<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ahmet davutoğlu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ahmet-davutoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 19:42:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>ahmet davutoğlu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Davutoğlu Neden Erdoğan&#8217;a Alternatif Olamadı? Merkez Sağ Neden Yeni Bir Lider Üretemiyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/davutoglu-neden-erdogana-alternatif-olamadi-merkez-sag-neden-yeni-bir-lider-uretemiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/davutoglu-neden-erdogana-alternatif-olamadi-merkez-sag-neden-yeni-bir-lider-uretemiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adil GÜLMEZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 19:42:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=20201</guid>

					<description><![CDATA[Türk siyasetinde zaman zaman güçlü liderlerin ardından yeni siyasi hareketler ortaya çıktı. Ancak bu hareketlerin çok azı kalıcı başarı elde edebildi. Ahmet Davutoğlu&#8217;nun kurduğu Gelecek Partisi de, Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a alternatif olma iddiasıyla yola çıkmasına rağmen beklenen toplumsal karşılığı bulamadı. Bunun nedenlerini anlamak için yalnızca son birkaç yıla değil, Türkiye&#8217;nin merkez sağ siyasetinin yaklaşık 75 yıllık tarihine bakmak gerekir. Demokrat Parti&#8217;den AK Parti&#8217;ye uzanan çizgi Türkiye&#8217;de merkez sağ siyaset, 1950&#8217;de Demokrat Parti&#8217;nin iktidara gelişiyle yeni bir döneme girdi. Adnan Menderes, devlet merkezli yönetim anlayışına karşı milletin taleplerini önceleyen bir siyaset dili geliştirdi. 1960 darbesinin ardından bu mirası Süleyman Demirel&#8217;in Adalet Partisi devraldı. Demirel, uzun yıllar merkez sağın en güçlü lideri olarak siyaset sahnesinde kaldı. 1983&#8217;te Turgut Özal&#8217;ın kurduğu ANAP ise serbest piyasa ekonomisi, dışa açılım ve reform politikalarıyla yeni bir merkez sağ modeli oluşturdu. 2001 ekonomik krizinin ardından doğan AK Parti ise, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hem muhafazakâr seçmeni hem de merkez sağın önemli bir bölümünü tek çatı altında toplamayı başardı. Bu tarihsel süreç, Türkiye&#8217;de merkez sağın büyük ölçüde güçlü liderler etrafında şekillendiğini gösteriyor. Davutoğlu neden Erdoğan&#8217;a alternatif olamadı? Ahmet Davutoğlu&#8217;nun en büyük avantajı, aynı zamanda en büyük dezavantajı oldu. Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevleri sayesinde önemli bir devlet tecrübesine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk siyasetinde zaman zaman güçlü liderlerin ardından yeni siyasi hareketler ortaya çıktı. Ancak bu hareketlerin çok azı kalıcı başarı elde edebildi. Ahmet Davutoğlu&#8217;nun kurduğu Gelecek Partisi de, Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a alternatif olma iddiasıyla yola çıkmasına rağmen beklenen toplumsal karşılığı bulamadı. Bunun nedenlerini anlamak için yalnızca son birkaç yıla değil, Türkiye&#8217;nin merkez sağ siyasetinin yaklaşık 75 yıllık tarihine bakmak gerekir.</p>
<p><strong>Demokrat Parti&#8217;den AK Parti&#8217;ye uzanan çizgi</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de merkez sağ siyaset, 1950&#8217;de Demokrat Parti&#8217;nin iktidara gelişiyle yeni bir döneme girdi. Adnan Menderes, devlet merkezli yönetim anlayışına karşı milletin taleplerini önceleyen bir siyaset dili geliştirdi.</p>
<p>1960 darbesinin ardından bu mirası Süleyman Demirel&#8217;in Adalet Partisi devraldı. Demirel, uzun yıllar merkez sağın en güçlü lideri olarak siyaset sahnesinde kaldı.</p>
<p>1983&#8217;te Turgut Özal&#8217;ın kurduğu ANAP ise serbest piyasa ekonomisi, dışa açılım ve reform politikalarıyla yeni bir merkez sağ modeli oluşturdu.</p>
<p>2001 ekonomik krizinin ardından doğan AK Parti ise, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hem muhafazakâr seçmeni hem de merkez sağın önemli bir bölümünü tek çatı altında toplamayı başardı.</p>
<p>Bu tarihsel süreç, Türkiye&#8217;de merkez sağın büyük ölçüde güçlü liderler etrafında şekillendiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Davutoğlu neden Erdoğan&#8217;a alternatif olamadı?</strong></p>
<p>Ahmet Davutoğlu&#8217;nun en büyük avantajı, aynı zamanda en büyük dezavantajı oldu.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevleri sayesinde önemli bir devlet tecrübesine sahipti. Ancak seçmenin önemli bir bölümü onu, yeni bir siyasi başlangıcın temsilcisi olarak değil, uzun yıllar görev yaptığı iktidarın bir parçası olarak gördü.</p>
<p>Siyasette seçmen yalnızca yeni bir parti istemez; yeni bir hikâye de arar.</p>
<p>Davutoğlu&#8217;nun söylemi ile geçmişte üstlendiği roller arasında oluşan çelişki, geniş kitlelerde güçlü bir değişim algısı oluşturmasını zorlaştırdı.</p>
<p><strong>AK Parti&#8217;nin sosyolojik ağırlığı</strong></p>
<p>AK Parti yalnızca bir siyasi parti değildir; yıllar içinde güçlü bir teşkilat yapısı, yerel yönetim ağı ve sadık bir seçmen kitlesi oluşturmuştur.</p>
<p>Bu nedenle AK Parti&#8217;den ayrılan isimlerin aynı tabanı kısa sürede yeni bir partiye yönlendirmesi kolay değildir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de seçmen davranışı, lider kadar istikrar beklentisiyle de şekillenmektedir.</p>
<p><strong>Muhalefet içinde kimlik sorunu</strong></p>
<p>Gelecek Partisi&#8217;nin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de siyasi konumunu net biçimde anlatamamasıydı.</p>
<p>Muhafazakâr bir çizgide yer alırken muhalefet ittifakı içinde bulunması, bazı seçmenlerde kimlik karmaşasına yol açtı.</p>
<p>2023 seçimlerinde CHP listelerinden Meclis&#8217;e girilmesi temsil imkânı sağladı; ancak partinin kendi markasını güçlendirmek yerine görünürlüğünü azaltan bir sonuç doğurdu.</p>
<p><strong>Merkez sağ neden yeni bir lider çıkaramıyor?</strong></p>
<p>Bunun birkaç temel nedeni bulunuyor.</p>
<p>Birincisi, AK Parti uzun yıllardır merkez sağ seçmenin büyük bölümünü temsil ediyor. Bu durum yeni liderlerin geniş bir siyasi alan bulmasını zorlaştırıyor.</p>
<p>İkincisi, günümüzde siyaset yalnızca liderlik değil; güçlü teşkilatlar, medya görünürlüğü, dijital iletişim ve ekonomik güven inşa etmeyi de gerektiriyor.</p>
<p>Üçüncüsü ise seçmen davranışı değişti. Karizmatik bir lider tek başına yeterli görülmüyor; kriz yönetimi, ekonomi ve güven veren kadrolar da belirleyici hâle geldi.</p>
<p><strong>Parti bölünmeleri neden başarıya ulaşamıyor?</strong></p>
<p>Türk siyasetinde bölünerek kurulan birçok parti başlangıçta büyük ilgi gördü.</p>
<p>Yeni Parti, Demokrat Türkiye Partisi, HAS Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi farklı dönemlerde umut oluşturdu. Ancak bu hareketlerin önemli bir kısmı, kurucu partilerinin seçmen tabanını kalıcı biçimde dönüştüremedi.</p>
<p>Tarih, yalnızca ayrılmanın başarı getirmediğini gösteriyor. Başarı için toplumun beklentilerine cevap veren yeni bir vizyon ve güçlü bir toplumsal karşılık gerekiyor.</p>
<p><strong>Erdoğan sonrası dönem nasıl şekillenecek?</strong></p>
<p>Türk siyasetinin önümüzdeki yıllardaki en önemli tartışmalarından biri, AK Parti sonrası liderlik meselesi olacaktır.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın ardından merkez sağda yeni bir liderin ortaya çıkıp çıkmayacağı, yalnızca bir kişinin karizmasına değil; ekonomik şartlara, toplumsal taleplere ve siyasi partilerin yenilenme kapasitesine bağlı olacaktır.</p>
<p>Tarih bize gösteriyor ki güçlü liderler bir döneme damga vurabilir; ancak kalıcı olan, toplumun değişen beklentilerine uyum sağlayabilen siyasi hareketlerdir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Ahmet Davutoğlu&#8217;nun beklenen siyasi başarıyı yakalayamaması tek bir nedene bağlanamaz. Bu durum; liderlik algısı, parti kimliği, teşkilatlanma, seçim stratejileri ve Türkiye&#8217;nin merkez sağındaki sosyolojik dengelerin ortak sonucudur.</p>
