<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Afganistan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/afganistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 09:12:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.7</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Afganistan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Afganistan Yeniden Şiddet Sarmalına mı Sürükleniyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/afganistan-yeniden-siddet-sarmalina-mi-surukleniyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/afganistan-yeniden-siddet-sarmalina-mi-surukleniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adil GÜLMEZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:12:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=20223</guid>

					<description><![CDATA[Afganistan’da son dönemde yaşanan gelişmeler, ülkede beş yıl önce sona eren savaşın ardından beklenen istikrarın henüz tam anlamıyla sağlanamadığını gösteriyor. Özellikle Badakhshan vilayetinde artan gerilim, yalnızca yerel bir güvenlik meselesi olmaktan çıkıp daha büyük bir siyasi ve toplumsal sorunun işaretlerine dönüşüyor. Taliban’ın iktidara gelişinin üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen ülkede adaleti tesis etme, toplumun bütün kesimlerinin kendisini güvende hissedeceği bir yönetim oluşturma ve farklı gruplar arasındaki anlaşmazlıkları kalıcı biçimde çözme konusunda ciddi sorunlar yaşandığı yönündeki eleştiriler devam ediyor. Ancak Badakhshan’daki gerilimi yalnızca Taliban yönetiminin başarısızlıklarıyla açıklamak da doğru olmaz. Bölgede ekonomik kaynakların, özellikle altın madenlerinin kontrolü konusunda yaşanan rekabet, mevcut huzursuzluğu daha da derinleştiriyor. Badakhshan’da Altın Madenleri Gerilimi Badakhshan, Afganistan’ın önemli doğal kaynaklara sahip bölgelerinden biri. Son dönemde özellikle altın madenleri üzerindeki kontrol mücadelesinin farklı gruplar arasındaki gerilimi artırdığına ilişkin haberler geliyor. Ekonomik çıkarların siyasi ve yerel güç mücadeleleriyle birleşmesi, bölgede ciddi bir güvenlik problemi oluşturuyor. Başlangıçta madenlerin kontrolü ve ekonomik paylaşım üzerinden ortaya çıkan anlaşmazlıklar, zaman içerisinde karşılıklı suçlamalara, silahlı çatışmalara ve intikam duygusunun güçlenmesine zemin hazırlayabiliyor. Bugün gelinen noktada mesele yalnızca “kim altını kontrol edecek?” sorusundan ibaret değil. Biriken memnuniyetsizlik, kayıplar, öfke ve karşılıklı intikam duygusu yeni bir şiddet döngüsünü tetikleme riski taşıyor. İntikam Döngüsü Memnuniyetsizlik Öfkeye, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afganistan’da son dönemde yaşanan gelişmeler, ülkede beş yıl önce sona eren savaşın ardından beklenen istikrarın henüz tam anlamıyla sağlanamadığını gösteriyor. Özellikle Badakhshan vilayetinde artan gerilim, yalnızca yerel bir güvenlik meselesi olmaktan çıkıp daha büyük bir siyasi ve toplumsal sorunun işaretlerine dönüşüyor.</p>
<p>Taliban’ın iktidara gelişinin üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen ülkede adaleti tesis etme, toplumun bütün kesimlerinin kendisini güvende hissedeceği bir yönetim oluşturma ve farklı gruplar arasındaki anlaşmazlıkları kalıcı biçimde çözme konusunda ciddi sorunlar yaşandığı yönündeki eleştiriler devam ediyor.</p>
<p>Ancak Badakhshan’daki gerilimi yalnızca Taliban yönetiminin başarısızlıklarıyla açıklamak da doğru olmaz. Bölgede ekonomik kaynakların, özellikle altın madenlerinin kontrolü konusunda yaşanan rekabet, mevcut huzursuzluğu daha da derinleştiriyor.</p>
<p><strong>Badakhshan’da Altın Madenleri Gerilimi</strong></p>
<p>Badakhshan, Afganistan’ın önemli doğal kaynaklara sahip bölgelerinden biri. Son dönemde özellikle altın madenleri üzerindeki kontrol mücadelesinin farklı gruplar arasındaki gerilimi artırdığına ilişkin haberler geliyor.</p>
<p>Ekonomik çıkarların siyasi ve yerel güç mücadeleleriyle birleşmesi, bölgede ciddi bir güvenlik problemi oluşturuyor. Başlangıçta madenlerin kontrolü ve ekonomik paylaşım üzerinden ortaya çıkan anlaşmazlıklar, zaman içerisinde karşılıklı suçlamalara, silahlı çatışmalara ve intikam duygusunun güçlenmesine zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p>Bugün gelinen noktada mesele yalnızca “kim altını kontrol edecek?” sorusundan ibaret değil. Biriken memnuniyetsizlik, kayıplar, öfke ve karşılıklı intikam duygusu yeni bir şiddet döngüsünü tetikleme riski taşıyor.</p>
<p><strong>İntikam Döngüsü<br />
Memnuniyetsizlik Öfkeye, Öfke İntikama Dönüşüyor<br />
</strong></p>
<p>Afganistan’ın yakın tarihi, küçük görünen yerel çatışmaların zaman içerisinde nasıl büyük savaşlara dönüşebildiğinin örnekleriyle dolu.</p>
<p>Bir bölgede yaşanan adaletsizlik algısı, başka bir bölgede siyasi dışlanmışlıkla birleştiğinde toplumsal öfke büyüyebiliyor. Silahlı grupların devreye girmesiyle birlikte de mesele, ekonomik veya yerel bir anlaşmazlık olmaktan çıkıp siyasi bir çatışmaya dönüşebiliyor.</p>
<p>Badakhshan’da bugün ortaya çıkan en büyük tehlike de budur.</p>
<p>Eğer yaşanan ölümler ve yaralanmalar yeni intikam girişimlerine yol açarsa, taraflar arasındaki çatışmanın kontrol edilmesi giderek zorlaşabilir. Böyle bir süreç, yalnızca Badakhshan’ı değil, Afganistan’ın diğer bölgelerini de etkileyebilecek yeni bir istikrarsızlık dalgası oluşturabilir.</p>
<p><strong>Taliban İçin Kritik Bir Sınav</strong></p>
<p>Taliban yönetimi açısından bu gelişmeler aynı zamanda önemli bir yönetim sınavıdır.</p>
<p>Bir devletin gücü yalnızca güvenlik güçlerinin varlığıyla değil, adalet mekanizmasının tarafsızlığı, hukukun üstünlüğü, kamu kaynaklarının adil dağıtılması ve toplumun farklı kesimlerinin kendisini yönetimin parçası olarak görebilmesiyle ölçülür.</p>
<p>Taliban yönetiminin önündeki en önemli görevlerden biri, ekonomik kaynaklar üzerindeki mücadeleyi silahlı çatışmaya dönüşmeden çözmek ve taraflar arasında güven oluşturacak bir mekanizma kurmaktır.</p>
<p>Aksi takdirde yerel çatışmaların giderek siyasi bir karakter kazanması ihtimali göz ardı edilemez.</p>
<p><strong>Afganistan’ın Yeni Bir Savaşa İhtiyacı Yok</strong></p>
<p>Afgan halkı son kırk yılda savaşın, yoksulluğun ve istikrarsızlığın bedelini fazlasıyla ödedi.</p>
<p>Farklı dönemlerde yaşanan iç savaşlar, Sovyet işgali, Taliban ile diğer gruplar arasındaki çatışmalar, El Kaide ve DEAŞ tehdidi ve ardından gelen uluslararası müdahaleler milyonlarca Afganın hayatını doğrudan etkiledi.</p>
<p>Bugün Afganistan’ın ihtiyacı yeni bir savaş değil; adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma ve toplumsal uzlaşmadır.</p>
<p>Bu nedenle Badakhshan’da yaşanan gelişmeler yalnızca Afganistan’ın iç meselesi olarak görülmemelidir. Afganistan’ın yeniden bir şiddet sarmalına sürüklenmesi, bölgedeki ülkeler açısından da ciddi güvenlik ve insani sonuçlar doğurabilir.</p>
<p><strong>Ümmetin Akil İnsanlarına Sorumluluk Düşüyor</strong></p>
<p>Afganistan’ın yeniden çatışmaya sürüklenmemesi için öncelikle Afgan toplumunun kendi içindeki akil ve sorumlu insanların devreye girmesi gerekiyor.</p>
<p>Bunun yanında bölgedeki ülkeler, İslam dünyasının kanaat önderleri ve Afganistan üzerinde etkisi bulunan aktörler de yapıcı bir rol üstlenebilir.</p>
<p>Burada amaç herhangi bir tarafın yanında yer almak değil; kan dökülmesini önlemek, adaletin tesis edilmesine yardımcı olmak ve tarafları müzakere masasında buluşturmaktır.</p>
<p>Çünkü Afganistan’ın yeni bir savaşın içine sürüklenmesi, kazananı olmayan bir mücadele anlamına gelecektir.</p>
<p><strong>Artık Aynı Tarih Tekrar Edilmemeli</strong></p>
<p>Ömrümüz Afganistan’ın iç ve dış savaşlarını izlemekle geçti. Her yeni çatışmada aynı acıların, aynı yoksulluğun ve aynı göçlerin yeniden yaşandığına şahit olduk.</p>
<p>Bugün Badakhshan’dan gelen haberler bu nedenle ciddiye alınmalıdır.</p>
<p>Henüz yaşananları yeni bir büyük savaşın başlangıcı olarak nitelendirmek için erken olabilir. Ancak memnuniyetsizlik, ekonomik çıkar çatışmaları, silahlı mücadele, kayıplar ve intikam duygusu aynı anda büyümeye devam ederse, küçük bir kıvılcımın daha büyük bir yangına dönüşmesi mümkündür.</p>
<p>Afganistan’ın buna tahammülü yoktur.</p>
<p>Akil, adil ve kapsayıcı bir müdahale mekanizması zamanında kurulamazsa, bu aziz ülkenin yeniden insan kaynağını tüketen, yoksulluğu derinleştiren ve geri kalmışlığı kalıcılaştıran bir şiddet sarmalına sürüklenmesi riski büyüyecektir.</p>
<p>Afganistan’ın ihtiyacı yeni bir savaş değil; adalet, huzur ve geleceğe dair umuttur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/afganistan-yeniden-siddet-sarmalina-mi-surukleniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Talibanlaşır mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiye-talibanlasir-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiye-talibanlasir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan ÜNLÜ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2021 05:58:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17886</guid>

