<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>12. Sayı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/12-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Aug 2018 21:07:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>12. Sayı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Editörden Eylül 2018</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/editorden-eylul-2018/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/editorden-eylul-2018/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 23:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[12. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Eylül 2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2705</guid>

					<description><![CDATA[Sonrasını ABD Düşünsün Bu sefer, gelenin ayak sesleri işitilmedi. Türkiye’de Siyasi istikrarın zirvede olmasına, büyüme hızının normalin üstünde seyretmesine, deprem ve benzeri felaketlerin yaşanmamasına ve dünyanın ilk yirmi ekonomisi arasında olmasına rağmen birden bire dövizdeki hareketlenme, sıra dışı bir gelişmenin habercisiydi.  Ekonomik gerekçelere dayanmayan bu hareketlenmenin, ABD kaynaklı siyasi bir saldırı olduğu anlaşıldı. Döviz kurundaki hareketlenmeye, dolara hâkim olan yönetim sebep oluyor. Ve asıl hedef, Türkiye’ye boyun eğdirmek. Bazı müzmin muhalif çevreler, bu değerlendirmeyi, ‘yandaşlık’ olarak görebilirler. Olsun, onların kanaatleri de onları bağlar. Yörünge dergisi olabildiği kadar objektif olmaya çalışıyor. Dolayısıyla itham ettiğimiz ABD’nin olaya nasıl baktığını takip ederek tespitlerimizin sağlamasını yapmaya çalışalım. ABD’nin nabzını hem uluslararası medya organlarından hem de objektif değerlendirmeler yaptığına inandığımız birkaç yazardan takip ediyoruz. Bu bağlamda gazeteci Serdar Turgut’un tespitlerini önemsiyorum. Hem ABD basınını hem de yönetim çevrelerini takip eden Turgut, basınla ilgili şu tespiti yapıyor: ‘Amerika’nın tüm büyük gazeteleri, başta New York Times ve Wall Street Journal, birinci sayfalarından manşetlerden, iç sayfalarda da tam sayfa ayırarak Türkiye’yi mercek altına aldılar. (&#8230;) Her konuyu ele almışlar ama hiçbir gazetede Türk ekonomisinin temelde zayıf olduğu söylenmiyor. Aksine dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olduğu ve geçici yaşanan sorunların New York da dâhil olmak üzere dünya piyasalarını alt üst ettiği vurgulanıyor. Onlar da sorunların siyasi olduğunu belirtiyorlar ve sorunları Amerika ile yaşanmakta olan anlaşmazlığa bağlıyorlar.’ Yani ortada Türkiye’ye karşı açılmış bir ekonomik savaş var. Bu savaşın muhatabı tabii &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sonrasını ABD Düşünsün</strong></p>
<p>Bu sefer, gelenin ayak sesleri işitilmedi. Türkiye’de Siyasi istikrarın zirvede olmasına, büyüme hızının normalin üstünde seyretmesine, deprem ve benzeri felaketlerin yaşanmamasına ve dünyanın ilk yirmi ekonomisi arasında olmasına rağmen birden bire dövizdeki hareketlenme, sıra dışı<br />
bir gelişmenin habercisiydi.  Ekonomik gerekçelere dayanmayan bu hareketlenmenin, ABD kaynaklı siyasi bir saldırı olduğu anlaşıldı.</p>
