<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ağustos 2018 &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/agustos-2018/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jul 2018 15:06:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>ağustos 2018 &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ağustos 2018</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/agustos-2018/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/agustos-2018/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 22:25:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergide Bu Ay]]></category>
		<category><![CDATA[ağustos 2018]]></category>
		<category><![CDATA[İçindekiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2507</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. Salih Tuğ, Fuat Sezgin’i Anlatıyor: “Bir Duvarla Karşı Karşıya Kaldı” İsmail TAŞPINAR Batı’nın Üzerinde Dolaşan Hayalet: Erdoğanofobi Sinan ONUŞ Yazar Alev Alatlı’dan Yörünge’ye Açıklamalar: “Batı Zehirlenmesinin Yeni Adı; Erdoğan Korkusu” Sinan ONUŞ Dış Basında Erdoğan Karşıtlığı Deniz DEMİR CHP’nin İktidar Problemi ve İki Değişken Burak Bilgehan ÖZPEK Kemal Bey Uzatmaları Oynuyor Gürkan ZENGİN İYİ Parti’nin Bir Geleceği Var mı? Burak Bilgehan ÖZPEK Adnan Oktar’ın Yükseliş Yılları Ceyhun BOZKURT Kutuplaşma Değil, İnşa İhtiyacı Ali K. METİN Trump Sonrası Demokrasi Eğitimi Prof. Dr. E. Lâle DEMİRTÜRK Yeni Yönetim ve Hayatın Gerçeği Seyit Mehmet ŞEN İslam Dünyasında Hristiyanların Mabet İnşası İsmail TAŞPINAR Takiyeden Makiyeye Rafet KÜÇÜK Dinin Yorumlardan Arındırılması: Mealcilik Rafet KÜÇÜK “İslâmilik İndeksi” Ne Kadar İslâmî? Muhammet ALTAYTAŞ Kentlileşen Dindarlık Abdullah İNCE Eski Ortakların Post Kavgasında Dejavu Faslı ya da Fasit Daire! Mustafa ÖZCAN Ölü İdealler Derneği Mesut KARAŞAHAN NSU Davası: Nazizm’in Ayak Sesleri Cüneyt TORAMAN Küreselleşme ve Doğu Milliyetçiliği Lütfi BERGEN İran’da Post-Modern Devrim Arayışları Barış ADIBELLİ Economist: Başarısızlık Daha Fazla Kaos Getirebilir Aydın Sömürgeciliği Lütfi BERGEN]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Prof. Dr. Salih Tuğ, Fuat Sezgin’i Anlatıyor:</strong><br />
<strong>“Bir Duvarla Karşı Karşıya Kaldı”</strong><br />
İsmail TAŞPINAR</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Batı’nın Üzerinde Dolaşan Hayalet: Erdoğanofobi</strong><br />
Sinan ONUŞ</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Yazar Alev Alatlı’dan Yörünge’ye Açıklamalar:</strong><br />
<strong>“Batı Zehirlenmesinin Yeni Adı; Erdoğan Korkusu”</strong><br />
Sinan ONUŞ</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Dış Basında Erdoğan Karşıtlığı</strong><br />
Deniz DEMİR</p>
<p style="text-align: center;"><strong>CHP’nin İktidar Problemi ve İki Değişken</strong><br />
Burak Bilgehan ÖZPEK</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Kemal Bey Uzatmaları Oynuyor</strong><br />
Gürkan ZENGİN</p>
<p style="text-align: center;"><strong>İYİ Parti’nin Bir Geleceği Var mı?</strong><br />
Burak Bilgehan ÖZPEK</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Adnan Oktar’ın Yükseliş Yılları</strong><br />
Ceyhun BOZKURT</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Kutuplaşma Değil, İnşa İhtiyacı</strong><br />
Ali K. METİN</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Trump Sonrası Demokrasi Eğitimi</strong><br />
