<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>31 Mart &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/31-mart/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Sep 2019 13:37:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>31 Mart &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>A&#038;G Araştırma Genel Müdürü Adil Gür: “AK Parti Değişime Direnirse Rüzgâr Daha da Şiddetlenebilir”</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ag-arastirma-genel-muduru-adil-gur-ak-parti-degisime-direnirse-ruzgar-daha-da-siddetlenebilir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ag-arastirma-genel-muduru-adil-gur-ak-parti-degisime-direnirse-ruzgar-daha-da-siddetlenebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aynur Bayram]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 08:34:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[27 Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Gür]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11630</guid>

					<description><![CDATA[23 Haziran İstanbul seçimi geride kaldı. Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Peki, İstanbul seçimini nasıl yaptı? 31 Mart seçimlerinden sonra ne değişti? Bundan sonraki siyasi tablo nasıl şekillenecek? İsabetli kamuoyu araştırmalarıyla tanınan A&#38;G Araştırma Şirketi Genel Müdürü Adil Gür, Yörünge dergisine önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin İstanbul’da Kaybetmesinin 5 Nedeni AK Parti’ye İstanbul’u kaybettiren nedenleri sıralasanız, ilk beş maddeniz ne olurdu? Birincisi, mağduriyet. 6 Mayıs’ta Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerini yenileme kararı alması kamuoyunda, Ekrem İmamoğlu lehine mağduriyet duygusu yarattı. Bu mağduriyet duygusunun etkisi ilk günlerde daha fazlaydı. Neredeyse yüzde 10’ların üzerinde fark vardı iki aday arasında. Ama geçen süre içerisinde mağduriyet etkisi biraz azaldı. İkincisi, seçimin son iki-üç gününde araştırmalara dayanarak söylüyorum; Abdullah Öcalan ve kardeşinin açıklamaları. Özellikle İstanbul’da yaşayan milliyetçi seçmenin bir bölümünün son anda kararını değiştirmesine neden oldu. Çünkü AK Parti’nin gerek 23 Haziran, gerek 31 Mart seçimlerinde en önemli argümanı beka vurgusuydu. Beka vurgusu doğruydu, yanlıştı başka bir tartışma konusu. Ama ülkenin bekası vurgusu, ülkede yaşanan özellikle ekonomide yaşanan onca olumsuz gelişmeye rağmen seçmeni bir arada tutmaya, özellikle Cumhur İttifakı seçmenini konsolide etmeye yarayan önemli argümandı. Öcalanların 23 Haziran seçimlerine müdahil olması beka algısına zara verdi. Beka meselesi 31 Mart’tan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><i>23 Haziran İstanbul seçimi geride kaldı. Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Peki, İstanbul seçimini nasıl yaptı? 31 Mart seçimlerinden sonra ne değişti? Bundan sonraki siyasi tablo nasıl şekillenecek? İsabetli kamuoyu araştırmalarıyla tanınan A&amp;G Araştırma Şirketi Genel Müdürü Adil Gür, Yörünge dergisine önemli açıklamalarda bulundu.</i></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>AK Parti’nin İstanbul’da Kaybetmesinin 5 Nedeni</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>AK Parti’ye İstanbul’u kaybettiren nedenleri sıralasanız, ilk beş maddeniz ne olurdu? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Birincisi, mağduriyet. 6 Mayıs’ta Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerini yenileme kararı alması kamuoyunda, Ekrem İmamoğlu lehine mağduriyet duygusu yarattı. Bu mağduriyet duygusunun etkisi ilk günlerde daha fazlaydı. Neredeyse yüzde 10’ların üzerinde fark vardı iki aday arasında. Ama geçen süre içerisinde mağduriyet etkisi biraz azaldı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İkincisi, seçimin son iki-üç gününde araştırmalara dayanarak söylüyorum; Abdullah Öcalan ve kardeşinin açıklamaları. Özellikle İstanbul’da yaşayan milliyetçi seçmenin bir bölümünün son anda kararını değiştirmesine neden oldu. Çünkü AK Parti’nin gerek 23 Haziran, gerek 31 Mart seçimlerinde en önemli argümanı beka vurgusuydu. Beka vurgusu doğruydu, yanlıştı başka bir tartışma konusu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ama ülkenin bekası vurgusu, ülkede yaşanan özellikle ekonomide yaşanan onca olumsuz gelişmeye rağmen seçmeni bir arada tutmaya, özellikle Cumhur İttifakı seçmenini konsolide etmeye yarayan önemli argümandı. Öcalanların 23 Haziran seçimlerine müdahil olması beka algısına zara verdi. Beka meselesi 31 Mart’tan sonra<span class="Apple-converted-space">  </span>çok da vurgulanmadı o nedenle ikinci sıraya beka ve Öcalan’ın mektubunu koyuyorum. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Üçüncüsü, seçime katılım oranının artması. 31 Mart’tan sonraki süreçte bayram tatili ve üniversite sınavları bittikten sonra İstanbullu seçmenlerin bir bölümü İstanbul dışına çıktı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Bayramda gidenlerin bir bölümü döndü, bir bölümü dönmedi. Seçim zamanı geldiler, gelmediler tartışması çok yapıldı. 23 Haziran seçim sonuçlarına baktığımızda Kadıköy’de, Bakırköy’de, Beşiktaş’ta, Avcılar’da, Maltepe’de Millet İttifakı seçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı yerlerde katılım 31 Mart’a göre ciddi oranda arttı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Örneğin; Kadıköy’de bu artış yaklaşık 5 puan oldu. Buna rağmen AK Parti seçmeninin yoğun olarak yaşadığı yerlerde ise katılımda çok fazla değişim olmadı, bazı ilçelerde düşüşler görüldü. O nedenle bu katılım, Ekrem İmamoğlu lehine oldu. Katılımın artmasındaki en önemli nedenlerden bir tanesi de Ekrem İmamoğlu’na oy verecek seçmenin motivasyonu ve sandığa gitme arzusu çok daha yüksekti. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Diğer bir etken, her seçimde olduğu gibi ekonomi. 31 Mart’ta da ekonomi elbette önemli etkenlerden bir tanesiydi ama 31 Mart’tan 23 Haziran’a geçen süre içerisinde yaklaşık 3 aylık süre var. Her ne kadar yaz geldi, sebze meyve ucuzladı, doğalgaz masrafı olmamaya başladı. Çocukların okulu tatil oldu desek de gün geçtikçe insanlar ekonomik krizin etkilerini daha fazla hissetmeye başladı. Kuvvetle muhtemeldir ki 31 Mart’la 23 Haziran arasında istihdam artmamış, işsiz sayısı artmıştır. Bu nedenle de ekonomiyi saymak lazım. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ondan sonra söylemler. Özellikle Pontus söylemi, Karadenizli seçmen üzerinde çok olumsuz etki yarattı. Araştırmalarda bunu görmek mümkün. İstanbul’da Karadenizlilerin en yoğun yaşadığı ilçelerden bir tanesi, AK Parti’nin kalelerinden biri olan Beykoz. Beykoz’da İmamoğlu birinci oldu. Bu Pontus söylemi de zarar verdi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İmamoğlu pozitif bir kampanya yürüttü. AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın kampanyası ona göre pozitif değildi. Dünyanın her yerinde pozitif kampanyalar daha etkili olur. Onlarca neden sayabiliriz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) örgütleri, teşkilatları, AK Parti’den daha iyi çalıştı. Sokakta daha fazla görüldüler. İmamoğlu ilçelerde yoğun bir şekilde mitingler yaptı. Vesaire&#8230; Ama en önemli üç neden; bir mağduriyet, iki beka ve Öcalan meselesi ve seçime katılım. Üçünün çok önemli olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Sadece Olumsuzluklara Bağlarsak Haksızlık Etmiş Oluruz” </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>31 Mart sonrasında çok sayıda seçmen neden tercihini değiştirdi? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Seçmen dedi ki; “Bu arkadaş seçimi kazandı, mazbatasını elinden aldılar. Seçim benim için bitti. Kararımı verdim.” Seçmen, İmamoğlu’nun mazbatasının geri alınmasından çok rahatsız oldu. Seçmenle inatlaşılmıyor, inatlaştığınız zaman seçmen ters tepki gösteriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çok neden var aslında. İmamoğlu’nun 17-18 günlük başkanlık dönemimde su ucuzladı, ulaşım öğrenciler için ucuzladı. Bir yandan dediğim gibi İstanbul’da yaşayan insanlar içerisinde 31 Mart’tan bu yana acaba kaç kişi işini kaybetti bilmiyoruz. Her ne kadar döviz fiyatları aşağıda gibi görülse de firmaların işçi çıkartmaya devam ettiğini görüyoruz. Ekonomi etkili oldu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Öte yandan İmamoğlu’nun kazanmasını sadece olumsuzluklara bağlarsak İmamoğlu’na haksızlık etmiş oluruz. Sadece olumsuzlukları saymamak lazım. İşin başka bir boyutu var: Sayın Ekrem İmamoğlu’nun kampanyası pozitifti. İkincisi, seçmene göre oy verilebilir bir adaydı. Yani klasik CHP söyleminin dışına çıkan, toplumun her kesimindeki insanı kucaklamaya hazır olduğunu dile getiren, profili, yapısı, geçmişi olarak buna hitap eden bir adaydı. Güvenilebilir bir adaydı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">İmamoğlu çok iyi bir kampanya yönetti. Toplumu kucaklamaya hazırdı. Milliyetçilerden de muhafazakârlardan da HDP’lilerden de oy aldı. Herkesten oy alabildi. Dolayısıyla burada Sayın Ekrem İmamoğlu’nun kişisel özelliklerini ve seçim kampanyasındaki enerjisinin başarısını unutmamak lazım. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“MHP’lilerin Ne Kadar Dahli Varsa AK Partililerin de O Kadar Dahli Var”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>AK Parti, Binali Yıldırım yerine başka bir ismi aday gösterseydi sonuç değişir miydi? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Binali Yıldırım AK Parti’nin gösterebileceği en doğru adaydı. Çünkü Binali Yıldırım’ın geçmişi başarılarla dolu. Futboldan örnek vermek gerekirse Ronaldo, Messi idi yani. İstanbul bir Türkiye mozaiği. İstanbul’un en önemli problemi ulaşım. Adam köprülerin, yolların kralı. Aslında biz adayları, projeleri konuştuk ama bir iki puandan fazla değil. İnsanlar konjonktüre ve gündelik yaşamına bakarak karar verdi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kamuoyunda yanlış bir algılama var. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun başarısı büyük bir başarı. Hakkı teslim etmek lazım ama “9 puan fark var. 800 bin fark var” söylemleri doğru değil. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sayın Binali Yıldırım bir önceki seçime göre 220 bin eksik oy almış veya rakamsal olarak baktığımızda iki tane aday yarıştığı için bir adayın lehine 4,5 puanlık bir gelişme öbür adayın aleyhine 9 puanlık bir durum yaratıyor. Yani yer değiştiren 9 puan değil. Yer değiştiren 4,5 puan aslında. Bu rakam küçük bir rakam mı? Hayır, küçük bir rakam değil. 400-500 bin seçmen yer değiştirmiş anlamına geliyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ın mektubunu sert yorumlamaması seçmende olumsuz bir etki mi meydana getirdi, yani bu strateji yanlış mıydı? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hayır. Devlet Bahçeli bu süreçte üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Devlet Bey’e daha fazlasını söylemek haksızlık olur. Devlet Bahçeli, Öcalan’ın mektubuna sert bir tepki gösterseydi oy kaybı çok daha fazla olurdu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“İstanbul’da milliyetçi seçmenleri oy vermedi” demek yanlış olur. Milliyetçi seçmenler sadece MHP’de değil. Yani AK Parti içerisindeki milliyetçilerin sayısı sayısal olarak MHP’den daha fazla. Neticede %40-50’lilik bir partiden söz ediyoruz. O nedenle “MHP seçmenleri sandığa gitmedi, oy vermedi” demek MHP’ye haksızlık olur. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Emin olunuz ki İstanbul’da seçim sonucunun bu şekilde olmasında, Binali Bey’in kaybetmesinde, Ekrem Bey’in kazanmasında MHP’lilerin ne kadar dahli varsa AK Partililerin de o kadar dahli var.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Yeni Bir Kürt Siyasi Hareketi Ortaya Çıkabilir”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Seçim sonuçlarını değerlendirirsek sizi en çok şaşırtan şey ne oldu? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Haftalık düzenli araştırmalar yapıyoruz. Ben hiçbir zaman rakam telaffuz etmedim ama TV ekranlarında belki 10 kez söyledim. Hiç kimsenin endişesi olmasın.<span class="Apple-converted-space">  </span>Yaz tatilini herkes yapacak, kazanan bariz bir farkla kazanacak. 