<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Oğuz ÜNAL &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/oguz-unal1/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Oct 2021 12:38:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Oğuz ÜNAL &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hayır; Tek Önder, Tek Adam Yok!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cumhuriyet-bayrami-kutlamalarinin-dusundurdukleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cumhuriyet-bayrami-kutlamalarinin-dusundurdukleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ÜNAL]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2021 12:19:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17810</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarının Düşündürdükleri… Resmî târihin ilkokuldan başlayarak orta öğretimde okul kitaplarında ve yüksek öğretimde İnkılâp Târihi derslerinde ezberlettiği ve sosyal medyada benzerlerine çok sık rastlanan, bilimsel gerçeklere aykırı, temelden yanlış, Faşist, Nazi ve Sovyet Rusya benzeri totaliter rejimlere has bir kutlama geleneği, bin yıldır Anadolu topraklarında yaşadığımız târihî gerçeklerden kopuk bir tapınma kültü: “Tek Önder, Tek Adam”… Ya Malazgirt’te Anadolu&#8217;nun kapılarını açan Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, Türkiye Devleti&#8217;ni kuran Anadolu&#8217;yu Türk vatanı yapan Selçuk Beyin oğullarından Arslan Yabgu’nun torunu ilk Türkiye Hükümdârı Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Haçlı ordularına Anadolu&#8217;yu mezar yapan Türkiye Selçuklu sultanları; Sultan I. Kılıç Arslan, Sultan I. Mesud ve Sultan II. Kılıç Arslan ve diğerleri, Sakarya boylarında uc gâzileri diyarında bayrağı devralarak Osmanlı Cihân İmparatorluğu&#8217;nun temellerini atan Ertuğrul Gâzi, Osman Gâzi, Kosova sahrasında şehit düşen Sultan Murad-ı Hüdavendigâr, Hz. Peygamber (S.A.S.)&#8217;in hadisinde müjdelediği Konstantinopolis (İstanbul) fâtihi, Sultan II. Mehmed, Anadolu Türk Birliğini kesin olarak kuran Yavuz Sultan Selim, 33 sene Devlet-i Âliyye’yi “Düvel-i Muazzama”ya karşı koruyup ayakta tutan Sultan II. Abdülhamid Hân ve daha niceleri… Bunlar çadır mı, gecekondu mu kurdular?… Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille mi indi?… İstiklâl Savaşı&#8217;nın büyük ve kahraman komutanları, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Kâzım Karabekir ve isimlerini tek tek burada saymaya kalksak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarının Düşündürdükleri…</p>



<p>Resmî târihin ilkokuldan başlayarak orta öğretimde okul kitaplarında ve yüksek öğretimde İnkılâp Târihi derslerinde ezberlettiği ve sosyal medyada benzerlerine çok sık rastlanan, bilimsel gerçeklere aykırı, temelden yanlış, Faşist, Nazi ve Sovyet Rusya benzeri totaliter rejimlere has bir kutlama geleneği, bin yıldır Anadolu topraklarında yaşadığımız târihî gerçeklerden kopuk bir tapınma kültü: “Tek Önder, Tek Adam”…</p>



<p>Ya Malazgirt’te Anadolu&#8217;nun kapılarını açan Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, Türkiye Devleti&#8217;ni kuran Anadolu&#8217;yu Türk vatanı yapan Selçuk Beyin oğullarından Arslan Yabgu’nun torunu ilk Türkiye Hükümdârı Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Haçlı ordularına Anadolu&#8217;yu mezar yapan Türkiye Selçuklu sultanları; Sultan I. Kılıç Arslan, Sultan I. Mesud ve Sultan II. Kılıç Arslan ve diğerleri, Sakarya boylarında uc gâzileri diyarında bayrağı devralarak Osmanlı Cihân İmparatorluğu&#8217;nun temellerini atan Ertuğrul Gâzi, Osman Gâzi, Kosova sahrasında şehit düşen Sultan Murad-ı Hüdavendigâr, Hz. Peygamber (S.A.S.)&#8217;in hadisinde müjdelediği Konstantinopolis (İstanbul) fâtihi, Sultan II. Mehmed, Anadolu Türk Birliğini kesin olarak kuran Yavuz Sultan Selim, 33 sene Devlet-i Âliyye’yi “Düvel-i Muazzama”ya karşı koruyup ayakta tutan Sultan II. Abdülhamid Hân ve daha niceleri…</p>



<p>Bunlar çadır mı, gecekondu mu kurdular?…</p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille mi indi?…</p>



<p>İstiklâl Savaşı&#8217;nın büyük ve kahraman komutanları, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Kâzım Karabekir ve isimlerini tek tek burada saymaya kalksak sayfalar dolduracak olan diğerleri, İstiklâl Savaşı&#8217;nda davul dümbelek mi çaldılar?…</p>



<p>Târihimizi tek adama, tek kahramana, tek öndere bağlamaktan, tek adamı putlaştırmaktan artık vazgeçelim…</p>



<p>Onun için üstüne basa basa söylüyorum, &#8220;Tek önder, Tek adam yok&#8221;…<br>Bu mukaddes vatanı fetheden, kuran ve koruyan, Malazgirt&#8217;ten Kocatepe&#8217;ye, Alparslan&#8217;dan Mustafa Kemal&#8217;e kadar nice kahraman atalarımız var…<br>Allah (C.C.) hepsinden razı olsun…</p>



