<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seyit Mehmet Şen &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/seyit-mehmet-sen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Mar 2024 08:35:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Seyit Mehmet Şen &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ve Nihayet Seçim Geldi!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ve-nihayet-secim-geldi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ve-nihayet-secim-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Mar 2024 06:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=19102</guid>

					<description><![CDATA[Evet, beş yılda bir yapılan seçim geldi. Kimisi bulunduğu şehri en iyi idare edeceğine inandığı kişiye ve oluşturduğu ekibine oy verecek. Kimisi inandığı partinin ‘tuvalet terliği de olsa’ adayına ve ekibine oy verecek.Kimisi devlet ebet müddet çizgisinde gideceğine inandığı adaya ve ekibine destek verecek. Kimisi yaşadığı şehrin iyi yönetilip yönetilmemesini hiç düşünmeden, kendisine biçtiği fiyatı vermeyenler kazanmasın, kendisine biçtiği fiyatı verenlerin ‘terlik adayı’ kazansın diye devlet ebet müddet çizgisine inanmış olan büyük Türkiye sevdalıların oturduğu zeminden oy devşirebilmek için canhıraş bir gayretin içinde olacak.Kimisi içenleri rahatsız edecek olan ham çayını Biden muhalefetinin potasında demleyerek bu milletin çay içme zevkinin içine etmenin hesabıyla oyunu kullanacak.Ve sonunda devlet ebet müddet çizgisinde oy veren büyük Türkiye sevdalıları seçimleri kazanacak; bazı yerlerde ‘terlik siyasetçileri’ başkanlığı almış olsalar da… Rabbim bu milleti hayır üzerinde daim eylesin!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Evet, beş yılda bir yapılan seçim geldi. Kimisi bulunduğu şehri en iyi idare edeceğine inandığı kişiye ve oluşturduğu ekibine oy verecek.</p>



<p>Kimisi inandığı partinin ‘tuvalet terliği de olsa’ adayına ve ekibine oy verecek.<br>Kimisi devlet ebet müddet çizgisinde gideceğine inandığı adaya ve ekibine destek verecek.</p>



<p>Kimisi yaşadığı şehrin iyi yönetilip yönetilmemesini hiç düşünmeden, kendisine biçtiği fiyatı vermeyenler kazanmasın, kendisine biçtiği fiyatı verenlerin ‘terlik adayı’ kazansın diye devlet ebet müddet çizgisine inanmış olan büyük Türkiye sevdalıların oturduğu zeminden oy devşirebilmek için canhıraş bir gayretin içinde olacak.<br>Kimisi içenleri rahatsız edecek olan ham çayını Biden muhalefetinin potasında demleyerek bu milletin çay içme zevkinin içine etmenin hesabıyla oyunu kullanacak.<br>Ve sonunda devlet ebet müddet çizgisinde oy veren büyük Türkiye sevdalıları seçimleri kazanacak; bazı yerlerde ‘terlik siyasetçileri’ başkanlığı almış olsalar da…</p>



<p>Rabbim bu milleti hayır üzerinde daim eylesin!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ve-nihayet-secim-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir On Beş Temmuzu Daha Geçirdik!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-on-bes-temmuzu-daha-gecirdik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-on-bes-temmuzu-daha-gecirdik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 13:58:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Birlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18815</guid>

					<description><![CDATA[1. Muhteşem törenler ve yanlış tanımlamalar, yanlış söylemlerle… En yukarısından en aşağısına kadar, kürsüye çıkan ya da kendisine şu veya bu şekilde mikrofon uzatılanından tutun da; TV’lerin her konuda konuşan ‘ekran gülleri’ ve anlı şanlı sunucuları yanlış tanımlamalarına, yanlış söylemlerine aynen devam ettiler. Elbet çoğu şehit yakını ve çoğu gazi de devletlilerin, TV güllerinin, anlı şanlı sunucuların yanlışlarına ortak oldular. Bu arada sosyal medya yazarlarının ve okuyucularının önemli bir kısmının da bu koroya katıldığını söylemek yanlış olmaz. * 2. Baştan aşağı yapılan bu yanlışlıkların kasıt olduğunu söylemek haksızlık olur. Bu yanlışların cehaletten ileri geldiğini söylesek, bize kapı gibi diplomalarını gösterenler bulunur. Bu yanlışlar dil sürçmesidir desek; dil sürçmesi böylesine sürekli olmaz. Öyleyse nedir bu yanlışlıkların sebebi mi diyorsunuz? Bütün bunlar çarpık, çapsız, dışı hoş, içi boş, ezbere dayalı aşure eğitiminin tanımsızlığının, tarifsizliğinin, dilimizi fakirleştirmesinin ve gönüllerimizi çoraklaştırmasının doğal sonucudur. * 3. Asla düzelmeyecek olan yanlışları dile getirmeye en baştan başlayalım: “29 Ekim 2016 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 6752 sayılı yasa ile 15 Temmuz günü ‘Demokrasi ve Millî Birlik Günü’ adı altında resmî tatil olarak ilan edilmiştir.” Siz, TBMM olarak bu muhteşem ‘diriliş gününe’ demokrasi günü derseniz; elbet aşure eğitiminden geçmiş olan insanımız o gecenin şehitlerine ‘demokrasi şehitleri’ diyecektir. Ve böylece &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1.</p>



<p>Muhteşem törenler ve yanlış tanımlamalar, yanlış söylemlerle…</p>



<p>En yukarısından en aşağısına kadar, kürsüye çıkan ya da kendisine şu veya bu şekilde mikrofon uzatılanından tutun da; TV’lerin her konuda konuşan ‘ekran gülleri’ ve anlı şanlı sunucuları yanlış tanımlamalarına, yanlış söylemlerine aynen devam ettiler.</p>



<p>Elbet çoğu şehit yakını ve çoğu gazi de devletlilerin, TV güllerinin, anlı şanlı sunucuların yanlışlarına ortak oldular.</p>



<p>Bu arada sosyal medya yazarlarının ve okuyucularının önemli bir kısmının da bu koroya katıldığını söylemek yanlış olmaz.</p>



<p>*</p>



<p>2.</p>



<p>Baştan aşağı yapılan bu yanlışlıkların kasıt olduğunu söylemek haksızlık olur.</p>



<p>Bu yanlışların cehaletten ileri geldiğini söylesek, bize kapı gibi diplomalarını gösterenler bulunur.</p>



<p>Bu yanlışlar dil sürçmesidir desek; dil sürçmesi böylesine sürekli olmaz.</p>



<p>Öyleyse nedir bu yanlışlıkların sebebi mi diyorsunuz?</p>



<p>Bütün bunlar çarpık, çapsız, dışı hoş, içi boş, ezbere dayalı aşure eğitiminin tanımsızlığının, tarifsizliğinin, dilimizi fakirleştirmesinin ve gönüllerimizi çoraklaştırmasının doğal sonucudur.</p>



<p>*</p>



<p>3.</p>



<p>Asla düzelmeyecek olan yanlışları dile getirmeye en baştan başlayalım:</p>



<p>“29 Ekim 2016 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 6752 sayılı yasa ile 15 Temmuz günü</p>



<p>‘Demokrasi ve Millî Birlik Günü’</p>



<p>adı altında resmî tatil olarak ilan edilmiştir.”</p>



<p>Siz, TBMM olarak bu muhteşem ‘diriliş gününe’ demokrasi günü derseniz; elbet aşure eğitiminden geçmiş olan insanımız o gecenin şehitlerine ‘demokrasi şehitleri’ diyecektir.</p>



<p>Ve böylece İslami bir rütbe olan ‘şehitlik’ demos kratosa indirgenip, sulandırılır ve değersizleştirilir.</p>



<p>Gelelim gaziliğe:</p>



<p>O gece sokağa çıkan, yazı yazan, sala okuyan herkes gazidir.</p>



<p>Yaralananlar ise, eskilerin ifadesiyle ‘malul gazidir’.</p>



<p>O gece yapılan CİA kurgulu, haçlı destekli, Feto kullarının kalkışması yönetimi ele geçirmek için değil, ülkemizi işgal etmek ve vatanımızı parçalamak içindi…</p>



<p>Böyle bir teşebbüsün adı çoğu kez ‘hain darbe girişimi’ olarak dile getiriliyor.</p>



<p>Demek ki hain olmayan darbe girişimi de var!</p>



<p>Tıpkı hain olmayan teröristler gibi…</p>



<p>Öyle ya!</p>



<p>Sürekli olarak TV’lerde ‘hain teröristler’ tanımlaması tekrar edilmiyor mu?</p>



<p>Demek ki hain olmayan teröristler de var!</p>



<p>Ve bazı şehit yakınlarının ve o gecenin gazilerinin dilinden dökülenler:</p>



<p>‘Bizim ne kabahatimiz vardı?’</p>



<p>Böyle bir yakınma, o gece alınanları götürür.</p>



<p>Ve elbet böyle bir yakınma gaziye de, şehit yakınına da yakışmaz!</p>



<p>*</p>



<p>4.</p>



<p>Ya Rab!</p>



<p>Bu aziz millete dilini ve dinini tekrar öğrenmeyi nasip eyle!</p>



<p>Bu aziz milleti bu topraklarda kıyamete kadar payidar eyle!</p>



<p>Bu millete bu topraklarda Cihan Devleti olmayı göster!</p>



<p>Bu millete öylesine bir güç ver ki, mazlum, mağdur, mahzun müslüman kardeşlerimizi ve ezilen insanlığı zalimlerin elinden ve hükmünden kurtaralım!</p>



