<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Abdullah Gül &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/abdullah-gul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 May 2022 14:17:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Abdullah Gül &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pasif Siyaset</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/pasif-siyaset/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/pasif-siyaset/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2022 12:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18259</guid>

					<description><![CDATA[Bunun mucidi Abdullah Gül&#8217;dür. Kestanelere el uzatmak istemez. Sobanın üstünden başkası alsın, soysun, o da afiyetle yesin ister. Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaya çıkıp da mertçe &#8216;adayım&#8217; diyememiştir. Sonra DEVA kurulurken de kendini ortaya koymaktan imtina etmiş, sorumluluğu Babacan&#8217;a yükleyip kendisi sütre gerisinde durmayı tercih etmiştir. Sayın Abdullah Gül, Erdoğan başbakan olamayınca büyük bir hevesle başbakanlığı kabul etti. Keza onun tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilince onu da kabul etti. Seçilince ise &#8216;tarafsız&#8217; pozlarına bürünüp onu yaralayacak şeyler yaptı. En önemlisi de &#8216;benim dinlenmekten korkum yok&#8217; dokundurmasıydı. Bu sözün ne anlama geldiğini herkes anladı. Ama o, burada ifade etmek istediğini bile açıkça söylemekten geri durmuş, dokundurmayı seçmişti. Aslında en büyük &#8216;pasif siyaset&#8217; taktiğini cumhurbaşkanlığı süresi dolduğunda yaptı. Erdoğan&#8217;ın &#8216;AK Partiye gel&#8217; çağrısını elinin tersiyle iterek kendine başka bir yol çizdi. O yol bile, kamuoyuna yansıtmak istediği gibi siyaset dışı kalmak değildi. Tam tersine, gizliden siyaset yapmaktı. Nitekim, bu ülkenin en makus talihi olan CHP ile temasa geçip (ya da onlar onunla temasa geçti ama fark etmez, sonuçta adayları olmaya yakın durdu) seçilemeyeceğini, hatta tamamen yerle yeksan olacağını, sonunun Abdüllatif Şener gibi CHP vekilliği olacağını anlayınca oradan da yan çizdi. Şimdilerde adı yine ortalarda çok dönüp duruyor. Bunda kendisinin dahli var mıdır bilemem &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bunun mucidi Abdullah Gül&#8217;dür. Kestanelere el uzatmak istemez. Sobanın üstünden başkası alsın, soysun, o da afiyetle yesin ister. Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaya çıkıp da mertçe &#8216;adayım&#8217; diyememiştir. Sonra DEVA kurulurken de kendini ortaya koymaktan imtina etmiş, sorumluluğu Babacan&#8217;a yükleyip kendisi sütre gerisinde durmayı tercih etmiştir.</p>



<p>Sayın Abdullah Gül, Erdoğan başbakan olamayınca büyük bir hevesle başbakanlığı kabul etti. Keza onun tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilince onu da kabul etti. Seçilince ise &#8216;tarafsız&#8217; pozlarına bürünüp onu yaralayacak şeyler yaptı. En önemlisi de &#8216;benim dinlenmekten korkum yok&#8217; dokundurmasıydı. Bu sözün ne anlama geldiğini herkes anladı. Ama o, burada ifade etmek istediğini bile açıkça söylemekten geri durmuş, dokundurmayı seçmişti.</p>



<p>Aslında en büyük &#8216;pasif siyaset&#8217; taktiğini cumhurbaşkanlığı süresi dolduğunda yaptı. Erdoğan&#8217;ın &#8216;AK Partiye gel&#8217; çağrısını elinin tersiyle iterek kendine başka bir yol çizdi. O yol bile, kamuoyuna yansıtmak istediği gibi siyaset dışı kalmak değildi. Tam tersine, gizliden siyaset yapmaktı. Nitekim, bu ülkenin en makus talihi olan CHP ile temasa geçip (ya da onlar onunla temasa geçti ama fark etmez, sonuçta adayları olmaya yakın durdu) seçilemeyeceğini, hatta tamamen yerle yeksan olacağını, sonunun Abdüllatif Şener gibi CHP vekilliği olacağını anlayınca oradan da yan çizdi.</p>



<p>Şimdilerde adı yine ortalarda çok dönüp duruyor. Bunda kendisinin dahli var mıdır bilemem ama bununla ilgili tek laf etmediği açıktır. Kılıçdaroğlu&#8217;nun gönlünde yatan aslan odur. Ama bir türlü ortaya çıkıp da bunu açıkça ifade etmiyor. Neden çekiniyor? Eğer böylesi oyunlara alet olmayı kendine yediremiyorsa onu da deklare etmiyor. Köyün bütün gençlerinin gözü olduğu kendini beğenmiş kız gibi herkese mavi boncuk dağıtıyor.</p>



<p>Sayın Gül içinden çıkıp buralara geldiği siyasete zarar verecek epey işler yapmıştır. Bu sorun değildir. Olabilir; insanın fikriyatı değişebilir. Ne yazık ki o bunları, açıktan değil, el altından yaptı hep. İşte &#8216;pasif siyaset&#8217; budur. Fakat unutulmaması gereken bir şey var; o da siyasette geçer olanın pasiflik değil, aktiflik olduğudur. Erdoğan&#8217;ın da beli büküldü omuzları çöktü ama o hala Ukrayna-Rusya krizine çare üretmeye çalışıyor. Pahalılıkla, enflasyonla mücadele etmeye uğraşıyor. Sayın Gül ne iş yapıyor peki? Aşı pişirsinler, önüne kotarsınlar kendisi de &#8216;bir zahmet&#8217; aday olsun ve seçilsin diye bekliyor. Çok bekler…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/pasif-siyaset/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu &#8220;İlke&#8221; Dedi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-ilke-dedi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-ilke-dedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2020 07:32:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15646</guid>

					<description><![CDATA[Bir televizyon programında &#8220;Abdullah Gül&#8217;ü aday gösterecek misiniz?&#8221; sorusuna millet ittifakı paydaşları (İyi Parti, CHP, PKK ilişkili HDP ve diğerleri ) istişareleri sonucunda karar verilecek diyerek bir anlamda bu kapıyı açık tuttu… Devleti kurduğunu iddia eden yüz yıllık bir partinin genel başkanının düştüğü acizliğe bakar mısınız! Gösterecekleri aday Erbakan hocanın talebesi, milli görüş geleneğinden gelme, Ak Parti&#8217;nin kurucularından, bir dönem CHP itiraz ettiği için Cumhurbaşkanı seçilmesi engellenen ve halka gidilen, halkın da inadına seçerek Cumhurbaşkanı yaptığı Abdullah Gül&#8217;ü &#8220;ilkeli hareket etmek &#8221; başlığı altında değerlendirip CHP&#8217;nin razı olabileceği biri olarak ima etmektedir. Bu bakış açısına ve davranışa göre sormak gerekmez mi? Size göre ilke nedir? Yenilir yutulur bir şey midir? Ne işe yarar? İki Aday da Erbakan hocanın talebesi olacak ha! Hatta Gül, hocanın sevenlerinin çoğunlukta olduğu grubun karşısında aday olacak! Kura, yazı da gelse tura da gelse hocanın talebesi kazanacak öyle mi! Merhum Erbakan yıllar sonra nasıl da aciz bıraktı tüm muhataplarını böyle…Büyük devlet adamı hamlesi böyle olur ancak! Bu zavallı hal, devleti kurduğunu iddia eden bir partinin yıllar sonra iflasını açıklaması değil midir? Yıllardır siyaset yapan bir parti sağ görüşlü olacak öyle mi? Ya da Abdullah Gül Solcu! Bu çok açık biçimde CHP&#8217;nin Ak Partilileşmesi veya Abdullah Gül&#8217;ün &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir televizyon programında &#8220;Abdullah Gül&#8217;ü aday gösterecek misiniz?&#8221; sorusuna millet ittifakı paydaşları (İyi Parti, CHP, PKK ilişkili HDP ve diğerleri ) istişareleri sonucunda karar verilecek diyerek bir anlamda bu kapıyı açık tuttu…</p>



<p>Devleti kurduğunu iddia eden yüz yıllık bir partinin genel başkanının düştüğü acizliğe bakar mısınız!</p>



<p>Gösterecekleri aday Erbakan hocanın talebesi, milli görüş geleneğinden gelme, Ak Parti&#8217;nin kurucularından, bir dönem CHP itiraz ettiği için Cumhurbaşkanı seçilmesi engellenen ve halka gidilen, halkın da inadına seçerek Cumhurbaşkanı yaptığı Abdullah Gül&#8217;ü &#8220;ilkeli hareket etmek &#8221; başlığı altında değerlendirip CHP&#8217;nin razı olabileceği biri olarak ima etmektedir.</p>



<p>Bu bakış açısına ve davranışa göre sormak gerekmez mi? Size göre ilke nedir? Yenilir yutulur bir şey midir? Ne işe yarar?</p>



