekrem İmamoğlu’na camide Kuran okutan baskı, Erdoğan ve Ak Parti’nin milletimizden aldığı koşulsuz destektir. Güçlü lider Erdoğan ve Ak Parti’siz bir CHP ve İyi Parti henüz sınav olmuş değildir. Haliyle bugün bizim karşımızda olan başta bu iki partinin yanında tüm muhalefet siyasetini, Ak Parti ve güçlü lideri Erdoğan şekillendirmektedir.</p>



<p>Erdoğan partisinden de çok oy alan doğal bir liderdir. Bu yüzden seçimlerde şu ya da bu şekilde bir partiyi yanına alan, diğerine aday çıkar ve Ak Parti’yi böl diyen, bir diğerine sen de terörle ilişkili olduğun için sadece görünmez bir kablo ile bize destek ver diyen bir topluluğa bu akıl almaz işleri yapmayı mecbur eden güçlü lider Erdoğan’dır.</p>



<p>Ne olduğunu değil de ne olmadığını anlatmaya çalışan CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Deva ve Gelecek partileri, bir de dolaylı olsa da PKK terörüyle ilişkili HDP birlikteliği, hizmet etmek üzere bir araya gelen bir ittifak olduklarına inanmamızı mı bekliyorlar? Böyle bir karmaşa, birbirinin zıddı hatta varlık sebebi olan partiler, legal-illegal tüm gruplar bir araya geldiler şimdi de başlarına seçim kazanabilecek bir kişi aranıyor. Bu ismin de İstanbul Belediye Başkanlığı yapması nedeniyle Ekrem İmamoğlu olabileceği konuşuluyor. Böyle bir yapının başına gelen kişi bir kere lider olmaz ki!</p>



<p>Lider böyle olunmaz. Lider, fikirlerini ortaya koyar, insanları o fikirleri benimsemeye davet eder, kendine inandırır, kendi dışındaki partilerin ve liderlerinin tasfiye olmasına neden olur. Erdoğan, işte böyle lider olmuştur. DYP, ANAP, DSP başta olmak üzere bir çok siyasi figürü siyasetten silerek seçmenlerini kendi partisinde toplamayı başarmıştır.</p>



<p>Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığından liderliğe geçtiğini düşünenler Ekrem İmamoğlu’nun da aynı yolla lider olabileceği teorisini kurmaktadırlar. Oysa, Erdoğan Belediye Başkanı oluncaya kadar İstanbul’u yöneten CHP, İstanbul’u suyu olmayan, trafiği keşmekeş, havası çok kirli, yolları çukur, çamur içinde olan bir yere dönüştürmüştü. Böylesine sorunlu hale getirilmiş bir İstanbul ancak iş yapabilen, üretebilen, ehliyet ve liyakat sahibi bir lider bu sorunlardan kurtulabilirdi. Erdoğan’da çok kısa süreye rağmen böylesine büyük sorunlardan İstanbul’u kurtararak lider olmaya hak kazanmıştır.</p>



<p>Bugünün İstanbul’u bir lider çıkaracak zorlukları, sorunları, sıkıntıları barındırmamaktadır. Seçildiği hafta tatile giden İmamoğlu’nu bugüne kadar görevine hiç dönmese bile arayan soran olmazdı. Çünkü ortada kurumsal yapısını tamamlamış bir İstanbul Belediyesi vardı ve bu da, Erdoğan ve Ak Parti sayesinde olmuştu. Suyu olmayan, havası yaşanmaz kadar kirli, trafiği çekilmez, yolları çukur, çamur içinde olan İstanbul Belediye Başkanı Erdoğan tatile gidebilir miydi?</p>



<p>Seçilir seçilmez tatile giden İmamoğlu ile göreve gelir gelmez sorunlarla boğuşup tek tek arkaya bırakıp efsane olan Erdoğan kıyaslanır mı? Erdoğan temel atma üretme, imar etme, inşa etme adamı, İmamoğlu da tam tersi temel at/ma/ma adamı … Aradaki fark ,sıcakla soğuk, acıyla tatlı, siyahla beyaz kadar…</p>