<p>Merkez sağın geleceği ise yeni bir parti kurmaktan çok, toplumun beklentilerine cevap verecek yeni bir siyasi hikâye yazabilen kadroların ortaya çıkmasına bağlı olacaktır. Türk siyasetinin tarihi, isimlerden çok güçlü toplumsal karşılığı olan hareketlerin kalıcı olduğunu göstermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/davutoglu-neden-erdogana-alternatif-olamadi-merkez-sag-neden-yeni-bir-lider-uretemiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biraz Siyaset&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/biraz-siyaset/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/biraz-siyaset/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz KÖKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 02:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14810</guid>

					<description><![CDATA[Ahmet Davutoğlu diyor ki: &#8220;Tayyip Bey, siyaset yapıyor. Dün &#8216;Sultan Ahmet&#8217;i doldurdunuz da mı sıra Ayasofyaya geldi&#8217; diyordu. Bir sene içinde ne değişti de şimdi açılmasından bahsediyor. Türkiye tıkandı. Hamaset yapıyor. Kutsallık üzerinden oy devşirmek istiyor.&#8221; Doğru mu? Kanaatim odur ki, doğru. Başkaları yanlış diyebilir. Beni ilgilendirmez. Evet, doğru ama yanlış. Ne demek? Doğru, Tayyip Bey, siyaset yapıyor. Yanlış, ne yapalım, yani, Ayasofyanın açılmasına karşı mı çıkalım! Ayasofya açılmasın mı diyelim?! Mesela; başörtüsü de siyasetin konusu yapılabilir. Onu siyasete alet edene yanlış yapıyor deriz. Ama siyaseten de olsa ona özgürlük getirmek isteyene, hayır başörtüsü serbest olmasın denilebilir mi? Hele müslüman biri bunu yapar mı? Oy verirsin vermezsin ayrı bir konu ama başörtüsü özgürlüğüne karşı çıkılabilir mi? Aynen bir müslüman, siyaseten dahi olsa Ayasofya açılmasın diyebilir mi? Keşke Ahmet Davutoğlu siyaset yerine ilimle meşgul olsaydı. İlmin yeri kolay kolay doldurulmuyor. Siyasetin yeri ise bir şekilde dolar!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ahmet Davutoğlu diyor ki: &#8220;Tayyip Bey, siyaset yapıyor. Dün &#8216;Sultan Ahmet&#8217;i doldurdunuz da mı sıra Ayasofyaya geldi&#8217; diyordu. Bir sene içinde ne değişti de şimdi açılmasından bahsediyor. Türkiye tıkandı. Hamaset yapıyor. Kutsallık üzerinden oy devşirmek istiyor.&#8221;</p>



<p>Doğru mu? Kanaatim odur ki, doğru. Başkaları yanlış diyebilir. Beni ilgilendirmez. Evet, doğru ama yanlış. Ne demek? Doğru, Tayyip Bey, siyaset yapıyor. Yanlış, ne yapalım, yani, Ayasofyanın açılmasına karşı mı çıkalım! Ayasofya açılmasın mı diyelim?! Mesela; başörtüsü de siyasetin konusu yapılabilir. Onu siyasete alet edene yanlış yapıyor deriz. Ama siyaseten de olsa ona özgürlük getirmek isteyene, hayır başörtüsü serbest olmasın denilebilir mi? Hele müslüman biri bunu yapar mı? Oy verirsin vermezsin ayrı bir konu ama başörtüsü özgürlüğüne karşı çıkılabilir mi? Aynen bir müslüman, siyaseten dahi olsa Ayasofya açılmasın diyebilir mi?</p>



<p>Keşke Ahmet Davutoğlu siyaset yerine ilimle meşgul olsaydı. İlmin yeri kolay kolay doldurulmuyor. Siyasetin yeri ise bir şekilde dolar!</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://www.eflatunkitap.com/tum-yonleriyle-akaid-hadisleri-131938?"><img decoding="async" width="730" height="93" src="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/Yazarin_Kitaplarinijpg.jpg" alt="" class="wp-image-14416" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/Yazarin_Kitaplarinijpg.jpg 730w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/Yazarin_Kitaplarinijpg-300x38.jpg 300w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /></a></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/biraz-siyaset/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Malum zat” doğruyu söylemiyor!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/malum-zat-dogruyu-soylemiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/malum-zat-dogruyu-soylemiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2019 09:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kekeç]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13220</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “malum zat” dediği Ahmet Davutoğlu, Şehir Üniversitesi ile ilgili iddialara sosyal medya hesabından cevap vermiş. Ne söylüyor? Hiçbir şey&#8230; Usulsüz arazi tahsisi ile ilgili ne söylüyor? Hiçbir şey&#8230; Karşılıksız (yani kurnazca yapılan) “ipotek”le ilgili ne söylüyor? Hiçbir şey&#8230; Halkbank’tan kullanılan “karşılıksız” krediyle ilgili ne söylüyor? Hiçbir şey&#8230; Kötü yönetimle ilgili (vadesi gelen borçların ödenmemesi, bankanın borç yapılandırılması teklifi karşısında Mehdi bekler gibi kurtarıcı beklenmesi) ne söylüyor? Hiçbir şey&#8230; Durum çok açık oysa: Şehir Üniversitesi’nin kurulmasına karar verenler (Ahmet Davutoğlu’na “diplomalı mürit” yetiştiren bir kurum olacaktır bu), Davutoğlu’nun kararı üzerine olmayan araziyi (daha doğrusu sahipli araziyi) uhdelerine aldılar. Bir diğer ifadeyle, devlet gücünü kullanarak sahipli araziyi gasbettiler. Sonra gasbettikleri araziyi “ipotek” göstererek, kamu bankasından 370 milyon lira kredi çektiler. Sonrasını biliyorsunuz: Mimarlar Odası, bahsi geçen arazinin Şehir Üniversitesi’ne devredilmesine ilişkin kararın iptali için Danıştay 13. Dairesi’ne başvuru yaptı. Başvuru üzerine Danıştay 13. Dairesi, Mimarlar Odası’nı haklı bularak söz konusu araziyi kamuya iade etti. Peki, kredinin tediyesi gelince ne oldu? Üniversite yönetimi, lakayt bir şımarıklıkla, “Paramız yok” dedi ve bu borcun kamu tarafından (yani Erdoğan hükümeti tarafından) ödenmesini istedi. Muhterem Ahmet Davutoğlu, sosyal medya mesajında bu hususlara hiç değinmiyor, üzerine vazife olan açıklama borcunu yerine getirmiyor. Söylediği tek somut şey şu: Biz ne yaptıysak öğrenciler için yaptık&#8230; Biz gidersek aileleriyle birlikte 7 bin öğrenci mağdur olacak&#8230; Böyle diyor ama yalan söylüyor&#8230; Sık sık görüştüğü Kemal Kılıçdaroğlu’ndan tevarüs etmiş olacak ki, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’ın <strong>“malum zat”</strong> dediği <strong>Ahmet Davutoğlu</strong>, <strong>Şehir Üniversitesi</strong> ile ilgili iddialara sosyal medya hesabından cevap vermiş.</p>
<p>Ne söylüyor?</p>
<p>Hiçbir şey&#8230;</p>
<p>Usulsüz arazi tahsisi ile ilgili ne söylüyor?</p>
<p>Hiçbir şey&#8230;</p>
<p>Karşılıksız <em>(yani kurnazca yapılan)</em> <strong>“ipotek”</strong>le ilgili ne söylüyor?</p>
<p>Hiçbir şey&#8230;</p>
<p><strong>Halkbank</strong>’tan kullanılan <strong>“karşılıksız”</strong> krediyle ilgili ne söylüyor?</p>
<p>Hiçbir şey&#8230;</p>
<p>Kötü yönetimle ilgili <em>(vadesi gelen borçların ödenmemesi, bankanın borç yapılandırılması teklifi karşısında <strong>Mehdi</strong> bekler gibi kurtarıcı beklenmesi)</em> ne söylüyor?</p>
<p>Hiçbir şey&#8230;</p>
<p>Durum çok açık oysa:</p>
<p><strong>Şehir Üniversitesi</strong>’nin kurulmasına karar verenler <em>(<strong>Ahmet Davutoğlu</strong>’na <strong>“diplomalı mürit”</strong> yetiştiren bir kurum olacaktır bu)</em>, Davutoğlu’nun kararı üzerine olmayan araziyi <em>(daha doğrusu sahipli araziyi) </em>uhdelerine aldılar.</p>
<p>Bir diğer ifadeyle, devlet gücünü kullanarak sahipli araziyi gasbettiler.</p>
<p>Sonra gasbettikleri araziyi <strong>“ipotek”</strong> göstererek, kamu bankasından 370 milyon lira kredi çektiler.</p>
<p>Sonrasını biliyorsunuz:</p>
<p><strong>Mimarlar Odası</strong>, bahsi geçen arazinin Şehir Üniversitesi’ne devredilmesine ilişkin kararın iptali için <strong>Danıştay 13</strong>. Dairesi’ne başvuru yaptı.</p>
<p>Başvuru üzerine Danıştay 13. Dairesi, Mimarlar Odası’nı haklı bularak söz konusu araziyi kamuya iade etti.</p>
<p>Peki, kredinin tediyesi gelince ne oldu?</p>
<p>Üniversite yönetimi, lakayt bir şımarıklıkla, <strong>“Paramız yok”</strong> dedi ve bu borcun kamu tarafından <em>(yani <strong>Erdoğan</strong> hükümeti tarafından)</em> ödenmesini istedi.</p>
