<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hacı Murat Dinçer &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/haci-murat-dincer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 21:14:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Hacı Murat Dinçer &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Suriye ve PKK: Hafız’dan Olma Mitterand’dan Doğma</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/suriye-ve-pkk-hafizdan-olma-mitteranddan-dogma/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/suriye-ve-pkk-hafizdan-olma-mitteranddan-dogma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hacı Murat Dinçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 18:29:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12927</guid>

					<description><![CDATA[2003 yılında PKK silahlı terör örgütünün Suriye yapılanması olarak kurulan PYD kısa sürede batının bölgedeki taşeronluğunu üstlenerek aldığı lojistik, eleman ve eğitim desteğiyle mini, görece düzenli bir terör birliğine dönüştü. PKK ile halen ast üst, eleman/ malzeme geçişgenliği ve eylem birliği bağını koruyan PYD, destek aldığı batılı ülkelerin ve özellikle ABD’nin yeni silah deneme laboratuarı olma özelliğiyle de öne çıktı. “El kader el müşterek, Ettarih el müşterek, El müstakbel el müşterek” Ortak kader, ortak tarih ve ortak gelecek anlamına gelen bu slogan on yıl önce Türkiye ve Suriye Dışişleri Bakanlarınca Halep’te yapılan işbirliği toplantısına damgasını vurmuştu. Tarihi ve coğrafi hamiliğinin getirdiği sorumlulukla ‘’komşularla sıfır sorun’’ dış politikası kapsamında bir döneme damgasını vuran Türkiye’nin Ortadoğu açılımı Arap Baharıyla değişik bir boyut kazandı. Baskıcı ve totaliter yönetimlerin yerine mazlum halkın yanında durmayı yeğleyen Türkiye; Mısır, Suriye ve Libya üçgeninde batının ikiyüzlü politikalarının aksine yönetimlerin sokağa kulak vermeleri için elinden geleni yaparak tüm dünyaya demokrasi dersi verdi. Suriye özelinde: Hatay, Su ve PKK meseleleriyle kaderde ortak olmadığımızı açıkça ortaya koyan Şam Nusayri Rejimi; gasp ettiği ve elinde zorla tuttuğu ülke yönetiminde kaldığı sürece ortak bir gelecekten bahsetmenin mümkün olmadığını 2011 yılında başlattığı kıyımla da perçinledi. Halen devam eden ve milyonlarca mazlumun ölümden kaçıp &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2003 yılında PKK silahlı terör örgütünün Suriye yapılanması olarak kurulan PYD kısa sürede batının bölgedeki taşeronluğunu üstlenerek aldığı lojistik, eleman ve eğitim desteğiyle mini, görece düzenli bir terör birliğine dönüştü. PKK ile halen ast üst, eleman/ malzeme geçişgenliği ve eylem birliği bağını koruyan PYD, destek aldığı</strong><br />
<strong>batılı ülkelerin ve özellikle ABD’nin yeni silah deneme laboratuarı olma özelliğiyle de öne çıktı.</strong></p>
<p class="p1">“El kader el müşterek, Ettarih el müşterek, El müstakbel el müşterek”</p>
<p class="p1">Ortak kader, ortak tarih ve ortak gelecek anlamına gelen bu slogan on yıl önce Türkiye ve Suriye Dışişleri Bakanlarınca Halep’te yapılan işbirliği toplantısına damgasını vurmuştu. Tarihi ve coğrafi hamiliğinin getirdiği sorumlulukla ‘’komşularla sıfır sorun’’ dış politikası kapsamında bir döneme damgasını vuran Türkiye’nin Ortadoğu açılımı Arap Baharıyla değişik bir boyut kazandı. Baskıcı ve totaliter yönetimlerin yerine mazlum halkın yanında durmayı yeğleyen Türkiye; Mısır, Suriye ve Libya üçgeninde batının ikiyüzlü politikalarının aksine yönetimlerin sokağa kulak vermeleri için elinden geleni yaparak tüm dünyaya demokrasi dersi verdi.</p>
<p class="p1">Suriye özelinde: <b>Hatay, Su ve PKK</b> meseleleriyle kaderde ortak olmadığımızı açıkça ortaya koyan Şam Nusayri Rejimi; gasp ettiği ve elinde zorla tuttuğu ülke yönetiminde kaldığı sürece ortak bir gelecekten bahsetmenin mümkün olmadığını 2011 yılında başlattığı kıyımla da perçinledi. Halen devam eden ve milyonlarca mazlumun ölümden kaçıp ülkemize sığınması yol açan iç savaş Suriye’nin demografik yapısını batı eliyle Türkiye aleyhine değiştirdi. Bizzat Şam Rejimi’nin organize ettiği Reyhanlı Saldırısı’nın külleri hala sıcak ve ne Esed’in ne de Suriye’deki terör örgütlerinin gündemlerinde toprak bütünlüğünün sağlanarak iç savaşın bitirilmesi yok; bütün namlular Türkiye’ye dönmüş durumda. Suriye ile Türkiye arasındaki üç kadim problemden son süreçte bariz olarak öne çıkan PKK sorununa cerrah titizliğiyle yapılan müdahaleler sonuca götürecek nitelikte. Türkiye kararını verdi: Suriye’de, Irak’ta, İran’da ve ülke içinde PKK bitecek. PKK’yı etlendirip butlandıran Suriye’ydi, şimdi ülkesinin 1/3 ‘ü PKK tarafından ele geçirildi.</p>