<p>Bu yüzden bizler ihtiyaç olması halinde Ak Parti ve liderini, CHP&#8217;ye veya İyi Parti&#8217;ye göre kıyaslayarak değil de, bizlerin ve kendilerinin de uymaya mecbur oldukları evrensel hak ve hukuk ölçülerine göre eleştiriyoruz…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ak-partilisme-gayreti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan&#8217;ın Yalnızlığı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/erdoganin-yalnizligi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/erdoganin-yalnizligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2021 09:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyip Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17105</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin son yirmi yılına yaptığı icraatlarla damga vuran dahası enkaz halinde bir ülkeyi gelişmiş ülkelerle rekabet edecek seviyeye getiren adamın ismidir Erdoğan. Bir ömrü milletine adamış dahası yeri gelmiş okuduğu şiirden dolayı hapis damlarına düşmüş. Ancak Hakkı ve Hakikati savunmaktan asla vazgeçmemiş bir yanlız adam! 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak başladığı siyaset&#160; hayatına Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başkanı olarak bu milletin en yüksek mertebede teveccühünü kazanmıştır. Gerek hatipliği gerekse tipik bir Anadolu İnsanı profili çizmesi bu halkın gönlündeki yerinide her daim farklı kılmıştır. Sadece İç Siyasette değil Uluslararası Siyasette dahi rakiplerinin saygı ve hayranlığını kazanma becerisini göstermiştir. Karizmatik bir duruşa sahip olmanın yanı sıra Haksızlık Karşısında tüm dünyaya meydan okumak suretiyle &#8220;One Minute&#8221; ve &#8220;Dünya 5&#8217;ten Büyüktür&#8221; Sözleriyle ise Dünya Siyaset Tarihine ismini âdeta altın harflerle kazımıştır. Böylesi Liderler her yüz yılda bir gelir diyebiliriz. Yine biliriz ki böylesi Güçlü Liderler doğru bir çalışma ekibi ile güçlerini daha etkin ve yerinde kullanırlar. Başarılarında muhakkak takım arkadaşlarının da ciddi katkıları olur. Erdoğan henüz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken çalıştığı çekirdek kadrosuna Başbakan olduğu dönemde Bakanlar Kurulunda yer vermek suretiyle büyük bir ivme kaydetmişti. Açıkçası başta Binali Yıldırım, Veysel Eroğlu ve Mehmet Mehdi Eker gibi isimlerin yer aldığı ekip Erdoğan&#8217;ıla &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye&#8217;nin son yirmi yılına yaptığı icraatlarla damga vuran dahası enkaz halinde bir ülkeyi gelişmiş ülkelerle rekabet edecek seviyeye getiren adamın ismidir Erdoğan.</p>



<p>Bir ömrü milletine adamış dahası yeri gelmiş okuduğu şiirden dolayı hapis damlarına düşmüş. Ancak Hakkı ve Hakikati savunmaktan asla vazgeçmemiş bir yanlız adam!</p>



<p>1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak başladığı siyaset&nbsp; hayatına Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başkanı olarak bu milletin en yüksek mertebede teveccühünü kazanmıştır.</p>



<p>Gerek hatipliği gerekse tipik bir Anadolu İnsanı profili çizmesi bu halkın gönlündeki yerinide her daim farklı kılmıştır. Sadece İç Siyasette değil Uluslararası Siyasette dahi rakiplerinin saygı ve hayranlığını kazanma becerisini göstermiştir.</p>



<p>Karizmatik bir duruşa sahip olmanın yanı sıra Haksızlık Karşısında tüm dünyaya meydan okumak suretiyle &#8220;One Minute&#8221; ve &#8220;Dünya 5&#8217;ten Büyüktür&#8221; Sözleriyle ise Dünya Siyaset Tarihine ismini âdeta altın harflerle kazımıştır.</p>



<p>Böylesi Liderler her yüz yılda bir gelir diyebiliriz. Yine biliriz ki böylesi Güçlü Liderler doğru bir çalışma ekibi ile güçlerini daha etkin ve yerinde kullanırlar. Başarılarında muhakkak takım arkadaşlarının da ciddi katkıları olur.</p>



<p>Erdoğan henüz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken çalıştığı çekirdek kadrosuna Başbakan olduğu dönemde Bakanlar Kurulunda yer vermek suretiyle büyük bir ivme kaydetmişti.</p>