<p>Muhterem Ahmet Davutoğlu, sosyal medya mesajında bu hususlara hiç değinmiyor, üzerine vazife olan açıklama borcunu yerine getirmiyor.</p>
<p>Söylediği tek somut şey şu:</p>
<p><strong>Biz ne yaptıysak öğrenciler için yaptık&#8230; Biz gidersek aileleriyle birlikte 7 bin öğrenci mağdur olacak&#8230;</strong></p>
<p>Böyle diyor ama yalan söylüyor&#8230;</p>
<p>Sık sık görüştüğü <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’ndan tevarüs etmiş olacak ki, gerçeği çarpıtıyor.</p>
<p>Gerçek şu:</p>
<p>Kimse mağdur olmayacak&#8230;</p>
<p>Ne öğrenciler&#8230;</p>
<p>Ne aileleri&#8230;</p>
<p>Ne de akademik kadro&#8230;</p>
<p>Şehir Üniversitesi, artık, <strong>Marmara Üniversitesi</strong> çatısı altında faaliyet gösterecek. Yani, Şehir Üniversitesi varlığı (öğrencisi ve akademisyen kadrosuyla), bundan böyle Marmara Üniversitesi’ne aktarılacak.</p>
<p>Malum zata gelince&#8230;</p>
<p>Bile bile gerçeği çarpıtan bu zat, biliyorsunuz, parti kurmaya hazırlanıyor&#8230; Daha doğrusu, <strong>“Sana vefadan başka bir şey göstermeyeceğim”</strong> dediği Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı <em>(çünkü Erdoğan’ın yaptığı hiçbir şeyi beğenmiyor)</em> siyasal bir örgütlenmeye gidiyor.</p>
<p>Diyeceksiniz ki, <strong>“Erdoğan’dan ne istedi de, birden kendisini dışarıda buldu?”</strong></p>
<p>Erdoğan’dan istedikleri şunlardı: <strong>“Bir an önce parlamenter sisteme dön. Genel başkanlıktan istifa et. Ben Başbakan olayım. Ekonomi kötü yönetiliyor. Ekonominin yönetimini bizim İbrahim Turhan türünden birine ver. Batılı ortaklarımızla kavga etme&#8230; Ne istiyorlarsa ver&#8230; YPG, S-400 filan&#8230; Bunlardan vazgeç&#8230; Etrafını derhal boşalt; bizim çocuklardan mürekkep yeni bir “etraf” oluştur ve medyadaki adamlarımıza (Karar gazetesi çalışanlarına) yer aç.”</strong></p>
<p>Zannetmeyin ki kafasındaki iktidar modelini hayata geçirmek için parti kuruyor.</p>
<p>Hayır&#8230;</p>
<p><strong>İntikam</strong> için parti kuruyor.</p>
<p>Erdoğan’dan <strong>“bir-iki puan”</strong> tırtıklarsa, görevini yapmış olacak.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/malum-zat-dogruyu-soylemiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu soruya Davutoğlu cevap vermelidir!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-soruya-davutoglu-cevap-vermelidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-soruya-davutoglu-cevap-vermelidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2019 11:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12503</guid>

					<description><![CDATA[FETÖ’nün beyni sayılabilecek eski savcı Gültekin Avcı önce tahliye edildi, sonra yeniden tutuklandı. FETÖ’nün belediyeler imamı Erkan Karaaslan da tahliye edildi. Artık tutuksuz yargılanacak. Bu iki ismin niçin tahliye ettirildiğine HSK baksın&#8230; HSK şuna da baksın: Mahkemede her iyi hal gösteren tahliye mi edilecek? Çünkü FETÖ’nün şanlı (!) tarihi “tahliye hikâyeleri” ve ihanetlerle dolu. Mahkemede iyi hal gösterip (ve tabii işbirliği yapıp) tahliye belgesini kapan soluğu ülke dışında alıyor. Bunun sayısız örneği var. Yurt dışına çıkanlardan bir teki bile (evet bir teki bile) ülkeleri lehinde pozisyon almıyor. Örnek mi? Pensilvanya’da mukim şarlatan, 17/25 Aralık darbe operasyonunu yürüten kamu görevlilerinden bahisle, “Binde birini bile tanımam” demişti. Hepsini tanıyordu oysa. İsim isim tanıyordu hatta. Birçoğuyla farklı vesilelerle bir araya gelmiş, aynı maklubeye kaşık sallamışlardı. Birçoğunun eylemlerinden “anında” haberdar ediliyor ve sürekli enformasyon alıyordu. Aldığı enformasyon doğrultusunda yeni görevler tevdi ediyor, yeni “operasyon emirleri” veriyordu. Bu kamu görevlilerinden biri, Hüseyin Korkmaz’dı&#8230; Komiser yardımcısıydı&#8230; Şarlatanın “tanımadığını” söylediği özel yetiştirilmiş bu eleman, 17/25 Aralık girişiminin uygulayıcılarından biri olarak karşımıza çıktı. Hatırlayacaksınız, gözaltına alındığında “Hırsızdan korksaydık, polis olmazdık” diye slogan atmış, ekip otosuna götürülünceye kadar “Kral çıplak” diye bozuk plak gibi tekrarlayıp durmuştu. (Annesi de, “Ben oğlumu Fetih dualarıyla büyüttüm. Ülkesine ihanet etmez” demişti.) Bir süre içeride tutuldu. İçerideyken, işbirliği halindeydi. Daha doğrusu “kuzu” modundaydı. “Aşırı” denilebilecek bir davranış sergilememiş, hatta haksız yere içeride tutulan “mağdur polisi” oynamıştı. 17 ay sonra salıverildi. Salıverildiğinde yaptığı açıklama manidardır: “Hiç görev almadım. Hiç alakamın, hatta bilgimin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FETÖ</strong>’nün beyni sayılabilecek eski savcı <strong>Gültekin Avcı</strong> önce tahliye edildi, sonra yeniden tutuklandı. FETÖ’nün belediyeler imamı <strong>Erkan Karaaslan</strong> da tahliye edildi. Artık tutuksuz yargılanacak.</p>
<p>Bu iki ismin niçin tahliye ettirildiğine <strong>HSK</strong> baksın&#8230;</p>
<p>HSK şuna da baksın:</p>
<p>Mahkemede her iyi hal gösteren tahliye mi edilecek?</p>
<p>Çünkü FETÖ’nün şanlı (!) tarihi <strong>“tahliye hikâyeleri”</strong> ve ihanetlerle dolu. Mahkemede iyi hal gösterip <em>(ve tabii işbirliği yapıp)</em> tahliye belgesini kapan soluğu ülke dışında alıyor. Bunun sayısız örneği var. Yurt dışına çıkanlardan bir teki bile <em>(evet bir teki bile)</em> ülkeleri lehinde pozisyon almıyor.</p>
<p>Örnek mi?</p>
<p><strong>Pensilvanya</strong>’da mukim şarlatan, <strong>17/25 Aralık</strong> darbe operasyonunu yürüten kamu görevlilerinden bahisle, <strong>“Binde birini bile tanımam” </strong>demişti.</p>
<p>Hepsini tanıyordu oysa.</p>
<p>İsim isim tanıyordu hatta.</p>
<p>Birçoğuyla farklı vesilelerle bir araya gelmiş, aynı maklubeye kaşık sallamışlardı.</p>
<p>Birçoğunun eylemlerinden <strong>“anında”</strong> haberdar ediliyor ve sürekli enformasyon alıyordu. Aldığı enformasyon doğrultusunda yeni görevler tevdi ediyor, yeni <strong>“operasyon emirleri”</strong> veriyordu.</p>
<p>Bu kamu görevlilerinden biri, <strong>Hüseyin Korkmaz</strong>’dı&#8230;</p>
<p>Komiser yardımcısıydı&#8230;</p>
<p>Şarlatanın <strong>“tanımadığını”</strong> söylediği özel yetiştirilmiş bu eleman, 17/25 Aralık girişiminin uygulayıcılarından biri olarak karşımıza çıktı.</p>
<p>Hatırlayacaksınız, gözaltına alındığında <strong>“Hırsızdan korksaydık, polis olmazdık”</strong> diye slogan atmış, ekip otosuna götürülünceye kadar <strong>“Kral çıplak” </strong>diye bozuk plak gibi tekrarlayıp durmuştu. <em>(Annesi de, <strong>“Ben oğlumu Fetih dualarıyla büyüttüm. Ülkesine ihanet etmez”</strong> demişti.)</em></p>
<p>Bir süre içeride tutuldu.</p>
<p>İçerideyken, işbirliği halindeydi. Daha doğrusu <strong>“kuzu”</strong> modundaydı. <strong>“Aşırı”</strong> denilebilecek bir davranış sergilememiş, hatta haksız yere içeride tutulan <strong>“mağdur polisi”</strong> oynamıştı.</p>
<p>17 ay sonra salıverildi.</p>
<p>Salıverildiğinde yaptığı açıklama manidardır: <strong>“Hiç görev almadım. Hiç alakamın, hatta bilgimin dahi olmadığı, herkes gibi medyadan, 25 Aralık tarihinde öğrendiğim bir dosyayla ilgili tam 17 ay 10 gündür tutukluydum. İlk defa hakkında adil bir karar verildi.”</strong></p>
<p>Büyük bir pişkinlikle <strong>“mağdur”</strong> rolü oynayan bu şerefsiz, aylar sonra Amerika’daki <strong>Hakan Atilla</strong> davasında ortaya çıktı ve <strong>“hiç görev almadım” </strong>dediği operasyonun en önemli yürütücülerinden biri olduğunu açıkladı. Yani, ülkesi aleyhinde “tanıklık” yaptı. <em>(Tanıklığın tarifesi 50 bin dolardır ve tediyesi <strong>FBI</strong> tarafından sağlanmıştır.)</em></p>
<p>Şimdi sıkı durun:</p>
<p>Meclis’e yollanan fezlekelerin hazırlayıcısı da bu şerefsizdi&#8230;</p>
<p>Hani <strong>Ahmet Davutoğlu</strong>, dört bakan için <strong>“Yüce Divan’a gidip aklanıp gelsinler” </strong>diyordu ya. Yargılamalar, işbu şerefsizin hazırladığı fezleke üzerinden yürütülecekti. <em>(<strong>“Davutoğlu niçin AK Partiden koptu?” </strong>diye merak ediyor musunuz hâlâ?)</em></p>