<p class="p1">Ne demiştik? ‘’ Men Dakka Dukka!’’</p>
<p class="p1">PKK terör örgütünün peydah olması Mitterand’lar ve Esed’lerin gayrimeşru ilişkisi neticesidir. Hafız’dan olma Danielle Mitterand’ dan doğma PKK’ya amca ve dayılarının hala sahip çıkıyor olmasının şifreleri bu doğumda gizli.<span class="Apple-converted-space">  </span>Türkler bizi 400 yıl boyunca sömürdü yalanıyla ülkesindeki Arap nüfusu manipüle eden Şam Yönetimi, 250.000 Kürdü yok sayacak etnisite oyunlarını da yıllarca mandasında kaldığı Fransızların sömürge mantıklı politik aklından öğrendi. Buna karşın Kürtler adına faaliyet yürüttüğünü iddia eden PKK’ya 1979’dan bu yana kucak açmış olması ironi değil, 1920’lerde yazılan senaryoya ülkesinin parçalanmasına rağmen uyma sadakatidir.</p>
<p class="p1">PKK terör örgütünün Suriye macerası Abdullah Öcalan’ın Suriye’ye kaçtığı 7 Temmuz 1979 tarihinde başlar. Abdullah Öcalan değişik tarihlerdeki örgüt kayıtlarına geçen konuşmalarında Suriye’ye geçiş sebebini farklı gerekçelere dayandırmıştır; kimi zaman Şanlıurfa’nın çok sıcak ve sinekli olduğunu söyleyen Öcalan kimi zaman Türkiye’de giderek sıkışan örgüte manevra alanı kazandırmak için Suriye kaçışını gerekçelendirir. En kapsamlı açıklaması örgütün 1988’lerde tek yayın organı olan Serxwebun dergisinin Aralık-1988 sayısında bulunuyor:</p>
<p class="p1">Örgüt mensubu Şahin Dönmez’in yakalanmış olmasından bahsederek;<i>’’… Bu haber de geldikten sonra, taş çatlasa iki ay kalabilirsin. Biz Antep veya Van’a gitmek için karar almıştık. Fakat artık nereye gidilirse gidilsin, bu biçimde 1979’un kurtarılamayacağı açıkça görülüyordu. Bir defa, Şahin hemen hemen bütün ilişkileri biliyor, ikincisi Parti örgütlenmemiş, daha Siverek atılımı da yok, olsa bile taş çatlasa altı aydır, yine onunla uğraşabilirsen. Ayaklanma olasılığı var, onu bekliyor. Evren bunu bizzat ifade ediyor. Bir katliamla 12 Eylül için biçtikleri iki yıllık süreyi silecekler. Çoğu da öyle düşündüklerini söylüyor. Hareketin kesin o dönemeçte boğulacağının planlaması yapılmıştır. Bizim bu işi gerçekten ne kadar götürebileceğimiz belli değil. Ev yok, Urfa’da kaldığım evleri hatırlıyorum, imkân yok, yanına gittiğiniz bazı aileler var; esas olarak bazı gençler var, biz o gençlerin ailelerinin yanına gidiyoruz. Değil bir çalışma yapmak, bir yandan arı kovanı gibi karasinekler, bir yandan sıcak bastırıyor, bir iki arkadaşı çağırıyoruz biraz görüşüyoruz, fazla bir şey kurtarılamaz. Ve yine evde homurtular, bunlar kimdir kaldıramayız, dayanamayız diyorlar… Ayrı ev tutmak çok zordur. Bir de sokakta bile polisin adamlarınca kıskıvrak yakalanma tehlikesi var. Ve bir de hareket ilk defa tutuklamaya tabi tutuluyor… İçişleri Bakanlığı o zaman özel inceleme araştırma grupları kuruyor. PKK temel mesele olarak gündemdedir ve tasfiye sürecine girmiş, adım adım hareketin boğulma planı gerçekleşecek… O zaman hareketi kurtarmak için ne lazımsa onun yapılması düşüncesiyle M. Sait arkadaşı çağırdık. Hududu kontrol ettik, kesinlikle henüz kimsenin aklına gelmemiştir. Türkiye’de daha sonra yurtdışına çıkanlar iki sene sonra çıktılar. Biz tam iki sene önce nefes borularının kapatılmaması için önlem aldık, gerçekleştirdik. Şimdi yurtdışına çıkışın içinde gerçekleştiği tarih, siyasi atmosfer budur…’’ </i></p>
<p class="p1"><b>Önce Ayn El Arap Ardından Halep</b></p>
<p class="p1">PKK silahlı terör örgütü lideri Abdullah Öcalan paranoyak kişilik bozukluğuyla Suriye’ye geçini bu gerekçelere dayandırsa da kaçışını Suriyeli ve Bulgar silah kaçakçılarının organize ettiği, sınırı illegal yollardan geçerek ilk olarak Ayn el Arap’a (Kobani) oradan da Suriye istihbaratı Muhaberatla kurduğu ilişkiler neticesi Halep’e geçtiği biliniyor. Bu tarihten sonra PKK’nın yurtdışı faaliyetleri tamamen Suriye İstihbaratı güdümünde gelişmiş,1999 yılına kadar Şam’da ikamet eden Öcalan için Suriye, Suriye için de Öcalan her daim vazgeçilmez olmuştur.</p>
<p class="p1">Dünya terör tarihinde kendi ülkesi topraklarının bir kısmında etnisite temelli hak iddia eden terör örgütüne Devlet desteğini açıkça veren tek ülke Suriye’dir. PKK 1978 yılında yaptığı 1. Kongresinden bugüne kadar kurmayı hedeflediği sözde Büyük Birleşik Kürdistan hayaline Türkiye, Suriye, Irak ve İran’dan toprak kopararak erişeceğini defalarca deklere etmiştir. Kaldı ki günümüzde Suriye’nin yaklaşık 1/3 ünü kontrol eden PYD; Esed ailesinin gayrimeşru çocuğu PKK’nın küçük oğludur.</p>