<p>Artık târihimizle barışalım; resmî târihin ilkokuldan başlayarak ortaokul ve lise târih kitaplarındaki ezberlerinden, zihnimize yerleştirdiği at gözlüklerinden kurtulalım, okuyalım, araştıralım, düşünüp sorgulayalım ve târihimizi doğru anlayalım…</p>



<p>“Bağımsızlık karakterimizdir” düsturuyla kurulan ve ilelebet pâyidar olacak olan Cumhuriyet’imizin 98. Yılı kutlu olsun…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cumhuriyet-bayrami-kutlamalarinin-dusundurdukleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otlukbeli Zaferinin 548. Yıldönümü 11 Ağustos 1473 &#8211; 11 Ağustos 2021</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/otlukbeli-zaferinin-548-yildonumu-11-agustos-1473-11-agustos-2021/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/otlukbeli-zaferinin-548-yildonumu-11-agustos-1473-11-agustos-2021/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ÜNAL]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2021 11:17:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Otlukbeli]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17586</guid>

					<description><![CDATA[Otlukbeli Meydan Muhârebesi, Osmanlı Padişahı Fâtih Sultan Mehmed ile Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan arasında yapılmış, ateşli silâhların meydan muhârebesinde başarı ile kullanıldığı, bir savaştır… Osmanlı ve Akkoyunlu hânedânları arasındaki düşmanlık, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bâyezîd ve Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu, Oğuzlar’ın Bayındır Boyundan Kara Yölük Osman zamanına dek uzanıyordu. Osmanlılar Karakoyunlularla müttefikken Akkoyunlular da Timur&#8217;u desteklemişlerdi. Konstantinopolis’in Fethi ve Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Akkoyunlu Uzun Hasan&#8217;ın müttefiki olan Trabzon Rum İmparatorluğu&#8217;nun Fâtih Sultan Mehmed tarafından yok edilmesi (1461) sırasında Uzun Hasan, II. Mehmed&#8217;i protesto etmiş; ancak daha fazlasına cüret edememişti. Doğuda kazandığı başarılarla kendine güveni giderek artan Uzun Hasan&#8217;ın Karamanoğulları, Venedik, Papalık, Cenova ile ittifak ve iş birliği yapması, açıkça düşmanlık belirtisiydi. 1466&#8217;dan itibaren Osmanlı kuvvetleri Orta Anadolu&#8217;ya girerek Karamanoğullarını takibe başladı. Karamanoğlu kuvvetleri doğuya kaçarken Akkoyunlular sınırı geçti ve 1472&#8217;de Osmanlı birlikleriyle çatışmalar yaşandı. Beyliğini kaybeden Karamanoğlu Pir Ahmed ve Kardeşi Kasım Bey, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ı Osmanlılarla savaşa kışkırtıyorlardı. Ertesi yıl Fâtih Sultan Mehmed, bizzat ordunun başına geçerek doğuya yürüdü. Uzun Hasan&#8217;ın ordusu Karamanoğullarından arda kalanlarla takviye edilmişti. Ordu, kalabalık fakat düzensiz bir Türkmen ordusuydu. Akkoyunlu ordusunun ana gücünü 40.000’i mızraklı ve zırhlı, 30.000’i diğer silâhlarla donanmış 70.000 kişilik süvari birlikleri oluşturuyordu. Uzun Hasan&#8217;ın amacı, Osmanlı sipahilerini üstün süvarileriyle kıskaca &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Otlukbeli Meydan Muhârebesi, Osmanlı Padişahı Fâtih Sultan Mehmed ile Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan arasında yapılmış, ateşli silâhların meydan muhârebesinde başarı ile kullanıldığı, bir savaştır…</p>



<p>Osmanlı ve Akkoyunlu hânedânları arasındaki düşmanlık, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bâyezîd ve Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu, Oğuzlar’ın Bayındır Boyundan Kara Yölük Osman zamanına dek uzanıyordu. Osmanlılar Karakoyunlularla müttefikken Akkoyunlular da Timur&#8217;u desteklemişlerdi.</p>



<p>Konstantinopolis’in Fethi ve Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Akkoyunlu Uzun Hasan&#8217;ın müttefiki olan Trabzon Rum İmparatorluğu&#8217;nun Fâtih Sultan Mehmed tarafından yok edilmesi (1461) sırasında Uzun Hasan, II. Mehmed&#8217;i protesto etmiş; ancak daha fazlasına cüret edememişti. Doğuda kazandığı başarılarla kendine güveni giderek artan Uzun Hasan&#8217;ın Karamanoğulları, Venedik, Papalık, Cenova ile ittifak ve iş birliği yapması, açıkça düşmanlık belirtisiydi.</p>



<p>1466&#8217;dan itibaren Osmanlı kuvvetleri Orta Anadolu&#8217;ya girerek Karamanoğullarını takibe başladı. Karamanoğlu kuvvetleri doğuya kaçarken Akkoyunlular sınırı geçti ve 1472&#8217;de Osmanlı birlikleriyle çatışmalar yaşandı. Beyliğini kaybeden Karamanoğlu Pir Ahmed ve Kardeşi Kasım Bey, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ı Osmanlılarla savaşa kışkırtıyorlardı. Ertesi yıl Fâtih Sultan Mehmed, bizzat ordunun başına geçerek doğuya yürüdü.</p>