Prof. Dr. E. Lâle DEMİRTÜRK</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Yeni Yönetim ve Hayatın Gerçeği</strong><br />
Seyit Mehmet ŞEN</p>
<p style="text-align: center;"><strong>İslam Dünyasında Hristiyanların Mabet İnşası</strong><br />
İsmail TAŞPINAR</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Takiyeden Makiyeye</strong><br />
Rafet KÜÇÜK</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Dinin Yorumlardan Arındırılması: Mealcilik</strong><br />
Rafet KÜÇÜK</p>
<p style="text-align: center;"><strong>“İslâmilik İndeksi” Ne Kadar İslâmî?</strong><br />
Muhammet ALTAYTAŞ</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Kentlileşen Dindarlık</strong><br />
Abdullah İNCE</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Eski Ortakların Post Kavgasında</strong><br />
<strong>Dejavu Faslı ya da Fasit Daire!</strong><br />
Mustafa ÖZCAN</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Ölü İdealler Derneği</strong><br />
Mesut KARAŞAHAN</p>
<p style="text-align: center;"><strong>NSU Davası: Nazizm’in Ayak Sesleri</strong><br />
Cüneyt TORAMAN</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Küreselleşme ve Doğu Milliyetçiliği</strong><br />
Lütfi BERGEN</p>
<p style="text-align: center;"><strong>İran’da Post-Modern Devrim Arayışları</strong><br />
Barış ADIBELLİ</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Economist: Başarısızlık Daha Fazla</strong><br />
Kaos Getirebilir</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Aydın Sömürgeciliği</strong><br />
Lütfi BERGEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/agustos-2018/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Editörden Ağustos 2018</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/editorden-agustos-2018/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/editorden-agustos-2018/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 22:20:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[ağustos 2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2505</guid>

					<description><![CDATA[CHP, Erdoğanofobi’yi Tercih Ediyor Cumhuriyet Halk Partisi’nin, halkın teveccühünü kazanıp ülkenin yönetiminin başına geçememe gibi bir problemi var. Bu meselenin birçok sebebi bulunuyor. Bazı sebepler, CHP’nin bünyesindeki yanlışlardan, bir kısım sebep de bu partinin, halkımızda oluşturduğu yanlış algılardan kaynaklanıyor. Erdoğan karşıtlığı, CHP’nin bir yandan işine yararken diğer yandan iktidara gelmesinin önüne bir engel oluşturuyor. Şöyle ki Erdoğan karşıtlığı hâlihazırdaki CHP örgütünü diri tutabiliyor. Ancak bir gerçek daha var ki CHP’nin mevcut oy potansiyelini artırması gerekiyor. Burada zihinlere takılan soru şu: CHP, Erdoğan karşıtlığını iktidara gelmeye tercih mi ediyor? 15 Temmuz akşamı 81 ilde şehitler için okunan binlerce hatimin duası yapılırken, CHP’nin kanalı Halk TV, Erdoğan’ın, Yıldırım’ın, Bozdağ’ın ve Şahin’in cemaatle ilgili eski konuşmalarından kesitler vererek, darbenin sorumluluğunu AK Parti’ye yükleme gayreti içindeydi. Hani MİT Tırları bahanesiyle AK Parti iktidarını ‘teröristlere yardım ediyor’ gösterme çabası var ya, aynı mantıkla FETÖ’yü de iktidar destekledi mesajı vermeye çalıştı. Yani darbe girişimini görmezden gelerek iktidarı suçlamayı