<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>23 haziran &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/23-haziran/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Sep 2019 13:37:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>23 haziran &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AK Parti&#8217;nin Kaybetmesi İkinci Geziyi Önledi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ak-partinin-kaybetmesi-ikinci-geziyi-onledi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ak-partinin-kaybetmesi-ikinci-geziyi-onledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jun 2019 06:18:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Şenay Tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11518</guid>

					<description><![CDATA[Millet İttifakı&#8217;nı oluşturan tarafların derdi asla İstanbul seçimini kazanmak değildi.. Seçimi kaybedip ikinci gezi olaylarını tetiklemekti.. FETÖ&#8217;nün sosyal medya timi de seçim sezonu boyunca bu mantıkla hareket etti.. Bir haberin yalan konseptini Cumhur İttifakı&#8217;nı savunan gruplara servis ederken gerçek konseptini ise Millet İttifakı&#8217;nı savunan sayfalara servis ettiler&#8230; Amaçları ise 31 Mart seçimlerinde devlete kurdukları kumpasla, Ekrem İmamoğlu&#8217;nu kazanmış fakat hakları elinden alınmış gibi gösterip 23 Haziran seçimlerinde seçimi tamamen kaybettirip AK Partilileri, yalanla iftirayla ve algıyla Ekrem İmamoğlu&#8217;nun oylarına çökerek seçim kazanmış gibi lanse edip mağdur edebiyatı ve diktatörlük edebiyatı üzerinden ikinci gezi olaylarını tetiklemekti&#8230; Ekrem İmamoğlu ikinci seçimde kazanmış olsa dahi, kaybetmiş gibi yaptırılacak sonuçlar bu yönde açıklanacak ve halk sokağa döktürülecekti&#8230; ABD&#8217;nin, ABD ve içimizdeki uzantılarının tüm planları hazırdı&#8230; Bu seçim üzerinden ikinci gezi olaylarını tetikleyecek&#8230; Bizi kendi içimizde meşgul ederken Akdeniz&#8217;de kıta sahanlığımıza çökeceklerdi.. Fakat hükümet 31 Mart kumpasına uyandı.. 23 Haziran&#8217;da bunu yapmalarına müsaade etmeyerek ve daha oylar dahi sayılmadan, Ekrem İmamoğlu&#8217;nun zaferini ilan ederek bir oyunu daha bozdu.. Devlet ebed müddet kuralına göre hareket eden bir devlet asla elde edeceği bir koltuğu düşünmez&#8230; İleriye dönük kazanımlarını hesap ederek yoluna devam eder&#8230; AK Parti hükümetinin şu anda birinci önceliği belediye seçimleri değil Akdeniz&#8217;de, altı petrol kaynayan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Millet İttifakı&#8217;nı oluşturan tarafların derdi asla İstanbul seçimini kazanmak değildi.. Seçimi kaybedip ikinci gezi olaylarını tetiklemekti.. FETÖ&#8217;nün sosyal medya timi de seçim sezonu boyunca bu mantıkla hareket etti.. Bir haberin yalan konseptini Cumhur İttifakı&#8217;nı savunan gruplara servis ederken gerçek konseptini ise Millet İttifakı&#8217;nı savunan sayfalara servis ettiler&#8230; Amaçları ise 31 Mart seçimlerinde devlete kurdukları kumpasla, Ekrem İmamoğlu&#8217;nu kazanmış fakat hakları elinden alınmış gibi gösterip 23 Haziran seçimlerinde seçimi tamamen kaybettirip AK Partilileri, yalanla iftirayla ve algıyla Ekrem İmamoğlu&#8217;nun oylarına çökerek seçim kazanmış gibi lanse edip mağdur edebiyatı ve diktatörlük edebiyatı üzerinden ikinci gezi olaylarını tetiklemekti&#8230; Ekrem İmamoğlu ikinci seçimde kazanmış olsa dahi, kaybetmiş gibi yaptırılacak sonuçlar bu yönde açıklanacak ve halk sokağa döktürülecekti&#8230; ABD&#8217;nin, ABD ve içimizdeki uzantılarının tüm planları hazırdı&#8230; Bu seçim üzerinden ikinci gezi olaylarını tetikleyecek&#8230; Bizi kendi içimizde meşgul ederken Akdeniz&#8217;de kıta sahanlığımıza çökeceklerdi.. Fakat hükümet 31 Mart kumpasına uyandı.. 23 Haziran&#8217;da bunu yapmalarına müsaade etmeyerek ve daha oylar dahi sayılmadan, Ekrem İmamoğlu&#8217;nun zaferini ilan ederek bir oyunu daha bozdu.. Devlet ebed müddet kuralına göre hareket eden bir devlet asla elde edeceği bir koltuğu düşünmez&#8230; İleriye dönük kazanımlarını hesap ederek yoluna devam eder&#8230; AK Parti hükümetinin şu anda birinci önceliği belediye seçimleri değil Akdeniz&#8217;de, altı petrol kaynayan kıta sahanlığımızı ele geçirmeye çalışan siyonistlere karşı dik durabilmektir.. Şu anda iki tarafta 1-1 beraberedir&#8230; 31 Mart&#8217;ta onlar bize gol attı&#8230; 23 Haziran&#8217;da biz onlara gol attık&#8230; Onlar şimdi planı devreye soktular.. Erdoğan bu ülkede meşruiyetini kaybetmiştir deyip devletimizi erken genel seçime götürmeye çalışacaklar.. Fox TV, Halk TV, tele1 gibi kanallar, seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz, daha ilk dakikalarda bu yönde konuşmalar ve algı operasyonları yapmaya başladı bile.. Devletinize güvenin, bu seçimden sonra şerden hayır hasıl olacak&#8230; AK Parti bir yandan bağırsak temizliği yaparken diğer taraftan dışarıdaki sorunlarıyla ilgilenecek&#8230; Şu anda 1. önceliğimiz seçim sonuçları değil Akdeniz&#8217;dir.. Devletimizin çalışmaları da bu yöndedir.. Bize düşen şey şu anda birbirimizi suçlamak değil 2023 hedeflerine kilitlendiğimiz böyle kritik bir dönemde, bir yandan devletimize şikayetlerimizi bildirirken diğer taraftan devletimizi gereksiz şeylerle meşgul etmemektir.. Bu ülkeye kaybettirilecek her bir kuruş, günahtır, vebaldir ve Akdeniz&#8217;de elde edeceğimiz kazanımlar trilyonlarla dahi hesap edilecek gibi değildir.. Şimdi bizim millet olarak karar vereceğimiz şey şudur; Akdeniz&#8217;e odaklanıp üzüm mü yiyelim, yoksa sırf öfkemizi yenmek ve egolarınızı tatmin etmek için ülkemizi genel seçime götürüp bağcıyı mı dövelim?<br />
Şenay Tek</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ak-partinin-kaybetmesi-ikinci-geziyi-onledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Seçimleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/istanbul-secimleri-2/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/istanbul-secimleri-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jun 2019 13:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11509</guid>

					<description><![CDATA[27 Mart, 1994 yılı İstanbul yerel seçim sonuçları: Refah Partisi, Recep Tayyip Erdoğan : % 25.19 Anavatan Partisi, İlhan Kesici: % 22.14 S.Demokrat H.Parti, Zülfü Livaneli : % 20.30 Doğru Yol Partisi, Bedrettin Dalan: % 15.46 Seçimler gece yarısından biraz sonra sonuçlandı, netleşti ve Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan seçimi kazanarak İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı oldu. Televizyonlarda bu tarihi seçimin yorumları yapılıyor. Ünlü gazeteciler, araştırma şirketi uzmanları, bilim adamları, sosyologlar, analistler sabaha kadar konuştu. Herkes büyük bir şaşkınlık içinde. Sabah Gazetesi, Hürriyet’ten sonra Türkiye’nin en etkin liberal Gazetesiydi. Anavatan ve DYP çizgisinde, daha çok da Anavatan çizgisinde yayın yapıyordu. ATV de yine o paralelde bir Televizyon kanalı olarak yayın yapıyordu. Hiç unutmam. Sonuçlar kesinleşip, Erdoğan’ın Başkanlığı netleşince, Mehmet Barlas, ATV stüdyosunda, oturduğu koltuğun arkasına yaslandı ve gözlerini kocaman açıp, hayretler içinde şu cümleyi kurmuştu: “Şimdi bu İstanbul’u, Refah Partili bir Belediye Başkanı mı yönetecek..? “ Ama; İstanbul’da sular akmıyordu İstanbul’da çöpler toplanmıyordu İstanbul’da hava solunmuyordu İstanbul’da kokusundan dolayı Haliç’in çevresinden geçilmiyor ve geceleri bu koku işkencesi daha dayanılmaz bir hal alınca, Haliç’e yakın semtlerde oturanlar evlerini ucuz, pahalı ya satıp ya da kiraya verip oradan uzaklaşıyordu. Aradan 25 yıl geçti&#8230;. O günlerde bulutlara bomba atarak su akıtmaya çalışan zihniyet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Mart, 1994 yılı İstanbul yerel seçim sonuçları:</p>
<div class="readmore"></div>
<p>Refah Partisi, Recep Tayyip Erdoğan : % 25.19</p>
<p>Anavatan Partisi, İlhan Kesici: % 22.14</p>
<div class="readmore"></div>
<p>S.Demokrat H.Parti, Zülfü Livaneli : % 20.30</p>
<p>Doğru Yol Partisi, Bedrettin Dalan: % 15.46</p>
<p>Seçimler gece yarısından biraz sonra sonuçlandı, netleşti ve Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan seçimi kazanarak İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı oldu.</p>
<p>Televizyonlarda bu tarihi seçimin yorumları yapılıyor.</p>
<p>Ünlü gazeteciler, araştırma şirketi uzmanları, bilim adamları, sosyologlar, analistler sabaha kadar konuştu.</p>
<p>Herkes büyük bir şaşkınlık içinde.</p>
<p>Sabah Gazetesi, Hürriyet’ten sonra Türkiye’nin en etkin liberal Gazetesiydi.</p>
<p>Anavatan ve DYP çizgisinde, daha çok da Anavatan çizgisinde yayın yapıyordu.</p>
<p>ATV de yine o paralelde bir Televizyon kanalı olarak yayın yapıyordu.</p>
<p>Hiç unutmam.</p>
<p>Sonuçlar kesinleşip, Erdoğan’ın Başkanlığı netleşince, Mehmet Barlas, ATV stüdyosunda, oturduğu koltuğun arkasına yaslandı ve gözlerini kocaman açıp, hayretler içinde şu cümleyi kurmuştu:</p>
<p>“Şimdi bu İstanbul’u, Refah Partili bir Belediye Başkanı mı yönetecek..? “</p>
<p>Ama; İstanbul’da sular akmıyordu</p>
<p>İstanbul’da çöpler toplanmıyordu</p>
<p>İstanbul’da hava solunmuyordu</p>
<p>İstanbul’da kokusundan dolayı Haliç’in çevresinden geçilmiyor ve geceleri bu koku işkencesi daha dayanılmaz bir hal alınca, Haliç’e yakın semtlerde oturanlar evlerini ucuz, pahalı ya satıp ya da kiraya verip oradan uzaklaşıyordu.</p>
<p>Aradan 25 yıl geçti&#8230;.</p>
<p>O günlerde bulutlara bomba atarak su akıtmaya çalışan zihniyet bugün; nüfusu o zamana göre nerdeyse üç kat artan İstanbul’a yüzlerce kilo metre uzaklıktan su getiren, musluklardan şakır şakır su akıtan, Haliç’i balık tutulacak hale getiren, İstanbul’un havasının temizliğini ve yeşilliğini dünyanın sayılı başkentlerinin önüne geçiren, denizin altından kara yolu ve raylı sistem yapan, İstanbul’u, modern ve konforlu metro ağları ile dört bir yandan saran hizmetleri yapanlardan devralıyor.</p>
<p>Mehmet Barlas hala Sabah Gazetesi baş yazarıdır, ATV ile birlikte daha farklı bir çizgide yayın yapıyorlar.</p>
<p>23 Haziran 2019 Pazar akşamı aynı Mehmet Barlas eğer yapılan seçim sonuçlarının analizini yapıyor olsaydı eminim, yine koltuğunun arkasına yaslanıp ciddileşecek, hayretler içinde gözlerini olduğundan daha fazla açıp:</p>
<p>“Şimdi bu İstanbul’u CHP’li bir Belediye Başkanı mı yönetecek? “ diye soracaktı.</p>
<p>Şu farkla ki, o gün Barlas tamamen ideolojik bir saikle bu cümleyi kurmuştu.</p>