<p>Uzun Hasan&#8217;ın ordusu Karamanoğullarından arda kalanlarla takviye edilmişti. Ordu, kalabalık fakat düzensiz bir Türkmen ordusuydu. Akkoyunlu ordusunun ana gücünü 40.000’i mızraklı ve zırhlı, 30.000’i diğer silâhlarla donanmış 70.000 kişilik süvari birlikleri oluşturuyordu. Uzun Hasan&#8217;ın amacı, Osmanlı sipahilerini üstün süvarileriyle kıskaca alıp yok etmekti.</p>



<p>Osmanlı ordusunun sipahileri de Uzun Hasan&#8217;ınkiler gibi Türkmen&#8217;di. Ancak büyük bir kısmı ateşli silâhlarla (tüfeklerle) donatılmış Osmanlı ağır piyadesi olan yeniçeriler ve süvari birliklerini oluşturan sipahiler, eğitimli ve çok daha profesyonel askerlerdi. Diğer taraftan, Sultan II. Mehmed, Konstantiyye’nin fethi sırasında gücünü ispatlayan topların meydan muhârebesinde de kullanılmasını istiyordu. Bu amaçla ilk kez hafif havan topları üretildi ve bunlar, doğu seferine götürüldü. Otlukbeli Muhârebesi, o güne kadar kale kuşatmalarında kullanılan topun meydan muhârebesinde kullanıldığı ilk muhârebedir.</p>



<p>Osmanlı ordusu Doğu Karadeniz dağları arasında ilerlerken Uzun Hasan&#8217;ın birlikleri gizlice yaklaştı. Hasan, Osmanlılara dağlarda baskın yapmayı plânlamıştı. Osmanlı keşif birlikleri çok yakına sokulan düşmanı son anda fark etti ve II. Mehmed, derhal muhârebe düzeni alınmasını emretti.</p>



<p>İki ordunun karşılaştığı arazi, akarsu tarafından yarılmış bir vadiydi ve muhârebeye hiç müsait değildi. Kayalıklar ve engebe yüzünden atların kullanımı çok zordu. Osmanlı beyleri geri çekilip ova bulmayı önerdiyse de düşman bu kadar yakındayken geri çekilme manevrasının tehlikeli olacağını düşünen Sultan II. Mehmed derhal muhârebeye girmeye karar verdi.</p>



<p>Savaş öncesinde Rumeli Beylerbeyi Has Murad Paşa Uğurlu Mehmet Bey&#8217;in tuzağına düştü ve Fırat Nehri&#8217;nde boğuldu. Bu asker içinde büyük üzüntüye neden olduysa da asıl muhârebeler Tercan Ovası&#8217;nda Otlukbeli&#8217;nde yapıldı. Öncü birliklerle yapılan muharebede Davut Paşa galip gelip Akkoyunlu öncü birliklerini yenilgiye uğrattı. Sonra Akkoyunlu sağ cenah komutanı Zeynel Mirza&#8217;nın Davut Paşa&#8217;ya hücuma geçmesi üzerine Osmanlı sol cenah komutanı Karaman Valisi Şehzâde Mustafa Akkoyunlu sağ cenahını bozguna uğratıp Zeynel Mirza&#8217;yı azapların içine çekip onu öldürdü. Böylece Akkoyunlu sağ cenahı bozguna uğrayıp dağıldı. Bu sırada Osmanlı sağ cenah komutanı Amasya Valisi Şehzâde Bayezid önce Uğurlu Mehmet Bey&#8217;e saldırıp onun muhârebe alanından kaçmasına neden oldu. Uğurlu Mehmet Bey çekildikten sonra Akkoyunlu sol cenahını Mehmed Bakır komuta ediyordu. Şehzâde Bayezid üzerine saldırıp Akkoyunlu sol cenahını bozguna uğratıp, kendisini esir aldıktan sonra Uzun Hasan&#8217;a saldırdı. Hem Şehzâde Mustafa hem de Şehzâde Bayezid&#8217;in hücumlarına karşı koyamayan Uzun Hasan yerine kendisine benzeyen bir askerini bırakıp muhârebe meydanından kaçtı.</p>



<p>Uzun Hasan, muhârebe meydanından kaçarken, kendisini Osmanlılarla savaşa kışkırtan Karamanoğulları’ndan Pîr Ahmed ve Kasım beylere kızgınlığını ve kendi pişmanlığını şu sözlerle ifade ediyordu:</p>



<p>“Karamanoğlu, bednâm olasın, benim Osmanoğlu ile ne işim vardı?…”</p>



<p>Zaferden sonra Osmanlı komutanları düşmanı takibi önerdilerse de II. Mehmed ileri gitmedi. Arazi pusu kurmaya elverişliydi, muhârebenin başında Osmanlı keşif birliklerinin düşmanı fark etmede geç kalmasını da göz önünde bulunduran II. Mehmed, düşmanın çekilip gitmesine göz yumdu.</p>



<p>Horasan içlerinden Anadolu’nun Erzincan çizgisine kadar geniş bir sahayı Tebrîz’den idare eden Uzun Hasan, Fatih Sultan Mehmed’le aşık atmak gibi bir vehme kapılınca, bunu pek pahalıya ödedi… Otlukbeli Muhârebesi, Uzun Hasan’la devletinin sonu olmadı, ama çok acı bir sonun başlangıcını teşkil etti. Son derece mâneviyâtı bozulmuş bir halde ölüm döşeğine uzanan Uzun Hasan, vasiyetinde ahfâdına; “Aslâ Osmanlı’yı karşınıza alıp muhârebeye tutuşmayın” diyordu…</p>