tercih etti. Tıpkı ‘kontrollü darbe’ ve ‘tiyatro’ söylemi gibi, tıpkı ‘Asıl darbe 20 Temmuz’da yapıldı’ söylemi gibi. Evet, iktidar, 2011 yılına kadar cemaate ve henüz operasyon aşamasındaki Adnan Oktar grubuna cephe almadığı gibi, hüsnü niyetle bütün dindarlar gibi cemaatin ve Adnan Oktar grubunun da 28 Şubat’ın hedefinde olduğunu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP, Erdoğanofobi’yi Tercih Ediyor</strong></p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin, halkın teveccühünü kazanıp ülkenin yönetiminin başına geçememe gibi bir problemi var. Bu meselenin birçok sebebi bulunuyor. Bazı sebepler, CHP’nin bünyesindeki yanlışlardan, bir kısım sebep de bu partinin, halkımızda oluşturduğu yanlış algılardan kaynaklanıyor. Erdoğan karşıtlığı, CHP’nin bir yandan işine yararken diğer yandan iktidara gelmesinin önüne bir engel oluşturuyor. Şöyle ki Erdoğan karşıtlığı hâlihazırdaki CHP örgütünü diri tutabiliyor. Ancak bir gerçek daha var ki CHP’nin mevcut oy potansiyelini artırması gerekiyor. Burada zihinlere takılan soru şu: CHP, Erdoğan karşıtlığını iktidara gelmeye tercih mi ediyor?<br />
15 Temmuz akşamı 81 ilde şehitler için okunan binlerce hatimin duası yapılırken, CHP’nin kanalı Halk TV, Erdoğan’ın, Yıldırım’ın, Bozdağ’ın ve Şahin’in cemaatle ilgili eski konuşmalarından kesitler vererek, darbenin sorumluluğunu AK Parti’ye yükleme gayreti içindeydi. Hani MİT Tırları bahanesiyle AK Parti iktidarını ‘teröristlere yardım ediyor’ gösterme çabası var ya, aynı mantıkla FETÖ’yü de iktidar destekledi mesajı vermeye çalıştı. Yani darbe girişimini görmezden gelerek iktidarı suçlamayı tercih etti. Tıpkı ‘kontrollü darbe’ ve ‘tiyatro’ söylemi gibi, tıpkı ‘Asıl darbe 20 Temmuz’da yapıldı’ söylemi gibi.</p>
<p>Evet, iktidar, 2011 yılına kadar cemaate ve henüz operasyon aşamasındaki Adnan Oktar grubuna cephe almadığı gibi, hüsnü niyetle bütün dindarlar gibi cemaatin ve Adnan Oktar grubunun da 28 Şubat’ın hedefinde olduğunu düşünmüştür. Bu sebeple de 2004’te asker ağırlıklı MGK kararına rağmen FETÖ’ye, müeyyide uygulamamıştır.</p>
<p>Şurası da bir gerçektir ki AK Parti, 2010 Anayasa değişikliğine kadar birçok alanda tehdit altında icray-ı hükümet etmiştir. 2007 yılında hükümete nota veren ordunun kararlarına AK Parti, elbette ki mesafeli davranacaktı. 2008 yılında yüzde 47 ile iktidar olmuş AK Parti aleyhine açılan kapatma davası da tabiatıyla askerin kararlarına mesafeli yaklaşımı zorunlu kılmıştır. YAŞ’ın ihraç kararlarına şerh koyarken de bu mesafeyi korumuştur.</p>
<p>Dine karşı tavırlı olan kesimlerin, cemaat hakkındaki değerlendirmelerine de aynı düşünce ile yaklaşılmıştır. O yüzden de Necip Hablemitoğlu’nun yerinde tespitleri ilgi görmemiştir. FETÖ, ezoterik yapısı sebebiyle asıl niyetini gizlemeyi başarmıştır. Bu oluşumun bir cemaat değil, tehlikeli bir örgüt olduğunu fark eden AK Parti, 2011’den itibaren bu oluşum hakkında tedbir, 7 Şubat 2012’den sonra da açıkça cephe almıştır. Tıpkı bugünlerde Adnan Oktar ve grubuna karşı yapılan operasyon gibi.</p>
<p>Gülenizm oluşumunun, bir terör örgütü olduğunu tescil eden de onunla amansız bir mücadeleye girişen de AK Parti’dir. Bunları görmeyip, mazide yapılmış konuşmaları yayınlama yoluna gidilerek Erdoğanofobi’nin ölümüne kullanılması, klasikleşmiş bir CHP marazıdır.<br />