<p>Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong> duruma müdahale etmeseydi, bakanlar o fezlekeye göre yargılanacak, kuvvetle muhtemel ceza alacaklardı. <strong>“Kuvvetle muhtemel”</strong> değil, mutlaka ceza alacaklardı.</p>
<p>Bunu fezlekelerin yazıcısı şerefsiz Hüseyin Korkmaz da biliyordu, dönemin siyasileri de biliyordu, bugün <strong>“Biricik yargılama yeri Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleridir”</strong> diyen dönemin devlet adamları da biliyordu.</p>
<p>Hüseyin Korkmaz <strong>Anayasa Mahkemesi</strong>’ne satamadığı <em>(çünkü Davutoğlu’nun hesabı tutmadı)</em> fezlekeleri Amerika’ya kaçırdı ve <strong>Zarrab davası</strong> savcısına teslim etti.</p>
<p>Soru şu:</p>
<p>Israrla <strong>“Yüce Divan”</strong> diyen siyasiler <em>(Davutoğlu ve <strong>Ahmet Taşgetiren</strong> gibi Davutoğlu’cular)</em>, işbu fezlekenin Hüseyin Korkmaz tarafından kaleme alındığı, <strong>“bir numaralı sanık”</strong> olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret edildiği bilgisine sahip miydiler?</p>
<p>Bu soruya, ülkesini ve <strong>“dava arkadaşlarını”</strong> Batı’ya jurnalleyip duran Davutoğlu cevap vermelidir!</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-soruya-davutoglu-cevap-vermelidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olmuyor, Olmaz, Zorluyorlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/olmuyor-olmaz-zorluyorlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/olmuyor-olmaz-zorluyorlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Aug 2019 09:20:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ali babacan]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12294</guid>

					<description><![CDATA[“Geçici-Emanetçi Başbakanlık” yaptığı dönemde, sürekli olarak “Çok çalışıp, çok yorulduğunu” söyleyerek dert yanan Abdullah Gül!.. Yıllar süren bakanlık görevi sırasında Meclis’e girip çıkarken çevredekilere bir selamı bile çok gören Ali Babacan!.. Erdoğan tarafından Başbakanlık Koltuğunaoturtulduktan birkaç gün sonra gazetecileri Konya-Meram’daki evinde toplayıp, Başkanlık Sistemi’ne açıktan savaş açan Ahmet Davutoğlu!.. Aylardır bazı medya organlarında köpürtülüyorlar. Peş peşe “Tamam, oldu, yeni parti için harekete geçiyorlar” haberleri veriliyor. Ancak, bir türlü sonuç çıkmıyor. Çıkmaz, çünkü Türkiye’de böyle bir ihtiyaç mevcut değil. Tabela partisi kurmak kolay, ama ciddi bir oluşumu harekete geçirmek için zemin gerekli. Mevcut şartlarda Türkiye’nin böyle bir ihtiyacı yok. Buna rağmen, aynı haberler avara kasnak misali döndürülüp duruyor… Olayı köpürtenler belli: Çünkü, Türkiye’nin olmasa da onların böyle bir oluşuma ihtiyaçları var. Bütün dertleri, Recep Tayyip Erdoğan! Hedefe Beştepe’yi koymuşlar, o tarafa doğru atış yapıyorlar. Yeni müttefikler, yol arkadaşları arıyorlar. Olayı sürekli gündemde tutanlar, Gül, Babacan ve Davutoğlu üçlüsüne bu gözle bakıyorlar: Yeni müttefik ve yol arkadaşları! *** İşin en ilginci de bütün arayışları Ak Parti içinde. Aralarına dışarıdan etkili ve heyecan veren yeni bir isim katılmış değil. O yüzden yaptıkları çalışmalara “Siyasette Yeni Bir Oluşum” adını vermek zor. Olsa olsa, “Ak Parti’yi tökezletme ve yaralama harekâtı” olarak değerlendirilebilir. Dikkat edin, bu güne kadar dillendirilen isimlerin çoğu Ak Parti içindeki küskünler ve aradığını bulamayanlardan oluşuyor. Ben bu tür çıkışları yıllar önce ANAP içinde ortaya çıkan “Küskünler Hareketine” benzetiyorum. Her seçim dönemi listeye giremeyenler bir araya gelip harekete &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Geçici-Emanetçi Başbakanlık” </strong>yaptığı dönemde<strong>, </strong>sürekli olarak <strong>“Çok çalışıp, çok yorulduğunu” </strong>söyleyerek dert yanan<strong> Abdullah Gül!..</strong></p>
<p>Yıllar süren bakanlık görevi sırasında <strong>Meclis</strong>’e girip çıkarken çevredekilere bir selamı bile çok gören <strong>Ali Babacan</strong>!..</p>
<p><strong>Erdoğan</strong> tarafından <strong>Başbakanlık Koltuğuna</strong>oturtulduktan birkaç gün sonra gazetecileri <strong>Konya-Meram</strong>’daki evinde toplayıp, <strong>Başkanlık Sistemi</strong>’ne açıktan savaş açan <strong>Ahmet Davutoğlu</strong>!..</p>
<p>Aylardır bazı medya organlarında köpürtülüyorlar. Peş peşe <strong>“Tamam, oldu, yeni parti için harekete geçiyorlar”</strong> haberleri veriliyor. Ancak, bir türlü sonuç çıkmıyor. Çıkmaz, çünkü <strong>Türkiye</strong>’de böyle bir ihtiyaç mevcut değil. Tabela partisi kurmak kolay, ama ciddi bir oluşumu harekete geçirmek için zemin gerekli. Mevcut şartlarda <strong>Türkiye</strong>’nin böyle bir ihtiyacı yok.</p>
<p>Buna rağmen, aynı haberler avara kasnak misali döndürülüp duruyor…</p>
<p>Olayı köpürtenler belli: Çünkü, <strong>Türkiye</strong>’nin olmasa da onların böyle bir oluşuma ihtiyaçları var. Bütün dertleri, <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>! Hedefe <strong>Beştepe</strong>’yi koymuşlar, o tarafa doğru atış yapıyorlar. Yeni müttefikler, yol arkadaşları arıyorlar. Olayı sürekli gündemde tutanlar, <strong>Gül, Babacan</strong> ve <strong>Davutoğlu</strong> üçlüsüne bu gözle bakıyorlar:</p>
<p><strong>Yeni müttefik ve yol arkadaşları!</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>İşin en ilginci de bütün arayışları <strong>Ak Parti</strong> içinde. Aralarına dışarıdan etkili ve heyecan veren yeni bir isim katılmış değil. O yüzden yaptıkları çalışmalara <strong>“Siyasette Yeni Bir Oluşum”</strong> adını vermek zor. Olsa olsa, <strong>“Ak Parti’yi tökezletme ve yaralama harekâtı”</strong> olarak değerlendirilebilir. Dikkat edin, bu güne kadar dillendirilen isimlerin çoğu <strong>Ak Parti</strong> içindeki küskünler ve aradığını bulamayanlardan oluşuyor.</p>
<p>Ben bu tür çıkışları yıllar önce <strong>ANAP</strong> içinde ortaya çıkan <strong>“Küskünler Hareketine”</strong> benzetiyorum. Her seçim dönemi listeye giremeyenler bir araya gelip harekete geçer, medya da onları köpürtürdü. <strong>“Yeni Oluşum”</strong> haberleri yapılır, ancak kısa bir süre sonra unutulur giderdi.</p>
<p>Çıkışları itibarıyla benzer olsalar da bu defa biraz farklı tabii. <strong>Türkiye</strong>’de sistem değişti. Sonuç alabilmek için artık yüzde <strong>50 artı 1 oya</strong> ihtiyaç duyuluyor. <strong>Erdoğan</strong>’a karşı kurulan cephe de bu hedefe ulaşmaya çalışıyor. O yüzden iddiaları ne olursa olsun, kamuoyuna hangi açıklamayı yaparlarsa yapsınlar, yeni ortaya çıkacak bir siyasi oluşum bu amaca hizmet edecek. Kazanmaya değil, kaybettirmeye yönelik bir işlev üstlenecek.</p>
<p>Daha açık bir ifadeyle ortaya koyarsak:</p>
<p>Eğer harekete geçebilirlerse, yeni sistem zaman içinde <strong>Davutoğlu, Gül, Babacan </strong>gibi isimleri <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> ve <strong>Meral Akşener</strong> gibi figürlerle bir araya getirecek. Sistemin ortaya koyduğu kaçınılmaz bir son bu!</p>
<p>Nitekim, bugün <strong>Türkiye’</strong>yi terk edip yurtdışında kaçak olarak yaşayan <strong>FETÖ</strong>’nün önemli isimleri bunu dillendirmeye başladılar bile. Sosyal medya paylaşımlarında, <strong>Erdoğan</strong> düşmanlığı yaparak, bu isimlere açıktan destek veriyorlar.</p>
<p>O yüzden şimdi sormak istiyorum:</p>
<p><strong>Erdoğan</strong>’ı hedef alan ve başkalarının değirmenine su taşıyan bir girişim, <strong>Ak Parti</strong> içinde taraftar bulabilir mi? Kolay mı bu? İşte bunun için <strong>“Olmaz, olsa da işe yaramaz”</strong> diyorum!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/olmuyor-olmaz-zorluyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davutoğlu’nun Özlediği AK Parti’yi Fetullah da Özlüyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/davutoglunun-ozledigi-ak-partiyi-fetullah-da-ozluyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/davutoglunun-ozledigi-ak-partiyi-fetullah-da-ozluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Aug 2019 09:11:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12272</guid>