<p>Şimdi ise, bir kar topu gibi hızla büyüyen, onlarca ülke nüfusundan daha fazla nüfusa sahip olan İstanbul’u, 25 yıl gibi kısa bir zaman içinde değiştirip dönüştürenlerin bunca hizmetlerine rağmen kaybetmesinden dolayı hayretler içinde kalacaktı.</p>
<p>Hepimiz hayretler içindeyiz.</p>
<p>Hayret bizim inancımızın bir “neşvesi” olan tasavvufta, Yaratıcımızın fiillerine hayranlık içinde olunmasıdır ve kul’un yükselişinde önemli bir basamaktır, hayret makamı.</p>
<p>Ne var ki dışa değil, içe dönük bakar bu makama ulaşan derviş.</p>
<p>Çünkü, her şey insanın içinde; ruhunda, yüreğinde, beyninde olup bitiyor.</p>
<p>İstanbul’da AK PARTİ’nin kaybetmesini ve CHP’nin kazanmasının sebeplerini, yüzlerce maddeyi alt alta yazarak sayıp dökenler elbette haklılar, esbaba tevessül bizim inancımızın bir gereği.</p>
<p>Fakat, bütün bunların sayılıp dökülmesi sırasında, işin aslını es geçiyoruz.</p>
<p>Ya da, bu yüzlerce sebebi sayarken asıl ve en önemli tek sebep diğerlerinin gölgesinde kalıyor.</p>
<p>Zengin iç alemimize dönerek o cevheri oradan çıkarıp hayatımıza hakim kılamazsak yazık olacak.</p>
<p>Liderin bunca emeğine yazık olacak.</p>
<p>AKPARTİ’ye yazık olacak.</p>
<p>Çevreden merkeze taşımayı vaad ettiğimiz, ama taşıyamadığımız milyonlarca garip gurebaya yazık olacak.</p>
<p>Yıllarca ezilmiş, itilip kakılmış kitlelere yazık olacak.</p>
<p>İstanbul’a yazık olacak.</p>
<p>Türkiye’ye ve Türkiye’ye umut bağlamış milyonlarca mazlum kavimlere, topluluklara, halklara yazık olacak.</p>
<p>İçimize dönelim ve içimizdeki o cevheri büyük bir hasret ve hayretle çıkarıp, hayatımıza hakim kılalım.</p>
<p>Bu davanın siyası nüvesini Türkiye’de atan mimar, rahmetli Erbakan, o cevherin adını koymuş ve bütün diğer işlerden evvel yapılması gerekenin o olduğunu ifade ederek yola çıkmıştı: Önce Ahlak ve Maneviyat.</p>
<p>O cevher aradan çekilince, işler, ahlak ve maneviyat yoksunu şahısların elinde paçavraya döndü ve halk da bunu gördü.</p>
<p>15 yıl gibi, çok kısa bir süre içerisinde Türkiye’yi iki asırlık vesayetten ve onlarca paslı zincirinden kurtararak dönüştüren bir lider olarak Erdoğan, sırtındaki kan emici keneleri temizleyip, bu mazlum halkı imansızla ahlaksız arasında sıkışmaktan kurtarmalı ve özlenen menzile ulaştırmalıdır.</p>
<p>Seçim sonuçlarını, rahmetli Özal’ın ANAP’ının 1989 yılı yerel seçimlerinde ki kaybedişine benzetenler yanılıyorlar</p>
<p>Cumhurbaşkanımızda ben bu mazlum halkı menzile ulaştıracak ; azmi, gayreti, enerjiyi, imanı ve feraseti görüyorum.</p>
<p><strong>CÜMLEDEN CÜMLEYE&#8230;</strong></p>
<p>Faruki, “ Ümmet içindeki, özellikle Araplarla diğer Müslüman toplumlar arasındaki bölünmeler, Batı tarafından yaratılmıştır” tespitini yapmıştı.</p>
<p>Düşünür, “Arap ve İslami kimlikler arasında bir fark olmadığını, farklı etnik kökenler ve siyasal görüşlerden gelen bütün Müslümanların ümmetin çürümesi ve yozlaşmasına karşı mücadele vermek için birleşmesi” gerektiğini savunuyordu.</p>
<p>“İslamın evrensel bir din olarak tartışmaya yer vermeyecek kadar açık bir şekilde milliyetçiliğe karşı” olduğunu söylüyordu.</p>
<p>Cenneti Arayan Adam/ Ziyaüddin Serdar</p>
<p><strong>Ferman Karaçam &#8211; Haber 7</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/istanbul-secimleri-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırgın ve Küskünlere İthafen</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kirgin-ve-kuskunlere-ithafen/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kirgin-ve-kuskunlere-ithafen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jun 2019 21:47:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Elönü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11448</guid>

					<description><![CDATA[İşte Haber7 yazarı Esra Elönü&#8217;nün köşesinde kaleme aldığı o yazı; Kırgınsın öyle mi? Sen, Allahım helal etmiyorum! Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili&#8217;nin yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem! Diyen Abdülhamit Han kadar kırgın olamazsın. Sen, Dar Ağacına yürürken, milletinin yüzüne son kez bakan Adnan Menderes kadar kırgın olamazsın. Şimdi senden inandıklarına, kitabına ve resulün emanetlerine son kez bakmanı isteyen Cehillere oy mu vereceksin? Sen, sırtı bize dönük ölen Aylan bebek kadar kırgın olamazsın can kardeşim. Biberonunda son şehadet sütü yarım kalmış Aylan bebek kadar kırgın olamazsın. Düşün, Aylan bebeklerin bir şezlong kadar yer kaplayan bedenlerini zalimlerin zalimliğine mi bırakacaksın? Düşün, Safa ile Merve arasında koşar gibi bir evladının acısından diğer yavrusunun acısına koşan Mazlum Hacer’leri yalnız mı bırakacaksın? Böyle sormuştum. Ve dua ediyorum. Çok büyük bir oyunun içindeyiz, Allah seçime kadar küskün kardeşlerimizin ferasetini artırsın. Allah küskünlüğe feda edilmeyecek şeyleri bu kardeşlerimize hatırlatsın. Bakın, eğer kazanırlarsa mazlumun önünden alacakları aşın ilk hamlesini İstanbulla yapacaklar, İstanbulu hendek kazmalarına teslim edip Fatih ruhuna Bizans salyalarını sıçratıp &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İşte Haber7 yazarı Esra Elönü&#8217;nün köşesinde kaleme aldığı o yazı;</p>
<p>Kırgınsın öyle mi?</p>
<p>Sen, Allahım helal etmiyorum! Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili&#8217;nin yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem! Diyen Abdülhamit Han kadar kırgın olamazsın.</p>
<p>Sen, Dar Ağacına yürürken, milletinin yüzüne son kez bakan Adnan Menderes kadar kırgın olamazsın. Şimdi senden inandıklarına, kitabına ve resulün emanetlerine son kez bakmanı isteyen Cehillere oy mu vereceksin?</p>
<p>Sen, sırtı bize dönük ölen Aylan bebek kadar kırgın olamazsın can kardeşim. Biberonunda son şehadet sütü yarım kalmış Aylan bebek kadar kırgın olamazsın. Düşün, Aylan bebeklerin bir şezlong kadar yer kaplayan bedenlerini zalimlerin zalimliğine mi bırakacaksın?</p>
<p>Düşün, Safa ile Merve arasında koşar gibi bir evladının acısından diğer yavrusunun acısına koşan Mazlum Hacer’leri yalnız mı bırakacaksın?</p>
<p>Böyle sormuştum. Ve dua ediyorum. Çok büyük bir oyunun içindeyiz, Allah seçime kadar küskün kardeşlerimizin ferasetini artırsın. Allah küskünlüğe feda edilmeyecek şeyleri bu kardeşlerimize hatırlatsın.</p>
<p>Bakın, eğer kazanırlarsa mazlumun önünden alacakları aşın ilk hamlesini İstanbulla yapacaklar, İstanbulu hendek kazmalarına teslim edip Fatih ruhuna Bizans salyalarını sıçratıp kahkaha atacaklar. O Pensilvanya’daki cerahatten firavuna Musaları vurduracaklar. Necmettin Öğretmenin, Aybüke Öğretmenin yaşayamadığı güzel günleri, PKK’lı itlere yaşatacaklar.</p>
<p>Bilmez misin kardeşim, kırgınlığa feda edilmeyecek şeyler vardır. Vatan, Toprak, Bedirhan bebeğin vebali kırgınlığa feda edilir mi Allah aşkına söyle.</p>
<p>Allah aşkına söyle, &#8221;oğlumu babasıyla beraber gömün korkar&#8221; diyen annenin feryatları kırgınlığa feda edilir mi?</p>
<p>Allah aşkına söyle, kucağına yeni aldığı evladının kulağına adıyla ezanı okuyamadan selası okunan şehidin yiğitliği küskünlüğe feda edilir mi?</p>
<p>Allah aşkına söyle, &#8221;Bu dünyada mutlu olamadı cennette mutlu olsun&#8221; diyen elinde oğlunun karnesiyle gözyaşı döken Eren Bülbül’ün annesinin mahzunluğu kırgınlığa feda edilir mi?</p>
<p>Ne oluyor bize, elini önce vicdanına sonra şehitlerin soğuk musalla taşına götür can kardeşim..</p>
<p>Şimdi ne olur kırgınım deme bana, bak senin kırgın olduğun dalda kan şakıyor bülbül. Sakın kırgınım deme bana, bak mihrabına salyalarca gülenlerin ezdiği olmuşsun. Ne olur kırgınım deme, bak senin bıraktığın küreğine hangi hendek kazmaları talip. Bak , senin esnediğin kalende hangi zalim gevşiyor.</p>
<p>Sakın kırgınım deme bana, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul sabrını, sana ve inandıklarına İsyanbulayanların kahkahasına terk etme.</p>
<p>Sen düşenin dostusun düşürene meyletme!</p>
<p>Senin kalbine batan diken bizim elimizi acıtır lakin şu sırtındaki hançerleri, hınç erlerine aşikar etme!</p>
<p>Gel kitabı yeniden açalım, Beraber okuyalım ecdadın ruhuna fatihamızı, bir fatihamız da boş bıraktığımız saflarda yeniden nefes olsun..</p>
<p>Bırak nefretlerinin esiri olanları sen sabrında hürsün.</p>
<p>Onları bitirecek ve bizi yeniden başlatacak olan Allah’a sonsuz şükürler olsun..</p>
<p>Esra Elönü- Haber 7</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kirgin-ve-kuskunlere-ithafen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçime Bir Gün Kaldı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/secime-bir-gun-kaldi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/secime-bir-gun-kaldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jun 2019 08:57:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11436</guid>

					<description><![CDATA[İmamoğlu&#8217;na oy verme arzusuyla yanıp kavrulan bir kitle var. Hiç bir şey onları bu yoldan alıkoyamaz. Ne İmamoğlu&#8217;nun rakibiyle çıkacağı tartışma programı öncesi moderatörle gizlice buluşması ve bunun öncesinde rakibine &#8216;soruları görmek istemiş&#8217;! diye iftira atması ne de bu buluşmayı akıl almaz söylemlerle önemsiz gibi göstermeye çalışması. Ne VIP kapılarını omuzlaması, ne de valiye hakaret etmesi ve de her şey kamera kayıtlarında belli iken bunu inkar etmesi. Ne Beylikdüzü belediyesinin parasını çar çur etmiş olması ne de buna rağmen yalan belgelerle İBB de yolsuzluk ve usulsüzlükler olduğu iddiası ile bunları ortadan kaldıracağından söz etmesi. Ne de hakkında Sayıştay tarafından açılmış yolsuzluk davasının sürüyor olması. Ne sahip olduğu büyük mal varlığına rağmen yoksulluk edebiyatı yapıyor olması. Ne kamu malı üzerine villalar inşa ederek bunları satması ne de bu villalardan alan yurttaşların hakkında &#8216;nitelikli dolandırıcılıktan&#8217; dava açmış olması. Ne birinin talimatıyla mı yoksa kendi kafasından mı yaptığı belli olmayan bir şekilde yasadışı olarak belediyedeki verileri kopyalatmış olması. Ne olağanüstü soğukkanlılık ve pişkinlikle yalanlar söylüyor olması. Ne de 31 Martta Binali beyin oylarının onun lehine çalınmış olması. Hiç bir şey, ama hiç bir şey onların bu İmamoğlu&#8217;na oy verme arzusunu dindiremez. CHP liler, İYİ partililer, HDP liler, kendine solcu diyenler, ve de bilcümle &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İmamoğlu&#8217;na oy verme arzusuyla yanıp kavrulan bir kitle var.<br />