Ayrıca bu oluşum 15 yıllık AK Parti iktidarı döneminde ortaya çıkmış değildir. Aksine, 40 yıldan beri devlete sızan bu örgütü ortaya çıkaran ve mücadele eden de AK Parti iktidarıdır. Evet, ilk sekiz yılında farkına varamamış ve bunu da itiraf etmiştir. Ancak bu oluşumu kanunsuz ve hukuksuz bir uygulama ile desteklememiştir. Bugün terör örgütünün siyasi uzantısı olduğu bilindiği halde HDP’nin, Meclis’te temsiline ve hazine yardımına nasıl mani olamıyorsa o oluşuma da suçu sabit olana kadar müeyyide uygulayamamıştır. Oysa CHP, bir taraftan dolaylı olarak FETÖ’yü savunmakta diğer taraftan açıkça PKK’nın siyasi uzantısına kol kanat germektedir. Bunun da nedeni, Erdoğanofobi’nin oluşturduğu siyasi körlüktür. Hâlbuki hemen herkesin ittifak ettiği bir husus var ki o da ‘Erdoğan olmasaydı kimse bu örgüt ile mücadele edemezdi’ gerçeğidir.</p>
<p>Adil Gülmez</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/editorden-agustos-2018/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Economist: Başarısızlık Daha Fazla Kaos Getirebilir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/economist-basarisizlik-daha-fazla-kaos-getirebilir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/economist-basarisizlik-daha-fazla-kaos-getirebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[ağustos 2018]]></category>
		<category><![CDATA[economist]]></category>
		<category><![CDATA[prens salman]]></category>
		<category><![CDATA[sayı 11]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2456</guid>

					<description><![CDATA[Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin federal yapısını ders olarak çalışmasını tavsiyen eden dergi, BAE modeliyle Suudi Arabistan’ın farklı bölgelerindeki kimliklerin kendini özgürce ifade edebileceği, kendi gelenekleri içinde dini yorumlayabileceği bir düzene geçilebileceğini aktarıyor. İngiliz The Economist dergisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ülkesinde başlattığı reform sürecini kapağına taşıdı. “Muhammed bin Selman’ın reformlarının başarıya ulaştığından nasıl emin olunabilecek” başlığıyla çıkan dergi, kapak konusuna, “Veliaht Prensin cesareti, Arap dünyasını daha iyi bir şekilde dönüştürebilirken, diğer yandan başarısızlık daha fazla kaosu beraberinde getirebilir” yorumuyla giriş yaptı. Suudi Arabistan’daki reformları, kadınların araba kullanmasına izin verilmesinden başlayarak anlatan Economist, reformlara karşı oluşan dirençten de söz ediyor. Kadınlara verilen iznin, Suudi bir din âlimi tarafından “ahlaksızlığa yol açacağı” savıyla şiddetle eleştirildiğini aktaran dergiye göre başka bir din âlimi “kadınların lastik değiştiremeyecek kadar yarım akıllı olduğunu” savundu. Diğer bir din âlimiyse kadınların araba kullanmasına “yumurtalıklarına zarar vereceği gerekçesiyle” karşı çıktı. “Kadınlar Suudi Arabistan’da an itibariyle arabalarını kullanabiliyor” ifadesiyle son durumu okurlarına bildiren Economist bunun, özgürleşmeye doğru bir adım olduğunu belirtiyor. Ayrıca bunu, kadınların, erkek himayesi altındaki mevcut durumunun sona ermesinin, öğrenim görmeye veya yurtdışına seyahat etmeye bizzat kadının karar verdiği günlerin izlemesi gerektiği yorumunda bulunuyor. Kadınların direksiyon başına geçiyor olmalarının, kendilerine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin federal yapısını ders olarak çalışmasını tavsiyen eden dergi, BAE modeliyle Suudi Arabistan’ın farklı bölgelerindeki kimliklerin kendini özgürce ifade edebileceği, kendi gelenekleri içinde dini yorumlayabileceği bir düzene geçilebileceğini aktarıyor.</strong></p>