<p>Döviz kurundaki hareketlenmeye, dolara hâkim olan yönetim sebep oluyor. Ve asıl hedef, Türkiye’ye boyun eğdirmek. Bazı müzmin muhalif çevreler, bu değerlendirmeyi, ‘yandaşlık’ olarak görebilirler. Olsun, onların kanaatleri de onları bağlar. Yörünge dergisi olabildiği kadar objektif olmaya çalışıyor. Dolayısıyla itham ettiğimiz ABD’nin olaya nasıl baktığını takip ederek tespitlerimizin sağlamasını yapmaya çalışalım.</p>
<p>ABD’nin nabzını hem uluslararası medya organlarından hem de objektif değerlendirmeler yaptığına inandığımız birkaç yazardan takip ediyoruz. Bu bağlamda gazeteci Serdar Turgut’un tespitlerini önemsiyorum. Hem ABD basınını hem de yönetim çevrelerini takip eden Turgut, basınla ilgili şu tespiti yapıyor:</p>
<p>‘Amerika’nın tüm büyük gazeteleri, başta New York Times ve Wall Street Journal, birinci sayfalarından manşetlerden, iç sayfalarda da tam sayfa ayırarak Türkiye’yi mercek altına aldılar. (&#8230;) Her konuyu ele almışlar ama hiçbir gazetede Türk ekonomisinin temelde zayıf olduğu söylenmiyor. Aksine dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olduğu ve geçici yaşanan sorunların New York da dâhil olmak üzere dünya piyasalarını alt üst ettiği vurgulanıyor. Onlar da sorunların siyasi olduğunu belirtiyorlar ve sorunları Amerika ile yaşanmakta olan anlaşmazlığa bağlıyorlar.’</p>
<p>Yani ortada Türkiye’ye karşı açılmış bir ekonomik savaş var. Bu savaşın muhatabı tabii ki sadece iktidar değil, bu ülkede yaşayan taraftar ya da muhalif, fert fert herkes. Dahası bu savaş sadece Türkiye’ye karşı da açılmış değil, Türkiye gibi kendi kendine yetme yolunda ilerleyen, bağımsızlığına düşkün olan bütün ülkelere karşı açılmış bir savaştır.</p>
<p>Özürlüğümüzü ABD’ye teslim etmeyeceğiz/etmemeliyiz. Elbette ki bu savaşta direneceğiz. Ancak uluslararası sistemi göz önünde bulundurarak, mantıklı adımlar atmak zorundayız. Hamasetle kalkıp infial ve tehevvüre prim vermemeliyiz. Ülkeyi içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklememeliyiz.  Savaşa misliyle mukabele etmeli ve mücadeleyi en az zararla yürütmeliyiz.</p>
<p>ABD bu savaşı şimdilik dolar ve yaptırımlar üzerinden yapıyor. Hükümetimiz de isabetli adım atarak misliyle mukabele edip ABD’li bakanlara yaptırım uyguluyor. Bünyemiz sağlam; iktidar da ülke ve millet çıkarına uygun biçimde devlet aklıyla hareket ediyor. Dünya sistemine yüksek sesle itiraz eden neredeyse tek ülke konumundayız.  Yerli parayla veya mal takasıyla uluslararası ticaret, doları dolayısıyla ABD’yi yalnızlığa itebilir.</p>
<p>Belki bu süreç yavaş işleyecektir ama bunu dört gözle bekleyen ülkelerin sayısı da az değildir! Bu ekonomik savaş, Türkiye’nin dik duruşu sayesinde uluslararası ticaretin yerli paralarla yapılmasına geçişi tetikleyen bir viraj olabilir!</p>
<p>Sonrasını ABD düşünsün!</p>
<p>Aylık Yörünge’nin elinizdeki bu sayısı, 12. Sayı ve birinci yılını doldurdu. Geçtiğimiz bir yılda yaptığımız çalışmalarla dergimizin yeni halini sizlere tanıtmaya çalıştık. Aldığımız dönüşler bizi tatmin ediyor. Teveccühleriniz doğrultusunda daha kaliteli bir dergiyi sizlere sunmak arzusundayız. Tüm çalışanlarımız adına daha nice yıllara diyorum.</p>