<p>Ertesi yıl çatışmalar devam ettiyse de Akkoyunlular için artık çöküş dönemi başlamıştı. Savaştan sonra Fâtih Sultan Mehmed pek çok ülkeye fetihnâmeler yollamıştır, bunlardan en dikkat çekici olanı Özbek hanına yollanan Uygurca fetihnâmedir. Otlukbeli Muhâberesi, birçok tarihçiye göre o dönemde kullanılan taktik, teknoloji ve insan gücü bakımından 15. yüzyılın en büyük meydan muhârebesi olarak kabul edilir…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/otlukbeli-zaferinin-548-yildonumu-11-agustos-1473-11-agustos-2021/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Japonya’ya Atom Bombası Atılmasının 77. Yıldönümü -6/9 Ağustos 1945 – 6/9 Ağustos 2021-</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-77-yildonumu-6-9-agustos-1945-6-9-agustos-2021/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-77-yildonumu-6-9-agustos-1945-6-9-agustos-2021/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ÜNAL]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 14:22:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Atom Bombası]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17569</guid>

					<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın Pasifik muharebeleri sürerken ABD&#8217;nin 6 Ağustos&#8217;ta Japonya&#8217;nın Hiroşima, 9 Ağustos&#8217;ta da Nagazaki kentlerine atom bombası atmasının üzerinden 76 yıl geçti. İnsanlık tarihinin acı bir sayfası… Yaklaşık 13 bin TNT (tri-nitro-toluen) kuvvetindeki uranyum katkılı bomba, merkezinde 3 bin santigrat derece ısı oluşturarak Hiroşima&#8217;nın yüzde 70&#8217;ini yok etti. 1,5 kilometre çapındaki alanda her yeri dümdüz eden atom bombası, ilk aşamada 80 bin ve 1945 sonuna dek ise 140 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bombalamada yaralanan çok sayıda kişi tıbbi yardım alamadan ölürken, şehre yardım götürmeye gidenler de bomba sonrası oluşan radyoaktif yağmura maruz kalarak hayatını kaybetti. Nagazaki&#8217;ye ise yerin 500 metre üzerinden atılan ve 22 bin TNT gücündeki bombanın yıkım gücünü şehrin etrafını çevreleyen tepeler sınırlarken ilk aşamada 70 bine yakın kişi öldü ve Nagazaki&#8217;nin yarısı yok oldu. SOVYET TEHDİDİ GEREKÇESİ Savaş sürerken dönemin ABD Başkanı Harry Truman&#8217;ın, atom bombası kullanılması gerekçelerinin, Sovyetler&#8217;e gövde gösterisinin yanı sıra Doğu Avrupa&#8217;dan sonra Doğu Asya&#8217;da da Sovyet tehdidi olduğu biliniyor. Temmuz 1945 sonunda İngiltere, Çin ve ABD&#8217;nin &#8220;Potsdam Bildirisi&#8221; ile teslim olma çağrısında bulunduğu Japonya, &#8220;şartsız teslim olmayacağını&#8221; ilan etti. Japonya, ağustos başında İttifak cephesine &#8220;anlaşmalı barış&#8221; teklifi yaptı ancak teklifin kabul edilmemesi üzerine 6-12 Ağustos haftasında pazartesi Hiroşima&#8217;ya, perşembe de Nagazaki&#8217;ye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın Pasifik muharebeleri sürerken ABD&#8217;nin 6 Ağustos&#8217;ta Japonya&#8217;nın Hiroşima, 9 Ağustos&#8217;ta da Nagazaki kentlerine atom bombası atmasının üzerinden 76 yıl geçti. İnsanlık tarihinin acı bir sayfası…</p>



<p>Yaklaşık 13 bin TNT (tri-nitro-toluen) kuvvetindeki uranyum katkılı bomba, merkezinde 3 bin santigrat derece ısı oluşturarak Hiroşima&#8217;nın yüzde 70&#8217;ini yok etti. 1,5 kilometre çapındaki alanda her yeri dümdüz eden atom bombası, ilk aşamada 80 bin ve 1945 sonuna dek ise 140 bin kişinin ölümüne yol açtı.</p>



<p>Bombalamada yaralanan çok sayıda kişi tıbbi yardım alamadan ölürken, şehre yardım götürmeye gidenler de bomba sonrası oluşan radyoaktif yağmura maruz kalarak hayatını kaybetti.</p>



<p>Nagazaki&#8217;ye ise yerin 500 metre üzerinden atılan ve 22 bin TNT gücündeki bombanın yıkım gücünü şehrin etrafını çevreleyen tepeler sınırlarken ilk aşamada 70 bine yakın kişi öldü ve Nagazaki&#8217;nin yarısı yok oldu.</p>



<p>SOVYET TEHDİDİ GEREKÇESİ</p>



<p>Savaş sürerken dönemin ABD Başkanı Harry Truman&#8217;ın, atom bombası kullanılması gerekçelerinin, Sovyetler&#8217;e gövde gösterisinin yanı sıra Doğu Avrupa&#8217;dan sonra Doğu Asya&#8217;da da Sovyet tehdidi olduğu biliniyor.</p>



<p>Temmuz 1945 sonunda İngiltere, Çin ve ABD&#8217;nin &#8220;Potsdam Bildirisi&#8221; ile teslim olma çağrısında bulunduğu Japonya, &#8220;şartsız teslim olmayacağını&#8221; ilan etti.</p>



