<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>15 Temmuz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/15-temmuz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Jul 2023 13:58:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>15 Temmuz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir On Beş Temmuzu Daha Geçirdik!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-on-bes-temmuzu-daha-gecirdik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-on-bes-temmuzu-daha-gecirdik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 13:58:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Birlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18815</guid>

					<description><![CDATA[1. Muhteşem törenler ve yanlış tanımlamalar, yanlış söylemlerle… En yukarısından en aşağısına kadar, kürsüye çıkan ya da kendisine şu veya bu şekilde mikrofon uzatılanından tutun da; TV’lerin her konuda konuşan ‘ekran gülleri’ ve anlı şanlı sunucuları yanlış tanımlamalarına, yanlış söylemlerine aynen devam ettiler. Elbet çoğu şehit yakını ve çoğu gazi de devletlilerin, TV güllerinin, anlı şanlı sunucuların yanlışlarına ortak oldular. Bu arada sosyal medya yazarlarının ve okuyucularının önemli bir kısmının da bu koroya katıldığını söylemek yanlış olmaz. * 2. Baştan aşağı yapılan bu yanlışlıkların kasıt olduğunu söylemek haksızlık olur. Bu yanlışların cehaletten ileri geldiğini söylesek, bize kapı gibi diplomalarını gösterenler bulunur. Bu yanlışlar dil sürçmesidir desek; dil sürçmesi böylesine sürekli olmaz. Öyleyse nedir bu yanlışlıkların sebebi mi diyorsunuz? Bütün bunlar çarpık, çapsız, dışı hoş, içi boş, ezbere dayalı aşure eğitiminin tanımsızlığının, tarifsizliğinin, dilimizi fakirleştirmesinin ve gönüllerimizi çoraklaştırmasının doğal sonucudur. * 3. Asla düzelmeyecek olan yanlışları dile getirmeye en baştan başlayalım: “29 Ekim 2016 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 6752 sayılı yasa ile 15 Temmuz günü ‘Demokrasi ve Millî Birlik Günü’ adı altında resmî tatil olarak ilan edilmiştir.” Siz, TBMM olarak bu muhteşem ‘diriliş gününe’ demokrasi günü derseniz; elbet aşure eğitiminden geçmiş olan insanımız o gecenin şehitlerine ‘demokrasi şehitleri’ diyecektir. Ve böylece &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1.</p>



<p>Muhteşem törenler ve yanlış tanımlamalar, yanlış söylemlerle…</p>



<p>En yukarısından en aşağısına kadar, kürsüye çıkan ya da kendisine şu veya bu şekilde mikrofon uzatılanından tutun da; TV’lerin her konuda konuşan ‘ekran gülleri’ ve anlı şanlı sunucuları yanlış tanımlamalarına, yanlış söylemlerine aynen devam ettiler.</p>



<p>Elbet çoğu şehit yakını ve çoğu gazi de devletlilerin, TV güllerinin, anlı şanlı sunucuların yanlışlarına ortak oldular.</p>



<p>Bu arada sosyal medya yazarlarının ve okuyucularının önemli bir kısmının da bu koroya katıldığını söylemek yanlış olmaz.</p>



<p>*</p>



<p>2.</p>



<p>Baştan aşağı yapılan bu yanlışlıkların kasıt olduğunu söylemek haksızlık olur.</p>



<p>Bu yanlışların cehaletten ileri geldiğini söylesek, bize kapı gibi diplomalarını gösterenler bulunur.</p>



<p>Bu yanlışlar dil sürçmesidir desek; dil sürçmesi böylesine sürekli olmaz.</p>



<p>Öyleyse nedir bu yanlışlıkların sebebi mi diyorsunuz?</p>



<p>Bütün bunlar çarpık, çapsız, dışı hoş, içi boş, ezbere dayalı aşure eğitiminin tanımsızlığının, tarifsizliğinin, dilimizi fakirleştirmesinin ve gönüllerimizi çoraklaştırmasının doğal sonucudur.</p>



<p>*</p>



<p>3.</p>



<p>Asla düzelmeyecek olan yanlışları dile getirmeye en baştan başlayalım:</p>



<p>“29 Ekim 2016 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 6752 sayılı yasa ile 15 Temmuz günü</p>



<p>‘Demokrasi ve Millî Birlik Günü’</p>



<p>adı altında resmî tatil olarak ilan edilmiştir.”</p>



<p>Siz, TBMM olarak bu muhteşem ‘diriliş gününe’ demokrasi günü derseniz; elbet aşure eğitiminden geçmiş olan insanımız o gecenin şehitlerine ‘demokrasi şehitleri’ diyecektir.</p>



<p>Ve böylece İslami bir rütbe olan ‘şehitlik’ demos kratosa indirgenip, sulandırılır ve değersizleştirilir.</p>



<p>Gelelim gaziliğe:</p>



<p>O gece sokağa çıkan, yazı yazan, sala okuyan herkes gazidir.</p>



<p>Yaralananlar ise, eskilerin ifadesiyle ‘malul gazidir’.</p>



<p>O gece yapılan CİA kurgulu, haçlı destekli, Feto kullarının kalkışması yönetimi ele geçirmek için değil, ülkemizi işgal etmek ve vatanımızı parçalamak içindi…</p>



<p>Böyle bir teşebbüsün adı çoğu kez ‘hain darbe girişimi’ olarak dile getiriliyor.</p>



<p>Demek ki hain olmayan darbe girişimi de var!</p>



<p>Tıpkı hain olmayan teröristler gibi…</p>



<p>Öyle ya!</p>



<p>Sürekli olarak TV’lerde ‘hain teröristler’ tanımlaması tekrar edilmiyor mu?</p>



<p>Demek ki hain olmayan teröristler de var!</p>



<p>Ve bazı şehit yakınlarının ve o gecenin gazilerinin dilinden dökülenler:</p>



<p>‘Bizim ne kabahatimiz vardı?’</p>



<p>Böyle bir yakınma, o gece alınanları götürür.</p>



<p>Ve elbet böyle bir yakınma gaziye de, şehit yakınına da yakışmaz!</p>



<p>*</p>



<p>4.</p>



<p>Ya Rab!</p>



<p>Bu aziz millete dilini ve dinini tekrar öğrenmeyi nasip eyle!</p>



<p>Bu aziz milleti bu topraklarda kıyamete kadar payidar eyle!</p>



<p>Bu millete bu topraklarda Cihan Devleti olmayı göster!</p>



<p>Bu millete öylesine bir güç ver ki, mazlum, mağdur, mahzun müslüman kardeşlerimizi ve ezilen insanlığı zalimlerin elinden ve hükmünden kurtaralım!</p>



<p>Böylece dünyaya huzur iklimini hakim kılalım!</p>



<p>İçimizdeki bizanslılara ve onların tasmasını boynuna takanlara kendi kimlikleriyle ‘insan olarak’ yaşamanın zevkini ver ki ‘kim kimdir’ bilelim ve bizi aldatmalarından kurtulalım!</p>



<p>Senin her şeye gücün yeter!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-on-bes-temmuzu-daha-gecirdik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tehlike Geçti mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tehlike-gecti-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tehlike-gecti-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2021 15:34:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[İhanet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17490</guid>

					<description><![CDATA[Hiç şüphesiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin unutulması, milletimiz için büyük felaket olur! Unutmamak ise çeşitli etkinliklerle onu yılda bir kez de hatırlamak değildir… Aksine her an teyakkuzda olmak ve devletimizin işleyişinde her gün adalet kuralarıyla benzeri bir tehlike daha yaşanmasına engel olmaktır. Ne yazık ki bu büyük tehlike devlet kurumlarımız içinde yaşanmıştır. Onu, cadde ve sokaklarda aramak bizleri doğru adrese götürmez…Çünkü yüzük, kaybolduğu yerde aranır! Söz konusu vatan olunca sözlerimize kimse alınmasın… Suya sabuna dokunmayalım derken kelimelerimizi seçmek, edebi cümleler kurmak mecburiyetimiz de yoktur! Yaşadıklarımızdan canımız fena yanmıştır. Canı yanan birinden şarkı söylemesi, gülmesi, eğlenmesi beklenemez! Mağdur olmuş kişi, kendisini çukura sürükleyen hatayı bir kez daha gördüğünde kızar, küser, küplere biner…Bu tepki de gayet doğaldır. Fetöcülük veya bir başka adıyla paralel yapı, reddetsek de bir dünya görüşüdür…Devlet içinde idarenin Anayasamıza ve kanunlarımıza göre yürütülmesi yerine, idarecinin kendisinin veya mensubu olduğu yapının beklentilerine ve maslahatına göre düzenlemeye çalışmasıdır. Bu yönüyle bakılırsa bitti mi bu tehlike? Bugün, devlet kurumlarının çoğunda kadrolar, hedeflenen başarılı hizmete göre mi atanıyor, yoksa başarı olmasa da hizmetin ortaya çıkardığı maddi ve manevi imkanların paylaşılmasına göre mi? Hangi sivil toplum kuruluşuna mensup idarecinin, mücbir sebep olmadıkça diğerinin nitelikli adamını göreve getirdiği görülmüştür veya kendi yapısına mensup olmayan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hiç şüphesiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin unutulması, milletimiz için büyük felaket olur! Unutmamak ise çeşitli etkinliklerle onu yılda bir kez de hatırlamak değildir… Aksine her an teyakkuzda olmak ve devletimizin işleyişinde her gün adalet kuralarıyla benzeri bir tehlike daha yaşanmasına engel olmaktır. Ne yazık ki bu büyük tehlike devlet kurumlarımız içinde yaşanmıştır. Onu, cadde ve sokaklarda aramak bizleri doğru adrese götürmez…Çünkü yüzük, kaybolduğu yerde aranır!</p>



<p>Söz konusu vatan olunca sözlerimize kimse alınmasın… Suya sabuna dokunmayalım derken kelimelerimizi seçmek, edebi cümleler kurmak mecburiyetimiz de yoktur! Yaşadıklarımızdan canımız fena yanmıştır. Canı yanan birinden şarkı söylemesi, gülmesi, eğlenmesi beklenemez! Mağdur olmuş kişi, kendisini çukura sürükleyen hatayı bir kez daha gördüğünde kızar, küser, küplere biner…Bu tepki de gayet doğaldır.</p>



<p>Fetöcülük veya bir başka adıyla paralel yapı, reddetsek de bir dünya görüşüdür…Devlet içinde idarenin Anayasamıza ve kanunlarımıza göre yürütülmesi yerine, idarecinin kendisinin veya mensubu olduğu yapının beklentilerine ve maslahatına göre düzenlemeye çalışmasıdır. Bu yönüyle bakılırsa bitti mi bu tehlike?</p>



<p>Bugün, devlet kurumlarının çoğunda kadrolar, hedeflenen başarılı hizmete göre mi atanıyor, yoksa başarı olmasa da hizmetin ortaya çıkardığı maddi ve manevi imkanların paylaşılmasına göre mi? Hangi sivil toplum kuruluşuna mensup idarecinin, mücbir sebep olmadıkça diğerinin nitelikli adamını göreve getirdiği görülmüştür veya kendi yapısına mensup olmayan idarecinin haksız da olsa görevden alınmasına itiraz etmiştir? Var mı örneği? Bu konuda yaşanan tüm sorunlar bu tehlikenin varlığına işaret etmiyor mu? Görmezden mi gelelim yaşananları, şahit olunanları? Ya da birileri küser diye üç maymunu oynayıp ahmakça mı davranalım?</p>



<p>Bu işin şakası yok! Kimse darılmasın…! İnandıklarımızı söylemeye ve tehlikeye işaret etmeye devam edeceğiz…</p>