<p>İki Aday da Erbakan hocanın talebesi olacak ha! Hatta Gül, hocanın sevenlerinin çoğunlukta olduğu grubun karşısında aday olacak! Kura, yazı da gelse tura da gelse hocanın talebesi kazanacak öyle mi!</p>



<p>Merhum Erbakan yıllar sonra nasıl da aciz bıraktı tüm muhataplarını böyle…Büyük devlet adamı hamlesi böyle olur ancak! Bu zavallı hal, devleti kurduğunu iddia eden bir partinin yıllar sonra iflasını açıklaması değil midir? Yıllardır siyaset yapan bir parti sağ görüşlü olacak öyle mi? Ya da Abdullah Gül Solcu! Bu çok açık biçimde CHP&#8217;nin Ak Partilileşmesi veya Abdullah Gül&#8217;ün solcu hale gelmiş olması anlamına gelmez mi? Hangisi?</p>



<p>Bana kalırsa ilkeden en son eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bahsetmelidir. Neden mi?</p>



<p>Merhum Erbakan&#8217;a çok zinde olduğu bir zaman diliminde &#8220;altmış yaş üstündekiler siyaseti bırakmalıdır&#8221; demişti. Kendisi şimdi kaç yaşındadır? CHP, kendi koyduğu kuralı uygulamayan bir kişi üzerinden ilkeli duruş nasıl belirleyecek anlamadım ki!</p>



<p>Aslında ülke dedikleri tek şey şudur…Erdoğan&#8217;ı kaybettirmek! Akıllarına galip gelmiş öfkeleri! Erdoğan kaybetsin de isterse ülke batsın tutumları…</p>



<p>Ben bir Müslüman olarak oyumu bir çok olumsuzluk olsa da Cumhurbaşkanımız Erdoğan&#8217;ı kazandırmak için kullanacağım. Kimin ve nasıl bir yapının kazanacağından emin olmadığım ve sadece kaybettirmek üzerinden yapılan tercihleri de ilkeli duruş olarak görmüyorum…Reddediyorum…</p>



<p>Çünkü biz bu oyunu karşısında olsak destek vermesek de 1997 de bir kez gördük! Bir kez daha görmeye ruhsatımız yok! Bir kezdi o!</p>



<p>Böylece diyebilirim ki, dış tehditler bakımından çok tehlike ve sorunlu yaşadığımız bu günlerde asla macera yaşama hakkımız yoktur!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-ilke-dedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olmuyor, Olmaz, Zorluyorlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/olmuyor-olmaz-zorluyorlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/olmuyor-olmaz-zorluyorlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Aug 2019 09:20:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ali babacan]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12294</guid>

					<description><![CDATA[“Geçici-Emanetçi Başbakanlık” yaptığı dönemde, sürekli olarak “Çok çalışıp, çok yorulduğunu” söyleyerek dert yanan Abdullah Gül!.. Yıllar süren bakanlık görevi sırasında Meclis’e girip çıkarken çevredekilere bir selamı bile çok gören Ali Babacan!.. Erdoğan tarafından Başbakanlık Koltuğunaoturtulduktan birkaç gün sonra gazetecileri Konya-Meram’daki evinde toplayıp, Başkanlık Sistemi’ne açıktan savaş açan Ahmet Davutoğlu!.. Aylardır bazı medya organlarında köpürtülüyorlar. Peş peşe “Tamam, oldu, yeni parti için harekete geçiyorlar” haberleri veriliyor. Ancak, bir türlü sonuç çıkmıyor. Çıkmaz, çünkü Türkiye’de böyle bir ihtiyaç mevcut değil. Tabela partisi kurmak kolay, ama ciddi bir oluşumu harekete geçirmek için zemin gerekli. Mevcut şartlarda Türkiye’nin böyle bir ihtiyacı yok. Buna rağmen, aynı haberler avara kasnak misali döndürülüp duruyor… Olayı köpürtenler belli: Çünkü, Türkiye’nin olmasa da onların böyle bir oluşuma ihtiyaçları var. Bütün dertleri, Recep Tayyip Erdoğan! Hedefe Beştepe’yi koymuşlar, o tarafa doğru atış yapıyorlar. Yeni müttefikler, yol arkadaşları arıyorlar. Olayı sürekli gündemde tutanlar, Gül, Babacan ve Davutoğlu üçlüsüne bu gözle bakıyorlar: Yeni müttefik ve yol arkadaşları! *** İşin en ilginci de bütün arayışları Ak Parti içinde. Aralarına dışarıdan etkili ve heyecan veren yeni bir isim katılmış değil. O yüzden yaptıkları çalışmalara “Siyasette Yeni Bir Oluşum” adını vermek zor. Olsa olsa, “Ak Parti’yi tökezletme ve yaralama harekâtı” olarak değerlendirilebilir. Dikkat edin, bu güne kadar dillendirilen isimlerin çoğu Ak Parti içindeki küskünler ve aradığını bulamayanlardan oluşuyor. Ben bu tür çıkışları yıllar önce ANAP içinde ortaya çıkan “Küskünler Hareketine” benzetiyorum. Her seçim dönemi listeye giremeyenler bir araya gelip harekete &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Geçici-Emanetçi Başbakanlık” </strong>yaptığı dönemde<strong>, </strong>sürekli olarak <strong>“Çok çalışıp, çok yorulduğunu” </strong>söyleyerek dert yanan<strong> Abdullah Gül!..</strong></p>
<p>Yıllar süren bakanlık görevi sırasında <strong>Meclis</strong>’e girip çıkarken çevredekilere bir selamı bile çok gören <strong>Ali Babacan</strong>!..</p>
<p><strong>Erdoğan</strong> tarafından <strong>Başbakanlık Koltuğuna</strong>oturtulduktan birkaç gün sonra gazetecileri <strong>Konya-Meram</strong>’daki evinde toplayıp, <strong>Başkanlık Sistemi</strong>’ne açıktan savaş açan <strong>Ahmet Davutoğlu</strong>!..</p>
<p>Aylardır bazı medya organlarında köpürtülüyorlar. Peş peşe <strong>“Tamam, oldu, yeni parti için harekete geçiyorlar”</strong> haberleri veriliyor. Ancak, bir türlü sonuç çıkmıyor. Çıkmaz, çünkü <strong>Türkiye</strong>’de böyle bir ihtiyaç mevcut değil. Tabela partisi kurmak kolay, ama ciddi bir oluşumu harekete geçirmek için zemin gerekli. Mevcut şartlarda <strong>Türkiye</strong>’nin böyle bir ihtiyacı yok.</p>
<p>Buna rağmen, aynı haberler avara kasnak misali döndürülüp duruyor…</p>
<p>Olayı köpürtenler belli: Çünkü, <strong>Türkiye</strong>’nin olmasa da onların böyle bir oluşuma ihtiyaçları var. Bütün dertleri, <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>! Hedefe <strong>Beştepe</strong>’yi koymuşlar, o tarafa doğru atış yapıyorlar. Yeni müttefikler, yol arkadaşları arıyorlar. Olayı sürekli gündemde tutanlar, <strong>Gül, Babacan</strong> ve <strong>Davutoğlu</strong> üçlüsüne bu gözle bakıyorlar:</p>
<p><strong>Yeni müttefik ve yol arkadaşları!</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>İşin en ilginci de bütün arayışları <strong>Ak Parti</strong> içinde. Aralarına dışarıdan etkili ve heyecan veren yeni bir isim katılmış değil. O yüzden yaptıkları çalışmalara <strong>“Siyasette Yeni Bir Oluşum”</strong> adını vermek zor. Olsa olsa, <strong>“Ak Parti’yi tökezletme ve yaralama harekâtı”</strong> olarak değerlendirilebilir. Dikkat edin, bu güne kadar dillendirilen isimlerin çoğu <strong>Ak Parti</strong> içindeki küskünler ve aradığını bulamayanlardan oluşuyor.</p>
<p>Ben bu tür çıkışları yıllar önce <strong>ANAP</strong> içinde ortaya çıkan <strong>“Küskünler Hareketine”</strong> benzetiyorum. Her seçim dönemi listeye giremeyenler bir araya gelip harekete geçer, medya da onları köpürtürdü. <strong>“Yeni Oluşum”</strong> haberleri yapılır, ancak kısa bir süre sonra unutulur giderdi.</p>
<p>Çıkışları itibarıyla benzer olsalar da bu defa biraz farklı tabii. <strong>Türkiye</strong>’de sistem değişti. Sonuç alabilmek için artık yüzde <strong>50 artı 1 oya</strong> ihtiyaç duyuluyor. <strong>Erdoğan</strong>’a karşı kurulan cephe de bu hedefe ulaşmaya çalışıyor. O yüzden iddiaları ne olursa olsun, kamuoyuna hangi açıklamayı yaparlarsa yapsınlar, yeni ortaya çıkacak bir siyasi oluşum bu amaca hizmet edecek. Kazanmaya değil, kaybettirmeye yönelik bir işlev üstlenecek.</p>
<p>Daha açık bir ifadeyle ortaya koyarsak:</p>
<p>Eğer harekete geçebilirlerse, yeni sistem zaman içinde <strong>Davutoğlu, Gül, Babacan </strong>gibi isimleri <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> ve <strong>Meral Akşener</strong> gibi figürlerle bir araya getirecek. Sistemin ortaya koyduğu kaçınılmaz bir son bu!</p>
<p>Nitekim, bugün <strong>Türkiye’</strong>yi terk edip yurtdışında kaçak olarak yaşayan <strong>FETÖ</strong>’nün önemli isimleri bunu dillendirmeye başladılar bile. Sosyal medya paylaşımlarında, <strong>Erdoğan</strong> düşmanlığı yaparak, bu isimlere açıktan destek veriyorlar.</p>
<p>O yüzden şimdi sormak istiyorum:</p>
<p><strong>Erdoğan</strong>’ı hedef alan ve başkalarının değirmenine su taşıyan bir girişim, <strong>Ak Parti</strong> içinde taraftar bulabilir mi? Kolay mı bu? İşte bunun için <strong>“Olmaz, olsa da işe yaramaz”</strong> diyorum!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/olmuyor-olmaz-zorluyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gül ve Davutoğlu Birbirlerinden Nefret Ederler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-davutoglu-birbirlerinden-nefret-ederler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-davutoglu-birbirlerinden-nefret-ederler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 08:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12247</guid>