Hiç bir şey onları bu yoldan alıkoyamaz.<br />
Ne İmamoğlu&#8217;nun rakibiyle çıkacağı tartışma programı öncesi moderatörle gizlice buluşması ve bunun öncesinde rakibine &#8216;soruları görmek istemiş&#8217;! diye iftira atması ne de bu buluşmayı akıl almaz söylemlerle önemsiz gibi göstermeye çalışması.<br />
Ne VIP kapılarını omuzlaması, ne de valiye hakaret etmesi ve de her şey kamera kayıtlarında belli iken bunu inkar etmesi.<br />
Ne Beylikdüzü belediyesinin parasını çar çur etmiş olması ne de buna rağmen yalan belgelerle İBB de yolsuzluk ve usulsüzlükler olduğu iddiası ile bunları ortadan kaldıracağından söz etmesi.<br />
Ne de hakkında Sayıştay tarafından açılmış yolsuzluk davasının sürüyor olması.<br />
Ne sahip olduğu büyük mal varlığına rağmen yoksulluk edebiyatı yapıyor olması.<br />
Ne kamu malı üzerine villalar inşa ederek bunları satması ne de bu villalardan alan yurttaşların hakkında &#8216;nitelikli dolandırıcılıktan&#8217; dava açmış olması.<br />
Ne birinin talimatıyla mı yoksa kendi kafasından mı yaptığı belli olmayan bir şekilde yasadışı olarak belediyedeki verileri kopyalatmış olması.<br />
Ne olağanüstü soğukkanlılık ve pişkinlikle yalanlar söylüyor olması.<br />
Ne de 31 Martta Binali beyin oylarının onun lehine çalınmış olması.<br />
Hiç bir şey, ama hiç bir şey onların bu İmamoğlu&#8217;na oy verme arzusunu dindiremez.<br />
CHP liler, İYİ partililer, HDP liler, kendine solcu diyenler, ve de bilcümle Erdoğan karşıtlığı ile bilenmiş olanlar; sırf &#8216;demokrasi&#8217; uğruna &#8216;tıpış tıpış&#8217; gidip oy verecekler.<br />
Bütün her şeyi sineye çekerek, içlerine sindirerek, bütün defolarına birer kılıf uydurup vicdanlarını rahatlatarak.<br />
Firuz Türker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/secime-bir-gun-kaldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Esas Gündemin Seçim Olmadığını Görmemiz Lazım</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/esas-gundemin-secim-olmadigini-gormemiz-lazim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/esas-gundemin-secim-olmadigini-gormemiz-lazim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 13:17:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Guaido]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11356</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’de İşaret Ettiği Türkiye&#8217;ye dost olan ülkelerde de krizler yaşanıyor. Mesela; Venezuela, Sudan, Katar örnek gösterilebilir. O ülkelerde yaşananların Türkiye ile bağlantısı var mı? Var tabii… Venezuela&#8217;da seçilmiş bir devlet başkanı var onu görevden alıp yerine kendi tayin ettikleri meclis başkanı olduğunu söyleyen bir kişiyi devlet başkanı ilan ediyorlar. Guiado’yu! Bunun sebebi çok açık. Venezuela, Amerika Kıtası içinde ve dünyanın en zengin petrol kaynaklarına sahip. ABD, o petrol kaynaklarını ele geçirmek, kendi şirketlerinin orayı daha büyük haklarla sömürmesini istiyor. Amerika’nın Venezuela’ya müdahalesi yeni bir sömürgecilik anlayışının ifadesinden başka bir şey değil. Nitekim Bolton bunu açıkça söyledi. “Biz bir şey istemiyoruz, bizim petrol şirketlerimiz gelsin orayı işletsin! Siz de faydalanın, biz de faydalanalım.” Siz faydalanın da yüzde kaçını Venezuela&#8217;ya bırakacaksınız, yüzde kaçını siz alacaksınız? Venezuela Devleti, kaynakları kendisine tahsis ederek ve buradan elde ettiği gelirlerle düşük gelirlilerin sağlık hizmetlerini, eğitim hizmetlerini ilerletmeye ve onlara üretim imkânları yaratmaya çalıştı. Bence doğru bir şey yaptı. Kaynaklarını ülkesinin menfaatine kullandı ama onlar bunun öyle olmasını istemiyor. Sudan&#8217;a bakalım; Sudan da Türkiye ile işbirliği halinde olan bir General Beşir vardı. Kuşak Yol çerçevesinde işbirliğimiz devam edecekti. Biz orada birtakım yatırımlar yaptık, kalkınmasına yardımcı olmaya çalıştık. Ama Beşir’in bu gayreti, bir noktada onun iktidardan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’de İşaret Ettiği</strong></p>
<p><strong>Türkiye&#8217;ye dost olan ülkelerde de krizler yaşanıyor. Mesela; Venezuela, Sudan, Katar örnek gösterilebilir. O ülkelerde yaşananların Türkiye ile bağlantısı var mı?</strong></p>
<p>Var tabii… Venezuela&#8217;da seçilmiş bir devlet başkanı var onu görevden alıp yerine kendi tayin ettikleri meclis başkanı olduğunu söyleyen bir kişiyi devlet başkanı ilan ediyorlar. Guiado’yu!</p>
<p>Bunun sebebi çok açık. Venezuela, Amerika Kıtası içinde ve dünyanın en zengin petrol kaynaklarına sahip. ABD, o petrol kaynaklarını ele geçirmek, kendi şirketlerinin orayı daha büyük haklarla sömürmesini istiyor. Amerika’nın Venezuela’ya müdahalesi yeni bir sömürgecilik anlayışının ifadesinden başka bir şey değil.</p>
<p>Nitekim Bolton bunu açıkça söyledi. “Biz bir şey istemiyoruz, bizim petrol şirketlerimiz gelsin orayı işletsin! Siz de faydalanın, biz de faydalanalım.”</p>
<p>Siz faydalanın da yüzde kaçını Venezuela&#8217;ya bırakacaksınız, yüzde kaçını siz alacaksınız? Venezuela Devleti, kaynakları kendisine tahsis ederek ve buradan elde ettiği gelirlerle düşük gelirlilerin sağlık hizmetlerini, eğitim hizmetlerini ilerletmeye ve onlara üretim imkânları yaratmaya çalıştı. Bence doğru bir şey yaptı. Kaynaklarını ülkesinin menfaatine kullandı ama onlar bunun öyle olmasını istemiyor.</p>
<p>Sudan&#8217;a bakalım; Sudan da Türkiye ile işbirliği halinde olan bir General Beşir vardı. Kuşak Yol çerçevesinde işbirliğimiz devam edecekti. Biz orada birtakım yatırımlar yaptık, kalkınmasına yardımcı olmaya çalıştık. Ama Beşir’in bu gayreti, bir noktada onun iktidardan olmasına sebebiyet verdi.</p>
<p>Sevakin Adası’nı mesela Türkiye&#8217;ye tahsis etmişlerdi, kritik bir noktaydı. Herhalde bunu da geri almaya çalışacaklardır. Arkasında stratejik bir amaç var. Aynı şeyi Libya&#8217;da gördük. Ortada bir düzen vardı, o düzeni bozdular. Şimdi ülke paramparça oldu.</p>
<p>Irak&#8217;ta da benzer bir durum var. Irak Devleti olmasına rağmen mezhep ve etnik bazda ülkeyi parçaladılar. Aynı şey Bosna-Hersek&#8217;te de yapıldı. Suriye&#8217;de de aynısını yapmak istiyorlar. Onun için biz, “Üniter bir devlet ve toprak bütünlüğü korunan bir Suriye” diyoruz. Güya demokrasi getireceklerdi ne hale getirdiler.</p>
<p>DAEŞ terör örgütü üyelerini Suriye&#8217;den alıp Afganistan&#8217;a götürdüler, İran sınırına yığmışlar. DAEŞ’i İran&#8217;ın içine sokup İran&#8217;ın istikrarını bozmaya çalışıyorlar.</p>
<p><strong>Türkiye’de bir Guaido çıkarılmak isteniyor mu? Guaido sizce muhalefetten mi çıkarılacak, yoksa iktidar partisinden gelen isimler arasından mı?</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de de bir Guaido çıkarılmak istendiği kesin. Tahmin ediyorum birçok Guiado adayı var. Guaido her yerden çıkabilir. İktidara yakın olmuş isimlerden de muhalefetten de çıkarabilirler. Ama bir insanın düşebileceği en kötü durum, Guaido olmaktır. Çünkü Guaido olmak, memlekete ihanet anlamına gelir.</p>
<p>Guaido, bir sembol. Ülkelerin içerisinden çıkarılan, onlara hizmet eden, isteyerek veya istemeyerek menfaatini onların menfaatleri ile birleştiren insanlar. Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabesi’nde; “Şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler” diyor ya, Guaido da bunu yapıyor zaten.</p>
<p><strong>Osmanlı Donanmasına Yapıldığı Gibi…</strong></p>
<p><strong>Doğu Akdeniz&#8217;de bir kriz yaşanıyor. ABD ile mi, Rumlarla mı anlaşma sağlamalıyız? Amerika Türkiye için bir tehdit oluşturmaya başladı, bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Rusya, sıcak denizlere inmek istiyor. Almanya’nın Orta Doğu petrollerine ulaşma hayali var. Bir yandan da İsrail&#8217;in, büyük İsrail kurma amacı var. Türkiye&#8217;nin politikası ne olmalı sizce?</strong></p>
<p>Bütün davranışlarına baktığımız zaman sanki öyle gibi görünüyor. Çünkü Bay Netenyahu çok açık olarak ifade etti. “Şimdi en güçlü olduğumuz zamandır. Şimdi yaparsak yaparız. İleride böyle bir şans yakalayabilir miyiz bilmiyorum” dedi.</p>
<p>Demek ki şu anda Amerika&#8217;nın bu derece atak davranması, Kudüs&#8217;ü İsrail&#8217;in başkenti ilan etmesi, Batı Şeria&#8217;da Yahudi yerleşim yerlerinin artması, Gazze’nin sıkıntıya sokulması, açık hava hapishanesi gibi Mısır&#8217;ın bu yönde yönlendirilmesi… Her şeyden önce İsrail&#8217;in seçimleri kazanan Netenyahu hükümetiyle Amerika&#8217;nın bir araya gelip bu hedefleri özellikle düşman olarak gördükleri; İran&#8217;ı ve aynı zamanda Türkiye&#8217;yi bir noktada kontrol altına alabilmek için onun üzerinde baskı kurmaları…</p>
<p>PKK-PYD kuvvetlerinin 65 bin kişilik bir ordu haline dönüşmesi, omuzdan atılan stinger füzelerinin verilmesi, Arizona da F16 ve helikopter pilotu olarak eğitilmelerine baktığımız zaman sıkıştırılmak istendiğimiz görülüyor.</p>
<p>Öteki taraftan Türkiye, Yunanlar kullanılarak Doğu Akdeniz ve Ege&#8217;de sıkıştırılmaya çalışılıyor. Kıbrıs da sıkıştırılmaya çalışılıyor. Rum asıllı olan ve ailesiyle İzmir&#8217;den Amerika&#8217;ya göç eden Oramiral Stavridis&#8217;in yaptığı bir senaryo var. Amerikan Deniz Kuvvetleri Enstitüsü’nde çalışılmış. Türk donanmasına ani bir baskınla imha edip böylece Osmanlı&#8217;ya yaptıkları gibi korumasız bırakmak ve Kıbrıs&#8217;ı Türkiye&#8217;den koparmak ve işgal etmek. Kıbrıs Türklerini oradan çıkarmak, orada elde edilmiş hakları Rumların eline bırakmak. Yani bir Batı Trakya haline getirmek.</p>
<p>Böylece Birinci Dünya Savaşı sonunda İngilizlerin tıpkı Yunanları, Anadolu&#8217;ya sürdükleri gibi şimdi de Amerikalılar, Avrupa Birliği&#8217;ni de arkalarına almak suretiyle İngilizlerin yerine geçerek aynı şeyi yapmak istiyor.</p>
<p>Türkiye Mavi Vatan tatbikatını yaparak Doğu Akdeniz&#8217;deki haklarından vazgeçmeyeceğimizi ortaya koydu. Deniz Kurdu tatbikatını yapıyoruz. Yani bir donanma baskınına karşı hazırlıklıyız. Donanmamızı güçlendiriyoruz, daha da güçlendireceğiz. Kendi gemilerimizi, firkateynlerimizi yaparak Deniz Kuvvetleri&#8217;nde büyük bir ilerleme sağladık. Hatırlarsanız Ergenekon, Balyoz davalarında en çok içeri atılanlar denizciler oldu. Hedefleri, donanmayı zayıflatmaktı.</p>