					<description><![CDATA[AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, “kendi Başbakanlığı döneminde olup bitenleri açıklamakla” tehdit eden eski tuhaf Başbakan Ahmet Davutoğlu, nihai olarak ne istiyor? Parti kurma imkânı varken, neden “AK Parti’ye musallat olmuş” bir görüntü sergiliyor? Cevabı basit: Sıfırdan örgütlenmenin zorluğunu bildiği için, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şunu söylüyor: “Sen AK Parti genel başkanlığı koltuğundan kalk, ben oturayım. Parlamenter sisteme geri dönelim. Sen sembolik yetkilerle donanmış Cumhurbaşkanı olarak kal, ben Başbakan olarak ülkeyi yöneteyim&#8230;” Bu amaçla “deklarasyon” yayınlayıp duruyor&#8230; Ve sık sık AK Parti kurucu ayarlarına gönderme yapıyor&#8230; Diyor ki, “Eski AK Parti günlerine dönelim&#8230;” Eski AK Parti’nin “reformlar yapan” haline&#8230; Davutoğlu’nun Başdanışmanlığını yürüten bir liberal vardı. Hani, “Mayıs 2016’da Başbakan değişmeseydi, 15 Temmuz yaşanmayacaktı” diyen tuhaf adam&#8230; O da sık sık AK Parti’nin “reformlar yapan” haline vurgu yapar, “Eski AK Parti’yi özlüyorum” diye yazılar yazardı&#8230; O dönemdeki (yani 2011 yılından önceki) AK Parti’nin birtakım mevzuat değişikliklerine istekli görünmesi ve AB’yle müzakereler çerçevesinde peş peşe uyum yasaları çıkarması “özlenecek hal”ler arasında sayılabilir&#8230; İyi de, AK Parti sadece “uyum yasaları”ndaki başarısından ibaret değildi ki&#8230; AK Parti, “reform” sayılabilecek düzenlemeleri asıl 2011 yılından sonra, yani kimi liberaller ve Fetullahçılar nezdinde “özlenmeyecek parti” haline geldikten sonra gerçekleştirdi. İnanç ve düşünce özgürlüğü 2011 yılından sonra temin edilebildi. Vesayet kurumları, 2011’den sonra etkisiz hale getirilebildi. IMF’yle işimiz 2011’den sonra bitti. Birtakım yasaklar (“Kürtçe yasağı” da buna dâhildir) 2011 yılından sonra kaldırıldı. İç Hizmet Yasası, 2011 yılından sonra değiştirildi. Devletin kılcallarına sızmış FETÖ, “cürümleriyle” birlikte 2011 yılından &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AK Parti</strong>’yi ve Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’ı, <strong>“kendi Başbakanlığı döneminde olup bitenleri açıklamakla”</strong> tehdit eden eski <strong>tuhaf</strong> Başbakan <strong>Ahmet Davutoğlu</strong>, nihai olarak ne istiyor?</p>
<p>Parti kurma imkânı varken, neden <strong>“AK Parti’ye musallat olmuş”</strong> bir görüntü sergiliyor?</p>
<p>Cevabı basit:</p>
<p>Sıfırdan örgütlenmenin zorluğunu bildiği için, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şunu söylüyor: <strong>“Sen AK Parti genel başkanlığı koltuğundan kalk, ben oturayım. Parlamenter sisteme geri dönelim. Sen sembolik yetkilerle donanmış Cumhurbaşkanı olarak kal, ben Başbakan olarak ülkeyi yöneteyim&#8230;”</strong></p>
<p>Bu amaçla <strong>“deklarasyon”</strong> yayınlayıp duruyor&#8230;</p>
<p>Ve sık sık AK Parti kurucu ayarlarına gönderme yapıyor&#8230;</p>
<p>Diyor ki, <strong>“Eski AK Parti günlerine dönelim&#8230;”</strong> Eski AK Parti’nin <strong>“reformlar yapan”</strong> haline&#8230;</p>
<p>Davutoğlu’nun Başdanışmanlığını yürüten bir liberal vardı.</p>
<p>Hani, <strong>“Mayıs 2016’da Başbakan değişmeseydi, 15 Temmuz yaşanmayacaktı”</strong> diyen tuhaf adam&#8230;</p>
<p>O da sık sık AK Parti’nin <strong>“reformlar yapan”</strong> haline vurgu yapar, <strong>“Eski AK Parti’yi özlüyorum”</strong> diye yazılar yazardı&#8230;</p>
<p>O dönemdeki (yani 2011 yılından önceki) AK Parti’nin birtakım mevzuat değişikliklerine istekli görünmesi ve AB’yle müzakereler çerçevesinde peş peşe uyum yasaları çıkarması <strong>“özlenecek hal”</strong>ler arasında sayılabilir&#8230;</p>
<p>İyi de, AK Parti sadece <strong>“uyum yasaları”</strong>ndaki başarısından ibaret değildi ki&#8230;</p>
<p>AK Parti, <strong>“reform”</strong> sayılabilecek düzenlemeleri asıl 2011 yılından sonra, yani kimi <strong>liberaller</strong> ve <strong>Fetullahçılar</strong> nezdinde <strong>“özlenmeyecek parti”</strong> haline geldikten sonra gerçekleştirdi.</p>
<p>İnanç ve düşünce özgürlüğü 2011 yılından sonra temin edilebildi.</p>
<p>Vesayet kurumları, 2011’den sonra etkisiz hale getirilebildi.</p>
<p><strong>IMF</strong>’yle işimiz 2011’den sonra bitti.</p>
<p>Birtakım yasaklar (<strong>“Kürtçe yasağı”</strong> da buna dâhildir) 2011 yılından sonra kaldırıldı.</p>
<p><strong>İç Hizmet Yasası</strong>, 2011 yılından sonra değiştirildi.</p>
<p>Devletin kılcallarına sızmış <strong>FETÖ</strong>, <strong>“cürümleriyle”</strong> birlikte 2011 yılından sonra fark edildi ve kısmi tasfiyeler (el altından) bu dönemde başlatıldı.</p>
<p>Azınlık vakıflarının malları 2011’den sonra iade edildi.</p>
<p>Hülasa, 2011 yılına kadar, biraz da zorunluluktan (çünkü geleneksel vesayet odakları ve darbe cuntaları sürekli müdahale tehdidinde bulunuyordu), <strong>AB</strong>’yi arkasına alarak ortada top çeviren AK Parti, <strong>“reformcu”</strong> kimliğine bu dönemden sonra kavuştu.</p>
<p>Ve <strong>“hedef”</strong> oldu.</p>
<p>En pespaye AK Parti eleştirileri, <strong>“diktatör”</strong> kampanyaları <strong>Gezi</strong>’ler, <strong>7 Şubat</strong>’lar, MİT TIR’larına yönelik operasyonlar, “Türkiye <strong>DEAŞ</strong>’a silah gönderiyor” tezviratları, <strong>17/25 Aralık</strong>’lar, <strong>15 Temmuz</strong>’lar, AK Parti gerçek anlamda “reforma” yöneldiği ve bağımsız bir ülke gibi davranmaya başladığı (savunmasını güçlendirdiği, büyük altyapı projelerini hayata geçirdiği) için devreye sokuldu.</p>
<p>İlginçtir, Davutoğlu’nun özlediği AK Parti’yi, bugün Fetullahçılarla iş tutan liberaller de özlüyor.</p>
<p><strong>Hasan Cemal, Mehmet Altan, Murat Belge</strong> gibi adamlar&#8230;</p>
<p><strong>Fetullah</strong>’ın kendisi de özlüyor.</p>
<p>Ki, bir Amerikan yayın kuruluşuna verdiği mülakatta, 2011 yılına kadar AK Parti’yi desteklediklerini ve o AK Parti’yi <strong>“çok özlediklerini”</strong> söylemişti.</p>
<p>Demek ki <strong>“özlenir”</strong> olmaktan çıktığını düşündüğü için darbeye kalkıştı. Hem kendisini, hem <strong>“bağlılarını”</strong> rezil etti&#8230;</p>
<p>Davutoğlu da özlemekte hürdür ama bence bunlar vakit kaybı&#8230;</p>
<p>Şunu yapabilir:</p>
<p>Başkasının partisinin <strong>“eski hallerini”</strong> özleyip duracağına, aynı anda AB’nin, ABD’nin, liberallerin ve Fetullahçıların seveceği bir parti kurabilir.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/davutoglunun-ozledigi-ak-partiyi-fetullah-da-ozluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gül ve Davutoğlu Birbirlerinden Nefret Ederler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-davutoglu-birbirlerinden-nefret-ederler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-davutoglu-birbirlerinden-nefret-ederler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 08:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12247</guid>

					<description><![CDATA[Dünkü yazımda, Ahmet Davutoğlu’nun zehir-zemberek çıkışının hedefinde sadece AK Parti olmadığını dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. Birilerine (birden fazla kişiye ve kuruma) kızıyor Davutoğlu ve tehdit diliyle “eski defterleri açmaktan” söz ediyordu. Kimdi o birileri? Kendi partisi mi? (Çünkü Ahmet Bey “partimiz” demeyi çok seviyor.) Cumhurbaşkanı Erdoğan mı? HDP mi? HDP içindeki bir grup mu? Şunu da söylüyordu Sayın Davutoğlu: “Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır&#8230;” Ne demek istiyordu bu “riskli” cümleyle? Riskli, evet&#8230; Çünkü 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem kurcalandığında “istikşafi” görüşme yapan genel başkanlardan birinin, kendisini bir an önce “koalisyon hükümetine” atmak istediği ve koalisyon için Başbakanlıktan bile vazgeçebileceğini söylediği ortaya çıkacaktır ki, o dönemin “kurcalanmasını” Sayın Davutoğlu adına hiç tavsiye etmem. Biz burada, “Sayın Ahmet Davutoğlu kimi ve hangi kurumları tehdit ediyor?” diye tahmin yürüteduralım, dün Fehmi Koru ağabeyimiz ilginç bir yazıyla çıkageldi. Öyle böyle değil, bayağı ilginç bir yazı&#8230; Demek ki Davutoğlu’nun “incittikleri” (tehdit ettikleri) arasında, Fehmi Koru ağabeyimizin bazı arkadaşları ve dostları da bulunuyormuş. O yazıdan, “ilgili” bölümü (biraz uzun bir alıntı olacak ama idare ediverin artık) yorumsuz olarak aktarıyorum: “(Davutoğlu) ne amaçlamış olabilir öyle bir çıkış yapmakla? İlk çıkışı olan 15 sayfalık ‘manifesto’ ile neyi amaçladığı belliydi eski başbakanın: Halen üyesi olduğu AK Parti ile arasında meydana gelmiş farklılaşmayı duyurmak ve ‘Yoksa parti mi kuracak?’ merakında olanlara hiç değilse ‘Galiba’ dedirtmek&#8230; “Anlaşılabilen hedefler bunlar, özellikle yeni bir parti &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünkü yazımda, <strong>Ahmet Davutoğlu</strong>’nun zehir-zemberek çıkışının hedefinde sadece <strong>AK Parti</strong> olmadığını dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım.</p>