<p>Çünkü, millet olarak içine sürüklendiğimiz ateş çukurundan can havliyle dışarı fırladık…Reisi de, dünyada eşi benzeri görülmeyecek şekilde aynı ateş çukurundan el birliğiyle milletimiz çıkarmıştır. Ateşi söndürme girişiminde Reisin aktif görev alması da milletimizin onu ateş çukurundan kurtarması sonrasındadır…Önce milletimiz topyekûn hareket etmeyi başardı sonra da hep birlikte kurtuluş! Bu sıralamayı asla unutmayalım…</p>



<p>Sonrasında bekledik ki; milletimizi bombalayana kadar yazılarıyla, konuşmalarıyla, eylemleriyle FETÖ’yü öven, koruyan ne kadar siyasetçi, idareci, yönetici, yazar, çizer, televizyoncu sözde düşünür varsa hepsi en azından bir adım geriye çekilsinler. Çünkü FETÖ, şeytani sistemini bu zavallıların destekleriyle kurmuştu. Geri çekildiler mi? Hayır! Aksine, yürüttüğü görevin hakkını bile vermeyen kişiye birkaç görev daha birden yüklenmiştir… Çok üzücü…!</p>



<p>Pişman oldum, anlayamadım, bilemedim diyenler kaldıkları yerden işlerine ve görevlerine daha da yukarı makam ve mevkilere terfi ederek devam ettiler. Peki bugün bu kişiler, benzeri yeni bir sorunu nasıl öngörebilir ve fark edebilirler? Bu durumda nasıl huzur içinde olabiliriz, uyuyabiliriz?</p>



<p>Ve yine bekledik ki; milletimize ait uçaklarla milletimiz bombalanmadan çok öncesinde, Fetöcülerin günün birinde milletimizi bombalayabilecekleri öngörüsünde bulunan ve bu uğurda mücadele veren, bedelini de maddi ve manevi şekilde ağır ödeyenler de ehliyet ve liyakat şartını taşımaları halinde bir adım öne çıkarılsınlar. Çıkarıldılar mı? Hayır! Aksine daha da etkisiz hale getirildiler.</p>



<p>FETÖ’yü basiretiyle, ferasetiyle çok öncesinden öngörenlerle, öngöremeyip sonrasında pişman olanlar arasında gizli bir mücadele de hissedilmektedir. Parmak sayısına göre işler yürüdüğü için, hata edip pişman olanların sayısı, hata etmeyenlerin sayısından fazla olduğu için yerlerini de bir şekilde korumayı başarmışlardır. Bu yüzden güç ve kuvvet, halen daha önce hata edip sonra da pişman olanların ellerindedir.</p>



<p>Cumhurbaşkanımızı pişman olanlardan saymıyorum. Nedenine gelince, o günkü siyasi şartlar gereği FETÖ’süz yürümek neredeyse mümkün değildi. Merhum Necmettin Erbakan hocamızın başına gelenler bunun en iyi kanıtıdır. Tehlikeyi ilk günden beri Cumhurbaşkanımız biliyordu. Halledilmesi gereken bir tehlike olduğunu da… Cumhurbaşkanımızın kendisine bakışını, FETÖ elebaşı F. Gülen Alman televizyonunda da bu şekilde anlatmıştır.</p>



<p>Çözüm mü istiyor musunuz?</p>



<p>FETÖ konusunda hata hakkını hiç kullanmamış ve bu nedenle de hiç pişman olmamış olanlar. Haydi iş başına!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tehlike-gecti-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AYM&#8217;nin 15 Temmuz Kararı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aymnin-15-temmuz-karari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aymnin-15-temmuz-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2020 06:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[AYM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16173</guid>

					<description><![CDATA[15 Temmuz 2016&#8217;da bir darbe tezgahlanıyor.Sadece darbe değil, aynı zamanda bir işgal girişimi.İşgalle birlikte Türkiye 3-4 parçaya ayrılacak.O gece sınırlar boşaltılmış. DEAŞ ve PKK&#8217;nın silahlı militanları aportta bekliyor. İngiliz birlikleri de Kıbrıs Rum kesiminde.İstanbul ve çevresi DEAŞ&#8217;ın eline geçmesin bahanesi ile uluslararası bir konsorsiyumun yönetimine verilecek. Bu haritalar ve plan ele geçti. Erdoğan&#8217;a mizansen olarak sahte altın külçeleri hazırlanmış. Yakalansa bunlarla resimleri çekilip ya &#8216;altınlarla kaçtı&#8217; denilecek ya da Allah göstermesin &#8216;kaçma hazırlığı yaparken çatışmada öldü&#8217; denilecek. Erdoğan ölümü göze alıyor. Halkını direnmeye çağırıyor. Halk yollara, meydanlara, havaalanlarına dökülüyor. Ölümü göze alıp direniyor. Silah yok; çakı bile yok. Yumruğu ile, göğsü ile, bedeni ile; tankın altına yatarak bu kahpe planı boşa çıkarıyor. Ordu içindeki yurtsever askerlerimiz ve kahraman emniyet mensuplarımız canını hiçe sayıp kahramanca çarpışıyor. Darbeciler ağzı burnu kan, yüzü gözü sargı içinde derdest ediliyor.Bu arada birilerine ülkenin küçük bir kısmında kurulacak Vichi hükümetinde sen cumhurbaşkanı olacaksın, sen başbakan olacaksın, sen bakan olacaksın gibi sözler verilmiş. Bunlar o gece sus pus. TV&#8217;lerden gelişmeleri seyrediyor, darbe başarılı olsun diye dualar ediyorlar. Ertesi gün hainler birer birer yakalanırken çeneleri açılıyor.Oyun diyorlar; tiyatro diyorlar; Erdoğan kendi kendine anlaşmalı darbe yaptırdı diyorlar. Dört gün sonra ilan edilen OHAL e &#8216;işte asıl darbe bu&#8217; diyecek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>15 Temmuz 2016&#8217;da bir darbe tezgahlanıyor.<br>Sadece darbe değil, aynı zamanda bir işgal girişimi.<br>İşgalle birlikte Türkiye 3-4 parçaya ayrılacak.<br>O gece sınırlar boşaltılmış. DEAŞ ve PKK&#8217;nın silahlı militanları aportta bekliyor. İngiliz birlikleri de Kıbrıs Rum kesiminde.<br>İstanbul ve çevresi DEAŞ&#8217;ın eline geçmesin bahanesi ile uluslararası bir konsorsiyumun yönetimine verilecek.<br></p>



<p>Bu haritalar ve plan ele geçti.<br></p>



<p>Erdoğan&#8217;a mizansen olarak sahte altın külçeleri hazırlanmış. Yakalansa bunlarla resimleri çekilip ya &#8216;altınlarla kaçtı&#8217; denilecek ya da Allah göstermesin &#8216;kaçma hazırlığı yaparken çatışmada öldü&#8217; denilecek.<br></p>



<p>Erdoğan ölümü göze alıyor. Halkını direnmeye çağırıyor. Halk yollara, meydanlara, havaalanlarına dökülüyor. Ölümü göze alıp direniyor. Silah yok; çakı bile yok. Yumruğu ile, göğsü ile, bedeni ile; tankın altına yatarak bu kahpe planı boşa çıkarıyor.<br></p>



<p>Ordu içindeki yurtsever askerlerimiz ve kahraman emniyet mensuplarımız canını hiçe sayıp kahramanca çarpışıyor.<br></p>



<p>Darbeciler ağzı burnu kan, yüzü gözü sargı içinde derdest ediliyor.<br>Bu arada birilerine ülkenin küçük bir kısmında kurulacak Vichi hükümetinde sen cumhurbaşkanı olacaksın, sen başbakan olacaksın, sen bakan olacaksın gibi sözler verilmiş.<br></p>



<p>Bunlar o gece sus pus. TV&#8217;lerden gelişmeleri seyrediyor, darbe başarılı olsun diye dualar ediyorlar.<br></p>



<p>Ertesi gün hainler birer birer yakalanırken çeneleri açılıyor.<br>Oyun diyorlar; tiyatro diyorlar; Erdoğan kendi kendine anlaşmalı darbe yaptırdı diyorlar.<br></p>



<p>Dört gün sonra ilan edilen OHAL e &#8216;işte asıl darbe bu&#8217; diyecek kadar ileri gidiyorlar.<br></p>



<p>Hükümet bir KHK çıkarıyor ve darbeye direnen yurtseverlerin kovuşturmaya uğrayamayacağını ilan ediyor.<br></p>



<p>Emperyalist komplocularca kendilerine sözler verilenler bunu iptal istemiyle AYM&#8217;ye götürüyor. Yani yargılansın, hatta ceza alsın istiyorlar.<br>AYM dört yıl sonra bu talebi reddediyor.<br></p>



<p>Ben AYM&#8217;nin adil bir mahkeme olduğuna inanan biri değilim.<br>Ama nasıl olmuşsa bu talebi kabul etmeyi, görüşmeyi gözü yememiş.<br></p>



<p>Tarih herkesi hak ettiği ile yargılayacaktır. Vatanı için canını veren ve kanını dökenleri de düşmanla işbirliği içinde olan hainleri de…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aymnin-15-temmuz-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlatmaya Hiç Gerek Yok</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/anlatmaya-hic-gerek-yok/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/anlatmaya-hic-gerek-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 08:34:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15738</guid>

					<description><![CDATA[12 Eylül&#8217;de bile bugünkü baskı yoktu diyene bir şey anlatmaya gerek yok.TBMM nin lağvedildiğini, anayasasın yürürlükten kaldırıldığını mı anlatacaksın.Bütün partilerin, Sendikaların, Derneklerin; kapatıldığını mı anlatacaksın.Yeni kurulan partilerin kurucularının cuntadan onay almak zorunda olduğunu, Fizik profesörü iken parti kusucusu olmak isteyen Erdal İnönü&#8217;nün bile veto edildiğini mi anlatacaksın.Erdal Eren&#8217;in 17 yaşında olmasına rağmen mahkeme kararıyla yaşı büyültülerek darağacına gönderildiğini mi anlatacaksın.700 kişiye idam cezası istendiğini, 517&#8217;sinin idama mahkum olduğunu, 50&#8217;sinin infaz edildiğini mi. Resmi rakamlara göre 650 bin kişinin göz altına alındığını, 171 kişinin işkencede öldüğünü mü. Yurt dışına kaçmak zorunda kalanlardan 40 bininin vatandaşlıktan çıkarıldığını mı.Hayır propagandasının yasak olduğu anayasa referandumunu mu. Yeni yetişip de bunları bilmeyene, diyeceğim bir şey yok. Fakat bile bile &#8217;12 Eylül bu kadar baskıcı değildi&#8217; diyene &#8216;hain&#8217; diyeceğim. Uşak ruhlu diyeceğim. Satılmış diyeceğim. Aşağılık yalancı diyeceğim. Aslında böyle söylemelerine şaşırmıyorum. Bu günü ve mevcut iktidarı kötülemek adına 12 Eylül&#8217;ün üstünü örtmeye kalkanlar 15 Temmuz&#8217;a da &#8216;tiyatro&#8217; dediler. &#8216;Kontrollü&#8217; dediler. Gözümüzün önündeki darbeye, darbe diyemediler. 251 Şehidin mümtaz hatırasına küfür etmiş oldular. İkibinden fazla gazinin yüzüne karşı &#8216;sahtekarsınız&#8217; merdivenden düşüp kendi kendinizi yaraladınız demeye getirdiler. Meclis dahil ülkemizin büyük kentleri bombalanırken bu sesleri ses bombası yerine koydular. Amerikancı köpeklerin kullandığı göklerimizi cayırtılarıyla yırtan kendi uçaklarımızı talim &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>12 Eylül&#8217;de bile bugünkü baskı yoktu diyene bir şey anlatmaya gerek yok.<br>TBMM nin lağvedildiğini, anayasasın yürürlükten kaldırıldığını mı anlatacaksın.<br>Bütün partilerin, Sendikaların, Derneklerin; kapatıldığını mı anlatacaksın.<br>Yeni kurulan partilerin kurucularının cuntadan onay almak zorunda olduğunu, Fizik profesörü iken parti kusucusu olmak isteyen Erdal İnönü&#8217;nün bile veto edildiğini mi anlatacaksın.<br>Erdal Eren&#8217;in 17 yaşında olmasına rağmen mahkeme kararıyla yaşı büyültülerek darağacına gönderildiğini mi anlatacaksın.<br>700 kişiye idam cezası istendiğini, 517&#8217;sinin idama mahkum olduğunu, 50&#8217;sinin infaz edildiğini mi.<br></p>