<p>Dikkat ederseniz Akdeniz, güçlülerin çarpıştığı bir alan haline geldi. Ege Denizi keza öyle. Bir tek barış denizi olarak kalan Karadeniz. Karadeniz&#8217;i de bir savaş alanı haline getirmek, Montrö Anlaşmasını devre dışı bırakmak, oraya uçak gemileriyle, savaş gemileriyle girmek istiyorlar. Yumuşak karnı olduğu için Rusya bunu kesinlikle arzu etmiyor. Türkiye&#8217;de istemiyor. Çünkü Karadeniz&#8217;e en büyük sahili olan ülke Türkiye.</p>
<p>Dolayısıyla Türkiye ve Rusya&#8217;nın çıkarları örtüşüyor. Rusya ile Türkiye&#8217;nin çıkarları Suriye konusunda da örtüşüyor. Orayı bir an önce barışa kavuşturmak, Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğünü korumak ve üniter bir Suriye Devleti meydana getirmek istiyor.</p>
<p>Amerika ise İsrail’le işbirliği yaptığı için orada büyük İsrail&#8217;i yaratmak teşebbüsleri ile orada iç savaşın devam etmesini böylece Lübnan&#8217;daki Hizbullah&#8217;ın zayıflamasını, İran&#8217;ın, Türkiye&#8217;nin zayıflamasını arzu ediyor. O bakımdan bizim İran&#8217;la, Irak&#8217;la, Şam’la hatta Moskova’yla çıkarlarımız örtüşmekte. Dolayısıyla Astana süreci de bu bakımdan önem taşımaktadır. İdlib konusunda bazı anlaşmazlıklar olsa da İdlib’in teröristlerden temizlenmesi konusunda herkes mutabık.</p>
<p><strong>“Beka Deyince Millet Alay Ediyor Ama…”</strong></p>
<p><strong>Sizce bu mümkün mü? </strong></p>
<p>Biz, mümkün olduğunu gösterdik. Türkiye&#8217;de açılım sürecinden sonra Güneydoğu Anadolu bölgesinde bunu yaptık. PKK-PYD kendilerine tanınan fırsatı kullanamayarak orayı barikatlarla, çukurlarla doldurdu. Sivil halkı kontrol altına almaya çalıştı. Güvenlik güçlerimiz müdahale etti. Sokak sokak, ev ev mücadele ederek orayı temizledik. Büyük kayıplar verdik ama Güneydoğu Anadolu&#8217;yu PKK’dan temizledik.</p>
<p>Aynı şey İdlib&#8217;te Suriye ordusunun yapması lazım. Burada istihbarat örgütlerine de çok büyük görev düşüyor. Yalnız bizim istihbarat örgütümüze değil Suriye, Rusya, İran istihbaratlarına da görev düşüyor. Bu yapılırsa İdlib’in terörden temizlenebileceğine inanıyorum.</p>
<p>Trump çıkıyor, &#8220;Biz Kudüs&#8217;ü İsrail&#8217;in başkenti, Golan’ı, İsrail toprağı yaptık” diyor. İran&#8217;ı ambargoya tabi tutuyor. Aynı şeyi bize yapmıyorlar mı? Dolar üzerinden yapılan operasyonlar buna hizmet etmiyor mu? Hangi partiden olursak olalım, bunlara karşı uyanık olmak, birlik içinde hareket etmek mecburiyetindeyiz. Bu, bir milli görev. Biz bu milli görevi yerine getiriyor muyuz? Bu soruyu kendimize soralım önce. Bakın seçimler, vesaireler bunlar ikinci planda olan konular. Esas gündemin bu olmadığını görmemiz lazım.</p>
<p>Beka sorunu denildiği zaman millet alay ediyor. “Beka neymiş” diyor. Beka işte bu. İnsan olarak var olmaya devam etmek için mücadele etmeliyiz ve beraberce bunu bozmaya çalışan güçlere karşı da bir savaş vermek zorundayız. Bu savaşı veriyor muyuz? Yoksa onlara alet mi oluyoruz, onların aracı haline mi dönüşüyoruz? 19 Mayıs&#8217;ın, İstiklal Savaşı&#8217;nın, Cumhuriyetin ruhu bu mudur? Bu soruyu kendimize sormadığımızı düşünüyorum.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Mücadele’nin yüzüncü yıldönümünde Samsun&#8217;da siyasi parti liderleriyle bir aradaydı. Bu birlik mesajı sizce dış dünyaya verilen bir mesaj mı, iç siyaset için verilen bir mesaj mıydı? </strong></p>
<p>Bence ikisine birden verilen bir cevap bu. Türk insanını, çeşitli partilere mensup olan liderler temsil ediyor. Bir noktada içinde bulunduğumuz zorlukları yenmek için birlikte hareket etmemiz, asgari müştereklerde birleşmemiz lazım. Nedir asgari müştereklik? Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin devam etmesi, bekası, hiçbir şekilde tehdit edilmemesi ve olası tehditlere karşı birlikte durmamız. Farklı düşünceleriniz olabilir, bunu savunabilirsiniz ama bu birlikteliğimizi bozmamamız, aynı amaca hizmet ettiğimizi unutmamamız lazım.</p>
<p>Siz, Yüksek Seçim Kurulu’nu sevmeyebilirsiniz, kararlarına uymayabilirsiniz, “beğenmiyorum” diyebilirsiniz ama beğenmemeniz, onlara hakaret etmenizi gerektirmiyor. Oradaki yargıçlar, yargıç görevlerini yapıyor. Siz her yargıcın kararına uymayabilirsiniz, tenkit de edebilirsiniz kararları ama onlara hakaret edemezsiniz, onlara çete diyemezsiniz, dememeniz lazım. Asgari nezaket kurallarına da uymayı bilmek lazım.</p>
<p><strong>Söyleşi Aynur Bayram</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/esas-gundemin-secim-olmadigini-gormemiz-lazim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Haziran Seçimleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/23-haziran-secimleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/23-haziran-secimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 13:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11347</guid>

					<description><![CDATA[31 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında. “YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti&#8217;nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK&#8217;nin kararını sert dille eleştirerek, “31 Mart&#8217;ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “YSK&#8217;nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını” söyledi. HDP Twitter hesabından “YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun eğerek, zerre kadar demokratik meşruiyeti olmayan bir karar almıştır” derken, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu kararla ilgili olarak Twitter’da, “YSK kararına ret oyu veren YSK üyelerine selam göndererek, “Yüksek Seçim Kurulu’ndaki Rabia(4)’ya selam olsun” ifadelerini kullandı. İptal kararının ardından, sanatçıların “herşeyçokgüzelolacak” paylaşımında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında<a href="https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/05/07/kilicdaroglundan-ysk-skandali-7-hakimin-ismini-tek-tek-sayip-chplilere-yuhalatti">.</a> “<em>YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti&#8217;nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar</em>” dedi.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK&#8217;nin kararını sert dille eleştirerek, “<em>31 Mart&#8217;ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır</em>” dedi.</p>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “<em>YSK&#8217;nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını</em>” söyledi.</p>
<p>HDP Twitter hesabından “<em>YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun eğerek, zerre kadar demokratik meşruiyeti olmayan bir karar almıştır” derken, </em>Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu kararla ilgili olarak Twitter’da, “<em>YSK kararına ret oyu veren YSK üyelerine selam göndererek, “Yüksek Seçim Kurulu’ndaki Rabia(4)’ya selam olsun</em>” ifadelerini kullandı. İptal kararının ardından, sanatçıların “<em>herşeyçokgüzelolacak</em>” paylaşımında bulunması dikkat çekti.</p>
<p>YSK’nın iptal kararına, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “<em>Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız ‘367 Kararı’ karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız</em>” diye tweet atarken, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da “<em>Siyasî geleneğimizin en temel değeri de son sözün sandıkta tecelli eden millet iradesine ait olmasıdır. Mazereti ve gerekçesi ne olursa olsun 31 Mart seçimleri sonrasında yaşananlar ve YSK’nın iptal kararı bu temel değerlerimizin zedelenmesine yol açmıştır Adil, kurallara uygun seçimler demokrasinin olduğu kadar ortak aidiyet bilincimizin de referans noktasıdır. YSK’nın kararı ise evrensel hukuka ve yerleşmiş teamüllere aykırılıklar barındırmakta, bu bilince zarar vermektedir</em>” tweetiyle YSK kararını eleştirdi.</p>
<p>En dikkat çeken tepkiler ise yurtdışından geldi. Avrupa Parlamentosu&#8217;nun Türkiye Raportörü Kati Piri, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda &#8220;<em>Erdoğan yenilgiyi kabul etmiyor ve halkın iradesine karşı çıkıyor. İstanbul seçimlerini yenilemesi için YSK’ye baskı yaptı. Bu, Türkiye’de seçimler yoluyla iktidarın demokratik yollarla değişiminin güvenilirliğini bitirmektedir</em>” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Avrupa Parlamentosu&#8217;nda liberal grubun lideri ve Belçika eski Başbakanı Guy Verhofstadt, “Türkiye&#8217;nin diktatörlüğe doğru savrulduğunu” öne sürerken, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Alman Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Fransız hükümeti, benzer eleştirilerde bulundu.</p>
<p>Bu yoğun tepkilere rağmen YSK’nın kararı kesin olduğundan, seçim takvimi işlemeye başladı. YSK’nın kararının ne anlama geldiğini, İstanbul’da seçimlerin iptali (yenileme) koşullarının olup olmadığını, aynı zarf içindeki üç oyun geçerli kabul edilip birinin iptal edilmesinin tutarlı olup olmadığını, mahkemenin siyasal iktidardan etkilenip etkilenmediğini, suhuletle değerlendirmemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>CÜNEYT TORAMAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/23-haziran-secimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Haziran’da İstanbul’da Seçim Var!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/23-haziranda-istanbulda-secim-var/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/23-haziranda-istanbulda-secim-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 12:11:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10964</guid>