					<description><![CDATA[Dünkü yazımda, Ahmet Davutoğlu’nun zehir-zemberek çıkışının hedefinde sadece AK Parti olmadığını dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. Birilerine (birden fazla kişiye ve kuruma) kızıyor Davutoğlu ve tehdit diliyle “eski defterleri açmaktan” söz ediyordu. Kimdi o birileri? Kendi partisi mi? (Çünkü Ahmet Bey “partimiz” demeyi çok seviyor.) Cumhurbaşkanı Erdoğan mı? HDP mi? HDP içindeki bir grup mu? Şunu da söylüyordu Sayın Davutoğlu: “Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır&#8230;” Ne demek istiyordu bu “riskli” cümleyle? Riskli, evet&#8230; Çünkü 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem kurcalandığında “istikşafi” görüşme yapan genel başkanlardan birinin, kendisini bir an önce “koalisyon hükümetine” atmak istediği ve koalisyon için Başbakanlıktan bile vazgeçebileceğini söylediği ortaya çıkacaktır ki, o dönemin “kurcalanmasını” Sayın Davutoğlu adına hiç tavsiye etmem. Biz burada, “Sayın Ahmet Davutoğlu kimi ve hangi kurumları tehdit ediyor?” diye tahmin yürüteduralım, dün Fehmi Koru ağabeyimiz ilginç bir yazıyla çıkageldi. Öyle böyle değil, bayağı ilginç bir yazı&#8230; Demek ki Davutoğlu’nun “incittikleri” (tehdit ettikleri) arasında, Fehmi Koru ağabeyimizin bazı arkadaşları ve dostları da bulunuyormuş. O yazıdan, “ilgili” bölümü (biraz uzun bir alıntı olacak ama idare ediverin artık) yorumsuz olarak aktarıyorum: “(Davutoğlu) ne amaçlamış olabilir öyle bir çıkış yapmakla? İlk çıkışı olan 15 sayfalık ‘manifesto’ ile neyi amaçladığı belliydi eski başbakanın: Halen üyesi olduğu AK Parti ile arasında meydana gelmiş farklılaşmayı duyurmak ve ‘Yoksa parti mi kuracak?’ merakında olanlara hiç değilse ‘Galiba’ dedirtmek&#8230; “Anlaşılabilen hedefler bunlar, özellikle yeni bir parti &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünkü yazımda, <strong>Ahmet Davutoğlu</strong>’nun zehir-zemberek çıkışının hedefinde sadece <strong>AK Parti</strong> olmadığını dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım.</p>
<p>Birilerine (birden fazla kişiye ve kuruma) kızıyor Davutoğlu ve tehdit diliyle <strong>“eski defterleri açmaktan”</strong> söz ediyordu.</p>
<p>Kimdi o birileri?</p>
<p>Kendi partisi mi? (Çünkü Ahmet Bey <strong>“partimiz”</strong> demeyi çok seviyor.)</p>
<p>Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong> mı?</p>
<p><strong>HDP </strong>mi?</p>
<p>HDP içindeki bir grup mu?</p>
<p>Şunu da söylüyordu Sayın Davutoğlu: <strong>“Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır&#8230;”</strong></p>
<p>Ne demek istiyordu bu <strong>“riskli”</strong> cümleyle?</p>
<p>Riskli, evet&#8230;</p>
<p>Çünkü <strong>7 Haziran</strong> ile <strong>1 Kasım</strong> arasındaki dönem kurcalandığında <strong>“istikşafi”</strong> görüşme yapan genel başkanlardan birinin, kendisini bir an önce <strong>“koalisyon hükümetine”</strong> atmak istediği ve koalisyon için Başbakanlıktan bile vazgeçebileceğini söylediği ortaya çıkacaktır ki, o dönemin <strong>“kurcalanmasını”</strong> Sayın Davutoğlu adına hiç tavsiye etmem.</p>
<p>Biz burada, <strong>“Sayın Ahmet Davutoğlu kimi ve hangi kurumları tehdit ediyor?” </strong>diye tahmin yürüteduralım, dün <strong>Fehmi Koru</strong> ağabeyimiz ilginç bir yazıyla çıkageldi.</p>
<p>Öyle böyle değil, bayağı ilginç bir yazı&#8230;</p>
<p>Demek ki Davutoğlu’nun <strong>“incittikleri”</strong> (tehdit ettikleri) arasında, Fehmi Koru ağabeyimizin bazı arkadaşları ve dostları da bulunuyormuş.</p>
<p>O yazıdan, <strong>“ilgili”</strong> bölümü (biraz uzun bir alıntı olacak ama idare ediverin artık) yorumsuz olarak aktarıyorum:</p>
<p>“(Davutoğlu) ne amaçlamış olabilir öyle bir çıkış yapmakla? İlk çıkışı olan 15 sayfalık <strong>‘manifesto’</strong> ile neyi amaçladığı belliydi eski başbakanın: Halen üyesi olduğu AK Parti ile arasında meydana gelmiş farklılaşmayı duyurmak ve <strong>‘Yoksa parti mi kuracak?’</strong> merakında olanlara hiç değilse <strong>‘Galiba’</strong> dedirtmek&#8230;</p>
<p>“Anlaşılabilen hedefler bunlar, özellikle yeni bir parti oluşturma amacıyla kolları sıvayan bir kişi için&#8230;</p>
<p>“Benzer bir farklılaşma üzerine kurucusu olduğu partisinden istifa eden <strong>Ali Babacan</strong> da, onunki kadar uzun olmasa da, kamuoyuna <strong>‘Ben varım’</strong> sonucu çıkartılabilen mesajlar veriyor.</p>
<p>“Her ikisinin geçmiş parti bağları ve aynı hükümetler içerisinde sorumluk taşımaları sebebiyle <strong>‘Bir araya gelmeliler’</strong> düşüncesinde olanların varlığı biliniyor. Tek bir partide buluşulsun isteyenler arasında Davutoğlu’nun kendisi de var, Babacan ve kendisiyle birlikte hareket edenler ise ondan uzak durmayı yeğliyor.</p>
<p>“Herhalde Ali Babacan’ın neden öyle davrandığı Ahmet Davutoğlu’nun sorunlu son çıkışından sonra daha iyi anlaşılmıştır.</p>
<p>“Davutoğlu’nun derdinin kişisel bir hesaplaşma olduğu belli. Kendisinin göreve getirilmesini, partinin genel başkanlığı ile başbakanlığın önüne sunulmasını <strong>‘hakkı’</strong> olarak görüyor ve bir süre sonra aniden genel başkanlıkla birlikte başbakanlığın da elinden alınmasını içine sindiremiyor.</p>
<p>“İçeriği bir tarafa, son çıkışının üslubu tam da bunu dışa vuruyor.</p>
<p>“Oysa, Babacan ve kendisiyle birlikte hareket edenler, ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlara çözümler üretebilmek, daha iyi ve daha çağdaş bir yönetişim anlayışını siyaset alanına taşımak ve ülke yönetimine talip olmak amacındalar ve baştan itibaren bunu vurguluyorlar.”</p>
<p><strong>Fehmi Koru</strong>’nun sözleri bunlar&#8230;</p>
<p>Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:</p>
<p>Kamuoyunun <strong>“birlikte hareket ediyorlar”</strong> dediği Gül ve Davutoğlu aslında birbirlerinden nefret ediyorlar. Bu bilgiyi test etmek isteyenler, bir dönem <strong>Abdullah Gül</strong>’ün danışmanlığını yapmış bulunan <strong>“terbiye özürlü” Ahmet Sever</strong>’in iki kitabına bakabilirler.</p>
<p>Gül’cüler Davutoğlu’na <strong>“yetersiz”</strong> ve <strong>“fırsatçı”</strong> diyor.</p>
<p>Davutoğlu’cular Gül’cüler için ne diyor?</p>
<p>Fehmi Koru ne diyorsa, tersini herhalde&#8230;</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-davutoglu-birbirlerinden-nefret-ederler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu İki Bey’in Derdi Ne?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-iki-beyin-derdi-ne/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-iki-beyin-derdi-ne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Aug 2019 07:41:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kekeç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12201</guid>

