<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Murat PADAK &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/murat-padak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2021 13:03:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Murat PADAK &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Batılılar &#8220;Teyzeler Günü&#8221; Diye Bir Şey İhdas Etse Onu da Kutlarız</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/batililar-teyzeler-gunu-diye-bir-sey-ihdas-etse-onu-da-kutlariz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/batililar-teyzeler-gunu-diye-bir-sey-ihdas-etse-onu-da-kutlariz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 13:03:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[batı hayranlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17434</guid>

					<description><![CDATA[Palavra günü yapsa onu da kutlarız. Bir nisan şakasında olduğu gibi. Black Friday yapsalar biz de Efsane Cuma yaparız. Gözümüz onlarda. Keler deliğine girseler, bildikleri bir şey var diyerek biz de gireriz. Dünya maymunculuk günüdür deseler, takvimlerimizde onu yazarız. Birbirimize maymuncuk günün kutlu olsun deriz. Bu, üretici olmayan yani tüketici toplumların refleksidir. Tüketici toplum olduğumuz sürece bu durum devam edecek. Batıdan sadece teknoloji değil kültür de ithal ediyoruz. Gelinlik çıkarıyorlar onu giyiyoruz. Damatlık çıkarıyorlar onu giyiyoruz. Dans çıkarıyorlar oynuyoruz. Düğünde sarmaş dolaş olun diyorlar onu da deniyoruz. Gelin damat düğün salonuna takla atarak girsinler diyorlar onu da yapıyoruz. Ördek dansı yapın diyorlar, hemen hazırız. İmam nikahı bizden, geri kalan organizasyon Batıdan… Okuldan mezun olunca papaz cübbesi giyin diyorlar onu da giyiyoruz. Akşam yatarken tanrı baba diye dua ediyorlar onu da yapıyoruz. Niye mi? Onları beyaz kendimizi siyah, beyazı üstün renk gördüğümüz için. Mübarek hocalarımın, babalarının babalar günü kutlamasına hayranım. Zaten ayetler ve hadisler Babalar Günü içindi. Hutbe ve vaaz konusu olmasın ona da şükür! Allah&#8217;ın rızası babanın rızasıdır diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Sana ne babalar gününden? Aslında Babalar Günü değil, babalara onların parasından hediye alma günü. Yani tüketme günü… Babalar Günü ile ilgili tüm reklamlar seni bir mağazaya yönlendiriyor. Hangisi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Palavra günü yapsa onu da kutlarız. Bir nisan şakasında olduğu gibi. Black Friday yapsalar biz de Efsane Cuma yaparız. Gözümüz onlarda. Keler deliğine girseler, bildikleri bir şey var diyerek biz de gireriz.</p>



<p>Dünya maymunculuk günüdür deseler, takvimlerimizde onu yazarız. Birbirimize maymuncuk günün kutlu olsun deriz.</p>



<p>Bu, üretici olmayan yani tüketici toplumların refleksidir. Tüketici toplum olduğumuz sürece bu durum devam edecek.</p>



<p>Batıdan sadece teknoloji değil kültür de ithal ediyoruz.</p>



<p>Gelinlik çıkarıyorlar onu giyiyoruz. Damatlık çıkarıyorlar onu giyiyoruz. Dans çıkarıyorlar oynuyoruz. Düğünde sarmaş dolaş olun diyorlar onu da deniyoruz. Gelin damat düğün salonuna takla atarak girsinler diyorlar onu da yapıyoruz. Ördek dansı yapın diyorlar, hemen hazırız. İmam nikahı bizden, geri kalan organizasyon Batıdan…</p>



<p>Okuldan mezun olunca papaz cübbesi giyin diyorlar onu da giyiyoruz. Akşam yatarken tanrı baba diye dua ediyorlar onu da yapıyoruz.</p>



<p>Niye mi?</p>



<p>Onları beyaz kendimizi siyah, beyazı üstün renk gördüğümüz için.</p>



<p>Mübarek hocalarımın, babalarının babalar günü kutlamasına hayranım. Zaten ayetler ve hadisler Babalar Günü içindi. Hutbe ve vaaz konusu olmasın ona da şükür!</p>



<p>Allah&#8217;ın rızası babanın rızasıdır diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Sana ne babalar gününden?</p>



<p>Aslında Babalar Günü değil, babalara onların parasından hediye alma günü. Yani tüketme günü… Babalar Günü ile ilgili tüm reklamlar seni bir mağazaya yönlendiriyor. Hangisi sana babanın hayrına bir çeşme yap, bir su sebili yap diyor? Yok tabi! Babaya kravat, babaya telefon, babaya ayakkabı… Anca tüketin!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/batililar-teyzeler-gunu-diye-bir-sey-ihdas-etse-onu-da-kutlariz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alimler Hakkında Yapılan Değerlendirmelerde İhmal Edilen Birkaç Husus</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/alimler-hakkinda-yapilan-degerlendirmelerde-ihmal-edilen-birkac-husus/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/alimler-hakkinda-yapilan-degerlendirmelerde-ihmal-edilen-birkac-husus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2021 10:06:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17383</guid>

					<description><![CDATA[Selef dönemindeki âlimleri bugünün ehli sünnet anlayışı ile ölçmeye kalkışırsanız ilginç sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Kimisine Şiî, kimisine Mürcie, kimisine tasavvuf düşmanı, kimisine hadis düşmanı derdiniz. Bugünün kavramları ile dünü sorgulamak, ölçmek ve değerlendirmek yanlıştır.Kelamda Eş’arî’yi, Maturidi’yi ve bunlara müntesip olan âlimleri, bugünün kelam anlayışı ile ölçerseniz çok garip sonuçlar ortaya çıkar.Taberî Tefsirinde geçen bilgileri bugünkü yaygın tefsir manaları ile değerlendirmeye kalkarsanız, ona çok büyük haksızlık edilir. Mesela Ebabil, bir kuş türü ismi değildir ve bir görüşe göre sürü halindeki kuşlar bulaşıcı bir hastalık (çiçek hastalığı) yaydılar…Sahabenin bir kısmı, Hazreti İbrahim’in, kurban etmek istediği oğlunun İsmail değil İshak olduğunu söyler. Birçok tefsirde de bu bilgi geçer. Bugün birisi bu görüşte olduğunu söylese ona Yahudilik yaftası vuracak bir sürü kişi var.Tabiun dönemi bazı âlimlere göre vahşi sığır türleri de kurban olur. Buna kanatlı hayvanlar da dâhildir…İmam Şafiî Şiilikle suçlanmış ve bu suçlama ile yargı önüne çıkmıştır.Ebu Hanife hakkında dönemin bazı büyük âlimleri aleyhte sözler söylemiştir.Fahreddin Razi, tefsirinde dünyanın dönmediğini söyler…Celaleyn Tefsirinde, âlimlerin ittifakıyla dünyanın küre değil, düz olduğu bilgisi geçer.Asırlardır bitmeyen farklı görüşler oldu. Hem de en saygın Sahabeler, en saygın Tabiun, en saygın ilim adamları bunları söyledi… Ama bugün kalıplaşmış tek tip İslami görüş veya anlayış ile herkesi sorguluyoruz. Bugün bir adam &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<ol class="wp-block-list"><li>Selef dönemindeki âlimleri bugünün ehli sünnet anlayışı ile ölçmeye kalkışırsanız ilginç sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Kimisine Şiî, kimisine Mürcie, kimisine tasavvuf düşmanı, kimisine hadis düşmanı derdiniz. Bugünün kavramları ile dünü sorgulamak, ölçmek ve değerlendirmek yanlıştır.</li><li>Kelamda Eş’arî’yi, Maturidi’yi ve bunlara müntesip olan âlimleri, bugünün kelam anlayışı ile ölçerseniz çok garip sonuçlar ortaya çıkar.</li><li>Taberî Tefsirinde geçen bilgileri bugünkü yaygın tefsir manaları ile değerlendirmeye kalkarsanız, ona çok büyük haksızlık edilir. Mesela Ebabil, bir kuş türü ismi değildir ve bir görüşe göre sürü halindeki kuşlar bulaşıcı bir hastalık (çiçek hastalığı) yaydılar…</li><li>Sahabenin bir kısmı, Hazreti İbrahim’in, kurban etmek istediği oğlunun İsmail değil İshak olduğunu söyler. Birçok tefsirde de bu bilgi geçer. Bugün birisi bu görüşte olduğunu söylese ona Yahudilik yaftası vuracak bir sürü kişi var.</li><li>Tabiun dönemi bazı âlimlere göre vahşi sığır türleri de kurban olur. Buna kanatlı hayvanlar da dâhildir…</li><li>İmam Şafiî Şiilikle suçlanmış ve bu suçlama ile yargı önüne çıkmıştır.</li><li>Ebu Hanife hakkında dönemin bazı büyük âlimleri aleyhte sözler söylemiştir.</li><li>Fahreddin Razi, tefsirinde dünyanın dönmediğini söyler…</li><li>Celaleyn Tefsirinde, âlimlerin ittifakıyla dünyanın küre değil, düz olduğu bilgisi geçer.</li><li>Asırlardır bitmeyen farklı görüşler oldu. Hem de en saygın Sahabeler, en saygın Tabiun, en saygın ilim adamları bunları söyledi… Ama bugün kalıplaşmış tek tip İslami görüş veya anlayış ile herkesi sorguluyoruz. Bugün bir adam tavuk kurban olur derse kıyamet kopar değil mi? Ama zamanında bu görüş de söylenmiş. İtibar edilir ya da edilmez ayrı mevzu. Ama zamanında muteber âlimlerce söylenmiş.</li><li>Allah’ın isimleri ve sıfatları konusunda Maturidi ve Eş’arî öncesine giderseniz birçoğunun görüşü, bugünkü selefilerin dediği ile uyuşur. Ama bugün bunu söyleyen selefiler, Allah’ın isim ve sıfatları konusunda müşebbihe veya mücessime olmakla itham ediliyor. Halbuki isim ve sıfatları tevil etmeden alan birçok Selef dönemi uleması vardır.</li><li>Bugünkü meşhur görüş olan Sahabenin fazileti sıralaması sonradan yaygınlık kazanmıştır. Selef döneminde Hazreti Ali’nin, Sahabe fazileti sırasında en başta olduğunu söyleyen birçok muteber âlim var. Bugün birisi bunu söylese önce ehli sünnetten çıkarılır ve sonra Şiilikle itham edilir…</li></ol>