<p>Birilerine (birden fazla kişiye ve kuruma) kızıyor Davutoğlu ve tehdit diliyle <strong>“eski defterleri açmaktan”</strong> söz ediyordu.</p>
<p>Kimdi o birileri?</p>
<p>Kendi partisi mi? (Çünkü Ahmet Bey <strong>“partimiz”</strong> demeyi çok seviyor.)</p>
<p>Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong> mı?</p>
<p><strong>HDP </strong>mi?</p>
<p>HDP içindeki bir grup mu?</p>
<p>Şunu da söylüyordu Sayın Davutoğlu: <strong>“Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır&#8230;”</strong></p>
<p>Ne demek istiyordu bu <strong>“riskli”</strong> cümleyle?</p>
<p>Riskli, evet&#8230;</p>
<p>Çünkü <strong>7 Haziran</strong> ile <strong>1 Kasım</strong> arasındaki dönem kurcalandığında <strong>“istikşafi”</strong> görüşme yapan genel başkanlardan birinin, kendisini bir an önce <strong>“koalisyon hükümetine”</strong> atmak istediği ve koalisyon için Başbakanlıktan bile vazgeçebileceğini söylediği ortaya çıkacaktır ki, o dönemin <strong>“kurcalanmasını”</strong> Sayın Davutoğlu adına hiç tavsiye etmem.</p>
<p>Biz burada, <strong>“Sayın Ahmet Davutoğlu kimi ve hangi kurumları tehdit ediyor?” </strong>diye tahmin yürüteduralım, dün <strong>Fehmi Koru</strong> ağabeyimiz ilginç bir yazıyla çıkageldi.</p>
<p>Öyle böyle değil, bayağı ilginç bir yazı&#8230;</p>
<p>Demek ki Davutoğlu’nun <strong>“incittikleri”</strong> (tehdit ettikleri) arasında, Fehmi Koru ağabeyimizin bazı arkadaşları ve dostları da bulunuyormuş.</p>
<p>O yazıdan, <strong>“ilgili”</strong> bölümü (biraz uzun bir alıntı olacak ama idare ediverin artık) yorumsuz olarak aktarıyorum:</p>
<p>“(Davutoğlu) ne amaçlamış olabilir öyle bir çıkış yapmakla? İlk çıkışı olan 15 sayfalık <strong>‘manifesto’</strong> ile neyi amaçladığı belliydi eski başbakanın: Halen üyesi olduğu AK Parti ile arasında meydana gelmiş farklılaşmayı duyurmak ve <strong>‘Yoksa parti mi kuracak?’</strong> merakında olanlara hiç değilse <strong>‘Galiba’</strong> dedirtmek&#8230;</p>
<p>“Anlaşılabilen hedefler bunlar, özellikle yeni bir parti oluşturma amacıyla kolları sıvayan bir kişi için&#8230;</p>
<p>“Benzer bir farklılaşma üzerine kurucusu olduğu partisinden istifa eden <strong>Ali Babacan</strong> da, onunki kadar uzun olmasa da, kamuoyuna <strong>‘Ben varım’</strong> sonucu çıkartılabilen mesajlar veriyor.</p>
<p>“Her ikisinin geçmiş parti bağları ve aynı hükümetler içerisinde sorumluk taşımaları sebebiyle <strong>‘Bir araya gelmeliler’</strong> düşüncesinde olanların varlığı biliniyor. Tek bir partide buluşulsun isteyenler arasında Davutoğlu’nun kendisi de var, Babacan ve kendisiyle birlikte hareket edenler ise ondan uzak durmayı yeğliyor.</p>
<p>“Herhalde Ali Babacan’ın neden öyle davrandığı Ahmet Davutoğlu’nun sorunlu son çıkışından sonra daha iyi anlaşılmıştır.</p>
<p>“Davutoğlu’nun derdinin kişisel bir hesaplaşma olduğu belli. Kendisinin göreve getirilmesini, partinin genel başkanlığı ile başbakanlığın önüne sunulmasını <strong>‘hakkı’</strong> olarak görüyor ve bir süre sonra aniden genel başkanlıkla birlikte başbakanlığın da elinden alınmasını içine sindiremiyor.</p>
<p>“İçeriği bir tarafa, son çıkışının üslubu tam da bunu dışa vuruyor.</p>
<p>“Oysa, Babacan ve kendisiyle birlikte hareket edenler, ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlara çözümler üretebilmek, daha iyi ve daha çağdaş bir yönetişim anlayışını siyaset alanına taşımak ve ülke yönetimine talip olmak amacındalar ve baştan itibaren bunu vurguluyorlar.”</p>
<p><strong>Fehmi Koru</strong>’nun sözleri bunlar&#8230;</p>
<p>Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:</p>
<p>Kamuoyunun <strong>“birlikte hareket ediyorlar”</strong> dediği Gül ve Davutoğlu aslında birbirlerinden nefret ediyorlar. Bu bilgiyi test etmek isteyenler, bir dönem <strong>Abdullah Gül</strong>’ün danışmanlığını yapmış bulunan <strong>“terbiye özürlü” Ahmet Sever</strong>’in iki kitabına bakabilirler.</p>
<p>Gül’cüler Davutoğlu’na <strong>“yetersiz”</strong> ve <strong>“fırsatçı”</strong> diyor.</p>
<p>Davutoğlu’cular Gül’cüler için ne diyor?</p>
<p>Fehmi Koru ne diyorsa, tersini herhalde&#8230;</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-davutoglu-birbirlerinden-nefret-ederler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davutoğlu Kimi Neyle Tehdit Ediyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/davutoglu-kimi-neyle-tehdit-ediyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/davutoglu-kimi-neyle-tehdit-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Aug 2019 08:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kekeç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12240</guid>

					<description><![CDATA[Eski Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu şöyle demiş: “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa&#8230; Birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar! Açık söylüyorum. Neden mi? İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır.” Bu söz kime karşı söylendi? Bir grup gazeteci, “AK Parti’ye karşı söylendi” diyor. Bir grup gazeteci, “Hayır&#8230; Bu eleştirilerin karşısında HDP var” diyor. İki tahmin de doğru değil&#8230; Daha doğrusu, iki tahminin de doğru ve yanlış yönleri var. Neden? Bu sözler “doğrudan” AK Parti’ye karşı söylenmiş olamaz, bu durumda, “Sen o partinin genel başkanı ve aynı zamanda Başbakan değil miydin?” itirazıyla karşılaşacaktır ki, Sayın Davutoğlu bu tür riskleri hesaplayabilecek bir siyasetçidir. Bu demek değildir ki, Sayın Davutoğlu, her şeye rağmen ve sonuç ne olursa olsun “partimiz” dediği AK Parti’yi korur. Korumaz&#8230; Korumamıştır. En ağır eleştirileri yöneltmiştir. Çünkü Sayın Davutoğlu’nun nicedir “AK Parti” diye bir kaygısı yoktur. Bir tür “geç Abdullah Gül vakası” olarak tecelli etmiştir. Hem “partimiz” diyeceksin, hem Kati Piri’nin jurnallerini tekrarlayacaksın. Hem, “Ona (Erdoğan’a) sadece vefa göstereceğim” deyip kendi kendini bağlayacaksın, hem de onu devirebilmek için “rakipleriyle” işbirliği yapacaksın. Davutoğlu budur&#8230; Şunu demeye çalışıyorum: “Davutoğlu’nın sözleri AK Parti’ye yönelik değil” demek, Davutoğlu’nun AK Parti’yi yerden yere vurmadığı ya da vurmayacağı anlamına gelmiyor. Peki, yukarıdaki sözlerin muhatabı HDP olabilir mi? Olamaz&#8230; Çünkü, Davutoğlu, “şu aşamada”, HDP’yi ve ardıllarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu şöyle demiş: <strong>“Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa&#8230; Birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar! Açık söylüyorum. Neden mi? İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır.”</strong></p>
<p>Bu söz kime karşı söylendi?</p>
<p>Bir grup gazeteci, <strong>“AK Parti’ye karşı söylendi” </strong>diyor.</p>
<p>Bir grup gazeteci, <strong>“Hayır&#8230; Bu eleştirilerin karşısında HDP var”</strong> diyor.</p>
<p>İki tahmin de doğru değil&#8230;</p>
<p>Daha doğrusu, iki tahminin de doğru ve yanlış yönleri var.</p>
<p>Neden?</p>