					<description><![CDATA[Kabil&#8217;den tahliye edildikten sonra bir havalimanının asfalt pistinde sekerek yürüyen küçük bir Afgan kız çocuğunun fotoğrafını hatırlıyor musunuz? Brüksel havaalanında annesinin peşinden seksek oynayarak giden o çocuğun mutlu halini… Afganistan’ı 5-6 yaşındaki kız çocuklarına bile cehennem haline getiren Taliban’dan bahsediyorum. Bilinçsizce körü körüne inanmanın gelip dayandığı yer burası işte! İçinde bilgi olmayan iman radikalliğe götürür. O yüzden Kur’an’da “Bil ki, Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur…” denilerek önce bilginin önemine dikkat çeker Yüce Allah. (Muhammed/19) De ki: «Eğer mü&#8217;min (kimse) ler iseniz inancınız size ne kötü şey emrediyor.» ayetinde ise iman ile kötü ahlakın ve şuursuzca yapılan davranışların tezatlığına atıfta bulunulur. (Bakara/93) Dikkat buyurun dostlar, İlk inen ayet “Oku” fermanıyla önce zihinler harekete geçirilmek istenmiştir. “Oku” diyen bir Kitabın okumayan, zihinleri harekete geçiremeyen izleyicileri maalesef yerinde sayıyor. İslam ülkeleri içerisinde şükür bu anlamda en iyi durumda olan ülke Türkiye kuşkusuz. Ülkemizin kadim geleneği ve müktesebatı bu tür radikalliklere prim vermiyor. Din eğitimi veren kurumlarımız, geleneksel ilimlerin yanı sıra akılcı ve pozitif ilimlere de yer veriyor. O yüzden bendeniz daha en baştan ülkemizin Talibanlaşmayacağına yürekten inanıyorum. Bunun için haklı gerekçelerim var: Birincisi; Osmanlı bakiyesi üzerine kurulan halkın çoğunluğuna dayalı “Cumhuriyet” sistemi buna izin vermez. İki; yaklaşık 1 asırdır tecrübe edinerek geldiğimiz “Demokrasi” düzeni &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kabil&#8217;den tahliye edildikten sonra bir havalimanının asfalt pistinde sekerek yürüyen küçük bir Afgan kız çocuğunun fotoğrafını hatırlıyor musunuz?</p>



<p>Brüksel havaalanında annesinin peşinden seksek oynayarak giden o çocuğun mutlu halini…</p>



<p>Afganistan’ı 5-6 yaşındaki kız çocuklarına bile cehennem haline getiren Taliban’dan bahsediyorum.</p>



<p>Bilinçsizce körü körüne inanmanın gelip dayandığı yer burası işte!</p>



<p>İçinde bilgi olmayan iman radikalliğe götürür. O yüzden Kur’an’da “Bil ki, Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur…” denilerek önce bilginin önemine dikkat çeker Yüce Allah. (Muhammed/19)</p>



<p>De ki: «Eğer mü&#8217;min (kimse) ler iseniz inancınız size ne kötü şey emrediyor.» ayetinde ise iman ile kötü ahlakın ve şuursuzca yapılan davranışların tezatlığına atıfta bulunulur. (Bakara/93)</p>



<p>Dikkat buyurun dostlar, İlk inen ayet “Oku” fermanıyla önce zihinler harekete geçirilmek istenmiştir.</p>



<p>“Oku” diyen bir Kitabın okumayan, zihinleri harekete geçiremeyen izleyicileri maalesef yerinde sayıyor.</p>



<p>İslam ülkeleri içerisinde şükür bu anlamda en iyi durumda olan ülke Türkiye kuşkusuz.</p>



<p>Ülkemizin kadim geleneği ve müktesebatı bu tür radikalliklere prim vermiyor.</p>



<p>Din eğitimi veren kurumlarımız, geleneksel ilimlerin yanı sıra akılcı ve pozitif ilimlere de yer veriyor.</p>



<p>O yüzden bendeniz daha en baştan ülkemizin Talibanlaşmayacağına yürekten inanıyorum.</p>



<p>Bunun için haklı gerekçelerim var:</p>



<p>Birincisi; Osmanlı bakiyesi üzerine kurulan halkın çoğunluğuna dayalı “Cumhuriyet” sistemi buna izin vermez.</p>



<p>İki; yaklaşık 1 asırdır tecrübe edinerek geldiğimiz “Demokrasi” düzeni buna geçit vermez.</p>



<p>Üç; bir kısım radikal akımları bir tarafa bırakırsak bizdeki mezhep anlayışı daha yumuşak ve hoşgörüye dayalıdır.</p>



<p>Dört; her türlü dış ve iç kışkırtmalara rağmen Alevisi-Sünnisiyle kenetlenmiş, iç içe geçmiş bir milletiz.</p>



<p>Etnik açıdan da aynı şekilde Türküyle-Kürdüyle bir ve beraber olmuş, aynı coğrafyada aynı kaderi paylaşan yurttaşlarız.</p>



<p>Aşık Veysel’in dediği gibi; “Kürdü Türkü ve Çerkez’i/Hep Adem’in oğlu kızı/Beraberce şehit, gazi/Yanlış var mı ve neresi?”</p>



<p>Beş; yüzlerce yıldır bu toprakları sevgi hamuruyla mayalayan Anadolu İrfanı bunun karşısındadır.</p>



<p>Altı; Türk kültür mirasını mayalayan Yunuslar, Mevlanalar, Ahi Evranlar, Hacı Bektaş Veliler buna karşı dururlar.</p>



<p>Yedi; bu vatanı kanlarıyla sulayıp bize emanet eden şehitlerimiz ve gazilerimiz buna geçit vermez.</p>



<p>Sekiz; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere milli mücadele kahramanlarına olan sevgi ve vefa duygusu buna müsaade etmez.</p>



<p>Dokuz; birtakım farklılıklarımıza rağmen başta vatan sevgisi ve bayrak bilinci olmak üzere ortak değerlerimiz buna engel olur.</p>



<p>Ve tabi en önemlisi İslam kardeşliği ve insan hakları gerçekliği bizi Talibanlaştırmaktan uzak tutar.</p>



<p>Aklı ve ilmi hayatta en hakiki mürşit olarak görmek isteyen basiret sahibi insanlar için bu gerekçeler yeter de artar bile.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiye-talibanlasir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afganistan Sorumluluğu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/afganistan-sorumlulugu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/afganistan-sorumlulugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 12:26:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17640</guid>

					<description><![CDATA[Afganistan&#8217;daki yeni durum, imkân sahibi her Müslüman fert ve kuruma önemli sorumluluklar yüklemektedir. 43 yıldır süren işgal ve savaş bu İslam diyarını hemen her açıdan harabeye çevirmiştir. Afganistan her alanda İslam dünyasının desteğine muhtaçtır. İşgale karşı verilen mücadelede Afgan halkının yanında yer alan İslam dünyası şimdi&#160;ülkenin yeniden inşasında&#160;da yanında olmalıdır. Kâbil&#8216;den yansıyan görüntülerde ve gelen haberlerdeki panik havası endişe, korku ve belirsizlik öncelikle İslam dünyasının harekete geçmesini gerektirmektedir. Dünyadaki sorunların kaynağı olan G7 bile Afganistan&#8217;ı konuşmak için bir araya gelirken Orta Asya ülkeleri aynı amaçla toplanırken&#160;İslam İşbirliği Teşkilatı&#8217;nın&#160;vurdumduymazlığı incitici değil midir? Tamam,&#160;Tâlibân&#8216;ın ABD ile nasıl bir anlaşmaya vardığını bilmiyoruz ama Tâlibân sözcülerinin açıklamaları çerçevesinde konuşacak olursak her türlü desteğe açık oldukları anlaşılıyor. Evet, zor bir ülke ve ortada bir belirsizlik var. Nasıl bir hükümet kurulacak nasıl bir sistem getirilecek belli değil. Ancak&#160;İslam Dünyası&#160;tam da bu aşamada devreye girmeli değil midir? Yeni sistemin felsefesi elbette ki yeni kadroların bileceği bir iş, ancak kurulacak yeni hükümete destek vererek ülkenin kısa sürede normale dönmesine katkıda bulunmak gerekmez mi? İlla Afgan mültecilerin kapıya mı dayanması gerekiyor?! Bu bağlamda Afgan halkına hizmet amaçlı çok sayıda proje yürüten Türkiye&#8217;nin Pakistan&#8217;la birlikte yürüttüğü temas ve tavsiyeleri elbette ki sorumluluk bilinci açısından takdir edilmelidir. Ancak İslam dünyası Türkiye ve Pakistan&#8217;dan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Afganistan&#8217;daki yeni durum, imkân sahibi <strong>her Müslüman fert ve kuruma</strong> önemli sorumluluklar yüklemektedir.</p>