<p>Resmi rakamlara göre 650 bin kişinin göz altına alındığını, 171 kişinin işkencede öldüğünü mü.<br></p>



<p>Yurt dışına kaçmak zorunda kalanlardan 40 bininin vatandaşlıktan çıkarıldığını mı.<br>Hayır propagandasının yasak olduğu anayasa referandumunu mu.</p>



<p>Yeni yetişip de bunları bilmeyene, diyeceğim bir şey yok. Fakat bile bile &#8217;12 Eylül bu kadar baskıcı değildi&#8217; diyene &#8216;hain&#8217; diyeceğim. Uşak ruhlu diyeceğim. Satılmış diyeceğim. Aşağılık yalancı diyeceğim.<br></p>



<p>Aslında böyle söylemelerine şaşırmıyorum. Bu günü ve mevcut iktidarı kötülemek adına 12 Eylül&#8217;ün üstünü örtmeye kalkanlar 15 Temmuz&#8217;a da &#8216;tiyatro&#8217; dediler. &#8216;Kontrollü&#8217; dediler. Gözümüzün önündeki darbeye, darbe diyemediler. 251 Şehidin mümtaz hatırasına küfür etmiş oldular. İkibinden fazla gazinin yüzüne karşı &#8216;sahtekarsınız&#8217; merdivenden düşüp kendi kendinizi yaraladınız demeye getirdiler. Meclis dahil ülkemizin büyük kentleri bombalanırken bu sesleri ses bombası yerine koydular. Amerikancı köpeklerin kullandığı göklerimizi cayırtılarıyla yırtan kendi uçaklarımızı talim yapıyor gibi göstermek istediler. Yunanistan&#8217;a darbeyi yöneten CIA Ortadoğu direktörünü kaçırıp oraya iltica eden vatan hainlerini, vatansever yerine koymaya çalıştılar. Darbeye darbe diyemediler ama o alçakları cezalandırmak için ilan edilen OHAL&#8217;e &#8216;darbe&#8217; demek alçaklığını ve şerefsizliğini gösterdiler.<br></p>



<p>Şimdi kalkıp da bunlara 12 Eylül&#8217;ü mü anlatacağız. Bu karanlık ruhlara, bu şeytana satılmışlara, elini kolunu sallaya sallaya girdiği her seçimi kaybedip de her birinden sonra &#8216;hile yaptılar&#8217; yalanına sarılana mı. Darbeye darbe demeyip de seçimle kazanana diktatör diyene mi. Joe Biden&#8217;s boys larına, FETÖ&#8217;nün çanak yalayıcılarına mı anlatacağız 12 Eylül&#8217;ü.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/anlatmaya-hic-gerek-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi Değiştiren İki Darbe</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tarihi-degistiren-iki-darbe/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tarihi-degistiren-iki-darbe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2020 07:54:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15446</guid>

					<description><![CDATA[Biri Mısır&#8217;da Sisi darbesi, diğeri ise ülkemizdeki FETÖ darbesidir bunlar. Şimdi olayların sıcaklığı içinde önemleri pek anlaşılmayabilir ama ileride tarih kitapları bu iki darbeden ayrıntılı olarak bahsedecek. Bu iki darbe dünya tarihini şekillendirmek için yapıldı. Fakat toplum mühendisliği tam tutturulamadığı için tarih onların amaçladığından başka türlü gelişti. Eğer Mısır darbesi gibi FETÖ darbesi de başarılı olsaydı bu gün İslam coğrafyası çoktan pay edilmişti. Irak, Suriye, Türkiye, İran, hatta Mısır ve Suudi Arabistan gibi devletler artık yoktu. Ya da küçültülmüş ve şekil değiştirmiş halde vardılar. Kuzey Afrika&#8217;ya, şimdi Libya&#8217;ya yapmaya çalıştıkları çoktan yapılmış, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Sudan, Etiyopya gibi devletler de ortadan kaldırılmış ya da revize edilmişlerdi. Bütün bunları FETÖ nün yenilgisi önledi. Aslında önlemiş olmasına rağmen bu plandan vazgeçilmiş değildir. Eğer ikinci darbe de başarılmış olsaydı cetvelle yeni sınırlar çizilmiş, yeni devletler kurulmuş, bunların hangisinin kimin mandasında olacağı konusunda anlaşılmıştı bile. Eğer Mısır darbesi de başarısız kılınabilseydi şu anda yine farklı bir coğrafyada yaşıyor olacaktık. Mısır, Yunanistan&#8217;la uyduruk bir münhasır bölge anlaşması yapmak yerine Türkiye ile gerçek bir anlaşma yapmış olacaktı. Bu, Libya anlaşmasıyla da birleşince İsrail Doğu Akdeniz&#8217;den tecrit edilmiş olacak, Rusya&#8217;nın Akdeniz&#8217;e inmesi gerçekleşmemiş ve de ABD ve AB Doğu Akdeniz üzerindeki planlarını uygulayamaz duruma gelmiş olacaklardı. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Biri Mısır&#8217;da Sisi darbesi, diğeri ise ülkemizdeki FETÖ darbesidir bunlar. Şimdi olayların sıcaklığı içinde önemleri pek anlaşılmayabilir ama ileride tarih kitapları bu iki darbeden ayrıntılı olarak bahsedecek. Bu iki darbe dünya tarihini şekillendirmek için yapıldı. Fakat toplum mühendisliği tam tutturulamadığı için tarih onların amaçladığından başka türlü gelişti.</p>



<p>Eğer Mısır darbesi gibi FETÖ darbesi de başarılı olsaydı bu gün İslam coğrafyası çoktan pay edilmişti. Irak, Suriye, Türkiye, İran, hatta Mısır ve Suudi Arabistan gibi devletler artık yoktu. Ya da küçültülmüş ve şekil değiştirmiş halde vardılar. Kuzey Afrika&#8217;ya, şimdi Libya&#8217;ya yapmaya çalıştıkları çoktan yapılmış, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Sudan, Etiyopya gibi devletler de ortadan kaldırılmış ya da revize edilmişlerdi. Bütün bunları FETÖ nün yenilgisi önledi. Aslında önlemiş olmasına rağmen bu plandan vazgeçilmiş değildir. Eğer ikinci darbe de başarılmış olsaydı cetvelle yeni sınırlar çizilmiş, yeni devletler kurulmuş, bunların hangisinin kimin mandasında olacağı konusunda anlaşılmıştı bile.</p>



<p>Eğer Mısır darbesi de başarısız kılınabilseydi şu anda yine farklı bir coğrafyada yaşıyor olacaktık. Mısır, Yunanistan&#8217;la uyduruk bir münhasır bölge anlaşması yapmak yerine Türkiye ile gerçek bir anlaşma yapmış olacaktı. Bu, Libya anlaşmasıyla da birleşince İsrail Doğu Akdeniz&#8217;den tecrit edilmiş olacak, Rusya&#8217;nın Akdeniz&#8217;e inmesi gerçekleşmemiş ve de ABD ve AB Doğu Akdeniz üzerindeki planlarını uygulayamaz duruma gelmiş olacaklardı. Bu durumda da açık savaşa başvurmuşlar, ya da bunu zorluyor olacaklardı.</p>



<p>Fakat tarihin garip tecellisi darbeler 1-1 eşitlikle sonuçlandı.Şimdiki olaylar bu eşitliği bozma çabalarıdır. Yunanistan, İsrail ve Mısır&#8217;ın saldırgan tutumları, BAE nin bunlara sponsor olması, Suudilerin Yemen&#8217;i işgal çabaları, hatta Lübnan&#8217;daki patlama hep bu eşitliği bozmak için.</p>



<p>Bu coğrafya&#8217;daki tüm halkların bir tek umudu var; Türkiye. Tarih Türkiye&#8217;yi kaderine çağırıyor. Bundan kaçamaz. Bu denge de daha fazla süremez. Şartlar bölge halklarının yanında. Saldırgan ne kadar güçlü olsa da bu böyle. Neden m? Çünkü yüzyıl önce yaşanmış bir deney var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tarihi-degistiren-iki-darbe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15 Temmuz Darbesinin Anlamları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/15-temmuz-darbesinin-anlamlari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/15-temmuz-darbesinin-anlamlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rüstem BUDAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2020 07:19:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15155</guid>

					<description><![CDATA[1- Türkiye&#8217;de her zaman bir darbe ihtimali vardır.15 Temmuz öncesi darbe ihtimali akla hiç gelmiyordu.Milletin iktidarı gerçekleştikçe,darbe ihtimali de artmaktadır.Çünkü yerel ve küresel oligarşinin darbe dışında bir iktidar imkanları bulunmuyor.Yerel ve küresel oligarşi,15 Temmuz yenilgisini hazmedemediler.Yeni bir darbe için fırsat kolluyorlar. 2- FETÖ&#8217;nün 15 Temmuz&#8217;dan daha büyük felaket girişimlerine hazır olmalıyız. FETÖ&#8217;den beklenmeyen beklenenin üzerinde düşünmeliyiz. FETÖ&#8217;nün ne yapabileceğine dair beklenmeyen birçok şeyinortaya çıktığını gördük. Siyaset ile işleri olmaz, denildi.Devlet içinde sadece inançlı insanlardır, denildi.Küresel devletleri kullanılıyorlar, kullanılmıyorlar, denildi.Şiddet ile işleri olmaz, denildi.Darbe girişimi hiç olmaz, denildi. Ama denilen ve beklenilen şeylerin tam tersi oldu. Yapabilecekleri son şey; darbedir, başka bir şey yapamazlar, demeyelim. Gülen, teslim edilse bile FETÖ devam edecektir.Aynı Öcalan teslim edildiği halde PKK&#8217;nın varlığı ve oyunları devam ediyor. Yerli ve küresel oligarşik örgütler ve yapılanmalar,bu tür örgütlere sürekli yeni görevler veriliyor. FETÖ&#8217;nün yapacaklarının beterin beteri her daim olacaktır.15 Temmuz&#8217;dan daha büyük felaketler için hazırlanıyorlar. 3- FETÖ ve diğer oligarşik tüm yapılar tasfiye edilmelidir. Bu ülkede FETÖ gibimillete rağmen ve millete karşıdarbe girişimlerini besleyensiyasi- ekonomik- kültürel bir damar vardır. Buhastalıklı, alçak, hain ve sapkın damar,küresel işbirlikçileri ile güçlerini birleştirerek darbe yapmaya kalkıştı. Bu ülkede geçmişte olduğu gibibu tür yapıları ortaya çıkaran dini ve seküler temelli oligarşik yapılar tasfiye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1- Türkiye&#8217;de her zaman bir darbe ihtimali vardır.<br>15 Temmuz öncesi darbe ihtimali akla hiç gelmiyordu.<br>Milletin iktidarı gerçekleştikçe,<br>darbe ihtimali de artmaktadır.<br>Çünkü yerel ve küresel oligarşinin darbe dışında bir iktidar imkanları bulunmuyor.<br>Yerel ve küresel oligarşi,<br>15 Temmuz yenilgisini hazmedemediler.<br>Yeni bir darbe için fırsat kolluyorlar.</p>