					<description><![CDATA[Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu sosyal medya hesaplarından “kayyım kararını” eleştirmişler. Böyle atraksiyonlar Batı’nın (yani Kati Piri’nin) çok hoşuna gidiyor. Bu iki bey de, Batı’nın hoşuna gidecek şeyle söylemekte oldukça cömert&#8230; İlki (yani Abdullah Gül), bir üniversitede yaptığı konuşmada, “İç işlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve işgal kaçınılmaz hale gelir” demiş, istikbaldeki darbeye (ya da NATO işgaline) mazeret üretmişti. Üstelik bu konuşmayı, 15 Temmuz’dan birkaç ay sonra yapmıştı. İkincisi (yani Ahmet Davutoğlu), hem partisini, hem de “ona vefadan asla ayrılmayacağım” dediği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Batı’ya jurnallemişti. Sonra da şunları söylemişti: “Türkiye son üç yıldır çok kötü yönetiliyor. Ben Başbakanlığım döneminde gazetecileri korudum.” (Başbakanlığı döneminde koruduğu gazetecinin ismini söyleyelim: Can Dündar.) Bu iki Bey, kayyım kararından dolayı çok mutsuz&#8230; Gerekçeler üzerinden bir değerlendirmeleri var mı? Hayır. Konunun “hukuki” boyutunu incelemişler mi? Hayır. Biri (Ahmet Davutoğlu), PKK rezaleti ortadayken coşmuş, (aslında sık sık coşuyor), “Yeniden çözüm süreci” demişti. Hem de PKK’nın masayı devirip kaçtığı ve terör destekçisi Amerika’nın dümen suyuna girdiği dönemde&#8230; Medyadan adamları şu sıra sık sık dile getiriyor “yeniden çözüm süreci”ni&#8230; Diğeri de (Gül), tepkisiz görünüp sırıtarak onaylıyor. Bir tarihte böyle şeyler vardı, hatırlayacaksınız. Bir “çözüm masası” kurulmuştu. PKK silah bırakacak, “sorunlar” müzakere yoluyla halledilecekti. Devlet buna hazırdı. Daha doğrusu inandırılmıştı. İş, büyük ölçüde kamuoyunu buna ikna etmeye kalıyordu. Devlet, “Akil adamlar heyeti” eliyle ikna seferberliğine girişmişken, bir şey oldu. PKK masayı devirip kaçtı. (Davutoğlu o sırada Başbakandı.) Karşımızda çünkü, “silahlı örgüt” tanımlamasının da ötesinde, sürekli “stratejik hamleler” yapan ve silahın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski Cumhurbaşkanı <strong>Abdullah Gül</strong> ve eski Başbakan <strong>Ahmet Davutoğlu</strong> sosyal medya hesaplarından <strong>“kayyım kararını”</strong> eleştirmişler.</p>
<p>Böyle atraksiyonlar Batı’nın <em>(yani <strong>Kati Piri</strong>’nin)</em> çok hoşuna gidiyor.</p>
<p>Bu iki bey de, Batı’nın hoşuna gidecek şeyle söylemekte oldukça cömert&#8230;</p>
<p>İlki <em>(yani Abdullah Gül)</em>, bir üniversitede yaptığı konuşmada, <strong>“İç işlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve işgal kaçınılmaz hale gelir”</strong> demiş, istikbaldeki darbeye <em>(ya da NATO işgaline)</em> mazeret üretmişti. Üstelik bu konuşmayı, <strong>15 Temmuz</strong>’dan birkaç ay sonra yapmıştı.</p>
<p>İkincisi <em>(yani Ahmet Davutoğlu)</em>, hem partisini, hem de <strong>“ona vefadan asla ayrılmayacağım”</strong> dediği Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan</strong>’ı Batı’ya jurnallemişti.</p>
<p>Sonra da şunları söylemişti: <strong>“Türkiye son üç yıldır çok kötü yönetiliyor. Ben Başbakanlığım döneminde gazetecileri korudum.”</strong> <em>(Başbakanlığı döneminde koruduğu gazetecinin ismini söyleyelim: <strong>Can Dündar</strong>.)</em></p>
<p>Bu iki Bey, kayyım kararından dolayı çok mutsuz&#8230;</p>
<p>Gerekçeler üzerinden bir değerlendirmeleri var mı?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Konunun <strong>“hukuki”</strong> boyutunu incelemişler mi?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Biri <em>(Ahmet Davutoğlu)</em>, PKK rezaleti ortadayken coşmuş, (aslında sık sık coşuyor), <strong>“Yeniden çözüm süreci”</strong> demişti. Hem de PKK’nın masayı devirip kaçtığı ve terör destekçisi Amerika’nın dümen suyuna girdiği dönemde&#8230;</p>
<p>Medyadan adamları şu sıra sık sık dile getiriyor <strong>“yeniden çözüm süreci”</strong>ni&#8230; Diğeri de <em>(Gül),</em> tepkisiz görünüp sırıtarak onaylıyor.</p>
<p>Bir tarihte böyle şeyler vardı, hatırlayacaksınız. Bir <strong>“çözüm masası”</strong> kurulmuştu.</p>
<p>PKK silah bırakacak, <strong>“sorunlar”</strong> müzakere yoluyla halledilecekti.</p>
<p>Devlet buna hazırdı. Daha doğrusu inandırılmıştı. İş, büyük ölçüde kamuoyunu buna ikna etmeye kalıyordu.</p>
<p>Devlet, <strong>“Akil adamlar heyeti”</strong> eliyle ikna seferberliğine girişmişken, bir şey oldu.</p>
<p>PKK masayı devirip kaçtı. <em>(Davutoğlu o sırada Başbakandı.)</em></p>
<p>Karşımızda çünkü, <strong>“silahlı örgüt”</strong> tanımlamasının da ötesinde, sürekli <strong>“stratejik hamleler”</strong> yapan ve silahın meşruiyetini sağlamak için önüne gelen her fırsatı kullanan uluslararası bir yapı <em>(bir örgüt)</em> vardı.</p>
<p>Bu yapı, <strong>Mehmet Altan, Cengiz Çandar</strong> ve <strong>Hasan Cemal</strong> gibi liberallerin akıl vermeleriyle, daha büyüğüne talipti&#8230; Devlet olmak istiyordu. <strong>“Barışa gönüllüymüş gibi”</strong> göründüğü dönemlerde bile, el altından barış ihtimalini uzaklaştıran hamleler yapmış, sürekli etki alanını genişletmişti.</p>
<p>PKK’nın siyasi uzantısı olan partinin <em>(<strong>HDP</strong>’nin)</em> durumu da farklı değildi.</p>
<p>HDP, <strong>“çatışmasızlığı”</strong> bitiren karakol baskınlarını ve toplu katliamları sürekli <strong>“devlet içindeki gizli el”</strong>e ihale ediyordu ama “devlet içindeki gizli el”in varlığını kullanarak nüfuz alanını genişleten ve bunu silahın meşruiyetine gerekçe yapan PKK’yı sulh çizgisine çekecek siyasal bir tutum geliştirmiyordu/geliştirmek istemiyordu.</p>
<p>Devlet içinde barış istemeyenler vardı, bu görülüyordu ama Kürt siyasal hareketi içindeki bazı unsurların barış konusundaki gönülsüzlüğü ve PKK’ya alan açan tavırları mesele bile yapılmıyordu.</p>
<p>Sınır dışına çekileceklerdi, çekilmediler. Küçük miktarda çekilmeler oldu. Sonra geri döndüler.</p>
<p>Devleti muhatap alacaklarını söylemişlerdi, <strong>“çözüm”</strong> istemeyen şer ittifakını ve <strong>“üçüncü göz”</strong> yerine koydukları yabancı istihbarat örgütlerini muhatap aldılar.</p>
<p>Bölgede asayişsizlik yaratmayacaklardı. Asayişsizliğin kralını sergilediler. <em>(Yol kesmek, dağa adam kaldırmak, vergi toplamak, rakip partililere gözdağı vermek, korucu öldürmek, trafik denetimi yapmak gibi <strong>“eylemlerle”</strong> bölgede hem terör estirdiler, hem de jandarma rolü oynadılar. Hem de, bölgeyi silah deposu haline getirdiler.) </em></p>
<p>Bu iki Bey, kayyım kararını eleştiriyor ve <strong>“yeniden çözüm sürecine”</strong> yatıyor.</p>
<p>Ben de şunu merak ediyorum:</p>
<p>Türkiye’nin aleyhine olan konularda bu iki Bey’i neden hep senkronize halde görüyoruz?</p>
<p>Nedir dertleri?</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-iki-beyin-derdi-ne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HDP&#8217;li Belediyelere Operasyon Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu&#8217;nu Rahatsız Etti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hdpli-belediyelere-operasyon-abdullah-gul-ve-ahmet-davutoglunu-rahatsiz-etti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hdpli-belediyelere-operasyon-abdullah-gul-ve-ahmet-davutoglunu-rahatsiz-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2019 13:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12182</guid>