<p class="p1">PKK silahlı terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın hangi nedenler, hangi şartlar ve nasıl Suriye’ye geçtiğinin yanı sıra diğer PKK mensuplarının da hangi amaçla ve şartlarda Suriye’ye geçtiğinin bilinmesinde yarar vardır: Abdullah Öcalan, Suriye İstihbaratı ve Filistinli Marksist örgütlerle geliştirdiği ilişikler neticesinde Türkiye’de bulunan 60-70 kadar örgüt militanını 1979 yılının Kasım ayında kaçakçılar yardımıyla sınırdan illegal yollarla geçirerek Suriye kontrolünde bulunan Lübnan Bekaa Vadisi’ndeki FKÖ / El Fetih örgütünün kamplarına yerleştirmiştir. 1980 yılına kadar askeri eğitim alan bu ilk grup tekrar aynı yollarla ve Suriye Devleti yardımıyla Türkiye’ye eylem için gönderilmiştir. Uzun yıllar devam eden bu gidiş geliş kolaylığının özellikle Suriye İstihbarat örgütü Muhaberat tarafından sağlandığı bugün bilinen bir gerçektir. Abdullah Öcalan’a 1979-1999 yılları arasında kişisel olarak; barınma, seyahat, koruma, Alman/Rus/Fransız/Yunan/Bulgar istihbarat elemanlarıyla network yardımı sağlayan Muhaberat halen kendi ülke topraklarını ABD yardımıyla işgal eden PKK/PYD terör örgütüyle iyi ilişkilerine devam etmektedir.</p>
<p class="p1">PKK silahlı terör örgütü lideri Abdullah Öcalan Suriye’ye geçmeden önce bölgedeki terör organizatörlerinin kontrolleri altındaki kaçakçılık şebekeleri vasıtasıyla kendisine gereken ilişkileri sağlamıştır. Suriye’ye geçtiğinde belirli bir süre kontrol altında tutulan Öcalan’a kısa bir süre sonra barınma ve kişisel imkânlar sağlanarak Suriye kontrolü altında bulunan Lübnan’a Türkiye’den eleman getirmesi yönünde Muhaberat tarafından telkinde bulunulmuştur. PKK’nın 1979 yılında Lübnan’a geçirdiği ilk grup El Fetih örgütünün kamplarında eğitim almış bu esnada aynı lokasyonda bulunan ASALA terör örgütüyle de iyi ilişkiler ve işbirliği geliştirmiştir. 1980 yılından sonra peyderpey Suriye topraklarını takiben Muhaberat kontrolünde Lübnan’a geçen PKK militanlarına farklı bir ihtimam gösterilerek bu yeni gruplar Filistin Demokratik Halk Cephesi (FDHC) kamplarına yerleştirilmiş zamanla bu kamplar tamamen PKK kontrolüne geçerek, PKK Bekaa Vadisinde bulunan diğer terör örgütleri gibi özerk bir yapı kazanmıştır. Suriye Devletinin PKK’ya 1980 başlarında gösterdiği özen ve ihtimamın yanı sıra örgütün kurulma aşamasında vermiş olduğu ikame, iaşe, silah ve sağlık yardımı örgütün palazlanmasına katkıda bulunarak karşılıklı bir eylem birliği geliştirmiştir. PKK terör örgütünün 1984 ve ilerleyen beş yılda Türkiye sınırları içinde yapmış olduğu eylemlerde; Suriye İstihbaratı organizesi ve Bekaa Vadisi’nde bulunan ASALA militanlarının eleman desteği bugün açıklığa kavuşmuş bir gerçektir. Abdullah Öcalan kendisine Suriye Devleti’nin sağlamış olduğu imkânlar ve güvenceler sayesinde örgütsel hazırlıklarını rahatlıkla sürdürebilmiştir. Suriye topraklarını irtibat ve organizasyon merkezi olarak kullanırken, Lübnan topraklarını da barınma ve eğitim amaçlı kullanmıştır. Türkiye içiyle devam ettirilmeye çalışılan irtibat ve ilişkiler Halep ve Haseki illerinin sınıra yakın köylerine konuşlandırılan örgüt mensuplarıyla gerçekleştirilirken, Avrupa ile ilişkiler Şam merkezli yürütülmüştür. Avrupa’ya giden ve gelen gruplar Şam Havaalanını kullanmışlardır. PKK’nın kurulmasından başlayarak devam eden yıllarda örgüt faaliyetleri açısından hayati önem arz eden Türkiye, Avrupa, Irak ve İran arasındaki network Suriye yönetiminin PKK’ya sağladığı imkânlar sayesinde Şam üzerinden kurulmuştur. Suriye’nin başkenti Şam’ın en nezih semti olan Mezze’de Muhaberat tarafından tahsis edilen lüks havuzlu evlerde örgüt faaliyetlerine devam eden Öcalan; bu evlerden örgütün sevk ve idaresini yaparken, özellikle Avrupa ve Balkan ülkelerinden gelen yabancı misafirlerini örgütün bayan militanlarının eşliğinde yine bu evlerde ağırlamıştır.</p>
