<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AhmetKekeç &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ahmetkekec/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Mar 2019 20:01:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>AhmetKekeç &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Le Monde ve Darbeyi Bilen Türk Liberali&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/le-monde-ve-darbeyi-bilen-turk-liberali/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/le-monde-ve-darbeyi-bilen-turk-liberali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2019 20:01:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[AhmetKekeç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8847</guid>

					<description><![CDATA[Fransız Le Monde gazetesi, sayfalarını, terör örgütü lideri Fetullah Gülen’e açtı&#8230; Gazetenin “Türk muhalif” diye tanıttığı Gülen, Fransızlara ne anlattı, biliyor musunuz? İnanamayacaksınız ama, “demokrasi”yi. Bir gün DEAŞ lideri Bağdadi’ye de sayfalarını açarlar mı, demokrasiyi bir de onun ağzından dinlemek isterler mi? İlginçtir, bu rezalet yayıncılığa Nedim Şener’den başka itiraz eden olmadı. Çünkü, Şener’e göre, bu gazete ve bu gazetenin “muhabir” diye Türkiye’de tuttuğu Guillaume Perrier, FETÖ yapılanmasından haberdardılar ve “darbe”yi biliyorlardı. Nedim Şener üç yıl kadar önce bir televizyon programında anlatmıştı. Fransız gazetecilerden biri (yani Guillaume Perrier) Nedim’e 15 Temmuz’dan bir hafta sonra, bir Türk liberal yazarın yıl sonuna doğru ülkenizde darbe olacak dediğini aktarmış. Perrier darbe bilgisini 2016’nın mart yahut nisan ayında aldığını da eklemiş. Nedim liberal yazarın kimliğini açıklamadı ama hepimiz biliyoruz kim olduğunu. Daha önce de, son birkaç yılın “liberal yazarlar dökümüne” bakarak bir tahminde bulunmuştum. Nedim’in duyduklarını teyiden, bu satırların yazarı 5 Mart 2016 tarihinde bir yazı kaleme almış, darbe düşüncesine yakın duran liberalleri teşhir etmişti. O yazıyı (yani bazı liberal tutumları) hatırlayalım; Le Monde’un Türkiye muhabiri Guillaume Perrier’e “Yılsonuna doğru ülkenizde darbe olacak” diye fısıldayan liberal yazar kimmiş, görelim. Buyurun: Kelimelere dans ettirme becerisine sahip Ahmet Altan, Türkiye’nin kurtuluşunun, ancak, “darbe” ve “iç savaş” &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Fransız Le Monde gazetesi, sayfalarını, terör örgütü lideri Fetullah Gülen’e açtı&#8230; Gazetenin “Türk muhalif” diye tanıttığı Gülen, Fransızlara ne anlattı, biliyor musunuz?</div>
<div></div>
<div>İnanamayacaksınız ama, “demokrasi”yi.</div>
<div></div>
<div>Bir gün DEAŞ lideri Bağdadi’ye de sayfalarını açarlar mı, demokrasiyi bir de onun ağzından dinlemek isterler mi?</div>
<div>İlginçtir, bu rezalet yayıncılığa Nedim Şener’den başka itiraz eden olmadı.</div>
<div></div>
<div>Çünkü, Şener’e göre, bu gazete ve bu gazetenin “muhabir” diye Türkiye’de tuttuğu Guillaume Perrier, FETÖ yapılanmasından haberdardılar ve “darbe”yi biliyorlardı.</div>
<div></div>
<div>Nedim Şener üç yıl kadar önce bir televizyon programında anlatmıştı. Fransız gazetecilerden biri (yani Guillaume Perrier) Nedim’e 15 Temmuz’dan bir hafta sonra, bir Türk liberal yazarın yıl sonuna doğru ülkenizde darbe olacak dediğini aktarmış. Perrier darbe bilgisini 2016’nın mart yahut nisan ayında aldığını da eklemiş.</div>
<div></div>
<div>Nedim liberal yazarın kimliğini açıklamadı ama hepimiz biliyoruz kim olduğunu.</div>
