<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ömer ALÇEP &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/omer-alcep/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Jul 2022 06:13:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Ömer ALÇEP &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doktorlar Ülkemizi Terk Ediyorlarmış…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-ulkemizi-terk-ediyorlarmis/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-ulkemizi-terk-ediyorlarmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 06:13:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18341</guid>

					<description><![CDATA[Vaazında, yaptıkları iş bırakma eylemini eleştiren imam da açığa alınmış…Neler oluyor! Üniversiteye hazırlanan her genç çevresinden yakın akrabalarından&#8221; &#8220;oku doktor ol, kendini kurtar&#8221; sözünü duymuştur. Yaşadığımız sorun tam da budur işte! Oysa doktorun işi kendini kurtarmak değil de başkalarının hayatını kurtarmaktır… İstisnalar hariç &#8211; onlara selam olsun- ama bu kültürle yetişen doktorların çoğu da görevleri süresince kendilerini kurtarmak dışında başka da bir şey düşünmüyorlar…Hastanelere bir şekilde düşen her hasta bahsi geçen acı tecrübeyi bir şekilde yaşamıştır. Önce bu yanlış algı değişmelidir! Tıp fakültesi 1. Sınıfta okuyan tüm öğrencilere, okumuş oldukları tıp fakültelerini milletimiz kendilerini kurtaracak doktorların yetişmesi için kurduğunu anlatmalıdır. Şayet bu görevi yerine getiremeyecek birileri varsa derhal eğitimi bırakmalı ve hizmet edecekleri halkın okullarına gitmelidirler. Mevcut hükümetin ekonomik politikalarını bahane ederek Avrupa ülkelerine gidenler hükümeti değil de milletimizi terk ettiklerini bilmelidirler. Şayet terk edeceklerse, şu halde onlara düşen görev, ülkemiz vatandaşlığından da çıkmalarıdır. Çalıştığının karşılığını alamadığını bahane ederek ülkemizi terk eden doktorlar emekli olup ülkemize döndüklerinde, canı pahasına ülkemizi koruyanlara, bu uğurda şehit olan kahramanlara, gözü yaşlı şehit eşi ve çocuklarının gözlerinin içine nasıl bakacaklar…İyi ki vatanı geri dönmemiz için beklediniz yüzsüzlüğünü mü sergileyecekler! Kendilerinin çalıştığının karşılığı para da, ya şehit olanların can pahası! Var mı karşılığı! Demek ki &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Vaazında, yaptıkları iş bırakma eylemini eleştiren imam da açığa alınmış…Neler oluyor!</p>



<p>Üniversiteye hazırlanan her genç çevresinden yakın akrabalarından&#8221; &#8220;oku doktor ol, kendini kurtar&#8221; sözünü duymuştur. Yaşadığımız sorun tam da budur işte! Oysa doktorun işi kendini kurtarmak değil de başkalarının hayatını kurtarmaktır…</p>



<p>İstisnalar hariç &#8211; onlara selam olsun- ama bu kültürle yetişen doktorların çoğu da görevleri süresince kendilerini kurtarmak dışında başka da bir şey düşünmüyorlar…Hastanelere bir şekilde düşen her hasta bahsi geçen acı tecrübeyi bir şekilde yaşamıştır.</p>



<p>Önce bu yanlış algı değişmelidir!</p>



<p>Tıp fakültesi 1. Sınıfta okuyan tüm öğrencilere, okumuş oldukları tıp fakültelerini milletimiz kendilerini kurtaracak doktorların yetişmesi için kurduğunu anlatmalıdır. Şayet bu görevi yerine getiremeyecek birileri varsa derhal eğitimi bırakmalı ve hizmet edecekleri halkın okullarına gitmelidirler.</p>



<p>Mevcut hükümetin ekonomik politikalarını bahane ederek Avrupa ülkelerine gidenler hükümeti değil de milletimizi terk ettiklerini bilmelidirler. Şayet terk edeceklerse, şu halde onlara düşen görev, ülkemiz vatandaşlığından da çıkmalarıdır.</p>



<p>Çalıştığının karşılığını alamadığını bahane ederek ülkemizi terk eden doktorlar emekli olup ülkemize döndüklerinde, canı pahasına ülkemizi koruyanlara, bu uğurda şehit olan kahramanlara, gözü yaşlı şehit eşi ve çocuklarının gözlerinin içine nasıl bakacaklar…İyi ki vatanı geri dönmemiz için beklediniz yüzsüzlüğünü mü sergileyecekler!</p>



<p>Kendilerinin çalıştığının karşılığı para da, ya şehit olanların can pahası! Var mı karşılığı! Demek ki doktorluk öğretmek yetmez ne işe yaradığını da anlatarak eğitmek gerekir değil mi!</p>



<p>Üstelik Avrupada itibar görmeleri, bu ülkede milletimizin imkanlarıyla aldıkları nitelikli eğitim ve öğretim sayesinde olmaktadır. Çünkü Afrikalı bir doktor aynı ilgiyi görmez.</p>



<p>Hiçbir kabahati olmasa bile, siyasi olaylar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan ve iş aradığı için bir şekilde tanıştığımız Mısırlı bir doktor Türkiye&#8217;de&#8221; ne iş olsa yaparım abi&#8221; diyecek kadar zavallı duruma düşmüştür. Neden biliyor musunuz?Çünkü ona doktor unvanını içinde yaşadığı Mısır toplumu vermiştir. Mesela, iş arayan Mısırlı bu doktora Avrupa&#8217;da iş yoktur! Bizim doktorlar bu hakikati niçin görmezler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-ulkemizi-terk-ediyorlarmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günahlara Ortak Aramak!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gunahlara-ortak-aramak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gunahlara-ortak-aramak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 14:56:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18323</guid>

					<description><![CDATA[Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan :&#8221; Ak Parti&#8217;nin yirmi yıllık günahlarına ortak olmayız&#8221; demiş…Bu söze Ak Parti&#8217;ye gönül vermiş bazı dostlar da çok üzülmüşler…Mesela, ne dese iyi olurdu! Sizler günah işleyin, bizler ise günahlarını üstlenelim mi? &#8220;Şayet varsa günahlarımıza tövbe ettik, pişman olduk, bize destek verin&#8221; demeleri yerine, &#8220;bizler günah işlemeye devam edelim sizler de günahlara ortak olun&#8221; mu demek istiyorlar…! Ne demek istiyorlar anlamadım ki! Hiç şüphesiz, Ak Parti&#8217;ye geçmişte oy veren biri olarak ben de günahlarına asla ortak olmak istemem… İşlemediği günaha kim ortak olmak ister ki ! Ancak oy vermek, günah ve sevap anlamında kişiye sorumluluk yükler…Bunu da çok iyi bilmekteyiz! Bu nedenle Fatih Erbakan&#8217;a &#8221; Ayasofya&#8217;yı açmak, hastane, yol, köprü yapmak, başörtüyle üniversiteye girmek, İHA, SİHA gibi insansız hava araçları üretmek ve daha birçok sosyal, siyasi ve ekonomik hizmetleri yapmak, o günahların içinde mi?&#8221; sorularını soruyorlar. Bu yaklaşım hatalıdır! Ya hep, ya hiç diyerek, doğru ve yanlışların sevap ve günahların birbirine karıştırıldığı ve paket haline getirildiği sorular , kıyaslamalar ve itirazlar bizleri sağlıklı düşünmeye ve ona göre hareket etmeye götürmez. Çünkü bu hatalı bakış açısı yapılan doğru işleri, çok sorunlu biçimde yanlış işlerin ruhsatına dönüştürür. Bu durum, üniversite sınavlarında olduğu gibi dört yanlış bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan :&#8221; Ak Parti&#8217;nin yirmi yıllık günahlarına ortak olmayız&#8221; demiş…Bu söze Ak Parti&#8217;ye gönül vermiş bazı dostlar da çok üzülmüşler…Mesela, ne dese iyi olurdu! Sizler günah işleyin, bizler ise günahlarını üstlenelim mi?</p>