<p>43 yıldır süren işgal ve savaş bu İslam diyarını hemen her açıdan harabeye çevirmiştir. Afganistan her alanda İslam dünyasının desteğine muhtaçtır.</p>



<p>İşgale karşı verilen mücadelede Afgan halkının yanında yer alan İslam dünyası şimdi&nbsp;<strong>ülkenin yeniden inşasında</strong>&nbsp;da yanında olmalıdır.</p>



<p><strong>Kâbil</strong>&#8216;den yansıyan görüntülerde ve gelen haberlerdeki panik havası endişe, korku ve belirsizlik öncelikle İslam dünyasının harekete geçmesini gerektirmektedir.</p>



<p>Dünyadaki sorunların kaynağı olan G7 bile Afganistan&#8217;ı konuşmak için bir araya gelirken Orta Asya ülkeleri aynı amaçla toplanırken&nbsp;<strong>İslam İşbirliği Teşkilatı&#8217;nın</strong>&nbsp;vurdumduymazlığı incitici değil midir?</p>



<p>Tamam,&nbsp;<strong>Tâlibân</strong>&#8216;ın ABD ile nasıl bir anlaşmaya vardığını bilmiyoruz ama Tâlibân sözcülerinin açıklamaları çerçevesinde konuşacak olursak her türlü desteğe açık oldukları anlaşılıyor.</p>



<p>Evet, zor bir ülke ve ortada bir belirsizlik var. Nasıl bir hükümet kurulacak nasıl bir sistem getirilecek belli değil. Ancak&nbsp;<strong>İslam Dünyası&nbsp;</strong>tam da bu aşamada devreye girmeli değil midir?</p>



<p>Yeni sistemin felsefesi elbette ki yeni kadroların bileceği bir iş, ancak kurulacak yeni hükümete destek vererek ülkenin kısa sürede normale dönmesine katkıda bulunmak gerekmez mi?</p>



<p>İlla Afgan mültecilerin kapıya mı dayanması gerekiyor?!</p>



<p>Bu bağlamda Afgan halkına hizmet amaçlı çok sayıda proje yürüten Türkiye&#8217;nin Pakistan&#8217;la birlikte yürüttüğü temas ve tavsiyeleri elbette ki sorumluluk bilinci açısından takdir edilmelidir.</p>



<p>Ancak İslam dünyası Türkiye ve Pakistan&#8217;dan ibaret değildir!</p>



<p>Devletlerin yanı sıra İslam Dünyası sivil toplum örgütlerinin de Afganistan&#8217;ı yalnız bırakmaması lazımdır.</p>



<p>Bu aşamada tavsiyeleriyle, hükümet kurulduktan sonra da projeleriyle Afganistan&#8217;ın yanında yer almalıdırlar.</p>



<p>Bu bağlamda kısa adı UMAD olan<strong>&nbsp;Uluslararası Müslüman Alimler Dayanışma Derneği</strong>&#8216;nin yaptığı açıklama anlamlıdır.</p>



<p>&#8216;Ülkeyi yönetmeye talip olanlar, kendilerini İslam&#8217;ın geniş hoşgörüsü içinde dinimize açıktan aykırı olmayan her türlü görüşün temsil edildiği&nbsp;<strong>çoğulcu bir yapı kurmakla</strong>&nbsp;mükellef hissetmelidirler.&#8217; diyen UMAD, sorumluluklarını şu kelimelerle ifade etmiş: &#8216;Müslüman âlim ve idareciler başta olmak üzere Afganistan&#8217;ın imarı ve iyi yönetilmesi adına Afganistanlı kardeşlerimize yardımcı olmak bütün Müslümanlar olarak vazifemizdir. Onların iyi ve güzel kararlarını desteklemek<strong>, doğru olmayan karar ve davranışlarını ikaz etmek kardeşlik mesuliyetimizdir.</strong>&#8216;</p>



<p>UMAD sevinç ve endişelerini, &#8216;Sevincimiz, İslam&#8217;ı merkeze almak istemeleridir. Endişemiz ise İslam&#8217;ı ve onun değerlerini merkeze aldıklarını söylemelerine rağmen icraatlarıyla İslâm&#8217;ı ve&nbsp;<strong>İslâmî değerleri dünya kamuoyu önünde küçük düşürecek bir görüntü sergileme ihtimalidir.</strong>&#8216; cümlesiyle ifade ettikten sonra da, &#8216;İlan ettiğiniz genel af, gösterdiğiniz müsamaha ve Afganistan&#8217;da yaşayan herkesi kucaklayan bir muhtevaya sahip mesajlarınız gönülleri rahatlatmıştır.&nbsp;<strong>Bu mesajların tüm ülkeye fiilî olarak da yansıması</strong>&nbsp;hepimizin ortak arzusudur. (&#8230;)Sizden, İslam adaletini en güzel şekilde ikame etmeniz, insan haklarına&nbsp;<strong>özellikle de kadın ve çocuk haklarına</strong>&nbsp;daha fazla saygı göstermeniz beklenmektedir.&#8217;</p>



<p><strong>Yönetim Kurulu ve Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Abdulvahap</strong> EKİNCİ imzasıyla yayınlanan bildiri şu cümle ile bitiyor: &#8216;Afganistanlı kardeşlerimizden beklentimiz, ümmetin son asırdaki zaafa uğramış ümitlerini söndürmek değil, yeşertmektir. Bunun ilk adımı ise, başta Afganistan&#8217;dakiler olmak üzere dünyadaki bütün müminleri kardeş bilmek ve tüm insanlığa örnek <strong>âdil bir yönetim modeli</strong> sunabilmek olacaktır.&#8217;</p>



<p>UMAD&#8217;ı bu yerinde uyarı ve tavsiyelerine benzer açıklamaları diğer STK&#8217;lardan da bekleriz.</p>



<p>Tam zamanıdır!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/afganistan-sorumlulugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Afganistan’ı Yalnız Bırakmamalıdır</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiye-afganistani-yalniz-birakmamalidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiye-afganistani-yalniz-birakmamalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2021 12:06:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17623</guid>

					<description><![CDATA[&#8216;Güncellenmiş Taliban&#8217; kavramı Rus işgaline karşı verilen mücadelede uzun süre Afganistan&#8217;da kalmış bölgeyi yakından tanıyan bir isme ait. Taliban ve Afganistan&#160;hakkında yazmadan ve konuşmadan önce bölgeyi bilenlere çeşitli sorular sordum.ture-in-PictureFullscreen Aldığım cevaplarla Afganistan hakkında ahkâm kesenlerin ve oluşturulan algıların gerçeği yansıtmadığını gördüm. Son yazdığım yazıyı da yine bölgeyi iyi bilen bir arkadaşa okuttuktan sonra yayınladım. 1996-2001 yılları arasında Afganistan&#8217;a hükmeden&#160;Taliban&#8216;ın dışarıya verdiği resim Batı medyasının abartmasıyla maalesef çok itici, kaba ve nefret ettiriciydi. İslam dinine ya da Müslümanlara karşı duyulan nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelen&#160;İslamofobiye bolca malzeme verdiler. Oysa İslam müjdelemeyi nefret ettirmemeyi, kolaylaştırmayı zorlaştırmamayı esas alan bir dindir. Hem Batı medyası hem de ülkemizdeki Batıcı medya ve kafalar şeytanlaştırdıkları Taliban üzerinden İslamofobiyi teşvik ettiler halen de ediyorlar. Tıpkı IŞID, el-Kaide ve Boko Haram gibi örgütler üzerinden İslam düşmanlığı körüklendiği gibi Taliban üzerinden de aynı mesaj verilmeye çalışılıyor. Taliban&#8217;ın vahşet denecek uygulamalarını savunacak değilim.&#160;Taliban ve 1996-2001 arasındaki uygulamaları&#160;kesinlikle İslam&#8217;ı temsil etmez.&#160;Önce bunun altını kalın çizgilerle çizelim. Tam tersine İslam düşmanlarına kullanabilecekleri bol miktarda malzeme vermişlerdir. Taliban&#8217;ın o dönemdeki uygulamalarını kendi geleneksel yapılarının yorumu/yansıması olarak görüyorum. Katılıkları ve sertlikleri İslami kültürün değil, geleneksel kültürün yansımasıdır. Hanefi Maturidi&#160;geleneğine sahip olmaları onları kesinlikle aklamaz. Önemli olan o geleneği iyi okuyup &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8216;Güncellenmiş Taliban&#8217; kavramı Rus işgaline karşı verilen mücadelede uzun süre Afganistan&#8217;da kalmış bölgeyi yakından tanıyan bir isme ait.</p>