<p>Açıkçası başta Binali Yıldırım, Veysel Eroğlu ve Mehmet Mehdi Eker gibi isimlerin yer aldığı ekip Erdoğan&#8217;ıla uyumla çalışmak suretiyle en zorlu dönemde önemli icraatların gerçekleştirilmesinde ciddi katkı sağlamışlardı.</p>



<p>Takım oyunu her zaman başarının en büyük anahtarı idi. Dahası samimi insanlardan oluşan bu ekip aynı zamanda Reis&#8217;in dostları idi. Yani yeri geldiğinde fikirlerine başvurabileceği dahası yanlış yaptığında uyaracak kadar samimi insanlardı.</p>



<p>Erdoğan tıpkı Atası Osmanlıda olduğu gibi yanıbaşında güvendiği insanlardan oluşan ve her konuda danıştığı bir ekip oluşturmuştu.</p>



<p>Zaten Reis&#8217;in en rahat çalışıp ve hızla projelerini hayata geçirdiği bu dönemde uzun süre Bakan olarak görev yapanlar yine bu isimlerden oluşuyordu.</p>



<p>Bu tablo kadronun zamanla gerek yaş haddinden ötürü gerekse birtakım siyasi nedenlerle güncellenmesi nedeniyle eldeki avantajın kaybolmasına neden oldu.</p>



<p>Özellikle son yıllarda bu tablo âdeta tersine döndü diyebiliriz. Başkanlık Sistemi ile birlikte Erdoğan&#8217;ın daha seri ve hızlı bir şekilde çalışması beklenirken Siyasal Bürokrasi âdeta hızını kesti diyebiliriz.</p>



<p>Zaten Erdoğan bir açıklamasında kamuoyu önünde Yanlız olduğunu dile getirmek durumunda kaldı. Böylesi bir lider için gerçekten iç acıtıcı bir durumdu. Açıkçası yanıbaşındakilerin görmediği bir gerçeği bizzat kendisi dile getirmişti.</p>



<p>İç Politikanın yanı sıra Uluslararası Arenada fazla mesai yapmak zorunda kalan Erdoğan gerek yanıbaşındaki Yaverlerinin gerekse Kabinede yer alan bakanların pasif kalması yüzünden hız ve zaman kaybetmeye başladı.</p>



<p>Açıkçası Başkanlık Sistemine geçiş Erdoğan&#8217;ın yükünü hafifletir diye planlanmıştı. Ancak pratikte hiçte öyle olmad.</p>



<p>Öyleki Erdoğan muhalefet partisinin İstanbul İl Başkanı ile muhatap kalmak zorunda bırakılmıştı. Bu ayıp Ak Parti teşkilatlarına ziyadesiyle yeterliydi.</p>



<p>Erdoğan tüm bu olumsukluklar karşısında her yeni gün başka bir sıkıntısını dile getirmek durumunda kalıyordu.</p>



<p>Kongreler öncesi İnsan Kaynaklarında yetersiz olduklarını dile getiriyordu. Dahası son Yerel Seçimlerde Samimiyet, Liyakat, Gayret ve Tevazu diyordu! Mesaj açık ve netti.</p>



<p>Bundan daha açık ne diyebilirdi ki. Ardından Parti Teşkilâtlarındaki başarısızlığa istinaden Yeni Ömerler istiyorum dedi.</p>



<p>Son olarak ise Parti Kongreleri öncesinde ısrarla Halka İnmelerini emretti âdeta. Keza Ak Parti hareketinin Halktan geldiğini en iyi Erdoğan biliyordu.</p>



<p>Açıkçası artık Ak Parti Reisi değil Reis Ak Partiyi sırtında taşıyordu. Ve son zamanlarda bu yük ziyadesiyle ağırlaşmakta idi.</p>



<p>Cumhuriyet Tarihinin en büyük icraatlarına ve gelişimine sahip bir lider açıkçası bu aldığı oy oranının fazlasını hak ediyordu. Daha acısı ise sokakta durum hiçte iyiye gitmiyordu.</p>



<p>Ak Partiye gönül vermiş samimi seçmenler bir sonraki seçimlerde Başkan olarak Reise oy veririz ancak Milletvekiliği için Ak Partiye oy vermeyiz ifadesi Reisin yalnızlığını çok ama çok net anlatıyordu.</p>