<p>Tarihte muteber âlimlerin bugün yerleşmiş düşüncelere aykırı çok görüşleri var. Bunlar zenginliktir. Maalesef bugün kutuplaştırma malzemesi olmuş.</p>



<ol class="wp-block-list" start="13"><li>Bugün, birilerinin hedefi haline gelmemek için çok dikkat ediyoruz. Zira adam bizi ehli sünnetten çıkardı mı gel de yeniden Müslüman olduğunu ispatla! Ehli Sünnet’in kılıcını ve mührünü eline almış ve falan böyle dedi, filan bunu dedi. Bunlar İslam düşmanı, bunlar ehli sünnet düşmanı vesaire vesaire…</li></ol>



<p>İstiyorlar ki kendileri gibi tek tip Müslüman olalım.</p>



<p>Hayır! İslam, birkaç kişinin hobisinden ya da fobisinden ibaret değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/alimler-hakkinda-yapilan-degerlendirmelerde-ihmal-edilen-birkac-husus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>150 Bin Din Görevlisi Var. Peki, Niye Durum Böyle?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/150-bin-din-gorevlisi-var-peki-niye-durum-boyle/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/150-bin-din-gorevlisi-var-peki-niye-durum-boyle/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2021 13:09:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[din görevlisi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17361</guid>

					<description><![CDATA[Ahlaksızlık diz boyu? İçki, kumar, fuhuş, hırsızlık, yalan, sahtekârlık başını almış gidiyor? 1- Türkiye nüfusu 84 milyon. Ayrıca imam hatip sayısı 150 bin değil 100 binden azdır. Bu da yaklaşık her 850 kişiye bir din görevlisi düşüyor anlamına geliyor. 2- Türkiye laik bir ülkedir. Eğitim laiktir, yönetim laiktir, kanunlar laiktir. Bu da tüm bu alanlarda dinin bir etkisinin olmadığı anlamına geliyor. Yani mahkemeye gittiğiniz zaman istediğiniz kadar dindar olun ya da istediğiniz kadar dinden uzak olun (Allah muhafaza) dine dayalı bir hukuk ile yargılanmazsınız. 3- Din gönül işidir. Allah Teâlâ, “dileyen iman etsin, dileyen etmesin!” buyurmuştur. Dine inanmanın gönülden gelmesi gerekiyor. Halihazırda dinde cezası dünyada verilen suçların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu da şunu gösteriyor. Laik bir devlet değil de şeriata dayalı bir yönetim olsa yine de birçok günah, insanların vicdanına bırakılmış demektir. Din sadece tavsiye ve telkinlerde bulunur. Mesela yalan söylemenin günahı vardır. Ama dünyada cezası yoktur. 4- Dinin emir, tavsiye, yasak, öğüt, sakındırma gibi tüm içerikleri muhatapların buna içtenlikle uymasına bağlıdır. Din ve din adamı gerekli öğüdü verir. İnsanlar da ister yapar ister yapmazlar. 5- Din, düşüncede iyi olmayı, davranışta iyi olmayı ve ibadet etmeyi emreder, tavsiye eder. Ülkemizde bu tavsiye ve emirlerin tam aksine davranan binlerce &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ahlaksızlık diz boyu? İçki, kumar, fuhuş, hırsızlık, yalan, sahtekârlık başını almış gidiyor?</p>



<p>1- Türkiye nüfusu 84 milyon. Ayrıca imam hatip sayısı 150 bin değil 100 binden azdır. Bu da yaklaşık her 850 kişiye bir din görevlisi düşüyor anlamına geliyor.</p>



<p>2- Türkiye laik bir ülkedir. Eğitim laiktir, yönetim laiktir, kanunlar laiktir. Bu da tüm bu alanlarda dinin bir etkisinin olmadığı anlamına geliyor. Yani mahkemeye gittiğiniz zaman istediğiniz kadar dindar olun ya da istediğiniz kadar dinden uzak olun (Allah muhafaza) dine dayalı bir hukuk ile yargılanmazsınız.</p>



<p>3- Din gönül işidir. Allah Teâlâ, “dileyen iman etsin, dileyen etmesin!” buyurmuştur. Dine inanmanın gönülden gelmesi gerekiyor. Halihazırda dinde cezası dünyada verilen suçların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu da şunu gösteriyor. Laik bir devlet değil de şeriata dayalı bir yönetim olsa yine de birçok günah, insanların vicdanına bırakılmış demektir. Din sadece tavsiye ve telkinlerde bulunur. Mesela yalan söylemenin günahı vardır. Ama dünyada cezası yoktur.</p>



<p>4- Dinin emir, tavsiye, yasak, öğüt, sakındırma gibi tüm içerikleri muhatapların buna içtenlikle uymasına bağlıdır. Din ve din adamı gerekli öğüdü verir. İnsanlar da ister yapar ister yapmazlar.</p>



<p>5- Din, düşüncede iyi olmayı, davranışta iyi olmayı ve ibadet etmeyi emreder, tavsiye eder. Ülkemizde bu tavsiye ve emirlerin tam aksine davranan binlerce yayın organı, binlerce yayın, binlerce günah yerleri vardır.</p>



<p>6- Yani 850 kişiye bir imam düşüyorken, aynı 850 kişiye meyhane, birahane, fuhuş, rezalet tv kanalları, rezalet yayınlar, onlarca faizli banka vb. düşmektedir. Yani bir imamın düzelttiğini veya düzeltmeye çalıştığını bozmaya çalışan binlerce kişi var.</p>



<p>7- Her reklam arasında faizli bankaya teşvik edilir, dondurma yiyince kendisini çıplak kızların arasında hayal eden dondurma reklamı yapılır, filmlerin konusu ihanet, sadakatsizlik, aldatma, flört, fuhuş, yalan, sahtekârlık…</p>



<p>8- İmamın camide anlattığını, televizyon veya internet anında silip süpürüyor. Hepimizin evinde cami yok, imam yok ama caminin, imamın dediğinin aksini öğütleyen her şey var.</p>



<p>9- Dinin müdahale alanı yoktur. Hoca, yalan söylemeyin der, içki içmeyin der, faiz almayın der. Ama bunları yapan kişiye müdahale hakkı ve yetkisi yoktur. Böyle olunca bunları yapan kişinin sorumluluğu imama yüklenemez.</p>