<p><strong>Taliban ve Afganistan</strong>&nbsp;hakkında yazmadan ve konuşmadan önce bölgeyi bilenlere çeşitli sorular sordum.ture-in-PictureFullscreen</p>



<p>Aldığım cevaplarla Afganistan hakkında ahkâm kesenlerin ve oluşturulan algıların gerçeği yansıtmadığını gördüm. Son yazdığım yazıyı da yine bölgeyi iyi bilen bir arkadaşa okuttuktan sonra yayınladım.</p>



<p>1996-2001 yılları arasında Afganistan&#8217;a hükmeden&nbsp;<strong>Taliban</strong>&#8216;ın dışarıya verdiği resim Batı medyasının abartmasıyla maalesef çok itici, kaba ve nefret ettiriciydi.</p>



<p>İslam dinine ya da Müslümanlara karşı duyulan nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelen&nbsp;<strong>İslamofobiye bolca malzeme verdiler.</strong></p>



<p>Oysa İslam müjdelemeyi nefret ettirmemeyi, kolaylaştırmayı zorlaştırmamayı esas alan bir dindir.</p>



<p>Hem Batı medyası hem de ülkemizdeki Batıcı medya ve kafalar şeytanlaştırdıkları Taliban üzerinden İslamofobiyi teşvik ettiler halen de ediyorlar.</p>



<p>Tıpkı IŞID, el-Kaide ve Boko Haram gibi örgütler üzerinden İslam düşmanlığı körüklendiği gibi Taliban üzerinden de aynı mesaj verilmeye çalışılıyor.</p>



<p>Taliban&#8217;ın vahşet denecek uygulamalarını savunacak değilim.&nbsp;<strong>Taliban ve 1996-2001 arasındaki uygulamaları</strong>&nbsp;<strong>kesinlikle İslam&#8217;ı temsil etmez.</strong>&nbsp;Önce bunun altını kalın çizgilerle çizelim. Tam tersine İslam düşmanlarına kullanabilecekleri bol miktarda malzeme vermişlerdir.</p>



<p>Taliban&#8217;ın o dönemdeki uygulamalarını kendi geleneksel yapılarının yorumu/yansıması olarak görüyorum.</p>



<p>Katılıkları ve sertlikleri İslami kültürün değil, geleneksel kültürün yansımasıdır.</p>



<p><strong>Hanefi Maturidi</strong>&nbsp;geleneğine sahip olmaları onları kesinlikle aklamaz. Önemli olan o geleneği iyi okuyup hayata yansıtmaktır.</p>



<p>Taliban yaşadığı ortamın içinde bulunduğu geleneği yansıtmıştır.</p>



<p><strong>Hanefi Maturidi</strong>&nbsp;geleneğinin en güzel temsilcisi&nbsp;<strong>Mevlana Celaleddin Rumi&#8217;dir</strong>. Mevlana da Afganistan kökenlidir ve Hanefi Fıkıh alimlerinden biridir.</p>



<p>Mevlana&#8217;nın hoşgörüsü ve insana bakışıyla Taliban&#8217;ın hâkim olduğu 5 yıl içindeki uygulamaları mukayese edilince aynı mezhebe mensup iki farklı yorumun hangisinin güzellik dini olan İslam&#8217;ın hedefine/ruhuna daha uygun olduğu rahatlıkla görülebilir.</p>



<p><strong>ABD İŞGALİ ve TALİBAN İLE MÜZAKERE</strong></p>



<p>Güncellenmeye tekrar dönecek olursak Taliban&nbsp;<strong>Usame bin Ladin&#8217;i</strong>&nbsp;ABD&#8217;ye vermeyi reddedince&nbsp;<strong>1999 yılında BMGK 1267</strong>&nbsp;sayılı kararıyla Taliban ve el-Kaide&#8217;yi terör örgütü listesine almıştı.</p>



<p>ABD 2001&#8217;de Afganistan&#8217;ı işgal etti.</p>



<p>Taliban ABD işgalinden sonra pes etmedi, işgale karşı mücadelesini sürdürdü.</p>



<p>10 yıl sonra&nbsp;<strong>ABD silahlı mücadelenin çözüm olmadığını fark etti</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>28 Kasım 2010</strong>&nbsp;tarihinde&nbsp;<strong>Münih&#8217;</strong>de Taliban ile masaya oturdu. Tam 11 saat süren uzun bir görüşme yaptı.</p>



<p>ABD&nbsp;<strong>15 Şubat 2011&#8217;de</strong>&nbsp;Taliban ileikinci kez&nbsp;<strong>Katar&#8217;da</strong>&nbsp;bir araya geldi.</p>



<p>Yani ABD&#8217;nin Taliban ile görüşmesi yeni değil, 10 yıldır görüşüyor!</p>



<p><strong>TALİBAN TERÖR ÖRGÜTÜ LİSTESİNDE YOK</strong></p>



<p>Artık Taliban da barış istiyordu. Bunu gören&nbsp;<strong>BMGK 2011 yılında 1989 sayılı</strong>&nbsp;kararıyla Taliban&#8217;ı terör örgütü listesinden çıkardı.</p>



<p>Yani&nbsp;<strong>Taliban artık terör örgütü sayılmıyor</strong>.</p>



<p>Taliban uluslararası camiada&nbsp;<strong>tanınmak için</strong>&nbsp;çabalıyor.</p>



<p><strong>Taliban</strong>&nbsp;18 Kasım 2013 tarihinde Katar Doha&#8217;da&nbsp;<strong>siyasi temsilcilik bürosu</strong>&nbsp;açıyor.</p>



<p>Taliban güncelleniyor!</p>



<p>Taliban, Doha&#8217;da resmi görüşmeler yapıyor. Sadece 2019&#8217;da ABD ile 9 ayrı görüşme gerçekleştiriyor.</p>



<p>2021 Şubatında ABD Taliban ile Afganistan&#8217;dan Mayıs ayında tamamen çekilmek üzere anlaşıyor. Mayıs ayında tamamlanamayınca Eylül ayına kadar çekilme üzerine mutabakat sağlanıyor.</p>



<p>6 ay içerisinde Kabil&#8217;e girmesi mümkün olmadığı düşünülen Taliban sürpriz bir şekilde on gün içinde Kabil&#8217;i ele geçiriyor.</p>



<p>Ve yine sürpriz bir şekilde Taliban ılımlının da ötesinde&nbsp;<strong>makul ve mantıklı açıklamalar yaparak dünyayı şaşırtıyor.</strong></p>



<p>Muhaliflere genel aftan tutun en katı olduğu ve eleştirildiği kadın politikaları hususunda dahi fevkalade önemli açılımlar getiriyor.</p>



<p>Güncellenmenin bu boyutunda &#8216;Taliban geçmişten ders alarak mı katılıktan vazgeçti yoksa uluslararası camiada tanınmak için mi böyle olumlu adımlar atıyor?&#8217; tartışması başladı.</p>



<p><strong>TALİBAN IŞID FARKI</strong></p>



<p>Taliban&#8217;ı IŞID ve el-Kaide ile aynı kefeye koyanlar bu açılımları inandırıcı bulmuyorlar. Aslında kendi bakış açılarından değerlendirildiğinde haklı da sayılabilirler.</p>



<p>Ancak Taliban&#8217;ın IŞID ve el-Kaideden farklı olduğunu bilmedikleri için yanılıyorlar.</p>



<p>Bilen de bilmeyen de konuşuyor.</p>



<p>İnandırıcılıkları konusunda ben de uygulamayı görmek gerektiğini düşünüyor, o yüzden teenni ile yaklaşmayı tercih ediyorum. Ancak fotoğrafı doğru okumak için Taliban&#8217;ın diğerlerinden farklı olduğunu bilmek gerekir.</p>



<p>Taliban ile IŞİD&#8217;ı aynı kategoriye koymak birbirine düşman iki kesimi dost olarak göstermek gibi bir şey.</p>



<p>Bir defa Taliban&nbsp;<strong>inanç ve düşünce açısından</strong>&nbsp;IŞID ve el Kaideden&nbsp;<strong>farklıdır.</strong></p>



<p>Taliban Hanefi Maturidi ekolüne mensuptur. Hâlbuki IŞID ve el-Kaide Selefi akımın temsilcileridir, Taliban&#8217;a karşıdırlar ve onları bidat ehli olarak görürler. Hatta IŞID kimi güçler tarafından Afganistan&#8217;da Taliban&#8217;a karşı mücadele etmesi için desteklenmektedir. Taliban da onlara karşı tavizsizdir.</p>



<p>İkinci olarak&nbsp;<strong>Taliban mensuplarının hepsi Afganistanlıdır</strong>, IŞID ve el-Kaide mensupları ise dünyanın dört bir tarafından devşirilmiştir.</p>



<p>Üçüncü olarak da&nbsp;<strong>Taliban&#8217;ın faaliyet alanı Afganistan&#8217;dır</strong>. Bu itibarla milli ve işgale karşı direnmektedir. IŞID ve el-Kaide&#8217;nin faaliyet alanı bütün dünyadır!</p>



<p>Dördüncüsü Taliban 2010&#8217;dan bu yana yürüttüğü kamu diplomasisi ile<strong>&nbsp;uluslararası alanda tanınmak&nbsp;</strong>için resmi temsilcilik açarak faaliyet gösterirken, IŞID ve el-Kaide&#8217;nin tanınma gibi bir hedefi bulunmamaktadır.</p>