<p>Böylece dünyaya huzur iklimini hakim kılalım!</p>



<p>İçimizdeki bizanslılara ve onların tasmasını boynuna takanlara kendi kimlikleriyle ‘insan olarak’ yaşamanın zevkini ver ki ‘kim kimdir’ bilelim ve bizi aldatmalarından kurtulalım!</p>



<p>Senin her şeye gücün yeter!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-on-bes-temmuzu-daha-gecirdik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anket Şirketlerinin Yanılgıları!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/anket-sirketlerinin-yanilgilari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/anket-sirketlerinin-yanilgilari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 06:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Anket]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18765</guid>

					<description><![CDATA[1. Daha önceki bir paylaşımımda belirttiğim gibi, iki tür anket şirketi bulunmaktadır: İlk gruptaki şirketler hakikatin peşindedirler. Bunlar kapasiteleri, bilgi ve becerileri ölçüsünde doğruyu bulmak ve o doğruyu gerekli yerlerle paylaşmak niyetiyle çalışırlar. İkinci gruptaki anket şirketleri sahibinin sesi konumundadırlar. Nasrettin Hocamızın ifadesiyle bunlar ‘parayı veren düdüğü çalar’ sistemiyle çalışırlar. Hakikati aramak diye bir niyetleri yoktur. Dolayısıyla bunların doğruları yoktur ki yanılgıları olabilsin. Bu nedenle ‘anket şirketlerinin yanılgıları’ başlıklı yazımızın çerçevesi içinde sadece ilk gruptaki şirketler vardır. * 2. Hangi fikri yapıda olurlarsa olsunlar, hakikati arayan bu şirketler neden yanılıyorlar? Bunların yanılgılarının en büyük sebebi: Geçmiş seçimleri hiç dikkate almadan seçmen tercihlerini öğrenmek peşinde olmalarındandır. Oysa yeri geldikçe dile getirdiğim gibi ‘seçimler seçimlerin tekrarıdır’. Yani seçmenin büyük çoğunluğu (%95) siyasi tercihlerini kolayca değiştirmiyor. Seçimlerin kaderini değiştirecek olan bu büyük çoğunluğun (%95) tercihlerini değiştirmesi için, siyaseten olağan üstü bir durumun olması gerekir. Seçmen tercihlerinde bir başka husus, seçmenler daha önce oy verdikleri partiyi değiştirseler bile; siyaseten bulundukları alanı değiştirmiyorlar ve oylarını siyaseten bulundukları alandaki bir başka partiye veriyorlar. Yani sağ seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sağ partiye; sol seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sol partiye veriyor. Anket şirketlerini belki de en çok yanıltan durum ise ‘kararsız seçmen’ konusudur. Kararsız &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1.</p>



<p>Daha önceki bir paylaşımımda belirttiğim gibi, iki tür anket şirketi bulunmaktadır:</p>



<p>İlk gruptaki şirketler hakikatin peşindedirler.</p>



<p>Bunlar kapasiteleri, bilgi ve becerileri ölçüsünde doğruyu bulmak ve o doğruyu gerekli yerlerle paylaşmak niyetiyle çalışırlar.</p>



<p>İkinci gruptaki anket şirketleri sahibinin sesi konumundadırlar.</p>



<p>Nasrettin Hocamızın ifadesiyle bunlar ‘parayı veren düdüğü çalar’ sistemiyle çalışırlar.</p>



<p>Hakikati aramak diye bir niyetleri yoktur.</p>



<p>Dolayısıyla bunların doğruları yoktur ki yanılgıları olabilsin.</p>



<p>Bu nedenle ‘anket şirketlerinin yanılgıları’ başlıklı yazımızın çerçevesi içinde sadece ilk gruptaki şirketler vardır.</p>



<p>*</p>



<p>2.</p>



<p>Hangi fikri yapıda olurlarsa olsunlar, hakikati arayan bu şirketler neden yanılıyorlar?</p>



<p>Bunların yanılgılarının en büyük sebebi:</p>



<p>Geçmiş seçimleri hiç dikkate almadan seçmen tercihlerini öğrenmek peşinde olmalarındandır.</p>



<p>Oysa yeri geldikçe dile getirdiğim gibi ‘seçimler seçimlerin tekrarıdır’.</p>



<p>Yani seçmenin büyük çoğunluğu (%95) siyasi tercihlerini kolayca değiştirmiyor.</p>



<p>Seçimlerin kaderini değiştirecek olan bu büyük çoğunluğun (%95) tercihlerini değiştirmesi için, siyaseten olağan üstü bir durumun olması gerekir.</p>



<p>Seçmen tercihlerinde bir başka husus, seçmenler daha önce oy verdikleri partiyi değiştirseler bile; siyaseten bulundukları alanı değiştirmiyorlar ve oylarını siyaseten bulundukları alandaki bir başka partiye veriyorlar.</p>



<p>Yani sağ seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sağ partiye; sol seçmen partisini değiştirirse, oyunu bir başka sol partiye veriyor.</p>



<p>Anket şirketlerini belki de en çok yanıltan durum ise ‘kararsız seçmen’ konusudur.</p>



<p>Kararsız seçmen yoktur.</p>



<p>Kazanacak partiyi belirleyememiş seçmen vardır.</p>



<p>Bunlar tabir yerindeyse ‘en uyanık’ seçmenlerdir.</p>



<p>Bunlar bütün duyu organlarıyla seçimin kazananı olacak partiyi belirleme uğraşındadırlar.</p>



<p>Kazanana oynayacaklar ve en azından ‘gördünüz mü benim oy verdiğim parti kazandı’ diyebileceklerdir.</p>



<p>Bunların oranı, bazı seçim dönemlerinde sıçramalar yapmış olsa da 1950 seçimleri esas alınarak, bu tarihten sonra yapılan on yedi seçimin ortalaması olarak %5’tir.</p>



<p>Bu %5 oranındaki seçmen, on yedi seçimde sağdan sola, soldan sağa gitmiştir.</p>



<p>Sadece bir seçimde bağımsızlardan iki alana birden seçmen geçişi olmuştur.</p>



<p>*</p>



<p>3.</p>



<p>Bu dediklerimi dikkate almadan yapılan anketler, doğruyu arama peşinde olanları yanıltıyor; ‘sahibinin sesi’ konumundaki şirketleri ise alay konusu olacak ‘atmasyonlara’ sokuyor.</p>



<p>1950 seçimleri dahil, yapılan on dokuz seçimde sağ siyaset alanındaki partilerin ortalama oyları %63,1; sol siyaset alanındaki partilerin oyları %34,7 olduğu halde; anket şirketleri bu oranlardan çok farklı bir oran yakaladığında ‘bu sonuç nasıl çıktı’ diye sorması gerekir.</p>



<p>Böyle bir soru sorulmadığında, yanılmalar kaçınılmaz olacaktır.</p>



<p>Mesela sol siyaset alanındaki partilerin toplam olarak aldıkları oy, 1983’den sonra yapılan bütün seçimlerde %40’ın altında kalmışken, nasıl olacak da birdenbire %40’ların üzerine çıkabilecektir?</p>



<p>Bunun için sol siyaset alanındaki partiler hangi başarıların altına imzalarını atmışlardır?</p>



<p>Eğer anket şirketleri bu ve benzeri sorulara cevap vermeden anket yaparlarsa, hiçbir zaman doğruyu yakalamayacaklardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/anket-sirketlerinin-yanilgilari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akşener’in Adaylık Planı!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 09:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Altılı Masa]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18286</guid>

					<description><![CDATA[1. Hayatın içindeki siyasetin diploma veren bir okulu yoktur. Bu bakımdan hayatın içindeki siyaset, hayatın içinde öğrenilir. Bunun için de, hayatın içindeki siyasette yaşa bakılmaz, başa bakılır. Siyasetin içindeki baş: Siyasete ne kadar erken başlamışsa Siyasî yeteneği ne kadar varsa Kimi karizmatik özelliklere ne kadar sahipse Siyasette o kadar başarılı olur. * 2. Altı + bir’li masanın iki büyük partisinin başkanlarına yukarıda verdiğimiz ölçüler içinde baktığımızda; Akşener’in Kılıçdaroğlu’ndan çok önde olduğu görülür. Her ne kadar, 1948 doğumlu olan Kılıçdaroğlu, 1956 doğumlu olan Akşener’den sekiz yaş büyük olsa da; Akşener’in TBMM’ye girişi Kılıçdaroğlu’ndan yedi yıl öncedir. Türk Siyasetinin usta aktörü Demirel’in ifadesiyle ‘siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır’. Dolayısıyla Akşener’in Kılıçdaroğlu’na göre yedi yıllık önceliği, Demirel’in verdiği ölçülere göre 2555 defa 24 saattir. Kılıçdaroğlu’nun bu mesafeyi kapatıp da Akşener’in önüne geçmesi mümkün değildir. Bu kısmı çok uzatmadan şu kadarını söyleyeyim: Kılıçdaroğlu, siyasi yetenek ve karizmatik özellikler bakımından da Akşener’den çok geridedir. Nitekim, bir kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçtiğinden bu yana, hiçbir siyasi başarı gösterememiş, hiçbir seçim kazanamamış, CHP’nin oyunu hiç artıramamıştır. Oysa, Akşener kurucusu olduğu iyi partiyi, üstüne koyarak, yönetmektedir. * 3. Siyasette veya devlet yönetiminde, çok özel şartlar ve kimi hesaplar ya da çok nadir görülen hasbî davranışlar dışında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1. Hayatın içindeki siyasetin diploma veren bir okulu yoktur.</p>