<p class="p1">İsrail’in Lübnan’ı işgal etmesiyle başlayan süreçte Bekaa Vadisi’ndeki kamplardan Suriye içlerine çekilen PKK militanları Halep ve Haseki illerinin Türkiye sınırına yakın Suriyeli Kürtlerin ikamet ettiği köylere yerleşmiş; <b>‘’Suriye Alan Faaliyetleri’’</b> kapsamında: Sınır boyunca araziyi tanımak, köylerde bulunan Kürt kökenli Suriyelilerin PKK’ya katılmasını sağlayarak kurye ağını genişletmek, bölgede mevcut kaçakçılık ağını kullanarak Türkiye içindeki örgüt mensuplarıyla irtibat sağlamak faaliyetlerini Suriye Devleti izni ve kontrolünde yürütmüştür. Suriye’den illegal yollarla ülkemize girerken yakalanan PKK militanlarının üzerinden çıkan geçici ikamet belgelerinin Suriye istihbaratı tarafından verildiği ifadelerine yansımıştır. PKK’nın Suriye Alan Faaliyetleri 1982 yılının sonlarına doğru hız kazanmış, örgüt tamamen Suriye – Türkiye sınırına yerleşerek bölgede söz sahibi olmuştur. Suriye Kürtleri tarafından önceleri temkinli karşılanan bu durum, faaliyetlerin Suriye Devleti tarafından desteklendiği anlaşılınca, yıllarca Şam Rejiminden Kürtlerin gördüğü baskı ve yok sayılmanın PKK yandaşı ve mensubu olmakla aşıldığı realitesi karşısında destek verme yönünde evrilmiştir.</p>
<p class="p1">İlk yurtdışı deneyimini Suriye Devleti ve Lübnan ile yaşayan PKK zamanla Irak’ın Kuzeyine ve Türkiye içine de yerleşmeye başlamış ancak Abdullah Öcalan 1999 yılına kadar Şam’da sürdürdüğü Devlet destekli şatafatlı hayatından vazgeçmemiştir. 1998 yılında Türkiye ve Suriye arasında imzalanan Adana Mutabakatıyla iki ülke arasında var olan güven sorunu iyileşme sürecine girmiş, PKK lideri Abdullah Öcalan bir yıl sonra 9 Ekim 1999 tarihinde Suriye’yi terk etmiştir.</p>
<p class="p1">Öcalan’ın 1999 yılında yakalanmasından sonra bir dönüşüm süreci içerisinde giren ve yeni bir terör ağı yapılanmasına giden PKK; KCK’YI çatı örgüt olarak konumlandırdığı parça yapılanmasında Suriye kolu olarak 2003 yılında PYD’yi kurmuştur.</p>
<p class="p1">Lideri yakalanmış, Irak’taki varlığının ABD ve AB tarafından efektifliği kalmamış PKK; Türkiye’nin başlattığı çözüm odaklı yaklaşımlar neticesi iyice köşeye sıkıştığı bir noktada ülke içindeki eski partneri FETÖ yardımıyla süreci manipüle ederek giriştiği çukur barikat kalkışmasından da hazin bir yenilgiyle çıkıp çözülmeye yüz tuttuğu anda PYD/YPG olarak yeni sürgünlerini yine Suriye topraklarında vermeyi başarmıştır.</p>
<p class="p1">PYD 2003 yılında PKK tarafından Suriye’de kuruldu. PKK’nın yönetici kadrosunda yer alan Cemil Bayık ve Bese Hozat’ın eşbaşkanlığında toplanan KCK Yürütme Konseyi 2006 yılında bir bildiri yayımlayarak PYD’nin Batı Kürdistan (Rojava) olarak adlandırılan Kuzey Suriye’de KCK’ nın bir kolu<i> </i>olarak kurulduğunu kabul etti.</p>
<p class="p1">Suriye Kürtlerinin PKK içerisindeki yerini Bente Scheller<i>, The Wisdom Of Syria’s Waiting Game: Foreign Policy under the Assads (London Hurst and Company, 2013) ( ref. Polis Akademisi Yayınları )</i> ’de şu şekilde ifade etmektedir:</p>
<p class="p1"><i>‘’Suriye rejimi, PKK’nın bölgedeki etkinliğine göz yummakla kalmayıp; Suriyeli Kürtler arasından örgüte üye temin etmiştir. Suriye’nin Kürt politikasını uzun yıllar gözlemlemiş olan araştırmacı Ömer Şeyhmuz’a göre; PKK’nın Suriye’de, özellikle öğrenciler ve kadınlar arasında, ikna kabiliyeti yüksek elemanları vardı. Gençleri örgüte kazandırma konusunda çok başarılıydılar; örgüte kazandırılan bu gençler önce Lübnan’a, oradan da Türkiye’ye yollanırdı. Suriye güvenlik güçleri Suriye’deki Kürt topluluk içerisine de sızmıştı… Örgüte Suriye’den katılan militanların %30-35’i Suriye devleti eliyle örgüte kazandırılmıştı. Özellikle devletin güvenlik teşkilatı örgütlenmenin başlamasında ve düzenlenmesinde önemli rol oynuyordu. Afrin, Şam, Kamışlı ve Halep başta olmak üzere birçok yerde Kürtler ile temasları vardı. Örgüte katılacak militanlarla oldukça açık bir anlaşma yapmışlardı: Biz seni savaşman için Türkiye’ye yollayacağız, bunun karşılığında sen de askerlik yapmaktan kurtulacaksın, birkaç yıl sonra ülkene geri dönebilirsin. Bu sistem Kürt toplumunda saygın yeri olan doktorlar vb. profesyonel kişiler vasıtasıyla yürüyordu. Örgüte alınanlar Suriye’yi terk ettiklerinde güvenlik güçleri kimliklerine el koyuyordu. Bunun ardında yatan iki temel düşünce vardı: Güvenlik güçlerinin izni olmadan ülkeye geri dönemesinler ve Türkiye’de öldürülürler veya yakalanırlarsa bunun Suriye’ye bir yansıması olmasın. Bu strateji Suriye rejimi açısından ayrıca kullanışlıydı çünkü böylece hem ülkedeki Kürt aktivistlerden kurtulmuş oluyorlardı, hem de dolaylı yoldan Türkiye ile savaşıyorlardı.’’</i></p>