<p>Adil Gülmez</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/editorden-eylul-2018/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk “Tarih Usûlü” Kaynağımız Hangisi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ilk-tarih-usulu-kaynagimiz-hangisi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ilk-tarih-usulu-kaynagimiz-hangisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Turan Günaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 21:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[12. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2592</guid>

					<description><![CDATA[Ahmed Tevfik’e göre tarih usûlünün konusu, “ahbâr ve havâdis-i mezkûreye ârız olan ahvâl”dir. Yani tarih bahislerine ve zikredilen olaylara ilişkin durumlardır. İşte tarih usûlü, bu olaylardan gerçeğe uygun olanlarıyla olmayanlarını ayırt etmenin yolunu gösterir. Ona göre tarih, güzel hakikatleri bildirmede ‘hâkim-i âdil’; değişken durumlar için “şâhid-i sâdık”tır. Türkçede “tarih usûlü” denilince ilk akla gelen eser şüphesiz Zeki Velidi Togan’ın, Tarihte Usûl adlı kitabıdır. Son zamanlarda ise Mübahat S. Kütükoğlu’nun Tarih Araştırmalarında Usûl’ü yaygınlaşmıştır. Ancak bunlardan önce gözden kaçmış bir eser daha mevcuttur: Gelembevîzâde Ahmed Tevfik Efendi’nin Hamîdetü’l-Usûl adlı eseri&#8230; Önsözünde hedefinin, “Tarih ilminin çeşitli meselelerini bir aslî noktada toplayarak aralarındaki sıhhat ve fesâdın tefrik ve temyizi” olduğunu vurgular. Eser, özet bir tarih usûlü kaynağıdır. Dili ağır sayılabilirse de telif tarihine kadarki dönemde (1295/1879-80) kaleme alınmış tarih usûlü konusuna yer veren ilk kaynaktır. Pratik bir el kitabıdır. Peki, Gelembevîzâde Ahmed Tevfîk kimdir? Müellif, eserinin “Sebeb-i Telîf”ini açıkladığı kısmın sonunda kendisini, “Ser-kitâbî-i Şehriyârî Gelembevî-zâde hafîdi Ahmed Tevfîk” şeklinde tanıtmaktadır. Köklü Osmanlı ailelerinden olan Gelenbevîzâdelerin tespit edilebilen ilk şahsiyeti, Gelenbe’de müftü ve müderris olan Kazasker Hâlid Efendi’dir. Ahmed Tevfik Bey, bu soydan Müderris İsmail Rif’at Efendi’nin (ö. 1845) oğludur. 23 Eylül 1876’ya kadar II. Abdülhamîd’in Ser-kitâbîliğini deruhte etmiştir. 1892’de İstanbul’da ölmüş ve Yahya &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ahmed Tevfik’e göre tarih usûlünün konusu, “ahbâr ve havâdis-i mezkûreye ârız olan ahvâl”dir. Yani tarih bahislerine ve zikredilen olaylara ilişkin durumlardır. İşte tarih usûlü, bu olaylardan gerçeğe uygun olanlarıyla olmayanlarını ayırt etmenin yolunu gösterir. Ona göre tarih, güzel hakikatleri bildirmede ‘hâkim-i âdil’; değişken durumlar için “şâhid-i sâdık”tır.</strong></p>