<p><strong>DEĞİŞİM VE GELİŞME</strong></p>



<p>Dolayısıyla Taliban son on yılda yürüttüğü açılımlar ile kendisini güncellemekte, daha önce &#8211; mesela Şiiler gibi- düşman olarak gördüğü birtakım kesimlere zeytin dalı uzatmakta, dün kadının çalışmasını yasaklarken bugün önünü açmakta, böylece&nbsp;<strong>gelişmeye ve değişime açık</strong>&nbsp;olduğunu göstermektedir. Oysa IŞID ve el-Kaide&#8217;de böyle bir değişim söz konusu değildir.</p>



<p>Öte yandan bu örgütlerin dünyadaki<strong>&nbsp;İslam algısına verdikleri zararlar&nbsp;</strong>bir yana -orası ayrı bir konu- ortada yeni bir durum vardır.</p>



<p><strong>Taliban ülkenin hâkimidir</strong>&nbsp;ve tüm bölge ülkeleri de artık yeni Afganistan hükümetini beklemektedir.</p>



<p>Bu arada Taliban&#8217;ın da bölge ülkeleriyle&nbsp;<strong>çok yönlü görüşmeler</strong>&nbsp;yaptığı gözden kaçmamaktadır.</p>



<p>Taliban uluslararası meşruiyet kazanmak için şaşırtıcı açıklamalar yapıyor olabilir.</p>



<p>Ama artık ortada bir Afgan yönetimi var ve kimi emperyalist çevreler bunu fırsata çevirebilir. Bunların başında da Çin gelmektedir.</p>



<p><strong>AFGANİSTAN YALNIZ BIRAKILMAMALIDIR</strong></p>



<p><strong>Çin</strong>&nbsp;Taliban&#8217;a yeşil ışık yakarak Afganistan üzerinde telafisi mümkün olmayan bir nüfuz elde edebilir. Bu da&nbsp;<strong>Afganistan için tehlikeli sonuçlar doğurabilir.</strong>&nbsp;Taliban da tanınma kaygısıyla bu yaklaşımı reddetmeyebilir ki, gelişmeler onu gösteriyor.</p>



<p>İşte bu aşamada Taliban&#8217;ı bugün verdiği sözlerle ve açıklamalarla değerlendirip ihtiyatlı davranmak ve&nbsp;<strong>Afganistan&#8217;ı yalnız bırakmamak Türkiye&#8217;nin önceliği olmalıdır.</strong></p>



<p><strong>Afgan halkının Türkiye sevgisi</strong>&nbsp;göz önünde bulundurulur ve Taliban sözcülerinin de Türkiye&#8217;yi müttefik görme arzuları hesaba katılırsa, Afganistan&#8217;ın imar ve inşası devlet kurumlarının ihyası hususunda yeni yönetime katkıda bulunabilir, bulunmalıdır da.</p>



<p>Evet, Taliban&#8217;ın geçmişteki olumsuz uygulamaları temkinli olmamızı teenni ile hareket etmemizi gerekli kılar. Ancak&nbsp;<strong>Taliban&#8217;</strong>ın dünkü Taliban olmadığını en azından yaptığı açıklamalar ile&nbsp;<strong>değişime açık olduğu da unutulmamalıdır.</strong></p>



<p>Bölgeyi tehdit eden göç meselesi ve bölgesel diğer konular da Türkiye&#8217;nin Afganistan hükümeti ile iyi ilişkiler kurmasını gerekli kılmaktadır.</p>



<p>Cumhurbaşkanımızın, dışişleri ve milli savunma bakanlarımızın açıklamalarından Türkiye&#8217;nin Afganistan&#8217;ı yalnız bırakmayacağı dünyaya ilan edilmiştir.</p>



<p>Bundan sonra top Afganistan&#8217;ın yeni hükümetindedir. Süreci nasıl yönetecekler bekleyip göreceğiz!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiye-afganistani-yalniz-birakmamalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhalefet Mi Bu!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/muhalefet-mi-bu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/muhalefet-mi-bu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 08:44:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17611</guid>

					<description><![CDATA[CHP lideri Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanımızın Taliban ile görüşmesini istemiyor ama Suriyeli mülteciler konusunda da  Esat’la görüşmemesi nedeniyle onu eleştiriyor…Bu akıl almaz çelişkinin nedeni nedir? Mülteci sorununun bu denli büyük olmasının nedenini diyalog olmayışına bağlıyor. Oysa Suriye Mülteci sorunu, Esat’ın değil Rusya ve ABD’nin Suriye topraklarında oluşturduğu terörün sonucudur. Hedefi de Cumhurbaşkanımız Erdoğan değil, aksine milletimiz ve Türkiye’dir. Amerika ve Rusya’nın zoru Ortadoğu’da itiraz eden Türkiye&#8217;nin ortaya çıkmasınadır. Erdoğan&#8217;a olan öfkeleri de bundandır. Kılıçdaroğlu bu sorunu nasıl çözecek? Kukla Esat’ı değil de çıkarları için Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ABD ve Rusya’yı nasıl ikna edecek? Onları bu ülkede memnun edecek tek yönetici, geçmişte olduğu gibi ülkemizin gücünü kıracak, yok edecek, yerlerde süründürecek, İMF’ye borçlandıracak, verilen emir ve talimatlara harfiyen uyacak biri&#160; aramaktadırlar. Yoksa, kendi çıkarlarını kendilerinin olmadığı yerde daha fazla müdafaa edecek böyle biri olmaya mı aday Kılıçdaroğlu? Rusya ve ABD’yi başka türlü ikna etmek mümkün müdür? CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanımızın Suriyeli mülteciler konusunda Esat’la görüşmesini istiyor ama Afgan Mülteciler konusunda Taliban’la görüşmesini asla istemiyor. CHP yandaşları da kılık kıyafetleri, saç sakalı&#160; birbirine karışmış ellerinde tüfekler olan kişilerin fotoğraflarını paylaşarak “aha da bunlarla görüşecek Erdoğan”&#160; demektedirler. Şayet zalimse, zalimin sakallısı ile sakalsızı arasında fark yoktur. Bana kalırsa da sakalına, şalvarına bakmaksızın Taliban ile &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>CHP lideri Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanımızın Taliban ile görüşmesini istemiyor ama Suriyeli mülteciler konusunda da  Esat’la görüşmemesi nedeniyle onu eleştiriyor…Bu akıl almaz çelişkinin nedeni nedir? Mülteci sorununun bu denli büyük olmasının nedenini diyalog olmayışına bağlıyor. Oysa Suriye Mülteci sorunu, Esat’ın değil Rusya ve ABD’nin Suriye topraklarında oluşturduğu terörün sonucudur. Hedefi de Cumhurbaşkanımız Erdoğan değil, aksine milletimiz ve Türkiye’dir. Amerika ve Rusya’nın zoru Ortadoğu’da itiraz eden Türkiye&#8217;nin ortaya çıkmasınadır. Erdoğan&#8217;a olan öfkeleri de bundandır.</p>



<p>Kılıçdaroğlu bu sorunu nasıl çözecek? Kukla Esat’ı değil de çıkarları için Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ABD ve Rusya’yı nasıl ikna edecek? Onları bu ülkede memnun edecek tek yönetici, geçmişte olduğu gibi ülkemizin gücünü kıracak, yok edecek, yerlerde süründürecek, İMF’ye borçlandıracak, verilen emir ve talimatlara harfiyen uyacak biri&nbsp; aramaktadırlar. Yoksa, kendi çıkarlarını kendilerinin olmadığı yerde daha fazla müdafaa edecek böyle biri olmaya mı aday Kılıçdaroğlu? Rusya ve ABD’yi başka türlü ikna etmek mümkün müdür?</p>



<p>CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanımızın Suriyeli mülteciler konusunda Esat’la görüşmesini istiyor ama Afgan Mülteciler konusunda Taliban’la görüşmesini asla istemiyor. CHP yandaşları da kılık kıyafetleri, saç sakalı&nbsp; birbirine karışmış ellerinde tüfekler olan kişilerin fotoğraflarını paylaşarak “aha da bunlarla görüşecek Erdoğan”&nbsp; demektedirler. Şayet zalimse, zalimin sakallısı ile sakalsızı arasında fark yoktur. Bana kalırsa da sakalına, şalvarına bakmaksızın Taliban ile Cumhurbaşkanımız ve devlet yetkilileri ülkemizi de ilgilendiren sorunlarla ilgili mutlaka görüşmelidirler.</p>



<p>CHP’nin beğenmediği kıyafetleriyle Taliban, ABD ile çok uyumlu çalışacağını ilan etti. ABD yıllardır savaştığı bir yapıya Afganistan’ı teslim etmiştir. Acaba Taliban yirmi yıl önceki Taliban mı? Rusya ve ABD ile savaşırken büyük ölçüde birlikte olmayı başaran Afganlılar daha sonra kim yönetecek, devletin imkanlarını kim paylaşacak, kim ne kadar pay alacak gibi dünyevi hesaplarla birbirlerine düştüler. Kıyafetleri kimseyi aldatmasın, ABD dünyevi kavganın taraflarından birine ülkeyi teslim etmiştir.</p>