<p class="p1">PKK silahlı terör örgütü lideri Abdullah Öcalan tarafından AİHM’ ne sunulmak üzere 2001 yılında hazırlanan ‘’Sümer Rahip Devletinden Demokratik Cumhuriyete Doğru’’ isimli kitabın Suriye Kürtlerine yönelik çözüm önerileri bölümünde yer alan tespitler şu şekildedir: <i>‘’ Arapların ( Asurîlerin ) nasıl Kürtlerin içine uzanmış parçaları varsa, Kürtlerinde Arapların içine uzanmış parçaları bulunmaktadır. Bunların başında Suriye Kürtleri gelmekte, Suriye Kürtlerinin önemli bölümü tarih boyunca yaşanan isyanlar, aşiret kavgaları ve kanunsuzluklar sonucunda değişik alanlardan toplanma özelliğine sahiptir. Bunların kültürler arası değişim ve dönüşüm gibi önemli bir işlevi bulunmaktadır. Bu sürece daha sonra Ermeniler ve Türkmenlerinde yoğun katıldıkları görülmektedir. Dolayısıyla zengin bir dil, din ve kültürel değişiklik doğmaktadır. Suriye esas olarak bu tür zenginlikte bir ülke olarak şekillenmiştir. Demokratik uzlaşma ve hoşgörüye uygun bir ortam arz etmesi bu tarihsel oluşumlar nedeniyledir. Suriye’deki tüm grupların, dolayısıyla Kürtlerinde bu tarihi gerçeklikler çerçevesinde temel sorunları kendi kültürel kimliklerini koruyup geliştirme, anadilde eğitim, basın-yayın hakları ve siyasal yaşama özgür ve eşit vatandaşlar olarak katılarak haklarını hayata geçirmeleriyle çözümlenecektir. …. Yasallık mücadelesinin başarıyla sonuçlanması önemli bir demokratik kazanım olup, Suriye’nin genel demokratikleşmesine de güçlü bir katkıda bulunabilecektir. PKK’nın alanda yoğun bir sempatizan kitlesi bulunmaktadır. Bu kitlenin temel görevi bu yasal haklar çerçevesinde bir programla demokratik yasal örgütlenme ve mücadelesini Suriye’nin genel yurtseverlik ve demokratikleşme hamleleriyle birleştirmesi ve gelmiş oldukları anayurtlarındaki özgürlük mücadelesiyle destek ve dayanışma içinde bulunmasıdır.’’</i></p>
<p class="p1">Kuruluşunda Marksist Leninist bir ideoloji benimsediğini ilan eden PKK, Sosyalist Bloğun dağılmasıyla ideolojik bir sarsıntı geçirdi. PKK girdiği ideolojik çıkmazı “Kürt Milliyetçiliğiyle” aşmaya çalıştı. Ancak Abdullah Öcalan’ın yakalanması sonrası ifadelerinde: Ayrı bir Kürt Devleti kurmaya gerek kalmadığını açıklaması örgüt mensupları için ikinci bir ideolojik ve politik şok oldu. Örgüt bu çıkmazını da kültürel haklar, silahlı örgüt mensuplarının yurtiçinden çekilmesi, legal ve siyasi alanda faaliyet yürütme şeklinde aşmaya çalışsa da Abdullah Öcalan’ın mücadele temeline kendisinin ceza evinden çıkmasını koyması ve meydana gelen gelişmelere göre pozisyon almasından dolayı 1999-2001 yılları örgüt için çelişki yılları oldu. APO cezaevinde olduğu sürece tamamen kontrolü altında bulundurduğu etkin bir örgütü hem devlete hem de dünya kamuoyuna karşı bir yaptırım gücü olarak kullanabileceğini düşündü. Örgütü bir can simidi olarak kullandı.</p>
<p class="p1">Bu süreçte Teröristbaşı Abdullah Öcalan tarafından AİHM’ NE sunulmak üzere hazırlandığı iddia edilen <b>‘’ Sümer Rahip Devletinden Demokratik Cumhuriyete Doğru’’ </b>isimli kitapta: Başta Kürtler olmak üzere insanlığın kurtuluşuna dair çözümler ürettiğini iddia etti. Bu kitap PKK tarafından ‘’Yüzyılın Manifestosu’’ ilan edildi. Görüldüğü üzere silahlı eylem etkinliği kalmayan, planladığı sivil itaatsizlik kapsamındaki halk hareketini gerçekleştiremeyen; gerekli ideolojik, kültürel ve sosyal derinlikte entelektüel legal faaliyet yürütemeyen, adeta kör topal kalan örgüt toplama ve düzmece metinler üzerinden çıkış arama noktasına geldi. <span class="Apple-converted-space">  </span>PKK içinde bulunduğu bu çıkmazı ‘<b>’ DEĞİŞEREK ‘’</b> aşmaya karar verdi. Örgüt varlığını devam ettirmek için her türlü farklı görüş ve düşünceden kesimlerle faaliyet kararı aldı.</p>
<p class="p1">2003 yılında PKK silahlı terör örgütünün Suriye yapılanması olarak kurulan PYD kısa sürede batının bölgedeki taşeronluğunu üstlenerek aldığı lojistik, eleman ve eğitim desteğiyle mini, görece düzenli bir terör birliğine dönüştü. PKK ile halen ast üst, eleman/ malzeme geçişgenliği ve eylem birliği bağını koruyan PYD, destek aldığı batılı ülkelerin ve özellikle ABD’nin yeni silah deneme laboratuarı olma özelliğiyle de öne çıktı. PYD/YPG: FETÖ firarilerinden, Fransız Lejyonerlerine, Özel Güvenlik Şirketi adı altında uluslararası arenada boy gösteren özel askeri şirketlerden, Haç ve Gül şövalyeliğini devam ettiren radikal Hıristiyan tarikat mensuplarına kadar yedi düvelden gelen maceraperestin içine atıldığı bir çuval halini aldı.</p>