					<description><![CDATA[31 Mart seçimlerinde on binlerce usulsüzlük varsa, seçim tutanaklarındaki sayılar değiştirilmişse, bir adayın oyu başka adayın hanesine yazılmışsa, beş binden fazla seçim tutanağı kayıpsa, bu usulsüzlükler hemen her ilçede yapılmışsa, yani organize bir usulsüzlük varsa, seçim sisteminin elden geçirilmesi, ıslahı gerekir. 1 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında. “YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti’nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK’nin kararını sert dille eleştirerek, “31 Mart’ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “YSK’nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını” söyledi. HDP Twitter hesabından “YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>31 Mart seçimlerinde on binlerce usulsüzlük varsa, seçim tutanaklarındaki sayılar değiştirilmişse, bir adayın oyu başka adayın hanesine yazılmışsa, beş binden fazla seçim tutanağı kayıpsa, bu usulsüzlükler hemen her ilçede yapılmışsa, yani organize bir usulsüzlük varsa, seçim sisteminin elden geçirilmesi, ıslahı gerekir.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">1 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında. <i>“YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti’nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar” </i>dedi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK’nin kararını sert dille eleştirerek, “31 Mart’ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır” dedi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, <i>“YSK’nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını” </i>söyledi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">HDP Twitter hesabından “YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun eğerek, zerre kadar demokratik meşruiyeti olmayan bir karar almıştır” derken, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu kararla ilgili olarak Twitter’da, <i>“YSK kararına ret oyu veren YSK üyelerine selam göndererek, “Yüksek Seçim Kurulu’ndaki Rabia(4)’ya selam olsun”</i> ifadelerini kullandı. İptal kararının ardından, sanatçıların “herşeyçokgüzelolacak” paylaşımında bulunması dikkat çekti.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın iptal kararına, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız ‘367 Kararı’ karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız” diye tweet atarken, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da <i>“Siyasî geleneğimizin en temel değeri de son sözün sandıkta tecelli eden millet iradesine ait olmasıdır. Mazereti ve gerekçesi ne olursa olsun 31 Mart seçimleri sonrasında yaşananlar ve YSK’nın iptal kararı bu temel değerlerimizin zedelenmesine yol açmıştır Adil, kurallara uygun seçimler demokrasinin olduğu kadar ortak aidiyet bilincimizin de referans noktasıdır. YSK’nın kararı ise evrensel hukuka ve yerleşmiş teamüllere aykırılıklar barındırmakta, bu bilince zarar vermektedir”</i> tweetiyle YSK kararını eleştirdi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">En dikkat çeken tepkiler ise yurtdışından geldi. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Kati Piri, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Erdoğan yenilgiyi kabul etmiyor ve halkın iradesine karşı çıkıyor. İstanbul seçimlerini yenilemesi için YSK’ye baskı yaptı. Bu, Türkiye’de seçimler yoluyla iktidarın demokratik yollarla değişiminin güvenilirliğini bitirmektedir” ifadelerini kullandı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Avrupa Parlamentosu’nda liberal grubun lideri ve Belçika eski Başbakanı Guy Verhofstadt, <i>“Türkiye’nin diktatörlüğe doğru savrulduğunu” </i>öne sürerken, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Alman Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Fransız hükümeti, benzer eleştirilerde bulundu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu yoğun tepkilere rağmen YSK’nın kararı kesin olduğundan, seçim takvimi işlemeye başladı. YSK’nın kararının ne anlama geldiğini, İstanbul’da seçimlerin iptali (yenileme) koşullarının olup olmadığını, aynı zarf içindeki üç oyun geçerli kabul edilip birinin iptal edilmesinin tutarlı olup olmadığını, mahkemenin siyasal iktidardan etkilenip etkilenmediğini, suhuletle değerlendirmemiz gerekiyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Türkiye’de Seçimler Güvenli mi?</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın iptal kararını değerlendirmeye geçmezden önce, Türkiye’de seçimlerin güvenli olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Türkiye’de seçimler, <i>“yargı denetiminde” </i>yapılıyor. YSK, seçim takvimini açıklamasıyla seçim saati işlemeye başlıyor. Siyasi partilerden adaylara, basın yayın organlarından parti mensuplarına, herkesin bu takvime uyması gerekiyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aynı anda, itiraz ve şikâyet süreçleri de işlemeye başlıyor. Seçim yasaklarının ihlali, ağır hapis ve para cezası gerektiriyor. Bu düzenlemeler, seçmenin iradesinin özgür bir şekilde sandığa yansımasını, hiçbir baskı altında kalmadan oyunu kullanmasını, kullandığı oyun oy verdiği adayın hanesine yazılmasını teminat altına almaya çalışıyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın belirlediği saatte sandıklar açılır, oylar sayılır, kazanan belirlenmeye çalışılır. Türkiye’de, çok partili hayata geçtikten sonra açık oy gizli tasnifin uygulandığı 1946 seçimlerini saymazsak, 1950 yılından bugüne, 69 yıldır seçim yapıyoruz. Bu süre içinde çok sayıda genel seçim, yerel seçim, referandum gerçekleştirdik. Hemen her seçimde tartışmalar olsa da iktidarın kolayca el değiştirebildiği, küçük partilerin Meclis’te temsil edildiği, bağımsız adayların milletvekilliği, belediye başkanlığı kazanabildiği dikkate alındığında, seçmen iradesinin sandığa yansıdığını, seçimlerin “güvenli” olduğunu söyleyebiliriz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’deki seçimler, uluslararası kuruluşlar, gözlemciler tarafından da izleniyor, rapor haline getiriliyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra bu kuruluşların ilgisi daha da arttı. Seçimlere yönelik raporlarda, birçok eksiklik sayılsa da bu eksikliklerin seçimin sonucunu etkileyecek düzeyde olmadığı belirtiliyor. Bu tespitlerden hareketle, seçmenin iradesinin sandığa yansıdığını, ancak seçim sisteminde bazı sorunların olduğunu söylememiz gerekiyor.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>31 Mart Seçimlerinde Usulsüzlük Yapıldı mı?</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">31 Mart’ta Türkiye’de, 30 büyükşehir belediyesi, 51 il belediyesi, 922 ilçe belediyesi, 386 belde belediyesinde seçim yapıldı. İki aday arasındaki farkın yüksek olduğu şehirlerde fazla sorun olmazken, farkın düşük olduğu şehirlerde, sonuçlara itiraz edildi. Bu itirazlar kurullar tarafından değerlendirilerek karar verildi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu süreçte, oyların yeniden sayılması, hatta seçimlerin yenilenmesi talep edildi. YSK, kısıtlı kişilerin oy kullandığı belirlenen Artvin’in Yusufeli, Denizli’nin Honaz ve Kırıkkale’nin Keskin ilçesi olmak üzere 3 ilçede seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Bu ilçelerde seçimler 2 Haziran’da yenilenecek. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK, AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali için olağanüstü itiraz yoluna başvurusu üzerine 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin de iptaline (yenilenmesine) karar verdi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın Türkiye genelinde sadece üç şehirde, İstanbul’da ise sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptaline kararı vermesi, seçimlerin genel olarak güvenli olduğu, usulsüzlüklerin lokal olduğu anlamına geliyor. 31 Mart seçimlerini izleyen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Seçimleri İzleme Heyeti Başkanı Andrew Dawson da seçimlerin genel anlamda sorunsuz şekilde gerçekleştiğini aktardı. (euronews, 1.04.2019)</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sandık kurullarında görev yapan parti temsilcileri, 31 Mart akşamı, seçim sonuç tutanaklarını seçim bürolarına götürüp oyları hesaplamaya başladılar. Seçim sonuçlarına itirazlar devam ederken, YSK Başkanı Sadi Güven, “CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun 29 bin 408 oy önde olduğunu” açıkladı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">AK Parti, oyların yeniden sayılmasını talep etti. İlçe seçim kurullarının çoğu, sayımı geçersiz sayılan oylarla sınırladı. Siyasi parti temsilcilerinin huzurunda oylar yeniden sayılmaya başladı. Oyların yeniden sayımı sırasında, hataların kahir ekseriyetinin AK Parti Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı aleyhine olduğu, çok farklı yöntemler kullanıldığı ortaya çıktı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Geçersiz sayılan 6 binden fazla oyun geçerli olduğu, bazı sandıklarda büyükşehir belediye başkanı için tutanağın olmadığı, bazı tutanaklarda Binali Yıldırım’ın oyunun başka adaylara yazıldığı, sandık sonuçlarının YSK sitesine farklı işlendiği anlaşıldı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Oyların onda birinin yeniden sayılmasıyla iki aday aradaki 29.408 olan fark, 1 Nisan’da 27.889’a, 2 Nisan’da 24.055’e, 3 Nisan’da 21.502’ye, 4 Nisan’da 19.683’e, 5 Nisan’da 18.182’ye, 6 Nisan’da 17.268’e, 7 Nisan’da 16.442’ye, 8 Nisan’da 13.729’a düştü. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Oyların onda birinin sayılmasıyla aradaki farkın 29.408’den 13.729’a indiğini belirten AK Parti, İstanbul’daki oyların tamamının yeniden sayılmasını talep etti. Başta CHP olmak üzere muhalefet partileri buna itiraz etti. AK Parti’nin itirazları, ilçe seçim kurulu, il seçim kurulu ve YSK tarafından da reddedildi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">AK Parti, 39 ilçenin tamamına itiraz ederken CHP’nin az bir oy farkıyla kaybettiği Silivri (2.762) ve Eyüp Sultan (3.936) ilçelerindeki itirazını geri çekmesi, CHP’nin oyların yeniden sayılmasını istemediği şeklinde yorumlandı. Olağan itiraz süreçlerinin sona ermesi üzerine İstanbul İl Seçim Kurulu, 17 Nisan’da mazbatayı Ekrem İmamoğlu’na verdi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>AK Parti “Olağanüstü İtiraz Yoluna” Başvuruyor</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İstanbul’daki oylarının tamamının yeniden sayılmasına yönelik itirazları, 31 ilçe seçim kurulu, il seçim kurulu ve YSK tarafından reddedilen AK Parti temsilcisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Büyükçekmece belediyesi seçiminin iptali ve yenilenmesi amacıyla olağanüstü itiraz başvurusunda bulundu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Başvuru dilekçesinin ekinde YSK’ya iki bavul belge sundu. Dilekçesinde; “31.280 sandık başkanının 6.539’unun kamu görevlisi olmayanların arasından, 31.280 sandık kurulu memur üyesinin, 13.084’ünün kamu görevlisi olmayanlar arasından belirlenmekle, toplamda 62.560 sandık başkanı ve memur üyenin 19.623’ünün kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiğini, il ve ilçe dışından görevlendirilmeler yapıldığını, sivil, askeri personel gibi görev yapamayacak olanların da listeye eklendiği ve görev verildiğinin tespit edildiğini, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy kullanan seçmen sayısının 8.865.262 iken ilçe belediye başkanlığı için oy kullanan seçmen sayısının 8.851.159 olduğunu ve aradaki farkın 14.103 olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için geçersiz oy sayısının 314.243 iken, ilçe belediye başkanlığı için geçersiz oy sayısının 282.566 olduğunu, aradaki farkın 31.677 olduğunu, bu hususun sandık kurulunca seçmene fazla veya eksik oy pusulası verilmesinden kaynaklandığını açıkça ortaya koyduğunu,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İstanbul genelinde kullanılan yaklaşık 300.000 oy pusulasının hukuki durumunun belirsiz hale gelmiş olmasından dolayı seçim sonuçlarının her türlü şüpheden uzak ve kesin olarak belirlenmesine hukuken imkân bulunmadığını, ayrıca tüm bu hata ve usulsüzlüklerin sehven ve münferiden değil, bilakis kasten ve organizeli bir şekilde yapıldığını gösterdiğini” beyanla, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul’da yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinde oluşan “</i>seçimin neticesine ve dürüstlüğüne müessir olaylar ve haller” ve bu şekilde oyların iki parti arasındaki oy farkını kapatır sayıda bulunması ve tam kanunsuzluk nedeniyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin Anayasanın 67, 79 ve 2972 sayılı Kanunun 25. ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri kapsamında iptal edilmesini ve yenilenmesini” (YSK, Karar, shf.11) talep etti.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>YSK Büyükşehir Belediye Seçiminin İptaline Karar Verdi</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK, ilçe seçim kurullarına yazı yazarak bu iddiaların cevaplandırılmasını istedi. İlçe seçim kurullarından gelen cevaplar, iddiaların önemli bir kısmının gerçek olduğunu kanıtladı. Bunun üzerine YSK, 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline karar verdi. 22 Mayıs tarihinde de gerekçeli kararını yayınladı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK, 4219 Karar sayılı kararının <i>“VI-Değerlendirme”</i> kısmında, (shf.200) “İstanbul ilinde, 12.259’u adliye personeli, 108.472’si Devlet okullarındaki kadrolu öğretmenler olmak üzere sadece 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre aylık ödenen ve sandık kurullarında görev alabilecek durumda olan yaklaşık 220.000 kamu görevlisi bulunmaktadır. (…) </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. (…) </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının yukarıda yer verilen yasal zorunluluğa uyulmaksızın kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiği görülmektedir. (…)</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlendiği 754 adet sandıkta oy kullanan seçmen sayısının, 212.276 ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde Cumhuriyet Halk Partisi Adayı ile Adalet ve Kalkınma Partisi Adayı arasındaki oy farkının 13.729 olması nedeniyle, 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlenmesi ve bu şekilde oluşan sandık kurullarının yaptıkları seçim iş ve işlemlerine itibar edilemeyecek olması, sonuca müessir olay ve haller kapsamında değerlendirilerek seçimin neticesine müessir görülmüştür.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">İstanbul ili genelinde; yukarıda dökümü gösterildiği şekilde, 18 adet sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç bulunmadığı, 90 adet sandıkta ise sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu imzalarının bulunmadığı görülmüştür. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok hükmünde olan 108 adet sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı 30.281’dir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, izah edilemeyecek şekilde büyükşehir belediye başkanlığı için sayım ve döküm cetvelinin düzenlenmediği 18 sandığın 16’sında, ilçe belediye başkanlığı ve ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlendiği 90 sandığın 41’inde ilçe belediye başkanlığı için sayım ve döküm cetvelinin düzenlendiği, 90 sandığın 47’sinde ise ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlendiği görülmektedir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik, tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrıca ara kararımız uyarınca itiraz dilekçesi ve ekleri üzerinde ilçe seçim kurullarınca yapılan incelemeler sonucunda 377 adet kısıtlının oy kullandığı, 6 sandıkta ölü olan kişilerin yerine oy kullanıldığı, 41 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 58 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 224 adet zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olan kişinin oy kullandığı tespit edilmiştir. Bu şekilde oy kullanma hakkı olmamasına karşın oy kullandığı tespit edilen kişi sayısının 706 olduğu görülmüştür.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tüm bu nedenlerle sonuca etkili sayıdaki sandıkta, sandık kurulu başkanlarının kanun hükümlerine aykırı olarak görevlendirilmesi ve kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesinin mümkün bulunmaması hususu ile bir bütün olarak değerlendirilen yukarıda izah edilen diğer kanuna aykırılık ve usulsüzlükler, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldıran ve seçim sonucuna müessir olay ve haller kapsamında görülmüş, bu nedenle seçimin iptali ve yenilenmesine karar verilmesi gerekmiştir” diyerek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline, seçimlerin 23 Haziran’da yapılmasına, oy çokluğuyla (7 kabul, 4 ret) karar verdi. Ret oyu kullanan 4 YSK üyesi, karara muhalefet şerhi yazmıştır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nın iptal kararı baştan sona incelendiğinde kararın, yasaya açık aykırılıklarla sınırlı olduğu, itiraza tabi usulsüzlüklerin hiçbirinin dikkate alınmadığı görülecektir. YSK kararı, denizin altındaki buz dağının görünen kısmıdır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu kararda, sonuç tutanaklarında yapılan tahrifatlar yoktur, Binalı Yıldırım’ın oyunun sıfır veya eksik yazılması yoktur, binlerce oyunun başka partilere yazılması yoktur, birleştirme tutanaklarında yapılan hatalar yoktur, sandık sonuçlarının sisteme hatalı girilmesi yoktur, bütün muhalefet parti temsilcilerinin huzurunda tespit edilen, Binali Yıldırım’ın hanesine yazılan yaklaşık 16 bin oy yoktur. YSK, sandık kurullarının oluşumundaki yasaya aykırılığı ve oy kullanma hakkı olmayanların oy kullanmasını, seçimin iptali için yeterli görmüştür. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Üniversitelerimiz, 31 Mart seçimlerinde İstanbul’a gereken önemi verir, bu konuda akademik çalışmaları teşvik ederlerse, organize yolsuzluğu bütün boyutlarıyla öğrenmiş olacağız. Sadece öğrenmekle kalmayıp, daha güvenli bir seçim hukukuna katkı sağlamış olacağız. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">YSK’nun iptal karanının bir anlamı da iktidarda bulunan bir partinin oylarının (muhalefet partileri tarafından) çalındığının yüksek mahkeme tarafından tescil edilmesidir. Her seçimde, onlarla ifade edilen usulsüzlükleri rapor haline getiren seçimleri izleme örgütlerinin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde (hem de muhalefet partilerinin temsilcilerinin huzurunda gerçekleşen sayımlar sonucunda tespit edilen) geniş çaplı yolsuzluğa karşı “suskunluklarını” bir kenara not etmemiz gerekiyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Seçim Sisteminin Islahı Gerekiyor!</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü ve siyasi danışmanı Necati Özkan’ın, 2014 yerel seçimlerinde, seçim günü attığı, 30 Mart 2014 (11:32) tarihli, <i>“Seçimlerin sonucunu oy kullananlar değil; oyları sayanlar belirler”</i> J. Stalin. Oy sayımına; oy birleştirmelerine dikkat!” tweeti, bu seçimin niçin iptal edildiğinin cevabı niteliğinde. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aynı kişinin kampanya sürecini anlatan yazısında, İstanbul’da 1919 okulda bilişim uzmanı görevlendirdiklerini belirtmesi, bu seçimler için çok büyük bir hazırlık yapıldığını gösteriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">31 Mart seçimlerinde on binlerce usulsüzlük varsa, seçim tutanaklarındaki sayılar değiştirilmişse, bir adayın oyu başka adayın hanesine yazılmışsa, beş binden fazla seçim tutanağı kayıpsa, bu usulsüzlükler hemen her ilçede yapılmışsa, yani organize bir usulsüzlük varsa, seçim sisteminin elden geçirilmesi, ıslahı gerekir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">YSK iptal kararıyla, mevcut seçim sisteminin <i>“kazananı belirleyemediğini”</i> söylüyor. Türkiye’deki seçim sistemi, sandık kurullarıyla, ilçe seçim kuruluyla, il seçim kuruluyla, siyasi partilere emanet edilmiş durumda. Seçimlere yönelik itirazlara ve şikâyetlere, en fazla üyeye sahip olan parti temsilcileri karar veriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Yasa koyucu, siyasi partilerin birbirlerini kontrol esasına dayanan bu sistemin, uygun bir sistem olduğunu düşünmüş. Bu sistemin, uzunca bir dönem işe yaradığını söyleyebiliriz. Ancak 2014 yılından itibaren otokontrolün yerini partiler arası dayanışma aldı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Son iki seçimde Türkiye genelinde yapılan itirazlarda, muhalefet partilerinin, itirazın haklı olup olmadığına bakmadan, blok halinde aynı yönde oy kullandığını görüyoruz. Muhalefet partilerinin dayanışması nedeniyle itiraz süreçleri işlemez hale geldi. “Seçimleri siyasi partilerin yönetmesi” kulağa hoş geliyor, demokrasiye hizmet ettiği zannediliyor. Ancak pratikte böyle olmadığı görülüyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de, rektör seçimlerinde de benzer bir yöntem uygulandı, rektörlerin seçimi üniversitelere bırakıldı. Bu sistem, üniversitelerde demokrasi değil, kadrolaşma ve sistematik kıyım üretti. Mevcut seçim sistemi de 31 Martta benzeri bir haksızlık üretti. Bu sistemin değişmesi gerekiyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sandık kurulu, ilçe seçim kurulu 5 kişiden oluşmalı, bu kurullarda, o bölgede en fazla oy alan iki parti temsilcisi görev yapmalı. Sandık kurulu başkanı devlet memuru, iki üyesi kamu görevlisi olmalı. İlçe seçim kurulunun 2 üyesi yargıç, 1 üyesi devlet memuru olmalı. Sandıklar açıldıktan sonra bütün zarflar, tek tek taranarak YSK sistemine ve sayım tutanakları da taranarak sisteme aktarılmalı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sayımın tamamlanmasının ardından nizasız oylar bir torbaya, itiraz edilen oylar ayrı bir torbaya konulup mühürlendikten sonra güvenli bir şekilde, ilçe seçim kurullarına tutanakla teslim edilmelidir. Yine sayım tamamlanmasının ardından sonuçlarının birleştirilmesi aşamasında her seçimde önemli hatalar yapılması, bu yöntemin yanlış olduğunu gösteriyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Birleştirme işlemini, sadece YSK yapılmalıdır. İtirazlar sandık bazında değerlendirilmelidir. Sonuçları herkes YSK’nın web sitesinde izleyebilmelidir. Her seçimde milyonlarca oyun geçersiz sayılması, esaslı bir eksikliktir. Vatandaşların <i>“aynı anda”</i> 4 oy kullanması, çok sayıda oyun geçersiz sayılmasına neden oluyor. Oylama sadeleştirilmeli, basitleştirilmelidir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>YSK Baskı Altında mı Karar Verdi?