<p>Bu bakımdan hayatın içindeki siyaset, hayatın içinde öğrenilir.</p>



<p>Bunun için de, hayatın içindeki siyasette yaşa bakılmaz, başa bakılır.</p>



<p>Siyasetin içindeki baş:</p>



<p>Siyasete ne kadar erken başlamışsa Siyasî yeteneği ne kadar varsa</p>



<p>Kimi karizmatik özelliklere ne kadar sahipse</p>



<p>Siyasette o kadar başarılı olur.</p>



<p>*</p>



<p>2.  Altı + bir’li masanın iki büyük partisinin başkanlarına yukarıda verdiğimiz ölçüler içinde baktığımızda; Akşener’in Kılıçdaroğlu’ndan çok önde olduğu görülür.</p>



<p>Her ne kadar, 1948 doğumlu olan Kılıçdaroğlu, 1956 doğumlu olan Akşener’den sekiz yaş büyük olsa da; Akşener’in TBMM’ye girişi Kılıçdaroğlu’ndan yedi yıl öncedir.</p>



<p>Türk Siyasetinin usta aktörü Demirel’in ifadesiyle ‘siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır’.</p>



<p>Dolayısıyla Akşener’in Kılıçdaroğlu’na göre yedi yıllık önceliği, Demirel’in verdiği ölçülere göre 2555 defa 24 saattir.</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nun bu mesafeyi kapatıp da Akşener’in önüne geçmesi mümkün değildir.</p>



<p>Bu kısmı çok uzatmadan şu kadarını söyleyeyim:</p>



<p>Kılıçdaroğlu, siyasi yetenek ve karizmatik özellikler bakımından da Akşener’den çok geridedir.</p>



<p>Nitekim, bir kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçtiğinden bu yana, hiçbir siyasi başarı gösterememiş, hiçbir seçim kazanamamış, CHP’nin oyunu hiç artıramamıştır.</p>



<p>Oysa, Akşener kurucusu olduğu iyi partiyi, üstüne koyarak, yönetmektedir.</p>



<p>*</p>



<p>3. Siyasette veya devlet yönetiminde, çok özel şartlar ve kimi hesaplar ya da çok nadir görülen hasbî davranışlar dışında hiç kimse kimseyi kendisine tercih etmez.</p>



<p>Bunu biz başlangıçtan bu yana kendi tarihimizde, baba-oğul, kardeş-kardeş, amca-yeğen kavgaları olarak çokca görürüz.</p>



<p>Bu bakımdan, 6+1’li masanın çevresinde toplanan parti genel başkanlarının hiç birisinin ‘cumhur başkanlığı adaylığı için’ bir başkasını tercih etmesi mümkün değildir.</p>



<p>Meğer, CHP’li Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın aylar öncesinde ifade ettiği gibi:</p>



<p>‘Adayı uluslararası karar vericiler belirleyip’ 6+1’li masanın üzerine koyarlarsa…</p>



<p>Evet, böyle bir durum dışında, 6+1’li masada, tabir yerindeyse, son güne kadar birden fazla cumhurbaşkanı adayı olacaktır.</p>



<p>Nitekim bir yıl sonra girilecek ilk seçimde %0.3 oy alması bile mümkün görünmeyen Davutoğlu:</p>



<p>‘Gelecek Partisi’nin kendi Cumhurbaşkanı adayı olacaktır’ demiştir.</p>



<p>*</p>



<p>4. Evet, 6+1’li masanın ikinci büyük partisinin genel başkanı olan Akşener kendisini ‘cumhurbaşkanı’ adaylığına götürecek yolun taşlarını ustaca döşemektedir.</p>



<p>Şimdi bunun nasıl olduğuna bakalım.</p>



<p>İyi Parti Ankara Milletvekili</p>



<p>İbrahim Halil Oral:</p>



<p>Kılıçdaroğlu için &#8216;Alevi kimliği Sünniler için endişe&#8217; verici diyor.</p>



<p>Anadolu insanının ‘düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü’ demesi gibi, ilahiyat kökenli tecrübeli bir milletvekili, amiyane tabirle durduk yerde, üstelik İYİ Partideki disiplinin ne kadar sert uygulandığını bildiği halde, böyle bir sözü Akşener’den izinsiz eder mi?</p>



<p>Elbet etmez, edemez.</p>



<p>Kimin için eder?</p>



<p>Mahir Kaynak hocanın ölçüsüyle cevap verelim:</p>



<p>‘Bu söz kimin işine yarıyorsa, onun için eder.’</p>



<p>Sahi bu söz kimin işine yarıyor?</p>



<p>*</p>



<p>5. Biraz geriye gidelim ve Akşener’in cumhurbaşkanlığına adaylığına giden yolun taşlarını nasıl da ustalıkla döşediğine bakmaya devam edelim.</p>



<p>Bildiğim kadarıyla Demirel’in siyasi tedrisinden geçen Akşener, hiçbir özelliği olmadan İBBB olarak milletin önüne çıkarılan İmamoğlu’nun devreden çıkarılması gerektiğini bilir.</p>



<p>Bunun için yapılacakları yapmaya başlar.</p>



<p>İşte şöyle…</p>



<p>Meral Akşener:</p>



<p>“Ablam İmamoğlu&#8217;nun yüzünde &#8216;Rabbi Yessir&#8217; görmüş, dedi.</p>



<p>Daha önce İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nu, Fatih Sultan Mehmet&#8217;e benzeten Meral Akşener, ablasının da İmamoğlu ile ilgili düşüncelerini böyle paylaştı.”</p>



<p>Ve ‘yüzünde Rabbi Yessir’ olan İmamoğlu Akşener’den aldığı bu ‘gaz’ ile Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıktı ve müstakbel ‘cumhurbaşkanı adayı’ olarak siyasi gezilerine Karadeniz’den başladı.</p>



<p>Uzatmadan söyleyelim ki, ‘vız gelir, tırıs gider’ sözüyle, kendi adaylığını başladığı gibi bitirdi.</p>



<p>Ne der Koca Yunus:</p>



<p>‘Söz ola kestire başı’</p>



<p>*</p>



<p>6. Sıraya bakmadan taşlar döşenmeye devam etsin…</p>



<p>Meral Akşener&#8217;den Mansur Yavaş açıklaması:</p>



<p>‘İsminin anılmasından onur duyarız.’</p>



<p>Sanki buna karşılık verir gibi…</p>



<p>İYİ Parti lideri Akşener&#8217;i ziyareti sonrası konuşan Yavaş:</p>



<p>&#8220;Kendimi kamu görevlisi olarak görüyorum, devam edeceğim&#8221; dedi.</p>



<p>Böylece iki müstakbel cumhurbaşkanı adayını devreden çıkaran Akşener şu sözleriyle</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nu heveslendirdi:</p>



<p>‘Herkesin aday gösterdiği bir kişi reddedilir mi?’</p>



<p>Reddedilmez!</p>



<p>Fakat, ama, lâkin…</p>



<p>İbrahim Halil Oral’ın diliyle tekrar edecek olursak:</p>



<p>‘Kılıçdaroğlu’nun Alevî kimliği, sünniler için endişe verici.’</p>



<p>Oysa sünnilerin böyle bir meselesi yoktur.</p>



<p>Nitekim CHP seçmeninin %70-80’i sünni olduğu halde, Alevî olduğu söylenen ve genel başkan olalı beri CHP’nin oylarını hiç artıramayan Kılıçdaroğlu’nu 12 yıldır başlarında tutmaktadırlar.</p>



<p>Evet, sünniler için Alevilik endişe verici bir durum değildir.</p>



<p>Ama Akşener Kılıçdaroğlu’nu devreden çıkarabilmek için bu argümanı kullanmıştır.</p>



<p>*</p>



<p>7.  Ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaşın dile getirdiği ‘uluslararası karar vericilere’ selam çakmak gerektiğini bilen Akşener bu selamı yıllar önce çakmış ve yakın zamanda da bu selamı tekrarlamıştır.</p>



<p>İşte şöyle…</p>



<p>Akşener dört yıl önce yaptığı bir Anıtkabir ziyaretinin çıkışında ‘buraya iman tazelemek için geldik’ dedi.</p>



<p>Hac farizasını yapan bir kişi, ne Anıtkabire ne de bir başka kabire iman tazelemek için gidilmeyeceğini bilmez mi?</p>