<p>&#8220;Şayet varsa günahlarımıza tövbe ettik, pişman olduk, bize destek verin&#8221; demeleri yerine, &#8220;bizler günah işlemeye devam edelim sizler de günahlara ortak olun&#8221; mu demek istiyorlar…! Ne demek istiyorlar anlamadım ki!</p>



<p>Hiç şüphesiz, Ak Parti&#8217;ye geçmişte oy veren biri olarak ben de günahlarına asla ortak olmak istemem… İşlemediği günaha kim ortak olmak ister ki ! Ancak oy vermek, günah ve sevap anlamında kişiye sorumluluk yükler…Bunu da çok iyi bilmekteyiz!</p>



<p>Bu nedenle Fatih Erbakan&#8217;a &#8221; Ayasofya&#8217;yı açmak, hastane, yol, köprü yapmak, başörtüyle üniversiteye girmek, İHA, SİHA gibi insansız hava araçları üretmek ve daha birçok sosyal, siyasi ve ekonomik hizmetleri yapmak, o günahların içinde mi?&#8221; sorularını soruyorlar.</p>



<p>Bu yaklaşım hatalıdır! Ya hep, ya hiç diyerek, doğru ve yanlışların sevap ve günahların birbirine karıştırıldığı ve paket haline getirildiği sorular , kıyaslamalar ve itirazlar bizleri sağlıklı düşünmeye ve ona göre hareket etmeye götürmez. Çünkü bu hatalı bakış açısı yapılan doğru işleri, çok sorunlu biçimde yanlış işlerin ruhsatına dönüştürür.</p>



<p>Bu durum, üniversite sınavlarında olduğu gibi dört yanlış bir doğruyu götürür kuralını hatırlatır. Bana göre bu kural, hatayı meşrulaştırdığı için çok tehlikeli ve sakıncalıdır. Eğitimini bu anlayışla tamamlamış bazı siyasetçi, bürokrat, amir, memur bazen yaptığı doğru işlere bakarak kendine özel imkanlar sağlayacak hatalar yapma ruhsatı oluşturabilmektedir. Bu nedenle hata eden bir görevliye hesap sorulduğunda yol, köprü, hastanelerden bahsetmesi bu çarpık bakışın sonucudur. Sanki, kasıtlı hata edebilsin diye köprü yapılmış havasındadır.</p>



<p>Son zamanlarda yaşadığımız siyasi, ekonomik ve toplumsal bazı sorunlar, dini tabirle söylersek günahlar hiç şüphesiz idarecilerin ihmali, tedbirsizliği ve alanlarındaki yetersizlikleri nedeniyle meydana gelmektedir. Böylesi bir günaha başkası neden ortak olsun ki!</p>



<p>Üstelik bizler, &#8221; kim zerre kadar iyilik işlerse karşılığını, kim de zerre kadar kötülük işlerse karşılığını alacaktır&#8221; şeklindeki Hakk olan ölçüye iman ederiz.</p>



<p>İnancımıza göre kısaca, sevaplarla günahları takas etmek yoktur… Ya hep, ya hiç de… Doğru işler sevap kazandırır kötü ve yanlış işler de günahlara neden olur.</p>



<p>Yine inancımıza göre, kimse kimsenin günahını yüklenmez.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gunahlara-ortak-aramak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahmut Efendi (Hz) Kimdir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/mahmut-efendi-hz-kimdir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/mahmut-efendi-hz-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 08:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18303</guid>

					<description><![CDATA[Bu soruya cevap vermek için, her şeyden önce Mahmut Efendi&#8217;nin kim ol-ma-dığına cevap vermemiz gerekir…! Allah dostu ve tasavvuf ehli insanlar, kibirlenmek olarak gördüklerinden, hiç bir şekilde kendilerini tanımlamazlar. Bu nedenle herkes içinde yetiştiği toplum, aldığı eğitim ve edindiği bakış açısına göre bir &#8220;Mahmut Efendi&#8221; tanımı yapar…Bu tariflerin çoğu da kişiye özel olduklarından, Mahmut Efendi&#8217;nin kim olduğunu değil de, kim olmadığını anlatırlar. İmkan dahilinde olsa da cenazeye katılanlara tek tek sorsak; acaba kaç değişik Mahmut Efendi tanımı elde ederiz? Emin olun, cenazeye katılan sayısı kadar Mahmut Efendi&#8217;nin tarifi ortaya çıkar. Bu nedenle şimdiye kadar duyduğumuz tüm Mahmut Efendi tanımları, benim bu yazımda yapmaya çalıştığım gibi kişilerin anladıkları kadarıyla onun hakkında yaptıkları yorumlardan ibarettir. Çoğu da ifrat ve tefrit çerçevesinde hatalıdır. Efendi&#8217;nin en önemli vasfı, devleti ele geçirilmesi gereken bir mekanizma olarak görmemesidir, Bu nedenle filanca kişiyi vekil, filancayı da bakan yap, bir arsamız var onu biraz büyütelim iki kat olan imarı beş kat yapalım &#8221; talebi de olmamıştır. Bu amaçlara hizmet edecek kurulu bir düzeni de yoktur . Bu büyük fark, elde edilmesi çok zor ve büyük bir fazilettir… Mahmut Efendi&#8217;nin en sevdiğim yönü, dünyayı ve nimetlerini reddetmesidir. Dünya merkezli asla hesap yapmamasıdır. Allah ve Resulü dışında bir ölç de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu soruya cevap vermek için, her şeyden önce Mahmut Efendi&#8217;nin kim ol-ma-dığına cevap vermemiz gerekir…!</p>



<p>Allah dostu ve tasavvuf ehli insanlar, kibirlenmek olarak gördüklerinden, hiç bir şekilde kendilerini tanımlamazlar. Bu nedenle herkes içinde yetiştiği toplum, aldığı eğitim ve edindiği bakış açısına göre bir &#8220;Mahmut Efendi&#8221; tanımı yapar…Bu tariflerin çoğu da kişiye özel olduklarından, Mahmut Efendi&#8217;nin kim olduğunu değil de, kim olmadığını anlatırlar.</p>



<p>İmkan dahilinde olsa da cenazeye katılanlara tek tek sorsak; acaba kaç değişik Mahmut Efendi tanımı elde ederiz? Emin olun, cenazeye katılan sayısı kadar Mahmut Efendi&#8217;nin tarifi ortaya çıkar.</p>



<p>Bu nedenle şimdiye kadar duyduğumuz tüm Mahmut Efendi tanımları, benim bu yazımda yapmaya çalıştığım gibi kişilerin anladıkları kadarıyla onun hakkında yaptıkları yorumlardan ibarettir. Çoğu da ifrat ve tefrit çerçevesinde hatalıdır.</p>



<p>Efendi&#8217;nin en önemli vasfı, devleti ele geçirilmesi gereken bir mekanizma olarak görmemesidir, Bu nedenle filanca kişiyi vekil, filancayı da bakan yap, bir arsamız var onu biraz büyütelim iki kat olan imarı beş kat yapalım &#8221; talebi de olmamıştır. Bu amaçlara hizmet edecek kurulu bir düzeni de yoktur . Bu büyük fark, elde edilmesi çok zor ve büyük bir fazilettir…</p>



<p>Mahmut Efendi&#8217;nin en sevdiğim yönü, dünyayı ve nimetlerini reddetmesidir. Dünya merkezli asla hesap yapmamasıdır. Allah ve Resulü dışında bir ölç de kabul etmemesidir.Dünya beklentisi olmayan birinin siyasetçi ile fotoğraf çektirmesinin özel bir anlamı bir var mı ki? Asla!</p>