<p>Japonya, ağustos başında İttifak cephesine &#8220;anlaşmalı barış&#8221; teklifi yaptı ancak teklifin kabul edilmemesi üzerine 6-12 Ağustos haftasında pazartesi Hiroşima&#8217;ya, perşembe de Nagazaki&#8217;ye atılan atom bombaları ile şehirler yerle bir edildi.</p>



<p>Dönemin Japonya İmparatoru Miçinomiya Hirohito, 15 Ağustos&#8217;taki mesajında &#8220;Savaşı sürdürmenin Japon milletini mahvedeceğini&#8221; belirterek ülkesinin koşulsuz teslim olduğunu ilan etti.</p>



<p>NEDEN ATILDI?</p>



<p>Hiroşima&#8217;nın askeri üsler ve Nagazaki&#8217;nin ağır sanayi kuruluşları nedeniyle hedef seçildiği belirtiliyor.</p>



<p>Nagazaki&#8217;ye atom bombasının atılması Pasifik&#8217;te devam eden muharebeleri resmen sona erdirdi.</p>



<p>Üzerinden 74 yıl geçmesine rağmen ABD&#8217;nin neden atom bombası atarak savaşı sonlandırmayı tercih ettiği henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.</p>



<p>HİBAKUŞALAR</p>



<p>Amerikalılar ölü sayısının 117 bin, Japonlar ise yarım milyona yakın olduğunu açıklarken, &#8220;Hibakuşa&#8221; ismi verilen mağdurlarda korkunç yaralar açıldı.</p>



<p>Hibakuşalar üzerindeki radyasyon zehirlenmeleri, nükleer güç sanayisinde emniyet seviyelerinde ölçüm standardı sağladı.</p>



<p>NÜKLEER SAVAŞ GÖLGESİ</p>



<p>Savaşın kırılma noktaları olarak bilinen atom bombaları, Japonya&#8217;nın teslim olmasına sebep olurken ortaya çıkan sonuç da uluslararası ilişkilerin dönüşmesine yol açtı.</p>



<p>ABD ve Sovyetler, 1950&#8217;ye kadar geliştirdiği daha kuvvetli hidrojen bombalarını kıtalar arası balistik füzelere (ICBM) nasıl monte edeceğini formüle etti ve dünya &#8220;aşırı güç kullanabilme&#8221; çağına adım attı.</p>



<p>Dünya, 1960 ve 1990 arasını nükleer savaşın gölgesinde yaşarken iki nükleer gücün birbirlerine &#8220;doğrudan&#8221; savaş açma cesaretini gösteremediği &#8220;Soğuk Savaş&#8221; dönemine girdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-77-yildonumu-6-9-agustos-1945-6-9-agustos-2021/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Doktorun Dilinden Corona</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-doktorun-dilinden-corona/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-doktorun-dilinden-corona/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ÜNAL]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2020 08:23:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Korona Virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15559</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Sevgili ailem,Öncelikle paniklemeyin, fakat ben geçen hafta hastalığı yaşadım ve atlattım, şu an iyiyim ve bir sıkıntım yok.Tecrübemi sizlerle de paylaşmak istiyorum, hem başınıza gelirse nasıl birşey olduğunu bilin, hem de ailemizin yaşlılarını korkutmak istiyorum, eğer halen ciddîye almayanlar var ise diye… Geçen cuma akşamı eve geldiğimde başladı, o akşam burun doluluğu ve yoğun bir hapşırma vardı, alerji olmuşsunuz da bir anda ağzınız burnunuz dolmuş gibi ama çok yoğun…O akşam Otrivine le burnumu açıp bir tane Nurofen içip uyudum. Ancak burada dikkat edilecek nokta, Nurofen, bir Grip ilâcı olduğu için kalp hastaları alamaz.Cumartesi sabah kalktığımda burnum tamamen açılmış fakat boğazım yanmaya başlamıştı, bademcik şişmesi gibi değil, yutkunamama sorunu yoktu fakat sanki boğazım sanki yırtılmış çizilmiş veya kanıyormuş gibi acıyordu. Bu aşamada corona olduğunu anladım, bir yandan internetten, özellikle yabancı kaynaklardan araştırmaya başladım.Zaten corona olduğunu anlamamanız mümkün değil, hem siz hem de vücudunuz çok çok farklı bir şeyle karşı karşıya olduğunu anlıyor.Hastaneye gitmedim çünkü hastanede yapılabilecekleri de benim yaptığım gibi, her sendroma ona uygun yöntemle saldırmak, virüse zarar verebilecek bir ilâçları yok, sadece vücuda virüsü dışarı atabilmesi için yardımcı olmak, ben de bunu yaptım. Vücut da tam olarak bu tepkiyi veriyor, hiç tanımadığım çok garip bir şey girdi, bunu atmalıyım diye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Sevgili ailem,<br>Öncelikle paniklemeyin, fakat ben geçen hafta hastalığı yaşadım ve atlattım, şu an iyiyim ve bir sıkıntım yok.<br>Tecrübemi sizlerle de paylaşmak istiyorum, hem başınıza gelirse nasıl birşey olduğunu bilin, hem de ailemizin yaşlılarını korkutmak istiyorum, eğer halen ciddîye almayanlar var ise diye…<br></p>