<p>Bu sözler <strong>“doğrudan”</strong> AK Parti’ye karşı söylenmiş olamaz, bu durumda, <strong>“Sen o partinin genel başkanı ve aynı zamanda Başbakan değil miydin?”</strong> itirazıyla karşılaşacaktır ki, Sayın Davutoğlu bu tür riskleri hesaplayabilecek bir siyasetçidir.</p>
<p>Bu demek değildir ki, Sayın Davutoğlu, her şeye rağmen ve sonuç ne olursa olsun <strong>“partimiz”</strong> dediği AK Parti’yi korur.</p>
<p>Korumaz&#8230;</p>
<p>Korumamıştır.</p>
<p>En ağır eleştirileri yöneltmiştir.</p>
<p>Çünkü Sayın Davutoğlu’nun nicedir <strong>“AK Parti”</strong> diye bir kaygısı yoktur.</p>
<p>Bir tür <strong>“geç Abdullah Gül vakası”</strong> olarak tecelli etmiştir.</p>
<p>Hem <strong>“partimiz”</strong> diyeceksin, hem <strong>Kati Piri</strong>’nin jurnallerini tekrarlayacaksın.</p>
<p>Hem, <strong>“Ona (Erdoğan’a) sadece vefa göstereceğim”</strong> deyip kendi kendini bağlayacaksın, hem de onu devirebilmek için <strong>“rakipleriyle”</strong> işbirliği yapacaksın.</p>
<p>Davutoğlu budur&#8230;</p>
<p>Şunu demeye çalışıyorum: <strong>“Davutoğlu’nın sözleri AK Parti’ye yönelik değil”</strong> demek, Davutoğlu’nun AK Parti’yi yerden yere vurmadığı ya da vurmayacağı anlamına gelmiyor.</p>
<p>Peki, yukarıdaki sözlerin muhatabı <strong>HDP</strong> olabilir mi?</p>
<p>Olamaz&#8230;</p>
<p>Çünkü, Davutoğlu, <strong>“şu aşamada”</strong>, HDP’yi ve ardıllarını karşısına alacak bir <strong>“açık siyaset”</strong>izleyemez&#8230; İltisaklar ve ittifaklar bunu (yani HDP’yi doğrudan eleştirmemeyi) gerektiriyor.</p>
<p>Belki de HDP’ye yakın küçük bir grup eleştiriliyor&#8230;</p>
<p>Olabilir mi?</p>
<p>Olamaz ama hadi <strong>“olabilir”</strong> diyelim.</p>
<p>Bunlar, o dönemde, terörle mücadelenin sonuçlarından Ahmet Davutoğlu’nu da sorumlu tutmuşlardı&#8230; <strong>“Yeniden çözüm masası”</strong> sözü bile onları kesmemişti.</p>
<p>Fakat hal ne olursa olsun (Davutoğlu kimi eleştirmiş olursa olsun), şu temel soruya cevap vermek zorundadır:</p>
<p><strong>O dönemde insan içine çıkılamayacak olaylar yaşandıysa, siz Başbakandınız. Neden yetkinizi kullanıp müdahale etmediniz. Hadi müdahale edemediniz, neden küçücük bir eleştiride bulunmadınız? Kaldı ki, ister iktidarda, ister muhalefette, sizin asıl sorumluluğunuz o defterleri açmak değil midir?</strong></p>
<p>Davutoğlu’nun açıklamasında kritik cümle şu bence:<strong>“İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır.”</strong></p>
<p>Burada ne söylüyor Davutoğlu?</p>
<p>Bence çok şey söylüyor.</p>
<p>Bir diğer ifadeyle, <strong>“partisini”</strong> ve <strong>“ona sadece vefa göstereceğim”</strong> dediği Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’ı tehdit ediyor.</p>
<p>Neyle tehdit ettiğini kendisi açıklasın. Yani açık konuşsun&#8230;</p>
<p>Bence de,<strong>“Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır&#8230;”</strong></p>
<p>O dönemde, <strong>istikşafi</strong> görüşme yapan genel başkanlardan hangisinin, kendisini bir an önce <strong>“koalisyon hükümetine”</strong> atmak istediği ve koalisyon için Başbakanlıktan bile vazgeçebileceğini söylediği ortaya çıkacaktır ki, o dönemin <strong>“kurcalanmasını”</strong> Sayın Davutoğlu adına hiç tavsiye etmem.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/davutoglu-kimi-neyle-tehdit-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu İki Bey’in Derdi Ne?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-iki-beyin-derdi-ne/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-iki-beyin-derdi-ne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Aug 2019 07:41:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kekeç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12201</guid>

					<description><![CDATA[Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu sosyal medya hesaplarından “kayyım kararını” eleştirmişler. Böyle atraksiyonlar Batı’nın (yani Kati Piri’nin) çok hoşuna gidiyor. Bu iki bey de, Batı’nın hoşuna gidecek şeyle söylemekte oldukça cömert&#8230; İlki (yani Abdullah Gül), bir üniversitede yaptığı konuşmada, “İç işlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve işgal kaçınılmaz hale gelir” demiş, istikbaldeki darbeye (ya da NATO işgaline) mazeret üretmişti. Üstelik bu konuşmayı, 15 Temmuz’dan birkaç ay sonra yapmıştı. İkincisi (yani Ahmet Davutoğlu), hem partisini, hem de “ona vefadan asla ayrılmayacağım” dediği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Batı’ya jurnallemişti. Sonra da şunları söylemişti: “Türkiye son üç yıldır çok kötü yönetiliyor. Ben Başbakanlığım döneminde gazetecileri korudum.” (Başbakanlığı döneminde koruduğu gazetecinin ismini söyleyelim: Can Dündar.) Bu iki Bey, kayyım kararından dolayı çok mutsuz&#8230; Gerekçeler üzerinden bir değerlendirmeleri var mı? Hayır. Konunun “hukuki” boyutunu incelemişler mi? Hayır. Biri (Ahmet Davutoğlu), PKK rezaleti ortadayken coşmuş, (aslında sık sık coşuyor), “Yeniden çözüm süreci” demişti. Hem de PKK’nın masayı devirip kaçtığı ve terör destekçisi Amerika’nın dümen suyuna girdiği dönemde&#8230; Medyadan adamları şu sıra sık sık dile getiriyor “yeniden çözüm süreci”ni&#8230; Diğeri de (Gül), tepkisiz görünüp sırıtarak onaylıyor. Bir tarihte böyle şeyler vardı, hatırlayacaksınız. Bir “çözüm masası” kurulmuştu. PKK silah bırakacak, “sorunlar” müzakere yoluyla halledilecekti. Devlet buna hazırdı. Daha doğrusu inandırılmıştı. İş, büyük ölçüde kamuoyunu buna ikna etmeye kalıyordu. Devlet, “Akil adamlar heyeti” eliyle ikna seferberliğine girişmişken, bir şey oldu. PKK masayı devirip kaçtı. (Davutoğlu o sırada Başbakandı.) Karşımızda çünkü, “silahlı örgüt” tanımlamasının da ötesinde, sürekli “stratejik hamleler” yapan ve silahın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski Cumhurbaşkanı <strong>Abdullah Gül</strong> ve eski Başbakan <strong>Ahmet Davutoğlu</strong> sosyal medya hesaplarından <strong>“kayyım kararını”</strong> eleştirmişler.</p>
<p>Böyle atraksiyonlar Batı’nın <em>(yani <strong>Kati Piri</strong>’nin)</em> çok hoşuna gidiyor.</p>
<p>Bu iki bey de, Batı’nın hoşuna gidecek şeyle söylemekte oldukça cömert&#8230;</p>
<p>İlki <em>(yani Abdullah Gül)</em>, bir üniversitede yaptığı konuşmada, <strong>“İç işlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve işgal kaçınılmaz hale gelir”</strong> demiş, istikbaldeki darbeye <em>(ya da NATO işgaline)</em> mazeret üretmişti. Üstelik bu konuşmayı, <strong>15 Temmuz</strong>’dan birkaç ay sonra yapmıştı.</p>
<p>İkincisi <em>(yani Ahmet Davutoğlu)</em>, hem partisini, hem de <strong>“ona vefadan asla ayrılmayacağım”</strong> dediği Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’ı Batı’ya jurnallemişti.</p>
<p>Sonra da şunları söylemişti: <strong>“Türkiye son üç yıldır çok kötü yönetiliyor. Ben Başbakanlığım döneminde gazetecileri korudum.”</strong> <em>(Başbakanlığı döneminde koruduğu gazetecinin ismini söyleyelim: <strong>Can Dündar</strong>.)</em></p>
<p>Bu iki Bey, kayyım kararından dolayı çok mutsuz&#8230;</p>
<p>Gerekçeler üzerinden bir değerlendirmeleri var mı?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Konunun <strong>“hukuki”</strong> boyutunu incelemişler mi?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Biri <em>(Ahmet Davutoğlu)</em>, PKK rezaleti ortadayken coşmuş, (aslında sık sık coşuyor), <strong>“Yeniden çözüm süreci”</strong> demişti. Hem de PKK’nın masayı devirip kaçtığı ve terör destekçisi Amerika’nın dümen suyuna girdiği dönemde&#8230;</p>
<p>Medyadan adamları şu sıra sık sık dile getiriyor <strong>“yeniden çözüm süreci”</strong>ni&#8230; Diğeri de <em>(Gül),</em> tepkisiz görünüp sırıtarak onaylıyor.</p>
<p>Bir tarihte böyle şeyler vardı, hatırlayacaksınız. Bir <strong>“çözüm masası”</strong> kurulmuştu.</p>
<p>PKK silah bırakacak, <strong>“sorunlar”</strong> müzakere yoluyla halledilecekti.</p>
<p>Devlet buna hazırdı. Daha doğrusu inandırılmıştı. İş, büyük ölçüde kamuoyunu buna ikna etmeye kalıyordu.</p>
<p>Devlet, <strong>“Akil adamlar heyeti”</strong> eliyle ikna seferberliğine girişmişken, bir şey oldu.</p>