<p>10- Devlet gücüyle olmadığı sürece durum bundan ibaret kalmaya devam edecektir. Bunun en bariz örneği, devletin kısıtlama yoluna gittiği bazı konuların din ile uyuşmasıdır. Mesela sigara bunun bir örneğidir. Devlet ve din beraber hareket edince, yüzde yüz olmasa da kısmen başarılı sonuçlar elde edilmiştir. İçki yine öyle. Bu konuda da din ve devlet beraber çalışır. Ama faiz öyle değil mesela. Kamu ve özel bankaları faize teşvik ederken, din istediği kadar faizden uzak durun desin… Paranın kokusunu alan, dinin üstünden geçip gidiyor.</p>



<p>11- Dine karşı önyargılı kimseler vardı, vardır, var olmaya da devam edecektir. Bunların da amacı dinin, hayatın serbest alanında bile nefes almamasıdır. Bu uğurda kendi askerlerini, neferlerini, Kur’ân tabiriyle “cehenneme çağıran imamlarını” yetiştiriyorlar. Maddi güç onların elinde, şehvet onların elinde, nüfuz onların elinde, medya, internet onların elinde… Azınlık değiller, çoğunluklar. Sayısal olarak az olsa da keyfiyet bakımından çokturlar.</p>



<p>12- Günah işlemeyen, suça karışmayan, örnek olan, dürüst olan ve toplumda örnek gösterilen peygamberleri bile takmadıkları ve dinlemedikleri için helak edilen onlarca kavim ve millet var. Yani 100 bin tane peygamber gelse, millet yine bildiğini yapar. Suç, nasihat edenlerde değil, bilakis nasihati sevmeyenlerde.</p>



<p>13- İmamlar gökten gelmedi. Sonuçta böyle bir toplumun eğitiminin, böyle bir toplumun örflerinin, böyle bir toplum hayatının ürünüdürler. Onlar da diğer insanların maruz kaldığı tüm günahlara, tüm dizilere, tüm televizyon kanallarına, tüm yayın organlarına maruz kalıyorlar. Zira imamlık ruhbanlık değildir. Toplumun içinde olmak ve kalmaktır. İnsanlar için tüm tehlikeler imamlar için de açıktır.</p>



<p>14- Bir de şu çuvaldız mıdır nedir, onu bir de kendimize batırsak? İmamlar öyle, hatipler şöyle, hocalar şunu yaptı… Peki, sen nasılsın? Boş ver imamı da sen nasılsın? Adam, rezaletin dibine batmış, aldığı her şeyde faiz kokusu var, işi hile ve alavere, borcuna sadık değil, ona yalan söylüyor buna iftira atıyor ama lafa gelince bu kadar imam ne iş yapıyor? Sanki imam sana faiz haramdır dese, eyvallah diyeceksin? Sanki imam sana içki günahtır dese, tamam diyeceksin… Sanki imam sana zinayı terk et dese, eyvallah hocam, diyeceksin!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/150-bin-din-gorevlisi-var-peki-niye-durum-boyle/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahalle Baskısı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/mahalle-baskisi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/mahalle-baskisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2021 10:27:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17355</guid>

					<description><![CDATA[Velid bin Muğire Kur’ân’ı dinleyince, bir an sanki onun kalbine yumuşaklık girdi. Bu haber Ebu Cehil’e ulaştı. Ebu Cehil onun yanına geldi ve ona dedi ki: “Ey amca, kavmin sana vermek için mal mülk toplamak istiyor. Çünkü sen, Muhammed’in yanına gidiyor ve ondan maddi beklentilere giriyormuşsun.” Velid dedi ki: “Kureyş biliyor ki, içlerinde en zengin olanı benim.”Ebu Cehil şöyle dedi: “Öyleyse onun hakkında öyle şeyler söyle ki, senin onu inkâr ettiğini kavmin anlasın.” Velid dedi ki: “Onun hakkında ne diyeyim? Vallahi içinizde şiiri benden daha iyi bilen kimse yok! İçinizde şiir ölçülerini de en iyi bileniniz benim! Kasideyi de benden iyi bileniniz yok! Cinlerin şiirlerini bile benden daha iyi bileniniz yok! Vallahi, Muhammed’in dedikleri bu saydıklarımın hiçbiri değildir. Vallahi, onun sözünde bir tatlılık var. Onda bir zarafet var. Onun sözleri; üstü meyvelerle, altı ise salkımlarla doludur. O, daime galip geliyor ama mağlup olmuyor. O, altına aldığı her şeyi paramparça ediyor.” Ebu Cehil dedi ki: “Onun hakkında kötü bir şeyler söylemezsen, kavmin senden razı olmaz!”Velid dedi ki: “Beni bırak da biraz düşüneyim!”Velid bir müddet düşündü. Sonra dedi ki: “Bu, eskilerden gelen bir sihirdir. Bunu başkalarından öğrenmiş!” ** Onlar adamlarından birini kaybetmemek için her türlü maddi manevi baskıyı yapmaktan geri kalmıyordu. O &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Velid bin Muğire Kur’ân’ı dinleyince, bir an sanki onun kalbine yumuşaklık girdi. Bu haber Ebu Cehil’e ulaştı.</p>



<p>Ebu Cehil onun yanına geldi ve ona dedi ki: “Ey amca, kavmin sana vermek için mal mülk toplamak istiyor. Çünkü sen, Muhammed’in yanına gidiyor ve ondan maddi beklentilere giriyormuşsun.”</p>



<p>Velid dedi ki: “Kureyş biliyor ki, içlerinde en zengin olanı benim.”<br>Ebu Cehil şöyle dedi: “Öyleyse onun hakkında öyle şeyler söyle ki, senin onu inkâr ettiğini kavmin anlasın.”</p>



<p>Velid dedi ki: “Onun hakkında ne diyeyim? Vallahi içinizde şiiri benden daha iyi bilen kimse yok! İçinizde şiir ölçülerini de en iyi bileniniz benim! Kasideyi de benden iyi bileniniz yok! Cinlerin şiirlerini bile benden daha iyi bileniniz yok! Vallahi, Muhammed’in dedikleri bu saydıklarımın hiçbiri değildir. Vallahi, onun sözünde bir tatlılık var. Onda bir zarafet var. Onun sözleri; üstü meyvelerle, altı ise salkımlarla doludur. O, daime galip geliyor ama mağlup olmuyor. O, altına aldığı her şeyi paramparça ediyor.”</p>



<p>Ebu Cehil dedi ki: “Onun hakkında kötü bir şeyler söylemezsen, kavmin senden razı olmaz!”<br>Velid dedi ki: “Beni bırak da biraz düşüneyim!”<br>Velid bir müddet düşündü. Sonra dedi ki: “Bu, eskilerden gelen bir sihirdir. Bunu başkalarından öğrenmiş!”</p>



<p>**</p>



<p>Onlar adamlarından birini kaybetmemek için her türlü maddi manevi baskıyı yapmaktan geri kalmıyordu. O gün ne ise bugün de aynısını yapıyorlar. Onların sanat camiasından biri olur da rol gereği bir Müslümanı canlandırmak istese ona hemen cephe alırlar. Olur da bir Müslüman türkü söylese ve o sanatçı da ona saz çalarak eşlik etse yine kudururlar. Sen onlardan mı oldun derler? Sadece sanatımı icra ettim dese de inandıramaz. İlla ki, muhalif olduğunu onun ağzından almak isterler. Farzı misal onlardan biri bir Müslüman Tv kanalına çıkacak olsa, onu hemen tehditlerle ve üstü kapalı ifadelerle aforoz ederler. Bir Müslümanla bir açılış programına katılan bir yazar olsa onu hemen kovmakla tehdit ederler.</p>



<p>Onlar kendi aralarında bile bu kadar müsamahasızlar. tahammülsüzler. Bir Müslümanın ağladığı şeye ağlayanı sorguya çekerler. Bir Müslümanın başına bir musibet gelse hep birlikte Twitter&#8217;i inletirler. Sevinç twitleri atarlar. Ama olur da onlardan biri geçmiş olsun dese, ona karşı bile insafsızca hareket ederler.</p>



<p>Evet, mahalle baskısı olanca gücüyle devam ediyor. Bize düşen nedir biliyor musun? Bize düşen ise mahalle sevgisidir. Olur da bizden birinin ayağı hafifçe kayacak olsa ona mahalle baskısı yapmayalım. Mahalle sevgisini gösterelim ki, karşı mahalleye taşınsa da yüreği buruk ayrılsın! Olur da bizden biri onların sazını çalmaya başlarsa, onu tehditlerle, şantajlarla korkutmayalım. Mahalle baskısı yerine mahalle sevgimizi gösterelim. Geri döneceği bir mahallesi olduğunu ona hatırlatalım.</p>