<div></div>
<div>Daha önce de, son birkaç yılın “liberal yazarlar dökümüne” bakarak bir tahminde bulunmuştum.</div>
<div></div>
<div>Nedim’in duyduklarını teyiden, bu satırların yazarı 5 Mart 2016 tarihinde bir yazı kaleme almış, darbe düşüncesine yakın duran liberalleri teşhir etmişti.</div>
<div></div>
<div>O yazıyı (yani bazı liberal tutumları) hatırlayalım; Le Monde’un Türkiye muhabiri Guillaume Perrier’e “Yılsonuna doğru ülkenizde darbe olacak” diye fısıldayan liberal yazar kimmiş, görelim.</div>
<div></div>
<div><strong>Buyurun:</strong></div>
<div></div>
<div>Kelimelere dans ettirme becerisine sahip Ahmet Altan, Türkiye’nin kurtuluşunun, ancak, “darbe” ve “iç savaş” gibi büyük bir altüst oluşla mümkün olabileceğini söylüyordu.</div>
<div></div>
<div>Kardeşi de (ikinci cumhuriyetçi, liberal ve darbe karşıtı geçinen Mehmet Altan da) fırsat buldukça “benzeri düşünceleri” dile getirdi. Doğrudan “darbe”yi ima etmedi ama daha kötüsünü, “iç savaşın kanlı cehennemini” önerdi.</div>
<div></div>
<div>Mesele Erdoğan’dan kurtulmaksa, en ehven yolun bir iç savaş olduğunu ima eden, hatta bunu özendiren yazılar yazdı.</div>
<div></div>
<div><strong>Başka?</strong></div>
<div></div>
<div>Bizi sürekli “militarizmlerin” yaydığı tehlikelere karşı uyaran karşılaştırmalı edebiyat uzmanı Profesör Murat Belge de, “Bir darbeyi istemem ama&#8230;” şerhini düşerek, en ehven yolun darbe olabileceğini düşünmemizi sağlayacak çıkışlar yaptı.</div>
<div></div>
<div><strong>Murat Belge’nin ötekilerden farkı şu:</strong></div>
<div></div>
<div>Darbeyi hiç istemiyor&#8230; Temenni etmiyor&#8230; Ama “güvence” olarak görüyor. Neyin güvencesi? “Şeriat devleti tehlikesi”nin güvencesi&#8230; Laikliğin tehlikede olduğunu düşünenlere de sürekli bunu hatırlatıyor: “Ordu izin vermez&#8230;”</div>
<div></div>
<div><strong>Bitmedi&#8230;</strong></div>
<div></div>
<div>Murat Belge’nin “temenni etmem ama” ifadesiyle kararttığı en önemli düşüncesi de (dileği de) şu: “27 Mayıs benzeri bir müdahale olabilir&#8230;”</div>
<div></div>
<div>Önce “olabilir”, sonra “Erdoğan otoriterleşmesini sürdürürse böyle bir müdahale kaçınılmaz olarak gündeme gelebilir&#8230;”</div>
<div></div>
<div>İçi soğumayan, soğumayacak darbe karşıtlarından biri de, Murat Belge’nin çok değer verdiği bir isim: Birikim dergisinin entelektüel genel yayın yönetmeni Ömer Laçiner&#8230;</div>
<div></div>
<div>Laçiner, 7 Haziran seçiminden önce, paralel cenahın televizyon kanalına çıkmış, “Erdoğan’ın, demokrasi dışı yollarla da olsa, mutlaka indirilmesi gerektiğini” söylemişti.</div>
<div></div>
<div>Bir örnek de, Wolfowitz’in arkadaşı olmakla övünen Cengiz Çandar’dan sunalım.</div>
<div></div>
<div>Cizre’yi, Rus birliklerinin harabeye çevirdiği Dresden’e benzeten ve “Bu görüntülerin sorumlularının sadece ‘sandıkta mı hesap vereceğini’ zannediyorsunuz?” diyerek işi tehdide döken Cengiz Çandar, ötekiler gibi kıvırmıyor.</div>
<div></div>
<div>“Bodoslamadan” dalıyor ve darbe dışında bir seçenek kalmadığını (artık bu yola girmiş bulunduğumuzu) söylüyor.</div>
<div></div>
<div>Kendisi anlatsın: “(Elde) kala kala, bir TSK, bir de Anayasa Mahkemesi kalmıştı. TSK, kurumsal olarak, siyasi iktidar bakımından ‘özerk’ konumunu her şeye rağmen koruyor olsa da, son yıllarda yaşanan gelişmelerden ötürü ‘checks and balances’ rolünü bugüne dek uyguladığı biçimde, şu sırada oynamayacak durumda (Oynayamayacak demiyoruz, ‘şu sırada oynamayacak’ diyoruz.) Bu rolü, artık, bir kez oynayabilir. Düdüğü çalar. Oyunu durdurur. İlerde olur mu olmaz mı, bilemeyiz. Ama buna imkân veren bir yola girilmiş olduğunu görebiliyoruz.”</div>