6 Mayıs’tan itibaren Sayın Ekrem İmamoğlu’nun kazanacağını herkes ama herkes öngörüyordu. Son zamanlarda aradaki fark biraz azalmıştı. Sayın Binali Yıldırım’ın öne geçmesi anlamında değil çünkü İmamoğlu yine öndeydi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Beni şaşırtan sonuçlardan bir tanesi şu: Öcalan’ın çağrısı, ertesi gün kardeşinin çağrısının en azından HDP tabanının birkaç puanın üzerinde etkili olacağını zannediyordum. En azından 50 yaş üzerindeki HDP seçmeninin üzerinde etkili olacağını zannediyordum. Etkili olmadığı gibi ters etki yarattığını görüyoruz. Yani Küçükçekmece’de, Esenyurt’ta daha önce fark 4’tü, 2’ydi. Bu sefer 12-14 oldu.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Görünen şu; 31 Mart seçimleri de gösterdi ki Abdullah Öcalan HDP’nin tabanının çok çok büyük bir bölümüne hakim değil. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Sizce HDP’de bir değişim olur mu? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Önümüzdeki günlerde HDP’de birtakım tartışmalar yaşanacak muhakkak. Neden muhakkak? Abdullah Öcalan, Kandil, Demirtaş mevcut HDP yönetimi arasında her ne kadar bir uyum varmış gibi görünse de birtakım problemleri olduğunu görüyoruz bu aşikâr. Önümüzdeki dönemde bu net su yüzüne çıkabilir, ama görünen şu; 31 Mart seçimleri de gösterdi ki Abdullah Öcalan HDP’nin tabanının çok çok büyük bir bölümüne hakim değil. HDP yönetiminin, Demirtaş’ın, Kandil’in dediği oldu. Bölünme demek mümkün değil ama belki yeni bir Kürt siyasi hareketi ortaya çıkabilir demek daha doğru olur. Buna o zaman bölünme denmez.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Muhalefet, Ateşten Bir Gömleğe Niye Talip Olsun?”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Önümüzdeki dönemi biraz konuşalım. Sizce ufukta bir erken seçim görünüyor mu? Bir erken seçim kime fayda, kime zarar getirir?</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Erken seçimin gündeme geleceği kanaatinde değilim. Şu an iktidar olmak, ateşten bir gömlek giymek gibi. Türkiye’nin çok ciddi meseleleri var. Birinci sırada ekonomi. S-400, F-35 tartışmaları var. Ayrıca Akdeniz yanıyor. O kadar çok problemlerimiz var ki! </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Böyle bir ortamda iktidar, seçime gitmek istemez. Muhalefet, ateşten bir gömleğe niye talip olsun? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir de şöyle yorumlar var; çok kısa vadede ekonominin bu yöntemlerle düzelmesi mümkün değil. Muhalefet daha kötüye gideceğini öngörüyorsa iktidarın biraz daha yıpranmasını ister. Psikolojik nedenlerle ne iktidarın ne de muhalefetin seçim isteyeceği kanaatinde değilim. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İkincisi, seçim artık eskisi gibi değil. Türkiye bir anayasa değişikliği yaptı. Erken seçime karar vermenin çeşitli yolları var. O yollardan bir tanesi, Cumhurbaşkanı seçim isteyebilir. Meclis’i feshedebilir ama kendisi de seçime gidebilir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İkincisi, Meclis bir seçim kararı alabilir. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yenilenmesine karar verebilmesinin sayısal şartları var. Şimdi seçim kararı almanın hem pratik hem teorik zorlukları var. O nedenle çok kısa vadede bir seçimin hem gündeme gelmesinin ve bunu pratiğe dökmenin sayısal ve matematiksel olarak zor olduğunu düşünüyorum. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Az önce dediğim gibi ülkede bu kadar problemler varken, ortalık toz dumanken Cumhurbaşkanı neden böyle bir seçim istesin? Ben, üç vakte kadar bir seçimin Türkiye gündemine gelmeyeceğini düşünüyorum. Ama bu Parlamento, bu yapıyla 2023’e kadar gider mi, o soruya da evet gider diyemiyorum. Bir yıl sonra, iki yıl sonra farklı siyasi, sosyal, ekonomik gelişmeler nedeniyle Türkiye bir seçime zorlanabilir ama kısa vadede beklemiyorum.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Radikal Değişiklikler Olacağını Tahmin Ediyorum”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimin hemen ardından TBMM Grubu’nda “Siparişle kabine değişikliği olmaz” dedi ama siz yine de bir kabine değişikliği bekliyor musunuz? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Değişir mi? Değişmeli. 23 Haziran’dan önce konuşmalarımda 31 Mart’tan sonra yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesinin 31 Mart’ta seçmenin verdiği mesajın anlaşılması bakımından bir kabine değişikliği, parti yönetiminde değişiklikti. Yani 31 Mart seçim sonuçlarını il il, ilçe ilçe analiz ederek belki teşkilatlarda da bir değişikliğin mutlaka yapılması gerektiğini düşünüyordum ama buna karar verecek olan AK Parti yönetimi ve Cumhurbaşkanı’nın kendisi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Cumhurbaşkanı’nı biliyoruz ki dışarıda seslendirilen konuları “dayatma” diye kabul ediyor ve ters bir refleks gösteriyor. O nedenle yapar mı, yapmaz mı bilinmez ama yapmalı. AK Parti’nin makul bir sürede, hem kabineyi hem parti yönetimini değiştirerek yeniden bir sinerji yaratacak bir kongre toplaması ihtimalinin yüksek olduğunu, hatta sadece bununla sınırlı kalmayıp partinin teşkilatlarında da radikal değişiklikler olacağını tahmin ediyorum. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>AK Parti içinde sözünü ettiğiniz radikal değişimler olmazsa seçmenin partiye tepkisi artar mı?</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu olmazsa 31 Mart’taki mesaj anlaşılmadı, 23 Haziran’daki mesaj ise hiç anlaşılmamış anlamına gelir. Bu da kısa, orta ve uzun vadede partiye daha çok zarar verir. Daha çok oy kaybetmesine neden olur.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Atatürkçülük Bu Ülkenin Ortak Paydası”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen kişinin seçim arifesinde Atatürk ile ilgili açıklamaları oldu. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de cemaatlerin, tarikatların veya Türkiye’deki muhafazakârların Atatürk düşmanlığı yok aslında. Gerek siyasi çevrede, gerekse birçok alanda cemaat ve tarikatlara mensup tanıdığımız insanlar var. Ben bu insanların hiçbirinin Atatürk karşıtı ya da Atatürk’e bir düşmanlık içinde olduğuna inanmıyorum. Siyaseten nedense böyle bir algı var. Yaptığımız bütün kamuoyu araştırmalarında bu ülkede yaşayan sağcısı, solcusu, dindarı, laiki her neyse insanların ortak paydası olduğunu görüyoruz.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Atatürkçülük bu ülkenin ortak paydası. O manada yeni bir politika değişikliğiymiş gibi o soru niye soruldu, öyle bir haber niye yer aldı bilmiyorum ama Türkiye’de kendisini muhafazakâr sağda tanımlayanlar arasında “Atatürkçüyüm” diyenlerin hiç de azımsanamayacak oranda olduğunu biliyoruz.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>AK Parti’nin oy kaybetmesinde bu yaklaşım etkili olmuş olabilir mi?</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hiç zannetmiyorum. Çünkü bu seçim döneminde çok daha ciddi faktörler vardı. Bu mesele Türkiye’de geçmiş yıllarda daha çok tartışıldı. Bu seçimde etkisi olacak bir tartışma değil. Ben öyle düşünüyorum.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“AK Parti Bir Boşluk Bırakırsa O Boşluk Mutlaka Dolacaktır”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun yeni bir parti kuracağı konuşuluyor. Sizce ufukta yeni bir parti görünüyor mu? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sayın Davutoğlu’nun bir hareket içinde olduğu biliniyor. Kendisi de zaman zaman kamuoyuna çıkıp bunu deklare ediyor. O cephede bir sorun yok ama Sayın Ali Babacan ile ilgili çok şey yazılıyor, çiziliyor. Bunların hepsi duyumlara ve dedikodulara tabi. “Evet, böyle bir siyasi oluşumun içerisindeyiz. Aklımızda şunlar var” diye net bir görüntü, bir söylem duymadık. Ancak olabilir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Neden olabilir? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’nin şu an temel problemi nedir? Ekonomi. Babacan dönemi, Türkiye’de ekonominin, tırnak içinde şahlandığı dönem. O nedenle böyle bir ortamda Babacan’ın çıkışı kamuoyunda ilgi görebilir. Ama AK Parti, Tayyip Erdoğan partisi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tayyip Erdoğan’ın kimliği, partinin daha üstünde. Her ne kadar Türkiye’de zaman zaman %50’nin üstünde oy almış bir partiden bahsediyorsak da lider partinin kurumsal yapısından daha önde. Türkiye’de çok kısa vadede AK Parti’yi ortadan ikiye bölecek, AK Parti’nin yerine geçebilecek bir siyasi oluşum yok gibi görünüyor. Ayrıca toplumda da böyle bir beklenti de yok. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">AK Parti kendine bir çekidüzen verirse, mesajları doğru anlarsa, halka yakın, halkın doğrularıyla hareket eden bir parti olmaya gayret ederse seçmenin başka bir arayışı olmaz. Vatandaş, AK Parti’yi tamamen silmedi, uyarıda bulundu. Ben öyle görüyorum. %1-2 önemli mi? Yeni hükümet sisteminde çok önemli. Binde birin bile ne kadar önemli olduğunu biz 31 Mart akşamı gördük. O nedenle AK Parti’den gidebilecek %0,5, %1, %5, %10’un çok çok çok önemli olduğunu görüyoruz. Ama ben, tüm bu gelişmelerin az önceki sorduğunuz sorularla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Şayet AK Parti kendine bir çekidüzen verirse, mesajları doğru anlarsa, doğru okursa, gerekli radikal adımları atarsa yeniden halka yakın, halkın doğrularıyla hareket eden bir parti olmaya gayret ederse öyle zannediyorum ki siyasette AK Parti’nin bugünlerde bıraktığı varmış gibi görünen o boşluğu dolduracak bir arayış olmaz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tersi olursa, elbette ki o zaman hani halk arasında bir söz var; “Su akar dere yatağını bulur” diye. Bu, Babacan olur, Davutoğlu olur. Başka biri olur veya bugün ismini bilmediğimiz başka bir şey; merkez sağda birileri çıkar, bu boşluğu doldurmaya aday olabilir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kısa bir zaman önce seçim yapıldı ama sonuçlara bakarak bunu, “seçmen yeni bir parti istiyor” şeklinde okumanın çok doğru olduğu kanaatinde değilim. Bahsettiğiniz isimler çok tecrübeli isimler. Yani iki günde böyle bir karar vermeyeceklerdir. Önümüzdeki günlerde AK Parti’nin yaptıklarına, yapacaklarına, tavrına göre karar vereceklerdir. Elbette ki AK Parti bir boşluk bırakırsa o boşluk mutlaka dolacaktır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kimliği, partiden önde” dediniz. Sizce artık bu, seçmene yetmemeye mi başladı? Büyükşehirlerde yani Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, İzmir, Antalya’da Millet İttifakı seçimleri önde bitirdi. Bu sonuçları nasıl yorumlamamız gerekiyor? </i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şöyle demek daha doğru; AK Parti’ye oy veren, gönül veren seçmenlerin bir bölümü şikâyetlerini dile getirmeye başladı. Mesajlarının alınmasını istiyor. Bu şikâyetleri doğru okunursa biz bunun geçmişte, 2009’da gördük. AK Parti %38,4’e düştü. 2010 referandumunda %58 oy aldı. O nedenle kesinlikle böyle olur tarzındaki yaklaşımlardan daha ziyade bekleyip görmek lazım. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kabine revizyonu, parti yönetimi değişikliği, teşkilat değişikliği ne gerekiyorsa yapılması lazım. AK Parti’nin önünde çok çok uzun zaman yok. Eğer tüm bunları yaparsa rüzgâr değişebilir. Yapmaz da değişime direnirse rüzgâr daha da şiddetlenebilir. Vatandaş bir mesaj verdi. Bir poker masası düşünün. Gördü mü, görmedi mi AK Parti? Onu beklememiz lazım. Vatandaş, “evet, benim mesajım alındı, işler düzeliyor, yolunda gidiyor, ben yeniden ait olduğum mahalleye geri mi döneyim” diyecek? Yoksa “kardeşim artık olmuyor. Yeni bir arayış içindeyim” mi diyecek? Bunu zaman gösterir ama çok uzun bir zamandan bahsetmiyorum. Önümüzdeki iki-üç ay içerisinde bir şey yapması lazım. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“Şimdiden Roller Biçmek Doğru Değil”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Ekrem İmamoğlu’nun başarısının nedenlerini sayarken “kullandığı dil”den bahsettiniz. Bu dil, muhalefet partilerinde de değişime neden olur mu?