					<description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı sabah saatlerinde düğmeye basarak terör örgütü PKK&#8217;yla irtibatlı olan ve hakkında terör davaları görülmeye devam eden belediye başkanlarını görevden alarak yeni görevlendirme yaptı. Operasyondan rahatsız olan Abdullah Gül ise twitterdan yaptığı açıklamada &#8216;Demokrasimiz için doğru olmamıştır&#8217; ifadelerini kullandı. Aynı saniyeler içerisinde paylaşım yapanlar arasında Ahmet Davutoğlu da vardı. Davutoğlu da paylaşımında benzer bir cümle kullandı ve &#8216;Demokratik sistemin ruhuna aykırıdır&#8217; dedi. İçişleri Bakanlığı tarafından Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları terör bağlantıları nedeniyle görevden alındı. İçişleri Bakanlığı&#8217;ndan yapılan açıklamada, &#8220;Belediyeler ülkemizin diğer bölgelerinden ayrı bir yönetim modelinin parçası haline getirmeye çalışarak Anayasamızın 3. maddesinde açıkça tanımlanan, ülkemizin devlet ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bir araç olarak kullanmışlardır&#8221; denildi. ABDULLAH GÜL VE DAVUTOĞLU OPERASYONDAN RAHATSIZ OLDU Türkiye&#8217;nin en kritik dönemeçlerinde susan ve mensubu olduğu AK Parti&#8217;yi ve Başkan Erdoğan&#8217;ı yalnız bırakan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığı&#8217;na terörle bağlantılı belediye başkanlarına yönelik operasyonundan rahatsız oldu. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Gül &#8216;Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının &#8220;bu şekilde&#8221; görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır&#8216; ifadelerini kullandı. Davutoğlu da aynı dakikada yaptığı paylaşımında &#8216;Kısa süre önce gerçekleşen seçimlerle göreve gelen Mardin, Diyarbakır ve Van Belediye Başkanları’nın idari tasarrufla görevden alınması demokratik sistemin ruhuna aykırıdır. Seçimle &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanlığı sabah saatlerinde düğmeye basarak terör örgütü PKK&#8217;yla irtibatlı olan ve hakkında terör davaları görülmeye devam eden belediye başkanlarını görevden alarak yeni görevlendirme yaptı. Operasyondan rahatsız olan Abdullah Gül ise twitterdan yaptığı açıklamada &#8216;Demokrasimiz için doğru olmamıştır&#8217; ifadelerini kullandı. Aynı saniyeler içerisinde paylaşım yapanlar arasında Ahmet Davutoğlu da vardı. Davutoğlu da paylaşımında benzer bir cümle kullandı ve &#8216;Demokratik sistemin ruhuna aykırıdır&#8217; dedi.</strong></p>
<p>İçişleri Bakanlığı tarafından Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları terör bağlantıları nedeniyle görevden alındı. İçişleri Bakanlığı&#8217;ndan yapılan açıklamada, &#8220;Belediyeler ülkemizin diğer bölgelerinden ayrı bir yönetim modelinin parçası haline getirmeye çalışarak Anayasamızın 3. maddesinde açıkça tanımlanan, ülkemizin devlet ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bir araç olarak kullanmışlardır&#8221; denildi.</p>
<p><strong>ABDULLAH GÜL VE DAVUTOĞLU OPERASYONDAN RAHATSIZ OLDU</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin en kritik dönemeçlerinde susan ve mensubu olduğu AK Parti&#8217;yi ve Başkan Erdoğan&#8217;ı yalnız bırakan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığı&#8217;na terörle bağlantılı belediye başkanlarına yönelik operasyonundan rahatsız oldu. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Gül &#8216;<em><strong>Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının &#8220;bu şekilde&#8221; görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır</strong></em>&#8216; ifadelerini kullandı. Davutoğlu da aynı dakikada yaptığı paylaşımında &#8216;<em><strong>Kısa süre önce gerçekleşen seçimlerle göreve gelen Mardin, Diyarbakır ve Van Belediye Başkanları’nın idari tasarrufla görevden alınması demokratik sistemin ruhuna aykırıdır. Seçimle gelenlerin seçimle ayrılması milli irade ilkesinin gereğidir</strong></em>&#8216; dedi.</p>
<p>Yeni parti kuracakları iddiasıyla isimleri gündemden düşmeyen ikilinin tweetlerini aynı dakika ve aynı saniyelerde benzer cümlelerle atması dikkatlerden kaçmadı&#8230;</p>
<p><strong>İŞTE GÜL VE DAVUTOĞLU&#8217;NUN ATTIĞI O TWEET</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/abdullahgul.JPG" alt="" /><br />
<img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/unknown(3).png" alt="" /></p>
<p><strong>SOSYAL MEDYADAN TEPKİ YAĞDI</strong></p>
<p>Gül&#8217;ün açıklamalarına sosyal medya kullanıcılarından tepki yağdı. İşte o tweetler;</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki1(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki2(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki3(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki4(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki5(1).JPG" alt="" /></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.gunes.com/Content/Resimler/images/tepki6.JPG" alt="" /></p>
<p>Güneş</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hdpli-belediyelere-operasyon-abdullah-gul-ve-ahmet-davutoglunu-rahatsiz-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haset</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/haset/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/haset/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 09:49:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10330</guid>