<p class="p1">Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi: Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela… Türkçe ismi Demokratik Birlik Partisi olan PYD (Partiya Yekitiya Demokrat)’nin silahlı kolu olan Halk Savunma Birlikleri YPG (Yekineyen Parastina Gel)’in bugün itibariyle silahlı militan sayısı 30.000-50.000 arasında değişkenlik gösteriyor. Başta Avrupa’dan olmak üzere dünyanın değişik yerlerinden gelerek YPG saflarına katılan Anarko marksistlerin giriş çıkış değişkenliği bu sayının net olarak ele alınmasını zorlaştırıyor.</p>
<p class="p1">YPG ABD’nin vermiş olduğu ağır silahlarla donatılmış durumda. 2015 yılından bu yana Suriye iç savaşından yararlanarak Afrin, Ayn el Arap (Kobani), Tel Abyad (Serekaniye), Kamışlı, Derik ve Resulayn yerleşkeleriyle Rojava olarak bilinen bölgeyi kontrol altına almış olan PYD; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ekim 2019 tarihinde Suriye’de gerçekleştirdiği sınır ötesi terör operasyonu neticesinde sınırımızdan 50 km içlere kovalandı.</p>
<p class="p1">Hamisi ABD’den isteği desteği bulamayan ve tarihi ilişkilerine dönerek Şam rejimiyle belirli bir oranda strateji geliştiren PYD Halen Suriye topraklarında onbinlerle ifade edilen silahlı eleman potansiyeline sahip ancak yakın süreçte bölgedeki diğer hâkim etkenler içinde elemanlarını eritecek gibi görünüyor.<span class="Apple-converted-space">  </span>Suriye iç savaşını fırsat olarak kullanan PKK/PYD devam eden sürecin önemli aktörü olma özelliğini yitirdi. Yenik, ezik ve mağara şartlarına döndürülen PKK/PYD’ nin Suriye’deki varlığı 1980 etkinliğinde bile değil. Bu bağlamda Abdullah Öcalan’la 1979’da Ayn el Arap’ta başlayan PKK’nın Suriye macerası PYD ile 2019’da yine Ayn el Arap’ta son buldu tespiti yerinde olacaktır.</p>
<p class="p1">Babaları bir anaları ayrı üvey kardeş Beşer’in artık PYD’ye vereceği ne ekmeği var ne de havuzlu villası. Herkes kendi derdine düşmüş durumda, yenilmez zannedilen Napolyon’un arkasına bakmadan Osmanlı Paşası önünden kaçtığı toprakların gerçek sahipleri geri döndü.</p>
<p class="p1">Suriye Türkmenleri, Arapları, Kürleri, Süryanileri, Ermenileri 1920 yılından bu yana özledikleri adalete ve özgürlüğe Türkiye Cumhuriyeti Devleti sayesinde kavuşuyor. PKK gibi Mezopotamya güveleriyse çölde, mağarada, dağda varlıklarının son bulacağı günleri korkuyla beklemekte.</p>
<p class="p1">Irak ve Suriye’deki hibrit varlığını kaybedeceğini anlayan PKK’nın bilinmeyen veya gözden kaçan iki açılımı var: Birincisi; Ermenistan/ Dağlık Karabağ, ikincisi; Kuzey Afrika.</p>
<p class="p1">Türkiye için son tahlilde ciddi bir tehdit oluşturmayacak gibi görünen bu terör konuşlanmasının önümüzdeki süreçte kardeş Azerbaycan ve Akdeniz havzası için değişik sorunlara gebe olduğu açık. Başkaca geniş bir araştırmanın konusu olacak yeni PKK açılımının arkasındaki aklın silah verdiği ve eğittiği bu taşeron paralı örgütten kolay kolay vazgeçmeyeceği ortada.</p>
<p class="p1">Tüm uzmanların mevcut ezberleriyle karşı çıkacağı bu tespit; 2020 yılında değişik bir üç harfle önümüze çıkacak olan PKK’nın yeni faaliyet alanlarını işaret ediyor. Libya, Kıbrıs Rum Kesimi ve Dağlık Karabağ’a yerleşecek olan PKK ve türevleri daha çokça konuşulacağa benziyor. Ferhat Abdi Şahin/Mazlum Kobani/Mazlum Abdi hakkındaki gelişmeleri bir de bu açıdan ele almakta fayda var. The New York Times bizim hikâyelerdeki enişte gibidir; durduk yere öptüğü görülmemiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/suriye-ve-pkk-hafizdan-olma-mitteranddan-dogma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PKK Neydi, Ne Oldu, Ne Olacak?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/pkk-neydi-ne-oldu-ne-olacak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/pkk-neydi-ne-oldu-ne-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hacı Murat Dinçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Sep 2019 20:30:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[Kandil]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12643</guid>

					<description><![CDATA[Kandil’i kaybeden, istismar ettiği Kürtler tarafından maskesi yüzünden çekilerek alınan, uzantısı siyasi partinin mevcut suni ittifaklarının önümüzdeki süreçte oyların modern siyasi seçimlilik şeklinde marjinalden normale aktarılmasına sebep olacağını iş işten geçtikten sonra anlayan, ülkemiz içindeki ve Irak’ın kuzeyindeki sahasında Türk Ordusu tarafından tamamıyla imha seviyesine getirilen, Devlet içine sızmış partnelerinin deşifre edilmesinden sonra istihbarat ve görmezden gelme ayrıcalığından mahrum kalan PKK önümüzdeki süreçte ne yapacak? Bir şeyi basitçe açıklayamıyorsan tam anlamamışsındır der Einstein. Düşmanlarımızı tanımlamamız ve