<div></div>
<div>Çandar’a göre problem, her şeye rağmen özerk konumunu koruyan TSK’nın, kendisinden beklenen rolü “şu sıra” oynamak istememesi.</div>
<div></div>
<div><strong>HAMİŞ:</strong></div>
<div></div>
<div>TSK, kendisinden beklenen rolü “emir-komuta” düzeni içinde oynamadı ama 15 Temmuz 2016’da bağrından “Fetullahçı” bir cunta çıkardı. Başta Nedim Şener’in işaret ettiği liberal yazar olmak üzere, bütün liberaller üç yıldır “suskunları” oynuyor. 15 Temmuz’un başarısızlığı onların da cesaretini kırmış durumda. Durum, onlara göre 15 Temmuz öncesinden daha kötü olduğu halde “ısrarla” konuşmuyorlar ve Erdoğan’ı darbeyle korkutan yazılar yazmıyorlar. Neden acaba? Le Monde gibi, deşifre oldukları için olabilir mi?</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/le-monde-ve-darbeyi-bilen-turk-liberali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu CHP Tabii ki FETÖ’ye Hizmet Ediyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-chp-tabii-ki-fetoye-hizmet-ediyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-chp-tabii-ki-fetoye-hizmet-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Feb 2019 11:04:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[AhmetKekeç]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8578</guid>

					<description><![CDATA[Matbuattaki gizli CHP’liler, Yıldıray Sapan’ın açıklamalarından sonra Kemal Kılıçdaroğlu’na, dolayısıyla CHP’ye kol kanat germe görevini yerine getirmekte gecikmediler ama durum hiç de onların yansıttığı gibi değil. Bakalım&#8230; Daha önce çok bakmıştık ama tekrar bakmakta beis yok. Hatırlarsak, Deniz Baykal’a yönelik “kaset komplosu” dâhil, bilumum kirli ilişkilerin içinden FETÖ’nün istihbarat polisleri çıkmıştı. MHP’li vekilleri görüntüye alırken neredeyse “set” kurmuşlardı. Birden fazla kamera&#8230; Mekân ayrıntıları&#8230; Uzak çekim, yakın çekim&#8230; Şaryo tabir edilen hareketli düzeneği de kullanmışlar mıydı, bilemiyorum&#8230; Kullanmışlardır. Bu kadar “özgüvenle” çalıştıklarına göre, mutlaka bir “reji odası” da kurmuşlardır. Bir yönetmenleri vardır. Bir senaryo ekibi oluşturmuşlardır. Baş senarist de, Fetullah Gülen’dir elbette&#8230; FETÖ’nün pis işlerine koşulmuş istihbaratçı polisler, 17 Aralık kumpasından önce de, ABD İstanbul Başkonsolosluğu’yla temas halindeydiler, malum operasyonu oradan aldıkları sufleyle gerçekleştirdiler. Bir de, önemli bir “hizmette” bulundular: Kemal Kılıçdaroğlu’na birtakım görüntüler getirdiler. Hani Deniz Baykal, kendisine kurulan kaset komplosuyla ilgili olarak, “Bu konuyu aydınlatacak iki isim var. Biri zamanın Başbakanıdır. Diğeri de Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Çünkü Kılıçdaroğlu, Başbakanın o kaseti seyrederken görüntüsünü izlediğini söylüyordu” diyordu ya&#8230; Hani, Erdoğan’ın bir monitöre bakarkenki görüntüsü&#8230; Kılıçdaroğlu’na göre, Erdoğan o monitörden Baykal’a ait görüntüleri izliyormuş. Peki, Kılıçdaroğlu neye dayanarak böyle bir iddiada bulunmuştu? Kendisi anlatsın: “Ben gözlerimle gördüm. Erdoğan’ın bir değil, birden fazla kaseti izlediğini gördüm. Kendisine o kasetleri servis edenler, aynı zamanda Erdoğan’ı da videoya alıyor. Bana &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Matbuattaki gizli CHP’liler, <strong>Yıldıray Sapan</strong>’ın açıklamalarından sonra <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’na, dolayısıyla <strong>CHP</strong>’ye kol kanat germe görevini yerine getirmekte gecikmediler ama durum hiç de onların yansıttığı gibi değil.</p>