<p>İşte bizim karşı cenahtan farkımız bu olmalıdır.</p>



<p>Mahalle baskısı onların işi, mahalle sevgisi bizim işimizdir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/mahalle-baskisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanrıyı Anlamakta Güçlük Çekiyorum!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tanriyi-anlamakta-gucluk-cekiyorum/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tanriyi-anlamakta-gucluk-cekiyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 May 2021 12:44:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17345</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda buna benzer cümleleri sıkça duyar olduk. Allah bunu neden böyle yapmış? Hiç de akla uygun değil! Allah insanlara inanç konusunda fırsat eşitliği vermemiş! Allah erkeklere imtiyaz tanımış! Allah&#8217;ın bu yaptığı akla ve mantığa uygun değil… 1- Bir insanın konuşma dilinde kaç kelime vardır? Mesela 5000 kelime kapasitesi olan biri, 20.000 kelime kapasitesi olan birinin dediklerini tam anlar mı? Elbetteki tam anlamaz. Elindeki kelimeler, kalıplar, deyimler, betimlemeler kadarıyla anlar. Fazlasını ise sadece tahmin eder. 2- Akla uygunluk ne demektir? Kimin aklına uygunluk? Yüzlerce, binlerce ve hatta on binlerce akıl türü vardır. Paylaşmak duygusu kimisine göre iyi bir şey, kimisine göre ise iyi bir şey değildir. Yakın akraba evliliği (amca kızı, dayı kızı, hala kızı vb.) kimi toplum akıllarına göre çok iğrenç bir evlilik türü, kimi toplumsal akla göre ise ideal bir evlilik türüdür. 3- İçki, kimilerine göre akla uygundur. Zira derdi unutturur, neşe verir, rahatlatır vb. Kimilerinin aklına ise uygun değildir. Zira bir çok kötülük onunla aralanıyor. 4- Faiz, dünyanın en popüler kazanç türüdür. Alan da veren de halinden memnundur. Akla ve vakıaya uygun gözüküyor. Ama kimin aklına? Özellikle buradan kazanç elde edenlerin aklına uygun bir kazanç türüdür. 5- Sömürü ülkeleri var. Onlara göre sömürdükleri ülkelerin halkları onlar için &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda buna benzer cümleleri sıkça duyar olduk. Allah bunu neden böyle yapmış? Hiç de akla uygun değil! Allah insanlara inanç konusunda fırsat eşitliği vermemiş! Allah erkeklere imtiyaz tanımış! Allah&#8217;ın bu yaptığı akla ve mantığa uygun değil…</p>



<p>1- Bir insanın konuşma dilinde kaç kelime vardır? Mesela 5000 kelime kapasitesi olan biri, 20.000 kelime kapasitesi olan birinin dediklerini tam anlar mı?</p>



<p>Elbetteki tam anlamaz. Elindeki kelimeler, kalıplar, deyimler, betimlemeler kadarıyla anlar. Fazlasını ise sadece tahmin eder.</p>



<p>2- Akla uygunluk ne demektir? Kimin aklına uygunluk? Yüzlerce, binlerce ve hatta on binlerce akıl türü vardır. Paylaşmak duygusu kimisine göre iyi bir şey, kimisine göre ise iyi bir şey değildir. Yakın akraba evliliği (amca kızı, dayı kızı, hala kızı vb.) kimi toplum akıllarına göre çok iğrenç bir evlilik türü, kimi toplumsal akla göre ise ideal bir evlilik türüdür.</p>



<p>3- İçki, kimilerine göre akla uygundur. Zira derdi unutturur, neşe verir, rahatlatır vb. Kimilerinin aklına ise uygun değildir. Zira bir çok kötülük onunla aralanıyor.</p>



<p>4- Faiz, dünyanın en popüler kazanç türüdür. Alan da veren de halinden memnundur. Akla ve vakıaya uygun gözüküyor. Ama kimin aklına? Özellikle buradan kazanç elde edenlerin aklına uygun bir kazanç türüdür.</p>



<p>5- Sömürü ülkeleri var. Onlara göre sömürdükleri ülkelerin halkları onlar için çalışmalı. On devlet, bir devlet için çalışır. Bunların aklına göre yüz milyonlarca insan, beş on milyon nüfuslu ülkeler için köledir. Bunlara sorsan akıl böyle der.</p>



<p>6- Zina, tarafların rızası varsa akla uygun gözükür. Suç yok, zorlama yok, tehdit yok, baskı yok… Peki, zinayı suç ya da kötü yapan nedir? İlahî program yüklenmemiş akıl, bunu normal görmektedir. Nitekim şu an dünyanın bir çok ülkesinde zina, akla uygun olduğu gerekçesiyle meşru olmuştur.</p>



<p>7- Yani aklıma bu ayet yatmadı derken hangi akılla baktın da aklına yatmadı? İlahî programın yüklendiği akılla mı baktın? Yoksa beşeri ideolojilerin yüklü olduğu akılla mı baktın? Feminizm programı yüklü bir akılla Kur&#8217;an&#8217;a baktığın zaman aklının bir çok şeyi almaması gayet normaldir. Laiklik, sosyalist, komünist, egoist, naturalist, materyalist programların yüklü olduğu bir akılla Kur&#8217;an&#8217;a baktığın zaman değil on tane yüzlerce çelişki görmen gayet doğaldır. Zira Kur&#8217;an, feminizme aykırıdır, laikliğe aykırıdır, sosyalizme aykırıdır, materyalizme aykırıdır…</p>



<p>8- Sokaktan güzel bir kız geçince, kendinden geçiyorsun? Ya da kalıbı kaslı, kalbi paslı bir adam geçince, onu süzüyorsun. Gayet normaldir. O, bakılmaktan rahatsız olmuyor, sen de bakmaktan haz alıyorsun. Zira bakanda da bakılanda da ilahî program yüklü değil. Eğer sende ilahî program tam sürüm yüklenmiş olsaydı, o kadın çırılçıplak gezseydi yine ona bakmazdın. Baksaydın da haz almazdın. Zira tam sürüm İslam yüklü bir kadın da erkek de giyinişine ve gidişatına dikkat ederdi.</p>



<p>9- İnsanlar yaşadıkları çevrenin ve toplumun değerlerinin etkisinde kalarak Kur&#8217;an&#8217;a bakmakta ve Allah&#8217;ı da buna göre sorgulamaktadır. Zina toplumunda büyüyen biri için zinanın cezası hiç de insani değildir…</p>



<p>10- Bir de insanlar genellikle İslam&#8217;ı bir bütün olarak eleştirmemekte. Konuları ve meseleleri birbirinden koparmakta ve meselelere cüzi yani lokal olarak bakmaktadır. Mesela mirasa bakıp bir adaletsizlik görmektedir. Ancak mirasa, mihir sistemi, nafaka sistemi ile birlikte bakarsa bu adaletsizliği göremez. Kadın örneğin batı toplumunda ya da İslam&#8217;ın yasal olmadığı bir toplumda yaşamaktadır. Bu toplumda mihir yok, nafaka erkeğe ait değil. Kadın da adam da çalışmak zorundadır. Şimdi bu kadın bu toplumda nafakayı temin etmek zorunda kaldığı için mirası da tam istiyor. Bu, yaşadığı toplum açısından normal ve doğaldır. Ama Kur&#8217;an, kız kardeşe bir verirken, onun erkek kardeşine iki vermektedir. İşte batı toplumunda yaşayan kadın bu ayeti görünce bir haksızlık olduğunu düşünmektedir. Zira yaşadığı toplumun kuralları ile yaşamadığı toplumun kurallarını değerlendiriyor.</p>



<p>11- Türkiye mevcut yasaları ile şer&#8217;î hükümlerin tatbik edildiği bir ülke değildir. Halkı Müslüman ama kanunlar İslami değildir. Bu da ister istemez batı kanunları ile İslam kanunları arasına sıkışan bir Müslüman toplumu meydana getirmiştir. Müslüman toplum olmaları hasebiyle farzı misal evlenirken mihir vermektedir. Ama ölüm konusunda ise miras kanunlara göre taksim edilmektedir. Miras, beşeri kanunlara göre taksim edilmekte ve erkek zarar görmektedir. Zira evlenirken evlendiği kadına yüklü miktarda mihir vermiş veya vermeyi taahhüt etmişti. Kadın hem bunu almakta ki, yasada evlilik için böyle bir şart yok, hem de mirasta tam pay almaktadır. Yani halkı Müslüman ama kanunları İslami olmayan bir toplumda büyük bir karmaşa yaşanmaktadır. Mesela bu konuda kadın maddi konuda avantajlı durumda, erkek ise dezavantajlıdır. Kadın, İslam&#8217;ın belirlediği mihri de alıyor, beşerin verdiği mirası da alıyor…</p>