<p>Bilir!</p>



<p>Öyleyse niye eder bu sözü?</p>



<p>‘Uluslararası karar vericilere selam çakmak için’.</p>



<p>Başka bir izahı yok!</p>



<p>Gelelim Akşener’in ‘uluslararası karar vericilere’ çaktığı son selama…</p>



<p>Bilindiği gibi Akşener tarih eğitimi almış birisi.</p>



<p>Üstelik doktora yapmış.</p>



<p>Ve genel geçer tabirle ‘sağ kulvarda’ siyaset yapıyor.</p>



<p>Böyle bir siyasetçi, sünni müslümanların üzerine asla toz kondurmadığı…</p>



<p>Üstad Necip Fazıl’ın ‘Ulu Hakan’ dediği…</p>



<p>İttihatçı Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın:</p>



<p>“Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?</p>



<p>Târihler ismini andığı zaman,</p>



<p>Sana hak verecek, ey koca Sultan;</p>



<p>Bizdik utanmadan iftira atan,</p>



<p>Asrın en siyâsî Padişâhına”</p>



<p>Diyerek, ruhundan istimdat ettiği, özür dilediği…</p>



<p>En zor şartlarda 33 yıl Osmanlı Cihan Devletini yöneten bir padişaha dil uzatır mı?</p>



<p>Uzatmaz!</p>



<p>Uzatmaması gerekir.</p>



<p>Öyleyse niye dil uzattı?</p>



<p>Cevap açık:</p>



<p>‘Uluslararası karar vericilere’ selam çakmak ve aradığınız aday benim demek için.</p>



<p>Ne demişti ABD Başkanı Biden:</p>



<p>“Erdoğan&#8217;a karşı muhalefeti savunmaları gerektiğini belirterek, ‘Erdoğan&#8217;ı darbeyle değil seçimle devireceğim’ dedi.”</p>



<p>Anlaşılacağı gibi Biden, Kılıçdaroğlu, Akşener dahil, herkesin bir planı varken, elbet Allah’ın da bir planı var…</p>



<p>İşte şöyle:</p>



<p>“…Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu.<br>Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.”<br>(Enfal, 30)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aksenerin-adaylik-plani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altı Parti Sistem Üzerinde Çalışıyormuş!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/alti-parti-sistem-uzerinde-calisiyormus/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/alti-parti-sistem-uzerinde-calisiyormus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2022 09:06:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sistem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18059</guid>

					<description><![CDATA[Oyalı, boyalı, sırtını bilmem nereye dayalı basının haberlerine göre: CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve Gelecek Partisi’nin hukukçu kurmayları, parlamenter sisteme dönüşün ana ilkeleri üzerinde görüşüyormuş. Bu altı partinin dönmeye çalıştıkları parlamenter sistemin faziletlerini, özellikle genç kardeşlerime, birkaç cümle ile anlatmak istiyorum. Bu faziletli sistemin faziletlerini anlatmaya 11 Kasım 1938’den başlamak gerekir ki, sistemin ne kadar parlamenter ve ne kadar faziletli olduğu daha iyi anlaşılabilsin. 11 Kasım 1938’de, Atatürk’ün ölümünden bir gün sonra, TBMM kuşatılır ve bir yıl önce gözden düşen İnönü, parlamenter sistemin milletvekilleri tarafından Cumhurbaşkanı seçilir. 14 Mayıs 1950- 27 Mayıs 1960 arasındaki on yıllık bir dönemden sonra ‘faziletli parlamenter sistem’ yine devreye girer ve peşpeşe ‘fazilet abidesi Cumhurbaşkanları’ seçilir: Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk… Cemal Gürsel Darbenin Cumhurbaşkanıdır. Cevdet Sunay ‘faziletli parlamenter sistem’ içinde içinde ‘faziletli bir parlamenter’ bulunamadığı için, Genel Kurmay Başkanlığından istifa ettirilip, değişik hüllelerden sonra, seçilen Cumhurbaşkanıdır. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Fahri Korutürk, faziletli parlamenter sistemin, Cumhurbaşkanlığını Genel Kurmay Başkanlarının Sultasından kurtarmak için sarıldığı bir can simidi olarak seçtiği Cumhurbaşkanıdır. Ve ‘Netekim Paşa’ Kenan Evren, faziletli parlamenter sistemin beş ayı geçen bir sürede seçemediği cumhurbaşkanının yerine, milletin vatan savunması için kendisine verdiği silahı millete doğrultarak ‘seçilen’ bir Cumhurbaşkanıdır. Bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Oyalı, boyalı, sırtını bilmem nereye dayalı basının haberlerine göre:</p>



<p>CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve Gelecek Partisi’nin hukukçu kurmayları, parlamenter sisteme dönüşün ana ilkeleri üzerinde görüşüyormuş.</p>



<p>Bu altı partinin dönmeye çalıştıkları parlamenter sistemin faziletlerini, özellikle genç kardeşlerime, birkaç cümle ile anlatmak istiyorum.</p>



<p>Bu faziletli sistemin faziletlerini anlatmaya 11 Kasım 1938’den başlamak gerekir ki, sistemin ne kadar parlamenter ve ne kadar faziletli olduğu daha iyi anlaşılabilsin.</p>



<p>11 Kasım 1938’de, Atatürk’ün ölümünden bir gün sonra, TBMM kuşatılır ve bir yıl önce gözden düşen İnönü, parlamenter sistemin milletvekilleri tarafından Cumhurbaşkanı seçilir.</p>



<p>14 Mayıs 1950- 27 Mayıs 1960 arasındaki on yıllık bir dönemden sonra ‘faziletli parlamenter sistem’ yine devreye girer ve peşpeşe ‘fazilet abidesi Cumhurbaşkanları’ seçilir:</p>



<p>Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk…</p>



<p>Cemal Gürsel Darbenin Cumhurbaşkanıdır.</p>



<p>Cevdet Sunay ‘faziletli parlamenter sistem’ içinde içinde ‘faziletli bir parlamenter’ bulunamadığı için, Genel Kurmay Başkanlığından istifa ettirilip, değişik hüllelerden sonra, seçilen Cumhurbaşkanıdır.</p>



<p>Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Fahri Korutürk, faziletli parlamenter sistemin, Cumhurbaşkanlığını Genel Kurmay Başkanlarının Sultasından kurtarmak için sarıldığı bir can simidi olarak seçtiği Cumhurbaşkanıdır.</p>



<p>Ve ‘Netekim Paşa’ Kenan Evren, faziletli parlamenter sistemin beş ayı geçen bir sürede seçemediği cumhurbaşkanının yerine, milletin vatan savunması için kendisine verdiği silahı millete doğrultarak ‘seçilen’ bir Cumhurbaşkanıdır.</p>



<p>Bu beş aylık sürede, faziletli parlamenter sistemde ‘göbek dansçılarına’ bile oy verildiğini de bu arada kaydetmeliyim.</p>



<p>Kısa bir dönem ‘tonton’ Cumhurbaşkanı Özal’dan sonra 28 Şubat’ın Cumhurbaşkanlarına sıra gelir…</p>



<p>Süleyman Demirel, Necdet Sezer…</p>



<p>Gül’ü yazmayayım…</p>



<p>İşte bu altı parti, faziletli parlamenter sisteme dönerek, ülkeyi cumhurun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtarmak istiyorlar.</p>



<p>Mevla görelim neyler<br>Neylerse güzel eyler</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/alti-parti-sistem-uzerinde-calisiyormus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tayyip Erdoğan Nankör Zenginidir!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tayyip-erdogan-nankor-zenginidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tayyip-erdogan-nankor-zenginidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 08:53:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Nankörlük]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17969</guid>

					<description><![CDATA[1. Nankör, Farsça ekmek(nân) ve kör (kûr) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Ekmeği, yani nimeti, iyiliği görmeyen, iyilik bilmez demektir. Nânkör, kendisine yapılan iyiliği unutur, kendisine iyilik yapanı arkasından vurur. Nânkör ile kâfir birbirine çok yakın kelimelerdir. Birisi nimeti inkâr eder; diğeri ise imanı… ‘Küfr’ kökü biri imanın karşıtı olan küfür (Hakkı inkâr), diğeri şükrün karşıtı olan küfrân (nankörlük) olmak üzere iki farklı anlam içerir.” (İslâm Ansiklopedisi, nankörlük maddesi) * 2. Bilinen bir vakıadır ki: Her makam, yetki, güç sahibinin nankörü vardır. İnsan olarak bundan kaçınmak mümkün değildir. Elbet, belediye başkanlığı dahil, yaklaşık 24 yıldır iktidarda olan, makamı olan, yetkisi olan, gücü olan, dolayısıyla Allah’ın verdiği nimetleri bir alttakilere verme konumunda olan Tayyip Erdoğan çok sayıda nanköre sahip bir siyasidir. Tayyip Bey, öylesine çok nanköre sahiptir ki, kendisine bu konuda hiçbir siyasi yetişemez. Diyebiliriz ki, Tayyip Bey kelimenin tam anlamıyla bir ‘nankör’ zenginidir. * 3. İşte şimdilerde bu nankörler kırıta kırıta Tayyip Beyin karşısına geçip, kendilerini insanlıktan çıkarıp başka bir sınıfa sokan sözler ediyorlar. Ve elbet yüzleri kızarmıyor. Roma İmparatoru Sezar, nanköre sahip olma bakımından, bir tek Brutus’la ve ‘sen de mi Brutus’ sözüyle tarihe geçti. Sanırım siyasi tarihimizin belki de&#160; 4000 yıllık tarihimizin açık ara en zengin nanköre sahip devlet adamı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1.</p>



<p>Nankör, Farsça ekmek(nân) ve kör (kûr) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.</p>