</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Muhalefet cephesi “YSK’nın etki altında iptal kararı verdiğini” iddia ediyor. Türkiye’de yüksek yargı organlarının sicili, çok temiz değil. Ancak böyle bir baskı söz konusu ise bu baskının bütün üyelere yapılması gerekir. Karara ret oyu veren dört üye böyle bir baskıdan söz etmediğine göre, yedi üyenin kendi arzusuyla iptal kararı verdiğini kabul etmemiz gerekiyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu iddiayı test edebileceğimiz en önemli unsur kararın kendisidir. Eğer kararın hukuki gerekçeleri hukuka aykırıysa bu iddia haklı görülebilir. Karar, kendi içerisinde tutarlı görünüyor. Kurulun daha önce vermiş olduğu kararlarla çelişmediğini gerekçeleriyle ortaya koyuyor. Muhalefet şerhlerinin de iptal kararındaki gerekçeleri çürütecek nitelikte olmadığı görülüyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Muhalif üyeler de yolsuzluk olmadığını söylemiyor, bunların itiraza tabi hususlar olduğunu, itiraz sürelerinin geçtiğini belirtiyor. Her türlü usulsüzlüğün yapıldığı ortaya çıkan bir seçimde, karara muhalif üyelerin, <i>“seçmenin iradesine”</i> daha fazla önem vermesi daha çok yakışırdı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s3">Y</span>SK başvurunun reddine karar verseydi, iki bavul dolusu usulsüzlük aklanmış, seçim sistemindeki hataların üstünü örtmüş olacaktı. YSK’nın iptal kararı, sistemde hata olduğunun kabulü anlamına geliyor.</p>
<p class="p1">CHP Genel Başkanı’nın karar açıklanmazdan önce kurul üyelerini tehdit etmesi, ortaya çıkan usulsüzlüklerin seçimlerin iptalini gerektirecek nitelikte olduğunu, seçimlerin iptaline karar verileceğini anladıklarını gösteriyor. Yüksek mahkeme üyelerinden meydana gelen YSK’nın, bu tür tehditlerden etkilenmemesi, yasanın gereğini yerine getirmesi gerekir. Somut olayda, doğru olanı yapmıştır.</p>
<p class="p2"><b>“Aynı Zarftaki 4 Oydan Birinin İptali Çelişki Değil mi?”</b></p>
<p class="p1">YSK’nın iptal kararıyla birlikte, muhalefet cephesi yoğun bir kampanya başlattı. <i>“Aynı zarfın içindeki 4 oydan sadece birinin geçersiz sayılması çelişki değil mi?” “Yüz liranın 25 lirası sahte olabilir mi?” </i>gibi paylaşımlarda bulundular. Bu paylaşımların hukuki bir temeli bulunmuyor.</p>
<p class="p1">31 Mart seçimlerinde seçmenler, 4 ayrı oy kullandı. Oy pusulalarının tek zarf içine konulması “tek oy” kullanıldığı anlamına gelmiyor. Her adayın oyu ayrı ayrı sayıldı, ayrı ayrı değerlendirildi. Yüz liranın 25 liralık kısmı sahte olamaz ama aynı zarf içine 5 adet yirmi lira konulursa bunlardan biri sahte olabilir.</p>
<p class="p1">YSK, Yargıtay ve Danıştay’dan gelen yüksek yargıçlardan oluşuyor. Kararlarını hukukun temel esasları üzerine inşa etmesi gerekiyor. AK Parti, usulsüzlüklerin, tam kanunsuzluk olduğunu iddia etti. YSK ise tam kanunsuzluk değil, usulsüzlük (butlan) ve bu usulsüzlüklerin seçim sonucunu etkileyecek nitelikte olduğunu kabul ederek seçimin iptaline karar verdi.</p>
<p class="p1">Burada, <i>“yokluk”</i> ile <i>“butlan” </i>ayırımına değinmek gerekir. “Yokluk”, yasanın emredici hükümlerine aykırılığı, başından itibaren hükümsüzlüğü, <i>“Butlan”</i> ise geçersizliği, belli koşulların varlığı halinde iptal edilebilirliği ifade ediyor. Seçim hukukunda tam kanunsuzluk, yokluk anlamında kullanılıyor (Örnek; 5545 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu 124. madde, 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun 130.madde).</p>
<p class="p1">Tam kanunsuzluk seçimlerin tamamının yenilenmesini gerektireceğinden, muhalefet partileri YSK’nın iptal kararını, tam kanunsuzluk ile ilişkilendirdiler. Oysa tam kanunsuzluk, AK Parti’nin iddiası ve talebiydi. YSK ise AK Parti’nin talebini, <i>“bu eksikliği, tek başına seçim sonucuna müessir olay ve hal kapsamında değerlendirmedi”</i> (Karar, shf.207), usulsüzlük (butlan) olarak niteledi, bu usulsüzlükler seçimin sonucunu etkilediği için iptal kararı verdi.</p>
<p class="p2"><b>AK Parti’nin YSK’ya İptal Başvurusu Yerinde mi?</b></p>
<p class="p1">Seçim sonuçlarına itiraz etmek anayasal bir haktır. Hiçbir parti, seçim sonuçlarına itiraz ettiği için kınanamaz. Bundan önceki seçimlerde olduğu gibi, 31 Mart seçimlerinde de oldu, bundan sonraki seçimlerde de itirazlar olacak. YSK, 31 Mart seçimleriyle ilgili olarak (sadece İstanbul’da değil) başka şehirlerde de yenileme kararı verdi. CHP’nin, başka şehirlerde seçimlerin yenilenmesini talep ederken, AK Parti’nin İstanbul’daki başvurusuna itiraz etmesi kendisiyle çelişiyor.</p>
<p class="p1">AK Parti’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerin yenilenmesi (iptal) başvurusu hakkıdır ve hukuki açıdan meşrudur. Ancak <i>“hukuken”</i> haklı olmak ile<i> “siyaseten”</i> haklı olmak, her zaman birbiriyle örtüşmeyebilir.</p>
<p class="p1">YSK bağımsız bir kurum olsa da devletin erklerinden biri olduğu açıktır. Seçmenlerin önemli bir kesimi, YSK’nın iptal (yenileme) kararını, <i>“devletin bir tasarrufu” </i>olarak değerlendirdi. AK Parti’ye destek veren birçok isim, AK Parti’nin, iptal başvurusunu büyük bir hata olarak niteledi. Bu başvurudan sonra yollarını ayıranlar oldu. Bunların bir kısmının karşı mahalleden etkilendiğini kabul etsek bile, bir kısmının siyaseten yanlış bulduğu için tepki gösterdiğini kabul etmemiz gerekiyor.</p>
<p class="p1">Siyasi tarihimiz, halkın, devletin müdahalesinden hoşlanmadığını gösteriyor. Adnan Menderes’i iktidara getiren seçmenler, Adnan Menderese karşı darbe yapılarak idam edilmesinden sonra Demokrat Parti’nin devamı olan partilere oy verdi. 1983 seçimlerinde, devletin işaret ettiği partiye (MDP’ye) değil, Anavatan Partisi’ne oy verdi.</p>
<p class="p1">Eski ceza kanununun 312. maddesine istinaden mahkûmiyeti nedeniyle, muhtar dahi olması mümkün olmayan Erdoğan’ı önce milletvekili, sonra başbakan, sonra cumhurbaşkanı yaptı. Anayasa Mahkemesi’nin kapattığı Fazilet Partisi kadrolarını, 2002’de tek başına iktidara getirdi.</p>
<p class="p1">Turgut Özal’ın muhalefetine rağmen 1987 yılında, eski dönem Türkiyesi’nin siyasetçilerinin siyasi yasaklarını kaldırdı. 2007 yılında muhalefet partilerinin, AK Parti’nin Cumhurbaşkanı seçmesini engelleme girişimlerine, aynı yıl yapılan referandumda %69 “Evet” oyuyla ağır bir tokat attı.</p>
<p class="p1">Seçim yasasında kara delikler varsa, (var görünüyor) bunun sorumlusu AK Parti’dir. Gereken değişiklikleri yapıp, bu delikleri kapatması gerekirdi. Seçimden aylar önce, sandık organizasyonları alenen bilindiği halde, bunlara karşı hiçbir önlem alınmaması, bu sonucun en önemli sebeplerinden biri görünüyor.</p>
<p class="p1">Aynı şekilde, muhalefet blokundaki partilerin işbirliğini görüp buna uygun politikalar geliştirmeliydi. 16 Nisan 2017 tarihli Cumhurbaşkanlığı sisteminin oylandığı referandumda, İstanbul’da, <i>“Hayır”</i> oyları (4.728.318, %51,35) <i>“Evet” </i>oylarından (4.479.272, %48,65), 249.046 daha fazlaydı. Ankara’da da benzer bir durum (%48,85 Evet, %51,15 Hayır) söz konusuydu.</p>
<p class="p1">24 Haziran seçimlerinde de İstanbul’da muhalefet cephesinin (CHP %26,45, İP %7,99 HDP %12,67, SP %1,49) oy oranı %48,4 iken, Cumhur İttifakı’nın oy oranı, (MHP hiç fire vermese bile) (%42,69 + %8,26) 50,95’i zor buluyordu.</p>
<p class="p1"><b>“AK Parti’yi devirme”</b> dışında hiçbir ortak yanı olmayan partilerin birlikte hareket etmesi yadırganacak bir durum olsa da AK Parti’nin buna karşı politika üretmesi gerekirdi. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra FETÖ ile mücadelenin “ibadet tabakasını” da kapsamına alarak, (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun deyimiyle) yarım milyon kişi hakkında adli takibat yapılması, AK Parti’nin oy kaybının önemli etkenlerinden biridir.</p>
<p class="p1">17/25 Aralık’tan itibaren bu yapıdan uzaklaşan ve AK Parti’yi tercih edenlerin ve ailelerinin küstürülmesi, bugün itibarıyla (ailesiyle birlikte) 2,5 milyon oy demektir. 31 Mart seçimlerinde AK Parti’nin oyu %44,33 olduğuna göre, 2,5 milyon oy %5’e tekabül ediyor.</p>
<p class="p1">Bu kadar önemli sebep varken <i>“oylarımız çalındığı için İstanbul’da seçimi kaybettik”</i> mazereti AK Parti seçmeninin kulağına hoş gelebilir ama iki aday arasındaki farkın kapanmasını açıklamaya yetmiyor. YSK’nın iptal kararının İstanbul seçmenleri üzerindeki etkisini, yenilenen seçimde göreceğiz.</p>
<p class="p2"><b>Yenilenen Seçimde Hangi Aday Kazanır?</b></p>
<p class="p1">YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline, seçimin de 23 Haziran’da yapılmasına karar verdi. Her şeyden önce 23 Haziran’da yapılacak seçimin önceki seçimin tekrarı değil <b>“yeni bir seçim”</b> olacağının altını çizmek gerekir.</p>
<p class="p1">YSK’nın iptal kararını takiben, muhalefet partilerinin büyükşehir adaylarını geri çekmesi, (AK Parti’nin oylarını bölmesi beklenen) Saadet Partisi adayının seçimlere katılma kararı, 31 Mart tarihindeki şartların değiştiğini gösteriyor.</p>
<p class="p1">31 Mart seçimlerine katılım oranı Türkiye genelinde %84,67, İstanbul’da %83,88 oranında gerçekleşti. Bu oran, 2014 yerel seçimlerinde %89,2 olarak gerçekleşmişti. İstanbul’daki seçmen sayısı, 10.570.939 olduğuna göre, her %1’lik dilim, 105.709 oya tekabül ediyor. Seçime katılma oranının %2 artması, 210.000 oy demektir. Dolayısıyla 31 Mart seçimlerinde oy kullanmayan seçmenlerin oyları bu seçim üzerinde etkili olacak.</p>
<p class="p1">23 Haziran seçim sonucunu etkileyecek unsurlardan biri de geçersiz oylar. 31 Mart seçimlerinde İstanbul’da 319.540 oy geçersiz sayıldı. Bu kadar büyük çapta oyun geçersiz sayılması tuhaf bir durum. AK Parti’nin itirazları üzerine yapılan sayımlarda bu oyların önemli bir kısmı, AK Parti’nin hanesine yazılsa da geçersiz oy oranı çok yüksek.</p>