<p>12- Son bir kaç asırdır hak, hukuk, adalet, kadın hakları, aile, ekonomi, siyasi istikrar, gelişme ve ayakta durabilme gibi onlarca konuda çağı geriden takip eden Müslüman ülkelerin durumu da bu tür soruları da beraberinde getiriyor. Zira İslam sistemi dediğimizde, ilk sorulan, hangi ülke?</p>



<p>13- Evet, hangi ülke? Türkiye mi? Laik bir ülkeyiz. Mısır mı? Suriye mi? Suudi Arabistan mı? İran mı? Pakistan ya da Afganistan mı? Gerçekten İslami sürümün tam olarak yüklendiği bir toplum ya da ülke vermekte zorlanıyoruz.</p>



<p>14- Ama İslami ve ilahî programın yüklü olduğu Müslümanlar var… İtikadı, inancı, ahlakı ve yaşayışı ile iliklerine kadar Müslüman olanlar var. Bizim şu an bu sayıyı çoğaltmamız gerekir. İnsanların örnek Müslüman modellerini bolca görmeleri gerekir. Kadınıyla erkeğiyle Müslüman modellere ihtiyacımız var. Düğünü görünce kendinden geçmeyen Müslüman kadınlara, parayı görünce kendini kaybetmeyen Müslüman erkeklere fazlasıyla ihtiyacımız var.</p>



<p>15- Rabbim bizleri, ilahî programın güncel ve tam sürüm kurulu olduğu kimselerden eylesin!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tanriyi-anlamakta-gucluk-cekiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteciden Din Dersleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gazeteciden-din-dersleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gazeteciden-din-dersleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 May 2021 09:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Helal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17194</guid>

					<description><![CDATA[Maide Sûresi üçüncü ayette geçen bazı haram yiyecekler: Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah&#8217;tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Maide Sûresi 3. Ben burada insan eti görmüyorum. Bu gazeteci içkiyi, haram sayılan yiyecekleri anlatan ayette geçmediği için onun haram olmadığını savunmuş. Ama kendisi de ayette geçmeyen başka bir haram eklemiş. O da insan etidir. Ayrıca leş de haram diyor, Allah&#8217;tan başkası adına boğazlanan da haram diyor. Dikili putlar için kesilen koyun, keçi, inek de haram diyor… Hani üç tane idi? Gazeteci hanım, Maide Sûresinden sadece bir ayet okumuş onu da eksik okumuş, yanlış anlamış ve anlatmış. Halbuki Sûreyi devam ettirseydi 90.ayette şunu görecekti: Ey iman edenler! İçki , kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Maide Sûresi 90. Şeytan işi olan pislikler nasıl olur da helal olur gazeteci hanım? Herkes aklına gelene haram demeye meraklı demiş bir de. Herkes de aklına gelene helal demeye de baya meraklı imiş. Din, hakkında herkes konuşmaya da baya meraklı. Bu gazetecinin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Maide Sûresi üçüncü ayette geçen bazı haram yiyecekler:</p>



<p>Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah&#8217;tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı.</p>



<p>Maide Sûresi 3.</p>



<p>Ben burada insan eti görmüyorum. Bu gazeteci içkiyi, haram sayılan yiyecekleri anlatan ayette geçmediği için onun haram olmadığını savunmuş. Ama kendisi de ayette geçmeyen başka bir haram eklemiş. O da insan etidir. Ayrıca leş de haram diyor, Allah&#8217;tan başkası adına boğazlanan da haram diyor. Dikili putlar için kesilen koyun, keçi, inek de haram diyor… Hani üç tane idi?</p>



<p>Gazeteci hanım, Maide Sûresinden sadece bir ayet okumuş onu da eksik okumuş, yanlış anlamış ve anlatmış. Halbuki Sûreyi devam ettirseydi 90.ayette şunu görecekti:</p>



<p>Ey iman edenler! İçki , kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.</p>



<p>Maide Sûresi 90.</p>



<p>Şeytan işi olan pislikler nasıl olur da helal olur gazeteci hanım?</p>



<p>Herkes aklına gelene haram demeye meraklı demiş bir de.</p>



<p>Herkes de aklına gelene helal demeye de baya meraklı imiş.</p>



<p>Din, hakkında herkes konuşmaya da baya meraklı. Bu gazetecinin hangi cümlesini düzelteyim bilemedim. Teknik direktör din hakkında fetva verir, siyasetçi fetva verir, gazeteci fetva verir, sanatçı fetva verir… Ama din adamı sanat hakkında bir söz söylese başlarlar yaygara koparmaya. Sen hocasın, senin işin bu değildir derler. Din adamı siyaset hakkında yorum yapsa onu topa tutarlar. Ama gazeteci olursan hem siyaset uzmanı sayılırsın hem fıkıh profesörüsün hem sosyal bilimler uzmanısın hem ekonomi uzmanısın hem askersin hem müftüsün hem her şeysin…</p>



<p>Aslında bunlara cevabın bizden değil, diğer gazetecilerden gelmesi gerekiyor. Ona demeliler ki, sen Diyanet misin? Sen alim misin? Sen müftü müsün? Sen nesin? Gazeteci mi yoksa fetva kurul başkanı mısın?</p>



<p>Umarım gazeteci arkadaşlar buna gereken cevabı verir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gazeteciden-din-dersleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımız Bizim Anlattığımız ya da Yaşadığımız Dini Kaldıramıyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cocuklarimiz-bizim-anlattigimiz-ya-da-yasadigimiz-dini-kaldiramiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cocuklarimiz-bizim-anlattigimiz-ya-da-yasadigimiz-dini-kaldiramiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2021 09:38:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17103</guid>

					<description><![CDATA[Geçen seneden beridir birçok aile özelden çocuklarının durumu ile ilgili bazı sıkıntılarından bahsettiler. Çocukları dine ilgi göstermiyor, dini sorguluyor, dini eleştiriyor, hiçbir şeye inanmadığını söylüyor, Kur&#8217;an&#8217;ı kabul etmediğini söylüyor, namazı terk etti, kızım başını örtmek istemiyor vb. Çevrenizde de benzer aileler görmüşsünüzdür. Bu sorunların bir çok sebebi olduğunu kabul ediyorum. Ancak özellikle mütedeyyin ailelerde bu sorunun bir sebebi üzerinde durmak istiyorum. Gençlerimiz dinin ağırlığı altında eziliyor. Hangi dinin ağırlığı diye düşünüyor olabilirsiniz. Dinimiz yani İslam ağır bir din değildir. Hafiftir, esnektir, uysaldır, her ortama uygundur. Ancak dinin içine yük kattık. Hobilerimizi ve fobilerimizi din yaptık. Yapılması gereken on şey varsa bunu yüze çıkardık. Sakınılması gereken yirmi şey varsa bunu iki yüze çıkardık. Tırnağı şöyle kesme, şu vakit banyo yapma, eşine şöyle yapma, şu namaz, şu oruç, şu nazar, şu büyü, şu cin, şu elbise, şu sarık, şu takke, şu örtü, kaşına dikkat, başına dikkat, yürüyüşe dikkat, farz gibi anlatılan sünnet ibadetler, sünnet dahi olmadığı halde din adı altında dayatılan emir ve yasaklar, şu gece, şu kısmet… Sonu yok… Gençlerimiz annelerine ya da babalarına bakıyor. Onların kendi anladıkları dinin emir ve yasakları altında ezildiklerini görüyor. Genç bir kız düşünün ki, evlerine aile misafiri geldiği zaman misafir gidinceye kadar her tarafta olağanüstü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçen seneden beridir birçok aile özelden çocuklarının durumu ile ilgili bazı sıkıntılarından bahsettiler. Çocukları dine ilgi göstermiyor, dini sorguluyor, dini eleştiriyor, hiçbir şeye inanmadığını söylüyor, Kur&#8217;an&#8217;ı kabul etmediğini söylüyor, namazı terk etti, kızım başını örtmek istemiyor vb.</p>