<p>Mahmut Efendi de, kanuni ilahiye uygun şekilde herkes gibi doğdu, büyüdü ve öldü…Ama herkes gibi dünya merkezli yaşamadı…Büyüklüğü ve üstünlüğü de buradan gelmektedir.</p>



<p>Ayna gibiydi…Yüzüne bakan,kendini görüyordu…Aslında herkes baktığı gibi görüyordu…</p>



<p>Konuşurken mikrofon kullanmamasını teknolojiye mesafeli durmak olarak yorumlayanlar oldu. Oysa , başkalarına ait olsa da son model araçlarla gezen biri teknolojiye karşı olamazdı. Başka bir hikmeti olmalıydı. Allah-ü âlem, sesini duyacak kadar nitelikli kişinin kendisini dinlemesini istiyordu. Samimiyeti azaltacak sayıca çok olmak ve güçlü görünmek derdi de asla yoktu. Çünkü yönetmek ve idareye yön vermek istemezdi.</p>



<p>Siyaseti Allah rızası için yaptığını söyleyen merhum Erbakan hocamız ile sıkı dostluğu da vardı. Siyaseti, ehlinin yapması gerektiğini düşünür ve asla ona müdahale edecek söz söylemezdi.</p>



<p>En zor zamanlarda bile rüzgara karşı koşan ve akıntıya karşı zıt yönde yüzen manevi lider artık aramızda yok…</p>



<p>Ümmetin başı sağ olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/mahmut-efendi-hz-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bülent Arınç Konuştu!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bulent-arinc-konustu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bulent-arinc-konustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 13:02:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Arınç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18294</guid>

					<description><![CDATA[Bana kalırsa, Ak Parti&#8217;de eleştirdiği çoğu yanlışların, hataların ve eksiklerin ya doğrudan veya dolaylı olarak sebeplerinden biri olan Meclis Eski Başkanı Bülent Arınç, son konuşmasıyla bir kez daha nasıl da suyun üstüne çıkmayı başardı. Sanki saydığı hatalarda hiçbir sorumluğu yokmuş gibi davrandı değil mi? Ne acayip bir durum! Ak Partili yetkilileri konuşmalar yapmak üzere demokrasi platformlarına katılmamak, televizyon programlarına gitmemek ve düşüncelerini açıklamamakla suçladı değil mi! Hatta biraz da ileri giderek &#8221; birileri artık kral çıplak demeli&#8221; de dedi… Bülent Arınç herkesten önce bu sözleri kime söylüyor, hedefi kim! Bana kalırsa önce kendine, sonra da Ak Parti Milletvekili olan oğlu Mücahit Arınç&#8217;a! Çünkü, milletvekili adayı olduğu zaman bugünlerde yaptığı gibi öngörü ortaya koyup basın yayın yoluyla &#8220;oğlumu milletvekili yapmayın partinin beklentilerini karşılayamaz!&#8217; dedi mi? Yok! Şimdi neden şikayet ediyor? Kısa zaman önce yaptığı eleştiriler öncesinde şayet Bülent Arınç söze, &#8220;ben size demedim mi benim oğlum milletvekili olacak ehliyet ve liyakata sahip değildir, televizyon programlarına ihtiyaç olur, gidemez Ak Parti&#8217;yi anlatamaz, siz niçin bana rağmen onu milletvekili yaptınız. Beni bugün zaman haklı çıkarmıştır. Bana oğlumun mecliste yaptığı başarılı faaliyetlerini sayar mısınız?&#8221; deseydi, sonraki sözleri gerçekten çok kıymetli olurdu. Mesela milletvekili Mücahit Arınç&#8217;ın milletvekili olmasında Baba Bülent Arınç&#8217;ın etkisi yok muydu ? &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bana kalırsa, Ak Parti&#8217;de eleştirdiği çoğu yanlışların, hataların ve eksiklerin ya doğrudan veya dolaylı olarak sebeplerinden biri olan Meclis Eski Başkanı Bülent Arınç, son konuşmasıyla bir kez daha nasıl da suyun üstüne çıkmayı başardı. Sanki saydığı hatalarda hiçbir sorumluğu yokmuş gibi davrandı değil mi? Ne acayip bir durum!</p>



<p>Ak Partili yetkilileri konuşmalar yapmak üzere demokrasi platformlarına katılmamak, televizyon programlarına gitmemek ve düşüncelerini açıklamamakla suçladı değil mi! Hatta biraz da ileri giderek &#8221; birileri artık kral çıplak demeli&#8221; de dedi…</p>



<p>Bülent Arınç herkesten önce bu sözleri kime söylüyor, hedefi kim! Bana kalırsa önce kendine, sonra da Ak Parti Milletvekili olan oğlu Mücahit Arınç&#8217;a! Çünkü, milletvekili adayı olduğu zaman bugünlerde yaptığı gibi öngörü ortaya koyup basın yayın yoluyla &#8220;oğlumu milletvekili yapmayın partinin beklentilerini karşılayamaz!&#8217; dedi mi? Yok! Şimdi neden şikayet ediyor?</p>



<p>Kısa zaman önce yaptığı eleştiriler öncesinde şayet Bülent Arınç söze, &#8220;ben size demedim mi benim oğlum milletvekili olacak ehliyet ve liyakata sahip değildir, televizyon programlarına ihtiyaç olur, gidemez Ak Parti&#8217;yi anlatamaz, siz niçin bana rağmen onu milletvekili yaptınız. Beni bugün zaman haklı çıkarmıştır. Bana oğlumun mecliste yaptığı başarılı faaliyetlerini sayar mısınız?&#8221; deseydi, sonraki sözleri gerçekten çok kıymetli olurdu.</p>



<p>Mesela milletvekili Mücahit Arınç&#8217;ın milletvekili olmasında Baba Bülent Arınç&#8217;ın etkisi yok muydu ? Yoksa Ak Parti, &#8220;Mücahit Arınç&#8217;ı milletvekili yapmazsak parti olarak çöker, iş yapamaz seçim kazanamayız korkusu mu yaşamıştır da, onu milletvekili yapmıştır? Bu sorular açıklığa kavuşursa Bülent Arınç&#8217;ın eleştirdiği hususta nasıl da doğrudan ve dolaylı olumsuz etki sahibi olduğu ortaya çıkacaktır.</p>



<p>Parti milletvekili listelerinin nasıl şekillendiğini sanki bilmiyoruz! Yıllar sonra Arınç, bu gerçeği bilmiyor gibi neden şikayet ediyor ve davranıyor anlamadım…?</p>



<p>Hem de Bülent Arınç iyi olsun, doğruluk olsun, faydalı olsun, adalet olsun, güzellik olsun, yararlı olsun faziletli olsun diye bu konuşmayı yapıyor! Hayretler içindeyim.</p>



<p>Yarından tezi yok. Ak Parti Milletvekili olan oğlu Mücahit Arınç çıksın, babasının söylediklerini yapsın! Neyi veya kimi bekliyor?</p>



<p>Bu sözlerden çok daha üzücü olanı, bu yapay sözleri güya alternatif olan millet ittifakı partileri hemen de satın almışlardır. Acınacak haldeyiz!</p>



<p>Ak Parti Milletvekili Mücahit Arınç umarım, babası Bülent Arınç&#8217;ın söylediklerini duymuştur! Heyecanla, görevini yapmaya davet ediyoruz…</p>



<p>Vesselam!!!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bulent-arinc-konustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erbakan Sevgisi Samimi mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/erbakan-sevgisi-samimi-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/erbakan-sevgisi-samimi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2022 15:26:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18198</guid>