<p>Biliyorum, bu ifadelerimi çok bulanlar olacak…</p>



<p>Öyle anlaşılıyor ki, ABD İran yerine Afganistan’ı koyacak. Görünürde İslam olan bir devlete müsaade etti ama yöneticilerinin beceriksizliklerinden, ehliyet ve liyakatsizliklerinden beki de bazılarının kötü niyetli olmalarından doğacak tüm zulümleri, ahlaksızlıkları ve baskıları İslam’ın ve Müslümanların eseri olarak tüm dünyaya paylaşacak…”İslam da Müslüman’da budur“ demiş olacak. Dostlarıma tavsiyem fazla hayale kapılmasınlar…Anlaşılan Taliban’ın ve Afganistan’ın ABD tarafından müsaade edilen yeni görevi budur!</p>



<p>Hiç kimse Afganistan’da İslam’a dayalı bir düzen kurulacak hayali kurmasın. Olsa olsa yıllardır ABD’nin görmek&nbsp; istediği gibi İran tarzı, İran kadar, İran benzeri belki de çok daha kötüsü bir Afganistan olur…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/muhalefet-mi-bu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taliban ve Afgan Hükümeti Ateşkes İçin Doha’da Masada</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/taliban-ve-afgan-hukumeti-ateskes-icin-dohada-masada/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/taliban-ve-afgan-hukumeti-ateskes-icin-dohada-masada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Temiztürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2020 15:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15729</guid>

					<description><![CDATA[Taliban ve Afgan hükümeti, Afganistan&#8217;ı tüketen ve milyonlarca insanın ölümüne ve yerinden edilmesine neden olan on yıllarca süren savaşı sona erdirecek tarihi barış görüşmelerine Katar&#8217;da başladı.Görüşmelerin bir ateşkesi getirip getirmeyeceği ve yeni bir hükümet biçimi üzerinde uzlaşmaya yarayıp yaramayacağı belli değil; ancak bu yönde hem iki taraf hem de görüşmeleri planlayan ABD temsilcisi Zalmay Halilzad umutlu. Afganistan’daki mevcut yönetim modeli, 2001&#8217;de Taliban&#8217;ın sert İslami rejimini deviren Amerikan işgaliyle başlamıştı; ondan önce de 1979 Sovyet işgali yaşanmıştı.Ancak Katar görüşmelerinin başlamış olsa da süreci eleştirenler, Taliban isyanının hâlâ hükümetin başına silah dayayabildiğini hatırlatıyor.Barış görüşmeleri Cumartesi sabahı Katar&#8217;ın başkenti Doha&#8217;da sıkı güvenlik ve sıkı koronavirüs kısıtlamaları altında düzenlenen resmi törenlerle başladı. Devam eden isyancı saldırı tehdidi, onlarca yıllık kayıplar ve Afganistan’daki grupları zıt yönlere çeken yabancı güçler nedeniyle müzakerelerin her fırsatta tıkanacağı ve karmaşıklaşacağı endişesi hakim.Barış görüşmeleri başlarken her iki tarafın da nerede durduğuna ilişkin tespitlerini aktaran New York Times yazarı Mujib Mashal, her şeye rağmen iki taraftan delegasyonların bir sürü ertelemeden sonra masaya gelmesini, nadir bir fırsat olarak değerlendirdi. ABD’nin desteği ileAfganistan Ulusal Uzlaşma Yüksek Konseyi başkanı ve Kabil heyetinin lideri Abdullah Abdullah görüşmeler devam ederken kendi tarafının “insani ateşkes” teklif ettiğini söyledi.Abdullah, “Buraya 40 yıllık kanı durdurmak ve ülke çapında kalıcı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Taliban ve Afgan hükümeti, Afganistan&#8217;ı tüketen ve milyonlarca insanın ölümüne ve yerinden edilmesine neden olan on yıllarca süren savaşı sona erdirecek tarihi barış görüşmelerine Katar&#8217;da başladı.<br>Görüşmelerin bir ateşkesi getirip getirmeyeceği ve yeni bir hükümet biçimi üzerinde uzlaşmaya yarayıp yaramayacağı belli değil; ancak bu yönde hem iki taraf hem de görüşmeleri planlayan ABD temsilcisi Zalmay Halilzad umutlu. Afganistan’daki mevcut yönetim modeli, 2001&#8217;de Taliban&#8217;ın sert İslami rejimini deviren Amerikan işgaliyle başlamıştı; ondan önce de 1979 Sovyet işgali yaşanmıştı.<br>Ancak Katar görüşmelerinin başlamış olsa da süreci eleştirenler, Taliban isyanının hâlâ hükümetin başına silah dayayabildiğini hatırlatıyor.<br>Barış görüşmeleri Cumartesi sabahı Katar&#8217;ın başkenti Doha&#8217;da sıkı güvenlik ve sıkı koronavirüs kısıtlamaları altında düzenlenen resmi törenlerle başladı. Devam eden isyancı saldırı tehdidi, onlarca yıllık kayıplar ve Afganistan’daki grupları zıt yönlere çeken yabancı güçler nedeniyle müzakerelerin her fırsatta tıkanacağı ve karmaşıklaşacağı endişesi hakim.<br>Barış görüşmeleri başlarken her iki tarafın da nerede durduğuna ilişkin tespitlerini aktaran New York Times yazarı Mujib Mashal, her şeye rağmen iki taraftan delegasyonların bir sürü ertelemeden sonra masaya gelmesini, nadir bir fırsat olarak değerlendirdi.</p>



<p>ABD’nin desteği ile<br>Afganistan Ulusal Uzlaşma Yüksek Konseyi başkanı ve Kabil heyetinin lideri Abdullah Abdullah görüşmeler devam ederken kendi tarafının “insani ateşkes” teklif ettiğini söyledi.<br>Abdullah, “Buraya 40 yıllık kanı durdurmak ve ülke çapında kalıcı bir barış sağlamak için iyi niyetle geldik. Mevcut çatışmanın savaş ve askeri yollarla kazananı yok; kriz halkın iradesine boyun eğmekle çözülürse kaybeden de olmayacak.” dedi.<br>Taliban adına konuşan siyasi lider Molla Abdul Ghani Baradar ise kendilerinin müzakerelere &#8220;tam bir samimiyetle&#8221; katıldığını söyledi ve her iki tarafı da sakin ve sabırlı olmaya çağırdı.<br>Doğrudan müzakereler, ABD&#8217;nin Şubat ayında Taliban&#8217;la Afganistan&#8217;da kalan askerlerini geri çekmeye başlaması ve Afgan hükümetine Taliban mahkumlarından beş binini serbest bırakması için baskı yapan bir anlaşma imzalamasıyla gündeme gelebildi. Taliban mahkumları, anlaşmanın bir parçası olarak Mayıs ayında serbest bırakılmaya başlanmıştı.<br>Taliban uzun zamandır gayri meşru gördükleri Afgan hükümeti ile doğrudan ve münhasır görüşmelerde bulunmayı reddettiği için Abdullah&#8217;ın heyetinde hükümet yetkililerinin yanı sıra muhalefet temsilcileri ve hükümet dışından isimler de yer aldı.<br>Hükümet tarafının 20 kişilik ekibinde üç kadın bulunuyor; bu, Taliban&#8217;ın iktidardan uzaklaştırılmasından bu yana Afgan kadınların eşitlik için nasıl mücadele ettiğinin göstergesi olarak da önem taşıyor. Kariyerleri, Afganistan&#8217;ın ataerkil kültüründe kadınların elde ettiği zorlu kazanımları yansıtıyor: Habiba Sarabi, bir Afgan eyaletinin ilk kadın valisiydi. Bir diğeri, dul bir anne olan Fawzia Koofi, Afganistan Parlamentosu başkan yardımcılığı için mücadele etmiş biri. Üüçüncüsü, Sharifa Zurmati, siyasete ve Parlamento&#8217;ya girmeden önce gazetecilik yapmış olan bir kadın.<br>Taliban ekibi, Amerika Birleşik Devletleri ile Şubat ayında anlaşmayı müzakere eden delegeleri içeriyor. Ancak yeni bir baş müzakereci de geldi Doha’ya: Son yıllarda Taliban&#8217;ın İslami mahkemeler ağına liderlik eden etkili bir din alimi olan Mevlevî Abdul Hakim Hakkani.</p>



<p>Savaşın maliyeti yüksek<br>Afganistan’da tarafların günlük toplam ölü sayısı çoğu kez 50 kişiyi geçiyor. İç savaş ülke ekonomisini de oldukça derinden etkiliyor. Çok fakir bir ülke olan Afganistan’ın 30 milyonu aşkın nüfusunun yüzde 90’ı günde iki dolarlık yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda.<br>Taliban adına konuşan yetkililer, 1990&#8217;larda kazandıkları yönetme deneyimine güvendiklerini ifade ediyor ve aradan geçen on yıllar boyunca süren savaşın müzakerecilerin uzlaşma kabiliyetlerini sınırlayarak daha katı bir isyancı kuşağını desteklemesinden korktuklarını belirtiyor.</p>