<p>Bakalım&#8230;</p>
<p>Daha önce çok bakmıştık ama tekrar bakmakta beis yok.</p>
<p>Hatırlarsak, <strong>Deniz Baykal</strong>’a yönelik <strong>“kaset komplosu”</strong> dâhil, bilumum kirli ilişkilerin içinden FETÖ’nün istihbarat polisleri çıkmıştı.</p>
<p><strong>MHP</strong>’li vekilleri görüntüye alırken neredeyse “set” kurmuşlardı.</p>
<p>Birden fazla kamera&#8230;</p>
<p>Mekân ayrıntıları&#8230;</p>
<p>Uzak çekim, yakın çekim&#8230;</p>
<p>Şaryo tabir edilen hareketli düzeneği de kullanmışlar mıydı, bilemiyorum&#8230;</p>
<p>Kullanmışlardır.</p>
<p>Bu kadar “özgüvenle” çalıştıklarına göre, mutlaka bir <strong>“reji odası”</strong> da kurmuşlardır. Bir yönetmenleri vardır. Bir senaryo ekibi oluşturmuşlardır.</p>
<p>Baş senarist de, <strong>Fetullah Gülen</strong>’dir elbette&#8230;</p>
<p><strong>FETÖ</strong>’nün pis işlerine koşulmuş istihbaratçı polisler, <strong>17 Aralık</strong> kumpasından önce de, ABD İstanbul Başkonsolosluğu’yla temas halindeydiler, malum operasyonu oradan aldıkları sufleyle gerçekleştirdiler.</p>
<p>Bir de, önemli bir <strong>“hizmette”</strong> bulundular:</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu’na birtakım görüntüler getirdiler.</p>
<p>Hani Deniz Baykal, kendisine kurulan kaset komplosuyla ilgili olarak, <strong>“Bu konuyu aydınlatacak iki isim var. Biri zamanın Başbakanıdır. Diğeri de Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Çünkü Kılıçdaroğlu, Başbakanın o kaseti seyrederken görüntüsünü izlediğini söylüyordu” </strong>diyordu ya&#8230;</p>
<p>Hani, Erdoğan’ın bir monitöre bakarkenki görüntüsü&#8230;</p>
<p>Kılıçdaroğlu’na göre, Erdoğan o monitörden Baykal’a ait görüntüleri izliyormuş.</p>
<p>Peki, Kılıçdaroğlu neye dayanarak böyle bir iddiada bulunmuştu?</p>
<p>Kendisi anlatsın: <strong>“Ben gözlerimle gördüm. Erdoğan’ın bir değil, birden fazla kaseti izlediğini gördüm. Kendisine o kasetleri servis edenler, aynı zamanda Erdoğan’ı da videoya alıyor. Bana böyle bir kaset olduğunu söylediler, getirdiler, önüme koydular, ben de izledim.”</strong></p>
<p>Baykal’ın işareti ve Kılıçdaroğlu’nun itirafı üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Çünkü üç hususun aydınlığa kavuşturulması gerekiyordu:</p>
<p><strong>BİR-</strong> Baykal’a komplo kuran şebeke, aynı zamanda Erdoğan’ın bu görüntüleri izlerken videosunu çekmiş. Kılıçdaroğlu’nun ifadelerinden bu sonuç çıkıyor.</p>
<p><strong>İKİ</strong>&#8211; Kılıçdaroğlu, Baykal kumpasından sonra Erdoğan’ın görüntülerini kaydeden şahıslarla yahut bu şahıslara yakın olan kişilerle bir araya gelmiş, kapalı kapılar ardında bir görüşme gerçekleştirmiş.</p>
<p><strong>ÜÇ</strong>&#8211; Kılıçdaroğlu kendisine bu görüntüleri getiren kişileri tanıyor.</p>
<p>Bu üç hususun derhal aydınlığa kavuşturulması gerekiyordu, çünkü Kılıçdaroğlu ya yalan söylüyordu, ya <strong>“komplocularla”</strong> ortak çalışıyordu, ya da <strong>“olmayan”</strong> görüntüler üzerinden siyasi rakibine şantaj yapıyordu.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, önce ifadeye gitmeyeceğini söyledi, sonra da avukatı aracılığıyla yazılı bir açıklama göndererek o görüntüleri kendisine getiren kişileri <strong>“hatırlayamadığını”</strong> söyledi.</p>