<p>2- FETÖ&#8217;nün 15 Temmuz&#8217;dan daha büyük felaket girişimlerine hazır olmalıyız.</p>



<p>FETÖ&#8217;den beklenmeyen beklenenin üzerinde düşünmeliyiz.</p>



<p>FETÖ&#8217;nün ne yapabileceğine dair beklenmeyen birçok şeyin<br>ortaya çıktığını gördük.</p>



<p>Siyaset ile işleri olmaz, denildi.<br>Devlet içinde sadece inançlı insanlardır, denildi.<br>Küresel devletleri kullanılıyorlar, kullanılmıyorlar, denildi.<br>Şiddet ile işleri olmaz, denildi.<br>Darbe girişimi hiç olmaz, denildi.</p>



<p>Ama denilen ve beklenilen şeylerin tam tersi oldu.</p>



<p>Yapabilecekleri son şey; darbedir, başka bir şey yapamazlar, demeyelim.</p>



<p>Gülen, teslim edilse bile FETÖ devam edecektir.<br>Aynı Öcalan teslim edildiği halde PKK&#8217;nın varlığı ve oyunları devam ediyor.</p>



<p>Yerli ve küresel oligarşik örgütler ve yapılanmalar,<br>bu tür örgütlere sürekli yeni görevler veriliyor.</p>



<p>FETÖ&#8217;nün yapacaklarının beterin beteri her daim olacaktır.<br>15 Temmuz&#8217;dan daha büyük felaketler için hazırlanıyorlar.</p>



<p>3- FETÖ ve diğer oligarşik tüm yapılar tasfiye edilmelidir.</p>



<p>Bu ülkede FETÖ gibi<br>millete rağmen ve millete karşı<br>darbe girişimlerini besleyen<br>siyasi- ekonomik- kültürel bir damar vardır.</p>



<p>Bu<br>hastalıklı, alçak, hain ve sapkın damar,<br>küresel işbirlikçileri ile güçlerini birleştirerek darbe yapmaya kalkıştı.</p>



<p>Bu ülkede geçmişte olduğu gibi<br>bu tür yapıları ortaya çıkaran dini ve seküler temelli oligarşik yapılar tasfiye edilmelidir.</p>



<p>4- Zaferin asıl sahibi Allah&#8217;tır.</p>



<p>Zafere giden yolda mü&#8217;minleri koruyan,<br>onlara itikad, basiret ve feraset veren,<br>zalimlerin planlarını bozan,<br>görünür ve görünmeyen güçlerle yardım eden,<br>mazlumların duasına icabet ederek tağutların gücünü kıran<br>ALLAH&#8217;tır.</p>



<p>5- En büyük dersi Şehitler verdi.<br>Şehitler bir yandan ders verirken,<br>diğer yandan millete ödev verdiler:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Vatan savunması nasıl yapılır?</li></ul>



<p>Her yerde şehitlerin hikayeleri yayınlanıyor, yazılıyor, gösteriliyor.</p>



<p>Küçük bir kısmı anlatılan şehidlerin uzun hikayeleri var.</p>



<p>Ders alınması gereken…<br>Ders verilmesi gereken…</p>



<p>Şehitlere selam olsun!</p>



<p>6- 15 Temmuz Darbesi,<br>küresel bir darbedir.</p>



<p>Dünya ülkeleri geçmişte hiç olmadığı kadar birbirlerinin iç işlerine müdahale etmektedirler.</p>



<p>Bu müdahale açık bir şekilde kurumlar ve kuruluşlar üzerinde resmi bir şekilde olduğu gibi,<br>kapalı örgütlenmeler ve algı operasyonları ile de yapılmaktadır.</p>



<p>15 Temmuz&#8217;un küresel ayağı kendisini deşifre etmiştir.<br>Avrupa ve Amerika, diğer adıyla NATO darbenin açık müdahil tarafıdır.</p>



<p>Küresel 15 Temmuz Darbecilerinin müdahele gücünü azaltmak ve aracılarını ortadan kaldırmak zorunludur.</p>



<p>7- Cephe Türkiye…<br>Son Kale; Anadolu…</p>



<p>15 Temmuz darbesinde darbeciler,<br>ülkenin işgal edilmesi için<br>Anadolu kalesinin kapısını içerden açmaya çalıştılar.</p>



<p>Bu savaşta, bu cephede<br>kafir- zalim- münafık işgalcilerin elinde her türlü silah vardı.</p>



<p>İşgale direnen halkın<br>sadece ve sadece imanı vardı.</p>



<p>Onlar;<br>şehadete, özgürlüğe, Allah&#8217;a, hakikate<br>aşıktılar.</p>



<p>Son kale; Anadolu idi.<br>Cephe Türkiye terk edilmedi!</p>



<p>Allahu Ekber!<br>La İlahe İllallah!</p>



<p>8- Darbeyi millet önledi ve bu milletin de bir lideri vardı:<br>Recep Tayyip Erdoğan…</p>



<p>Geçmiş darbelere göre bu darbenin başarısız olmasının en büyük nedenlerinden biri,<br>millete önderlik edecek bir liderin olmasındandır.</p>



<p>Yerli ve Küresel Darbe Koalisyonu;<br>Ak Parti iktidarı ile birlikte darbe ihtimalini sürekli gündemde tuttu.</p>



<p>Balyoz, Ergenekon, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve muhtırası, Ak Parti Kapatma davası, MİT müsteşarının gözaltına alınmak istenmesi, Erdoğan&#8217;a suikast girişimleri, MİT Tırları, 17/ 25 Aralık darbe girişimleri, Gezi provokasyonları,<br>HDPKK&#8217;nın Hendek Darbe girişimleri…</p>



<p>Bunlara ek olarak;<br>Erdoğan&#8217;ın şahsında kamuoyu oluşturma…<br>Ve kurtulmanın tek yolunun darbe olduğunun empoze edilmesi…</p>



<p>Darbe koalisyonu bunları yaparken,<br>Erdoğan ne yaptı:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>&#8220;Üzeri üzerine&#8221; tavrını benimsedi.</li><li>Halkın yanında durarak halkı terk etmeyeceğini kabul ettirdi.</li><li>Sivil darbe girişimlerine karşı halk ile birlikte cevap verdi.</li><li>Küresel oyunu açık ve net bir şekilde halka anlattı.</li><li>Hassaten Mısır darbesi üzerinden direnilmediği zaman ortaya çıkan sonuçları &#8220;Rabia&#8221; üzerinden gündemde tuttu.</li><li>Kendisine yönelik algı operasyonlarını bozdu.</li><li>Yerel ve küresel muhalefet veya güç merkezleri ile ilişkilendi ve onları yekpare halde saldırıya geçmelerini engelledi.</li></ul>



<p>Yeni Türkiye&#8217;nin kurucu lideri Erdoğan,<br>darbe koalisyonunun oyunlarını bozmuştur.</p>



<p>9- 15 Temmuz darbesine karşı verilen mücadele eksik ve bazen yanlış anlatılıyor.</p>



<p>Darbenin fiili başladığı<br>15 Temmuz saat 22.00&#8217;den<br>16 Temmuz 09.00&#8217;e kadar<br>her anı, her dakikası, her saati<br>büyük bir mücadeleyi, şehadeti, fedakarlığı, teslimiyeti, imanı, kardeşliği, birliği ve direnişi<br>barındırmaktadır.</p>



<p>15 Temmuz;<br>birkaç uçak, birkaç tank ile<br>başıbozuk birkaç askerin deliliği gibi gösterilmeye başlandı.</p>



<p>15 Temmuz&#8217;u anlamak için,<br>250 şehidin kanlarının izine bakmak gerekiyor.<br>Şehitlerin açtıkları cephelerde verilen büyük mücadeleyi tek tek incelemek gerekiyor.<br>Darbe haberini duyduğunda abdest alıp,<br>helalleşerek meydana atılan o yiğit kadın, erkek, yaşlı ve çocukların adımlarının izlerini takip etmek gerekiyor.</p>



<p>15 Temmuz, birkaç imaj görseli ile anlatılmamalıdır.<br>Ne yazık ki eksik ve bazı yanlış anlatımlar,<br>15 Temmuz mücadelesini doğru tanımayı ve anlamayı engelliyor.</p>



<p>Özellikle gelecek kuşaklara<br>bu ihanete ve işgale karşı gösterilen mücadele,<br>mevzi mevzi tanıtılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/15-temmuz-darbesinin-anlamlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15 Temmuz&#8217;un Unutulmaz Sözleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/15-temmuzun-unutulmaz-sozleri-2/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/15-temmuzun-unutulmaz-sozleri-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rüstem BUDAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2020 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15158</guid>

					<description><![CDATA[Sözlerin Özü:“Zekai Paşa &#8220;Tuğgeneral Semih Terzi vatan hainidir, onu karargaha girmeden öldür bu yolun sonunda şahadet var hakkını helal et&#8221; Ömer Halisdemir : &#8220;Hakkım helal olsun vatan sağolsun komutanım&#8221; 1- Dolu füzeleri almış Beştepe’ye giden bir kaç askerin yolunu kesenler &#8220;bu füzeleri pkk&#8217;ya sıkmadınız şerefsizler külliyeye gitmenize izin vermem bize sıkın.” 2- Barış Dedebağı ‘Bu saatten Sonra Canını düşünen soysuz köpektir’ 3- “Ablacığım sarılıyorum döver miyim o benim kardeşim! Kardeşim o benim.” 4- Köprüde, mangal gibi değil, yanardağ gibi yüreği olan ablamızın havaya ateş açan hainlere &#8220;beni bununla mı korkutacaksınız&#8221; demesi. 5- &#8220;Direnen kalabalıklara doğrudan ateş edilsin&#8221; diyen alçak… 6- Köprüyü kapattık geçişe izin vermiyoruz ha şunu diyen varsa ben canıma güveniyorum geçerim, diyen varsa buyursun geçsin diyen polise :İnsan bir kere ölür öleceksek adam gibi ölelim. Ben ölmeye hazırım diyen halk 7- Bir fetöcüyü teslim almış, yere yatırmış, kelepçe bekleyen polis,&#8221;değer miydi gardaşım&#8221; dedi. 8- “Ben ölmeye hazırım sen beni öldürmeye hazır mısın?”diyen gazeteci kardeşimizin sözüde hic çıkmıyor aklımdan. 9- “Devletin helikopteriyle devlete sıkıyor şerefsizler. Bize sıkın lan bize!” 10- Gözaltına alınmış Albay bir Fetocu &#8220;Bizi gözaltına rütbelerimize eş değer asker alsın böyle olmamalı.” Barış Dedebağı : “Albayın ağzını da bantlayın.” 11- “Halk korku içinde.” diyen muhabirehalk;“yalan söyleme halkın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sözlerin Özü:<br>“Zekai Paşa &#8220;Tuğgeneral Semih Terzi vatan hainidir, onu karargaha girmeden öldür bu yolun sonunda şahadet var hakkını helal et&#8221;</p>



<p>Ömer Halisdemir : &#8220;Hakkım helal olsun vatan sağolsun komutanım&#8221;</p>



<p>1- Dolu füzeleri almış Beştepe’ye giden bir kaç askerin yolunu kesenler &#8220;bu füzeleri pkk&#8217;ya sıkmadınız şerefsizler külliyeye gitmenize izin vermem bize sıkın.”</p>