<p>Ekmeği, yani nimeti, iyiliği görmeyen, iyilik bilmez demektir.</p>



<p>Nânkör, kendisine yapılan iyiliği unutur, kendisine iyilik yapanı arkasından vurur.</p>



<p>Nânkör ile kâfir birbirine çok yakın kelimelerdir.</p>



<p>Birisi nimeti inkâr eder; diğeri ise imanı…</p>



<p>‘Küfr’ kökü biri imanın karşıtı olan küfür (Hakkı inkâr), diğeri şükrün karşıtı olan küfrân (nankörlük) olmak üzere iki farklı anlam içerir.”</p>



<p>(İslâm Ansiklopedisi, nankörlük maddesi)</p>



<p>*</p>



<p>2.</p>



<p>Bilinen bir vakıadır ki:</p>



<p>Her makam, yetki, güç sahibinin nankörü vardır.</p>



<p>İnsan olarak bundan kaçınmak mümkün değildir.</p>



<p>Elbet, belediye başkanlığı dahil, yaklaşık 24 yıldır iktidarda olan, makamı olan, yetkisi olan, gücü olan, dolayısıyla Allah’ın verdiği nimetleri bir alttakilere verme konumunda olan Tayyip Erdoğan çok sayıda nanköre sahip bir siyasidir.</p>



<p>Tayyip Bey, öylesine çok nanköre sahiptir ki, kendisine bu konuda hiçbir siyasi yetişemez.</p>



<p>Diyebiliriz ki, Tayyip Bey kelimenin tam anlamıyla bir ‘nankör’ zenginidir.</p>



<p>*</p>



<p>3.</p>



<p>İşte şimdilerde bu nankörler kırıta kırıta Tayyip Beyin karşısına geçip, kendilerini insanlıktan çıkarıp başka bir sınıfa sokan sözler ediyorlar.</p>



<p>Ve elbet yüzleri kızarmıyor.</p>



<p>Roma İmparatoru Sezar, nanköre sahip olma bakımından, bir tek Brutus’la ve ‘sen de mi Brutus’ sözüyle tarihe geçti.</p>



<p>Sanırım siyasi tarihimizin belki de&nbsp; 4000 yıllık tarihimizin açık ara en zengin nanköre sahip devlet adamı olan Tayyip Erdoğan ‘sen de mi…’ sorularına hangi ‘nanköründen’ başlar, acaba?</p>



<p>İşte siyaset bilimi yapan genç akademisyenlere çok kapsamlı bir doktora konusu!</p>



<p>Tayyip Beyin nankörleri üzerinde doktora çalışması yapacak olan genç akademisyen önce, kendi ölçülerine göre, en yukarıdan en aşağıya nankörleri belirlemeli, sonra da bu nankörlerin ortak özelliklerini bulmalıdır.</p>



<p>Kanıma göre genç akademisyen, nankörlerin en belirgin ortak özelliği olarak ‘kendi olmayışlarını’ yani iki kimlikli oluşlarını bulacaktır.</p>



<p>Elbet daha ne ortak özellikler bulacaklardır, kimbilir.</p>



<p>İnanın böyle bir çalışma ülkemiz için çok faydalı olur.</p>



<p>Hiç olmazsa Tayyip Beyden sonraki siyasiler, Tayyip Bey gibi ‘nankör zengini’ olmamak için, ‘insan seçiminde’ çok daha dikkatli olurlar ve ‘insanlar iki ayaklarıyla yürürler’ ön kabulüyle hareket edip, gördükleri her iki ayaklıyı elinden tutup, makam sahibi yapmazlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tayyip-erdogan-nankor-zenginidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/2023-cumhurbaskanligi-secimleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/2023-cumhurbaskanligi-secimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2021 06:49:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17578</guid>

					<description><![CDATA[31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinde Cumhur İttifakının oyu %51.64 (AKP %44.33 + MHP %7.31) oluyor. Geri kalan bütün oyları alsa bile Millet İttifakının oyları %48.36’da kalıyor. Üstelik Tayyip Beyin BBP’den ve Asıltürk vasıtasıyla SP’den alacağı oylarla oyu %53’e yaklaşır. Bu durumda Cumhur İttifakının adayı olan Tayyip Erdoğan açık ara seçimi kazanır. Elbet böyle bir sonuca siyaset dehası Kemal Kılıçdaroğlu seyirci kalamaz. Çünkü Tayyip Beyin tekrar seçilmesi demek mahşerin dört atlısının siyasi hayatlarının sona ermesi demektir. Öyleyse mi? Kılıçdaroğlu seçimi kazanmak için yapacağı şeyi bilir. Cumhur İttifakının içinden bir adayla seçime girmek. Nitekim dün gece bir tv kanalında yapılan bir tartışma programında bir kamuoyu araştırmacısı Kılıçdaroğlu’nun AKP’li eski bakan Mehmet Şimşek ile görüştüğünü söyledi. Fakat bana göre Mehmet Şimşek ile Millet İttifakı seçimi kazanamaz. Millet ittifakının seçimi kazanması için Cumhur İttifakından %3 civarında oy koparması lazım. Bu %3 oy kolay koparılacak bir oy değildir. Bu oyu Mehmet Şimşek ile koparamayacağını ben biliyorsam, siyasetin büyük dehası Kılıçdaroğlu da bilir. Kılıçdaroğlu bilir ki: Mehmet Şimşek bir ayağı Kraliçenin yurdunda olan, yeteri kadar yerlileşememiş bir isim. Tıpkı Ekmeleddin İhsanoğlu gibi… Bu durumda Kılıçdaroğlu için yapılacak şey bellidir: Cumhur İttifakının içinden ve halen içinde olan yerli bir adayla seçime girmek. Bu aday yaptığı icraatlarla Millet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinde Cumhur İttifakının oyu %51.64 (AKP %44.33 + MHP %7.31) oluyor.</p>



<p>Geri kalan bütün oyları alsa bile Millet İttifakının oyları %48.36’da kalıyor.</p>



<p>Üstelik Tayyip Beyin BBP’den ve Asıltürk vasıtasıyla SP’den alacağı oylarla oyu %53’e yaklaşır.</p>



<p>Bu durumda Cumhur İttifakının adayı olan Tayyip Erdoğan açık ara seçimi kazanır.</p>



<p>Elbet böyle bir sonuca siyaset dehası Kemal Kılıçdaroğlu seyirci kalamaz.</p>



<p>Çünkü Tayyip Beyin tekrar seçilmesi demek mahşerin dört atlısının siyasi hayatlarının sona ermesi demektir.</p>



<p>Öyleyse mi?</p>



<p>Kılıçdaroğlu seçimi kazanmak için yapacağı şeyi bilir.</p>



<p>Cumhur İttifakının içinden bir adayla seçime girmek.</p>



<p>Nitekim dün gece bir tv kanalında yapılan bir tartışma programında bir kamuoyu araştırmacısı Kılıçdaroğlu’nun AKP’li eski bakan Mehmet Şimşek ile görüştüğünü söyledi.</p>



<p>Fakat bana göre Mehmet Şimşek ile Millet İttifakı seçimi kazanamaz.</p>



<p>Millet ittifakının seçimi kazanması için Cumhur İttifakından %3 civarında oy koparması lazım.</p>



<p>Bu %3 oy kolay koparılacak bir oy değildir.</p>



<p>Bu oyu Mehmet Şimşek ile koparamayacağını ben biliyorsam, siyasetin büyük dehası Kılıçdaroğlu da bilir.</p>



<p>Kılıçdaroğlu bilir ki:</p>



<p>Mehmet Şimşek bir ayağı Kraliçenin yurdunda olan, yeteri kadar yerlileşememiş bir isim.</p>



<p>Tıpkı Ekmeleddin İhsanoğlu gibi…</p>



<p>Bu durumda Kılıçdaroğlu için yapılacak şey bellidir:</p>



<p>Cumhur İttifakının içinden ve halen içinde olan yerli bir adayla seçime girmek.</p>



<p>Bu aday yaptığı icraatlarla Millet İttifakının gönlünde yer eden bir isim olmalıdır.</p>



<p>Bu isim bana göre yerli ve milli olmalı, manevi desteğe de sahip bulunmalıdır ki %3 veya daha fazlasını Cumhur İttifakından rahatça koparabilsin.</p>



<p>Bir türlü yerli ve milli olamayan Ekmeleddin’den ağzı yanan siyaset dehası Kılıçdaroğlu, şimdi yerli milli bir adayın peşindedir.</p>



<p>Mehmet Şimşek ile görüşmüş olması ise hedef saptırmadır.</p>



<p>Kılçdaroğlu’nun bulacağı adayı ben de merak ediyorum doğrusu…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/2023-cumhurbaskanligi-secimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Covid 19&#8217;a Hayranım!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-covid-19a-hayranim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-covid-19a-hayranim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2021 11:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Covid]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16889</guid>