<p>Hatırlayamıyormuş, çünkü gelen kişiler <strong>“maskeliymişler&#8230;”</strong></p>
<p>Bu açıklama şunu gösterir:</p>
<p>Kılıçdaroğlu, hem o görüntüleri getiren kişileri tanıyor, hem onlarla teşrik-i mesai halinde, hem de <strong>“siyaseten”</strong> onlara hizmet ediyor.</p>
<p>Matbuattaki gizli ve hızlı CHP’liler, Yıldıray Sapan’a şarlayacaklarına, biraz da bu <strong>“ilişkiler ağına”</strong> baksalar ya!</p>
<p><strong>Ahmet Kekeç</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-chp-tabii-ki-fetoye-hizmet-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dava Açacakmış&#8230; Hadi Oradan!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dava-acacakmis-hadi-oradan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dava-acacakmis-hadi-oradan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 06:24:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[AhmetKekeç]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[MetinAkpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6760</guid>

					<description><![CDATA[Metin Akpınar, “karşı dava” açacakmış&#8230; Kime? Sözlerini yanlış aksettirenlere&#8230; Bu cümleden olarak, biz, Metin Akpınar’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bir cürüm işlemediği (tehdit ve hakarette bulunmadığı) sonucuna varıyoruz. Meğer bütün kabahat, sözlerini çarpıtarak ileten medya organlarındaymış. Metin Akpınar espri yapmış, medya çarpıtmış&#8230; Daha doğrusu biz çarpıtmışız&#8230; Muhtemeldir ki, hâkim karşısında da böyle bir savunma yaptı. Sorguya alınmadan önce, “Savcıyı bekliyoruz. Savcı gelecek, ifademizi vereceğiz” demiş ve şunları eklemişti: “Bizim programdaki sözlerimiz cımbızlanarak, yanlış ifadelerle basında yer aldı. Herhalde o bilgi de Cumhurbaşkanına yanlış iletildiği için o da ‘hesabını verirsiniz’ diye konuştu. Biz bunu hak edecek bir şey yapmadık. Bütün konuşma metninde de ne Cumhurbaşkanının adı geçmiştir, ne de hedef alınmıştır. Biz sadece çağdaş demokrasinin ülkemizde uygulanması bağlamında tarifler yapmaya çalıştık.” Savunmasında da bunları söylediyse, sabır taşını çatlatmıştır. Bunları söylemiştir ve muhtemelen hâkim de içinden “Bak şu tabansıza! Bir de inkâr ediyor” dedikten sonra, basmıştır denetimli serbestlik kararını&#8230; Fakat merakımı muciptir: Metin Akpınar, neye dayanarak sözlerinin çarpıtıldığını düşünüyor? Hangi ifadesi ya da sözleri cımbızlanarak alınmış da, ortaya hak etmediği bir “Metin Akpınar portresi” çıkmış? Dahası, hangi çarpıtmadan dolayı kimleri, hangi medya organlarını mahkemeye verecek? Konu bu satırların yazarını da ilgilendirdiği için (Metin Bey’in dava açacağı potansiyel isimlerden biriyim, ayrıca kendisine “hadsiz” dedim. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metin Akpınar, “karşı dava” açacakmış&#8230; </p>
<p>Kime? </p>
<p>Sözlerini yanlış aksettirenlere&#8230; </p>
<p>Bu cümleden olarak, biz, Metin Akpınar’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bir cürüm işlemediği (tehdit ve hakarette bulunmadığı) sonucuna varıyoruz. </p>
<p>Meğer bütün kabahat, sözlerini çarpıtarak ileten medya organlarındaymış. </p>
<p>Metin Akpınar espri yapmış, medya çarpıtmış&#8230; </p>
<p>Daha doğrusu biz çarpıtmışız&#8230; </p>
<p>Muhtemeldir ki, hâkim karşısında da böyle bir savunma yaptı. </p>