					<description><![CDATA[Siyaset adamıyken içeriden ve dışarıdan dünyayı kendisine dar edenler ve zulmedenler, şimdi de anma törenlerinde Erbakan hocamızı öve öve bitiremiyorlar. Süslü laflar ediyorlar, duygulanıp ağılıyorlar… CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu merhum Necmettin Erbakan hocamızla ilgili ne de güzel, edebi ve süslü sözler bulup söylemiş öyle! Samimi mi? Erbakan hocamız sanki ömrünü CHP ile mücadele ile geçirmemiş ve sanki CHP de Erbakan hocamızı çeşitli iftira yalan ve hilelerle siyasetin dışına itmek için elinden geleni yapmamış gibi… İyi Parti lideri Meral Akşener de süslü laflar etmiş…Sahi o da, 28 Şubat sürecinin İçişleri Bakanı değil miydi ve Erbakan hocamızı siyasetin dışına itmek isteyen milli güvenlik kurulu kararlarını tavizsiz uygulayacağını söylememiş miydi? Hangi tavrı samimi? Hele biri var ki, Cumhuriyet mitinglerinde bir imamın hatalı sözünü bahane ederek dine ve tüm dindarlara ağza alınmayacak hakaretler etmemiş gibi davranan eski CHP milletvekili Tuncay Özkan vefalı dost diyerek Erbakan hocamızdan bahsederken duygulanıp ağlıyor. Olacak şey değil yahu! Samimi mi? CHP İstanbul Başkanı Canan Kaftancıoğlu da anma törenine katılmıştı. Oysa merhum hocamızı protesto ettiğini övünerek söyleyen o değilmiş gibi davranıyor. Hangi Canan samimi? Hayattayken protesto eden mi, vefatından sonra günah çıkartmaya gelen Canan mı? Hangisi samimi? Erbakan hocamız hakkında samimi olup olmadıklarını ölçelim mi? Çok kolay! Millet İttifakı Cumhurbaşkanı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Siyaset adamıyken içeriden ve dışarıdan dünyayı kendisine dar edenler ve zulmedenler, şimdi de anma törenlerinde Erbakan hocamızı öve öve bitiremiyorlar. Süslü laflar ediyorlar, duygulanıp ağılıyorlar…</p>



<p>CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu merhum Necmettin Erbakan hocamızla ilgili ne de güzel, edebi ve süslü sözler bulup söylemiş öyle! Samimi mi? Erbakan hocamız sanki ömrünü CHP ile mücadele ile geçirmemiş ve sanki CHP de Erbakan hocamızı çeşitli iftira yalan ve hilelerle siyasetin dışına itmek için elinden geleni yapmamış gibi…</p>



<p>İyi Parti lideri Meral Akşener de süslü laflar etmiş…Sahi o da, 28 Şubat sürecinin İçişleri Bakanı değil miydi ve Erbakan hocamızı siyasetin dışına itmek isteyen milli güvenlik kurulu kararlarını tavizsiz uygulayacağını söylememiş miydi? Hangi tavrı samimi?</p>



<p>Hele biri var ki, Cumhuriyet mitinglerinde bir imamın hatalı sözünü bahane ederek dine ve tüm dindarlara ağza alınmayacak hakaretler etmemiş gibi davranan eski CHP milletvekili Tuncay Özkan vefalı dost diyerek Erbakan hocamızdan bahsederken duygulanıp ağlıyor. Olacak şey değil yahu! Samimi mi?</p>



<p>CHP İstanbul Başkanı Canan Kaftancıoğlu da anma törenine katılmıştı. Oysa merhum hocamızı protesto ettiğini övünerek söyleyen o değilmiş gibi davranıyor. Hangi Canan samimi? Hayattayken protesto eden mi, vefatından sonra günah çıkartmaya gelen Canan mı? Hangisi samimi?</p>



<p>Erbakan hocamız hakkında samimi olup olmadıklarını ölçelim mi? Çok kolay!</p>



<p>Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Erbakan hocamızı seven, onu iyi anlamış, fikirlerine saygı duymuş, hayattayken de vefatından sonra da saygıda kusur etmemiş biri olsun. Milli Görüşçü olsun! İttifak masasında bu tanıma uyan kim var? Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu değil mi? Şu ana kadar adı hiç geçti mi? Duyan var mı? Oysa o masaya oy oranıyla olmasa da, partisinin özgül ağırlığıyla meşruiyet sağlamaktadır. Buna mukabil neden Karamollaoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak bir kez olsun zikretmezler? Onun bu ittifaktaki görevi, CHP’nin belirlediği adaya milli görüşçüleri oy verdirmek midir sadece? Bu kabul edilebilir bir sonuç mudur?</p>



<p>Madem ki Erbakan hocamızı çok seviyorlar ve geçmişte yaptıkları zulme ilişkin helallik de istiyorlar o halde, “millet ittifakı olarak Erbakan hocamızın görüşlerine göre ülkeyi yöneteceğiz” taahhüdünde bulunsunlar. Bu vesileyle ben de onlara Erbakan hocamızın birkaç görüşünü de hatırlatayım.</p>



<p>-İslam ülkeleriyle birlik ve D8’in harekete geçirilmesi.</p>



<p>-Önce ahlak ve maneviyat!</p>



<p>-Laiklik din düşmanlığı olarak uygulanmaması!</p>



<p>-Dünyayı ezen canavarın beyni Siyonizm, kalbi haçlı Avrupa, sağ kolu ABD sol kolu da Rusya’dır.</p>



<p>-Allah’ına kul olmayan, davasına er olmaz.</p>



<p>-İslam, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır.</p>



<p>-Malıyla ve canıyla cihat eden bir müslüman olarak anılmak isterim.</p>



<p>-Müslüman olmak yetmez şuurlu Müslüman olmak gerekir.</p>



<p>Helallik istemek sözle değil, bir kısmını yukarıda saydığım hocamızın fikirlerini uygulamakla olur. Hadi var mısınız! Samimi misiniz? Adayınızı hocamıza inanmış ve fikirlerini içine sindirmiş biri olarak belirleyin!</p>



<p>Yaparlar mı!!! Yaparlarsa samimidirler… Şayet yapmazlarsa da, Erbakan hocamızla milletimizi aldatmaya devam ediyorlar…</p>



<p>Erbakan hocamız aramızda değil ama fikirleri aramızda…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/erbakan-sevgisi-samimi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş mı Fitne mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/savas-mi-fitne-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/savas-mi-fitne-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2022 13:53:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18153</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde iki fotoğraf çok paylaşıldı. Birinde eli silahlı ve ülkesini Rusya’ya karşı korumaya hazır Ukraynalı bir kadın, diğerinde ise bavullarını toplamış ve ülkesini terk eden Suriyelerin olduğu bir fotoğraf…Bu iki fotoğrafı yan yana getirip ülkesini terk eden veya kalıp savaşanlar üzerinden kahraman ve olmayan hükümlerine veya tanımlarına varmak bizleri doğru sonuca götürmez. Neden mi? Eline silah almış Ukraynalı kadın veya erkek ülkesini işgal eden düşmana karşı savaşacak? Rusya ülkesine saldırmış o da ülkesini koruyacak . Peki ya Suriyeli, Mısırlı, Yemenli, Libyalı, Iraklı kime karşı savaşacaktı? Şartlar aynı değil ki! Lafı uzatmadan söyleyelim… Merhum Erbakan hocamız, 28 Şubat sürecinde yapılmak istenen ihaneti basiret ve ferasetiyle görmeyip seçmenlerini sokağa inmeye davet etseydi, bu durumda kim kimi öldürecek idiyse İslam Ülkelerinde birbirlerini öldürenler de onlardır. Bu duruma İslam, savaş veya iç çatışma değil “fitne” adını veriyor. Dinimizin özel bir ad kullanmasının nedeni, fitne ortamlarında Müslümanların birbirlerine karşı nasıl davranması gerektiğinin şartlarını ortaya koyarak en az hasarlı bu ortamdan çıkmayı sağlaması içindir. Çünkü fitne ortamlarında baba oğlunu, kardeş kardeşi, komşu komşuyu, amir memuru hatta başka partilerden oldukları için bazen eşler birbirlerini öldüreceklerdi. Ülkemizi feraset sahibi bir liderin varlığı bu büyük fitneden muhafaza etmiştir. Fitne demek, bir ülkede her biri birbirine eşit haklara sahip &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son günlerde iki fotoğraf çok paylaşıldı. Birinde eli silahlı ve ülkesini Rusya’ya karşı korumaya hazır Ukraynalı bir kadın, diğerinde ise bavullarını toplamış ve ülkesini terk eden Suriyelerin olduğu bir fotoğraf…Bu iki fotoğrafı yan yana getirip ülkesini terk eden veya kalıp savaşanlar üzerinden kahraman ve olmayan hükümlerine veya tanımlarına varmak bizleri doğru sonuca götürmez.</p>