<p class="p1">23 Haziran’da seçmenler, sadece büyükşehir belediye başkanı için (tek oy) oy kullanacağından, hatalar en aza inecek, geçersiz oylar da azalacaktır.</p>
<p class="p1">23 Haziran’da, her iki adaya destek veren partilerin izleyeceği politikalar kadar, iki adayın performansı da etkili olacak. Medyanın ve sosyal medyanın payını da bunlara eklemek gerekiyor.</p>
<p class="p1">Bu seçimlerin belirleyici unsuru, hiç kuşkusuz “seçmenin tercihi” olacak. Seçmen, 23 Haziran’da yeniden muhasebe yapacak, hangi adaya oy vereceğine karar verecektir. Nihayet, 23 Haziran’da İstanbul’u kimin yöneteceğine on milyon seçmen karar verecek, vereceği karara da hepimiz saygı duyacağız. En büyük temennimiz, bu defa <b>seçime hile karıştırılmaması</b>, adil bir seçim yapılması!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/23-haziranda-istanbulda-secim-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden Projeler Konuşulmuyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/neden-projeler-konusulmuyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/neden-projeler-konusulmuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 09:54:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10812</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul seçimleri tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. İstanbul seçimlerinde; İstanbul’un problemleri, projeleri, çalışmaları, eksikleri, tamamlanacakları ve geleceği adına hiç ama hiçbir şey konuşulmuyor. Ulaşım, mimari, turizm, kültür, ekonomi, sosyal hayat, eğitim gibi hiçbir alanda öneri sunulmuyor. Ak Parti projelerini sunmaktan utanır hale geldi. Çünkü kitleler için artık İstanbul için ne yapılacağının anlamının kalmadığı ve büyük bir manipülatif akıl ile İstanbul esir alınmış durumdadır. “Her şey çok güzel olacak” diye içi boş, algı oyununa dayalı, basit, altyapısı ve üstyapısı olmayan bir söylem üzerinden kitleler hipnotize edilmeye çalışılıyor. Şeytani bir sırıtışın arkasındaki şeytani planlar apaçık ortadadır. Bu çarpık, kaotik, kirli ittifakın aklına teslim edilen İstanbul’un ve dahi Türkiye’nin geleceği karanlıktır. Rüstem Budak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul seçimleri tarihinin en kötü dönemini yaşıyor.</p>
<p>İstanbul seçimlerinde;<br />
İstanbul’un problemleri, projeleri, çalışmaları, eksikleri, tamamlanacakları ve geleceği adına hiç ama hiçbir şey konuşulmuyor.</p>
<p>Ulaşım, mimari, turizm, kültür, ekonomi, sosyal hayat, eğitim gibi hiçbir alanda öneri sunulmuyor.</p>
<p>Ak Parti projelerini sunmaktan utanır hale geldi.<br />
Çünkü kitleler için artık İstanbul için ne yapılacağının anlamının kalmadığı ve büyük bir manipülatif akıl ile İstanbul esir alınmış durumdadır.</p>
<p>“Her şey çok güzel olacak” diye içi boş, algı oyununa dayalı, basit, altyapısı ve üstyapısı olmayan bir söylem üzerinden kitleler hipnotize edilmeye çalışılıyor.<br />
Şeytani bir sırıtışın arkasındaki şeytani planlar apaçık ortadadır.</p>
<p>Bu çarpık, kaotik, kirli ittifakın aklına teslim edilen İstanbul’un ve dahi Türkiye’nin geleceği karanlıktır.<br />
Rüstem Budak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/neden-projeler-konusulmuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evet Çalmamışlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/evet-calmamislar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/evet-calmamislar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 06:34:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[firuz türker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10712</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul seçimlerinin iptaline dair YSK nun Gerekçeli Kararı açıklandı. Üçyüz sayfaya yakın bir karar metni. Zahmet edip kim okur enine boyuna. Çoğu hukukçu okumadan ahkam keser. Ben de okumadım tabi. Ama her sayfasına göz attım. O zaman izlenimlerimi yazayım. İlk olarak YSK, AK partinin bütün iddialarının doğru olup olmadığını kesinleştirmek ,için ilçe seçim kurullarına yazı yazmış. Bu konularla ilgili bilgi istemiş. Kurullar bunları yazılı olarak göndermiş. Yüksek kurul bunları tek tek incelemiş; tespitlerini yapmış ve kanaatini oluşturmuş. Buma göre de kararını vermiş. 4 Üye muhalefet şerhi düşmüş. Fakat karşı oy yazılarında yeknesaklık yok. farklı farklı nedenlerle karara karşı olmuşlar. Sandıklarda neler yapılmış; 754 Sandık kurulu başkanı kanuna aykırı oluşturulmuş. Yani eşten dosttan. Bunlar ne yapmış? Kimi sandıklarda Büyük Şehir Belediye Başkanlığına ait sayım döküm cetveli düzenlenmemiş. Kimi sandıklarda bu cetveller boş. Kimi sandıklarda da var ama sandık kurulunun imzası yok. YSK Bütün bunların sayısını ve oy potansiyelini tespit etmiş. Gerekçeli kararda var. Ayrıca; Ölü seçmenlerin, cezaevinde olanların, kısıtlı olanların yerine oy kullanılmış. Bazı sandıklarda mükerrer oy kullanılmış. Bunların da sayıları var. Bence bu kadarı yeter de artar bile. bunlar tespit edilebilenler. Bir de yakalanamayanlar vardır mutlaka. Tabi YSK elindeki somut veriye göre karar verir. Şu da olmuş olabilir diye fikir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul seçimlerinin iptaline dair YSK nun Gerekçeli Kararı açıklandı. Üçyüz sayfaya yakın bir karar metni. Zahmet edip kim okur enine boyuna. Çoğu hukukçu okumadan ahkam keser. Ben de okumadım tabi. Ama her sayfasına göz attım. O zaman izlenimlerimi yazayım.</p>
<p>İlk olarak YSK, AK partinin bütün iddialarının doğru olup olmadığını kesinleştirmek ,için ilçe seçim kurullarına yazı yazmış. Bu konularla ilgili bilgi istemiş. Kurullar bunları yazılı olarak göndermiş. Yüksek kurul bunları tek tek incelemiş; tespitlerini yapmış ve kanaatini oluşturmuş. Buma göre de kararını vermiş. 4 Üye muhalefet şerhi düşmüş. Fakat karşı oy yazılarında yeknesaklık yok. farklı farklı nedenlerle karara karşı olmuşlar.</p>
<p>Sandıklarda neler yapılmış;<br />
754 Sandık kurulu başkanı kanuna aykırı oluşturulmuş. Yani eşten dosttan.<br />
Bunlar ne yapmış?<br />
Kimi sandıklarda Büyük Şehir Belediye Başkanlığına ait sayım döküm cetveli düzenlenmemiş.<br />
Kimi sandıklarda bu cetveller boş.<br />
Kimi sandıklarda da var ama sandık kurulunun imzası yok.<br />
YSK Bütün bunların sayısını ve oy potansiyelini tespit etmiş. Gerekçeli kararda var.<br />
Ayrıca; Ölü seçmenlerin, cezaevinde olanların, kısıtlı olanların yerine oy kullanılmış. Bazı sandıklarda mükerrer oy kullanılmış. Bunların da sayıları var.<br />
Bence bu kadarı yeter de artar bile. bunlar tespit edilebilenler. Bir de yakalanamayanlar vardır mutlaka. Tabi YSK elindeki somut veriye göre karar verir. Şu da olmuş olabilir diye fikir yürütmez. Gerisi Haziranın 23 ünde çıkar ortaya.</p>
<p>Karar açıklanır açıklanmaz öyle &#8216;hukukçular&#8217; peyda oldu ki &#8216;hani; oylar çalındı diye bir tespit yok&#8217; diye göğsünü gere gere konuşuyor. Daha ne olsun? Yani diyecek bir şey bulamıyor insan. Yüzsüzlüğün ar damarı çatlamış hali.</p>
<p>Bu karar hukuk ihlaliymiş de, demokrasiye darbeymiş de&#8230; Yani YSK bu araştırmaları yapmasın, olanları görmezden gelsin, seçimi onaylasın geçsin. Onun üstüne vazife mi?<br />
Evet, onun üstüne vazife, başka kim yapacak? Bunlar hepsi ne yaptıklarını biliyor. Bağırıp çağırmaları üstünü örtmek istemelerinden. Hakkıyla kazandıklarına inansalar ne demeye yenilenmesinden korksunlar?</p>
<p>İşin bu tarafı ayrı da YSK işinin hakkını vermiş. Öyle kolay kolay çöpe atılabilecek bir karar değil o karar. Ben gerekçeleri gördükçe apar topar seçim sonuçlarının üstünün neden kapatılmak istendiğini daha iyi anladım.</p>
<p>Firuz Türker</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/evet-calmamislar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YSK Kararı Sonrası Cem Yılmaz&#8217;dan Tepki Çeken Açıklama!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ysk-karari-sonrasi-cem-yilmazdan-tepki-ceken-aciklama/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ysk-karari-sonrasi-cem-yilmazdan-tepki-ceken-aciklama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2019 06:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10250</guid>

					<description><![CDATA[Yüksek Seçim Kurulu (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. Kararın ardından ünlü komedyen Cem Yılmaz, sosyal medya hesabından ilginç ifadeler kullandı. O ifadelere tepkilere neden oldu. Yüksek Seçim Kurulu üyeleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. YSK üyeleri, AK Parti&#8217;nin itirazını 4 ret oyuna karşılık 7 oyla kabul etti. YSK&#8217;nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesine yönelik kararının ardından Cem Yılmaz Twitter hesabından tepki çeken açıklamalarda bulundu. Yılmaz sosyal medya hesabından &#8221; Seçimleriniz iptal edilmiştir&#8230;Peki ! Biraz daha izahat istiyor ama yok. Çok üzücü bir durum&#8230; Bunu memleketimiz hak etmiyor&#8230; Bir daha oy kullanmak çok büyük bir zahmet olmayacak, gidip vazifemizi yapacağız. Akılalmaz ama gerçek&#8230; Acı bir gerçek.&#8221; ifadelerini kullandı. (AHaber)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksek Seçim Kurulu (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. Kararın ardından ünlü komedyen Cem Yılmaz, sosyal medya hesabından ilginç ifadeler kullandı. O ifadelere tepkilere neden oldu.</strong></p>
<p>Yüksek Seçim Kurulu üyeleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. YSK üyeleri, AK Parti&#8217;nin itirazını 4 ret oyuna karşılık 7 oyla kabul etti.</p>
<p>YSK&#8217;nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesine yönelik kararının ardından Cem Yılmaz Twitter hesabından tepki çeken açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Yılmaz sosyal medya hesabından<strong> &#8221; Seçimleriniz iptal edilmiştir&#8230;Peki ! Biraz daha izahat istiyor ama yok. Çok üzücü bir durum&#8230; Bunu memleketimiz hak etmiyor&#8230; Bir daha oy kullanmak çok büyük bir zahmet olmayacak, gidip vazifemizi yapacağız. Akılalmaz ama gerçek&#8230; Acı bir gerçek.&#8221;</strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://cdn.esmedya.com.tr/Content/Resimler/images/BUbh2_1557168578_7291.jpg" alt="" /></p>
<p>(AHaber)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ysk-karari-sonrasi-cem-yilmazdan-tepki-ceken-aciklama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