<p>Sorguya alınmadan önce, “Savcıyı bekliyoruz. Savcı gelecek, ifademizi vereceğiz” demiş ve şunları eklemişti: “Bizim programdaki sözlerimiz cımbızlanarak, yanlış ifadelerle basında yer aldı. Herhalde o bilgi de Cumhurbaşkanına yanlış iletildiği için o da ‘hesabını verirsiniz’ diye konuştu. Biz bunu hak edecek bir şey yapmadık. Bütün konuşma metninde de ne Cumhurbaşkanının adı geçmiştir, ne de hedef alınmıştır. Biz sadece çağdaş demokrasinin ülkemizde uygulanması bağlamında tarifler yapmaya çalıştık.”</p>
<p>Savunmasında da bunları söylediyse, sabır taşını çatlatmıştır. </p>
<p>Bunları söylemiştir ve muhtemelen hâkim de içinden “Bak şu tabansıza! Bir de inkâr ediyor” dedikten sonra, basmıştır denetimli serbestlik kararını&#8230; </p>
<p>Fakat merakımı muciptir: </p>
<p>Metin Akpınar, neye dayanarak sözlerinin çarpıtıldığını düşünüyor? </p>
<p>Hangi ifadesi ya da sözleri cımbızlanarak alınmış da, ortaya hak etmediği bir “Metin Akpınar portresi” çıkmış? </p>
<p>Dahası, hangi çarpıtmadan dolayı kimleri, hangi medya organlarını mahkemeye verecek? </p>
<p>Konu bu satırların yazarını da ilgilendirdiği için (Metin Bey’in dava açacağı potansiyel isimlerden biriyim, ayrıca kendisine “hadsiz” dedim. Şimdi de, “Dava açacakmış&#8230; Hadi oradan!” diyorum!) üşenmedim, ilgili programın videosunu indirip, bir kez daha dikkatle izledim. </p>
<p>Hayır&#8230; </p>
<p>Herhangi bir “çarpıtma” ya da “cımbızlama” yok. </p>
<p>Metin Akpınar, “tehdit ve hakaret” içeren o sözleri tastamam söylemiş. </p>
<p>Üstelik o gün programda söyledikleri, “savcı kapısında” beklerken yaptığı açıklamayla birleştirilince sözleri daha korkunç bir hal alıyor. (Çünkü ilk söylediklerini şerh etmiş oluyor.)</p>
<p>Cumhurbaşkanını hedef almamış&#8230; </p>
<p>Ne yapmış? </p>
<p>Çağdaş demokrasinin ülkemizde uygulanması bağlamında tarifler yapmaya çalışmış&#8230;</p>
<p>Nasıl yani? </p>
<p>Liderin ayağından asılacağını, belki mahzenlerde zehirlenerek öldürüleceğini, başka liderlerin yaşadığı kötü akıbetle karşılaşacağını anlatarak mı? </p>
<p>Bu mu Metin Akpınar’ın tahayyülündeki çağdaş demokrasi? </p>
<p>O “çağdaş demokrasi”nin içinde neden sandık yok? </p>
<p>Kusura bakmasın ama Metin Akpınar’ın “çağdaş demokrasinin ülkemizde uygulanması bağlamında” yaptığı tarifler demokrasiye pek uymuyor. </p>
<p>Çünkü Metin Akpınar demokrasi istemiyor&#8230; </p>
<p>Liderin ayağından asılmasını ya da mahzenlerde zehirlenerek öldürülmesini istiyor&#8230; </p>
<p>Daha doğrusu, “faşizm” istiyor. </p>
<p>Bu isteğini meşrulaştırmak için de, (muhayyel) kutuplaşmayı işaret ediyor. </p>
<p>Kutuplaşma çok artmış. Bunu bir an önce bitirmeliymişiz. </p>
<p>Bitirin o zaman&#8230; Bitirmek sizin elinizde&#8230; </p>
<p>Kimsenin yediğinize içtiğinize, hangi oyunu oynadığınıza nerelerde eğleştiğinize, hangi partiye oy verdiğinize karıştığı yok. </p>
<p>Bitirin&#8230; </p>
<p>Karşıt görüşteki insanlara saygılı olun, onları düşmanlaştırmaktan vazgeçin. </p>
<p>En iyi, en yeni, en demokrat, en çağdaş, en haklı siz değilsiniz. </p>
<p>Sizin dışınızda da bir dünya var ve artık “farklılıkları” hazmetmeyi öğrenin. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dava-acacakmis-hadi-oradan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Metin Akpınar Denilen Hadsiz!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/metin-akpinar-denilen-hadsiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/metin-akpinar-denilen-hadsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 10:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[AhmetKekeç]]></category>