<p>İngiliz The Economist dergisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ülkesinde başlattığı reform sürecini kapağına taşıdı. <em>“Muhammed bin Selman’ın reformlarının başarıya ulaştığından nasıl emin olunabilecek”</em> başlığıyla çıkan dergi, kapak konusuna, “Veliaht Prensin cesareti, Arap dünyasını daha iyi bir şekilde dönüştürebilirken, diğer yandan başarısızlık daha fazla kaosu beraberinde getirebilir” yorumuyla giriş yaptı.</p>
<p>Suudi Arabistan’daki reformları, kadınların araba kullanmasına izin verilmesinden başlayarak anlatan Economist, reformlara karşı oluşan dirençten de söz ediyor. Kadınlara verilen iznin, Suudi bir din âlimi tarafından “ahlaksızlığa yol açacağı” savıyla şiddetle eleştirildiğini aktaran dergiye göre başka bir din âlimi “kadınların lastik değiştiremeyecek kadar yarım akıllı olduğunu” savundu. Diğer bir din âlimiyse kadınların araba kullanmasına “yumurtalıklarına zarar vereceği gerekçesiyle” karşı çıktı. “Kadınlar Suudi Arabistan’da an itibariyle arabalarını kullanabiliyor” ifadesiyle son durumu okurlarına bildiren Economist bunun, özgürleşmeye doğru bir adım olduğunu belirtiyor. Ayrıca bunu, kadınların, erkek himayesi altındaki mevcut durumunun sona ermesinin, öğrenim görmeye veya yurtdışına seyahat etmeye bizzat kadının karar verdiği günlerin izlemesi gerektiği yorumunda bulunuyor. Kadınların direksiyon başına geçiyor olmalarının, kendilerine baskı kuruyor gözüken dinsel yorumları ters yüz edecek “olumlu bir rüzgâr” olarak tarif eden dergiye göre, bu sosyal devrim sokaklardan değil, reform sürecini başlatan Muhammed bin Selman’ın sarayından çıktı.</p>
<p><strong>Yeni Arap Baharı Uyarısı</strong></p>
<p>Economist’in, 23-29 Haziran haftasında kapağına taşıdığı dosya habere göre, Suudi Arabistan’da 35 yıl yasak olan sinemalar artık izleyicisine kavuştu, halka açık yerlerde müzik yapılabiliyor ve sokaklarda “huzur kaçıran ahlak polisleri artık yok.” Muhammed bin Selman’ın, petrol dışı üretimi arttırmaya yönelik ekonomik reformlarının da eli kulağında olduğunu aktaran dergi, prensin sürdürdüğü değişimin içerde otoriteryenlik, dışarıya karşıysa kayıtsızlıkla yürüdüğünü kaydediyor. Prensin, reformlarla ülkesinin yapısal sorunlarının üzerine giderek, dinamik bir gence dönüştüğü çok kişilikli yapısına atıfta bulunan dergi, “Dünya, gözü pek prensin, yabani olana galip gelmesini umut etmek zorunda” diyor. İngiliz dergisine göre Suudi Arabistan, Batı’nın gözünde şerri cezalandırmaların olduğu, kadınlara kötü davranılan, terör örgütü DAEŞ’in nüvesini oluşturan cihadizm ideolojisiyle beslenen Vehhabi İslam formunu üzerinde taşıyıp korku çeken bir ülke. “Krallığın tüm zenginliğine karşın işadamları Riyad yerine Dubai’de çalışacak kadar vurdun duymaz” bilgisini veren Economist, “akran Arapların zengin, tembel ve kibirli” diye Suudilerle sık sık alay ettiklerini anlatıyor. Economist’in, Körfez’in, Arap ve İslam dünyasının merkezi olarak tarif ettiği Suudi Arabistan’da reformların başarıya ulaşması, kaos içindeki bölgede istikrar sağlayabilirken, ekonomiye de dinamizm