					<description><![CDATA[Gül ve Davudoğlu neden CHP&#8217; diliyle konuşuyor.? Neden hayatları boyunca kendilerini aşağılayan Kemalist zümrenin değirmenine su taşımak için sıraya girdiler.? Bir çok nedeni olabilir elbet,ama ben bir tanesine dikkat çekmek istiyorum HASET. Haset öyle bir marazdır ki,müslümanın bütün iyiliklerini yer bitirir. Yakup Aleyhisselam&#8217;ın çocukları hepside Müslümandılar,iman ehli idiler,buna rağmen suçsuz masum bir çocuk olan kardeşleri Yusuf&#8217;un canına kast ettiler. Onları yoldan çıkaran,cinayet işleyecek kadar gözlerini döndüren,kendi kardeşleri olan küçücük bir çocuğun canına kast edecek kadar gaddarlaştıran şey HASET idi. Bu milletin kahir ekseriyeti Gül ve Davudoğlu&#8217;nun kim olduğunu bilmiyordu. Erdoğanın sıradışı liderliği,İstanbul belediyesindeki muhteşem başarısı onu Türkiye&#8217;de tanınır bilinir ve sevilir hale getirdi. Erdoğan&#8217;ın partisinde ve onun gölgesinde milletin ona olan sevgisi ve güveni sayesinde serpildiler,önemli makamlara geldiler. Makamları büyüdükçe enaniyetleri de büyüdü,egoları şişti,kendilerini olduklarından çok farklı görmeye başladılar. Liderliğin Allah vergisi bir meziyet olduğunu unutup,kendilerini liderlik sevdasına kaptırdılar. Evet bazı kabiliyetleri,becerileri var. Fakat bunlar liderlik için gerekli ama yeterli değil. Liderliğin olmazsa olmaz şartı cesaret ve kararlılıktır. Baskı altında hızlı düşünüp,doğru kararlar alabilme yeteneği olmalı lider olacak şahısta. Baskılar ne kadar artarsa atsın ,tehlike ne kadar büyük olursa olsun korkmamak lideri lider yapan en önemli vasıfların başında gelir. Korkak kimseler aldıkları doğru kararların arkasında duramazlar. Baskı ve tehdit karşısında,kararlarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gül ve Davudoğlu neden CHP&#8217; diliyle konuşuyor.?<br />
Neden hayatları boyunca kendilerini aşağılayan Kemalist zümrenin değirmenine su taşımak için sıraya girdiler.?<br />
Bir çok nedeni olabilir elbet,ama ben bir tanesine dikkat çekmek istiyorum HASET.<br />
Haset öyle bir marazdır ki,müslümanın bütün iyiliklerini yer bitirir.<br />
Yakup Aleyhisselam&#8217;ın çocukları hepside Müslümandılar,iman ehli idiler,buna rağmen suçsuz masum bir çocuk olan kardeşleri Yusuf&#8217;un canına kast ettiler.<br />
Onları yoldan çıkaran,cinayet işleyecek kadar gözlerini döndüren,kendi kardeşleri olan küçücük bir çocuğun canına kast edecek kadar gaddarlaştıran şey HASET idi.<br />
Bu milletin kahir ekseriyeti Gül ve Davudoğlu&#8217;nun kim olduğunu bilmiyordu.<br />
Erdoğanın sıradışı liderliği,İstanbul belediyesindeki muhteşem başarısı onu Türkiye&#8217;de tanınır bilinir ve sevilir hale getirdi.<br />
Erdoğan&#8217;ın partisinde ve onun gölgesinde milletin ona olan sevgisi ve güveni sayesinde serpildiler,önemli makamlara geldiler.<br />
Makamları büyüdükçe enaniyetleri de büyüdü,egoları şişti,kendilerini olduklarından çok farklı görmeye başladılar.<br />
Liderliğin Allah vergisi bir meziyet olduğunu unutup,kendilerini liderlik sevdasına kaptırdılar.<br />
Evet bazı kabiliyetleri,becerileri var.<br />
Fakat bunlar liderlik için gerekli ama yeterli değil.<br />
Liderliğin olmazsa olmaz şartı cesaret ve kararlılıktır.<br />
Baskı altında hızlı düşünüp,doğru kararlar alabilme yeteneği olmalı lider olacak şahısta.<br />
Baskılar ne kadar artarsa atsın ,tehlike ne kadar büyük olursa olsun korkmamak lideri lider yapan en önemli vasıfların başında gelir.<br />
Korkak kimseler aldıkları doğru kararların arkasında duramazlar.<br />
Baskı ve tehdit karşısında,kararlarını esnetmeye,gevşetmeye başlarlar.<br />
Bunu da korktukları için değil,&#8221;akılcı siyaset&#8221; için yaptıklarını söyler,sonunda düşmanın istediği kıvama gelirler.<br />
Nizamül Mülk muhteşem bir vezirdi,lakin hiç bir zaman Alpaslan&#8217;ın yerinde olmayı istemedi.<br />
Zira o ilmi ve irfanıyla egosunu kontrol etmeyi becerebilen,nefsinin azgın isteklerine gem vurabilen kemalat sahibi bir zattı.<br />
Kendi özelliklerini ve yerini de, liderin özelliklerini ve yerini de iyi biliyordu.<br />
Oysa bizimkiler hem korkularının esiri olabilecek derecede ödlek,hemde egoları ve dalkavuklar tarafından yönlendirilebilecek kadar &#8220;nefs terbiyesinden&#8221; mahrumlar.<br />
Öyle olunca kendilerine atfettikleri değer ve Erdoğana duydukları HASET onları olmadık yerlere savurdu.<br />
Haset deyip geçmeyin,Müslümanı helake götürecek çok kötü bir hastalıktır.<br />
Rabbimizin ayetleri ve Peygamber efendimizin hadisleri Hasedin tehlikesine dikkatimizi çeker.<br />
&#8220;De ki ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım,yarattığı şeylerin şerrinden,karanlığı çöktüğü vakit gecenin şerrinden,düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden ve HASET ETTİĞİ ZAMAN HASETÇİNİN ŞERRİNDEN&#8221;(Felak suresi 1-5 Ayetler.)<br />
&#8220;Hasetten kaçının,Çünkü o ateşin odunu yiyip tükettiği gibi,bütün hayırları yer tüketir.&#8221; (Ebu Davud)<br />
Allah cümlemizi hasetçi olmaktan korusun ve Erdoğanı hasetçilerin şerrinden muhafaza eylesin.<br />
Fahri Kopar</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/haset/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gül ve Cindoruk’u Bir Araya Getiren Nedir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-cindoruku-bir-araya-getiren-nedir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-cindoruku-bir-araya-getiren-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2019 07:49:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet yenilmez]]></category>
		<category><![CDATA[cindoruk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9818</guid>

					<description><![CDATA[Ne zaman ki, bakar ve görürsek&#8230; Ne zaman ki, resme genel bakmayı becerebilirsek&#8230; Ne zaman ki, dünün bugünü hazırladığını, bugünün yarını hazırlayacağını, idrak edersek&#8230; Ne zaman ki, mesleksiz insanın aç, aç insanın mağdur, mağdur insanın mahkûm, mahkûm insanın da köle insan olduğu gerçeğini, beynimizin en orta noktasına çakarsak&#8230; Ne zaman ki, bütün bunların da, ‘’Akletmekten’’ geçtiğini, akletmemiz gerektiğini, akletmenin Allah’ın bize verdiği en büyük nimet olduğunu, akletmediğimiz takdirde her türlü kumpastan, her türlü tezgâhtan kurtulamayacağımızı, bir kısır döngünün içerisinde birbirimizi, dolayısıyla da kendimizi tüketeceğimizi fark edersek&#8230; Ne zaman ki, bütün bunların da, ‘’Aklının ve vücudunun kullanım hakkının kendi iradesinde olduğunun bilincinde bireylerin sayısını, arttırmaktan geçtiğini unutmazsak&#8230; İşimiz çok ama çok kolaylaşacak, çünkü kim bizim neyi görmemizi isterse onu görüyor, kim bizim neye inanmamızı isterse ona inanıyoruz. Nasıl mı? Buyurunuz, Sayın Abdullah Gül&#8230; 11.Cumhurbaşkanımız&#8230; Bendenize, ‘’Sayın Gül’ün cumhurbaşkanlığı dönemiyle alakalı ne hatırlarsın? ‘’ diye sorsanız iki şey derim! İlki, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘’Bizim Cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül kardeşimdir’’ sözü, diğeri de, bırakın Türk demokrasi tarihini, dünya demokrasi tarihine eşi benzeri görülmeyecek bir kayıt olarak geçen 367 garabeti! Neler yaşandı, uzun uzadıya anlatmayacağım. Koskoca anayasa profesörleri, sözüm ona ne demokratlar tanıdık biz bu süreçte! Merhum Yazıcıoğlu ve Sayın Devlet Bahçeli Bey’in &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ne zaman ki, bakar ve görürsek&#8230;</p>
<p>Ne zaman ki, resme genel bakmayı becerebilirsek&#8230;</p>
<p>Ne zaman ki, dünün bugünü hazırladığını, bugünün yarını hazırlayacağını, idrak edersek&#8230;</p>
<p>Ne zaman ki, mesleksiz insanın aç, aç insanın mağdur, mağdur insanın mahkûm, mahkûm insanın da köle insan olduğu gerçeğini, beynimizin en orta noktasına çakarsak&#8230;</p>
<p>Ne zaman ki, bütün bunların da, ‘’Akletmekten’’ geçtiğini, akletmemiz gerektiğini, akletmenin Allah’ın bize verdiği en büyük nimet olduğunu, akletmediğimiz takdirde her türlü kumpastan, her türlü tezgâhtan kurtulamayacağımızı, bir kısır döngünün içerisinde birbirimizi, dolayısıyla da kendimizi tüketeceğimizi fark edersek&#8230;</p>
<p>Ne zaman ki, bütün bunların da, ‘’Aklının ve vücudunun kullanım hakkının kendi iradesinde olduğunun bilincinde bireylerin sayısını, arttırmaktan geçtiğini unutmazsak&#8230;</p>
<p>İşimiz çok ama çok kolaylaşacak, çünkü kim bizim neyi görmemizi isterse onu görüyor, kim bizim neye inanmamızı isterse ona inanıyoruz.</p>
<p>Nasıl mı?</p>
<p>Buyurunuz, Sayın Abdullah Gül&#8230;</p>
<p>11.Cumhurbaşkanımız&#8230;</p>
<p>Bendenize, ‘’Sayın Gül’ün cumhurbaşkanlığı dönemiyle alakalı ne hatırlarsın? ‘’ diye sorsanız iki şey derim!</p>
<p>İlki, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘’Bizim Cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül kardeşimdir’’ sözü, diğeri de, bırakın Türk demokrasi tarihini, dünya demokrasi tarihine eşi benzeri görülmeyecek bir kayıt olarak geçen 367 garabeti!</p>
<p>Neler yaşandı, uzun uzadıya anlatmayacağım.</p>
<p>Koskoca anayasa profesörleri, sözüm ona ne demokratlar tanıdık biz bu süreçte!</p>
<p>Merhum Yazıcıoğlu ve Sayın Devlet Bahçeli Bey’in cesaretiyle aşabilmişti bu ülke, o zor günleri!</p>
<p>Sayın Gül’ün şahsına ait internet sitesine girdim, sitedeki başlık şöyleydi, ‘’Türkiye ‘yi, seçimleri tartışmalı bir ülke haline asla getirmemek gerekir’’!</p>
<p>Kim diyor bunu, kendisine kadar 226 ile cumhurbaşkanı seçimi yapılırken kendisi zamanında birden oyunun kuralı değiştirilip 367 garabeti yaşayan Abdullah Gül!</p>
<p>İşin enteresan tarafına bakınız ki, Halk TV’de, 226 kıstasıyla seçilen merhum Süleyman Demirel’in sözde yol arkadaşı, ancak Sayın Gül zamanında birden, ‘’226 olmaz 367 gereklidir’’ diyen Hüsamettin Cindoruk’ta kelime kelimesine aynı şeyi söylüyor(!)</p>
<p>İstanbul seçimleri ne olacak?</p>
<p>Bırakınız, İstanbul seçimlerini, bu ülke 10 cumhurbaşkanını 226 ile seçmişken 11.cumhurbaşknını 367 mecburiyetiyle seçerek, seçilmiş 10 cumhurbaşkanını tartışılır hale getirdi de, bu ülkeye bir şey olmadı!</p>
<p>‘’İstanbul seçimi ne olacak?’’ süreci nihayetinde hukuk sürecinde seyretmekte, üzerinde asıl düşünülmesi gereken, Abdullah Gül ile Hüsamettin Cindoruk’u bir araya getiren şey nedir?</p>
<p>Sakın kimse bana, ‘’Adalet duygusu’’ demesin!</p>
<p>Ahmet Yenilmez/Güneş</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gul-ve-cindoruku-bir-araya-getiren-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdullah Gül Açıklama Yapmış</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abdullah-gul-aciklama-yapmis/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abdullah-gul-aciklama-yapmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Apr 2019 14:41:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[firuz türker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9757</guid>