<p>Bu ülkenin yetiştirmiş olduğu sayılı Devlet Adamlarından biri olan Erdoğan sevdiklerinin dua ve destekleriyle oturduğu koltuğu her daim hak etmiştir. Yarın seçim olsa taraflı tarafsız herkes yine Reis&#8217;in Başkan seçileceğinden şüphe duymaz.</p>



<p>Ancak ortada görmezden gelinemeyecek bir Teşkilat gerçeği vardı. Zor zamanlarda Davaya sahip çıkmak yerine sadece koltuk ve makam koruma derdine girmişlerdi.</p>



<p>Son zamanlarda ortaya çıkan Kürşat Ayvatoğlu ve benzeri olumsuz vakalar Reis&#8217;in ne denli haklı olduğunun en büyük göstergesi olmuştur.</p>



<p>Ak Partiyi iktidara taşıyan Milli Görüş ve Mütedeyyin kesimlerden oluşan kadrolar yerini önce Anavatab ve Doğruyol çizgisindeki siyasilere sonrasında ise Ulusalcılarla tövbekar Sosyal Demokratlara bırakılmıştı.</p>



<p>Bu tarz siyasilerin Davaya ve Partiye ne kadar sahip çıkacağını tahmin etmek zor değil. En ufak bir risk oluştuğunda gemiyi terk etmeye hazır tiplerdir.</p>



<p>Öyleki birçok kamu kurum ve kuruşlarında Reise ve Ak Partiye hakaret edenler cirit atıp makam ve mevki sahibi olmuşlardı.</p>



<p>Yakın zamanda bu konularla ilgili büyük patlaklar olacaktır. Daha fenası ise yine birçok kurumda samimi Ak Parti taraftarları baskı altına alınıp görevden alınmaktadır. Âdeta sindirilmektedir.</p>



<p>Ben bu konularda haklı çıkmak istemem. Ancak sorumluluk sahibi bir yazar olarak bunları kamoyu ve Reis ile paylaşmak durumundayım.</p>



<p>Türkiyenin özellikle Pandemi nedeniyle maddi manevi bu kadar zorlu bir virajdan geçerken Reisin Yanlız olmasına gönlüm razı gelmiyor.</p>



<p>Yol yakınken teşkilatlarda görev yapan Mahalle Başkanlarından tutun Genel Başkan Yardımcılarına kadar yetkili herkese çağrımdır. Reis&#8217;i Yanlız bırakanlar Yalnız kalmaya hazırlansınlar!</p>



<p>Selâm ve dua ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/erdoganin-yalnizligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şimdi &#8220;Adalet ve Kalkınma Partisi&#8221; Zamanı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/simdi-adalet-ve-kalkinma-partisi-zamani/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/simdi-adalet-ve-kalkinma-partisi-zamani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2021 07:31:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17079</guid>

					<description><![CDATA[Ak Parti dönemi bitti…Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi zamanı öyle mi? Ne Güzel! Ak Parti’de kongrelerin öncesinde Cumhurbaşkanımız, adaletin simgesi Ömerleri bulmak ve Allah rızası için hizmetin parolası olan 94 ruhuna dönüş çağrısında bulunmuştu. Kongreler tamam. Şayet kongrelerde Ömerler işbaşına gelmişlerse, 94 ruhunu 2021 ruhuna uygun şekilde yeniden yorumlamak ve uygulamak artık çok kolaydır. O halde, “Büyük Türkiye ve yeni dünya düzeni tamamdır ” hayırlı olsun diyelim mi? Bana kalırsa Ak Parti bu değişimle görev süresini de tamamlamıştır. Şimdi sıra Adalet ve Kalkınma Partisi’nde…İsim deyip geçmeyelim…Ak Parti geçmişte adaleti ihmal etti ve sadece kalkınmayı hedef olarak seçti. Şimdi ise hem adalet hem de kalkınma zamanı gelmiştir. Adaletle işleri olmadığı için Ak Parti ile birlikte AKP’lilerin de işi bitmiştir. Şimdi adalet zamanıdır… Ak Parti’de ehliyet ve liyakatin ölçüsü, kişinin Ak Parti’ye oy vermesi ve de Cumhurbaşkanımızı sevdiğini şifahen söylemesidir. Bir de bu sözlere üst düzey Ak Partili referans bulunmuşsa iş tamamdır. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi’nde ehliyet ve liyakatin ölçüsü, basiret, feraset, Allah’tan korkmak, vicdan ve ahlakla hareket etmek, adaletten asla sapmamak, göreve hem yeterli hem de layık olmaktır. Bir de bu vasıfları kişinin kendi yaşantısına yansıtması ve görünür hale getirmesidir. Kongreler tamam, Ömerler ve Haticeler de işbaşındaysa, gece yarısı sırtında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ak Parti dönemi bitti…Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi zamanı öyle mi? Ne Güzel!</p>