<p>Çevrenizde de benzer aileler görmüşsünüzdür. Bu sorunların bir çok sebebi olduğunu kabul ediyorum. Ancak özellikle mütedeyyin ailelerde bu sorunun bir sebebi üzerinde durmak istiyorum.</p>



<p>Gençlerimiz dinin ağırlığı altında eziliyor. Hangi dinin ağırlığı diye düşünüyor olabilirsiniz. Dinimiz yani İslam ağır bir din değildir. Hafiftir, esnektir, uysaldır, her ortama uygundur. Ancak dinin içine yük kattık. Hobilerimizi ve fobilerimizi din yaptık. Yapılması gereken on şey varsa bunu yüze çıkardık. Sakınılması gereken yirmi şey varsa bunu iki yüze çıkardık. Tırnağı şöyle kesme, şu vakit banyo yapma, eşine şöyle yapma, şu namaz, şu oruç, şu nazar, şu büyü, şu cin, şu elbise, şu sarık, şu takke, şu örtü, kaşına dikkat, başına dikkat, yürüyüşe dikkat, farz gibi anlatılan sünnet ibadetler, sünnet dahi olmadığı halde din adı altında dayatılan emir ve yasaklar, şu gece, şu kısmet… Sonu yok…</p>



<p>Gençlerimiz annelerine ya da babalarına bakıyor. Onların kendi anladıkları dinin emir ve yasakları altında ezildiklerini görüyor. Genç bir kız düşünün ki, evlerine aile misafiri geldiği zaman misafir gidinceye kadar her tarafta olağanüstü sıkı tedbirler alınmış. Kimse kimseyi görmesin, duymasın, kapıyı kapat, evin içinde olağanüstü sıkı tedbirlerle giyinme, sokağa çıkma yasağı gibi koridora çıkma yasağı… Bir misafirin gelmesi ya da misafirliğe gitmek konusunda dinin tavsiyeleri içine o kadar beşeri emir ve yasak girmiş ki, değil çocuklar anne babalar bile bunun altında eziliyor.</p>



<p>Bir erkek çocuğu düşünün ki, babasının altından kalkamadığı dini yaşamak zorunda kalıyor.</p>



<p>Bunun okulu var, çarşısı var, pazarı var, düğünü var, gezmesi var, evliliği var, çalışma hayatı var, var da var…</p>



<p>Din, dine yapılan zamlar ile çok masraflı ve altından kalkılmaz hale gelmiş.</p>



<p>Öte yandan dini anlatanların din diye anlattıkları neler? Şefaat haktır. Buna inanmayan zındıktır, dinden çıkar. Öbürü diyor, şefaate inanmak torpildir, buna inanan tevhidi kaybeder. Sakal bile dini bir farz olmuş. Sakalsız erkek tuvalet taşından daha değersiz diyen hoca var. Sakal bırakmak Arap adetidir diyen hoca var… Biri çarşaf farzdır, diğer örtü biçimleri İslam&#8217;da yoktur diyor, diğeri ise örtü yoktur, örtü İslam&#8217;a sonradan girmiş diyor…</p>



<p>Medya hocalarının hobileri ve fobileri din olmuş… İşte gençler A hocasını dinlese B hocasına göre sapık, B hocasını dinlese A hocasına göre zındıktır…</p>



<p>Katıksız bir din yok mu Allah aşkına! Bir bidati bile elli tane teville zorla din diye dayatmaya çalışanlar var! Din sizin, canınızın çektiği ya da çekmediği şeylerin toplamı değildir.</p>



<p>Şu gençlerin haline bakın hele! Sırf namaza alışsın, namazı bırakmasın diye uydurulan şeye bak! Bir vakit namaz kılmamanın cezası 80 bin yıldır. Her günü ise dünyanın bin yılı gibi… Bu tür uydurma sözlerle din ağırlaşıyor ve kaldırılamaz hale geliyor…</p>



<p>Yetişkinlerin bile kaldıramadığı bu dini her taraftan şehvetin sarmaladığı gençlere dayatmaya çalışmak, onları daha da dinden soğutuyor.</p>



<p>Çözüm olarak fazlalıkları atarak, halis muhlis ve katıksız dini sunarak başlayabiliriz. Takva adı altında her şeyin en zorunu değil, İslam dairesinde yer alan en kolay dini emir ve yasakları anlatabiliriz.</p>



<p>Bilin istedim!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cocuklarimiz-bizim-anlattigimiz-ya-da-yasadigimiz-dini-kaldiramiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teravih Namazını Camide Kılmadan Camide Kılma Sevabını Alanlar Oldu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/teravih-namazini-camide-kilmadan-camide-kilma-sevabini-alanlar-oldu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/teravih-namazini-camide-kilmadan-camide-kilma-sevabini-alanlar-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 08:01:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Teravih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17064</guid>

					<description><![CDATA[Bunlar kimlerdir bilir misin? Bunlar, teravih namazı camide kılınacak diye sevinen kimselerdir. Bu sevinci yaşadılar. Camide teravihin tadı başkadır. Zira evde kılmak nefse ağır geliyor. Ama topluca kılınınca hafif geliyordu. Camide teravih hasretiyle yanıp tutuşanlar vardı. Bir de salgın ve tedbir değil de sırf teravihler camide kılınacak diye üzülenler oldu. Onlar kendilerini biliyorlar. Şimdilik onların dediği oldu. Teravihler belki ilk bir kaç hafta belki de tüm Ramazan ayı boyunca camide kılınmayacak. Tedbirler konusunda işin ehli bir şeyler söylüyor. Keşke başka şeyler hakkında da söyleselerdi. Keşke bilim kurulu ülkenin dört yanından toplanan ve sonra da ülkenin dört bir yanına dağılan maskesiz, mesafesiz siyasi cemaatlere de iki çift laf etseydi… Ama iki çift laf hep bizim hakkımız. Camilerde teravihin kılınmayacak olmasıtedbirler kapsamında alındığı için şikayet edecek ya da üzülecek değilim. Zira kapatılan veya kısıtlanan sadece camiler değil. Diğer kalabalık yerlerin de cemaati kapanma kapsamında. Bence konu sadece camiden ibaret değil. Zira okullar da aynı sıkıntıları çekti. Yarın okul başlanacak denildi. Sonra durduruldu. Haftaya yüz yüze başlanacak denildi. Sonra yine durduruldu. Okullar açıldı. İki gün sonra yine durduruldu. Yani kapanma ve kısıtlanma sadece camiler için değil. Özellikle öğretmen arkadaşlar çok gitgeller yaşadılar. Kahveler, halı sahalar, lokantalar için de aynısı oldu. Ama hepinizin malumu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bunlar kimlerdir bilir misin? Bunlar, teravih namazı camide kılınacak diye sevinen kimselerdir. Bu sevinci yaşadılar. Camide teravihin tadı başkadır. Zira evde kılmak nefse ağır geliyor. Ama topluca kılınınca hafif geliyordu. Camide teravih hasretiyle yanıp tutuşanlar vardı.</p>



<p>Bir de salgın ve tedbir değil de sırf teravihler camide kılınacak diye üzülenler oldu. Onlar kendilerini biliyorlar. Şimdilik onların dediği oldu. Teravihler belki ilk bir kaç hafta belki de tüm Ramazan ayı boyunca camide kılınmayacak.</p>



<p>Tedbirler konusunda işin ehli bir şeyler söylüyor. Keşke başka şeyler hakkında da söyleselerdi. Keşke bilim kurulu ülkenin dört yanından toplanan ve sonra da ülkenin dört bir yanına dağılan maskesiz, mesafesiz siyasi cemaatlere de iki çift laf etseydi… Ama iki çift laf hep bizim hakkımız.</p>



<p>Camilerde teravihin kılınmayacak olması<br>tedbirler kapsamında alındığı için şikayet edecek ya da üzülecek değilim. Zira kapatılan veya kısıtlanan sadece camiler değil. Diğer kalabalık yerlerin de cemaati kapanma kapsamında.</p>



<p>Bence konu sadece camiden ibaret değil. Zira okullar da aynı sıkıntıları çekti. Yarın okul başlanacak denildi. Sonra durduruldu. Haftaya yüz yüze başlanacak denildi. Sonra yine durduruldu. Okullar açıldı. İki gün sonra yine durduruldu. Yani kapanma ve kısıtlanma sadece camiler için değil. Özellikle öğretmen arkadaşlar çok gitgeller yaşadılar.</p>