<p>Türkçede “tarih usûlü” denilince ilk akla gelen eser şüphesiz Zeki Velidi Togan’ın, Tarihte Usûl adlı kitabıdır. Son zamanlarda ise Mübahat S. Kütükoğlu’nun <em>Tarih Araştırmalarında</em> <em>Usûl</em>’ü yaygınlaşmıştır. Ancak bunlardan önce gözden kaçmış bir eser daha mevcuttur: Gelembevîzâde Ahmed Tevfik Efendi’nin <em>Hamîdetü’l-Usûl</em> adlı eseri&#8230; Önsözünde hedefinin, “<em>Tarih ilminin çeşitli meselelerini bir aslî noktada toplayarak aralarındaki sıhhat ve fesâdın tefrik ve temyizi</em>” olduğunu vurgular. Eser, özet bir tarih usûlü kaynağıdır. Dili ağır sayılabilirse de telif tarihine kadarki dönemde (1295/1879-80) kaleme alınmış tarih usûlü konusuna yer veren ilk kaynaktır. Pratik bir el kitabıdır.</p>
<p>Peki, <strong>Gelembevîzâde Ahmed Tevfîk </strong>kimdir?</p>
<p>Müellif, eserinin “Sebeb-i Telîf”ini açıkladığı kısmın sonunda kendisini, “Ser-kitâbî-i Şehriyârî Gelembevî-zâde hafîdi Ahmed Tevfîk” şeklinde tanıtmaktadır. Köklü Osmanlı ailelerinden olan Gelenbevîzâdelerin tespit edilebilen ilk şahsiyeti, Gelenbe’de müftü ve müderris olan Kazasker Hâlid Efendi’dir. Ahmed Tevfik Bey, bu soydan Müderris İsmail Rif’at Efendi’nin (ö. 1845) oğludur. 23 Eylül 1876’ya kadar II. Abdülhamîd’in Ser-kitâbîliğini deruhte etmiştir. 1892’de İstanbul’da ölmüş ve Yahya Efendi Dergâhı haziresine defnedilmiştir.<sup>1</sup> Bir tarih usûlü çalışması olarak <em>Hamîdetü’l-Usûl</em>, muhtasar-müfid bir görünümdedir. Eserin en başında, “Sebeb-i Telîf”in açıklandığı bir Önsöz (s. 2-3), hemen peşinde ise “Mukaddime” (s. 4-8) yer alır. <em>Hamîdetü’l-Usûl</em>’ün ana gövdesi iki “Bâb”dan oluşur. Eserin her iki bâbını da “Rükn”ler teşkil eder. “Bâb-ı Evvel” de “Fasl-ı Sânî” de dörder rükndür. En sonunda ise “Hâtime” yer alır.</p>
<p>Müellif, eserinde tarih usûlüne mahsus bazı terimler belirlemiştir ki belki de Türkçede bu alandaki ilk çabadır. Tarih usûlü alanındaki kavramsallaştırmada Arapçadan yararlanmıştır. <em>Hamîdetü’l-Usûl</em>’ün “Hâtime” bölümü ise “turuk-ı tahbîr beyanındadır.” Yani burada, tarihî hadiseleri nakletme yollarından söz edilir. Ahmed Tevfik’e göre tarih usûlünün konusu, “ahbâr ve havâdis-i mezkûreye ârız olan ahvâl”dir. Yani tarih bahislerine ve zikredilen olaylara ilişkin durumlardır. İşte tarih usûlü, bu olaylardan gerçeğe uygun olanlarıyla olmayanlarını ayırt etmenin yolunu gösterir. Zaten “tarih” kavramı her dönemde meydana gelen olayları usûlünce tespit edip kayda geçirmeyi ifade eder. Ona göre tarih, güzel hakikatleri bildirmede ‘hâkim-i âdil’; değişken durumlar için “şâhid-i sâdık”tır.</p>
<p>Tarihî olaylara vâkıf olmak insanoğlunun şiddetle ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Çünkü insanlar birbirlerinin desteği olmadan zorunlu ihtiyaçlarını elde edemeyeceği için bir araya gelip yardımlaşmaya mecburdur. Tek bir kişinin ömrü asırlar boyu meydana gelen işleri meydana çıkarmak bakımından yetersiz ve âcizdir. Dolayısıyla insanlığın ortak tecrübesinin bir topluluktan diğer topluluğa aktarılması şarttır. İnsanlığın ilk çağlarında olaylar yalnızca sözlü olarak nakledilmiş, sonraları söz ve işleme yoluyla aktarılmaya başlanmıştır. İşte tarih ilmi böyle ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan “kitâbet” = yazım işlemine ‘tarihin esası’ demek çok uygundur ve bu sebeptendir ki ilk kavimlerin tarihleri bilgisizlik giysisiyle örtülüdür.</p>