					<description><![CDATA[Covid kurulunun dış bağlantıları nedeniyle evlere hapsedilmiş olsak da; Covid19’u takdir etmiyor da değilim.Neden mi bu takdirim?Bill Gates ve ekibinin aşısıyla beraber ürettiği bu Covid19 denilen mahluk öncelikle çok adaletli ve insaflı…Sanırım bu özelliğini Adalet ve Kalkınma Partisinden aldı.Çok merhametli ve muhabbetli…Sanırım bu özelliğini de Cumhuriyet Halk Partisinden aldı.Çok kibar ve nezaketli…Sanırım bu özelliğini de İYİ Partiden aldı.Çok demokratik…Bu özelliğini de Halkın Demokrasi Partisinden almış olmalı…İkili ilişkileri ve diplomasiyi de sanırım Kraliçenin partilerinden almış olmalı…Bütün bunları niye mi söylüyorum?Şunun için…Covid19 hangi dine mensup olurlarsa olsunlar:Hiç kimseyi ibadet hanelerinde öldürmüyor!Hiç kimseyi eğlence mekânlarında öldürmüyor!Hiç kimseyi okulda, medresede, tekkede dergahda öldürmüyor!Hiç kimseyi otelde motelde, handa hamamda öldürmüyor!Hiç kimseyi tarlada tabanda, kırda bayırda öldürmüyor!Hiç kimseyi kahvede, kafede, yemekhanede, yatakhanede öldürmüyor!Hiç kimseyi düğünde dernekde öldürmüyor.Hiç kimseyi evinde, yatağında, mutfağında öldürmüyor!Hiç kimseyi ne kışın ayazında kayak yaparken; ne de yazın sıcağında plajlarda güneşlenirken öldürmüyor!Hiç kimseyi sokakta, caddede, ara yolda, ana yolda, otobanda öldürmüyor!Hiç kimseyi uçakta, trende, metroda, otobüste, minibüste, yatta öldürmüyor!Ve mutlaka Covid kurulunun şefkatli kollarının olduğu hastahanelerde öldürüyor!Hani Atatürk ‘beni Türk hekimlerine emanet edin’ demişti ya!Tıpkı onun gibi, Covid19 da bu sözden ilham almış olmalı ki, hastahane dışında kimseyi öldürmüyor!Hastahane dışında kimsenin ağız tadını bozmuyor!Yurt içinde, yurt dışında illa hastahanelerin hijyenik ortamında, hekimlerin şefkatli &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Covid kurulunun dış bağlantıları nedeniyle evlere hapsedilmiş olsak da; Covid19’u takdir etmiyor da değilim.<br>Neden mi bu takdirim?<br>Bill Gates ve ekibinin aşısıyla beraber ürettiği bu Covid19 denilen mahluk öncelikle çok adaletli ve insaflı…<br>Sanırım bu özelliğini Adalet ve Kalkınma Partisinden aldı.<br>Çok merhametli ve muhabbetli…<br>Sanırım bu özelliğini de Cumhuriyet Halk Partisinden aldı.<br>Çok kibar ve nezaketli…<br>Sanırım bu özelliğini de İYİ Partiden aldı.<br>Çok demokratik…<br>Bu özelliğini de Halkın Demokrasi Partisinden almış olmalı…<br>İkili ilişkileri ve diplomasiyi de sanırım Kraliçenin partilerinden almış olmalı…<br>Bütün bunları niye mi söylüyorum?<br>Şunun için…<br>Covid19 hangi dine mensup olurlarsa olsunlar:<br>Hiç kimseyi ibadet hanelerinde öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi eğlence mekânlarında öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi okulda, medresede, tekkede dergahda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi otelde motelde, handa hamamda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi tarlada tabanda, kırda bayırda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi kahvede, kafede, yemekhanede, yatakhanede öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi düğünde dernekde öldürmüyor.<br>Hiç kimseyi evinde, yatağında, mutfağında öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi ne kışın ayazında kayak yaparken; ne de yazın sıcağında plajlarda güneşlenirken öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi sokakta, caddede, ara yolda, ana yolda, otobanda öldürmüyor!<br>Hiç kimseyi uçakta, trende, metroda, otobüste, minibüste, yatta öldürmüyor!<br>Ve mutlaka Covid kurulunun şefkatli kollarının olduğu hastahanelerde öldürüyor!<br>Hani Atatürk ‘beni Türk hekimlerine emanet edin’ demişti ya!<br>Tıpkı onun gibi, Covid19 da bu sözden ilham almış olmalı ki, hastahane dışında kimseyi öldürmüyor!<br>Hastahane dışında kimsenin ağız tadını bozmuyor!<br>Yurt içinde, yurt dışında illa hastahanelerin hijyenik ortamında, hekimlerin şefkatli kollarına teslim olmuş kimseleri öldürüyor!<br>Eğer kişi Covid’i evinde geçiriyorsa, onu da kesinlikle öldürmüyor!<br>İşte bütün bunlar ve elbet daha fazlası için Covid19’a hayranlığım her geçen gün biraz daha artıyor.<br>Oysa kalp sektesini düşünün bir kez!<br>Orası, burası, şurası demez, yakaladığı yerde öldürür!<br>Evet kalp hastalığı hiç terbiye görmemiş!<br>Ama bu Covid19 hakikaten başka!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-covid-19a-hayranim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akdeniz&#8217;de Olmak yada Olmamak!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/akdenizde-olmak-yada-olmamak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/akdenizde-olmak-yada-olmamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2021 07:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16630</guid>

					<description><![CDATA[1.Gerçekten de son zamanlarda çok kullanılan güzel bir sözdür ‘coğrafya kaderdir’ sözü. Evet, coğrafya kaderdir. Kaderin bir cilvesidir ki ikinci binin hemen başında buralara geldik; zamanın süper gücü Bizanslılarla göğüs göğüse gelip savaştık ve Allah’ın cc lütfuyla zamanın süper gücü Bizans&#8217;ı yenip bu güzel coğrafyayı vatan edindik. Bu buraya gelişimizin ve bu güzel coğrafyayı vatan edinişimizin kısacık hikayesidir. Üzerinde asıl durulması gereken ise buraya nereden ve nasıl gelip, bu güzel coğrafyayı nasıl vatan edinişimiz değildir elbet… Üzerinde asıl durulması gereken konu buraya neden gelişimizdir. Bunun elbet görünen ve tarih sayfalarına konu olan bir çok nedeni vardır. Benim üzerinde durmak istediğim tarihin kaydettiği konular da değil aslında… Ben bu topraklara gelişimizin asıl nedenini arıyorum… Bu asıl neden görünenlerden, üzerinde durulanlardan, bahis konusu edilenlerden çok başka… * 2. Tarihçi gözüyle Anadolu’ya gelişimizin kısa hikayesini bir de Prof Dr Erhan Afyoncu’nun kaleminden okuyalım.. “Anadolu&#8217;ya Türkler&#8217;in ilk gelişi 4. yüzyılın sonlarına doğru Batı Hunları (Avrupa Hunları) tarafından gerçekleştirildi. Hunlar bir taraftan Balkanlar üzerinden Trakya&#8217;ya doğru yürürken… Diğer taraftan Kafkas dağlarını aşıp, Anadolu&#8217;ya girdiler. Kursık ve Basık isimli iki komutan idaresindeki Hun atlıları Erzurum üzerinden Malatya&#8217;ya ulaştılar. Çukurova&#8217;ya indiler, Urfa ve Antakyayı kuşattılarsa da alamadılar. Kudüs&#8217;e kadar inen Hunlar, burada fazla kalmadılar ve 396&#8217;da tekrar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1.<br>Gerçekten de son zamanlarda çok kullanılan güzel bir sözdür ‘coğrafya kaderdir’ sözü.</p>



<p>Evet, coğrafya kaderdir.</p>



<p>Kaderin bir cilvesidir ki ikinci binin hemen başında buralara geldik; zamanın süper gücü Bizanslılarla göğüs göğüse gelip savaştık ve Allah’ın cc lütfuyla zamanın süper gücü Bizans&#8217;ı yenip bu güzel coğrafyayı vatan edindik.</p>



<p>Bu buraya gelişimizin ve bu güzel coğrafyayı vatan edinişimizin kısacık hikayesidir.</p>



<p>Üzerinde asıl durulması gereken ise buraya nereden ve nasıl gelip, bu güzel coğrafyayı nasıl vatan edinişimiz değildir elbet…</p>



<p>Üzerinde asıl durulması gereken konu buraya neden gelişimizdir.</p>



<p>Bunun elbet görünen ve tarih sayfalarına konu olan bir çok nedeni vardır.</p>



<p>Benim üzerinde durmak istediğim tarihin kaydettiği konular da değil aslında…</p>



<p>Ben bu topraklara gelişimizin asıl nedenini arıyorum…</p>



<p>Bu asıl neden görünenlerden, üzerinde durulanlardan, bahis konusu edilenlerden çok başka…</p>



<p>*</p>



<p>2.</p>



<p>Tarihçi gözüyle Anadolu’ya gelişimizin kısa hikayesini bir de Prof Dr Erhan Afyoncu’nun kaleminden okuyalım..</p>



<p>“Anadolu&#8217;ya Türkler&#8217;in ilk gelişi 4. yüzyılın sonlarına doğru Batı Hunları (Avrupa Hunları) tarafından gerçekleştirildi.</p>



<p>Hunlar bir taraftan Balkanlar üzerinden Trakya&#8217;ya doğru yürürken…</p>



<p>Diğer taraftan Kafkas dağlarını aşıp, Anadolu&#8217;ya girdiler.</p>



<p>Kursık ve Basık isimli iki komutan idaresindeki Hun atlıları Erzurum üzerinden Malatya&#8217;ya ulaştılar.</p>