<p>Halilzad görüşmelerden umutlu<br>ABD&#8217;nin Afganistan barış elçisi Zalmay Halilzad, müzakerelerin arifesinde verdiği bir röportajda, Afgan taraflarının bir çerçeveye hızla ulaşmak için &#8220;halktan gelen baskıyı&#8221; hissederek hareket edeceklerinden umutlu olduğunu söylemişti (Halilzad ve Taliban&#8217;ın baş siyasi lideri Molla Abdul Ghani Baradar, Şubat ayında Doha&#8217;da ABD&#8217;nin geri çekilmesinin başlamasına izin veren anlaşmayı imzalamıştı). Halilzad şöyle konuştu: “Gerçekçiyim. Farklı kesimlerle görüştüm. Kalıcı bir ateşkesin kapsamlı bir paket gerektireceğini düşünüyorum. Ama neden şiddette önemli bir azalma, kalıcı olmasa da bir ateşkes olmasın? Elbette, acil kalıcı ateşkes olursa çok mutlu oluruz.”<br>Soğuk Savaş sırasında Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin Afganistan&#8217;dan Sovyet birliklerini çıkarmak için isyancıları finanse ettiği süreçte Amerikan hükümetine danışmanlık yapan Halilzad, ülkenin dengeye ve huzura kavuşması için görüşmelerin hala bir fırsat olduğunu söyledi. “Afgan trajedisi bir formül üzerinde anlaşmaya varamamak veya sonrasında ona bağlı kalmamaktan kaynaklanıyor” diyen Halilzad, şunları ekliyor: “Sovyetlerin ayrılmasından sonra geride büyük bir zafer vardı; zaferi Afganlar kazanmıştı. Dünyanın geri kalanı bundan çok faydalanmıştı; ABD tek süper güç oldu, Doğu Avrupa özgürleşti, Orta Asya özgürleşti. Ancak Afganistan parçalanmaya devam etti. Afganlar zaferi kazandılar ama sonrasını kaybettiler. Ama şimdi bir formüle ulaşmak için yeni şansları daha var. Bir grubun iradesini geri kalanına silah gücüyle dayatmak başarılı bir formül değildi. Afganistan’ın yakın tarihi cesaret verici değil, ancak alınan dersler onlar için öğretici olabilir.”<br>(Bu yazı, New York Times yazarı Mujib Mashal’ın yorumundan yararlanılarak yazılmıştır.)<br>Hakan Temiztürk</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/taliban-ve-afgan-hukumeti-ateskes-icin-dohada-masada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD, Suriye&#8217;den Sonra Afganistan&#8217;dan Da Çekiliyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abd-suriyeden-sonra-afganistandan-da-cekiliyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abd-suriyeden-sonra-afganistandan-da-cekiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2018 19:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6613</guid>

					<description><![CDATA[ABD&#8217;nin Afganistan&#8217;daki askeri birliklerini önemli ölçüde azaltacağı öne sürüldü. İsmi verilmeyen ABD yetkililerine dayandırılan haberlere göre ABD Afganistan&#8217;dan önemli miktarda askerini geri çekecek. Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, ABD Başkanı Donald Trump yaklaşık 7 bin Amerikan askerini Afganistan&#8217;dan çekmeyi planlıyor. Söz konusu Amerikan askerlerinin aylar içerisinde ABD&#8217;ye geri döneceği belirtiliyor. Göreve gelmeden önce Donald Trump birçok kez Afganistan&#8217;dan çekilmeye yönelik görüşünü beyan etmişti. Ancak Trump göreve geldikten sonra onun yönetiminde ABD Afganistan&#8217;da daha saldırgan bir politika izlemeye başlamış, ülkede Taliban etkinliği buna rağmen hızla tırmanmaya devam etmişti. ABD&#8217;nin Afganistan&#8217;dan birliklerini çekeceği iddiası henüz yetkililerce doğrulanmadı. Afganistan&#8217;da yaklaşık 14 bin Amerikan askeri bulunuyor. Ülkeden geri çekileceği öne sürülen ABD askerleri toplam miktarın yarısı. ABD geçtiğimiz gün Suriye&#8217;nin kuzeyinde YPG kontrolündeki bölgelerden tamamen çekilme kararı almıştı. Ani bir politika değişikliği olarak görülen karar neticesinde ABD bölgeyi terk etmeye başlamıştı. ABD Savunma Bakanı Mattis&#8217;in Suriye ve Afganistan&#8217;dan çekilme kararlarının ardından istifa etmesi, bu politika değişikliklerinin bir yansıması olarak yorumlandı. Afganistan&#8217;da 18. yılına giren savaşta ABD&#8217;nin askeri ve siyasi hamlelerine rağmen Taliban etkinliği son bulmuş değil. Ülkede 2001&#8217;deki ABD müdahalesi öncesindeki durumundan daha etkin hale gelen hareket ile ABD arasında bir süredir uzlaşı görüşmeleri yürütülüyordu. Taliban uzlaşı için ilk olarak ABD askerlerinin Afganistan&#8217;dan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD&#8217;nin Afganistan&#8217;daki askeri birliklerini önemli ölçüde azaltacağı öne sürüldü.</p>
<p>İsmi verilmeyen ABD yetkililerine dayandırılan haberlere göre ABD Afganistan&#8217;dan önemli miktarda askerini geri çekecek.</p>
<p>Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, ABD Başkanı Donald Trump yaklaşık 7 bin Amerikan askerini Afganistan&#8217;dan çekmeyi planlıyor. Söz konusu Amerikan askerlerinin aylar içerisinde ABD&#8217;ye geri döneceği belirtiliyor.</p>
<p>Göreve gelmeden önce Donald Trump birçok kez Afganistan&#8217;dan çekilmeye yönelik görüşünü beyan etmişti. Ancak Trump göreve geldikten sonra onun yönetiminde ABD Afganistan&#8217;da daha saldırgan bir politika izlemeye başlamış, ülkede Taliban etkinliği buna rağmen hızla tırmanmaya devam etmişti.</p>
<p>ABD&#8217;nin Afganistan&#8217;dan birliklerini çekeceği iddiası henüz yetkililerce doğrulanmadı.</p>
<p>Afganistan&#8217;da yaklaşık 14 bin Amerikan askeri bulunuyor. Ülkeden geri çekileceği öne sürülen ABD askerleri toplam miktarın yarısı.</p>
<p>ABD geçtiğimiz gün Suriye&#8217;nin kuzeyinde YPG kontrolündeki bölgelerden tamamen çekilme kararı almıştı. Ani bir politika değişikliği olarak görülen karar neticesinde ABD bölgeyi terk etmeye başlamıştı. ABD Savunma Bakanı Mattis&#8217;in Suriye ve Afganistan&#8217;dan çekilme kararlarının ardından istifa etmesi, bu politika değişikliklerinin bir yansıması olarak yorumlandı.</p>
<p>Afganistan&#8217;da 18. yılına giren savaşta ABD&#8217;nin askeri ve siyasi hamlelerine rağmen Taliban etkinliği son bulmuş değil. Ülkede 2001&#8217;deki ABD müdahalesi öncesindeki durumundan daha etkin hale gelen hareket ile ABD arasında bir süredir uzlaşı görüşmeleri yürütülüyordu. Taliban uzlaşı için ilk olarak ABD askerlerinin Afganistan&#8217;dan tamamen çekilmesini şart koşuyordu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abd-suriyeden-sonra-afganistandan-da-cekiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afganistan&#8217;ı Bekleyen Yeni Tehlike</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/afganistani-bekleyen-yeni-tehlike/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/afganistani-bekleyen-yeni-tehlike/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2018 06:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6166</guid>