</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Seçim sürecinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu da tebrik etmek lazım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara ve İstanbul gibi illerde sürpriz bir şekilde kazanmasında en büyük pay, Kemal Kılıçdaroğlu’na ait diye düşünüyorum. Çünkü pek çok tepkiyi, pek çok çıkışı göğüsleyerek adaylar gösterdi. Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş aday gösterildiğinde en çok CHP’liler tepki gösteriyordu. Bu tepkileri göğüsledi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de iktidar olmak, çoğunluğu elde tutmak istiyorsanız böyle bir dil kullanmanız lazım. Sadece dil ile de olmaz. Yaptıklarınızla, yapacaklarınızla da bunları desteklemeniz lazım. O manada Sayın İmamoğlu’nun çıkışı doğru. İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın dili, Cumhuriyet Halk Partisi’ne yansırsa yarın bir gün Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’de iktidarın alternatifi neden olmasın? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İşte gördük. İki aday baş başa yarışınca neler oluyor! İstanbullu suyu daha ucuz tüketiyor, ulaşımı öğrenciler bugün daha ucuz kullanıyor. Türkiye de birbiriyle yarışan siyasi partiler artar, başa baş bir yarış olursa bundan toplum olarak bizler faydalanırız. Rekabet her zaman kalite ve başarı getirir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı konuşma, 2002’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı konuşmayla çok benzerlik taşıyor. İmamoğlu’nun siyasi hayatı sizce nasıl şekillenir?</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bence Sayın İmamoğlu için asıl sınav bundan sonra başlıyor. Çünkü Türkiye, İstanbul kamuoyu, İmamoğlu’nu 5-6 aydır tanıyor. Hâlbuki önümüzde Sayın İmamoğlu’nu tanıyacak daha uzun bir süre var. Çok kısa vadede bir seçim gündeme gelmeyecekse bundan sonra İmamoğlu, siyasi geleceğini kendisi tayin edecektir. Yaptıkları, yapacakları, duruşu tayin edecektir. Şimdiden roller biçmenin çok doğru olacağı kanaatinde değilim. Beklenilenden çok daha başarılı bir performans gösterebilir. Hayal kırıklığı da yaratabilir. Sonuçta bir insan. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sadece şahsıyla da ilgili değil. Sonuçta İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir kurum. Binlerce kişinin görev aldığı kurum. Oradaki yüz bin kişi de yaptıklarıyla, yapacaklarıyla İmamoğlu’nu temsil ediyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">O nedenle evet, dediğiniz gibi seçimden sonraki konuşması İstanbul’dan daha öte hayalleri veya yakıştırmalara tabi olan bir aday gibi görünüyor. Ama bunu zaman gösterecek. Sayın İmamoğlu’nun siyasi geleceğini performansı belirleyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak mı kalır, CHP Genel Başkanı mı olur, Cumhurbaşkanı adayı mı olur, Cumhurbaşkanı mı olur? Bunları konuşmak için çok erken. Bunu zaman içerisinde hep beraber görüp yaşayacağız.</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ag-arastirma-genel-muduru-adil-gur-ak-parti-degisime-direnirse-ruzgar-daha-da-siddetlenebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Haziran’da İstanbul’da Seçim Var!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/23-haziranda-istanbulda-secim-var/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/23-haziranda-istanbulda-secim-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 12:11:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10964</guid>

					<description><![CDATA[31 Mart seçimlerinde on binlerce usulsüzlük varsa, seçim tutanaklarındaki sayılar değiştirilmişse, bir adayın oyu başka adayın hanesine yazılmışsa, beş binden fazla seçim tutanağı kayıpsa, bu usulsüzlükler hemen her ilçede yapılmışsa, yani organize bir usulsüzlük varsa, seçim sisteminin elden geçirilmesi, ıslahı gerekir. 1 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında. “YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti’nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK’nin kararını sert dille eleştirerek, “31 Mart’ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “YSK’nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını” söyledi. HDP Twitter hesabından “YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>31 Mart seçimlerinde on binlerce usulsüzlük varsa, seçim tutanaklarındaki sayılar değiştirilmişse, bir adayın oyu başka adayın hanesine yazılmışsa, beş binden fazla seçim tutanağı kayıpsa, bu usulsüzlükler hemen her ilçede yapılmışsa, yani organize bir usulsüzlük varsa, seçim sisteminin elden geçirilmesi, ıslahı gerekir.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">1 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında. <i>“YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti’nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar” </i>dedi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK’nin kararını sert dille eleştirerek, “31 Mart’ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır” dedi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, <i>“YSK’nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını” </i>söyledi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">HDP Twitter hesabından “YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun eğerek, zerre kadar demokratik meşruiyeti olmayan bir karar almıştır” derken, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu kararla ilgili olarak Twitter’da, <i>“YSK kararına ret oyu veren YSK üyelerine selam göndererek, “Yüksek Seçim Kurulu’ndaki Rabia(4)’ya selam olsun”</i> ifadelerini kullandı. İptal kararının ardından, sanatçıların “herşeyçokgüzelolacak” paylaşımında bulunması dikkat çekti.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın iptal kararına, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız ‘367 Kararı’ karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız” diye tweet atarken, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da <i>“Siyasî geleneğimizin en temel değeri de son sözün sandıkta tecelli eden millet iradesine ait olmasıdır. Mazereti ve gerekçesi ne olursa olsun 31 Mart seçimleri sonrasında yaşananlar ve YSK’nın iptal kararı bu temel değerlerimizin zedelenmesine yol açmıştır Adil, kurallara uygun seçimler demokrasinin olduğu kadar ortak aidiyet bilincimizin de referans noktasıdır. YSK’nın kararı ise evrensel hukuka ve yerleşmiş teamüllere aykırılıklar barındırmakta, bu bilince zarar vermektedir”</i> tweetiyle YSK kararını eleştirdi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">En dikkat çeken tepkiler ise yurtdışından geldi. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Kati Piri, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Erdoğan yenilgiyi kabul etmiyor ve halkın iradesine karşı çıkıyor. İstanbul seçimlerini yenilemesi için YSK’ye baskı yaptı. Bu, Türkiye’de seçimler yoluyla iktidarın demokratik yollarla değişiminin güvenilirliğini bitirmektedir” ifadelerini kullandı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Avrupa Parlamentosu’nda liberal grubun lideri ve Belçika eski Başbakanı Guy Verhofstadt, <i>“Türkiye’nin diktatörlüğe doğru savrulduğunu” </i>öne sürerken, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Alman Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Fransız hükümeti, benzer eleştirilerde bulundu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu yoğun tepkilere rağmen YSK’nın kararı kesin olduğundan, seçim takvimi işlemeye başladı. YSK’nın kararının ne anlama geldiğini, İstanbul’da seçimlerin iptali (yenileme) koşullarının olup olmadığını, aynı zarf içindeki üç oyun geçerli kabul edilip birinin iptal edilmesinin tutarlı olup olmadığını, mahkemenin siyasal iktidardan etkilenip etkilenmediğini, suhuletle değerlendirmemiz gerekiyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Türkiye’de Seçimler Güvenli mi?</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın iptal kararını değerlendirmeye geçmezden önce, Türkiye’de seçimlerin güvenli olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Türkiye’de seçimler, <i>“yargı denetiminde” </i>yapılıyor. YSK, seçim takvimini açıklamasıyla seçim saati işlemeye başlıyor. Siyasi partilerden adaylara, basın yayın organlarından parti mensuplarına, herkesin bu takvime uyması gerekiyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aynı anda, itiraz ve şikâyet süreçleri de işlemeye başlıyor. Seçim yasaklarının ihlali, ağır hapis ve para cezası gerektiriyor. Bu düzenlemeler, seçmenin iradesinin özgür bir şekilde sandığa yansımasını, hiçbir baskı altında kalmadan oyunu kullanmasını, kullandığı oyun oy verdiği adayın hanesine yazılmasını teminat altına almaya çalışıyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın belirlediği saatte sandıklar açılır, oylar sayılır, kazanan belirlenmeye çalışılır. Türkiye’de, çok partili hayata geçtikten sonra açık oy gizli tasnifin uygulandığı 1946 seçimlerini saymazsak, 1950 yılından bugüne, 69 yıldır seçim yapıyoruz. Bu süre içinde çok sayıda genel seçim, yerel seçim, referandum gerçekleştirdik. Hemen her seçimde tartışmalar olsa da iktidarın kolayca el değiştirebildiği, küçük partilerin Meclis’te temsil edildiği, bağımsız adayların milletvekilliği, belediye başkanlığı kazanabildiği dikkate alındığında, seçmen iradesinin sandığa yansıdığını, seçimlerin “güvenli” olduğunu söyleyebiliriz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’deki seçimler, uluslararası kuruluşlar, gözlemciler tarafından da izleniyor, rapor haline getiriliyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra bu kuruluşların ilgisi daha da arttı. Seçimlere yönelik raporlarda, birçok eksiklik sayılsa da bu eksikliklerin seçimin sonucunu etkileyecek düzeyde olmadığı belirtiliyor. Bu tespitlerden hareketle, seçmenin iradesinin sandığa yansıdığını, ancak seçim sisteminde bazı sorunların olduğunu söylememiz gerekiyor.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>31 Mart Seçimlerinde Usulsüzlük Yapıldı mı?</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">31 Mart’ta Türkiye’de, 30 büyükşehir belediyesi, 51 il belediyesi, 922 ilçe belediyesi, 386 belde belediyesinde seçim yapıldı. İki aday arasındaki farkın yüksek olduğu şehirlerde fazla sorun olmazken, farkın düşük olduğu şehirlerde, sonuçlara itiraz edildi. Bu itirazlar kurullar tarafından değerlendirilerek karar verildi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu süreçte, oyların yeniden sayılması, hatta seçimlerin yenilenmesi talep edildi. YSK, kısıtlı kişilerin oy kullandığı belirlenen Artvin’in Yusufeli, Denizli’nin Honaz ve Kırıkkale’nin Keskin ilçesi olmak üzere 3 ilçede seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Bu ilçelerde seçimler 2 Haziran’da yenilenecek. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK, AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali için olağanüstü itiraz yoluna başvurusu üzerine 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin de iptaline (yenilenmesine) karar verdi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın Türkiye genelinde sadece üç şehirde, İstanbul’da ise sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptaline kararı vermesi, seçimlerin genel olarak güvenli olduğu, usulsüzlüklerin lokal olduğu anlamına geliyor. 31 Mart seçimlerini izleyen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Seçimleri İzleme Heyeti Başkanı Andrew Dawson da seçimlerin genel anlamda sorunsuz şekilde gerçekleştiğini aktardı. (euronews, 1.04.2019)</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sandık kurullarında görev yapan parti temsilcileri, 31 Mart akşamı, seçim sonuç tutanaklarını seçim bürolarına götürüp oyları hesaplamaya başladılar. Seçim sonuçlarına itirazlar devam ederken, YSK Başkanı Sadi Güven, “CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun 29 bin 408 oy önde olduğunu” açıkladı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">AK Parti, oyların yeniden sayılmasını talep etti. İlçe seçim kurullarının çoğu, sayımı geçersiz sayılan oylarla sınırladı. Siyasi parti temsilcilerinin huzurunda oylar yeniden sayılmaya başladı. Oyların yeniden sayımı sırasında, hataların kahir ekseriyetinin AK Parti Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı aleyhine olduğu, çok farklı yöntemler kullanıldığı ortaya çıktı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Geçersiz sayılan 6 binden fazla oyun geçerli olduğu, bazı sandıklarda büyükşehir belediye başkanı için tutanağın olmadığı, bazı tutanaklarda Binali Yıldırım’ın oyunun başka adaylara yazıldığı, sandık sonuçlarının YSK sitesine farklı işlendiği anlaşıldı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Oyların onda birinin yeniden sayılmasıyla iki aday aradaki 29.408 olan fark, 1 Nisan’da 27.889’a, 2 Nisan’da 24.055’e, 3 Nisan’da 21.502’ye, 4 Nisan’da 19.683’e, 5 Nisan’da 18.182’ye, 6 Nisan’da 17.268’e, 7 Nisan’da 16.442’ye, 8 Nisan’da 13.729’a düştü. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Oyların onda birinin sayılmasıyla aradaki farkın 29.408’den 13.729’a indiğini belirten AK Parti, İstanbul’daki oyların tamamının yeniden sayılmasını talep etti. Başta CHP olmak üzere muhalefet partileri buna itiraz etti. AK Parti’nin itirazları, ilçe seçim kurulu, il seçim kurulu ve YSK tarafından da reddedildi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">AK Parti, 39 ilçenin tamamına itiraz ederken CHP’nin az bir oy farkıyla kaybettiği Silivri (2.762) ve Eyüp Sultan (3.936) ilçelerindeki itirazını geri çekmesi, CHP’nin oyların yeniden sayılmasını istemediği şeklinde yorumlandı. Olağan itiraz süreçlerinin sona ermesi üzerine İstanbul İl Seçim Kurulu, 17 Nisan’da mazbatayı Ekrem İmamoğlu’na verdi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>AK Parti “Olağanüstü İtiraz Yoluna” Başvuruyor</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İstanbul’daki oylarının tamamının yeniden sayılmasına yönelik itirazları, 31 ilçe seçim kurulu, il seçim kurulu ve YSK tarafından reddedilen AK Parti temsilcisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Büyükçekmece belediyesi seçiminin iptali ve yenilenmesi amacıyla olağanüstü itiraz başvurusunda bulundu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Başvuru dilekçesinin ekinde YSK’ya iki bavul belge sundu. Dilekçesinde; “31.280 sandık başkanının 6.539’unun kamu görevlisi olmayanların arasından, 31.280 sandık kurulu memur üyesinin, 13.084’ünün kamu görevlisi olmayanlar arasından belirlenmekle, toplamda 62.560 sandık başkanı ve memur üyenin 19.623’ünün kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiğini, il ve ilçe dışından görevlendirilmeler yapıldığını, sivil, askeri personel gibi görev yapamayacak olanların da listeye eklendiği ve görev verildiğinin tespit edildiğini, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy kullanan seçmen sayısının 8.865.262 iken ilçe belediye başkanlığı için oy kullanan seçmen sayısının 8.851.159 olduğunu ve aradaki farkın 14.103 olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için geçersiz oy sayısının 314.243 iken, ilçe belediye başkanlığı için geçersiz oy sayısının 282.566 olduğunu, aradaki farkın 31.677 olduğunu, bu hususun sandık kurulunca seçmene fazla veya eksik oy pusulası verilmesinden kaynaklandığını açıkça ortaya koyduğunu,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İstanbul genelinde kullanılan yaklaşık 300.000 oy pusulasının hukuki durumunun belirsiz hale gelmiş olmasından dolayı seçim sonuçlarının her türlü şüpheden uzak ve kesin olarak belirlenmesine hukuken imkân bulunmadığını, ayrıca tüm bu hata ve usulsüzlüklerin sehven ve münferiden değil, bilakis kasten ve organizeli bir şekilde yapıldığını gösterdiğini” beyanla, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul’da yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinde oluşan “</i>seçimin neticesine ve dürüstlüğüne müessir olaylar ve haller” ve bu şekilde oyların iki parti arasındaki oy farkını kapatır sayıda bulunması ve tam kanunsuzluk nedeniyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin Anayasanın 67, 79 ve 2972 sayılı Kanunun 25. ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri kapsamında iptal edilmesini ve yenilenmesini” (YSK, Karar, shf.11) talep etti.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>YSK Büyükşehir Belediye Seçiminin İptaline Karar Verdi</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK, ilçe seçim kurullarına yazı yazarak bu iddiaların cevaplandırılmasını istedi. İlçe seçim kurullarından gelen cevaplar, iddiaların önemli bir kısmının gerçek olduğunu kanıtladı. Bunun üzerine YSK, 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline karar verdi. 22 Mayıs tarihinde de gerekçeli kararını yayınladı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK, 4219 Karar sayılı kararının <i>“VI-Değerlendirme”</i> kısmında, (shf.200) “İstanbul ilinde, 12.259’u adliye personeli, 108.472’si Devlet okullarındaki kadrolu öğretmenler olmak üzere sadece 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre aylık ödenen ve sandık kurullarında görev alabilecek durumda olan yaklaşık 220.000 kamu görevlisi bulunmaktadır. (…) </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. (…) </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının yukarıda yer verilen yasal zorunluluğa uyulmaksızın kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiği görülmektedir. (…)</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlendiği 754 adet sandıkta oy kullanan seçmen sayısının, 212.276 ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde Cumhuriyet Halk Partisi Adayı ile Adalet ve Kalkınma Partisi Adayı arasındaki oy farkının 13.729 olması nedeniyle, 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlenmesi ve bu şekilde oluşan sandık kurullarının yaptıkları seçim iş ve işlemlerine itibar edilemeyecek olması, sonuca müessir olay ve haller kapsamında değerlendirilerek seçimin neticesine müessir görülmüştür.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">İstanbul ili genelinde; yukarıda dökümü gösterildiği şekilde, 18 adet sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç bulunmadığı, 90 adet sandıkta ise sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu imzalarının bulunmadığı görülmüştür. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok hükmünde olan 108 adet sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı 30.281’dir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, izah edilemeyecek şekilde büyükşehir belediye başkanlığı için sayım ve döküm cetvelinin düzenlenmediği 18 sandığın 16’sında, ilçe belediye başkanlığı ve ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlendiği 90 sandığın 41’inde ilçe belediye başkanlığı için sayım ve döküm cetvelinin düzenlendiği, 90 sandığın 47’sinde ise ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlendiği görülmektedir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik, tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrıca ara kararımız uyarınca itiraz dilekçesi ve ekleri üzerinde ilçe seçim kurullarınca yapılan incelemeler sonucunda 377 adet kısıtlının oy kullandığı, 6 sandıkta ölü olan kişilerin yerine oy kullanıldığı, 41 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 58 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 224 adet zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olan kişinin oy kullandığı tespit edilmiştir. Bu şekilde oy kullanma hakkı olmamasına karşın oy kullandığı tespit edilen kişi sayısının 706 olduğu görülmüştür.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tüm bu nedenlerle sonuca etkili sayıdaki sandıkta, sandık kurulu başkanlarının kanun hükümlerine aykırı olarak görevlendirilmesi ve kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesinin mümkün bulunmaması hususu ile bir bütün olarak değerlendirilen yukarıda izah edilen diğer kanuna aykırılık ve usulsüzlükler, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldıran ve seçim sonucuna müessir olay ve haller kapsamında görülmüş, bu nedenle seçimin iptali ve yenilenmesine karar verilmesi gerekmiştir” diyerek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline, seçimlerin 23 Haziran’da yapılmasına, oy çokluğuyla (7 kabul, 4 ret) karar verdi. Ret oyu kullanan 4 YSK üyesi, karara muhalefet şerhi yazmıştır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın iptal kararı baştan sona incelendiğinde kararın, yasaya açık aykırılıklarla sınırlı olduğu, itiraza tabi usulsüzlüklerin hiçbirinin dikkate alınmadığı görülecektir. YSK kararı, denizin altındaki buz dağının görünen kısmıdır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu kararda, sonuç tutanaklarında yapılan tahrifatlar yoktur, Binalı Yıldırım’ın oyunun sıfır veya eksik yazılması yoktur, binlerce oyunun başka partilere yazılması yoktur, birleştirme tutanaklarında yapılan hatalar yoktur, sandık sonuçlarının sisteme hatalı girilmesi yoktur, bütün muhalefet parti temsilcilerinin huzurunda tespit edilen, Binali Yıldırım’ın hanesine yazılan yaklaşık 16 bin oy yoktur. YSK, sandık kurullarının oluşumundaki yasaya aykırılığı ve oy kullanma hakkı olmayanların oy kullanmasını, seçimin iptali için yeterli görmüştür. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Üniversitelerimiz, 31 Mart seçimlerinde İstanbul’a gereken önemi verir, bu konuda akademik çalışmaları teşvik ederlerse, organize yolsuzluğu bütün boyutlarıyla öğrenmiş olacağız. Sadece öğrenmekle kalmayıp, daha güvenli bir seçim hukukuna katkı sağlamış olacağız. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nun iptal karanının bir anlamı da iktidarda bulunan bir partinin oylarının (muhalefet partileri tarafından) çalındığının yüksek mahkeme tarafından tescil edilmesidir. Her seçimde, onlarla ifade edilen usulsüzlükleri rapor haline getiren seçimleri izleme örgütlerinin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde (hem de muhalefet partilerinin temsilcilerinin huzurunda gerçekleşen sayımlar sonucunda tespit edilen) geniş çaplı yolsuzluğa karşı “suskunluklarını” bir kenara not etmemiz gerekiyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Seçim Sisteminin Islahı Gerekiyor!</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü ve siyasi danışmanı Necati Özkan’ın, 2014 yerel seçimlerinde, seçim günü attığı, 30 Mart 2014 (11:32) tarihli, <i>“Seçimlerin sonucunu oy kullananlar değil; oyları sayanlar belirler”</i> J. Stalin. Oy sayımına; oy birleştirmelerine dikkat!” tweeti, bu seçimin niçin iptal edildiğinin cevabı niteliğinde. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aynı kişinin kampanya sürecini anlatan yazısında, İstanbul’da 1919 okulda bilişim uzmanı görevlendirdiklerini belirtmesi, bu seçimler için çok büyük bir hazırlık yapıldığını gösteriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">31 Mart seçimlerinde on binlerce usulsüzlük varsa, seçim tutanaklarındaki sayılar değiştirilmişse, bir adayın oyu başka adayın hanesine yazılmışsa, beş binden fazla seçim tutanağı kayıpsa, bu usulsüzlükler hemen her ilçede yapılmışsa, yani organize bir usulsüzlük varsa, seçim sisteminin elden geçirilmesi, ıslahı gerekir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">YSK iptal kararıyla, mevcut seçim sisteminin <i>“kazananı belirleyemediğini”</i> söylüyor. Türkiye’deki seçim sistemi, sandık kurullarıyla, ilçe seçim kuruluyla, il seçim kuruluyla, siyasi partilere emanet edilmiş durumda. Seçimlere yönelik itirazlara ve şikâyetlere, en fazla üyeye sahip olan parti temsilcileri karar veriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Yasa koyucu, siyasi partilerin birbirlerini kontrol esasına dayanan bu sistemin, uygun bir sistem olduğunu düşünmüş. Bu sistemin, uzunca bir dönem işe yaradığını söyleyebiliriz. Ancak 2014 yılından itibaren otokontrolün yerini partiler arası dayanışma aldı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Son iki seçimde Türkiye genelinde yapılan itirazlarda, muhalefet partilerinin, itirazın haklı olup olmadığına bakmadan, blok halinde aynı yönde oy kullandığını görüyoruz. Muhalefet partilerinin dayanışması nedeniyle itiraz süreçleri işlemez hale geldi. “Seçimleri siyasi partilerin yönetmesi” kulağa hoş geliyor, demokrasiye hizmet ettiği zannediliyor. Ancak pratikte böyle olmadığı görülüyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de, rektör seçimlerinde de benzer bir yöntem uygulandı, rektörlerin seçimi üniversitelere bırakıldı. Bu sistem, üniversitelerde demokrasi değil, kadrolaşma ve sistematik kıyım üretti. Mevcut seçim sistemi de 31 Martta benzeri bir haksızlık üretti. Bu sistemin değişmesi gerekiyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sandık kurulu, ilçe seçim kurulu 5 kişiden oluşmalı, bu kurullarda, o bölgede en fazla oy alan iki parti temsilcisi görev yapmalı. Sandık kurulu başkanı devlet memuru, iki üyesi kamu görevlisi olmalı. İlçe seçim kurulunun 2 üyesi yargıç, 1 üyesi devlet memuru olmalı. Sandıklar açıldıktan sonra bütün zarflar, tek tek taranarak YSK sistemine ve sayım tutanakları da taranarak sisteme aktarılmalı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sayımın tamamlanmasının ardından nizasız oylar bir torbaya, itiraz edilen oylar ayrı bir torbaya konulup mühürlendikten sonra güvenli bir şekilde, ilçe seçim kurullarına tutanakla teslim edilmelidir. Yine sayım tamamlanmasının ardından sonuçlarının birleştirilmesi aşamasında her seçimde önemli hatalar yapılması, bu yöntemin yanlış olduğunu gösteriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Birleştirme işlemini, sadece YSK yapılmalıdır. İtirazlar sandık bazında değerlendirilmelidir. Sonuçları herkes YSK’nın web sitesinde izleyebilmelidir. Her seçimde milyonlarca oyun geçersiz sayılması, esaslı bir eksikliktir. Vatandaşların <i>“aynı anda”</i> 4 oy kullanması, çok sayıda oyun geçersiz sayılmasına neden oluyor. Oylama sadeleştirilmeli, basitleştirilmelidir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>YSK Baskı Altında mı Karar Verdi?