					<description><![CDATA[Aslında açıklamasının tamamını almak lazım. Ki herkes okusun. Ondan sonra katılmadığım yerlerini yazmam lazım. Ama o zaman da bana yazacak yer kalmıyor. Abdullah Gül, bir eski cumhurbaşkanı olarak elbette &#8216;önemli&#8217; meselelerde görüş açıklamalı. Katılırız ya da katılmayız; ama onun o konuda ne düşündüğünü öğrenmiş oluruz. Mesela S 400 alımı konusundaki görüşlerini açıklamamıştır Abdullah Gül. F35 leri vermeyiz şantajı ile ilgili görüşlerini de açıklamamıştır sayın Gül. Hele hele şu &#8216;trenden inenler&#8217; söylemi ile ilgili de tek laf etmemiştir. Misal &#8216;eğer kastedilen bensem&#8217; diye başlayıp bu konuda karşı söylemini dillendirebilirdi. Bunlar ve bunlar gibi konularla ilgili görüş açıklamayan sayın Gül; seçimlerle ilgili görüş açıklama ihtiyacı hissetmiştir. İyi de olmuştur. Böylece kamuoyu, sayın Gül&#8217;ün bu konuda neler düşündüğünü öğrenmiş oluyor. Mesela seçimlerde usulsüzlük yapılıp yapılmadığı ile ilgili tek kelime bile etmemiştir Abdullah Gül. 1950 den bu yana seçimlerin hiç tartışma konusu olmadığını, ilk defa bu seçimde bunun olduğunu söylemiştir. Sahi öyle midir? Yani gerçekten mi? Abdullah Gül öyle laflar etmiştir ki yenir yutulur gibi değil. Seçimlerle ilgili tartışmaların Türkiye&#8217;nin itibarını zedeleyeceğini söylemiştir. Yani &#8216;verin adamın mazbatasını&#8217; dese daha açık sözlü olurdu. Bu itibar zedelemesini yapacak olan şey neymiş; &#8216; İşin hukuki ve teknik kısmından ziyade politik söylemlere girilmesi.&#8217; Peki bunu kim yapıyor? Ortaya &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında açıklamasının tamamını almak lazım. Ki herkes okusun. Ondan sonra katılmadığım yerlerini yazmam lazım. Ama o zaman da bana yazacak yer kalmıyor.</p>
<p>Abdullah Gül, bir eski cumhurbaşkanı olarak elbette &#8216;önemli&#8217; meselelerde görüş açıklamalı. Katılırız ya da katılmayız; ama onun o konuda ne düşündüğünü öğrenmiş oluruz. Mesela S 400 alımı konusundaki görüşlerini açıklamamıştır Abdullah Gül. F35 leri vermeyiz şantajı ile ilgili görüşlerini de açıklamamıştır sayın Gül. Hele hele şu &#8216;trenden inenler&#8217; söylemi ile ilgili de tek laf etmemiştir. Misal &#8216;eğer kastedilen bensem&#8217; diye başlayıp bu konuda karşı söylemini dillendirebilirdi.</p>
<p>Bunlar ve bunlar gibi konularla ilgili görüş açıklamayan sayın Gül; seçimlerle ilgili görüş açıklama ihtiyacı hissetmiştir. İyi de olmuştur. Böylece kamuoyu, sayın Gül&#8217;ün bu konuda neler düşündüğünü öğrenmiş oluyor. Mesela seçimlerde usulsüzlük yapılıp yapılmadığı ile ilgili tek kelime bile etmemiştir Abdullah Gül. 1950 den bu yana seçimlerin hiç tartışma konusu olmadığını, ilk defa bu seçimde bunun olduğunu söylemiştir. Sahi öyle midir? Yani gerçekten mi?</p>
<p>Abdullah Gül öyle laflar etmiştir ki yenir yutulur gibi değil. Seçimlerle ilgili tartışmaların Türkiye&#8217;nin itibarını zedeleyeceğini söylemiştir. Yani &#8216;verin adamın mazbatasını&#8217; dese daha açık sözlü olurdu. Bu itibar zedelemesini yapacak olan şey neymiş; &#8216; İşin hukuki ve teknik kısmından ziyade politik söylemlere girilmesi.&#8217; Peki bunu kim yapıyor? Ortaya değiştirilmiş tutanakları, ahırlara, kümeslere, TIR parklarına ikametgah çıkartıp seçmen yazanları deşifre edenler mi? Yani bu konular &#8216;teknik&#8217; konular değil de politik söylem mi? Peki buna cevap verenlerin cevapları &#8216;teknik&#8217; cevaplar mı?</p>
<p>Abdullah Gül bu açıklamayla taraf olduğunu açıkça belli etmiştir artık. Ama kurucusu olduğu partinin tarafında değildir. Tarafsız da değildir. O halde hangi taraftadır sayın Gül? Yani &#8216;itirazlar yapılmasın, ya da geri çekilsin. Yapılmışsa da YSK bunu dikkate almasın, versin mazbataları Türkiye&#8217;nin itibarını kurtarsın&#8217; tarafında mıdır?</p>
<p>Sahi seçimlerle ilgili olarak eski cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer açıklama yapmaz da niçin Abdullah Gül açıklama yapar? Sayın Sezer hukukçu değil midir?</p>
<p>Seçimlerle ilgili yapılan &#8216;tartışma&#8217; mıdır yoksa hukuki &#8216;teknik&#8217; bir tartışma mıdır? Sayın Gül bundan vaz geçilsin diyemiyor da lafı neden dolandırıyor. Yoksa &#8216;ben açıklama yapmadan bunlar mazbatayı da alamayacak&#8217; diye mi düşündü Abdullah Gül?</p>
<p>Abdullah Gül, kendisini her türlü tehdide rağmen cumhurbaşkanı seçmiş bir partiye borcu olmadığını düşünebilir. Ama bu millete borcu vardır bir eski cumhurbaşkanı olarak. O da en azından aklından geçenleri açıkça söylemektir. Dağları bayırları aşırarak değil.<br />
Firuz Türker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abdullah-gul-aciklama-yapmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vekil Pazarı Kurarak Demokrasiyi Kurtarmak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/vekil-pazari-kurarak-demokrasiyi-kurtarmak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/vekil-pazari-kurarak-demokrasiyi-kurtarmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2018 22:45:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[8. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhur İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmeleddin İhsanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mayıs 2018]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Resul Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[Vekil Pazarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=1994</guid>