<p>Kahveler, halı sahalar, lokantalar için de aynısı oldu.</p>



<p>Ama hepinizin malumu ki, bazı kesimlerin dokunulmazlığı var. Bu kadarını da normal (!) görmek lazım. Onlara bilim kurulu dahi ses edemez. Bence biz de siz de ses etmeyin… Tarih boyunca bu böyledir…</p>



<p>Rabbimiz bazı amellere niyet edip de onu yapamayanlara tam sevap vermiştir.</p>



<p>Rabbimiz şöyle buyurmuştur:</p>



<p>Kim Allah&#8217;a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah&#8217;a aittir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.</p>



<p>Nisa Sûresi 100.</p>



<p>Her kim teravihi camide cemaat ile kılınacak diye sevindi ise sonrasında camide teravihe izin verilmediği için kılamadıysa şüphesiz onun mükafatı Allah&#8217;a aittir…</p>



<p>Teravih, seni özledik. Tez gel!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/teravih-namazini-camide-kilmadan-camide-kilma-sevabini-alanlar-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sayın Hocalarım, Bu Vatandaşlara Acıyın Lütfen! Gelin Ortak Paydayı Konuşalım</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sayin-hocalarim-bu-vatandaslara-aciyin-lutfen-gelin-ortak-paydayi-konusalim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sayin-hocalarim-bu-vatandaslara-aciyin-lutfen-gelin-ortak-paydayi-konusalim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2021 11:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[usul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17022</guid>

					<description><![CDATA[Bugün birkaç video izledim. Türkiye&#8217;de saygın, alanında uzman, etrafında sürekli takipçisi olan bir kaç hocanın videolarını izledim. Her biri diğer bir hocaya hodri meydan okuyordu. Er meydanı sayılan TV kanallarına çağırıyordu rakiplerini. Hem de aşağılayıcı bir üslup ile. Üzüldüm gerçekten. Tartışmak istedikleri konular o kadar basit konular ki, cevabı olmayan konulardı. Her birinin ilkesi, hadis, tefsir, fıkıh ve kelami farklılığı vardı. Farklı düşünenlerin ayırıcı konularda ittifak etmesi imkansızdı zaten. Bugün cuma namazında hoca &#8220;Sünnete tabi olmanın öneminden bahsetti&#8221; Camide bu sohbeti dinleyen vatandaş namazdan sonra belki sosyal medyada, belki de akşam bir TV kanalında &#8220;Sünnet diye bir şey yok, hepsi emevi oyunu&#8221; diye bir hocanın sohbetini dinleyecek. Facebookta takip ettiği bir hocanın &#8220;Şefaat haktır, peygamber efendimiz şefaat edecektir, şefaati inkâr eden zındıktır&#8221; dediğini duyacak, sonra başka bir hocanın videosunu izleyecek bu sefer de &#8220;Şefaat torpildir, Allah torpil yapar mı? Allah&#8217;ın affetmediği kulu, peygamber mi affedecek?&#8221; gibi sözlerle karşılaşacak. Bir hocanın &#8220;Bugün mübarek gündür, namaz kılın, oruç tutun, Kuran okuyun, bu geceyi ihya edin&#8221; dediğini dinleyecek radyoda, sonra başka bir kanalda &#8220;Bunların hepsi bidat, bunları yapana sevap yoktur, bunlar hep hurafecilerin işi&#8221; gibi bir programa denk gelecek. Bir TV kanalında &#8220;kadınlar adetli iken namaz kılmazlar, oruç tutmazlar, tavaf edemezler&#8221; diye sohbet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün birkaç video izledim. Türkiye&#8217;de saygın, alanında uzman, etrafında sürekli takipçisi olan bir kaç hocanın videolarını izledim. Her biri diğer bir hocaya hodri meydan okuyordu. Er meydanı sayılan TV kanallarına çağırıyordu rakiplerini. Hem de aşağılayıcı bir üslup ile.</p>



<p>Üzüldüm gerçekten. Tartışmak istedikleri konular o kadar basit konular ki, cevabı olmayan konulardı. Her birinin ilkesi, hadis, tefsir, fıkıh ve kelami farklılığı vardı. Farklı düşünenlerin ayırıcı konularda ittifak etmesi imkansızdı zaten.</p>



<p>Bugün cuma namazında hoca &#8220;Sünnete tabi olmanın öneminden bahsetti&#8221; Camide bu sohbeti dinleyen vatandaş namazdan sonra belki sosyal medyada, belki de akşam bir TV kanalında &#8220;Sünnet diye bir şey yok, hepsi emevi oyunu&#8221; diye bir hocanın sohbetini dinleyecek.</p>



<p>Facebookta takip ettiği bir hocanın &#8220;Şefaat haktır, peygamber efendimiz şefaat edecektir, şefaati inkâr eden zındıktır&#8221; dediğini duyacak, sonra başka bir hocanın videosunu izleyecek bu sefer de &#8220;Şefaat torpildir, Allah torpil yapar mı? Allah&#8217;ın affetmediği kulu, peygamber mi affedecek?&#8221; gibi sözlerle karşılaşacak.</p>



<p>Bir hocanın &#8220;Bugün mübarek gündür, namaz kılın, oruç tutun, Kuran okuyun, bu geceyi ihya edin&#8221; dediğini dinleyecek radyoda, sonra başka bir kanalda &#8220;Bunların hepsi bidat, bunları yapana sevap yoktur, bunlar hep hurafecilerin işi&#8221; gibi bir programa denk gelecek.</p>



<p>Bir TV kanalında &#8220;kadınlar adetli iken namaz kılmazlar, oruç tutmazlar, tavaf edemezler&#8221; diye sohbet dinlerken, ertesi hafta aynı kanalda &#8220;adetli iken namaz kılınır, oruç tutulur, tavaf da yapılır&#8221; diye bir sohbet dinleyecek.</p>



<p>Bir hoca &#8220;peygamber efendimiz namazı yahudilerden öğrendi&#8221; diyecek, öbürü de &#8220;kim bunu söylerse Allah&#8217;a iftira atmış olacak diye sohbet edecek&#8221;</p>



<p>Vatandaş bir konferansta &#8220;Allah&#8217;ın kitabı Kuran neye yetmiyor, Kuran bize yeter&#8221; diye sohbet dinleyecek, başka bir konferansta ise &#8220;Her kim sünneti inkâr ederse dinden çıkar&#8221; diye bir sohbet dinleyecek.</p>



<p>Vatandaş sahura kalkacak. Bir hoca &#8220;ezan vakti girdi, Allah kabul etsin&#8221; diyecek, öbür kanalda ise başka bir hoca &#8220;sahurun bitmesine daha bir saat kadar zaman var, yiyin için&#8221; diyecek. Bu ikisini dinleyen vatandaş ne yapsın?</p>



<p>Örnekler bu şekilde uzuyor.</p>



<p>Benim tavsiyem şudur:</p>



<p>Lütfen kamuya açık sohbet, kamuya açık TV programlarda sadece ittifak edilen konuları konuşun. Türkiye&#8217;de ittifak edilecek o kadar konu var ki, bunları anlatsak asla ve asla tartışmalı konulara sıra gelmez.</p>



<p>Faizi konuşalım.<br>İçkiyi konuşalım.<br>Çocuk istismarını konuşalım.<br>Boşanma ile sonuçlanan evlilikleri konuşalım.<br>Kumarı konuşalım.<br>Kurbanı, Ramazanı konuşalım.<br>Kul hakkını konuşalım.<br>Hırsızlık ve yolsuzluğu konuşalım.<br>Tefecilik ve kamu malını korumayı konuşalım.<br>İşçi haklarını konuşalım.<br>Zekatı konuşalım.<br>Allah&#8217;ın isimlerini konuşalım.<br>Peygamber efendimizin ahlakını konuşalım.<br>Ortadoğu&#8217;yu konuşalım.<br>Peygamber Kıssalarını konuşalım.<br>Helak edilen kavimlerin işlediği suçları konuşalım.<br>..</p>



<p>Sayın Mehmet Okuyan hocam<br>Sayın Cübbeli Ahmet hocam<br>Sayın Caner Taslaman hocam<br>Sayın İhsan Şenocak hocam<br>Sayın Mustafa İslamoğlu hocam<br>Sayın Abdulaziz Bayındır hocam<br>Sayın Ebubekir Sifil hocam<br>Ve diğer tüm hocalarım, bu çağrım öncelikle sizedir.</p>