kazandırabilir. “Daha normal bir Suudi Arabistan, İslam dünyasını modere edebilir” diyen dergi, düşen petrol fiyatlarınınsa Körfez’de kargaşa yaratabileceği, 2011 Arap Baharı gibi kalkışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Suudi Arabistan’ın ürkütücü problemlerle yüz yüze olduğunu aktaran Economist, ülkenin oldukça büyük bir bütçe açığıyla boğuştuğunu bildiriyor: “Suudiler çoğunlukla keş paranın döndüğü işlerde çalışıyor. Ve ne yazık ki petrol zengini bu ülke, üretken olmayan bir ekonomiyle idame ettiriliyor.”</p>
<p>Prensin bu durumu görerek, reformlara giriştiğini aktaran Ekonomist, bu olumlu adımlarına zıt olarak Şii Husi militanlarına karşı Yemen’deki açılan savaşı ilerleterek gereksiz işlere bulaştığını savunuyor. Satırlarında, Yemenlileri hasta ve aç bırakan Hodeidah Limanı merkezli savaşın, Suudi şehirlerine atılan roketler üzerinden sürdüğünü, tüm bunların Riyad’a silah ve başka yardımlarda da bulunan Batılı müttefikleri için utanç vesilesi olduğunu kaydediyor. Prensin reformcu kişiliğine karşın, içerdeki baskının sürdüğünü iddia eden dergi, idam edilenlerin sayısının arttığını, aralarında hemcinslerinin araba kullanmaları için kampanya yapan bir kadının da bulunduğu pek çok muhalifin hapse girdiğini aktarıyor.</p>
<p><strong>‘Yeni Bir Tür Arap Monarşiliği’</strong></p>
<p>Prensin, özel sektörün desteklendiği ekonomi modelinin oldukça tuhaf biçimde merkezileşmiş olduğunu savunan Economist’in aktardığına göre, “Eğlence kuruluşu bile hükümet ajanslarınca yönetiliyor.” Suudi Arabistan’ın Ürdün ve Mısır sınırında kurulacak olan ticaret ve yatırım merkezi projesi NEOM’un riskli bir yatırım olduğunu savunan Economist, söz konusu projenin Dubai’nin adeta bir kopyası olarak tasarlandığı eleştirisinde bulunuyor. Prensin rüya kentleri tasarlamak yerine tüm Suudi Arabistan’ı dünyaya açık, işadamlarına dost, dini toleransın olduğu ve öngörülebilir hukuk sistemine sahip Dubai gibi yapmasını öneren Economist, Prens Salman emriyle Suudi Arabistan’da geçen yıl aralarında prensler ve bakanların olduğu onlarca kimsenin, Riyad’daki 5 yıldızlı bir otelde gözaltına alınmasının yatırımcıları ürküttüğünü bildiriyor.</p>
<p>Veliaht Prensin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin federal yapısını ders olarak çalışmasını tavsiyen eden dergi, BAE modeliyle Suudi Arabistan’ın farklı bölgelerindeki kimliklerin kendini özgürce ifade edebileceği, kendi gelenekleri içinde dini yorumlayabileceği bir düzene geçilebileceğini aktarıyor. Prens Salman’ın öngördüğü dönüşüm sürecinin bugüne kadar prens, âlim ve işadamlarıyla varlığını sürdüren rejimin sütunlarını zayıflattığını raporlayan Economist, demokrasinin Salman için bir meşruluk aracı olabileceğini, prensin gençler ve kadınlar arasında popülerliğinin politik bir güce dönüşebileceğini not ediyor. Buna karşın Veliaht Prens’in şu anda bölgesinde bir başka güçlü adam olma yolunda ilerlediğini ifade eden Economist, Arap Baharı’nın, otoriteryenliğin kolayca kırılabildiğini gösterdiğini belirterek kapak dosyasını şöyle bitiriyor: “En iyisi, insanlara nesne gibi değil vatandaşı gibi davranan, yeni bir tür Arap Monarşiliğine dönülmesi.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/economist-basarisizlik-daha-fazla-kaos-getirebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