<p>2- Barış Dedebağı ‘Bu saatten Sonra Canını düşünen soysuz köpektir’</p>



<p>3- “Ablacığım sarılıyorum döver miyim o benim kardeşim! Kardeşim o benim.”</p>



<p>4- Köprüde, mangal gibi değil, yanardağ gibi yüreği olan ablamızın havaya ateş açan hainlere &#8220;beni bununla mı korkutacaksınız&#8221; demesi.</p>



<p>5- &#8220;Direnen kalabalıklara doğrudan ateş edilsin&#8221; diyen alçak…</p>



<p>6- Köprüyü kapattık geçişe izin vermiyoruz ha şunu diyen varsa ben canıma güveniyorum geçerim, diyen varsa buyursun geçsin diyen polise :<br>İnsan bir kere ölür öleceksek adam gibi ölelim. Ben ölmeye hazırım diyen halk</p>



<p>7- Bir fetöcüyü teslim almış, yere yatırmış, kelepçe bekleyen polis,&#8221;değer miydi gardaşım&#8221; dedi.</p>



<p>8- “Ben ölmeye hazırım sen beni öldürmeye hazır mısın?”<br>diyen gazeteci kardeşimizin sözüde hic çıkmıyor aklımdan.</p>



<p>9- “Devletin helikopteriyle devlete sıkıyor şerefsizler. Bize sıkın lan bize!”</p>



<p>10- Gözaltına alınmış Albay bir Fetocu &#8220;Bizi gözaltına rütbelerimize eş değer asker alsın böyle olmamalı.”</p>



<p>Barış Dedebağı : “Albayın ağzını da bantlayın.”</p>



<p>11- “Halk korku içinde.” diyen muhabire<br>halk;<br>“yalan söyleme halkın korkusu yok halk burda” demişlerdi.</p>



<p>12- O gece Bursa Fomara meydanında şahit olduğum, bir babanın telefonda birliğindeki asteğmen oğluyla konuşması: &#8220;O şerefsizlerin emrine uyarsan, anam babam var diye buralara bir daha gelme sakın. Onlara karşı dik durup şehitte olsan, başımın üstünde yerin var.&#8221;</p>



<p>13- Genel kurmay önünde bekleyen kalabalıktaki bir yiğidin “ Abi genel kurmayı kurtarmamız lazım. 500 kişiyiz aynı anda içeri dalalım. En fazla 100 kişi şehit oluruz. Kalanlar burayı kurtarır” sözü</p>



<p>14- Binanın üstündeki adam, gelen F-16&#8217;ya &#8220;Az daha yakından geç de bak üstüne nasıl atlıyorum!&#8221;</p>



<p>Kuş değil bu F-16! F-16!<br>En son levye fırlattı</p>



<p>15- Darbe günü değilde. Gölbaşı Özel Harekat başkanlığında ki Özel Harekatçıl abimizin şu sözleri unutulmaz. “Gençler nizamiyeye geçin oturun diyecektim ama bombaladılar nizamiyemiz yok.” Bu sözü asla unutamam…</p>



<p>16- Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı sokaklara çağırırken kullandığı “HALKIN GÜCÜ ÜZERİNDE BİR GÜÇ TANIMADIM BEN” sözleri “BENDE ORAYA GELİYORUM” diye devam edip “BİZ ÖLÜMÜNE, ÖLÜMÜNE!” diye sözlerini bitirmesi.. Bende böyle bir liderlik örneği görmedim ömrümce!</p>



<p>17- Bekir Bozdağ: “Biz burayı bırakıp sığınaklara inersek millet sokaklara hiç iner mi başımıza da yıksanız buradayız.”</p>



<p>18- Atatürk Havalimanı’nda yerde yatan çocuğun Erdoğan onu öptükten sonra “abi gerçekten o muydu?” demesi.</p>



<p>19- “Alo 155 mi, bende bir tank var, nereye çekeyim!”</p>



<p>20- Nereye dede? diye soranlara dedenin;<br>-Cennete! diye cevap vermesi.</p>



<p>21- Bir polis aracından yapılan &#8221;Lütfen buradan ayrılmayın. Varlığınız bize güç veriyor&#8221; anonsu…</p>



<p>22- Dolu füzeleri almış beştepeye giden bir kaç askerin yolunu kesenler &#8220;bu füzeleri pkk&#8217;ya sıkmadınız şerefsizler külliyeye gitmenize izin vermem bize sıkın&#8221; diyenleride hatırlayalım.</p>



<p>23- Seni almaya geliyoruz diyen darbeci haine<br>&#8220;Asıl ben sizi almaya geliyorum o.. çocukları “ diyen İSMAİL METİN TEMEL PAŞA&#8217;NIN sözü</p>



<p>24- Jetlere yakıtın bitmeyecek mi ulan diyen abi,</p>



<p>25- havaya sıkma korkma bana sık diyen dayı,</p>



<p>26- Erdoğan ölecekse biz de öleceğiz diyen abiler,</p>



<p>27- &#8220;Bizden olmadıkları, bizim kanımızı akıtmalarından bellidir.&#8221;</p>



<p>Bir şehit babasının sözleri…</p>



<p>28- Bursa Karacabey meydanında darbe girişiminden bağımsız biz olay için Polisin havaya ateş ettiği anda henüz silah sesinin nerden geldiği belli değilken, bir amcanın &#8216;bizi silah sesleriyle korkutamazsınız, biz buraya kefenlerimizle geldik&#8217; sözünü unutamıyorum.</p>



<p>29- Emekli Albay: Askerler, bu askerler kimin askeri. Bu asker kime namlu tutuyor. Bu namlu kime tutuluyor bu namlu. Çevir bana, çevir bana namluyu.</p>



<p>30- Bekir Bozdağ: “Biz buradan gidersek Millet korktu der. Millet meydanlara inmez. Bizim burda yapmamız gereken ölmektir. Gitmek isteyen gitsin.”</p>



<p>31- Havaalanında yaralanan kardeşimizin Tayyip Erdoğan eğilip onu alnından öptüğünde söylediği; BABAM BENİM SANA CANIM FEDA OLSUN….</p>



<p>32- “Abdülhamid&#8217;i deviriyorlar, yetişin!”</p>



<p>33- Nihal Olçok: Sen büyüdün de vatan mı kurtardın evlat?</p>



<p>34- Bir abimiz vardı annesiyle birlikte. Kurşunlar üzerlerine yağarken anne yalvarıyordu, &#8220;oğlum bebeğin olacak gidelim&#8221; diye. O abimizin cevabı, &#8220;Sen dön anne&#8221; olmuştu… Allah bin kere razı olsun hepsinden.</p>



<p>35- Fetöcü komutan:<br>-Efendim yazılı emir lazım.<br>Başbakan Binali Yıldırım:<br>-Bak bu telefonda konuştuklarımız yazılı emirdir! Vurun kardeşim vurun!!!</p>



<p>36- Tanktaki askere inmesi icin yalvaran bi teyze vardi<br>&#8220;İn aşaği hadi yavrum bak biz bu tankı kimseye vermeyiz&#8221;</p>



<p>37- O gece alanda bir kardeşimizin<br>&#8220;Bu gece Vatan icin ölmeye geldik yaşamak isteyenler hemen evine gitsin&#8221;<br>cümlesi…</p>



<p>38- Sabaha az kala anneme &#8216;eve tahmini ne zaman döneceğiz&#8217; diye sorduğumda &#8216;yavrum eve dönemeyebiliriz, en az gün ışıyana kadar burdayız onu biliyorum&#8217; deyişi.</p>



<p>39- Samsun meydanda 60 yaşlarında bir dayının yanındaki dayıya sarılıp ağlayarak &#8216;yine yaptılar&#8217; demesi…</p>



<p>40- &#8220;Fetullah Gülen cennete girecekse Ya Rabbim beni cehenneme al&#8221;<br>Barış Dedebağı</p>



<p>41- O gece Şehitlerköprüsünde sağ ayağına kurşun sıkılmış yaralı bir delikanlının sözleri aklıma kazındı. Abla sakın sen köprünün üstüne çıkma.Hainler Kadın, Erkek Çocuk demeden vuruyorlar.Çok sayıda yaralı ve ölü var….</p>



<p>42- &#8220;Çanakkale&#8217;de yenemeyen namertler Kızılay&#8217;a saldırıyor. Ey Dünya! Yedi düveli toplayıp gelin, bir kıl alamazsınız şu garibin başından!&#8221;</p>



<p>43- “Hökümeti deviyolamış Menderes gibi dedile canı isteyen vatanını seven Tayyibi kurtarmaya gidiyo dedile…”</p>



<p>44- “Bugün ölmek için en güzel gün anne…”<br>saraçhane şehidi..</p>



<p>45- Hangisini diyeyim bilmiyorum ama &#8220;bir insan bir kere ölür bir kere&#8221; sözü geldi aklıma.</p>



<p>46- Gölbaşına gittiğimde görevdeki Özel Harekat Polisi şöyle demişti &#8220;hala tiyatro gibi sözler duyuyorum, bunu diyenlerle yüz yüze gelmek istiyorum ve şunu sormak istiyorum; benim arkadaşlarımın kahramanlıklarını anlatacak anıları var ama onlar çocuğunuza torununa ne anlatacaklar?&#8221;</p>



<p>47- Bir askerin darbeci komutana söylediği efsane söz:<br>“Biz seninle ne aynı duyguyu paylaşacağız sen ekmeğini yediğin bu aziz millete kurşun sıkan şerefsiz, hain bir adamsın”</p>



<p>48- Bunu herkes bilmez ben kendi semtimde olanı söyleceğim. Polisler kalabalığın arasına gelip &#8220;bu yolda bizimle misiniz? Bizim yanımızda mısınız?&#8221; diye sormuştu gece 3 civarı bir saatte sonrasında İstiklal Marşı okumuştuk…</p>



<p>49- Dışarı çıktığımızda hızlı adımlarla yürürken bi amca ve teyze bize<br>“koşun kızım koşun bu gece çıkmazsak bi daha hiç çıkamayız.” demişti</p>



<p>50- &#8220;Biz sizlerin bizi ŞEHİT ettiği gibi sizi öldürmeyeceğiz&#8221;<br>Barış DEDEBAĞI</p>



<p>51- &#8220;Kelime-i Şehadet getirin gerisi kolay.&#8221;</p>



<p>52- &#8220;Bizim insanımız bırakın bombaya, g3 tüfeğine karşı savunmaya geçmeyi, yere yatmayı bile bilmez.&#8221; FETÖcü gazeteci</p>