<p>Neden mi?</p>



<p>Eline silah almış Ukraynalı kadın veya erkek ülkesini işgal eden düşmana karşı savaşacak? Rusya ülkesine saldırmış o da ülkesini koruyacak . Peki ya Suriyeli, Mısırlı, Yemenli, Libyalı, Iraklı kime karşı savaşacaktı? Şartlar aynı değil ki!</p>



<p>Lafı uzatmadan söyleyelim… Merhum Erbakan hocamız, 28 Şubat sürecinde yapılmak istenen ihaneti basiret ve ferasetiyle görmeyip seçmenlerini sokağa inmeye davet etseydi, bu durumda kim kimi öldürecek idiyse İslam Ülkelerinde birbirlerini öldürenler de onlardır. Bu duruma İslam, savaş veya iç çatışma değil “fitne” adını veriyor. Dinimizin özel bir ad kullanmasının nedeni, fitne ortamlarında Müslümanların birbirlerine karşı nasıl davranması gerektiğinin şartlarını ortaya koyarak en az hasarlı bu ortamdan çıkmayı sağlaması içindir.</p>



<p>Çünkü fitne ortamlarında baba oğlunu, kardeş kardeşi, komşu komşuyu, amir memuru hatta başka partilerden oldukları için bazen eşler birbirlerini öldüreceklerdi. Ülkemizi feraset sahibi bir liderin varlığı bu büyük fitneden muhafaza etmiştir. Fitne demek, bir ülkede her biri birbirine eşit haklara sahip olan vatandaşların birbirlerini çeşitli gerekçelerle öldürmeye kalkmalarıdır. Üstelik fitne de haklı haksızdan ayırt edilemez.</p>



<p>Sorun çok karmaşık olduğundan, “Fitne ortamlarında kavganın tarafları birbirlerine karşı nasıl davranacak? Olaylarla bağlantıları olmayan üçüncü taraflar bu durumda ne yapacaklar? Kan dökülmesi nasıl önlenecek?” sorularının cevaplarını Kuran-ı Kerim, sünnet ve İslam hukuku açıkça ortaya koymaktadır.</p>



<p>İslam ülkelerinde meydana gelen fitne olaylarında ihtilafa düşen taraflar ve bizler gibi üçüncü taraf olanlar şayet dinimizin ortaya koyduğu ilkelere göre hareket etmiş olsaydık, Suriye, Libya, Yemen ve Irak çatışmalar sonucunda devlet olmaktan çıkmaz, Mısır’da çok büyük bir topluluk olan Müslüman Kardeşler zalimce terörist muamelesine tabi tutulup çok ağır zulme uğramaz ve ülkelerini terk etmeye zorlanmazlardı.</p>



<p>Soru; fitne sonrasında Suriye, Mısır, Libya, Yemen, Irak ve diğer İslam ülkeleri önceki yaşamlarına göre daha iyiye mi gittiler yoksa öldürülüp, vatanlarından sürülüp, sakat bırakılıp dağılıp gittiler mi? Atılan adımların doğru olup olmadıkları bu sorunun cevabında saklıdır. Cevap açıktır. Kıyası mümkün olmayacak biçimde çok daha kötü olmuştur. Hem fitnenin tarafları hem de üçünü taraf olan izler gibi ülkeler yanlış yapmışlardır.</p>



<p>Fitne ortamlarında üçüncü tarafların tavrı çoğu zaman kavgayı çok daha fazla ateşler…Somut bir örnek üzerinden konuyu izah daha kolaydır. Diyelim ki, komşularınızdan biri çok güçlü ve zalim, diğeri de güçsüz ve mazlumdur. Kavga ettiklerinde, şayet engelleme gücümüz varsa önce elimiz, yoksa dilimiz buna da gücümüz yetmezse mazlum olanın daha fazla ezilmesini önlemek bari zalimi engelleyelim tutumu ediniriz değil mi?</p>



<p>Şayet gücünüz zulmü engellemeye yetiyorsa ölçü şudur. “Eğer Mü’minlerden iki tâife çarpışırlarsa hemen aralarını bulun barıştırın, şayet biri diğerine karşı tecâvüz ediyorsa o vakit Allah’ın emrine dönünceye kadar o taşkınlık edenle savaşın! Eğer dönerse yine adâletle aralarını sulh edin ve hep insaflı olun, çünkü Allah âdil davrananları sever.” (el-Hucurât, 9)</p>



<p>İçinde büyük bir yırtıcının olduğu kuyuya kardeşi düşmüş biri onu kuyudan çekip alamıyor veya yırtıcının başını ezemiyorsa, yırtıcıya çomak sokarak öfkelenmesine neden olur mu? Kardeşin selameti için ona çomak sokmamayı tavsiye edenler, zalimin yanında durmakla itham edildiler. Mısır, Suriye, Libya, Irak fitnelerinde Türkiye’nin hatası ne yazık ki tam da bu olmuştur. Hem kardeşini kuyudan alamıyor, hem de başını ezemediği zalime çomak soka yanlışına düşmüştür. Bunun yanlış olduğunu söyleyen bizler de, diktatörlerin yanında durmakla suçlandık.</p>



<p>Allah-ü Teala Maide Suresinde, Kabil’in, kurbanının kabul olmamasında hiçbir günahı olmayan kardeşi Habil’i öldürmek istemesine karşılık verdiği cevabı</p>



<p>29- Ben diliyorum ki sen hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenesin, cehennemliklerden olasın! Zalimlerin cezası işte budur.”</p>



<p>30-Sonunda içindeki duygular onu kardeşini öldürmeye itti; onu öldürdü ve böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.</p>



<p>Dikkat edilirse bu ayeti kerimede Habil kardeşi Kabile, “kurbanını Allah kabul etmedi bana ne demiyor”. Bu nedenle bir yerde iş, ölme ve öldürme aşamasına geldiğinde, öldürmek değil de ölmek övülüyor.</p>



<p>Bu hadis-i şerif durumu daha güzel izah ediyor. “Rasûlullâh (s.a.v) Efendimiz’den işittim, «İki müslüman kılıçlarıyla karşılaştıkları zaman kâtil de maktûl de Cehennem’dedir.» buyuruyorlardı.<br>«‒Yâ Rasûlallâh, kâtil tamam, peki öldürülen niçin Cehennem’e girer?» diye sordum.<br>«‒O da arkadaşını öldürmeye hırslıydı da ondan!» buyurdular.” (Buhârî, Îmân, 22)</p>