		<category><![CDATA[MetinAkpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6698</guid>

					<description><![CDATA[İki gazeteciye, FETÖ’ye yardım ve yataklıktan dava açıldı. Kıyamet koptu. Neredeyse bütün matbuat, bu iki gazetecinin FETÖ’cü olmadığını kanıtlama yarışına girdi. Gerek yok. Değiller&#8230; FETÖ’cü değiller&#8230; İyi de, FETÖ’cü olmamaları, onları, üzerlerine yapışmış ağır töhmetten kurtarıyor mu? Takıntılı, kavgacı, birilerine hakaret etmeden cümle kuramayan iki gazeteciden söz ediyoruz. Ki, bugüne kadar “utanç”tan başka mesleğe bir katkıları olmamış. Sürekli tehdit yazıları yazmışlar. Sürekli, aba altından “darbe sopası” göstermişler. Sürekli “darağacı” anıştırması yapmışlar. Öyle ki, “işkence aklayıcılığına” bile soyunmuşlar&#8230; Bu gazetecilik anlayışı bitmemeli mi? Bu gazeteciler, en azından gönüllerden tart edilmemeli mi? FETÖ’cü değiller ama “yardımcı” olmuşlar; 17/25 Aralık’tan sonra bile bu çok tehlikeli örgütü aklayan (operasyonlarını toplum nezdinde sevimli gösteren) yazılar yazmışlar. Şimdi de iki sanatçı çıktı başımıza: Müjdat Gezen ve Metin Akpınar&#8230; Hayır, bunlar da FETÖ’cü değiller. Değiller ama FETÖ’nün murat ettiği “siyasal sonuç”la ilgili cesur laflar ediyorlar ki, “Hah” diyorsunuz, “Siyasal Fetullahçılık tam da böyle bir şey&#8230; İlle de maklubeye kaşık sallamak gerekmiyor.” Mekân Halk TV stüdyosu&#8230; Daha doğrusu Uğur Dündar’ın “Halk Arenası” adlı programı&#8230; Uğur Dündar, “terbiyeli sepet” kıvamında, kafa sallayarak ve gülümseyerek kızıştırıyor; Müjdat Gezen’le Metin Akpınar da lafı kapıp doludizgin gidiyor. Müjdat Gezen, “Türkiye&#8217;de 16 yıldır kültür ve sanat üretilmediği” kanaatinde. (“Benim sahnelediğim kötü oyunlara halk &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İki gazeteciye, <strong>FETÖ</strong>’ye yardım ve yataklıktan dava açıldı.</p>
<p>Kıyamet koptu.</p>
<p>Neredeyse bütün matbuat, bu iki gazetecinin FETÖ’cü olmadığını kanıtlama yarışına girdi.</p>
<p>Gerek yok.</p>
<p>Değiller&#8230;</p>
<p>FETÖ’cü değiller&#8230;</p>
<p>İyi de, FETÖ’cü olmamaları, onları, üzerlerine yapışmış ağır töhmetten kurtarıyor mu? Takıntılı, kavgacı, birilerine hakaret etmeden cümle kuramayan iki gazeteciden söz ediyoruz. Ki, bugüne kadar <strong>“utanç”</strong>tan başka mesleğe bir katkıları olmamış.</p>
<p>Sürekli tehdit yazıları yazmışlar.</p>
<p>Sürekli, aba altından <strong>“darbe sopası”</strong> göstermişler.</p>
<p>Sürekli <strong>“darağacı”</strong> anıştırması yapmışlar.</p>
<p>Öyle ki, <strong>“işkence aklayıcılığına”</strong> bile soyunmuşlar&#8230;</p>
<p>Bu gazetecilik anlayışı bitmemeli mi?</p>
<p>Bu gazeteciler, en azından gönüllerden tart edilmemeli mi?</p>
<p>FETÖ’cü değiller ama <strong>“yardımcı”</strong> olmuşlar; 17/25 Aralık’tan sonra bile bu çok tehlikeli örgütü aklayan (operasyonlarını toplum nezdinde sevimli gösteren) yazılar yazmışlar.</p>
<p>Şimdi de iki sanatçı çıktı başımıza:</p>
<p><strong>Müjdat Gezen</strong> ve <strong>Metin Akpınar</strong>&#8230;</p>
<p>Hayır, bunlar da FETÖ’cü değiller.</p>
<p>Değiller ama FETÖ’nün murat ettiği <strong>“siyasal sonuç”</strong>la ilgili cesur laflar ediyorlar ki, <strong>“Hah” </strong>diyorsunuz, <strong>“Siyasal Fetullahçılık tam da böyle bir şey&#8230; İlle de maklubeye kaşık sallamak gerekmiyor.”</strong></p>
<p>Mekân Halk TV stüdyosu&#8230;</p>