					<description><![CDATA[Garip olan, CHP 15 milletvekilini istifa ettirmekten çok mutlu görünüyor. Demokrasiyi kurtarıyorlarmış. Demokrasi ayıbı olan vekil pazarı kurarak demokrasiyi kurtarıyor CHP. CHP içindeki solcular haklı olarak diğer sol partilere de 20’şer vekil isteriz ironisini yaptılar. Öyle ya İP seçime katılamayınca demokrasi yara alacaksa, CHP gibi kendisini sol cenahta tanımlayan bir parti seçimlere katılamayan diğer sol partilere de 20’şer vekil vererek demokrasiyi kurtarabilir! Siyasi partiler iktidar olmak için kurulur ve faaliyet gösterirler. Genel başkanları da icranın başına geçmeye tek adaydır. Tek başına iktidar olamayacağını gören parti bir başka parti ile ittifak kurar, bunu da tıpkı cumhur ittifakında olduğu gibi şeffaf bir şekilde ilan eder. Parti yönetimi de vekilleri de teşkilatları da mensupları da seçmen de bunu bilir. Artık bunun yasal alt yapısı da hazır olduğuna göre kendinde iktidar gücü görmeyen partinin tutacağı yol budur. CHP’nin Handikapları Sözcülerine bakılırsa, CHP iktidara aday bir parti. Genel başkanı da icranın başına geçmeye tek aday. Üstelik de iddialı. Ama cumhurbaşkanlığına aday olmayı göze alamıyor. Hadi bu noktada partisinin gücünü görüyor ve mantıklı davranıyor diyelim. Peki, aylar önce ilan edilen cumhur ittifakını gördüğü halde neden şimdiye kadar bir ittifak kurmakta gecikti? Seçime 60 gün kalmış hâlâ CHP’nin adayı belli değil. Cumhur ittifakının erken seçim kararı ile &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Garip olan, CHP 15 milletvekilini istifa ettirmekten çok mutlu görünüyor. Demokrasiyi kurtarıyorlarmış. Demokrasi ayıbı olan vekil pazarı kurarak demokrasiyi kurtarıyor CHP. CHP içindeki solcular haklı olarak diğer sol partilere de 20’şer vekil isteriz ironisini yaptılar. Öyle ya İP seçime katılamayınca demokrasi yara alacaksa, CHP gibi kendisini sol cenahta tanımlayan bir parti seçimlere katılamayan diğer sol partilere de 20’şer vekil vererek demokrasiyi kurtarabilir!</strong></p>
<p>Siyasi partiler iktidar olmak için kurulur ve faaliyet gösterirler. Genel başkanları da icranın başına geçmeye tek adaydır. Tek başına iktidar olamayacağını gören parti bir başka parti ile ittifak kurar, bunu da tıpkı cumhur ittifakında olduğu gibi şeffaf bir şekilde ilan eder. Parti yönetimi de vekilleri de teşkilatları da mensupları da seçmen de bunu bilir. Artık bunun yasal alt yapısı da hazır olduğuna göre kendinde iktidar gücü görmeyen partinin tutacağı yol budur.</p>
<p><strong>CHP’nin Handikapları</strong></p>
<p>Sözcülerine bakılırsa, CHP iktidara aday bir parti. Genel başkanı da icranın başına geçmeye tek aday. Üstelik de iddialı. Ama cumhurbaşkanlığına aday olmayı göze alamıyor. Hadi bu noktada partisinin gücünü görüyor ve mantıklı davranıyor diyelim. Peki, aylar önce ilan edilen cumhur ittifakını gördüğü halde neden şimdiye kadar bir ittifak kurmakta gecikti? Seçime 60 gün kalmış hâlâ CHP’nin adayı belli değil. Cumhur ittifakının erken seçim kararı ile hazırlıksız yakalandı. Erken seçim kararına karşı attığı adım 15 milletvekilini İP’e göndermek oldu. Tıpkı partisinin en yetkili isimlerinin bile haberi olmadan genel başkanın Ekmeleddin İhsanoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı ilan ettiği gibi. Garip olan, CHP 15 milletvekilini istifa ettirmekten çok mutlu görünüyor. Demokrasiyi kurtarıyorlarmış. Demokrasi ayıbı olan vekil pazarı kurarak demokrasiyi kurtarıyor CHP. CHP içindeki solcular haklı olarak diğer sol partilere de 20’şer vekil isteriz ironisini yaptılar. Öyle ya İP seçime katılamayınca demokrasi yara alacaksa, CHP gibi kendisini sol cenahta tanımlayan bir parti seçimlere katılamayan diğer sol partilere de 20’şer vekil vererek demokrasiyi kurtarabilir! Tabii vekil transferinin sadece İP’e yapılması bu iki partinin aynı merkezden sufle aldığı anlamına gelmiyorsa!</p>
<p>CHP, İP ile ittifak kurabilir hiçbir sakınca ve engel yok. Hatta İP genel başkanını aday da gösterebilir onda da sakınca yok. CHP’nin İP’e 15 vekili güle oynaya göndermesi bir ittifak halidir ama kirli bir ittifaktır, açıkça hülle yapılmaktadır. Bu karar CHP tabanını ne kadar memnun eder orasını bilmiyorum. Ama kamuoyunda CHP’nin uzaktan kumandalı bir parti olduğu ve siyaset mühendisliğine rıza gösterdiği iddiasını teyit eden bir adımdır. Bana göre de Pennsylvania’da çanak yalayanlarla eşzamanlı kiraz mevsiminden dem vuran CHP, vekil pazarı kurarak siyaset mühendisliğine teslim olmuştur. Özetle, CHP’nin İP’e 15 vekil göndermesinin manası, Erdoğan’ın birinci turda seçilmesini engelleme hamlesi demektir. İP, grup kurduğu için genel başkanını rahatlıkla aday gösterecek, tabii ki CHP de bir aday gösterecek. Böylece Erdoğan’ın birinci turda seçilmesini engellerlerse ikinci turda güç birliği yapacaklar. Hangisi ikinci tura kalırsa onu desteklemekte birleşecekler. Yani hedef emperyalizmin hedefindeki Erdoğan’ı düşürüp, güçlü Türkiye’den rahatsız olanları rahatlatmak. İttifak kurmayıp hülle yapmalarından bu anlaşılıyor. CHP’nin SP ile dünkü temasında, 11. Cumhurbaşkanının da bu oyunda rol alacağı izlenimine yol açacak açıklamalar yapıldı. Bu kirli oyunun bir parçası olmaz inşallah!</p>
<p><strong>Gül’ün Adaylığının Anlamı</strong></p>
<p>Siyaset tarihi sürprizlerle dolu bir tarihtir. Hiç beklenmedik şahsiyetlerden sürpriz çıkışlar yaşanmıştır/yaşanmaktadır. Bazen bizzat siyasetçinin hırsı bazen de çevresindekilerin tahriki şaşırtıcı sonuçlara müncer olabiliyor. Tıpkı Abdullah Gül beyin dün kendisine tuzak kuranlarla birlikte kadim dostunun karşısına aday olarak çıkma izlenimi bırakması gibi. Bakanlık, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı makamına yükselmesinde en büyük desteği veren dostunun karşısında aday olma izlenimi vermesi şaşırtıcı bir durumdu. Ne zaman ki erken seçim kararı alındı Gül ismi tekrar gündeme geldi. Hem de 2007’deki seçilmesini engellemek için üretilen 367 garabetinin meclisteki temsilcisi CHP’nin desteklediği bir aday olarak. Yazık ki, ‘Kardeşim Erdoğan karşısında aday olmam!’ demesi beklenirken, tam tersine adaylığa sıcak baktığı izlenimi vermeyi sürdürdü.</p>
<p>Tabii ki aday olmak, şartları taşıyan her vatandaşın demokratik hakkıdır, Gül’ün de hakkıdır. Ama kurucusu olduğu partinin adayına karşı üstelik kendisinin seçilmemesi için her yola tevessül etmiş ve tek amaçları Erdoğan’ı devirmek olan bir kitlenin safında yer alması o hakkı kötüye kullanmaktan öte bir anlam taşımazdı. Dün kendisine karşı ‘sözde değil özde laik cumhurbaşkanı istiyoruz’ diyenlerin adayı olma ihtimaline itiraz etmemesi korkunç bir tenakuzdu! Muhalefetin ortak adayı olsaydı dostlarını kaybettiği gün olacaktı, adaylığı kabul edeceği izlenimi bıraktığı için büyük yara aldı. CHP’liler de diğer muhalif partililer de onu zaten sevmiyorlardı, koptuğu için AK Partililer de sevmeyecekti, hiç kimseye yaranamayacaktı. Ona yakın görünenler bile alacakları tepkiyi hesap ederek destekleyemeyeceklerdi.</p>
<p>Evet, Türkiye düşmanlarının ağzıyla siyaset yapan muhalefetin ortak adayı olma ihtimali Gül’ü yaraladı. Gül muhalefetin adayı olsaydı yanlış yapmış olurdu, sevenlerinin gözünde intihar etmiş siyasi bir figür olmaktan öteye anlam ifade etmezdi. Gül’den sevenlerinin beklediği tavır, ‘Emperyalizmin savaş açtığı Erdoğan’a karşı bir darbe de ben vurmam’ deyip kardeşi Erdoğan’a destek vermesidir. Dün kendisini dövenlerle bir olup kardeşine rakip olmaya rıza göstermesi değildi. Şükür ki muhalefet anlaşamadı da Gül’ün siyasi intiharı şimdilik önlendi. Olayın bir yönü böyle. Bir başka yönü daha var. O da toplumumuzun muhafazakârlığının ve dindarlığının tescil edilmiş olmasıdır. CHP ve HDP gibi dine mesafeli partilerin bile ortak aday olarak dindar birini aramış olmaları, halkımızın din karşıtı görünenlere itibar etmediğinin ve seçimleri Erdoğan’ın kazanacağının açık itirafıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/vekil-pazari-kurarak-demokrasiyi-kurtarmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