<p>İşte sizlere bir hadisi şerifle yol haritası “Yakında büyük fitneler olacak, o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın.” (Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/savas-mi-fitne-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;den Rehber Olursa…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 12:54:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18124</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi siyasette örnek veya ölçüye dönüşürse, Ak Parti başta olmak üzere diğer muhafazakar partiler için başarı kriteri iyice düşer, hedef basitleşir ve siyaset sıradanlaşır…Hizmet yarışında hedef çıtası iyice azalır.. Ne yazık ki son zamanlarda öyle de oldu! CHP&#8217;den müttefik hiç olmaz… Yuvarlak masa toplantıları bu yönüyle sorunludur. İlle de CHP ile aynı masaya oturulacak ise,masa mutlaka köşeli olmalı ve oturanlar da yan yana değil karşı karşıya olmalıdırlar. Tarih bize bunu söyler. CHP örnek alınırsa, bu durumda ülke yönetmek; insana değer vermek ve ona yatırım yapmaktan çıkar daha çok yol, köprü, hastane ve postane… yapımına dönüşür…Yazık ki öyle de oldu. Böyle olursa, Ak Parti&#8217;nin iki hizmeti, CHP&#8217;nin bir hizmetinden fazla ve yeterli olur veya CHP&#8217;nin iki hatası Ak Parti&#8217;nin bir hata yapma ruhsatı haline gelir . Oysa Ak Parti için hizmette sınır yoktu… Böyle durumlarda CHP&#8217;den bir fazla tuğla koymak, asfalt dökmek veya çiçek dikmek başarı, CHP&#8217;den bir eksik hata yapmak da takdire şayan bir sonuç olarak görülmeye başlandı…Vahim hatadır bu! Adalet, bir kişi için olsa bile gereklidir hükmünden, sayıların ve rakamların CHP&#8217;ye göre daha az veya daha fazla kişi olmasına göre ayarlanır hale gelmesi sorun değil midir? Oysa hak ve hukuk ihlallerinde bir kişi ile binlerce kişi arasında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhuriyet Halk Partisi siyasette örnek veya ölçüye dönüşürse, Ak Parti başta olmak üzere diğer muhafazakar partiler için başarı kriteri iyice düşer, hedef basitleşir ve siyaset sıradanlaşır…Hizmet yarışında hedef çıtası iyice azalır.. Ne yazık ki son zamanlarda öyle de oldu!</p>



<p>CHP&#8217;den müttefik hiç olmaz… Yuvarlak masa toplantıları bu yönüyle sorunludur. İlle de CHP ile aynı masaya oturulacak ise,masa mutlaka köşeli olmalı ve oturanlar da yan yana değil karşı karşıya olmalıdırlar. Tarih bize bunu söyler.</p>



<p>CHP örnek alınırsa, bu durumda ülke yönetmek; insana değer vermek ve ona yatırım yapmaktan çıkar daha çok yol, köprü, hastane ve postane… yapımına dönüşür…Yazık ki öyle de oldu.</p>



<p>Böyle olursa, Ak Parti&#8217;nin iki hizmeti, CHP&#8217;nin bir hizmetinden fazla ve yeterli olur veya CHP&#8217;nin iki hatası Ak Parti&#8217;nin bir hata yapma ruhsatı haline gelir . Oysa Ak Parti için hizmette sınır yoktu…</p>



<p>Böyle durumlarda CHP&#8217;den bir fazla tuğla koymak, asfalt dökmek veya çiçek dikmek başarı, CHP&#8217;den bir eksik hata yapmak da takdire şayan bir sonuç olarak görülmeye başlandı…Vahim hatadır bu!</p>



<p>Adalet, bir kişi için olsa bile gereklidir hükmünden, sayıların ve rakamların CHP&#8217;ye göre daha az veya daha fazla kişi olmasına göre ayarlanır hale gelmesi sorun değil midir? Oysa hak ve hukuk ihlallerinde bir kişi ile binlerce kişi arasında hiçbir fark yoktur. CHP&#8217;nin haksız yere binlerce kişiyi işten atması, Ak parti&#8217;ye yüzlerce kişiyi haksız ve hukuksuz biçimde işten atma ruhsatı vermez.</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin, bir kişinin birkaç devlet kurumunda görev alarak maaş almasının doğru olmadığını kabullenmesi yerine, CHP&#8217;nin içinden bazı isimler vererek aynı hatayı yapmasından kendine ruhsat çıkarmaya çalışması kabul edilebilir değildir. Hani, sui misal emsal olmayacaktı.</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin CHP&#8217;ye benzemeye çalışması son günlerin en büyük sorunu halini almıştır. Bu ve benzeri örnekler o kadar çoğaldı ki!</p>



<p>Oysa Ak Parti&#8217;nin rakibi, yine kendisiydi…Ak Parti&#8217;ydi! Öyle kalmalıydı…</p>



<p>Ak Parti başarı çıtasını CHP&#8217;ye indirgeyince bu durum CHP&#8217;nin işini de ciddi anlamda kolaylaştırmıştır. Yarından tezi yok! Ak Parti&#8217;nin doğrularında veya yanlışlarında CHP&#8217;yi bir fazla veya bir eksik olma yönüyle ölçü alma hastalığından derhal kurtulmalı ve yeniden kendi olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milletimiz Nankör mü?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/milletimiz-nankor-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/milletimiz-nankor-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2022 06:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18116</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul ve Ankara seçim sonuçlarına bakarak, &#8220;Ak Parti&#8217;nin ülkemizde yıllarca yaptığı çok sayıda  hizmetin karşılığı bu mu olmalıydı?&#8221; sorusu çok haklı bir sorudur. Fakat,  bu soruyu duygularımıza yenik düşerek cevaplamak yerine, sağduyulu biçimde  akıl ve siyasetin ışığında cevaplamak zorunluluğumuz vardır. Bir cerrah, kendi eşi veya çocuğunda tespit ettiği amansız bir hastalık karşısında duygularına yenik düşerek onu görmezden gelmesi mümkün müdür? Neşteri atıp hastalığı gördüğünde kimseye söylemeden &#8220;kapatalım gitsin&#8221; demesiyle hastalık iyileşir mi? Böyle doktor olur mu! Yıllarca ilgilenip tecrübe kazanan ve işi bilenler için siyaset de öyledir&#8230;Duygusal yaklaşımla çözüm üretilmez. Siyasette soru, çok acımasızca sorulur ve hiçbir etki altında kalmadan aklın ve biliminin gerekleri doğrultusunda&#160; cevap ve çözüm aranır&#8230;Bunu becerebilenler de var olmaya devam ederler&#8230; Milletimizin siyasi olaylara&#160; yaklaşımı ve davranış biçimi hiçbir şekilde nankörlük başlığı altında okunamaz, okunmamalıdır. Sorunları görmezden gelmek, hastalıkta olduğu gibi bizleri şifa bulmaya iyileşmeye götürmez. Hastalık, en acımasız tarafıyla tanımlanmalıdır ki tedavi yapılabilsin! Bizim de acizane yapmaya çalıştığımız budur! Geçmiş hükümetler görevlerini gerektiği biçimde yerine getirmedikleri için, hizmet üretmede onlara göre daha başarılı olan Ak Parti&#8217;ye milletimiz yirmi yıldır oy vererek teşekkür etmektedir. Ak Parti&#8217;nin de buna mukabil teşekküre cevabı,&#160; geçmişte yaptığı hizmetleri hergün sayıp dökmesi&#160; yerine geleceğe ilişkin daha fazla hizmet&#160; üretmesi ve bunu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul ve Ankara seçim sonuçlarına bakarak, &#8220;Ak Parti&#8217;nin ülkemizde yıllarca yaptığı çok sayıda  hizmetin karşılığı bu mu olmalıydı?&#8221; sorusu çok haklı bir sorudur. Fakat,  bu soruyu duygularımıza yenik düşerek cevaplamak yerine, sağduyulu biçimde  akıl ve siyasetin ışığında cevaplamak zorunluluğumuz vardır.</p>



<p>Bir cerrah, kendi eşi veya çocuğunda tespit ettiği amansız bir hastalık karşısında duygularına yenik düşerek onu görmezden gelmesi mümkün müdür? Neşteri atıp hastalığı gördüğünde kimseye söylemeden &#8220;kapatalım gitsin&#8221; demesiyle hastalık iyileşir mi? Böyle doktor olur mu!</p>