</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Muhalefet cephesi “YSK’nın etki altında iptal kararı verdiğini” iddia ediyor. Türkiye’de yüksek yargı organlarının sicili, çok temiz değil. Ancak böyle bir baskı söz konusu ise bu baskının bütün üyelere yapılması gerekir. Karara ret oyu veren dört üye böyle bir baskıdan söz etmediğine göre, yedi üyenin kendi arzusuyla iptal kararı verdiğini kabul etmemiz gerekiyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu iddiayı test edebileceğimiz en önemli unsur kararın kendisidir. Eğer kararın hukuki gerekçeleri hukuka aykırıysa bu iddia haklı görülebilir. Karar, kendi içerisinde tutarlı görünüyor. Kurulun daha önce vermiş olduğu kararlarla çelişmediğini gerekçeleriyle ortaya koyuyor. Muhalefet şerhlerinin de iptal kararındaki gerekçeleri çürütecek nitelikte olmadığı görülüyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Muhalif üyeler de yolsuzluk olmadığını söylemiyor, bunların itiraza tabi hususlar olduğunu, itiraz sürelerinin geçtiğini belirtiyor. Her türlü usulsüzlüğün yapıldığı ortaya çıkan bir seçimde, karara muhalif üyelerin, <i>“seçmenin iradesine”</i> daha fazla önem vermesi daha çok yakışırdı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s3">Y</span>SK başvurunun reddine karar verseydi, iki bavul dolusu usulsüzlük aklanmış, seçim sistemindeki hataların üstünü örtmüş olacaktı. YSK’nın iptal kararı, sistemde hata olduğunun kabulü anlamına geliyor.</p>
<p class="p1">CHP Genel Başkanı’nın karar açıklanmazdan önce kurul üyelerini tehdit etmesi, ortaya çıkan usulsüzlüklerin seçimlerin iptalini gerektirecek nitelikte olduğunu, seçimlerin iptaline karar verileceğini anladıklarını gösteriyor. Yüksek mahkeme üyelerinden meydana gelen YSK’nın, bu tür tehditlerden etkilenmemesi, yasanın gereğini yerine getirmesi gerekir. Somut olayda, doğru olanı yapmıştır.</p>
<p class="p2"><b>“Aynı Zarftaki 4 Oydan Birinin İptali Çelişki Değil mi?”</b></p>
<p class="p1">YSK’nın iptal kararıyla birlikte, muhalefet cephesi yoğun bir kampanya başlattı. <i>“Aynı zarfın içindeki 4 oydan sadece birinin geçersiz sayılması çelişki değil mi?” “Yüz liranın 25 lirası sahte olabilir mi?” </i>gibi paylaşımlarda bulundular. Bu paylaşımların hukuki bir temeli bulunmuyor.</p>
<p class="p1">31 Mart seçimlerinde seçmenler, 4 ayrı oy kullandı. Oy pusulalarının tek zarf içine konulması “tek oy” kullanıldığı anlamına gelmiyor. Her adayın oyu ayrı ayrı sayıldı, ayrı ayrı değerlendirildi. Yüz liranın 25 liralık kısmı sahte olamaz ama aynı zarf içine 5 adet yirmi lira konulursa bunlardan biri sahte olabilir.</p>
<p class="p1">YSK, Yargıtay ve Danıştay’dan gelen yüksek yargıçlardan oluşuyor. Kararlarını hukukun temel esasları üzerine inşa etmesi gerekiyor. AK Parti, usulsüzlüklerin, tam kanunsuzluk olduğunu iddia etti. YSK ise tam kanunsuzluk değil, usulsüzlük (butlan) ve bu usulsüzlüklerin seçim sonucunu etkileyecek nitelikte olduğunu kabul ederek seçimin iptaline karar verdi.</p>
<p class="p1">Burada, <i>“yokluk”</i> ile <i>“butlan” </i>ayırımına değinmek gerekir. “Yokluk”, yasanın emredici hükümlerine aykırılığı, başından itibaren hükümsüzlüğü, <i>“Butlan”</i> ise geçersizliği, belli koşulların varlığı halinde iptal edilebilirliği ifade ediyor. Seçim hukukunda tam kanunsuzluk, yokluk anlamında kullanılıyor (Örnek; 5545 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu 124. madde, 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun 130.madde).</p>
<p class="p1">Tam kanunsuzluk seçimlerin tamamının yenilenmesini gerektireceğinden, muhalefet partileri YSK’nın iptal kararını, tam kanunsuzluk ile ilişkilendirdiler. Oysa tam kanunsuzluk, AK Parti’nin iddiası ve talebiydi. YSK ise AK Parti’nin talebini, <i>“bu eksikliği, tek başına seçim sonucuna müessir olay ve hal kapsamında değerlendirmedi”</i> (Karar, shf.207), usulsüzlük (butlan) olarak niteledi, bu usulsüzlükler seçimin sonucunu etkilediği için iptal kararı verdi.</p>
<p class="p2"><b>AK Parti’nin YSK’ya İptal Başvurusu Yerinde mi?</b></p>
<p class="p1">Seçim sonuçlarına itiraz etmek anayasal bir haktır. Hiçbir parti, seçim sonuçlarına itiraz ettiği için kınanamaz. Bundan önceki seçimlerde olduğu gibi, 31 Mart seçimlerinde de oldu, bundan sonraki seçimlerde de itirazlar olacak. YSK, 31 Mart seçimleriyle ilgili olarak (sadece İstanbul’da değil) başka şehirlerde de yenileme kararı verdi. CHP’nin, başka şehirlerde seçimlerin yenilenmesini talep ederken, AK Parti’nin İstanbul’daki başvurusuna itiraz etmesi kendisiyle çelişiyor.</p>
<p class="p1">AK Parti’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerin yenilenmesi (iptal) başvurusu hakkıdır ve hukuki açıdan meşrudur. Ancak <i>“hukuken”</i> haklı olmak ile<i> “siyaseten”</i> haklı olmak, her zaman birbiriyle örtüşmeyebilir.</p>
<p class="p1">YSK bağımsız bir kurum olsa da devletin erklerinden biri olduğu açıktır. Seçmenlerin önemli bir kesimi, YSK’nın iptal (yenileme) kararını, <i>“devletin bir tasarrufu” </i>olarak değerlendirdi. AK Parti’ye destek veren birçok isim, AK Parti’nin, iptal başvurusunu büyük bir hata olarak niteledi. Bu başvurudan sonra yollarını ayıranlar oldu. Bunların bir kısmının karşı mahalleden etkilendiğini kabul etsek bile, bir kısmının siyaseten yanlış bulduğu için tepki gösterdiğini kabul etmemiz gerekiyor.</p>
<p class="p1">Siyasi tarihimiz, halkın, devletin müdahalesinden hoşlanmadığını gösteriyor. Adnan Menderes’i iktidara getiren seçmenler, Adnan Menderese karşı darbe yapılarak idam edilmesinden sonra Demokrat Parti’nin devamı olan partilere oy verdi. 1983 seçimlerinde, devletin işaret ettiği partiye (MDP’ye) değil, Anavatan Partisi’ne oy verdi.</p>
<p class="p1">Eski ceza kanununun 312. maddesine istinaden mahkûmiyeti nedeniyle, muhtar dahi olması mümkün olmayan Erdoğan’ı önce milletvekili, sonra başbakan, sonra cumhurbaşkanı yaptı. Anayasa Mahkemesi’nin kapattığı Fazilet Partisi kadrolarını, 2002’de tek başına iktidara getirdi.</p>
<p class="p1">Turgut Özal’ın muhalefetine rağmen 1987 yılında, eski dönem Türkiyesi’nin siyasetçilerinin siyasi yasaklarını kaldırdı. 2007 yılında muhalefet partilerinin, AK Parti’nin Cumhurbaşkanı seçmesini engelleme girişimlerine, aynı yıl yapılan referandumda %69 “Evet” oyuyla ağır bir tokat attı.</p>
<p class="p1">Seçim yasasında kara delikler varsa, (var görünüyor) bunun sorumlusu AK Parti’dir. Gereken değişiklikleri yapıp, bu delikleri kapatması gerekirdi. Seçimden aylar önce, sandık organizasyonları alenen bilindiği halde, bunlara karşı hiçbir önlem alınmaması, bu sonucun en önemli sebeplerinden biri görünüyor.</p>
<p class="p1">Aynı şekilde, muhalefet blokundaki partilerin işbirliğini görüp buna uygun politikalar geliştirmeliydi. 16 Nisan 2017 tarihli Cumhurbaşkanlığı sisteminin oylandığı referandumda, İstanbul’da, <i>“Hayır”</i> oyları (4.728.318, %51,35) <i>“Evet” </i>oylarından (4.479.272, %48,65), 249.046 daha fazlaydı. Ankara’da da benzer bir durum (%48,85 Evet, %51,15 Hayır) söz konusuydu.</p>
<p class="p1">24 Haziran seçimlerinde de İstanbul’da muhalefet cephesinin (CHP %26,45, İP %7,99 HDP %12,67, SP %1,49) oy oranı %48,4 iken, Cumhur İttifakı’nın oy oranı, (MHP hiç fire vermese bile) (%42,69 + %8,26) 50,95’i zor buluyordu.</p>
<p class="p1"><b>“AK Parti’yi devirme”</b> dışında hiçbir ortak yanı olmayan partilerin birlikte hareket etmesi yadırganacak bir durum olsa da AK Parti’nin buna karşı politika üretmesi gerekirdi. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra FETÖ ile mücadelenin “ibadet tabakasını” da kapsamına alarak, (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun deyimiyle) yarım milyon kişi hakkında adli takibat yapılması, AK Parti’nin oy kaybının önemli etkenlerinden biridir.</p>
<p class="p1">17/25 Aralık’tan itibaren bu yapıdan uzaklaşan ve AK Parti’yi tercih edenlerin ve ailelerinin küstürülmesi, bugün itibarıyla (ailesiyle birlikte) 2,5 milyon oy demektir. 31 Mart seçimlerinde AK Parti’nin oyu %44,33 olduğuna göre, 2,5 milyon oy %5’e tekabül ediyor.</p>
<p class="p1">Bu kadar önemli sebep varken <i>“oylarımız çalındığı için İstanbul’da seçimi kaybettik”</i> mazereti AK Parti seçmeninin kulağına hoş gelebilir ama iki aday arasındaki farkın kapanmasını açıklamaya yetmiyor. YSK’nın iptal kararının İstanbul seçmenleri üzerindeki etkisini, yenilenen seçimde göreceğiz.</p>
<p class="p2"><b>Yenilenen Seçimde Hangi Aday Kazanır?</b></p>
<p class="p1">YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline, seçimin de 23 Haziran’da yapılmasına karar verdi. Her şeyden önce 23 Haziran’da yapılacak seçimin önceki seçimin tekrarı değil <b>“yeni bir seçim”</b> olacağının altını çizmek gerekir.</p>
<p class="p1">YSK’nın iptal kararını takiben, muhalefet partilerinin büyükşehir adaylarını geri çekmesi, (AK Parti’nin oylarını bölmesi beklenen) Saadet Partisi adayının seçimlere katılma kararı, 31 Mart tarihindeki şartların değiştiğini gösteriyor.</p>
<p class="p1">31 Mart seçimlerine katılım oranı Türkiye genelinde %84,67, İstanbul’da %83,88 oranında gerçekleşti. Bu oran, 2014 yerel seçimlerinde %89,2 olarak gerçekleşmişti. İstanbul’daki seçmen sayısı, 10.570.939 olduğuna göre, her %1’lik dilim, 105.709 oya tekabül ediyor. Seçime katılma oranının %2 artması, 210.000 oy demektir. Dolayısıyla 31 Mart seçimlerinde oy kullanmayan seçmenlerin oyları bu seçim üzerinde etkili olacak.</p>
<p class="p1">23 Haziran seçim sonucunu etkileyecek unsurlardan biri de geçersiz oylar. 31 Mart seçimlerinde İstanbul’da 319.540 oy geçersiz sayıldı. Bu kadar büyük çapta oyun geçersiz sayılması tuhaf bir durum. AK Parti’nin itirazları üzerine yapılan sayımlarda bu oyların önemli bir kısmı, AK Parti’nin hanesine yazılsa da geçersiz oy oranı çok yüksek.</p>
<p class="p1">23 Haziran’da seçmenler, sadece büyükşehir belediye başkanı için (tek oy) oy kullanacağından, hatalar en aza inecek, geçersiz oylar da azalacaktır.</p>
<p class="p1">23 Haziran’da, her iki adaya destek veren partilerin izleyeceği politikalar kadar, iki adayın performansı da etkili olacak. Medyanın ve sosyal medyanın payını da bunlara eklemek gerekiyor.</p>