<p>Çukurova&#8217;ya indiler, Urfa ve Antakyayı kuşattılarsa da alamadılar.</p>



<p>Kudüs&#8217;e kadar inen Hunlar, burada fazla kalmadılar ve 396&#8217;da tekrar Kafkaslara döndüler.</p>



<p>Türkler&#8217;in Anadolu&#8217;ya ikinci gelişi Sabarlar&#8217;la oldu.</p>



<p>İdil, Don ve Kuban ırmakları arasındaki bölgede bir devlet kurmuş olan Sabar Türkleri 6. yüzyılda Kafkasların güneyine kadar olan toprakları ele geçirdiler.</p>



<p>Daha sonra Kayseri, Konya, Ankara taraflarına şiddetli akınları oldu.</p>



<p>Proto-Moğollar&#8217;dan, Kıtaylar&#8217;ın 924&#8217;te Orhun havalisine hakim olmalarıyla birlikte, bu bölgedeki Türk boyları birbirlerini sıkıştırarak batıya doğru göç etmeye başladılar</p>



<p>Büyük Selçuklular, Karahanlı ve Gazneliler karşısında tutunamayınca, Çağrı Bey 3000 süvariyle 1015&#8217;te Anadolu&#8217;ya doğru bir keşif seferine çıktı.</p>



<p>Çağrı Bey, Azerbaycan&#8217;da rastladığı Türkmenler&#8217;i de alıp 1018&#8217;de Doğu Anadolu&#8217;ya girdi.</p>



<p>Ermeni kaynaklarına göre ‘mızrak, ok ve yaydan ibaret olan silahları çekili, beli kemerli, uzun ve örülü saçlı, rüzgâr gibi uçan Türk atlıları’ karşısına çıkan Bizans birlikleri ‘yağmur gibi atılan oklar’ karşısında mağlup oldular.</p>



<p>Çağrı Bey, Van gölü civarını ele geçirdikten sonra Nahcivan ve civarını kontrol altına aldı.</p>



<p>Rastladığı Bizans kuvvetlerini ardı ardına yenilgiye uğrattı.</p>



<p>Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce Oğuzlar&#8217;dan kopan bir kısım boylar Azerbaycan, Güneydoğu Anadolu ve Irak&#8217;a gitmişlerdi.</p>



<p>Göktaş, Buka, Mansur ve Anasıoğlu idaresi altındaki Türkmenler, Cizre ve Diyarbakır havalisi ile Musul&#8217;u ele geçirmişlerse de uzun süre buralarda hakim olamadılar ve Azerbaycan&#8217;a geri döndüler.</p>



<p>Kendilerine yurt, hayvanlarına da otlak arayan Türkmen kitleleri, Büyük Selçuklu topraklarına gelmeye devam ediyordu.</p>



<p>Selçuklular Türkmenleri, kargaşa çıkarmalarını ve otlak sıkıntısına sebebiyet vermelerini önlemek için Anadolu&#8217;ya sevk etti.<br>Türkler, Suriye ve Irak&#8217;a da gidip, yerleşmişlerse de ülkelerin iç bölgelerine girmemişlerdi.</p>



<p>Bu bölgelerin iklim ve otlak durumunun hayvanları için uygun olmaması, Türkler&#8217;in buralarda yoğun bir şekilde yayılmasına engel oldu.</p>



<p>Anadolu ise iklimi ve geniş otlakları ile Türkler&#8217;in hayat tarzına uygundu.</p>



<p>Aynı zamanda Anadolu&#8217;nun yoğun bir nüfusa sahip olmaması ve burada Türklere direnecek güçlü bir askeri organizasyonun bulunmaması da Türkmenler&#8217;in buraya gelmesini teşvik edici unsurlar oldu.</p>



<p>Oğuzlar, 1040&#8217;da Dandanakan&#8217;da Selçukluların idaresinde Gazneliler&#8217;i yenip, kendi devletlerini kurdular.</p>



<p>Selçuklular, Gazneliler&#8217;i mağlup ederek Maveraünnehir bölgesine hakim olduklarından, kendileri Anadolu&#8217;ya gitmediler.</p>



<p>Fakat Moğol kabilelerinin baskısıyla Orta Asya&#8217;dan ülkelerine gelen Türkmenleri Anadolu&#8217;ya gönderdiler.<br>1048&#8217;de Selçuklular Hasankale zaferini kazandılar.</p>



<p>1059&#8217;da Sivas ve Malatyayı ele geçirdiler.</p>



<p>1064&#8217;te Alparslan, Kars&#8217;ı fethetti.</p>



<p>1067&#8217;ye gelindiğinde Kayseri, Niksar ve Konya fethedilmişti.</p>



<p>Afşin Bey, 1068&#8217;de İstanbul Boğazı&#8217;na kadar geldi.<br>1071 Malazgirt Zaferi Anadolu&#8217;nun kapılarını Türkmenlere açtı…</p>



<p>Anadolu ‘Türkiye’ oldu.”</p>



<p>*</p>



<p>3.</p>



<p>Evet coğrafya kaderdir…</p>



<p>Ve biz bu topraklara kıyamete kadar bize verilen kaderimizi yaşamaya geldik.</p>



<p>Gelişimiz zahiren şu veya bu nedenden olabilir.</p>



<p>Doğudan Moğolların baskısı…</p>



<p>Daha sonra büyük Selçukluların kendilerinden sonra yurtlarına gelen Türkmenleri Anadolu’ya yönlendirmeleri…</p>



<p>Türkmenlerin bugünkü Irak ve Suriye topraklarının iç taraflarını kendi yaşayışlarına uygun bulmayışları…</p>



<p>Uçsuz bucaksız otlaklarıyla Anadoluyu beğenmeleri, tercih etmeleri ve yerleşmeye başlamaları…</p>



<p>Anadolu yurt edinmeye başlayan Türkmenleri Anadolu’dan atmak isteyen Bizans Ordusunu Selçuklu Sultanı Alpaslan&#8217;ın 26 Ağustos 1071’de yenilgiye uğratarak Anadoluyu Türkler için vatan edinmesi…</p>



<p>Ve bu tarihten başlayarak Anadolu&#8217;nun ‘Türkiye’ olması…</p>



<p>*</p>



<p>4.</p>



<p>Bu tarihi gerçekler ışığında düşünmeliyiz!</p>



<p>Orta Asya’dan gelerek Anadolu’ya yerleşen; kanlarıyla, göz yaşlarıyla, terleriyle Anadoluyu vatan edinen bütün etnik unsurlarıyla Müslüman Türk Milleti bu topraklarda olmasaydı; bin yıldır bu topraklardan Müslüman Türk Milletini atmak için didinen Haçlıları kim durdurabilirdi?</p>



<p>Müslüman Türk Milletini bu topraklardan atmak için Hulagu Hanı, Timur’u, Şah İsmail’i ve arkasından gelenleri Anadolu’ya gönderenler başarılı olsalardı bugünkü nüfusuyla iki milyarlık bir İslam Dünyası olur muydu?</p>



<p>Olmazdı…</p>



<p>Ya da şöyle diyebiliriz:</p>



<p>Türkler bu toprakları vatan edinmeselerdi, elbet Allah cc bir başka kavmi ümmetin başı olarak bu topraklara getirirdi.</p>



<p>Getirmediğine göre…</p>



<p>Ve bu toprakları haçlı sürülerine karşı Bütün Etnik Unsurlarıyla Müslüman Türk Milletine koruttuğuna göre…</p>



<p>Bize düşen Allah’ın cc bize verdiği görevin farkında olarak çalışmak, çabalamak, kan ve göz yaşı dökmek, ter akıtmak ve bu ülkeyi haçlının önünde geçilmez bir set olarak muhafaza etmenin gereğini yapmaktır.</p>



<p>Nedir gereği mi diyorsunuz?</p>



<p>Güçlü olmak!</p>



<p>Bilinen bir gerçektir ki denizlere hakim olmadan…</p>



<p>Denizlerde pay sahibi olmadan…</p>



<p>Güçlü olunamaz, güçlü olamayız!</p>



<p>Güçlü olmadan cihan devletimizi kuramayız!</p>



<p>Cihan devletimizi kuramazsan ümmeti küfrün, zalimlerin, emperyalist güçlerin, talancıların, zorbaların tasallutundan kurtaramayız.</p>



<p>Ümmeti talancıların tasallutundan kurtaramazsak, bu topraklardaki görevimizi yapmamış oluruz.</p>



<p>Ve sorumlu oluruz…</p>



<p>Mizana görevinin gereğini yapmamış bir millet olarak çıkarız.</p>



<p>Böyle bir çıkışı ahiret inancı olan hiçbir mümin istemez, isteyemez.</p>



<p>Öyleyse…</p>



<p>Akdeniz&#8217;de olmak, bizim öncelikle var oluşumuz için mutlak gereklidir.</p>



<p>Ve var oluşumuzu taçlandıracak olan güçlü oluşumuz için olmazsa olmaz derecesinde gereklidir.</p>



<p>Bu gerekliliği bu toprakları vatan edinenlerden başkası anlayamaz…</p>



<p>Anlamak istese de anlayamaz.</p>



<p>Bunun için ‘Libya’da ne işimiz var’ derler…</p>



<p>Onları bu söylemlerinden dolayı kınayamayız.</p>



<p>Çünkü bu topraklar onlar için vatan değil memlekettir.</p>



<p>Bunun içindir ki bu toprakların vatan olmasında kanları, göz yaşları, terleri yoktur.</p>