<p>Yıllarca ilgilenip tecrübe kazanan ve işi bilenler için siyaset de öyledir&#8230;Duygusal yaklaşımla çözüm üretilmez. Siyasette soru, çok acımasızca sorulur ve hiçbir etki altında kalmadan aklın ve biliminin gerekleri doğrultusunda&nbsp; cevap ve çözüm aranır&#8230;Bunu becerebilenler de var olmaya devam ederler&#8230;</p>



<p>Milletimizin siyasi olaylara&nbsp; yaklaşımı ve davranış biçimi hiçbir şekilde nankörlük başlığı altında okunamaz, okunmamalıdır. Sorunları görmezden gelmek, hastalıkta olduğu gibi bizleri şifa bulmaya iyileşmeye götürmez. Hastalık, en acımasız tarafıyla tanımlanmalıdır ki tedavi yapılabilsin! Bizim de acizane yapmaya çalıştığımız budur!</p>



<p>Geçmiş hükümetler görevlerini gerektiği biçimde yerine getirmedikleri için, hizmet üretmede onlara göre daha başarılı olan Ak Parti&#8217;ye milletimiz yirmi yıldır oy vererek teşekkür etmektedir. Ak Parti&#8217;nin de buna mukabil teşekküre cevabı,&nbsp; geçmişte yaptığı hizmetleri hergün sayıp dökmesi&nbsp; yerine geleceğe ilişkin daha fazla hizmet&nbsp; üretmesi ve bunu yaparken de kasıtlı kasıtsız hatalardan kaçınmasıdır.</p>



<p>Halk, seçimde oy vererek geçmişe teşekkür etmiş olur ve hesap kapanır. Bu noktada milletimizden istenense bundan daha fazlasıdır. Yönetirken, geçmişte yapılan veya gelecekte mutemel yapılacak kasıtlı veya kasıtsız&nbsp; hataları, yanlışları ve&nbsp; eksikleri görmemesi ve ruhsata dönüştürmesidir. İşte bu olmaz!</p>



<p>Siz hiç, babalık görevini yerine getirmeyen haylaz birine bakarak, sorumluluğunu bilen, ailesi ve çocuklarına karşı görevlerini eksiksiz yerine getiren muhterem bir babaya&nbsp; teşekkür edildiğini gördünüz mü? Ya da buna mukabil bu babanın ailesine veya çocuklarına karşı hata yapma ruhsatı istediğine şahit oldunuz mu? Bu sebeple,&nbsp; görevini yerine getiren&nbsp; bir hükümete teşekkür etmek bir zorunluluk da değildir. Sadece&nbsp; incelik ve nezakettir&#8230;Üstelik milletimiz oy vererek teşekkürün en iyisini yapmışken!</p>



<p>Bir de, karşılaştığımız siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunları sosyal medyada yazmayalım, konuşmayalım yaklaşımı var. Bu durumda toplumsal sorunları sadece Ak Parti&#8217;nin iç meselesi gibi görmek de vahim yanlıştır. Bir köyün camisini kasıtlı veya kasıtsız şekilde yakan veya yıkan köy muhtarı için, sorunu kendi evinde veya oy verenleriyle konuşsun denilebilir mi? Yanan veya yıkılan cami, oy veren vermeyen köylülerin tamamının değil midir?</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin bize sağladığı özgür düşünce imkanıyla birbirimizi anlamak için konuşalım&#8230;Hem de özgürce!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/milletimiz-nankor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ak Sakal Binali Yıldırım!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ak-sakal-binali-yildirim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ak-sakal-binali-yildirim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 13:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ak sakal]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18110</guid>

					<description><![CDATA[Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” programındaydı…Anlattıklarını hüzünle izledim. Yaşlanmış bir dedenin torunlarına hayat hikayesini anlatır gibi çok yorgun ve moralsiz bir hali vardı… Hiç şüphesiz Binali Yıldırım Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adındaki “kalkınma”&#160; kelimesinin hakkını vermede büyük emeği vardır. Türkiye’nin alt yapısı yollar, köprüler, hastaneler, barajlar, yer altı yer üstü ulaşım araçlarına sahip olmak ve de daha birçok hizmet onun idaresinde gerçekleşmiştir. Fakat, konuştuklarından anladığıma göre, o da birçok Ak Partili gibi İstanbul seçimlerini neden kaybettiğinin farkında değildir. Üstelik, son seçimlerde seçmenin tamamı Ak Parti meclis üyelerine oy vermişken Belediye Başkanlığı seçimlerinde farklı davranarak Binali Yıldırım’a oy vermediğinden Başkanlık kaybedilmiştir. Bu durum içinde birçok mesaj bulunduran çok mühim bir ders değil midir ?  Binali Başkan, halen daha torunlarına anlatır gibi geçmişte kendi öncülüğünde yapılan hizmetleri anlatmakla meşguldür. Ulaştırma Bakanıyken, bahsettiği hizmetleri fiilen yapan biri olarak İstanbul Belediye seçimlerini kaybetmedi mi? Fiilen yapılan hizmetler kullananlara etki etmedi de, anlatmasından mı etkilenecekler? Aynı yanlışı Tevfik Göksu ve İstanbul İl Teşkilatı da yapmaktadır. İyi ve akıcı konuşarak hizmetleri anlatamadıkları için seçimi kaybettiklerini sanıyorlar. Bu yüzden, otuz yıl önceki propaganda modeli olan&#160; kartonlar üzerine çizilmiş grafiklerle televizyon programlarına çıkıyorlar. Oysa ortada güven kaybı sorunu vardır&#8230; Bir kişiye, bindiği otobüsün ne kadar konforlu olduğunu anlatmaya çalışmak, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” programındaydı…Anlattıklarını hüzünle izledim. Yaşlanmış bir dedenin torunlarına hayat hikayesini anlatır gibi çok yorgun ve moralsiz bir hali vardı…</p>



<p>Hiç şüphesiz Binali Yıldırım Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adındaki “kalkınma”&nbsp; kelimesinin hakkını vermede büyük emeği vardır. Türkiye’nin alt yapısı yollar, köprüler, hastaneler, barajlar, yer altı yer üstü ulaşım araçlarına sahip olmak ve de daha birçok hizmet onun idaresinde gerçekleşmiştir.</p>



<p>Fakat, konuştuklarından anladığıma göre, o da birçok Ak Partili gibi İstanbul seçimlerini neden kaybettiğinin farkında değildir. Üstelik, son seçimlerde seçmenin tamamı Ak Parti meclis üyelerine oy vermişken Belediye Başkanlığı seçimlerinde farklı davranarak Binali Yıldırım’a oy vermediğinden Başkanlık kaybedilmiştir. Bu durum içinde birçok mesaj bulunduran çok mühim bir ders değil midir ? </p>



<p>Binali Başkan, halen daha torunlarına anlatır gibi geçmişte kendi öncülüğünde yapılan hizmetleri anlatmakla meşguldür. Ulaştırma Bakanıyken, bahsettiği hizmetleri fiilen yapan biri olarak İstanbul Belediye seçimlerini kaybetmedi mi? Fiilen yapılan hizmetler kullananlara etki etmedi de, anlatmasından mı etkilenecekler?</p>



<p>Aynı yanlışı Tevfik Göksu ve İstanbul İl Teşkilatı da yapmaktadır. İyi ve akıcı konuşarak hizmetleri anlatamadıkları için seçimi kaybettiklerini sanıyorlar. Bu yüzden, otuz yıl önceki propaganda modeli olan&nbsp; kartonlar üzerine çizilmiş grafiklerle televizyon programlarına çıkıyorlar. Oysa ortada güven kaybı sorunu vardır&#8230;</p>