<p class="p1">Bu seçimlerin belirleyici unsuru, hiç kuşkusuz “seçmenin tercihi” olacak. Seçmen, 23 Haziran’da yeniden muhasebe yapacak, hangi adaya oy vereceğine karar verecektir. Nihayet, 23 Haziran’da İstanbul’u kimin yöneteceğine on milyon seçmen karar verecek, vereceği karara da hepimiz saygı duyacağız. En büyük temennimiz, bu defa <b>seçime hile karıştırılmaması</b>, adil bir seçim yapılması!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/23-haziranda-istanbulda-secim-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden Projeler Konuşulmuyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/neden-projeler-konusulmuyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/neden-projeler-konusulmuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 09:54:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10812</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul seçimleri tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. İstanbul seçimlerinde; İstanbul’un problemleri, projeleri, çalışmaları, eksikleri, tamamlanacakları ve geleceği adına hiç ama hiçbir şey konuşulmuyor. Ulaşım, mimari, turizm, kültür, ekonomi, sosyal hayat, eğitim gibi hiçbir alanda öneri sunulmuyor. Ak Parti projelerini sunmaktan utanır hale geldi. Çünkü kitleler için artık İstanbul için ne yapılacağının anlamının kalmadığı ve büyük bir manipülatif akıl ile İstanbul esir alınmış durumdadır. “Her şey çok güzel olacak” diye içi boş, algı oyununa dayalı, basit, altyapısı ve üstyapısı olmayan bir söylem üzerinden kitleler hipnotize edilmeye çalışılıyor. Şeytani bir sırıtışın arkasındaki şeytani planlar apaçık ortadadır. Bu çarpık, kaotik, kirli ittifakın aklına teslim edilen İstanbul’un ve dahi Türkiye’nin geleceği karanlıktır. Rüstem Budak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul seçimleri tarihinin en kötü dönemini yaşıyor.</p>
<p>İstanbul seçimlerinde;<br />
İstanbul’un problemleri, projeleri, çalışmaları, eksikleri, tamamlanacakları ve geleceği adına hiç ama hiçbir şey konuşulmuyor.</p>
<p>Ulaşım, mimari, turizm, kültür, ekonomi, sosyal hayat, eğitim gibi hiçbir alanda öneri sunulmuyor.</p>
<p>Ak Parti projelerini sunmaktan utanır hale geldi.<br />
Çünkü kitleler için artık İstanbul için ne yapılacağının anlamının kalmadığı ve büyük bir manipülatif akıl ile İstanbul esir alınmış durumdadır.</p>
<p>“Her şey çok güzel olacak” diye içi boş, algı oyununa dayalı, basit, altyapısı ve üstyapısı olmayan bir söylem üzerinden kitleler hipnotize edilmeye çalışılıyor.<br />
Şeytani bir sırıtışın arkasındaki şeytani planlar apaçık ortadadır.</p>
<p>Bu çarpık, kaotik, kirli ittifakın aklına teslim edilen İstanbul’un ve dahi Türkiye’nin geleceği karanlıktır.<br />
Rüstem Budak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/neden-projeler-konusulmuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalınmamış, Hortumlanmış</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/calinmamis-hortumlanmis/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/calinmamis-hortumlanmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 13:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10728</guid>

					<description><![CDATA[Öyle basite alınacak bir seçim hırsızlığı değil bu, organize bir eylem. “Çalmak” kelimesi çok hafif kalır; çünkü çalınmamış, hortumlanmış. YSK’nın gerekçeli kararına bakıldığında her şey ayan beyan görülüyor zaten. Önce organizasyonun ilk ayağı tamamlanmış. İstanbul genelinde sandıkların üçte birinde kanuna aykırı organizasyonlar yapılmış. Mülki idare amirlerinden gelen sandık kurulu başkan ve üyelerinin listesi çöpe atılmış. Yerine operasyona uygun isimler atanmış. Seçim en baştan sakatlanmış. Sonra da neler olmuş neler!.. “Hırsızlık da oy çalınması da yok” diyenleri kırmamak için “rezalet, kepazelik” ya da “ahlaksızlık”adı verebiliriz bu yapılanlara. İşte, YSK’nın gerekçeli kararında belgeleriyle ortaya konulanlardan birkaç örnek: Kadıköy’de 3158 numaralı sandıkta 16 oy zarftan çıkmamış. Sarıyer’de 10 sandıkta geçersiz oyların tamamı kayıp. Arnavutköy’de 1104 numaralı sandıkta 20 geçersiz oy pusulası yok edilmiş. Çekmeköy’de 1287 sayılı sandıkta 13 geçersiz oy buharlaşmış. Vesaire, vesaire… Bunlar küçükleri, devam edelim isterseniz… 5.388 mühürsüz, 694 imzasız, 214 boş, 4988 eksik, 919 rakam belirtilmemiş, 1.135 adet de eksik tutulmuş sayım-döküm cetveli tespit edilmiş. 57 sandıkta ise sayım-döküm cetveli hiç yok. İster “çalınmış” ister “alınmış” deyin ya da “uçmuş, buharlaşmış” ifadesini kullanın. Binlerce kişinin oy kullandığı 57 sandığın sayım-döküm cetveli yok. Bu tür düzenlenen ya da hiç ortada olmayan sayım-döküm cetvellerinin toplamı 8.848 ediyor. Şimdi sıkı durun, bu cetveller bir milyonu aşkın seçmeni ilgilendiriyor ve onların kullandıkları oyların hukuki akıbeti belirsiz! “Çalmaktan” kim ne anlıyor bilemem, ama herhalde YSK tarafından yapılan şu tespitlerin bir anlamı olsa gerek: Avcılar’da 14 sandıkta, Ak Parti’ye 401 oy eksik, CHP’ye 15 oy fazla yazılmış. Bağcılar’da 35sandıkta Ak Parti’ye eksik yazılan oy sayısı 1.581’e ulaşmış. Bayrampaşa’da 12 sandıkta Binali Yıldırım’ın 418 oyu buharlaşmış. Bitmedi, daha neler var neler… İstanbul genelinde 320 bin geçersiz oy &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle basite alınacak bir seçim hırsızlığı değil bu, organize bir eylem. <strong>“Çalmak”</strong> kelimesi çok hafif kalır; çünkü çalınmamış, hortumlanmış. <strong>YSK</strong>’nın gerekçeli kararına bakıldığında her şey ayan beyan görülüyor zaten.</p>
<p>Önce organizasyonun ilk ayağı tamamlanmış. İstanbul genelinde sandıkların üçte birinde kanuna aykırı organizasyonlar yapılmış. Mülki idare amirlerinden gelen sandık kurulu başkan ve üyelerinin listesi çöpe atılmış. Yerine operasyona uygun isimler atanmış. Seçim en baştan sakatlanmış.</p>
<p>Sonra da neler olmuş neler!..</p>
<p><strong>“Hırsızlık da oy çalınması da yok”</strong> diyenleri kırmamak için <strong>“rezalet, kepazelik”</strong> ya da <strong>“ahlaksızlık”</strong>adı verebiliriz bu yapılanlara. İşte, <strong>YSK</strong>’nın gerekçeli kararında belgeleriyle ortaya konulanlardan birkaç örnek:</p>
<p><strong>Kadıköy</strong>’de <strong>3158 </strong>numaralı sandıkta <strong>16 oy</strong> zarftan çıkmamış. <strong>Sarıyer</strong>’de <strong>10 </strong>sandıkta geçersiz oyların tamamı kayıp. <strong>Arnavutköy</strong>’de <strong>1104</strong> numaralı sandıkta <strong>20 geçersiz oy</strong> pusulası yok edilmiş. Çekmeköy’de <strong>1287</strong> sayılı sandıkta <strong>13 geçersiz oy</strong> buharlaşmış. Vesaire, vesaire…</p>
<p>Bunlar küçükleri, devam edelim isterseniz…</p>
<p><strong>5.388</strong> mühürsüz, <strong>694</strong> imzasız, <strong>214</strong> boş, <strong>4988</strong> eksik, <strong>919</strong> rakam belirtilmemiş, <strong>1.135</strong> adet de eksik tutulmuş sayım-döküm cetveli tespit edilmiş. <strong>57</strong> sandıkta ise sayım-döküm cetveli hiç yok. İster <strong>“çalınmış”</strong> ister <strong>“alınmış”</strong> deyin ya da <strong>“uçmuş, buharlaşmış”</strong> ifadesini kullanın. Binlerce kişinin oy kullandığı <strong>57 </strong>sandığın sayım-döküm cetveli yok.</p>
<p>Bu tür düzenlenen ya da hiç ortada olmayan sayım-döküm cetvellerinin toplamı <strong>8.848</strong> ediyor. Şimdi sıkı durun, bu cetveller bir milyonu aşkın seçmeni ilgilendiriyor ve onların kullandıkları oyların hukuki akıbeti belirsiz!</p>
<p><strong>“Çalmaktan”</strong> kim ne anlıyor bilemem, ama herhalde <strong>YSK</strong> tarafından yapılan şu tespitlerin bir anlamı olsa gerek:</p>
<p><strong>Avcılar</strong>’da <strong>14</strong> sandıkta, <strong>Ak Parti</strong>’ye <strong>401</strong> oy eksik, <strong>CHP</strong>’ye <strong>15 </strong>oy fazla yazılmış. <strong>Bağcılar</strong>’da <strong>35</strong>sandıkta <strong>Ak Parti</strong>’ye eksik yazılan oy sayısı <strong>1.581</strong>’e ulaşmış. <strong>Bayrampaşa</strong>’da <strong>12</strong> sandıkta <strong>Binali Yıldırım</strong>’ın <strong>418</strong> oyu buharlaşmış. Bitmedi, daha neler var neler…</p>
<p>İstanbul genelinde <strong>320 bin</strong> geçersiz oy sayılmış, <strong>6 bin</strong> geçerli oyun <strong>“geçersiz”</strong> hanesine yazıldığı belirlenmiş. <strong>Ak Parti</strong>’nin Ümraniye’de <strong>384, Başakşehir</strong>’de <strong>72</strong>, <strong>Fatih</strong>’te <strong>257</strong>, <strong>Küçükçekmece</strong>’de <strong>896 </strong>geçerli oyunun <strong>“geçersiz”</strong> hale dönüştürüldüğü görülmüş. Bunlara bir de <strong>YSK</strong>’nın binlerce geçersiz oyun <strong>CHP</strong> lehine <strong>“geçerli”</strong> hale getirildiğini tespitini de ekleyelim.</p>
<p>Yetmez, <strong>10 bin 418</strong> sandıkta <strong>16 bin 505</strong> oy pusulası yok edilmiş. Eksik veya fazla yazılan seçmen sayıları toplanmış ve <strong>25 bin 313</strong> sayısına ulaşılmış.</p>
<p>Seçmen listesinde <strong>bin 229</strong> ölü tespit edilmiş. Yine listelerde <strong>21 bin 774</strong> zihinsel engelli, <strong>21 bin 358 </strong>kısıtlı var. Bunlardan <strong>19 bin 774</strong>’ü kanuna aykırı olarak oy kulanmış.</p>
<p>Biliyorum yoruldunuz. Yerim de kısıtlı zaten. O yüzden bu kadarla bırakalım.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen <strong>“hırsızlık yok”</strong> diyenler var. Doğrudur, buna <strong>“hırsızlık”</strong> denmez. Bu çok büyük organize bir suç! Ayrıca, <strong>FETÖ</strong> ve <strong>PKK</strong>’nın seçim öncesi yaptığı çağrılara bakınca, hiç de yadırganacak bir durum değil.</p>
<p><strong>YSK</strong> görevini yaptı; bundan sonrası <strong>Cumhuriyet Savcılarının</strong> işi!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/calinmamis-hortumlanmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evet Çalmamışlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/evet-calmamislar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/evet-calmamislar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 06:34:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[firuz türker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10712</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul seçimlerinin iptaline dair YSK nun Gerekçeli Kararı açıklandı. Üçyüz sayfaya yakın bir karar metni. Zahmet edip kim okur enine boyuna. Çoğu hukukçu okumadan ahkam keser. Ben de okumadım tabi. Ama her sayfasına göz attım. O zaman izlenimlerimi yazayım. İlk olarak YSK, AK partinin bütün iddialarının doğru olup olmadığını kesinleştirmek ,için ilçe seçim kurullarına yazı yazmış. Bu konularla ilgili bilgi istemiş. Kurullar bunları yazılı olarak göndermiş. Yüksek kurul bunları tek tek incelemiş; tespitlerini yapmış ve kanaatini oluşturmuş. Buma göre de kararını vermiş. 4 Üye muhalefet şerhi düşmüş. Fakat karşı oy yazılarında yeknesaklık yok. farklı farklı nedenlerle karara karşı olmuşlar. Sandıklarda neler yapılmış; 754 Sandık kurulu başkanı kanuna aykırı oluşturulmuş. Yani eşten dosttan. Bunlar ne yapmış? Kimi sandıklarda Büyük Şehir Belediye Başkanlığına ait sayım döküm cetveli düzenlenmemiş. Kimi sandıklarda bu cetveller boş. Kimi sandıklarda da var ama sandık kurulunun imzası yok. YSK Bütün bunların sayısını ve oy potansiyelini tespit etmiş. Gerekçeli kararda var. Ayrıca; Ölü seçmenlerin, cezaevinde olanların, kısıtlı olanların yerine oy kullanılmış. Bazı sandıklarda mükerrer oy kullanılmış. Bunların da sayıları var. Bence bu kadarı yeter de artar bile. bunlar tespit edilebilenler. Bir de yakalanamayanlar vardır mutlaka. Tabi YSK elindeki somut veriye göre karar verir. Şu da olmuş olabilir diye fikir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul seçimlerinin iptaline dair YSK nun Gerekçeli Kararı açıklandı. Üçyüz sayfaya yakın bir karar metni. Zahmet edip kim okur enine boyuna. Çoğu hukukçu okumadan ahkam keser. Ben de okumadım tabi. Ama her sayfasına göz attım. O zaman izlenimlerimi yazayım.</p>
<p>İlk olarak YSK, AK partinin bütün iddialarının doğru olup olmadığını kesinleştirmek ,için ilçe seçim kurullarına yazı yazmış. Bu konularla ilgili bilgi istemiş. Kurullar bunları yazılı olarak göndermiş. Yüksek kurul bunları tek tek incelemiş; tespitlerini yapmış ve kanaatini oluşturmuş. Buma göre de kararını vermiş. 4 Üye muhalefet şerhi düşmüş. Fakat karşı oy yazılarında yeknesaklık yok. farklı farklı nedenlerle karara karşı olmuşlar.</p>
<p>Sandıklarda neler yapılmış;<br />
754 Sandık kurulu başkanı kanuna aykırı oluşturulmuş. Yani eşten dosttan.<br />
Bunlar ne yapmış?<br />
Kimi sandıklarda Büyük Şehir Belediye Başkanlığına ait sayım döküm cetveli düzenlenmemiş.<br />
Kimi sandıklarda bu cetveller boş.<br />
Kimi sandıklarda da var ama sandık kurulunun imzası yok.<br />
