<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>16. sayı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/16-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Dec 2018 07:29:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>16. sayı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Editörden Ocak 2019</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/editorden-ocak-2019/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/editorden-ocak-2019/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 22:25:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[16. sayı]]></category>
		<category><![CDATA[ocak 2019]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7205</guid>

					<description><![CDATA[Herkes Haddini Bilecek Türk toplumu olarak tartışmayı pek severiz. Hele bir de çekişmenin konusu şu üç şeyden (din, siyaset ve spor) birisi ise o konuda hemen herkesin bir fikri vardır. Herkes “bu konuda benim yeterli bir fikrim var mı” demeden konuya bodoslama dalar ve “her kafadan bir ses çıkıyor” sözü avamileşerek “ağzı olan konuşuyor” tabirine dönüşür.  Son günlerde ülkemizdeki hararetli tartışmalardan biri de vahyin niteliği hakkındadır. Bu konuda dergi olarak amacımız tartışmanın bir tarafından tutarak taraf olmak değildir. Kaygımız, bu nizayı rahatsız edici bulan üçüncü kişilerin kaygısıdır. Endişemiz, okuyucumuzun dolayısıyla kahır ekseriyet olan halkımızın bu tartışmalara şahit olurken gösterdiği “neler oluyor, bu hocalarımız neden bu kadar tartışıyorlar, biz bu imam hatiplere ve ilahiyatçılara güvenemeyeceksek kimlere güveneceğiz”  türünden sitemkâr ifadeleridir. İbn Haldun şöyle der:  Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer. Bugün içine düşüp adeta boğulacak gibi olduğumuz din merkezli tartışmaların mevzuları nevzuhur bahisler değildir. Belki yöntem konusunda basit farklılıklar arz etmektedir geçmişe nispetle. O nedenle dün vuzuha kavuşmayan meseleler muhtemelen bugün de hallolmayacaktır. Buradan hareketle farklı düşünenlere tahammül etmek şiarımız olmalıdır. Tek şartla, o da haddi bilmek. Aslında tartışmalara şahit olan ortalama bir vatandaşı korkutmamak için asgari dikkat edilmesi gereken hususlar bizzat nizaya girenler tarafından bilinmektedir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>Herkes Haddini Bilecek</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Türk toplumu olarak tartışmayı pek severiz. Hele bir de çekişmenin konusu şu üç şeyden (din, siyaset ve spor) birisi ise o konuda hemen herkesin bir fikri vardır. Herkes “bu konuda benim yeterli bir fikrim var mı” demeden konuya bodoslama dalar ve “her kafadan bir ses çıkıyor” sözü avamileşerek “ağzı olan konuşuyor” tabirine dönüşür.<span class="Apple-converted-space">  </span>Son günlerde ülkemizdeki hararetli tartışmalardan biri de vahyin niteliği hakkındadır. Bu konuda dergi olarak amacımız tartışmanın bir tarafından tutarak taraf olmak değildir. Kaygımız, bu nizayı rahatsız edici bulan üçüncü kişilerin kaygısıdır. Endişemiz, okuyucumuzun dolayısıyla kahır ekseriyet olan halkımızın bu tartışmalara şahit olurken gösterdiği “neler oluyor, bu hocalarımız neden bu kadar tartışıyorlar, biz bu imam hatiplere ve ilahiyatçılara güvenemeyeceksek kimlere güveneceğiz”<span class="Apple-converted-space">  </span>türünden sitemkâr ifadeleridir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s2">İbn Haldun şöyle der:</span><span class="s3"><b><span class="Apple-converted-space">  </span></b></span><span class="s1">Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer. Bugün içine düşüp adeta boğulacak gibi olduğumuz din merkezli tartışmaların mevzuları nevzuhur bahisler değildir. Belki yöntem konusunda basit farklılıklar arz etmektedir geçmişe nispetle. O nedenle dün vuzuha kavuşmayan meseleler muhtemelen bugün de hallolmayacaktır. Buradan hareketle farklı düşünenlere tahammül etmek şiarımız olmalıdır. Tek şartla, o da haddi bilmek.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Aslında tartışmalara şahit olan ortalama bir vatandaşı korkutmamak için asgari dikkat edilmesi gereken hususlar bizzat nizaya girenler tarafından bilinmektedir. Biz yine de birkaçını hatırlatmaya çalışalım. Öncelikle ilim sahibi insanların dinde rusuhiyet iktiza eden konuları, halkın tümünün izlemesine imkân veren ortamlarda tartışmamaları gerekir. Bu tartışmalara nezaret eden ilimden behresi olmayan kişiler çoğu kere konuşmalardan çıkması muhtemel hülasanın, ammenin menfaatine uygun olmamasının birinci derecede mesulleridir. İlim mahfilleri, sohbet meclisleri, enstitü ve araştırma merkezleri sağlıklı bir tartışma için ekran-medya tasallutundan daha uygun mekânlar değil mi?</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Söz buraya gelmişken kısaca bir genel bilgi vermeden geçmeyelim. Bilindiği gibi “vahiy” bir dinin ulûhiyet, nübüvvet, iman ve kutsal kitap öğretilerinin anlaşılmasında rol oynayan anahtar bir terim durumunda olduğundan, teolojide olduğu kadar din bilimleriyle ilgili çalışmalarda da vahyin anlaşılması önem kazanır. Çünkü vahiy anlayışı, dile getirdiğimiz özelliklerinden dolayı, din anlayışını da şekillendirir. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Ayetlere bakarak vahyin üç özelliğinden söz edebiliriz: Kur’an-ı Kerim’de vahyin, Allah’ın kelam sıfatı ile ilgili olmasından dolayı vahyedilen şeyin<i> </i></span><span class="s4"><b>kelamî </b></span><span class="s1">nitelikte olduğu bildirilmiştir. “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.” (42/ Şûrâ Sûresi: 51) “Şüphesiz o (Kur’an), şerefli bir elçinin getirdiği bir kelamdır.” (81/Tekvîr Sûresi: 19) Bu ayetlerden Kur’an-ı Kerim’de vahyin Allah’ın insanla konuşmasının bir şekli olduğu ve sonuçta kelam ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Diğer bir ayetten ise vahyedilenin </span><span class="s4"><b>okunan</b></span><span class="s1"> (metlüv) bir şey olduğunu anlarız. “Sana vahyettiğimizi onlara okuman için seni kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik&#8230;” (13/Ra’d sûresi: 30) Üçüncü olarak,<span class="Apple-converted-space">  </span>Kur’an-ı Kerim’de vahyi ifade etmek için en fazla kullanılan kelimelerden ikisi </span><span class="s4"><b>inzâl ve tenzîl</b></span><span class="s1"> kelimeleridir. Aralarında mana farkı olmasına rağmen her iki kelime de “bir şeyi yukarıdan aşağıya indirmek” anlamına gelir. Buna göre de </span><span class="s4"><b>kelamî</b></span><span class="s1"> niteliği yanında </span><span class="s4"><b>okunma</b></span><span class="s1"> özelliğine de sahip olan İslam vahyinin bir başka niteliği de “yukarıdan aşağıya indirilen bir şey” olmasıdır. “Şüphesiz bu Kur’an, âlemlerin Rabbi’nin bir tenzilidir. Uyarıcılardan olasın diye onu Rûhu’l-emîn (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.” (26/Şuara Sûresi: 192-95) </span></p>
<p class="p5"><span class="s1">Yörünge yine yayın mottosunun gereğini yapmaya çalıştı. Daha sakin günlerde buluşmak dileğiyle…</span></p>
<p>Adil GÜLMEZ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/editorden-ocak-2019/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