<p>Müellif bu temel noktalara değindikten sonra ortaya konulan araştırmaların Yunanlardan önce diğer milletlerde tarih ilminin ortaya çıkıp çıkmadığını gösteremediğini belirtir. Elbette bu durum, müellifin yaşadığı dönem için söz konusudur. O dönemlerde tarih ilminin ancak Yunanlardan sonra Romalılarda, daha sonra da Araplarla diğer milletlerde yayıldığına dair bir kanaat bulunduğunu görmekteyiz. Sırf ‘tarih yazıcılığı’ bakımından hak verilebilecek olan bu düşünce, yazılı ilk tarih malzemesine Sümerlerde rastlanmasıyla bugün çok daha eski çağlara kadar da götürülmektedir.</p>
<p><strong>Gözden Kaçmış Bir Çalışma</strong></p>
<p>Yukarıda belirttiğimiz hususlara ek olarak diyebiliriz ki <em>Hamîdetü’l-Usûl</em>’ün modern tarih usûlü çalışması olarak bir önemi de “Antika yani Eşyâ-yı Atîka” başlıklı bir ara bölümde arkeolojiye de tarih usûlü açısından yaklaşmıştır.</p>
<p>Eser Zeki Velidî Togan’ın da dikkatini çekmiştir. <em>Tarihde Usûl</em> adlı eserinde <em>Hamîdetü’l-Usûl’ü, “Avrupa manâsiyle tarihte usûlü ve tarih felsefesini aksettiren eserler sıfatiyle (…) zikrettiğimiz tercümeler (…)’den başka bazı orijinal eserler”</em><sup>2</sup> arasında sayar. Gelembevî’nin eserinden önce zikrettiği Ahmed Vefik Paşa’nın <em>Hikmet-i Târîh</em>’ini “tarih felsefesine dair”; <em>Hamîdetü’l-Usûl’</em>ü ise “tarihte usûl mevzuu üzerine” bir eser olarak niteler.<sup>3</sup> Togan’a göre, Gelembevî’nin üzerinde İslâmî ananelerin tesiri görülmektedir. O, İbn-i Haldun’un “etvâr” ve “asabiye” nazariyesini kabul etmiş, <em>“(..) tarihî kaynakların tenkidinde esas olarak bu mütefekkirin ‘istidlâl’ nazariyesini genişletmekle iktifa etmiştir.”</em><sup>4</sup> Buna karşılık Togan, yukarıda belirttiğimiz gibi, eski Yunan ve Romalı tarihçileri anması, Amerika’nın keşfini değerlendirmeye çalışması gibi sebeplerle eseri modern tarih usûlü çalışmaları arasında önemli görür.</p>
<p><em>Hamîdetü’l-Usûl</em>, yer yer vecize gibi ifadelerle yazılmıştır. Eser, anlam bakımından yoğun cümlelerle doludur. Bundan da müellifin mümkün olduğunca öz bir eser kaleme almak istediği ve bu sebeple az sözle çok anlam ifade etmeye çalıştığı düşünülebilir. Çeviriyazı metnini hazırlamış bulunduğumuz ve fakat hâlen yayımlamadığımız bu eser, Togan’ın dikkatini çekmiş ancak Mübahat S. Kütükoğlu’nun tarih usûlü hakkındaki tanınmış ve günümüzde çok faydalanılan eserinin bibliyografyasına girememiştir. Dolayısıyla günümüzde gözden kaçmış bir çalışma olduğu da vurgulanmalıdır.</p>
<p style="font-size: 0.8em;"><sup>1</sup> bkz. Yılmaz Öztuna, “Gelenbevî-zâdeler”, Devletler ve Hanedanlar, C. II: Türkiye (1074-1990), Kültür Bakanlığı Yayınları, Genişletilmiş 2. Baskı, Ankara 1996, s. 666.<br />
<sup>2</sup> bkz. Togan, Tarihte Usûl, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayını, İstanbul 1950, s. 181.<br />
<sup>3</sup> Togan, a.g.e., s. 182.<br />
<sup>4</sup> Togan, a.g.e., s. 183.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ilk-tarih-usulu-kaynagimiz-hangisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