<p>Olmayacaktır da…</p>



<p>Bunun içindir bu topraklarda taş üstüne taş koyan her insanımıza düşman olmaları…</p>



<p>Bunun içindir fabrikalara, barajlara, yollara, köprülere, hava alanlarına karşı olmaları…</p>



<p>Bunun içindir darbelere ve darbecilere bel bağlamaları…</p>



<p>Bunun içindir bu ülkeye şu veya bu vesileyle haçlı güçlerini davet etmeleri…</p>



<p>Bunun içindir kıblelerinin Kâbe değil Vatikan olması…</p>



<p>Bunun içindir Esed’den, Sisi’den, Hafter’den yana kürek sallamaları…</p>



<p>*</p>



<p>5.</p>



<p>Akdeniz bizim olmazsa olmazımızdır…</p>



<p>Amerika&#8217;nın, Rusya’nın, Yunanistan’ın, İngiltere&#8217;nin, Almanya&#8217;nın, Fransa&#8217;nın, Mısır&#8217;ın, BAE’nin olduğu veya olmaya çalıştığı Akdeniz’de ve Libya’da olmak bizim en doğal hakkımızdır.</p>



<p>Libya bizim yitik vatan toprağımızdır.</p>



<p>Akdeniz bizim ceddimizden kalan mirasımızdır.</p>



<p>Biz Amerika diye bir devlet yokken, Akdeniz’i ‘Türk Gölü’ haline getirmiş bir milletiz.</p>



<p>Biz Fransa kralını tutsaklıktan kurtarırken Akdeniz’de yelken açıp, hâkim olan bir milletiz.</p>



<p>Biz Mısır&#8217;ı bir valiyle yönetirken Akdeniz’de huzur ve sükûnu sağlamış bir milletiz.</p>



<p>Onlar, bunlar, şunlar olacak ama biz olmayacağız öyle mi?</p>



<p>Bizim Libya’da ve Akdeniz’de ne işimiz var öyle mi?</p>



<p>Evet, biz bütün yitik vatan topraklarında olacağız.</p>



<p>Biz Ömer Muhtar&#8217;ın Libya&#8217;sında da…</p>



<p>Barbaros Hayrettin Paşa&#8217;nın, Turgut Reisin Akdeniz&#8217;inde de olacağız, olmak zorundayız…</p>



<p>Olmazsak bizi bu topraklarda yaşatmazlar…</p>



<p>Oysa bu topraklar bize kıyamete kadar vatan olarak verildi…</p>



<p>Biz bu topraklarda gördük devletin ebed müddet olduğunu…</p>



<p>Biz bu topraklarda gördük devletsizliğin, ‘ya devlet başa ya kuzgun leşe’ olduğunu…</p>



<p>Biz bu topraklarda yaşadık her türlü aşkın en güzelini…</p>



<p>Biz millet olarak bu topraklarda bulduk Leylamızı ve Mevlamızı…</p>



<p>Bunun içindir ki bu topraklar bizi sevdi biz bu toprakları sevdik.</p>



<p>Evet, Akdeniz bizim için olmak ya da olmamaktır.</p>



<p>İçimizdeki Bizanslılar anlamasalar da…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/akdenizde-olmak-yada-olmamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korona Oyunu Bozulmalı!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/korona-oyunu-bozulmali/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/korona-oyunu-bozulmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2020 13:27:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14756</guid>

					<description><![CDATA[Bir Fransız fıkrası!İnsan hasta olunca hekime gider.Çünkü hekimin paraya ihtiyacı var!Hekim reçete yazar, hasta eczacıya gider.Çünkü eczacının paraya ihtiyacı var!Hasta ilaçları alır evine gelir.Ama ilaçları içmez.Çünkü hastanın yaşamaya ihtiyacı var!*Kaldığımız yerden devam edelim mi?Koronavirüs bahanesiyle…DÜNYADA:Kaç milyon test yapıldı?Bu test kitlerini kimler üretti?Kaç milyon beden ateşini ölçer alet kullanıldı?Bu aletleri kimler üretti?Kaç milyar maske kullanıldı?Bu maskeyi kimler üretti?Kaç milyon ton temizlik malzemesi, kolonya, tuvalet kağıdı vs kullanıldı?Bunları kimler üretti?Kaç milyar aşı kullanılacak?Bunları kimler üretecek?Kaç milyar kişiye çip takılacak?Bunları kim üretecek?Bu oyun çok büyük…Bu oyunu bozalım!Bu büyük küresel oyunu CumhurbaşkanımızRecep Tayyip ErdoğanBozmalıdır!Evet, Covid19 vardır…Dün de Covid16, Covid17, Covid18 vardı…Yarın da Covid20, Covid21, Covid22 olacak…Fakat pandemi olmadı ve olmayacak!Bütün dünyada, eldeki rakamlar ortada!Oransal olarak en fazla ölümün olduğu İngiltere’de bile rakamlar pandemiyi göstermiyor.Çünkü ne İngiltere’de ne de Korona ölümlerinin çok gösterildiği bir başka ülkede, ölümler, yıllık ortalama ölümlere yaklaşamadı bile…Ülkemizde en fazla Korona ölümünün kaydedildiği günde bile, ölüm sayısı, ülkemizin ortalama günlük ölümünün %10’unu bulmadı…Sağlık Bakanının açıklamasına göre:Ülkemizde son bir ayda ölenlerin yaş ortalaması, 74,6’dır.Bütün ölümlerin %93’ünün yaşları 65’in üzerinde…Acaba 65 yaşın altında ölenlerin, ölünceye kadar yakalandıkları hastalıklar nelerdir?Neden üzerinde durulmuyor ve açıklanmıyor?Evet…Kuyruğuna 19 rakamının takıldığı Korona Pandemisi küresel güçlerin ve İngiltere merkezli Yahudi Sermayesinin bir oyunudur.Bu oyun bozulmalıdır.Bu oyun bozulmayacak olursa, insanlığın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir Fransız fıkrası!<br>İnsan hasta olunca hekime gider.<br>Çünkü hekimin paraya ihtiyacı var!<br>Hekim reçete yazar, hasta eczacıya gider.<br>Çünkü eczacının paraya ihtiyacı var!<br>Hasta ilaçları alır evine gelir.<br>Ama ilaçları içmez.<br>Çünkü hastanın yaşamaya ihtiyacı var!<br>*<br>Kaldığımız yerden devam edelim mi?<br>Koronavirüs bahanesiyle…<br>DÜNYADA:<br>Kaç milyon test yapıldı?<br>Bu test kitlerini kimler üretti?<br>Kaç milyon beden ateşini ölçer alet kullanıldı?<br>Bu aletleri kimler üretti?<br>Kaç milyar maske kullanıldı?<br>Bu maskeyi kimler üretti?<br>Kaç milyon ton temizlik malzemesi, kolonya, tuvalet kağıdı vs kullanıldı?<br>Bunları kimler üretti?<br>Kaç milyar aşı kullanılacak?<br>Bunları kimler üretecek?<br>Kaç milyar kişiye çip takılacak?<br>Bunları kim üretecek?<br>Bu oyun çok büyük…<br>Bu oyunu bozalım!<br>Bu büyük küresel oyunu Cumhurbaşkanımız<br>Recep Tayyip Erdoğan<br>Bozmalıdır!<br>Evet, Covid19 vardır…<br>Dün de Covid16, Covid17, Covid18 vardı…<br>Yarın da Covid20, Covid21, Covid22 olacak…<br>Fakat pandemi olmadı ve olmayacak!<br>Bütün dünyada, eldeki rakamlar ortada!<br>Oransal olarak en fazla ölümün olduğu İngiltere’de bile rakamlar pandemiyi göstermiyor.<br>Çünkü ne İngiltere’de ne de Korona ölümlerinin çok gösterildiği bir başka ülkede, ölümler, yıllık ortalama ölümlere yaklaşamadı bile…<br>Ülkemizde en fazla Korona ölümünün kaydedildiği günde bile, ölüm sayısı, ülkemizin ortalama günlük ölümünün %10’unu bulmadı…<br>Sağlık Bakanının açıklamasına göre:<br>Ülkemizde son bir ayda ölenlerin yaş ortalaması, 74,6’dır.<br>Bütün ölümlerin %93’ünün yaşları 65’in üzerinde…<br>Acaba 65 yaşın altında ölenlerin, ölünceye kadar yakalandıkları hastalıklar nelerdir?<br>Neden üzerinde durulmuyor ve açıklanmıyor?<br>Evet…<br>Kuyruğuna 19 rakamının takıldığı Korona Pandemisi küresel güçlerin ve İngiltere merkezli Yahudi Sermayesinin bir oyunudur.<br>Bu oyun bozulmalıdır.<br>Bu oyun bozulmayacak olursa, insanlığın başına çok büyük çoraplar örülecektir.<br>Bu oyunu bozacak olan tek ülke Türkiye’dir.<br>Bu oyunu bozacak olan tek lider<br>Cumhurbaşkanımız<br>Recep Tayyip Erdoğandır…<br>İkaz edelim!<br>Yardım edelim!<br>Dua edelim!<br>Küreselcilerin oyununu bozalım!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/korona-oyunu-bozulmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