<p>53- Tanktan çıkan mehmetçiğin polise &#8216;abi annem görmesin&#8217; demesi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/15-temmuzun-unutulmaz-sozleri-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olmak kolay ölmek zor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/olmak-kolay-olmek-zor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/olmak-kolay-olmek-zor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Feb 2020 07:28:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13577</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye özellikle son 7 yıldır ağır saldırılar altında. Anlayın artık, istenmiyoruz! Bu topraklarda da istenmiyoruz, bu coğrafyada da! Ellerinden gelse topumuzu katledecekler! Gelmiyor! Bölüp parçalamak, sınırlarımızı daraltmak, kalanını da kan ve gözyaşımızla sulamak istiyorlar! Tıpkı Irak gibi, Suriye gibi, Libya gibi, Yemen gibi, Mısır gibi.. Anlayın artık! Yüzyıl önce solukları yetmediği için yarım bırakmak zorunda kaldıkları işlerini yüzyıl sonra nihayete erdirme derdindeler! Görmüyor musunuz Allah aşkına? Dört bir yanımızı yeniden kuşattılar! Sağımız solumuz önümüz arkamız her yanımız sarıldı! İçimizden de vuruyorlar! PKK dediğiniz de, FETÖ dediğiniz de, DEAŞ dediğiniz de, ESED dediğiniz de, Hafter dediğiniz de, SİSİ dediğiniz de hep aynı. Her biri, Türkiye’ye karşı yürütülen bir vekâlet savaşının parçası. 15 Temmuz’da yapmak istedikleri ile Suriye’nin kuzeyinde yapmaya çalıştıkları arasında hiçbir fark yok. Ha keza Akdeniz’de.. Sınırımızın hemen dibinde terör unsurları tarafından inşa edilen NATO ölçekli devasa sığınakları, içerisindeki milyonlarca silah ve mühimmatı nasıl izah edeceğiz? O sığınakları inşa edenleri, içerisini ağır silah ve mühimmatlarla donatanları hâlâ görmeyecek miyiz? Yoksa Suriye’de ne işimiz var diyerek olanı biteni gizlemeye devam mı edeceğiz? Akdeniz’de sahip olduğumuz, hakkımız olan enerji kaynaklarından elimizi çekmemiz için yapılan planları, işbirliklerini, saldırıları görmeyecek miyiz? Hafter’in Türkiye’ye karşı vekâleten bir savaş yürüttüğü gerçeğine kulaklarımızı tıkayıp ihanet gibi açıklamalara yenilerini mi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Türkiye özellikle son 7 yıldır ağır saldırılar altında.</p>
<p><strong>Anlayın artık, istenmiyoruz!</strong></p>
<p>Bu topraklarda da istenmiyoruz, bu coğrafyada da!</p>
<p>Ellerinden gelse topumuzu katledecekler!</p>
<p><strong>Gelmiyor!</strong></p>
<p>Bölüp parçalamak, sınırlarımızı daraltmak, kalanını da kan ve gözyaşımızla sulamak istiyorlar!</p>
<p>Tıpkı Irak gibi, Suriye gibi, Libya gibi, Yemen gibi, Mısır gibi..</p>
<p><strong>Anlayın artık!</strong></p>
<p>Yüzyıl önce solukları yetmediği için yarım bırakmak zorunda kaldıkları işlerini yüzyıl sonra nihayete erdirme derdindeler!</p>
<p><strong>Görmüyor musunuz Allah aşkına?</strong></p>
<p>Dört bir yanımızı yeniden kuşattılar!</p>
<p>Sağımız solumuz önümüz arkamız her yanımız sarıldı!</p>
<p>İçimizden de vuruyorlar!</p>
<p>PKK dediğiniz de, FETÖ dediğiniz de, DEAŞ dediğiniz de, ESED dediğiniz de, Hafter dediğiniz de, SİSİ dediğiniz de hep aynı.</p>
<p>Her biri, Türkiye’ye karşı yürütülen bir vekâlet savaşının parçası.</p>
<p>15 Temmuz’da yapmak istedikleri ile Suriye’nin kuzeyinde yapmaya çalıştıkları arasında hiçbir fark yok. Ha keza Akdeniz’de..</p>
<p>Sınırımızın hemen dibinde terör unsurları tarafından inşa edilen NATO ölçekli devasa sığınakları, içerisindeki milyonlarca silah ve mühimmatı nasıl izah edeceğiz?</p>
<p>O sığınakları inşa edenleri, içerisini ağır silah ve mühimmatlarla donatanları hâlâ görmeyecek miyiz?</p>
<p>Yoksa <strong>Suriye’de ne işimiz var</strong> diyerek olanı biteni gizlemeye devam mı edeceğiz?</p>
<p>Akdeniz’de sahip olduğumuz, hakkımız olan enerji kaynaklarından elimizi çekmemiz için yapılan planları, işbirliklerini, saldırıları görmeyecek miyiz?</p>
<p>Hafter’in Türkiye’ye karşı vekâleten bir savaş yürüttüğü gerçeğine kulaklarımızı tıkayıp ihanet gibi açıklamalara yenilerini mi ekleyeceğiz?</p>
<p>Borç batağında yüzen, elinde avucunda hiçbir şeyi kalmamış Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik saldırılarını, maziden kalma düşmanca bir tutum olarak mı değerlendireceğiz?</p>
<p>Umarsızca arkasındaki odağı inkâr etmeye devam mı edeceğiz?</p>
<p>İs te mi yor lar!</p>
<p>Güçlü bir Türkiye, iddiaları olan bir ülke istemiyorlar.</p>
<p>Bu milletin, bu medeniyetin dünyadaki tarihsel liderliğine tahammülleri yok!</p>
<p>Yüzyıldır aynı korkuyu yaşıyorlar; ya günün birinde bir <strong>‘çoban Osman</strong>’ daha çıkarsa diye! Küçük bir kıl çadırından dünyaya nizamat vermeye kalkarsa diye!</p>
<p>Medeniyet namına bugünün dünyasında, insanlık âlemine söz söyleyebilecek, yön verebilecek tek millet biziz.</p>
<p>Dünyayı bu vahşi düzenin içerisinden çekip çıkarabilecek, kanı gözyaşını durdurabilecek tek millet yine biziz.</p>
<p>“<strong>Biz miyiz?</strong>” diyerek kendisiyle birlikte bu milleti aşağılamaya kalkan alçaklar tabii ki olacak.</p>
<p>Siyasi istikbali uğruna ülkesini şikâyet eden, müstevlileriyle işbirliği yapan, vatanına yönelik tüm saldırıları alkışlayan, tiyatro diyen, kontrollü diyen, niye alıyoruz, niye yapıyoruz, ne işimiz var diyenler de çıkacak.</p>
<p><strong>Esed’le barışalım</strong> demeye devam edecekler.</p>
<p><strong>Hafter bizim dostumuz</strong> demeye devam edecekler.</p>
<p><strong>Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, Libya’da ne işimiz var</strong> demeye de.</p>
<p>Etrafımızı çevreleyen düşmandan hiç korkmadım.</p>
<p>Eyvah ki eyvah; içimizdeki düşmanla nasıl baş edeceğiz?</p>
<p><strong>Ve son bir not.</strong></p>
<p>Putin’e ‘<strong>ne işimiz var Suriye’de</strong>’ diyen bir Rusya yok.</p>
<p>Trump’a ‘<strong>Suriye’den sakın çekilme</strong>’ diyen bir ABD var.</p>
<p>Yüz binlerce sivili çoluk çocuk katleden Esed’e ‘<strong>dur</strong>’ diyen bir dünya yok.</p>
<p>Eli kanlı bir terör örgütüyle mücadele eden Türkiye’ye ‘<strong>dur</strong>’ diyen onlarca <strong>CHP’li</strong> vekil var!</p>
<p>Görmüyor musunuz; anlayın artık, ya olacağız, ya öleceğiz.</p>
<p><strong>Olmak kolay ölmek zor.</strong></p>
<p>Turgay Güler/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/olmak-kolay-olmek-zor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maksat, 15 Temmuz&#8217;un B ve C planlarını gizlemek!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/maksat-15-temmuzun-b-ve-c-planlarini-gizlemek/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/maksat-15-temmuzun-b-ve-c-planlarini-gizlemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jan 2020 07:20:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13488</guid>