<p>Daha doğrusu <strong>Uğur Dündar</strong>’ın <strong>“Halk Arenası”</strong> adlı programı&#8230;</p>
<p>Uğur Dündar, <strong>“terbiyeli sepet”</strong> kıvamında, kafa sallayarak ve gülümseyerek kızıştırıyor; Müjdat Gezen’le Metin Akpınar da lafı kapıp doludizgin gidiyor.</p>
<p>Müjdat Gezen, <strong>“Türkiye&#8217;de 16 yıldır kültür ve sanat üretilmediği”</strong> kanaatinde. (<strong>“Benim sahnelediğim kötü oyunlara halk para vermiyor&#8230;”</strong> demiyor da, suçu son 16 yıla atıyor&#8230; Işık içinde yatasıca <strong>Levent Kırca</strong> da benzeri şeyler söylerdi. <strong>“Baskı var, sanat yapamıyoruz”</strong> derdi. Bir televizyon kanalı, <strong>“Buyur, sanatını burada icra et”</strong> dedi. Artık güldüremediği ve toplumun gerisinde kaldığı için reytingde çakıldı. Ama <strong>“Erdoğan engelliyor”</strong> ezberinden bir türlü kurtulamadı.)</p>
<p>Müjdat Gezen sadece kültür- sanat konularında dertlenmiyor. Lafı döndürüp dolaştırıp, Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’a getirmeyi başarıyor. Bunda, terbiyeli sepet kıvamında oturan Uğur Dündar’ın kızıştırmalarının da payı var elbette. Şöyle diyor: <strong>“Recep Tayyip Erdoğan, sen bizim vatanseverliğimizi sınayamazsın, haddini bil, haddini&#8230;”</strong></p>
<p>Niye böyle bir terbiyesizliğe tamah ediyor bilmiyoruz ama Müjdat Gezen’in canı hakaret etmek istiyor, ediyor.</p>
<p>Metin Akpınar daha ateşli&#8230; AK Parti’ye oy verenleri <strong>“artarak çoğalan bir gergedan virüsü”</strong>ne benzetiyor: <strong>“Ülkemizdeki gergedanlar yalnızca faşizmin ayak sesleri anlatan postallı gergedanlardan ibaret değil. Kökten dincilik gergedanları, etnik/kimlik gergedanları ve onların bazı kollarıyla müthiş bir gergedan nesli büyüdü.”</strong></p>
<p>Hadi bunları söylesin&#8230;</p>
<p>Daha da ileri gidiyor. <strong>“Bir an önce kutuplaşmayı bitirmemiz gerektiğini”</strong> söylüyor. (Bunu söylerken de, acayip çirkin ve kutuplaştırıcı bir dil kullanıyor.)</p>
<p>Kutuplaşma bitmezse ne olur?</p>
<p>Şu olurmuş: <strong>“Lideri </strong>(yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı)<strong>ayağından asarlarmış, belki mahzenlerde zehirleyerek öldürürlermiş. Başka liderlerin yaşadığı kötü akıbeti yaşatırlarmış.”</strong></p>
<p>O zaman ne yapmak gerekiyor?</p>
<p>Sandığa gidip bu işi düzeltmek ki?</p>
<p>Hayır&#8230;</p>
<p>Metin Akpınar sandığa da itiraz ediyor<strong>. “Sandık esasında pek demokrat bir şey değil”</strong>miş, <strong>“her şey sandıkta çözülmez”</strong>miş.</p>
<p>Peki, nasıl çözülecek?</p>
<p>Darbeyle&#8230;</p>
<p>Metin Akpınar açıkça <strong>“darbe”</strong> demiyor. İşaret ediyor. Şöyle diyor: <strong>“Mustafa Kemal dışında kim Rusya&#8217;ya döndüyse iktidardan gitti. Adnan Menderes Ruslardan randevu aldı, ihtilal oldu. Süleyman Demirel aynı şekilde kuzeye döndü, ihtilal oldu. Bakalım darısı kimin başına.”</strong></p>
<p>Şimdi bu arsız, hadsiz, terbiyesiz adama ne yapmak gerekiyor?</p>
<p>Dava açmak mı?</p>
<p>Dava açılmasına açılır da, yargı eliyle tecziyenin de caydırıcı olamadığı/olamayacağı bir <strong>“durum”</strong>la, bir <strong>“ruh haleti”</strong>yle karşı karşıyayız&#8230;</p>
<p>Bu haletin ismi <strong>“siyasal Fetullahçılık&#8230;”</strong></p>
<p>Doktor yardımı olmadan, bunu nasıl sağaltacağız?</p>
<p>Sorun bu!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/metin-akpinar-denilen-hadsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