					<description><![CDATA[İran&#8217;ın Suriye savaşında Esed güçleri safında savaşa dahil ettiği Şii milis güçlerini geleneksel nüfuz alanı olarak gördüğü Afganistan’a taşıma ihtimali, Afgan makamlarını endişelendiriyor. İran, bölgesel rekabet ve çatışma ortamında kendi güdümünde hareket eden devlet dışı aktörler oluşturma ve bunları mobilize etmede tecrübe sahibi bir ülke. 1979 devriminden bu yana bölgesel nüfuzunu artırmaya yönelik yayılmacı bir politika izleyen İran, Ortadoğu’daki çatışmalara doğrudan müdahale etmek yerine vekalet savaşı stratejisi yürütmüş bu doğrultuda Şii nüfusuna sahip ülkelerden toplayarak örgütlediği Şii milisleri, çatışma bölgelerinde etkin olarak kullanmıştır. Yakın zamanda “Direniş Ekseni” söylemiyle Suriye, Irak ve Yemen’deki çatışmalarda Şii milisleri, kendi ideolojik çıkarları doğrultusunda savaşa süren İran’ın rehberlik ettiği milis gruplardan biri de Fatimiyyun Tugayı. Fatimiyyun Tugayı 2013 yılında İran Devrim Muhafızları dış operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü bünyesinde kurulan ve büyük oranda İran’daki Hazara kökenli Şii Afgan göçmenlerden oluşan bir milis grubu. Suriye savaşında aktif rol oynayan söz konusu örgüt, Irak’ta ve son olarak Yemen’de Husilerin yanında savaştı. Büyük bölümü hâlâ Suriye’de bulunan örgütün akıbeti, savaşın Esed rejimi lehine değişmeye başlamasıyla birlikte merak konusu oldu. Örgütün Şii Afganistanlılardan oluşması ve Tahran yönetiminin Afganistan’daki nüfuzu düşünüldüğünde İran’ın, Şii yayılmacılığı stratejisi kapsamında örgütü, Afganistan’a taşıma ihtimali söz konusu. Bu sebeple Kabil yönetimi, pek çok defa Afganistan vatandaşlarının Tahran’ın ideolojik &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran&#8217;ın Suriye savaşında Esed güçleri safında savaşa dahil ettiği Şii milis güçlerini geleneksel nüfuz alanı olarak gördüğü Afganistan’a taşıma ihtimali, Afgan makamlarını endişelendiriyor.</p>
<p>İran, bölgesel rekabet ve çatışma ortamında kendi güdümünde hareket eden devlet dışı aktörler oluşturma ve bunları mobilize etmede tecrübe sahibi bir ülke.</p>
<p>1979 devriminden bu yana bölgesel nüfuzunu artırmaya yönelik yayılmacı bir politika izleyen İran, Ortadoğu’daki<strong> </strong>çatışmalara doğrudan müdahale etmek yerine vekalet savaşı stratejisi yürütmüş bu doğrultuda Şii nüfusuna sahip ülkelerden toplayarak örgütlediği Şii milisleri, çatışma bölgelerinde etkin olarak kullanmıştır. Yakın zamanda “Direniş Ekseni” söylemiyle Suriye, Irak ve Yemen’deki çatışmalarda Şii milisleri, kendi ideolojik çıkarları doğrultusunda savaşa süren İran’ın rehberlik ettiği milis gruplardan biri de Fatimiyyun Tugayı.</p>
<p>Fatimiyyun Tugayı 2013 yılında İran Devrim Muhafızları dış operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü bünyesinde kurulan ve büyük oranda İran’daki Hazara kökenli Şii Afgan göçmenlerden oluşan bir milis grubu. Suriye savaşında aktif rol oynayan söz konusu örgüt, Irak’ta ve son olarak Yemen’de Husilerin yanında savaştı. Büyük bölümü hâlâ Suriye’de bulunan örgütün akıbeti, savaşın Esed rejimi lehine değişmeye başlamasıyla birlikte merak konusu oldu. Örgütün Şii Afganistanlılardan oluşması ve Tahran yönetiminin Afganistan’daki nüfuzu düşünüldüğünde İran’ın, Şii yayılmacılığı stratejisi kapsamında örgütü, Afganistan’a taşıma ihtimali söz konusu. Bu sebeple Kabil yönetimi, pek çok defa Afganistan vatandaşlarının Tahran’ın ideolojik hedefleri doğrultusunda başka bir ülkede savaştırılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek örgütün dağıtılması yönündeki taleplerini Tahran yönetimine iletti. Ayrıca uzun yıllardır vekalet savaşlarından zarar gören Afganistan’da, yeni bir ideolojik ve mezhepsel savaşa mahal vermemek için Fatimiyyun Tugayı yasa dışı ilan edildi ve bu örgütün ülkeye yayılmasıyla mücadele kapsamında İran adına savaşçı istihdam ettiği gerekçesiyle birçok kişi tutuklanarak hapse atıldı.</p>
<p><strong>Afganistan&#8217;ın Milli Güvenliği Açısından Tehdit</strong></p>
<p>Ancak kanıtlar, Suriye’de savaşın şiddetinin nispeten azalmış olmasına rağmen, İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan gizli militan istihdamının Hazaraların yoğun olarak yaşadığı Kabil, Herat, Bamyan ve Daykundi vilayetlerinde devam ettiğini gösteriyor. Özellikle son dönemde ağırlıklı olarak Şiilerin yaşadıkları bölgelerin Taliban ve DEAŞ gibi mezhepçi örgütler tarafından hedef alınmaya başlamasıyla kendini Fatimiyyun Tugayı’nın çatısı altında gösteren grupların, bazı bölgelerde silahlı faaliyetlere giriştiklerine dair işaretlere rastlandı. Bu gelişmeler üzerine 16 Kasım 2018’de bir dizi istihbarat, güvenlik ve araştırma uzmanının katılımıyla Kabil’deki Afganistan Stratejik Araştırmalar Enstitüsünde bir toplantı düzenlendi. Fatimiyun Tugayı’nın son zamanlarda Afganistan’da giderek artan faaliyetlerine dikkat çekilen toplantıda, söz konusu örgütün Afganistan ulusal güvenliği için potansiyel tehdit olduğunun altı çizildi.</p>
<p>Uzmanlara göre İran, kontrolündeki Şii milisleri Taliban, el-Kaide ve DEAŞ gibi mezhepçi örgütlerle savaşmak bahanesiyle Afganistan’a taşıyabilir. Günümüzde başta başkent Kabil olmak üzere Hazaraların yoğun olarak yaşadığı şehirlerde faaliyet gösteren ve Devrim Muhafızları Ordusu tarafından finanse edilen yaklaşık 4 bin Şii militanın bulunduğu tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>Savaş Mezhepsel Bir Yöne Gider mi?</strong></p>
<p>2016 yılından itibaren DEAŞ, Suriye’de Esad rejimi safında savaştıkları gerekçesiyle Hazaralara yönelik birçok bombalı saldırı düzenledi. Şiilere ait cami, kültür ve eğitim merkezleri ile Şiilerin düzenledikleri toplu yürüyüş ve etkinlikler, DEAŞ tarafından üstlenilen ve onlarca insanın hayatını kaybettiği ya da yaralandığı intihar saldırılarının hedefi oldu. Bugünlerde ise Hazaraların ana vatanı olarak bilinen Hazaracat’taki Uruzgan, Vardak ve Gazne vilayetleri Taliban tarafından düzenlenen yoğun ve şiddetli saldırılarla gündeme geliyor.</p>
<p>Taliban, bu saldırıları, bölge halkının Taliban’a direnen yerel komutanları ve Fatimiyyun Tugayı’nı desteklediği gerekçesiyle açıklamakta. Her ne kadar Taliban, bu saldırıların belli bir etnik gruba yönelik olduğu yönündeki iddiaları reddetse de saldırıların Hazara kökenli Şiileri hedef aldığına dair genel bir kanı söz konusu. Bir taraftan Hazaralar devletin kendilerinin güvenliği için yeterli çabayı göstermediği gerekçesiyle geniş katılımlı protesto yürüyüşleri düzenlerken diğer taraftan kendini Fatimiyyun Tugayı’nın bir parçası olarak ilan eden milis grupların, söz konusu bölgelerde Şiileri savunmak adına faaliyete başladıklarına dair bilgiler medyaya yansıyor.</p>
<p>DEAŞ, Taliban ve Hakkani gibi mezhepçi örgütlerin aktif olduğu bölgede, Şiileri korumak adına savaştığını iddia eden bir başka mezhepçi grubun ortaya çıkması, Afganistan savaşının yönünü tamamen değiştirerek ülkeyi, Irak ve Suriye’deki gibi mezhepsel çatışmaların yaşandığı bir alana çevirebilir. Bu durumun Afganistan nüfusunun ancak yüzde 15-20’lik kısmını oluşturan Şiilerin can güvenliği açısından büyük bir tehlike oluşturacağı unutulmamalı. Muhafazakâr Sünnilerin çoğunluklu olduğu ülkede Fatimiyyun Tugayı’nın yurt dışındaki “cihatçı Sünnilere” karşı faaliyetleri zaten mezhepçi bir yaklaşım olarak algılanmaktadır.</p>
<p>Öte yandan Şii azınlıklara düzenlenen saldırılar ise Afganistan’da mezhepsel ayrışmayı derinleştirdiği gibi Şii Afganlar nazarında İran’ın Ortadoğu’daki yayılmacı politikalarına meşruiyet kazandırarak militan devşirmesine zemin hazırlamaktadır. Afganistan’ı geleneksel nüfuz alanı olarak gören Tahran’ın, ülkede her geçen gün daha görünür hâle gelen mezhepsel anlaşmazlık ortamından da yararlanarak Fatimiyyun Tugayı’nı Afganistan’a taşıması kuvvetle muhtemeldir. Özellikle ABD’nin Afganistan’dan çekilme planları yaptığı bir ortamda, güç temerküz etmede devlet dışı aktörleri araçsallaştırmayı başlıca strateji olarak benimseyen Tahran yönetiminin Afganistan’da nüfuz alanını genişletmek için harekete geçeceği endişesi Afgan makamlarında da endişe konusu.</p>
<p>Suriye’deki iç savaşta tecrübe kazanan ve İran’daki rejim ile bağları güçlenen Şii milislerin gelecekte tekrar İran’ın yönlendirmesiyle hareket edeceği ihtimali yabana atılmamalı. Bu bağlamda Fatimiyyun Tugayı adı altında Suriye’de savaşan binlerce Afgan uyruklu silahlının, gelecekte Afganistan’ın ulusal güvenliği açısından tehlike oluşturması kaçınılmaz görünüyor. Fatimiyyun Tugayı’nın, Afganlar tarafından ülkelerindeki istikrarsızlıkta parmağı olan ülkelerden biri olarak görülen İran bağlantılı mezhepsel bir örgüt olması sebebiyle savaşın mezhepsel bir boyut kazanması Afgan yetkilileri endişelendirmektedir.</p>
<p><em>Bu makale 10.12.2018 tarihinde Anadolu Ajansında yayımlanmıştır.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/afganistani-bekleyen-yeni-tehlike/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