adlandırmamız gerekir. Onlara ad koyarak sahip olduğumuzu onaylarız. PKK: 1970’lerde Abdullah Öcalan isimli şahıs ve birkaç arkadaşı tarafından kurulan; ülkemizin doğusu ile İran, Irak ve Suriye ülkelerinin bir kısmını da içine alacak şekilde “Bağımsız Birleşik Kürdistan” kurmayı hedefleyen ve bu hedefine “silahlı mücadeleyle” ulaşacağını açıklayan bir terör örgütüdür. Dünya tarihine en kanlı terör örgütü olarak geçen PKK, zaman içerisinde ana hedefi olan “Kürdistan” hayalinden vazgeçtiğini ve hatta silahlı mücadeleyi bıraktığını açıklamış olsa da bunun gerçek olmadığını yakın tarih bizlere gösterdi. Adını, ideolojisini, faaliyet alanını, taktiğini, sembollerini değiştirse de değişmeyen tek şey PKK’nın “Bağımsız Birleşik Kürdistan” hayali oldu. Abdullah Öcalan, 1977 yaz aylarında Kesire Yıldırım ile nikâh kıyarak bir yıl kadar inzivaya çekildi. Dikmen Toplantısı, Ankara Mimarlar Mühendisler Odası Toplantısı, Doğu illeri gezisi ve örgütün &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kandil’i kaybeden, istismar ettiği Kürtler tarafından maskesi yüzünden çekilerek alınan, uzantısı siyasi partinin mevcut suni ittifaklarının önümüzdeki süreçte oyların modern siyasi seçimlilik şeklinde marjinalden normale aktarılmasına sebep olacağını iş işten geçtikten sonra anlayan, ülkemiz içindeki ve Irak’ın kuzeyindeki sahasında Türk Ordusu tarafından tamamıyla imha seviyesine getirilen, Devlet içine sızmış partnelerinin deşifre edilmesinden sonra istihbarat ve görmezden gelme ayrıcalığından mahrum kalan PKK önümüzdeki süreçte ne yapacak?</strong></p>
<p class="p1">Bir şeyi basitçe açıklayamıyorsan tam anlamamışsındır der Einstein. Düşmanlarımızı tanımlamamız ve adlandırmamız gerekir. Onlara ad koyarak sahip olduğumuzu onaylarız.</p>
<p class="p1"><b>PKK:</b> 1970’lerde Abdullah Öcalan isimli şahıs ve birkaç arkadaşı tarafından kurulan; ülkemizin doğusu ile İran, Irak ve Suriye ülkelerinin bir kısmını da içine alacak şekilde “Bağımsız Birleşik Kürdistan” kurmayı hedefleyen ve bu hedefine “silahlı mücadeleyle” ulaşacağını açıklayan bir terör örgütüdür.</p>
<p class="p1">Dünya tarihine en kanlı terör örgütü olarak geçen PKK, zaman içerisinde ana hedefi olan “Kürdistan” hayalinden vazgeçtiğini ve hatta silahlı mücadeleyi bıraktığını açıklamış olsa da bunun gerçek olmadığını yakın tarih bizlere gösterdi. Adını, ideolojisini, faaliyet alanını, taktiğini, sembollerini değiştirse de değişmeyen tek şey PKK’nın “Bağımsız Birleşik Kürdistan” hayali oldu.</p>
<p class="p1">Abdullah Öcalan, 1977 yaz aylarında Kesire Yıldırım ile nikâh kıyarak bir yıl kadar inzivaya çekildi. Dikmen Toplantısı, Ankara Mimarlar Mühendisler Odası Toplantısı, Doğu illeri gezisi ve örgütün kurucu kadrolarından Haki Karer’in Gaziantep ilinde 18 Mayıs 1977 tarihinde başkaca bir Marksist Leninist Örgüt (Beş Parçacılar) öldürülmesinden sonra özellikle MİT’in kendisini takip ettiğini her platformda dile getiren Öcalan, Türk Solu yayını olan Aydınlık gazetesinde örgütle ilgili çıkan haberlerden de etkilenerek; evlenip bu işlerden elini ayağını çekmiş görüntüsü verdi. Ankara’da saklandığı evden uzunca süre çıkmadı.</p>
<p class="p1">1978 yılında Kürdistan Devriminin Yolu (Manifestosu) broşürü yayınlandı. Örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın yine örgütün kurucu kadrolarından Mehmet Hayri Durmuş’la birlikte hazırladığı bu broşür aslında 1975-76 yıllarında yazılmış, yayınlanmamıştı. APO’nun yukarıda bahsettiğimiz uzun inzivasına bir gerekçe olarak inziva çıkışında yayınlanan 68 sayfalık broşür çok gizli kaydıyla sadece örgüt sözde üst düzey militanlarına dağıtıldı. PKK’nın ilk yazılı bildirisi olma özelliğini taşıyan broşürün ilerleyen yıllarda yeni baskıları yapıldı. Bu belgede Marksist-Leninist ideoloji esas alınmış, örgütün amacı özetle: Sömürge düzenini zorla değiştirerek Birleşik Bağımsız Kürdistan’ı kurmak olarak açıklanmıştır. Bu ve bundan sonra örgüt için Öcalan tarafından yazılan tüm manifesto, kitap, broşür ve hatta kısa emirlerin bile taklit, kopya ve çalıntı olduğu ortaya çıkacaktır.</p>
<p class="p1">Örgütün 30 yıllık ideolojik erozyonunun son halkası olan KCK sözleşmesinde Öcalan bir ideolog olarak tanımlanır, örgütün yeni ideolojisi özetle toplumsal ekoloji, komünalizm ve demokratik konfederalizm olarak belirlenir. KCK Sözleşmesi Amerikalı Murray Bookchin’den çalıntıdır ve Öcalan bizzat KCK sözleşmesinin içinde iddia edildiği gibi bir ideolog değil, fikir hırsızıdır.</p>