YSK Bütün bunların sayısını ve oy potansiyelini tespit etmiş. Gerekçeli kararda var.<br />
Ayrıca; Ölü seçmenlerin, cezaevinde olanların, kısıtlı olanların yerine oy kullanılmış. Bazı sandıklarda mükerrer oy kullanılmış. Bunların da sayıları var.<br />
Bence bu kadarı yeter de artar bile. bunlar tespit edilebilenler. Bir de yakalanamayanlar vardır mutlaka. Tabi YSK elindeki somut veriye göre karar verir. Şu da olmuş olabilir diye fikir yürütmez. Gerisi Haziranın 23 ünde çıkar ortaya.</p>
<p>Karar açıklanır açıklanmaz öyle &#8216;hukukçular&#8217; peyda oldu ki &#8216;hani; oylar çalındı diye bir tespit yok&#8217; diye göğsünü gere gere konuşuyor. Daha ne olsun? Yani diyecek bir şey bulamıyor insan. Yüzsüzlüğün ar damarı çatlamış hali.</p>
<p>Bu karar hukuk ihlaliymiş de, demokrasiye darbeymiş de&#8230; Yani YSK bu araştırmaları yapmasın, olanları görmezden gelsin, seçimi onaylasın geçsin. Onun üstüne vazife mi?<br />
Evet, onun üstüne vazife, başka kim yapacak? Bunlar hepsi ne yaptıklarını biliyor. Bağırıp çağırmaları üstünü örtmek istemelerinden. Hakkıyla kazandıklarına inansalar ne demeye yenilenmesinden korksunlar?</p>
<p>İşin bu tarafı ayrı da YSK işinin hakkını vermiş. Öyle kolay kolay çöpe atılabilecek bir karar değil o karar. Ben gerekçeleri gördükçe apar topar seçim sonuçlarının üstünün neden kapatılmak istendiğini daha iyi anladım.</p>
<p>Firuz Türker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/evet-calmamislar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>243 Bin Oy Şaibeli</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/243-bin-oy-saibeli/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/243-bin-oy-saibeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2019 14:47:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10690</guid>

					<description><![CDATA[Yüksek Seçim Kurulu (YSK), iptal edilip yenilenmesine karar verilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin gerekçeli kararını açıkladı. 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar veren Kurul’un merakla beklenen gerekçeli kararı 16 gün sonra açıklandı. Organize hile ve usulsüzlüklerin ortaya konulduğu gerekçede, sandık kurulu başkanının mülki amir tarafından bildirilen kamu görevlileri listesinden seçilmesinin yasal zorunluluk olduğuna dikkat çekilirken, 754 sandık başkanının kamu görevlisi olmadığı, bu sandıklarda oy kullanan seçmen sayısının ise 212 bin 276 olduğu belirtildi. Ayrıca yine 2 bin 333 sandıkta sandık kurulu üyeliklerinin de kamu görevlisi olmayanlar arasında belirlendiği aktarıldı. SONUCUN GÜVENİLİRLİĞİ CİDDİ ZEDELENDİ 250 sayfalık gerekçeli kararın 212 sayfasında İstanbul seçimlerindeki organize hile ve usulsüzlükler anlatıldı. 4 muhalif üye ise 38 sayfalık muhalefet şerhi hazırladı. Gerekçede, kanunla getirilen sandık kurulu başkanının belirlenmesine dair şekil şartlarının ihlalinin seçimin güvenilirliğini ortadan kaldırdığı, kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı. Gerekçede, seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvelleriyle ilgili ise 108 sandıkta sayım döküm cetvelinin bulunmadığı veya imzasız olduğu kaydedildi. “Yok hükmünde” değerlendirmesi yapılan 108 sandıkta 30 bin 281 seçmenin oy kullandığına işaret edilirken, bu durumun, seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelediği kaydedildi. Gerekçede, oy kullanma &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek Seçim Kurulu (YSK), iptal edilip yenilenmesine karar verilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin gerekçeli kararını açıkladı. 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar veren Kurul’un merakla beklenen gerekçeli kararı 16 gün sonra açıklandı. Organize hile ve usulsüzlüklerin ortaya konulduğu gerekçede, sandık kurulu başkanının mülki amir tarafından bildirilen kamu görevlileri listesinden seçilmesinin yasal zorunluluk olduğuna dikkat çekilirken, 754 sandık başkanının kamu görevlisi olmadığı, bu sandıklarda oy kullanan seçmen sayısının ise 212 bin 276 olduğu belirtildi. Ayrıca yine 2 bin 333 sandıkta sandık kurulu üyeliklerinin de kamu görevlisi olmayanlar arasında belirlendiği aktarıldı.</p>
<p>SONUCUN GÜVENİLİRLİĞİ CİDDİ ZEDELENDİ<br />
250 sayfalık gerekçeli kararın 212 sayfasında İstanbul seçimlerindeki organize hile ve usulsüzlükler anlatıldı. 4 muhalif üye ise 38 sayfalık muhalefet şerhi hazırladı. Gerekçede, kanunla getirilen sandık kurulu başkanının belirlenmesine dair şekil şartlarının ihlalinin seçimin güvenilirliğini ortadan kaldırdığı, kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı. Gerekçede, seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvelleriyle ilgili ise 108 sandıkta sayım döküm cetvelinin bulunmadığı veya imzasız olduğu kaydedildi. “Yok hükmünde” değerlendirmesi yapılan 108 sandıkta 30 bin 281 seçmenin oy kullandığına işaret edilirken, bu durumun, seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelediği kaydedildi. Gerekçede, oy kullanma hakkı olmamasına karşın oy kullandığı tespit edilen kısıtlı, ölü ve tutuklu-hükümlü seçmen sayısının ise 706 olduğu ifade edildi.</p>
<p>İHTİYACIN 7 KATI MEMUR BULUNUYOR<br />
Gerekçede, İstanbul seçimlerinin yenilenme nedenlerinden birisi olan memur olmayan sandık kurulu başkan ve üyeleriyle ilgili önemli tespitler yer aldı. 13 Mart 2018 tarihinde yapılan değişikle sandık kurulu başkanlarının kamu görevlileri arasından seçilmesinin kanunen zorunlu hale getirildiği hatırlatılarak, kanun koyucunun getirdiği bu yeni düzenlemenin ilçe seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından itirazlar aşamasında dikkate alınması gerektiğine dikkat çekildi. İstanbul seçimlerinde kurulan 31 bin 186 sandık için 93 bin 558 kamu görevlisine ihtiyaç duyulduğu, buna karşın sandık kurullarında görev alabilecek durumda olan kamu görevlisi sayısının ise 220 bin olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca bu sayının sandık kurulu başkanlığı için ihtiyaç duyulan kamu görevlisinin sayısının yaklaşık yedi katı olduğu aktarıldı.</p>
<p>754 SANDIK BAŞKANI KAMU GÖREVLİSİ DEĞİL<br />
Gerekçede, yasal zorunluluk olarak ilçe seçim kurullarınca sandık kurulu başkanlarının makul ve hukuki bir gerekçe ileri sürülmeksizin belirlenmemiş olması ve bu suretle şekil şartlarının ihlalinin, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldırdığı belirtildi. Gerekçede, “Bu sebeple kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır” denildi. Gerekçede kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkan ve üyeye ilişkin de bilgiler yer aldı. Buna göre, 754 sandık kurulu başkanı yasal zorunluluğa uyulmaksızın kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendi. 754 sandıkta oy kullanan seçmen sayısının 212 bin 276 olduğuna dikkat çekilirken, AK Parti ve CHP arasındaki oy farkının ise 13 bin 729 olduğu vurgulandı. Gerekçede, “Bu şekilde oluşan sandık kurullarının yaptıkları seçim iş ve işlemlerine itibar edilemeyecek olması, sonuca müessir olay ve haller kapsamında değerlendirilerek seçimin neticesine müessir görülmüştür” ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>İLÇE SEÇİM KURULLARI İZAH EDEMEDİ<br />
Yine gerekçede, 2 bin 333 sandıkta sandık kurulu üyeliklerinin belirlenmesinde kanunun asıl hükmü olan kamu görevlileri arasından belirlenmesi ilkesi göz ardı edildiği belirtildi. Öte yandan, KHK ile kamudan ihraç edilen 6 kişinin sandık kurulu başkanı, 3’ünün de memur üye olarak görevlendirildiği kaydedildi. Gerekçede, kanuna aykırılık oluşturan bu belirlemenin neden yapıldığının ilçe seçim kurulları tarafından izah edilemediği de ifade edildi.</p>
<h2 data-card-id="540cccc6-7065-4f42-73bf-35ffd87886d7" data-card-type="H2">30 bin oy yok hükmünde</h2>
<div>
<figure data-action="popup" data-append="true" data-media="photo" data-type="image">
<div data-original="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2019/05/23/02/10/resized_28e11-1a72349emansetc.jpg" data-title="Fotoğraf"><img decoding="async" src="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2019/05/23/02/10/resized_28e11-1a72349emansetc.jpg" alt="" /></div><figcaption>
<div></div>
</figcaption></figure>
</div>
<p data-card-id="5b578d28-bf99-449f-da5b-7c0a5c050e23" data-card-type="Text">Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan ve İstanbul seçimlerinin iptal nedenlerinden gösterilen sayım döküm cetvelleriyle ilgili önemli tespitler de gerekçede yer aldı. Buna göre, 18 adet sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç bulunmadığı, 90 adet sandıkta ise sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu imzalarının bulunmadığı tespit edildi. 30 bin 281 seçmenin oy kullandığı 108 sandığa ilişkin gerekçede, “esasen yok hükmünde” değerlendirilmesi yapıldı. Gerekçede, “Sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik, tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir” denildi.</p>
<p>Ölülerin yerine oy kullanılmış</p>
<p>Gerekçede, oy kullanma hakkı olmamasına rağmen oy kullandığı tespit edilen kısıtlı, ölü ve tutuklu-hükümlü sayısının 706 olduğuna işaret edildi. Buna göre, 377 kısıtlı seçmenin oy kullandığı ifade edilen gerekçede, 6 sandıkta ölü olan kişilerin yerine oy kullanıldığı, 41 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 58 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 224 adet zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olan kişinin oy kullandığı ifade edildi.</p>
<p>Hukuksuzluğu kabul etti, iptal sebebi değil dedi</p>
<ul>
<li>
<div>
<figure data-action="popup" data-append="true" data-media="photo" data-type="image">
<div data-original="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2019/05/23/02/11/resized_7f054-482ffa93ysk5.jpg" data-title="Fotoğraf"><img decoding="async" src="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2019/05/23/02/11/resized_7f054-482ffa93ysk5.jpg" alt="" /></div>
</figure>
</div>
</li>
</ul>
<p>Seçimin iptaline karşı oy kullanan YSK Başkanı Sadi Güven muhalefet şerhinde ilginç ifadeler kullandı. “212 adet sandık kurulu başkanının yasaya aykırı şekilde görevlendirildiğinde şüphe yoktur” diyen Güven bu durumun tam kanunsuzluk olmadığını iddia etti. Red oyu veren diğer üye Yunus Aykın ise muhalefet şerhinde hiçbir maddi delile dayanmadan tahminlerine yer verdi. Aykın ölü 6 kişi ile hükümlü 99 kişinin yerine diğer seçmenler tarafından yanlışlıkla imza atılmış olabileceğini öne sürdü.</p>
<p>İtiraz hakkı etkili bir şekilde kullanılamadı</p>
<p>Gerekçede, kanuna aykırı şekilde oluşturulan sandık kurullarının oluşumuna karşı 2 Mart 2019 tarihine kadar itiraz edilmediği ve bu listelerin kesinleştiği iddialarına da cevap verildi. Sandık kurullarının kamu görevlisi olması gereken başkan ve üyelerinin listesinin talepte bulunmalarına karşın, siyasi partilere verilmediğine dikkat çekilen gerekçede, “Siyasi partiler bu konudaki itiraz haklarını etkili bir şekilde kullanamamışlardır. İlçe seçim kurulları sandık kurullarının oluşumuna ilişkin görevlerini kanuna ve genelgelere uygun olarak yerine getirmedikleri olağanüstü itiraz üzerine yapılan incelemeler sonucu ortaya çıkmıştır. Seçimin neticesine müessir bir halin varlığı saptandığında alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya kurullara derece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemiş olması, bu itirazın incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmeyecektir” ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>anahaberyorum.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/243-bin-oy-saibeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hırsızlar Koğuşu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hirsizlar-kogusu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hirsizlar-kogusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 11:41:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10315</guid>