<p>Lütfen ihtilaflı konuları kitaplarınızda belirtin. Tez ve çalışmalar yapın. Sizin fikirlerinizi öğrenmek isteyenler kitaplarınıza baksın. Bir buçuk saatlik videolarınızın kırpılmış hali internet ortamında facialara yol açıyor. Sizden istirham ediyorum. Lütfen paylaştığınız yazıların altında birbirine küfürler savuran, hakaretler eden genç Müslümanların halini bir görün. Bakın ne hallere gelmiş gençlik. Suçlu sen ya da öbürü değil. Suçlu malesef hepimiz</p>



<p>Eğer medya ortamında sadece ittifak ettiğimiz konuları konuşursak gençlik bu hale düşmez, hocaları birbiriyle dövüştürmezdi.</p>



<p>Sayın hocalarım kendinize ait bir ders halkasında kullandığınız ifadeler o ders halkası için uygun olabilir. Ama sizi tanımayan bilmeyen birisinin o dersin bir kaç dakikalık videosunu izlemesi ciddi sıkıntılar doğuruyor. İnanın sizi seven ve sayanlar bile sizin bile kabul edemeyeceğiniz kadar aykırı fikirleri oluyor. Çünkü sizi uzaktan bir kaç dakikalık videolar ile tanıyor ve dediklerinizi yanlış anlıyor.</p>



<p>Sayın hocalarım, lütfen internet ortamına düşen ve yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla karışıklığa ve huzursuzluğa neden olan video ve paylaşımlarınızı kaldırın. Eğer üç beş yıl ülkemizin en güzide hocaları aynı konuları konuşsa ya da sadece ittifak ettikleri konuları konuşsa kardeşlik bağlarımız kuvvetlenecek.</p>



<p>Ama bu gidişat iyi değil. Hocalar yüzünden kafası karışık milyonlarca insanımız var. Kafası karışık binlerce genç var.</p>



<p>Buna son vermek bizim elimizde. Vebal de hepimize aittir.</p>



<p>Rabbim bizlere birlik, dirlik, irilik ve kardeşlik nasip etsin.</p>



<p>23 Mart 2018 tarihli yazı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sayin-hocalarim-bu-vatandaslara-aciyin-lutfen-gelin-ortak-paydayi-konusalim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kontrollü Hayat Ne Zor Değil Mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kontrollu-hayat-ne-zor-degil-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kontrollu-hayat-ne-zor-degil-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat PADAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 08:32:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrollü sosyal hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16957</guid>

					<description><![CDATA[Sürekli yasaklar, kısıtlamalar, cezalar, suç işleme psikolojisi, suçluluk duygusu, sorumluluk bilinci, yasakları delme ve çiğneme, vesaire vesaire… Aslında her Müslüman kontrollü ve kısıtlı bir hayat yaşıyor biliyor musun? Mesela her istediğini ya da canının her çektiğini yiyemiyor, içemiyor ve giyemiyor. İsteyenin içki içebildiği bir alemde, Müslüman kişi kısıtlamaya tabi idi. İçmiyordu. Parasızlıktan, yoksulluktan veya zararından dolayı değil, sırf Allah yasakladı diye uzak duruyordu içkiden. Mesela ihtiyacı olan herkesin rahatlıkla kullandığı faizli krediyi kullanmıyordu. Zira bir Müslüman, borç alma ve ekonomi konularında da kısıtlamalara tabi idi. Her parayı borç edemezdi. Yatırım yapacağım diye Allah&#8217;ın yasak ettiği faiz borçlanması yapamazdı. O zaten kısıtlamaya tabi olmuştu. Zira Rabbinin emri, demiri keserdi. Mesela istediği kızla, erkekle takılamazdı. Akşam onunla, gündüz şununla dolaşamazdı. Zira Rabbi onu kısıtlamıştı. Ona meşru olanı emretmiş, gayrimeşru olanı yasaklamıştı. Herkesin kızlarla, erkeklerle alem yaptığı bir alemde bir Müslüman, kısıtlamaya tabi olduğunun farkındaydı ve ona göre davranıyordu. Müslüman esasında kontrollü bir hayat yaşıyordu. Her şeyi kontrollü idi. Evlenmesi, boşanması, eşiyle ilişkisi, topluma karşı sorumlulukları, giyimi, kuşamı, yemesi, içmesi, oturması, kalkması hep kontrollü ve kısıtlı idi. Hatta gözleri bile kısıtlamaya tabi idi. İstediği gibi istediği yere bakamazdı. Rabbinin, bakma dediği yerden gözünü kısardı. Kulağını kısardı, dilini, elini, sözünü kısardı… Ama bazıları bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sürekli yasaklar, kısıtlamalar, cezalar, suç işleme psikolojisi, suçluluk duygusu, sorumluluk bilinci, yasakları delme ve çiğneme, vesaire vesaire…</p>



<p>Aslında her Müslüman kontrollü ve kısıtlı bir hayat yaşıyor biliyor musun?</p>



<p>Mesela her istediğini ya da canının her çektiğini yiyemiyor, içemiyor ve giyemiyor.</p>



<p>İsteyenin içki içebildiği bir alemde, Müslüman kişi kısıtlamaya tabi idi. İçmiyordu. Parasızlıktan, yoksulluktan veya zararından dolayı değil, sırf Allah yasakladı diye uzak duruyordu içkiden.</p>



<p>Mesela ihtiyacı olan herkesin rahatlıkla kullandığı faizli krediyi kullanmıyordu. Zira bir Müslüman, borç alma ve ekonomi konularında da kısıtlamalara tabi idi. Her parayı borç edemezdi. Yatırım yapacağım diye Allah&#8217;ın yasak ettiği faiz borçlanması yapamazdı. O zaten kısıtlamaya tabi olmuştu. Zira Rabbinin emri, demiri keserdi.</p>



<p>Mesela istediği kızla, erkekle takılamazdı. Akşam onunla, gündüz şununla dolaşamazdı. Zira Rabbi onu kısıtlamıştı. Ona meşru olanı emretmiş, gayrimeşru olanı yasaklamıştı.</p>



<p>Herkesin kızlarla, erkeklerle alem yaptığı bir alemde bir Müslüman, kısıtlamaya tabi olduğunun farkındaydı ve ona göre davranıyordu.</p>



<p>Müslüman esasında kontrollü bir hayat yaşıyordu. Her şeyi kontrollü idi. Evlenmesi, boşanması, eşiyle ilişkisi, topluma karşı sorumlulukları, giyimi, kuşamı, yemesi, içmesi, oturması, kalkması hep kontrollü ve kısıtlı idi.</p>



<p>Hatta gözleri bile kısıtlamaya tabi idi. İstediği gibi istediği yere bakamazdı. Rabbinin, bakma dediği yerden gözünü kısardı. Kulağını kısardı, dilini, elini, sözünü kısardı…</p>



<p>Ama bazıları bu kısıtlamaları deldi. Nasılsa cezası peşin değil, nasılsa cezayı infaz edecek kimse yok diye yasakları birer birer delenler oldu. Namazı terk edenler oldu. İçkiye başlayanlar oldu. Nasılsa hesap soran yok diye zinaya yanaşanlar oldu. Ne olacak ki, bir kereden diye o harama, bu harama, bu kısıtlamaya, bu günaha aldırmayanlar oldu…</p>



<p>Ama bazıları da cezasını görmese de kısıtlamaya elinden geldiği kadar uydu. Üstündeki yorganı atıp buz gibi suyla abdest aldı, namaz kıldı. Kimse ona ödül vermese de ibadetini elinden geldiği kadarıyla yaptı.</p>



<p>Genç kızların, vücutları ve bedenleri ile şov yaptığı bir dönemde Müslüman kızlardan, başından kaşına ve ayağından topuğuna kadar kendisini gizleyenler oldu. Niye biliyor musun? Allah ona sadece eşine helalsin dediği için. Sadece bu… Başka açıklaması yok. Başka sebebi yok… Bütün beğenilme arzusunu sırf Rabbinin emri gereği elinin tersiyle itti. Belki vefasız bir adama denk gelecek ama o yine de Rabbinin emrinin dışına çıkmayacak…</p>



<p>Her Müslüman kısıtlamaya tabidir. Kontrolsüz bir hayatı yoktur. Allah’ın çizdiği sınırlarda düşünebilir, çizdiği sofradan yiyebilir, çizdiği tarzı benimseyebilir ve çizdiği hayatı yaşayabilir…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kontrollu-hayat-ne-zor-degil-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