<p>Geçen cuma akşamı eve geldiğimde başladı, o akşam burun doluluğu ve yoğun bir hapşırma vardı, alerji olmuşsunuz da bir anda ağzınız burnunuz dolmuş gibi ama çok yoğun…<br>O akşam Otrivine le burnumu açıp bir tane Nurofen içip uyudum. Ancak burada dikkat edilecek nokta, Nurofen, bir Grip ilâcı olduğu için kalp hastaları alamaz.<br>Cumartesi sabah kalktığımda burnum tamamen açılmış fakat boğazım yanmaya başlamıştı, bademcik şişmesi gibi değil, yutkunamama sorunu yoktu fakat sanki boğazım sanki yırtılmış çizilmiş veya kanıyormuş gibi acıyordu.<br></p>



<p>Bu aşamada corona olduğunu anladım, bir yandan internetten, özellikle yabancı kaynaklardan araştırmaya başladım.<br>Zaten corona olduğunu anlamamanız mümkün değil, hem siz hem de vücudunuz çok çok farklı bir şeyle karşı karşıya olduğunu anlıyor.<br>Hastaneye gitmedim çünkü hastanede yapılabilecekleri de benim yaptığım gibi, her sendroma ona uygun yöntemle saldırmak, virüse zarar verebilecek bir ilâçları yok, sadece vücuda virüsü dışarı atabilmesi için yardımcı olmak, ben de bunu yaptım. Vücut da tam olarak bu tepkiyi veriyor, hiç tanımadığım çok garip bir şey girdi, bunu atmalıyım diye deli gibi sıvı salgılıyor.<br></p>



<p>Cumartesi akşamına geri dönelim;<br>Boğazımdan ciğerlerime doğru inmeye başladı, nefesim hırıltılı olmaya başladı, geceye doğru boğazımdan tamamen gidip, ciğerlerime doldu,<br>İlginç yanı terk ettiği yeri tamamen bırakması, sabah parçalanan boğazımda akşam olduğunda hiç birşey kalmadı, fakat ciğerlerim çok dazla doldu, yatağa yatınca sıvılar boğazımı tıkadığı için nefes alamıyordum, o yüzden koltukta dik oturarak 5 er 10 ar dakika uyabildim saat başı belki.<br></p>



<p>Tabi bu arada devamlı öksürerek balgam atıyordum, ama öyle iltihaplı değil, bembeyaz bol sulu balgamlar. Zaten ateşim fazla yükselmedi, hiç öyle soğuk soğuk terleyip yorgan altına girmedim. Zaten tam olarak hasta olmuş gibi halsizleşmedim, sadece fiziki olarak yoruldum. Herkeste ateş yapmıyormuş.<br>Bütün gece Asist Plus (suda eritilen bir solunum yolu ilacı, balgam söktürücü) kullandım, çok faydasını gördüm.<br>Bir şekilde hiç uyumadan sabah ettim.<br>Pazar sabahına geldik;<br></p>



<p>Ciğerlerimin doluluğunu hem hissediyor hem de her öksürmede fena bi şekilde ağrı yapıyordu, ellerimi sırtıma atıp kürek kemiklerimim altından tutarak zar zor öksürüyordum. Fakat her öksürükte attığım balgamla rahatlıyordum, akşama kadar bu şekilde ciğerlerimi boşalttım, ama çok çok zor oldu, çünkü sanki ciğerlerinizde 2 kilo sıvı var da, siz her öksürükte 2 gram balgam atabiliyorsunuz, hem de her öksürük büyük acı veriyor, boğazınızı değil resmen içerden ciğerlerinizi acıtıyor, gece olunca hem azaldı sıvı miktarı hem de yorgunluktan uyuyabildim. Pazartesi sabah uyandığımda ciğerlerim neredeyse tamamen rahatlamıştı.<br></p>



<p>Öğlen gibi hayatımda yaşadığım en kötü ishali yaşadım, bu da akşama kadar sürdü ve ertesi gün geçti.<br></p>



<p>Özetle virüs resmen içimden geçti 3-4 günde.<br>Olay çok mekanik, normal griple alakası yok, vücut içine giren sentetik bir maddeyi atmaya çalışır gibi uğraş veriyor.<br></p>



<p>Birinci ağızdan tecrübemi sizlerle paylaşmak istedim, başınıza gelir ise hem tanıyın, hem de ne yapacağınızı bilin.<br></p>



<p>Yaşlılar için tehlikeli olan ise ciğerlerin dolup nefes darlığı, solunum yetmezliği yaşanılan kısım. Benim yaşadığım Cumartesi gecesini 70-80 yaşında biri atlatamazdı. Bunu sizi korkutmak için söylüyorum, burundan ciğere inip doldurması aşırı hızlı ilerliyor, bu yüzden lütfen durumu ciddiye alın ve önlem alın.<br>Evinizde bu ilaçları bulundurun, en azından gargara yapın ara sıra.<br></p>



<p>Virüs kendini yağ tabakası ile koruduğu için yağ çözücüler işe yarıyor, sabun alkol… anti bakteriyel jel veya mendiller işe yaramaz çünkü bu bakteri değil.<br></p>



<p>Hasta mıyım acaba mı diye test vs. yapmanın bir anlamı yok, zaten hastalanınca anlamamanız imkânsız, ciğerleriniz sağlam değil veya yaşınız varsa, anlattığım belirtilerin başında bir hastaneye gidin, çünkü ciğerlere inince oksijen veya solunum cihazına ihtiyaç duyabilirsiniz.<br></p>