<p>Bir kişiye, bindiği otobüsün ne kadar konforlu olduğunu anlatmaya çalışmak, marmarayla ne kadar kısa sürede gideceği yere gidebildiğini hatırlatmak, beş yıldızlı otel ayarında tek kişilik odada tedavi gören kişiye konforunu anlatmak ne kadar faydalıdır?</p>



<p>O halde sorun, hizmet eksikliği değildir. Sorun&nbsp; ille de hizmete bağlanacaksa hizmetin fazlalığı sorun olabilirdi belki… Zaten Ekrem İmamoğlu da hizmet üretmek yerine&nbsp; temel atmama törenleri vadederek seçim kazanmıştır.</p>



<p>O halde sorun nedir? Bana kalırsa sorun, halkla yöneticileri arsındaki yaşam standardının gözle görülür biçimde artması ve de yetkililerin ulaşılır olmaktan çıkmalarıdır. Bu nedenle sistem sorun çözmüyor, idarecileri de yeni olan sistemin çözüm üretmesine katkı sunmuyor…</p>



<p>Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adında geçen “adalet”i tesis etmede yaşanan sorunlardır. Bu ülkede çok büyük soruna işaret edecek şekilde Adalet Bakanımız İstifa etmek zorunda kalmıştır. İdarecilerden, adalet hak ve hukuk kelimelerini hiç duyuyor musunuz? Oysa istifa eden Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül “ adalet tesis edilsin de isterse kıyamet kopsun” diyen kişidir… Adalet tesis edilmesinin zorluğunu kıyametin kopmasına benzetmesi… Artık o Bakan da yerinde yok!</p>



<p>Ekonomik, siyasi, toplumsal tüm sorunlarımızın kaynağı kıyametin kopması kadar zor olan adaletin tesis edilesinde yaşanan zorluklardır. Önümüzdeki seçimler, “adalet” teması üzerinden yürüyecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ak-sakal-binali-yildirim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gündelik Politika!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gundelik-politika/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gundelik-politika/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2022 14:18:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18102</guid>

					<description><![CDATA[İktidar, ölçülü ölçüsüz çabalarla elinde bulundurduğu gücü her şart altında korumak ister. Muhalefet ise aynı yaklaşımla iktidar gücünü elde etmeye çalışır…Özetle günümüz politikası budur! Bu ölçüsüz, tartısız ve çoğu zaman da ilkesiz yarış, gündelik politik kararlara, yaklaşımlara, didişmelere de neden olur! Bu halde gerginlik ve getirdiği huzursuzluk daimidir. Buna da, Demokrasi derler! Hem iktidar hem de muhalefetin aldıkları gündelik politik kararları için kendilerine oy veren seçmenler arasından doğru yanlış, faydalı zararlı, adalet ve zulüm olduklarına bakmaksızın aklı devre dışı bırakacak şekilde hararetli savunucuları vardır. Bu hatalı yaklaşımını kimileri inandığı dine kimileri de Atatürkçülüğe…Kimileri de başka inandığı değerlere bağlar! Tassuptur bu! Gündelik politikanın gereklerine ve çıkarlarına göre siyaset yapan partiler, çoğu zaman kendilerine oy veren seçmenlerini de ters köşe yaparak hayal kırıklığına uğratırlar. Çünkü politikacı için günlük fikir değiştirmek çok kolayken ilkeli bir partili için bu çok daha zor olmakta hatta şaşkınlık yaratmaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arsındaki gerginliğe çok ağır hakaretlerle katkı sunan ilkeli bazı seçmenler, Cumhurbaşkanının orayı ziyareti sonucu yapılan anlaşmalar ve ülkenin yetkililerinin yaptıkları abartılı karşılama töreni karşısında ne yapacaklarını şaşırıp kaldılar. Bu yüzden daha çok çıkarlara göre şekillenmek zorunda olan dış politikada itidal önemlidir. İsrail ile ilişkiler ve Sanatçı Sezen Aksu olayı da… CHP lideri Kılıçdaroğlu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İktidar, ölçülü ölçüsüz çabalarla elinde bulundurduğu gücü her şart altında korumak ister. Muhalefet ise aynı yaklaşımla iktidar gücünü elde etmeye çalışır…Özetle günümüz politikası budur! Bu ölçüsüz, tartısız ve çoğu zaman da ilkesiz yarış, gündelik politik kararlara, yaklaşımlara, didişmelere de neden olur! Bu halde gerginlik ve getirdiği huzursuzluk daimidir. Buna da, Demokrasi derler!</p>



<p>Hem iktidar hem de muhalefetin aldıkları gündelik politik kararları için kendilerine oy veren seçmenler arasından doğru yanlış, faydalı zararlı, adalet ve zulüm olduklarına bakmaksızın aklı devre dışı bırakacak şekilde hararetli savunucuları vardır. Bu hatalı yaklaşımını kimileri inandığı dine kimileri de Atatürkçülüğe…Kimileri de başka inandığı değerlere bağlar! Tassuptur bu!</p>



<p>Gündelik politikanın gereklerine ve çıkarlarına göre siyaset yapan partiler, çoğu zaman kendilerine oy veren seçmenlerini de ters köşe yaparak hayal kırıklığına uğratırlar. Çünkü politikacı için günlük fikir değiştirmek çok kolayken ilkeli bir partili için bu çok daha zor olmakta hatta şaşkınlık yaratmaktadır.</p>



<p>Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arsındaki gerginliğe çok ağır hakaretlerle katkı sunan ilkeli bazı seçmenler, Cumhurbaşkanının orayı ziyareti sonucu yapılan anlaşmalar ve ülkenin yetkililerinin yaptıkları abartılı karşılama töreni karşısında ne yapacaklarını şaşırıp kaldılar. Bu yüzden daha çok çıkarlara göre şekillenmek zorunda olan dış politikada itidal önemlidir. İsrail ile ilişkiler ve Sanatçı Sezen Aksu olayı da…</p>



<p>CHP lideri Kılıçdaroğlu ise, daha birkaç yıl önce başörtüsü ve zulmüne destek vererek dindarları feci şekilde üzmüştür. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de…Bugün ise başörtülülerin oyu olmadan seçim kazanmanın mümkün olmadığını bildiklerinden elde edecekleri gündelik politik çıkarları için geçmişlerine sünger çekmek durumunda kalmışlardır. Bu zikzaklar şaşkınlık yaratmaz mı seçmende?</p>



<p>Saadet Partisi’nin “Bilge” Başkanı Temel Karamollaoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nu babayiğit olarak tanımlamasıyla gündelik politik çıkarlar hesabı içine girmiştir Bu yaklaşımlarlak Saadet Partisi diğer siyasi partilerden birine dönüşerek seçmenlerinden bir kısmını şaşkınlığa uğratmıştır.</p>



<p>Bir de olayları, partilerden, kişilerden zaman ve mekandan bağımsız şekilde tarafsız olarak adalet ve zulüm, haram helal üzerinden değerlendirmeye çalışanlar vardır. Kimsenin kayıtsız şartsız adamı olmadıklarından taraflarca sevilmeseler ve kabul görmeseler de bu kişiler, toplumun emniyet şalterleridirler. Sonuçta bu kişiler vatandaşlık görevlerini yerine getirmek için seçimlerde iktidar veya muhalefette bir partiyi kendi ölçüleri üzerinden tercih ederler. Ancak taraflarca “ya taraf ol ya da bertaraf” tehdidi ile yaşarlar. Farkına varılsın veya varılmasın, kimsenin adamı olmasalar da milletin ve toplumun en faydalı kişileri olma faziletini kazanmış olurlar.</p>



<p>Bir toplumda, gruplar üzerinden değil de olaylar ve olanlar üzerinden değerlendirme yapabilenlerin sayısı arttıkça doğrularda artış, yanlışlarda azalma olacaktır.</p>



<p>Allah böylelerin sayılarını artırsın…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gundelik-politika/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