					<description><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu’nun “15 Temmuz’un siyasi ayağını” arıyormuş gibi yapması “gerçeği karartmak”tan başka bir işlev görmüyor. Durum çok net oysa&#8230; Kim ki FETÖ’den sufle alarak (“kontrollü darbe” ve “tiyatro” örneklerinde olduğu gibi) siyaset yapıyorsa, siyasi ayak odur. Kim ki FETÖ’nün kirli mamulatı tape ve illegal dinleme kayıtlarını kullanıyorsa, siyasi ayak odur. Kim ki, “Cemaat mazlum, hükümet suçlu” (Kılıçdaroğlu’nun ifadesidir), şeklinde demeçler veriyorsa, siyasi ayak odur&#8230; Uzatılabilir&#8230; Kılıçdaroğlu, “15 Temmuz’un siyasi ayağını” arıyormuş gibi yaparak sadece gerçeği karartmıyor, 15 Temmuz’un B ve C planlarını da gizliyor. Evet, 15 Temmuz’un sadece B planı değil, C planı da vardı&#8230; C planının yürürlüğe girmesi, A ve B planlarının akim kalmasına bağlıydı&#8230; Öyle oldu. A ve B planları akim kaldı. Şu an, C planı yürürlükte ve bunun uygulayıcıları da, ne yazık ki, bir kısım CHP’liler&#8230; Önce B planına bakalım: Birtakım çevrelerin, “Böyle acemice darbe olur mu? Adamlar küçük bir hareketle armut gibi yakalandılar” dediği 15 Temmuz, son derece ince düşünülmüş, bütün “detayları” hesaplanmış ve benzerlerinin yanında “planlama şaheseri” gibi duran bir girişimdi. Düşünebiliyor musunuz? 17/25Aralık girişiminden sonra neredeyse “operasyonel” gücünü kaybetmiş, bütün legal görünümlü birimleri ve yayın mecraları dağıtılmış, MGK’nın tehdit listesinde yer alan örgüt, o haliyle bir de darbeye kalkışıyor. Üstelik üzerinden atamadığı “olağan şüpheli” kimliğine rağmen&#8230; Demek ki, 17/25 Aralık tasfiyelerinden sonra bile güçlerini muhafaza etmişler. Darbenin “mecburiyetten” öne alınması, 15 Temmuz’un en ince detayına kadar düşünülmüş başarılı bir girişim olduğu gerçeğini değiştirmiyor. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’nun <strong>“15 Temmuz’un siyasi ayağını”</strong> arıyormuş gibi yapması <strong>“gerçeği karartmak”</strong>tan başka bir işlev görmüyor.</p>
<p>Durum çok net oysa&#8230;</p>
<p>Kim ki <strong>FETÖ</strong>’den sufle alarak (“kontrollü darbe” ve “tiyatro” örneklerinde olduğu gibi) siyaset yapıyorsa, siyasi ayak odur.</p>
<p>Kim ki FETÖ’nün kirli mamulatı <strong>tape</strong> ve <strong>illegal dinleme kayıtlarını</strong> kullanıyorsa, siyasi ayak odur.</p>
<p>Kim ki, <strong>“Cemaat mazlum, hükümet suçlu”</strong> (Kılıçdaroğlu’nun ifadesidir), şeklinde demeçler veriyorsa, siyasi ayak odur&#8230;</p>
<p>Uzatılabilir&#8230;</p>
<p>Kılıçdaroğlu, “15 Temmuz’un siyasi ayağını” arıyormuş gibi yaparak sadece gerçeği karartmıyor, <strong>15 Temmuz</strong>’un <strong>B</strong> ve <strong>C</strong> planlarını da gizliyor.</p>
<p>Evet, 15 Temmuz’un sadece B planı değil, C planı da vardı&#8230; C planının yürürlüğe girmesi, A ve B planlarının akim kalmasına bağlıydı&#8230;</p>
<p>Öyle oldu. A ve B planları akim kaldı.</p>
<p>Şu an, C planı yürürlükte ve bunun uygulayıcıları da, ne yazık ki, bir kısım CHP’liler&#8230;</p>
<p>Önce B planına bakalım:</p>
<p>Birtakım çevrelerin, <strong>“Böyle acemice darbe olur mu? Adamlar küçük bir hareketle armut gibi yakalandılar”</strong> dediği 15 Temmuz, son derece ince düşünülmüş, bütün <strong>“detayları”</strong> hesaplanmış ve benzerlerinin yanında <strong>“planlama şaheseri”</strong> gibi duran bir girişimdi.</p>
<p>Düşünebiliyor musunuz?</p>
<p><strong>17/25Aralık</strong> girişiminden sonra neredeyse <strong>“operasyonel”</strong> gücünü kaybetmiş, bütün legal görünümlü birimleri ve yayın mecraları dağıtılmış, <strong>MGK</strong>’nın tehdit listesinde yer alan örgüt, o haliyle bir de darbeye kalkışıyor.</p>
<p>Üstelik üzerinden atamadığı <strong>“olağan şüpheli”</strong> kimliğine rağmen&#8230;</p>
<p>Demek ki, 17/25 Aralık tasfiyelerinden sonra bile güçlerini muhafaza etmişler.</p>
<p>Darbenin <strong>“mecburiyetten”</strong> öne alınması, 15 Temmuz’un en ince detayına kadar düşünülmüş başarılı bir girişim olduğu gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p>Her detayı düşündüler ama bir noktayı atladılar&#8230;</p>
<p>Bundan önceki darbelerde halk, kendi meşruiyetiyle gelen ve bir şekilde “devlet” olan otoriteye (yani darbecilere) teslim oldu. Devletle (<strong>“devlet” </strong>yerine geçen <strong>“erk”</strong>le) çatışmamayı tercih etti. Kendi elleriyle seçtikleri Başbakan darağacına yollandığı halde, bir mantar tabancası bile patlatmadı.</p>
<p>Bu nedenle, darbeciler, 15 Temmuz’da hesaplarını <strong>“halkın direnmeyeceği”</strong> kabulü üzerine yaptılar.</p>
<p><strong>Fetullah Gülen</strong>’in bile bu yönde beyanları vardır: <strong>“Bu halk direnmez.”</strong></p>
<p>Her detayı en ince noktasına kadar düşünen darbeciler, <strong>Erdoğan</strong> unsurunu hesaba katmadılar.</p>
<p>Halk, Erdoğan’dan aldığı işaretle sokağa çıktı ve darbeyi püskürttü. Darbeyi başkaları püskürtecekti oysa&#8230;</p>
<p>Erdoğan <strong>“ölü”</strong> ele geçirilseydi, <strong>“B planı”</strong> devreye girecekti.</p>
<p>Fetullah’ın uyuyan hücreleri, duruma el koyacak, yani <strong>“darbeyi püskürtmüş gibi yaparak”</strong> hem bizi Cumhurbaşkanını katletmiş çapulculardan kurtaracak, hem de kendi darbelerini alkışlatacaklardı.</p>
<p>Başbakan kim olacaktı?</p>
<p>Hadi tahmin edin.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong> mu, <strong>Davutoğlu</strong> mu, <strong>Gül</strong> mü?</p>
<p>B planı çökünce (yani halk darbeyi püskürterek <strong>“kurgu”</strong>yu bozunca), devreye, otomatikman, defans ihtiyacından kaynaklanan C planı girdi.</p>
<p>Bir kısım CHP’lilerin seslendirdiği <strong>“kontrollü darbe”, “asıl darbe 20 Temmuz’da yapıldı”</strong> ve <strong>“Türkiye’de adalet yok”</strong> iddiaları bu planın (yani C planının) temalarını oluşturuyor.</p>
<p>Burada amaç, hem 15 Temmuz’un yarattığı tahribatı gizlemek, hem de darbeye iştirak edenleri (ve devletten tasfiye edilmiş FETÖ’cüleri) <strong>“mağdur”</strong> göstererek, istikbaldeki <strong>“girişime”</strong> uluslararası meşruiyet üretmek.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/maksat-15-temmuzun-b-ve-c-planlarini-gizlemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15 TEMMUZ: DESTANI ANMAK, İHANETİ ANLAMAK</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/15-temmuz-destani-anmak-ihaneti-anlamak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/15-temmuz-destani-anmak-ihaneti-anlamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 14:49:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11998</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’yi işgal ve taksim girişiminin millî iradenin topyekûn direnişiyle püskürtüldüğü 15 Temmuz günü “Demokrasi ve Millî Birlik Günü” olarak ilan edilmiş olup bu hadisenin 3. yıldönümünde tüm il ve ilçelerde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Yalova’da bizzat iştirak ettiğim bu etkinliklerden ikisini birer yazıyla sizlere daha önce aktarmıştım. Bu haftaki yazımda Yalova Müftülüğünce 16 Temmuz Salı günü saat 18:00’de Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen konferansı özetleyeceğim. “15 Temmuz: Destanı Anmak, İhaneti Anlamak” başlıklı konferansında Yalova Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Suat Cebeci, 15 Temmuz hadisesini ve FETÖ’yü farklı boyutlarıyla anlattı: Büyük Oyunu Görebilmek “20. yüzyıla kadar imparatorluklar çatıştı, güçlü olan kazandı. 20. Yüzyılda ideolojiler çatıştı. Önce sıcak savaş başladı, ardından yarım yüzyıl soğuk savaş halinde devam etti. 1993 yılında yayımladığı bir makalesinde Samuel Huntington (1927-2008) medeniyetler çatışmasından bahsetti. Daha sonra kitap halinde yayımlayınca ne demek istediği daha net anlaşıldı: İmparatorluklar ve ideolojiler savaşı bitti. Artık medeniyetler savaşı başladı. Kastettiği ise Batı ile İslam medeniyetinin çatışmasıydı. Huntington Türkiye’ye özel yer ayırdığı kitabında, Amerikan dış diplomasisine rehberlik edecek şu vurguyu yapıyordu: Türkiye’nin Batı’da yeri yoktur. İslam medeniyetini inşa eden, padişahlarının adına hutbe okunan Türkiye’nin yeri İslam âlemidir. Tavrınızı, politikanızı ona göre belirleyin. Türkiye’nin NATO’da yeri yoktur… Bu tespitler bir teorisyenin sözlerinden çok bir ülkenin diplomatik önsezilerini &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’yi işgal ve taksim girişiminin millî iradenin topyekûn direnişiyle püskürtüldüğü 15 Temmuz günü “Demokrasi ve Millî Birlik Günü” olarak ilan edilmiş olup bu hadisenin 3. yıldönümünde tüm il ve ilçelerde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Yalova’da bizzat iştirak ettiğim bu etkinliklerden ikisini birer yazıyla sizlere daha önce aktarmıştım. Bu haftaki yazımda Yalova Müftülüğünce 16 Temmuz Salı günü saat 18:00’de Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen konferansı özetleyeceğim.</p>
<p>“<strong>15 Temmuz: Destanı Anmak, İhaneti Anlamak</strong>” başlıklı konferansında Yalova Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Suat Cebeci, 15 Temmuz hadisesini ve FETÖ’yü farklı boyutlarıyla anlattı:</p>
<p><strong>Büyük Oyunu Görebilmek</strong></p>
<p>“20. yüzyıla kadar imparatorluklar çatıştı, güçlü olan kazandı. 20. Yüzyılda ideolojiler çatıştı. Önce sıcak savaş başladı, ardından yarım yüzyıl soğuk savaş halinde devam etti.</p>
<p>1993 yılında yayımladığı bir makalesinde Samuel Huntington (1927-2008) medeniyetler çatışmasından bahsetti. Daha sonra kitap halinde yayımlayınca ne demek istediği daha net anlaşıldı: İmparatorluklar ve ideolojiler savaşı bitti. Artık medeniyetler savaşı başladı. Kastettiği ise Batı ile İslam medeniyetinin çatışmasıydı. Huntington Türkiye’ye özel yer ayırdığı kitabında, Amerikan dış diplomasisine rehberlik edecek şu vurguyu yapıyordu: Türkiye’nin Batı’da yeri yoktur. İslam medeniyetini inşa eden, padişahlarının adına hutbe okunan Türkiye’nin yeri İslam âlemidir. Tavrınızı, politikanızı ona göre belirleyin. Türkiye’nin NATO’da yeri yoktur…</p>
<p>Bu tespitler bir teorisyenin sözlerinden çok bir ülkenin diplomatik önsezilerini ve gelecek perspektifini yansıtıyordu. Nitekim “ılımlı İslam” oluşturma amacını taşıyan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) geliştirildi. Hayat ve güç veren İslamiyet’in yerine kültür unsuruna dönüşmüş bir din haline getirilen bir İslam ikame edilecekti! Tabii ki Amerika böyle dedi diye Müslümanlar bunu kabul etmezdi. Bunu söyleyecek bir otoriteye, bir lidere ihtiyaç vardı. Amerika o lideri Erzurum’da buldu, yetiştirdi ve Amerika’ya taşıdı!”</p>
<p><strong>Hadiselerden Gereken Dersleri Çıkarabilmek</strong></p>
<p>“Akif diyor ya; “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”</p>
<p>Sene 1903, Magosa’da vaizlik yapan, itibarlı insanlarla düşüp kalkmaya düşkün, egosu güçlü bir adam var; Derviş Vahdeti… Din gösterişi asla kabul etmez. “Namazlarından dolayı gösteriş yapanlara veyl olsun, yuh olsun.” der Kur’an.</p>
<p>İnsan psikolojisi üzerinde çalışanlar şu tespiti yapar: Kutsala ihanet edenin ihanet etmeyeceği hiçbir şey yoktur. Derviş Vahdeti’yi İstanbul’a taşıyıp aylık dergi çıkarttırıyorlar; Volkan.</p>