<p>Ben şu anda gayet iyiyim,<br>Hastalığın başından beri evde karantinadayım, ihtiyaçlarımı siparişle giderip online ödüyorum, kuryelere kapıyı bile açmadan kapı önüne bıraktırıyorum.<br></p>



<p>Bağışıklık kazanmış olma ihtimalim yüksek fakat kimseye de yaymamak için kendi karantinamı yapıyorum.<br>Bu mesajımı grupta olmayan aile bireyleri ve tanıdıklarınızla paylaşın lütfen.<br>Kimse birinci ağızdan nasıl bir süreç olduğunu anlatmıyor. Bu anlattıklarım internette tam olarak yok.<br></p>



<p>Kendinize dikkat edin…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-doktorun-dilinden-corona/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otlukbeli Zaferinin 547. Yıldönümü: 11 Ağustos 1473 -11 Ağustos 2020</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/otlukbeli-zaferinin-547-yildonumu-11-agustos-1473-11-agustos-2020/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/otlukbeli-zaferinin-547-yildonumu-11-agustos-1473-11-agustos-2020/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ÜNAL]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 08:19:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Otlukbeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15528</guid>

					<description><![CDATA[Otlukbeli Meydan Muharebesi, Osmanlı Padişahı Fâtih Sultan Mehmed ile Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan arasında yapılmış, ateşli silâhların meydan muharebesinde başarı ile kullanıldığı, bir savaştır… Osmanlı ve Akkoyunlu hânedânları arasındaki düşmanlık, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bâyezîd ve Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu, Oğuzlar’ın Bayındır Boyundan Kara Yölük Osman zamanına dek uzanıyordu. Osmanlılar Karakoyunlularla müttefikken Akkoyunlular da Timur&#8217;u desteklemişlerdi.Konstantinopolis’in Fethi ve Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Akkoyunlu Uzun Hasan&#8217;ın müttefiki olan Trabzon Rum İmparatorluğu&#8217;nun Fâtih Sultan Mehmed tarafından yok edilmesi (1461) sırasında Uzun Hasan, II. Mehmed&#8217;i protesto etmiş; ancak daha fazlasına cüret edememişti. Doğuda kazandığı başarılarla kendine güveni giderek artan Uzun Hasan&#8217;ın Karamanoğulları, Venedik, Papalık, Cenova ile ittifak ve iş birliği yapması, açıkça düşmanlık belirtisiydi. 1466&#8217;dan itibaren Osmanlı kuvvetleri Orta Anadolu&#8217;ya girerek Karamanoğullarını takibe başladı. Karamanoğlu kuvvetleri doğuya kaçarken Akkoyunlular sınırı geçti ve 1472&#8217;de Osmanlı birlikleriyle çatışmalar yaşandı. Beyliğini kaybeden Karamanoğlu Pir Ahmed ve Kardeşi Kasım Bey, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ı Osmanlılarla savaşa kışkırtıyorlardı. Ertesi yıl Fâtih Sultan Mehmed, bizzat ordunun başına geçerek doğuya yürüdü. Uzun Hasan&#8217;ın ordusu Karamanoğullarından arda kalanlarla takviye edilmişti. Ordu, kalabalık fakat düzensiz bir Türkmen ordusuydu. Akkoyunlu ordusunun ana gücünü 40.000’i mızraklı ve zırhlı, 30.000’i diğer silâhlarla donanmış 70.000 kişilik süvari birlikleri oluşturuyordu. Uzun Hasan&#8217;ın amacı, Osmanlı sipahilerini üstün süvarileriyle kıskaca alıp &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Otlukbeli Meydan Muharebesi, Osmanlı Padişahı Fâtih Sultan Mehmed ile Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan arasında yapılmış, ateşli silâhların meydan muharebesinde başarı ile kullanıldığı, bir savaştır…<br></p>



<p>Osmanlı ve Akkoyunlu hânedânları arasındaki düşmanlık, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bâyezîd ve Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu, Oğuzlar’ın Bayındır Boyundan Kara Yölük Osman zamanına dek uzanıyordu. Osmanlılar Karakoyunlularla müttefikken Akkoyunlular da Timur&#8217;u desteklemişlerdi.<br>Konstantinopolis’in Fethi ve Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Akkoyunlu Uzun Hasan&#8217;ın müttefiki olan Trabzon Rum İmparatorluğu&#8217;nun Fâtih Sultan Mehmed tarafından yok edilmesi (1461) sırasında Uzun Hasan, II. Mehmed&#8217;i protesto etmiş; ancak daha fazlasına cüret edememişti. Doğuda kazandığı başarılarla kendine güveni giderek artan Uzun Hasan&#8217;ın Karamanoğulları, Venedik, Papalık, Cenova ile ittifak ve iş birliği yapması, açıkça düşmanlık belirtisiydi.<br></p>



<p>1466&#8217;dan itibaren Osmanlı kuvvetleri Orta Anadolu&#8217;ya girerek Karamanoğullarını takibe başladı. Karamanoğlu kuvvetleri doğuya kaçarken Akkoyunlular sınırı geçti ve 1472&#8217;de Osmanlı birlikleriyle çatışmalar yaşandı. Beyliğini kaybeden Karamanoğlu Pir Ahmed ve Kardeşi Kasım Bey, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ı Osmanlılarla savaşa kışkırtıyorlardı. Ertesi yıl Fâtih Sultan Mehmed, bizzat ordunun başına geçerek doğuya yürüdü.<br></p>