<p>Ak Parti’de kongrelerin öncesinde Cumhurbaşkanımız, adaletin simgesi Ömerleri bulmak ve Allah rızası için hizmetin parolası olan 94 ruhuna dönüş çağrısında bulunmuştu. Kongreler tamam. Şayet kongrelerde Ömerler işbaşına gelmişlerse, 94 ruhunu 2021 ruhuna uygun şekilde yeniden yorumlamak ve uygulamak artık çok kolaydır. O halde, “Büyük Türkiye ve yeni dünya düzeni tamamdır ” hayırlı olsun diyelim mi?</p>



<p>Bana kalırsa Ak Parti bu değişimle görev süresini de tamamlamıştır. Şimdi sıra Adalet ve Kalkınma Partisi’nde…İsim deyip geçmeyelim…Ak Parti geçmişte adaleti ihmal etti ve sadece kalkınmayı hedef olarak seçti. Şimdi ise hem adalet hem de kalkınma zamanı gelmiştir. Adaletle işleri olmadığı için Ak Parti ile birlikte AKP’lilerin de işi bitmiştir.</p>



<p>Şimdi adalet zamanıdır…</p>



<p>Ak Parti’de ehliyet ve liyakatin ölçüsü, kişinin Ak Parti’ye oy vermesi ve de Cumhurbaşkanımızı sevdiğini şifahen söylemesidir. Bir de bu sözlere üst düzey Ak Partili referans bulunmuşsa iş tamamdır. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi’nde ehliyet ve liyakatin ölçüsü, basiret, feraset, Allah’tan korkmak, vicdan ve ahlakla hareket etmek, adaletten asla sapmamak, göreve hem yeterli hem de layık olmaktır. Bir de bu vasıfları kişinin kendi yaşantısına yansıtması ve görünür hale getirmesidir.</p>



<p>Kongreler tamam, Ömerler ve Haticeler de işbaşındaysa, gece yarısı sırtında un taşıyıp ihtiyaç sahiplerine götüren idarecilere sıkça rastlamak mümkün olacak öyle mi? Ne güzel…!</p>



<p>Bundan sonra Halife Ömer gibi, karnında şiddetli ağrı olduğu halde beytülmalin sahibi Müslümanlardan izin almadan bal şerbeti yapıp içmeyen Ömerlere Haticelere mi şahit olacağız? Ne heyecan verici bir durum!</p>



<p>Camide vaaz verirken Halife Ömer’e üzerindeki elbisenin mali kaynağının hesabını soran sahabeler gibi, şimdi de kamu idarecilerine bindiği pahalı araçların, satın aldığı yatların, arazilerin, katların kaynağını sorabilmek imkanı mı doğmaktadır? Artık bundan sonra tek ölçü haram ve helal mi?</p>



<p>Hizmet yapmak için bu kadar dava ehli adam varken, yasak madde kullanan birine mi iş kalmıştı? Bu kişinin ortağıyla kavgası olmasaydı sorunun ortaya çıkması mümkün olmayacaktı değil mi? Peki bu kişiyi fark etmeyenler, ettilerse de görmezden gelenler hesap vermeyecekler mi?</p>



<p>Gelin bu sorunu Ak Parti’nin değil de, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilkelerine ve değerlerine göre çözelim ve böylelikle Ak Parti’den farkını ortaya koyalım…</p>



<p>Ömerler, Haticeler idaresinde Adalet ve Kalkınma Partisi Hayırlı olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/simdi-adalet-ve-kalkinma-partisi-zamani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