<p>Gösterişe düşkün olanlar vaazda salya sümük ağlarlar. 70’li yılların başında İzmir’de vaaz ederken o da ağlardı, niye ağladığını bir türlü anlayamazdık.</p>
<p>Vahdeti’yi birileri finanse ediyor ve büyütüyor. “Şeriat elden gidiyor” diye İstanbul’da büyük bir taraftar kitlesi topluyor. Eşref Edip, Mehmet Akif… gibi buna kananlar da oldu, ama kısa zamanda vaziyeti anlayıp geri çekildiler. Bizim ilahiyat hocaları inatla hâlâ bunun peşinden gitmeye devam ediyorlar. Halbuki başkaları bizi hesaba çekmeden önce kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz.</p>
<p>Daha sonra Vahdeti devlete sızıyor, Selanik’teki 4. Kolordu’nun İstanbul’a gelerek Abdülhamid’i devirmesini sağlıyor. Filim aynı, final farklı. Bizim liderimiz çekilmedi.</p>
<p>Erzurum’da Kur’an Kursu’nda bir hocasını Atatürk’e hakaret iddiasıyla şikâyet etmişti o şahıs. O hoca niye böyle bir şey yapsın? Ama oradan vurunca düşürecek ya…</p>
<p>Kapitalizm ve sosyalizm çatışmasında maşa olan birçok genç oldu. Bu adamı da Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’nin başına getirdiler. Din adamı olma şansı yokken dönemin merhum DİB yardımcısı da kullanılarak İzmir’e vaiz olarak atanıyor. O dönemlerde BOP gündeme geldi. Bunun için hitabeti, rol yapma ve kandırma kabiliyeti güçlü bu adamı keşfettiler ve büyüttüler. Bu ülkede din konuşan çok insan hapse atıldı ama bu adam hiç takibata uğramadı.</p>
<p>1996’da Amerika’ya gitti, bir daha çıkamadı. Kullanışlı bir figür olarak orada esir tutuluyor.</p>
<p>BOP’ta çatlak çıktı. Türkiye AB’nin üyesi olamayacaktı belki ama İslam dünyasının lideri olma potansiyeli var. Kalabalık bir nüfus, güçlü bir geçmiş, büyük bir birikim, değer üreten ve değerleri uğruna gözünü kırpmadan tankın önüne yatan bir toplum, bunlara dikkat edelim, ne yapacakları belli olmaz diye izlediler.</p>
<p>Türkiye’de kontrol altında tutulan bir kesim, bakıyorsunuz Türkiye’nin sempatisini kazanmış, yarısının oyunu almış ve iktidara gelip ‘kendi özgür siyasetimi, ekonomimi, istihbaratımı oluşturacağım, kazan-kazan prensibini uygulayacağım’ dedi.</p>
<p>Güneydoğu’da Amerika ile bir istihbarat paylaşımı sözleşmesi yaptık. Bize yanlış istihbarat veriyor, dağı taşı bombalatıyordu, asıl istihbaratı da PKK’ya veriyordu. Türkiye bu anlaşmayı lağvetti. Ondan sonra ip koptu. Taksim’de birkaç ağaç taşınacak bahanesiyle ortalığı karıştırmak istiyorlardı. 12 Eylül darbesinin gerekçesi neydi? Taksim’e cami yapılacak, Konya’da miting. ‘Ekonomik olarak düze çıkma hayalini unutun, üçüncü hava alanı, körfez köprüsü yaptırmayız…’ Acı olan cemaat buna alet oldu. Basiretleri kör olduğu için olayları okuyamadılar. Müslümanları Müslümanlarla vurmaları ağırımıza gidiyor.”</p>
<p><strong>İyiyi Kötüden, Doğruyu Eğriden Ayırma Yeteneği Kazanmak</strong></p>
<p>“Kur’an’dan koptukça hayattan uzaklaşıyoruz. Müttaki olursak Allah bize basiret verir ve çıkış yolu gösterir.</p>
<p>“Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Enfâl 8:29).</p>
<p>“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.” (Talâk 65:2-3).</p>
<p><strong><em>İttika</em></strong>; Allah’a ince ayar bağlılık, 24 saat bilinçli olmak demektir. İşte böyle olursan Allah “furkan” yani ‘iyiyi yanlıştan, doğruyu eğriden ayırma yeteneği’ bahşeder. Sürekli oruç tutarsın, kurban dağıtırsın ama müttaki olamayabilirsin.</p>
<p><em>İttika</em>; iman, amel ve ahlaktan oluşur. Amelin ibadet kısmı %2’dir, gerisi muamelattır. Hakkıyla kılsak bile namaz hayatımızın küçük bir kısmını kapsar. Helal, haram, doğruluk, dürüstlük… bunlardır muamelatta asıl olan. Asıl bu kısımda hassasiyet göstermeliyiz. O zaman ferasetimiz artar. Bir hadiste geçtiği üzere feraset sahibi olup Allah’ın nuruyla bakamazsanız elin oğlu sizi oynatır, hakkı bâtıl bâtılı da hak gösterir, şaşırır kalırsınız. Sonra da sizi birbirinize kırdırır!</p>
<p>Allah ile bağımızı kesersek akıl bizi bir yere götürmez. İlk inen ayette “<em>ikra’</em>; oku” diyor. Bu emrin mef’ulü yok. Ne okuyayım? Her şeyi; insanı, kâinatı, hadisatı… Bir şart koşuyor: Allah kaydıyla. Her ne yaparsan Allah bağlantılı yapacaksın; komşuluk, evlenme, boşanma, iş… “Bismillah de başla” değil, “Allah bağlantılı yap” demektir.</p>
<p>Zihinlerimiz karışık, doğru nedir yanlış nedir ayırt edemiyoruz! Allah akıl vermiş, mahrum bırakmamış, biz kendimizi mahrum etmişiz! Her dakikanın hesabını verecek bir duyarlılıkla yaşarsak kimse bizi kandıramayacaktır, emin olun.</p>
<p>“Hizmet hareketi” dendi ama içimiz hiç ısınmadı ona. Ama son yıllarda Türkiye’de askeriyesinden bürokrasisine herkes onlara yöneldi. Bizim İslami heyecanımız kadar furkanımız, duyarlılığımız olmazsa bizi yakalayıp yuları takar götürürler. Zengin bir dilenci “Allah rızası için” dedi diye çıkarıp para veriyoruz. Yani dinimize muhabbetimiz bizi <strong>kolay yönetilir</strong> hale getiriyor. Çünkü furkanımız noksan, bunun da sebebi takvamızın noksan olması.</p>
<p>Tarihten beri irfanı ve erdemi yaymak için çok emek vermiş insanlarımız var. Hiçbirinin ordusu, şirketi, cemaati, devleti olmamıştır. Arkalarında sahipler ordusu oluşturmamışlar ve ümmeti bölmemişlerdir. Onlar bir camia oluşturmamış. Ama ‘biz Kadiriyiz’, ‘biz Nakşiyiz’ … diye gruplara ayrılmışız! “<em>İnneme’l-mu’minîne ihvetun</em>; Emin olun ki, mutlak surette bütün müminler kardeştir.” (Hucurât 49:10). Kur’an cemaatleri ayırmıyor. Ama biz ‘ihvan’ deyip diğer müminleri ayırıyoruz!</p>
<p>Şirket kurmak dünyevi bir iddiadır. İttika yolunda gidenler dini meseleleri dünyevi meselelere dönüştürürse yanlış yapıyorlar demektir. Ticaret, zenaat, üretim helaldir. Ahireti unutmadan dünyaya çalışmak bir emirdir:</p>
<p>“Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.” (Kasas 28:77). Ahirete yönelip dünyayı terk etmek de dünyaya meyledip ahireti terk etmek de İslami değildir. Dengeyi kurmak gerekir. Uçmak iki kanatla mümkün olur.</p>
<p>Fedakârlık yapmak ve nefsaniyetten uzak durmak gerekir. İmam Gazali dersler veriyordu. 40 yaşlarında meşhur olmuş. Cuma günü hatip “büyük allame üstat Gazali şöyle dedi” deyince Şam’ı terk ediyor, “ben bu şöhretle burada yaşayamam” diye. Bağdat’a gidip medreseden kopmuş, inzivaya çekilmiş. O tarihte cedel ilmi türemiş, Cebrail mi büyük Peygamber mi büyük? Uzanmak için ekmeğe mi basmalı Kur’an’a mı? Sarf mı önemli nahiv mi? gibi konular tartışılmaya başlanmış. Nihayetinde on yıl sonra ısrarlı talep üzerine inzivadan çıkıp medreseye dönüyor. Bir şey nefsimize hoş geliyorsa ondan vaz geçmeliyiz. Bu adamın <strong>en büyük zaafı</strong>enesidir. Dünyanın öbür ucunda adı anılınca çok mutlu oluyor. NLP yoluyla insanlara istediklerini söyletebiliyorlar. Yapay zekâyla yönetecekler bundan sonra insanları. Ya mümin ferasetini gösterip buna karşı koyarız ya da bizi köle ederler…</p>
<p>1996’da Amerika’ya gitti bu adam. Dünyanın birçok yerinde okullar açıldı. İstiklal marşını, Türkçe şarkı türkü söylemeyi öğretiyorlar, Türkiye’nin tanıtımını yapıyorlardı. Türkçe Olimpiyatlarını hatırlarsınız. Bir dinî cemaatin bunlarla ne işi var? “Neye hizmet ediyorsunuz?” diye sormadık! Yabancı ajanların kışlası haline gelmiş bu okullar. <strong>Ilımlı İslam</strong> için bir lider lazımdı, parlattılar. Adına üniversite kuruldu, sempozyumlar düzenlendi, tezler yaptırıldı. Bu adamın yüzüne baktığınızda bir İslam âlimi çehresi görüyor musunuz? Bunca olup bitene rağmen hâlâ ondan umudu olan insanlar var!</p>
<p>“<em>Ve mekerû ve mekerallah</em>…; Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Âl-i İmran 3:54).</p>
<p>Bu toplumda Allah’a sadakati güçlü olanların gözü yaşlı duaları hürmetine Allah bizi kurtardı. Darbe yapacağız derken baltayı ayaklarına vurdular. Bir hadiste buyurulduğu üzere; “Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz.” İyi niyet şart. Gerçeği söyleyeceğiz. Mümin mümine ayna olur. Ona düşmanlık yapmaz. Birbirimizle uğraşma lüksümüz yok!</p>
<p>Bir cemaatte <strong>rüya</strong> ve <strong>dünyevileşme</strong> belirleyici olmuşsa rotası şaşmış demektir. Şayet dinî bir cemaat ise dünyevilikle ne işi var? Vakti olmadığı için sadece farzları kılabilen birisi beş vakte beş vakit daha katandan daha üstün olabilir.”</p>
<p><strong>İyilikte Yardımlaşmak, Kötülükte Yardımlaşmamak</strong></p>
<p>“Mescid-i Haram’a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevk etmesin! İyilik ve takva (Allah’ın yasaklarından sakınma) üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çetindir.” (Mâide 5:2). “Hayırda ve iyilikte yardımlaşın” emrinin bir sebebi var; tek başına yapamazsın. Günahta ve düşmanlıkta kimseye destek olmayın…</p>
<p>Bu hadisede mağdur olanlar bu iş niye başımıza geldi diye hiç muhasebe yaptılar mı? 250 kişi öldü, 2700 kişi yaralandı, bütün bir millet olarak allak bullak olduk, cemaatlere güven sarsıldı…</p>
<p>Devletin başı “kandırıldık” diyor da sen niye kandırıldık diye itiraf etmiyorsun? Cemaati oluşturan insanları aldattılar ve bizi birbirimize düşürdüler! Biz “15 Temmuz’da başaramadınız” diyoruz, onlar da diyor ki; “başardık, sizi birbirinize düşürdük, okumuş insanları hapse attırdık…”</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanı iken Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kazakistan Diyanet İşleri Başkanının şöyle dediğini anlatmıştı: “Bunlar üç şeyi yıkıp yerine bir başka şeyi koydular; aile bağlılığını yıkıp yerine cemaat bağımlılığını, milliyet bağlılığını yıkıp cemaate bağlılığı koydular, ümmet bağlılığını yıktılar, cemaat için ümmete düşmanlık besler hale geldiler. Bunların arkasındaki eli görün.”</p>
<p>Mehmet Görmez Burkino Faso Diyanet İşleri Başkanının da şöyle dediğini de aktarmıştı: “Biz onlardan üç şeyden dolayı nefret ettik: Fakiri hiç sevmediler. Her zaman Hıristiyanları bize tercih ettiler. Faaliyetlerinde İslami nişaneler yoktu. Ama bu nefretimizi bastırıp bir tek sebepten dolayı muhabbet beslemeye çalıştık: Türkiye’den geldikleri için.”</p>
<p>Bu adamın onca vaazını duydunuz, bir defa olsun ondan bir ayet metni duydunuz mu? Ama gitti Papa’ya, “misyonunuza amadeyiz” dedi! Papa’nın tarihsel misyonu İslam’ı yok etmektir!</p>
<p>Afrika’da, başka yerde, Türkiye’yi İslamiyet’in geleceği olarak görüyorlar. Bu umudu boşa çıkarmamak icap eder.</p>
<p>Hakkı hak görüp ittiba eden, bâtılı bâtıl görüp içtinap edenlerden olabilmek duasıyla…”</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Cebeci, Suat. (2019). “<strong>15 Temmuz: Destanı Anmak, İhaneti Anlamak</strong>”. Konferans. Düzenleyen: Yalova Müftülüğü. Yer: Yalova Halk Eğitim Merkezi, Saat: 18:00-19:30.</p>
<p>http://yalova.edu.tr/tr/Page/Icerik/yalova-universitemiz-rektoru-prof-dr-suat-cebeci-destani-anmak-ihaneti-anlamak-konferansina-konusmaci-olarak-katildi, 16.07.2019.</p>
<p>https://www.diyanethaber.com.tr/yalova-muftulugu/yalovada-15-temmuz-paneli-h6625.html, 16.07.2019.</p>
<p>Fethi Güngör</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/15-temmuz-destani-anmak-ihaneti-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