<p>Uzun Hasan&#8217;ın ordusu Karamanoğullarından arda kalanlarla takviye edilmişti. Ordu, kalabalık fakat düzensiz bir Türkmen ordusuydu. Akkoyunlu ordusunun ana gücünü 40.000’i mızraklı ve zırhlı, 30.000’i diğer silâhlarla donanmış 70.000 kişilik süvari birlikleri oluşturuyordu. Uzun Hasan&#8217;ın amacı, Osmanlı sipahilerini üstün süvarileriyle kıskaca alıp yok etmekti.<br>Osmanlı ordusunun sipahileri de Uzun Hasan&#8217;ınkiler gibi Türkmen&#8217;di. Ancak büyük bir kısmı ateşli silâhlarla (tüfeklerle) donatılmış Osmanlı ağır piyadesi olan yeniçeriler ve süvari birliklerini oluşturan sipahiler, eğitimli ve çok daha profesyonel askerlerdi. Diğer taraftan, Sultan II. Mehmed, Konstantiyye’nin fethi sırasında gücünü ispatlayan topların meydan muharebesinde de kullanılmasını istiyordu. Bu amaçla ilk kez hafif havan topları üretildi ve bunlar, doğu seferine götürüldü. Otlukbeli Muharebesi, o güne kadar kale kuşatmalarında kullanılan topun meydan muharebesinde kullanıldığı ilk muharebedir.<br></p>



<p>Osmanlı ordusu Doğu Karadeniz dağları arasında ilerlerken Uzun Hasan&#8217;ın birlikleri gizlice yaklaştı. Hasan, Osmanlılara dağlarda baskın yapmayı plânlamıştı. Osmanlı keşif birlikleri çok yakına sokulan düşmanı son anda fark etti ve II. Mehmed, derhal savaş düzeni alınmasını emretti.<br>İki ordunun karşılaştığı arazi, akarsu tarafından yarılmış bir vadiydi ve savaşa hiç müsait değildi. Kayalıklar ve engebe yüzünden atların kullanımı çok zordu. Osmanlı beyleri geri çekilip ova bulmayı önerdiyse de düşman bu kadar yakındayken geri çekilme manevrasının tehlikeli olacağını düşünen Sultan II. Mehmed derhal savaşa girmeye karar verdi.<br></p>



<p>Savaş öncesinde Rumeli Beylerbeyi Has Murad Paşa Uğurlu Mehmet Bey&#8217;in tuzağına düştü ve Fırat Nehri&#8217;nde boğuldu. Bu asker içinde büyük üzüntüye neden olduysa da asıl muharebeler Tercan Ovası&#8217;nda Otlukbeli&#8217;nde yapıldı. Öncü birliklerle yapılan muharebede Davut Paşa galip gelip Akkoyunlu öncü birliklerini yenilgiye uğrattı. Sonra Akkoyunlu sağ cenah komutanı Zeynel Mirza&#8217;nın Davut Paşa&#8217;ya hücuma geçmesi üzerine Osmanlı sol cenah komutanı Karaman Valisi Şehzâde Mustafa Akkoyunlu sağ cenahını bozguna uğratıp Zeynel Mirza&#8217;yı azapların içine çekip onu öldürdü. Böylece Akkoyunlu sağ cenahı bozguna uğrayıp dağıldı. Bu sırada Osmanlı sağ cenah komutanı Amasya Valisi Şehzâde Bayezid önce Uğurlu Mehmet Bey&#8217;e saldırıp onun savaş alanından kaçmasına neden oldu. Uğurlu Mehmet Bey çekildikten sonra Akkoyunlu sol cenahını Mehmed Bakır komuta ediyordu. Şehzâde Bayezid üzerine saldırıp Akkoyunlu sol cenahını bozguna uğratıp, kendisini esir aldıktan sonra Uzun Hasan&#8217;a saldırdı. Hem Şehzâde Mustafa hem de Şehzâde Bayezid&#8217;in hücumlarına karşı koyamayan Uzun Hasan yerine kendisine benzeyen bir askerini bırakıp muharebe meydanından kaçtı.<br></p>



<p>Uzun Hasan, muharebe meydanından kaçarken, kendisini Osmanlılarla savaşa kışkırtan Karamanoğulları’ndan Pîr Ahmed ve Kasım beylere kızgınlığını ve kendi pişmanlığını şu sözlerle ifade ediyordu:<br>“Karamanoğlu, bednâm olasın, benim Osmanoğlu ile ne işim vardı?…”<br>Zaferden sonra Osmanlı komutanları düşmanı takibi önerdilerse de II. Mehmed ileri gitmedi. Arazi pusu kurmaya elverişliydi, muharebenin başında Osmanlı keşif birliklerinin düşmanı fark etmede geç kalmasını da göz önünde bulunduran II. Mehmed, düşmanın çekilip gitmesine göz yumdu.<br></p>



<p>Ertesi yıl çatışmalar devam ettiyse de Akkoyunlular için çöküş dönemi başlamıştı. Savaştan sonra Fâtih Sultan Mehmed pek çok ülkeye fetihnâmeler yollamıştır, bunlardan en dikkat çekici olanı Özbek hanına yollanan Uygurca fetihnâmedir. Otlukbeli Muhaberesi, birçok tarihçiye göre o dönemde kullanılan taktik, teknoloji ve insan gücü bakımından 15. yüzyılın en büyük meydan muharebesi olarak kabul edilir…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/otlukbeli-zaferinin-547-yildonumu-11-agustos-1473-11-agustos-2020/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