					<description><![CDATA[Önceki akşam, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’nın iftar yemeğindeydik. Mekân olarak restore edilip müze olarak kullanılan Ulucanlar Cezaevi seçilmişti. Koğuşlardan birinde iftar yaparken geçmiş günlere gittim… Yıllar, yıllar önce 2 ay kadar ben de yattım o cezaevinde. Bulunduğumuz binanın hemen yanında bir “hırsızlar koğuşu” vardı. Volta alanlarının arasında geçiş olmasına rağmen, bizim bulunduğumuz tarafa gelmezlerdi, gelemezlerdi. Çünkü hırsızdı onlar! Cezaevinin en aşağılık sakinleri olarak görülürlerdi. Kafalarını kaldıramaz, başları önde gezerlerdi. Cezaevlerinde bugünkü yapı nedir, bilemiyorum! Fakat hırsızlıktan yakalanıp hüküm giyenlere uygulanan muamelenin pek değiştiğini sanmıyorum. Ama dışarıda durum farklı… Bakıyorum da şu günlerde adeta göklere çıkarılıyorlar. Artık hırsızlık yapanlar kutsanıyor bile. Hem insan içinde pervasızca başları dik gezebiliyorlar; hem de sağa sola saldırıp kendilerini yakalayanlara her türlü hakareti yapabiliyorlar. Eskiden bunların yakınları duruşmalar sırasında tanıkları tehdit ederlerdi. Hırsızın ceza almaması için adliye binalarında insanlara baskı yaparlardı. Şikâyetten vazgeçirmek için müştekileri sıkıştırırlardı. Artık, hâkimleri bile tehdit edecek kadar pervasızlaştılar. Hırsızın sesi, mazlumdan daha çok çıkıyor artık! *** 31 Mart’ta bir seçim geçirdik biz… Sayımlar yapılırken büyük bir şokla karşı karşıya kaldık. Adeta bir kanalizasyon patladı. Özellikle İstanbul’da hiç görmediğimiz, alışık olmadığımız organize bir yolsuzluk ve usulsüzlük yumağı çıktı karşımıza. Daha ilk anda yazmıştık, “Bu seçim iptal edilir” diye. Öyle de oldu, YSKbu milli irade hırsızlığına geçit vermedi. Ve döküldüler &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki akşam,<strong> Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı</strong>’nın iftar yemeğindeydik. Mekân olarak restore edilip müze olarak kullanılan <strong>Ulucanlar Cezaevi</strong> seçilmişti. Koğuşlardan birinde iftar yaparken geçmiş günlere gittim…</p>
<p>Yıllar, yıllar önce 2 ay kadar ben de yattım o cezaevinde. Bulunduğumuz binanın hemen yanında bir <strong>“hırsızlar koğuşu” </strong>vardı. Volta alanlarının arasında geçiş olmasına rağmen, bizim bulunduğumuz tarafa gelmezlerdi, gelemezlerdi. Çünkü hırsızdı onlar! Cezaevinin en aşağılık sakinleri olarak görülürlerdi. Kafalarını kaldıramaz, başları önde gezerlerdi.</p>
<p>Cezaevlerinde bugünkü yapı nedir, bilemiyorum! Fakat hırsızlıktan yakalanıp hüküm giyenlere uygulanan muamelenin pek değiştiğini sanmıyorum.</p>
<p>Ama dışarıda durum farklı…</p>
<p>Bakıyorum da şu günlerde adeta göklere çıkarılıyorlar. Artık hırsızlık yapanlar kutsanıyor bile. Hem insan içinde pervasızca başları dik gezebiliyorlar; hem de sağa sola saldırıp kendilerini yakalayanlara her türlü hakareti yapabiliyorlar.</p>
<p>Eskiden bunların yakınları duruşmalar sırasında tanıkları tehdit ederlerdi. Hırsızın ceza almaması için adliye binalarında insanlara baskı yaparlardı. Şikâyetten vazgeçirmek için müştekileri sıkıştırırlardı. Artık, hâkimleri bile tehdit edecek kadar pervasızlaştılar.</p>
<p>Hırsızın sesi, mazlumdan daha çok çıkıyor artık!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>31 Mart</strong>’ta bir seçim geçirdik biz…</p>
<p>Sayımlar yapılırken büyük bir şokla karşı karşıya kaldık. Adeta bir kanalizasyon patladı. Özellikle İstanbul’da hiç görmediğimiz, alışık olmadığımız organize bir yolsuzluk ve usulsüzlük yumağı çıktı karşımıza. Daha ilk anda yazmıştık, <strong>“Bu seçim iptal edilir”</strong> diye. Öyle de oldu, <strong>YSK</strong>bu milli irade hırsızlığına geçit vermedi.</p>
<p>Ve döküldüler ortalığa…</p>
<p>Yaşananları ters-yüz edip çarpıtarak öyle bir hale getirdiler ki, hırsız yerine malı çalınan hesap verme noktasına geldi! <strong>Mehmet Akif</strong> merhumun yıllar önce dile getirdiği bir tabloyla karşı karşıya kaldık:</p>
<p><strong>“Cani geziyor dipdiri… Can vermede masum! Suç başkasının da niçin başkası mahkûm?”</strong></p>
<p>Algılar olguların önüne geçince böyle oluyor işte! Şimdi de <strong>“Bir sandıkta üç ayrı oy var. Ama sadece biri iptal ediliyor. Olur mu böyle şey”</strong> diyorlar. Olmaz elbette. Olmaması da lazım. Ama hırsızlık böyle bir şey! Çalarsın, çalarsın, devam eder sanırsın. Etmez ama sonunda yakalarınsın. İstanbul’da da aynısı oldu.</p>
<p>Ayrıca, <strong>YSK</strong> itirazlar üzerinden değerlendirme yapıp, karar veren bir kurul. Sadece <strong>Büyükşehir</strong>ve iki ilçe sonuçlarına itiraz edildi. O itirazlar değerlendirilirken de <strong>CHP</strong> sürekli engelleme yaptı. Zaman zaman oy sayımlarını bile durdurdu. O yüzden yapılanların ancak bu kadarı ortaya çıktı!</p>
<p>Şimdi de suç bastırıp, dikkatleri başka yerlere yöneltmek için bağırıp çağırıyorlar… Herhangi bir mahkemeye gidip, bir hırsızlık davasını takip edin. Suçüstü yakalananların bile inkâr yoluna gidip, benzer davranışlar sergilediklerini, dikkatleri başka yönlere kaydırmaya çalıştıklarını göreceksiniz.</p>
<p>İstanbul seçiminde de bir suçüstü hali mevcuttur… O yüzden ortaya konulan tavrı ve suçu başka tarafa atma çabalarını yadırgamamak lazım!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hirsizlar-kogusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Kumpası</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/istanbul-kumpasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/istanbul-kumpasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2019 09:45:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kumpası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10276</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’ye “İstanbul” Kumpası&#8230; Türkiye kurulan bu kumpas, geçmiş darbe ve müdahale zincirinin bir halkasıdır. Bu defa kimsenin aklına gelmeyen sandık üzerinden deniyorlar. Sandıkta yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de bunun üzerinden bir mağduriyet algısı yaratmaya çalışıyorlar. Hiçbir projesi, işi, vizyonu, aklı olmayan ama sahnede iyi figüranlık yapacak birini de öne sürdüler. Bunun etrafında şimdiye kadar toparlayamadıkları üst birleşmeyi sağladılar. Çok sinsi, her türlü imaj ve algı oyunları ile sahnedeler. Şimdi söz sırası halkta&#8230; Ya bu oyunu bozacak! Ya da tekrar emperyalist kölelik tasmasını yine bu ülkenin boynuna asacaklar! Rüstem Budak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’ye “İstanbul” Kumpası&#8230;</p>
<p>Türkiye kurulan bu kumpas, geçmiş darbe ve müdahale zincirinin bir halkasıdır.</p>
<p>Bu defa kimsenin aklına gelmeyen sandık üzerinden deniyorlar.</p>
<p>Sandıkta yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de bunun üzerinden bir mağduriyet algısı yaratmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Hiçbir projesi, işi, vizyonu, aklı olmayan ama sahnede iyi figüranlık yapacak birini de öne sürdüler.</p>
<p>Bunun etrafında şimdiye kadar toparlayamadıkları üst birleşmeyi sağladılar.</p>
<p>Çok sinsi, her türlü imaj ve algı oyunları ile sahnedeler.</p>
<p>Şimdi söz sırası halkta&#8230;</p>
<p>Ya bu oyunu bozacak!</p>
<p>Ya da tekrar emperyalist kölelik tasmasını yine bu ülkenin boynuna asacaklar!</p>
<p>Rüstem Budak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/istanbul-kumpasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hem Kel Hem Fodul</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hem-kel-hem-fodul/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hem-kel-hem-fodul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2019 09:32:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[firuz türker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10263</guid>

					<description><![CDATA[Seçimlerde usulsüzlük yapıldı mı? AK Partinin ortaya koyduğu belgeleri herkes görmezden geldi. Tartışma YSK neye göre karar verecek değil de ne karar vereceğe indirgendi. YSK Kendisine sunulan belgelere göre karar verdi. Ve suçlu ilan edildi. AK Parti de hakkını hukuk yoluyla aradığı için suçlu. Eğer seçimlerde yolsuzluk yapıldı ve kanuna göre hareket edilmediyse seçimlerin yenilenmesi bunun doğal sonucu değil midir? Ama öyle düşünülmüyor. Yapıldıysa yapıldı, sandıktan çıkan sonuç bu, bunu kabullenin gibi bir tavır alınıyor. Tamam da, çıkan sonuç manipüle edilmiş sonuç değil mi? İmamoğlu&#8217;nun kazandığının garantisi var mı? Nedense &#8216;sandık her şey değildir&#8217; savunucuları sandık ta sandık diye tutturdu. Tamam sandık. Sandıkta hile yapıldığının belgesi var. Kafadan uydurulmuyor. Bütün bu atarlanmalar psikolojik üstünlük sağlamak için. Hem kel hem fodul. Bütün bunları demokrasi adına yaptıklarını söylüyorlar. Yazık&#8230; Firuz Türker]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seçimlerde usulsüzlük yapıldı mı?<br />
AK Partinin ortaya koyduğu belgeleri herkes görmezden geldi. Tartışma YSK neye göre karar verecek değil de ne karar vereceğe indirgendi. YSK Kendisine sunulan belgelere göre karar verdi. Ve suçlu ilan edildi. AK Parti de hakkını hukuk yoluyla aradığı için suçlu.<br />
Eğer seçimlerde yolsuzluk yapıldı ve kanuna göre hareket edilmediyse seçimlerin yenilenmesi bunun doğal sonucu değil midir?<br />
Ama öyle düşünülmüyor. Yapıldıysa yapıldı, sandıktan çıkan sonuç bu, bunu kabullenin gibi bir tavır alınıyor. Tamam da, çıkan sonuç manipüle edilmiş sonuç değil mi?<br />
İmamoğlu&#8217;nun kazandığının garantisi var mı?<br />
Nedense &#8216;sandık her şey değildir&#8217; savunucuları sandık ta sandık diye tutturdu. Tamam sandık. Sandıkta hile yapıldığının belgesi var. Kafadan uydurulmuyor.<br />
Bütün bu atarlanmalar psikolojik üstünlük sağlamak için. Hem kel hem fodul.<br />
Bütün bunları demokrasi adına yaptıklarını söylüyorlar.<br />
Yazık&#8230;<br />
Firuz Türker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hem-kel-hem-fodul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YSK Kararı Sonrası Cem Yılmaz&#8217;dan Tepki Çeken Açıklama!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ysk-karari-sonrasi-cem-yilmazdan-tepki-ceken-aciklama/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ysk-karari-sonrasi-cem-yilmazdan-tepki-ceken-aciklama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2019 06:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10250</guid>

					<description><![CDATA[Yüksek Seçim Kurulu (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. Kararın ardından ünlü komedyen Cem Yılmaz, sosyal medya hesabından ilginç ifadeler kullandı. O ifadelere tepkilere neden oldu. Yüksek Seçim Kurulu üyeleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. YSK üyeleri, AK Parti&#8217;nin itirazını 4 ret oyuna karşılık 7 oyla kabul etti. YSK&#8217;nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesine yönelik kararının ardından Cem Yılmaz Twitter hesabından tepki çeken açıklamalarda bulundu. Yılmaz sosyal medya hesabından &#8221; Seçimleriniz iptal edilmiştir&#8230;Peki ! Biraz daha izahat istiyor ama yok. Çok üzücü bir durum&#8230; Bunu memleketimiz hak etmiyor&#8230; Bir daha oy kullanmak çok büyük bir zahmet olmayacak, gidip vazifemizi yapacağız. Akılalmaz ama gerçek&#8230; Acı bir gerçek.&#8221; ifadelerini kullandı. (AHaber)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksek Seçim Kurulu (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. Kararın ardından ünlü komedyen Cem Yılmaz, sosyal medya hesabından ilginç ifadeler kullandı. O ifadelere tepkilere neden oldu.</strong></p>
<p>Yüksek Seçim Kurulu üyeleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. YSK üyeleri, AK Parti&#8217;nin itirazını 4 ret oyuna karşılık 7 oyla kabul etti.</p>
<p>YSK&#8217;nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesine yönelik kararının ardından Cem Yılmaz Twitter hesabından tepki çeken açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Yılmaz sosyal medya hesabından<strong> &#8221; Seçimleriniz iptal edilmiştir&#8230;Peki ! Biraz daha izahat istiyor ama yok. Çok üzücü bir durum&#8230; Bunu memleketimiz hak etmiyor&#8230; Bir daha oy kullanmak çok büyük bir zahmet olmayacak, gidip vazifemizi yapacağız. Akılalmaz ama gerçek&#8230; Acı bir gerçek.&#8221;</strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://cdn.esmedya.com.tr/Content/Resimler/images/BUbh2_1557168578_7291.jpg" alt="" /></p>
<p>(AHaber)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ysk-karari-sonrasi-cem-yilmazdan-tepki-ceken-aciklama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