<p>PKK masayı devirip kaçtı. <em>(Davutoğlu o sırada Başbakandı.)</em></p>
<p>Karşımızda çünkü, <strong>“silahlı örgüt”</strong> tanımlamasının da ötesinde, sürekli <strong>“stratejik hamleler”</strong> yapan ve silahın meşruiyetini sağlamak için önüne gelen her fırsatı kullanan uluslararası bir yapı <em>(bir örgüt)</em> vardı.</p>
<p>Bu yapı, <strong>Mehmet Altan, Cengiz Çandar</strong> ve <strong>Hasan Cemal</strong> gibi liberallerin akıl vermeleriyle, daha büyüğüne talipti&#8230; Devlet olmak istiyordu. <strong>“Barışa gönüllüymüş gibi”</strong> göründüğü dönemlerde bile, el altından barış ihtimalini uzaklaştıran hamleler yapmış, sürekli etki alanını genişletmişti.</p>
<p>PKK’nın siyasi uzantısı olan partinin <em>(<strong>HDP</strong>’nin)</em> durumu da farklı değildi.</p>
<p>HDP, <strong>“çatışmasızlığı”</strong> bitiren karakol baskınlarını ve toplu katliamları sürekli <strong>“devlet içindeki gizli el”</strong>e ihale ediyordu ama “devlet içindeki gizli el”in varlığını kullanarak nüfuz alanını genişleten ve bunu silahın meşruiyetine gerekçe yapan PKK’yı sulh çizgisine çekecek siyasal bir tutum geliştirmiyordu/geliştirmek istemiyordu.</p>
<p>Devlet içinde barış istemeyenler vardı, bu görülüyordu ama Kürt siyasal hareketi içindeki bazı unsurların barış konusundaki gönülsüzlüğü ve PKK’ya alan açan tavırları mesele bile yapılmıyordu.</p>
<p>Sınır dışına çekileceklerdi, çekilmediler. Küçük miktarda çekilmeler oldu. Sonra geri döndüler.</p>
<p>Devleti muhatap alacaklarını söylemişlerdi, <strong>“çözüm”</strong> istemeyen şer ittifakını ve <strong>“üçüncü göz”</strong> yerine koydukları yabancı istihbarat örgütlerini muhatap aldılar.</p>
<p>Bölgede asayişsizlik yaratmayacaklardı. Asayişsizliğin kralını sergilediler. <em>(Yol kesmek, dağa adam kaldırmak, vergi toplamak, rakip partililere gözdağı vermek, korucu öldürmek, trafik denetimi yapmak gibi <strong>“eylemlerle”</strong> bölgede hem terör estirdiler, hem de jandarma rolü oynadılar. Hem de, bölgeyi silah deposu haline getirdiler.) </em></p>
<p>Bu iki Bey, kayyım kararını eleştiriyor ve <strong>“yeniden çözüm sürecine”</strong> yatıyor.</p>
<p>Ben de şunu merak ediyorum:</p>
<p>Türkiye’nin aleyhine olan konularda bu iki Bey’i neden hep senkronize halde görüyoruz?</p>
<p>Nedir dertleri?</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-iki-beyin-derdi-ne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HDP&#8217;li Belediyelere Operasyon Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu&#8217;nu Rahatsız Etti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hdpli-belediyelere-operasyon-abdullah-gul-ve-ahmet-davutoglunu-rahatsiz-etti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hdpli-belediyelere-operasyon-abdullah-gul-ve-ahmet-davutoglunu-rahatsiz-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2019 13:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12182</guid>

					<description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı sabah saatlerinde düğmeye basarak terör örgütü PKK&#8217;yla irtibatlı olan ve hakkında terör davaları görülmeye devam eden belediye başkanlarını görevden alarak yeni görevlendirme yaptı. Operasyondan rahatsız olan Abdullah Gül ise twitterdan yaptığı açıklamada &#8216;Demokrasimiz için doğru olmamıştır&#8217; ifadelerini kullandı. Aynı saniyeler içerisinde paylaşım yapanlar arasında Ahmet Davutoğlu da vardı. Davutoğlu da paylaşımında benzer bir cümle kullandı ve &#8216;Demokratik sistemin ruhuna aykırıdır&#8217; dedi. İçişleri Bakanlığı tarafından Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları terör bağlantıları nedeniyle görevden alındı. İçişleri Bakanlığı&#8217;ndan yapılan açıklamada, &#8220;Belediyeler ülkemizin diğer bölgelerinden ayrı bir yönetim modelinin parçası haline getirmeye çalışarak Anayasamızın 3. maddesinde açıkça tanımlanan, ülkemizin devlet ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bir araç olarak kullanmışlardır&#8221; denildi. ABDULLAH GÜL VE DAVUTOĞLU OPERASYONDAN RAHATSIZ OLDU Türkiye&#8217;nin en kritik dönemeçlerinde susan ve mensubu olduğu AK Parti&#8217;yi ve Başkan Erdoğan&#8217;ı yalnız bırakan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığı&#8217;na terörle bağlantılı belediye başkanlarına yönelik operasyonundan rahatsız oldu. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Gül &#8216;Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının &#8220;bu şekilde&#8221; görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır&#8216; ifadelerini kullandı. Davutoğlu da aynı dakikada yaptığı paylaşımında &#8216;Kısa süre önce gerçekleşen seçimlerle göreve gelen Mardin, Diyarbakır ve Van Belediye Başkanları’nın idari tasarrufla görevden alınması demokratik sistemin ruhuna aykırıdır. Seçimle &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanlığı sabah saatlerinde düğmeye basarak terör örgütü PKK&#8217;yla irtibatlı olan ve hakkında terör davaları görülmeye devam eden belediye başkanlarını görevden alarak yeni görevlendirme yaptı. Operasyondan rahatsız olan Abdullah Gül ise twitterdan yaptığı açıklamada &#8216;Demokrasimiz için doğru olmamıştır&#8217; ifadelerini kullandı. Aynı saniyeler içerisinde paylaşım yapanlar arasında Ahmet Davutoğlu da vardı. Davutoğlu da paylaşımında benzer bir cümle kullandı ve &#8216;Demokratik sistemin ruhuna aykırıdır&#8217; dedi.</strong></p>
<p>İçişleri Bakanlığı tarafından Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları terör bağlantıları nedeniyle görevden alındı. İçişleri Bakanlığı&#8217;ndan yapılan açıklamada, &#8220;Belediyeler ülkemizin diğer bölgelerinden ayrı bir yönetim modelinin parçası haline getirmeye çalışarak Anayasamızın 3. maddesinde açıkça tanımlanan, ülkemizin devlet ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bir araç olarak kullanmışlardır&#8221; denildi.</p>
<p><strong>ABDULLAH GÜL VE DAVUTOĞLU OPERASYONDAN RAHATSIZ OLDU</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin en kritik dönemeçlerinde susan ve mensubu olduğu AK Parti&#8217;yi ve Başkan Erdoğan&#8217;ı yalnız bırakan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığı&#8217;na terörle bağlantılı belediye başkanlarına yönelik operasyonundan rahatsız oldu. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Gül &#8216;<em><strong>Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının &#8220;bu şekilde&#8221; görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır</strong></em>&#8216; ifadelerini kullandı. Davutoğlu da aynı dakikada yaptığı paylaşımında &#8216;<em><strong>Kısa süre önce gerçekleşen seçimlerle göreve gelen Mardin, Diyarbakır ve Van Belediye Başkanları’nın idari tasarrufla görevden alınması demokratik sistemin ruhuna aykırıdır. Seçimle gelenlerin seçimle ayrılması milli irade ilkesinin gereğidir</strong></em>&#8216; dedi.</p>
<p>Yeni parti kuracakları iddiasıyla isimleri gündemden düşmeyen ikilinin tweetlerini aynı dakika ve aynı saniyelerde benzer cümlelerle atması dikkatlerden kaçmadı&#8230;</p>
<p><strong>İŞTE GÜL VE DAVUTOĞLU&#8217;NUN ATTIĞI O TWEET</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/abdullahgul.JPG" alt="" /><br />
<img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/unknown(3).png" alt="" /></p>
<p><strong>SOSYAL MEDYADAN TEPKİ YAĞDI</strong></p>
<p>Gül&#8217;ün açıklamalarına sosyal medya kullanıcılarından tepki yağdı. İşte o tweetler;</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki1(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki2(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki3(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki4(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki5(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki6.JPG" alt="" /></p>
<p>Güneş</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hdpli-belediyelere-operasyon-abdullah-gul-ve-ahmet-davutoglunu-rahatsiz-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