<p class="p1">İdeolojisi sürekli değişen örgütte değişmeyen iki şey oldu: Bir; Birleşik Bağımsız Kürdistan hayali; İki; Bu hayale götürecek yol olarak kullanılan şiddet.</p>
<p class="p1">Şiddet kullanmaya “Apocular” adı altında 1978’lerde başlayan örgüt, kullandığı taktikleri zaman içerinde değiştirerek farklılaştırdı. Hatta kendi kitlesine bile açıklayamayacağı vahşilikteki şiddet eylemlerini kabullenmemek ve uluslararası kamuoyunda terörist örgüt imajından kurtulmak amacıyla TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) adı altında paravan bir örgüt kurdu. Şiddet eyleminin iç ve dış kamuoyundaki ilk anlık tepkilerine bakılarak; eylemin PKK genel politikasını zedeleyecek yansımaları görülürse eylemi TAK üstlenecek şekilde bir mekanizma geliştirildi.</p>
<p class="p1">PKK zamanının gereklerine göre ideolojisini değiştirmeyi bilirken taktik ve stratejisinde de değişikliklere gitti. Bugün ulus aşırı bir terör örgütü konumuna gelen PKK; Körfez Krizi, 11 Eylül ve Suriye savaşından kar eden taraf olarak çıkmayı ideolojik ve stratejik esnekliği sayesinde başarabildi.</p>
<p class="p1">2003 yılında parça yapılanmaya giden PKK’nın bölünerek büyüme stratejisi içinden mini paralı birlikler (PYD/YPG) çıkaracak bir yapıya dönüştü. Irak, Suriye, İran ve Avrupa’yı da kapsayan bu parça yapılanmanın başına KCK getirildi.</p>
<p class="p1"><b>Türkiye Yapılanması</b></p>
<p class="p1">&#8211; KCK/ BAKUR</p>
<p class="p1">&#8211; KCK Alan Merkezi Yürütmeleri</p>
<p class="p1">&#8211; HPG (Hezen Parastina Gel) &#8211; Halk Savunma Güçleri</p>
<p class="p1">&#8211; ÖSB (Öz Savunma Birlikleri)</p>
<p class="p1">&#8211; Gençlik Hareketleri (YDGH, DGH)</p>
<p class="p1">&#8211; KJA Kadın Hareketi (Kongra Jinan Azad &#8211; Özgür Kadın Kongresi)</p>
<p class="p1">&#8211; YPJ (Yekeniyan Parastina Jin &#8211; Silahlı Kadın Hareketi)</p>
<p class="p1"><b>İran Yapılanması</b></p>
<p class="p1">&#8211; KCK/ Rojhilat</p>
<p class="p1">&#8211; PJAK (Partiya Jiyahe Azade Kürdistan-Kürdistan Özgür Yaşam Partisi)</p>
<p class="p1">&#8211; KODAR (PJAK Yerine Kurulan Parti &#8211; Doğu Özgürlük Örgütü)</p>
<p class="p1">&#8211; YRK (Silahlı Kanat)</p>
<p class="p1"><b>Suriye Yapılanması</b></p>
<p class="p1">&#8211; KCK/Rojova</p>
<p class="p1">&#8211; PYD (Partiya Yekitiya Demoqratik- Demokratik Birlik Partisi)</p>
<p class="p1">&#8211; YPG (Halk Savunma Birlikleri).</p>
<p class="p1"><b>Irak Yapılanması</b></p>
<p class="p1">&#8211; KCK/BAŞUR (Irak)</p>
<p class="p1">&#8211; PÇDK (Partiye Çaresera Demokrati Kürdistan-Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi)</p>
<p class="p1">&#8211; HPG (Hezan Parastina Gel &#8211; Halk Savunma Güçleri)</p>
<p class="p1"><b>Avrupa Yapılanması</b></p>
<p class="p1">&#8211; KCD-Ewrupa (Avrupa Demokratik Toplum Kongresi)</p>
<p class="p1">Şematik ve kaba taslak olarak verilen PKK parça yapılanması bugün amacını aşmış, KCK parçalar arası dengeyi sağlamayaz şekle gelmiştir. Hemen her hafta örgüt şemasına yeni bir “ÜÇ HARF” ekleyen PKK yeni yoluna eski vahşet dolu örgüt tarihiyle devam edemeyeceğini anlamıştır. Hem isim değiştirerek hem de parçalarını müstakilleştirerek tek amacı olan : Bağımsız Birleşik Kürdistan yolunda adım adım ilerlemektedir.</p>
<p class="p1">PKK kuruluşundan bu yana legal alanda ve siyasi arenada varlığını sürdürmektedir. Demokratik sistemin ve seçme seçilme hakkının manipüle edilerek istismar edilen bölge halkının can korkusuyla gittiği sandıklardan çıkan ucubenin bugün halkın sesi olmadığının; kendi partilerinin önünden tüm dünyaya yankılanan “annelerin yürek sesinden “ daha iyi bir delili olabilir mi?</p>
<p class="p1">Batılı ortaklarıyla yeni bir din, yeni bir kültür ve yeni bir sosyal yaşamı Kürtlere dayatan PKK; Kürtlerin tarihinden gelen derin din, ahlak ve kültür anlayışının altında ezilmeye başladı. İletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması, Devletin tekrar gerçek sahiplerinin eline geçmesi bugün bölge halkında başlayan uyanışın başlıca sebepleridir.</p>
<p class="p1">İmam Şafi Hazretlerinin şefaat ettiği bir halka Yezidiliği dayatmak, namusunu canından öte tutan insanların dağa kaldırılan kızlarıyla el ele kucak kucağa fotoğraf yayınlamak, ataerkil bir aile yapısına sahip bölgeye komünal yaşam biçimini adapte etmeye çalışmak PKK’nın sonunu getirdi.</p>
<p class="p1">Öte yandan Devlet içine sızmış FETÖ teröristlerinin de bölgede kasıtlı olarak yaptığı, halkı rencide ve irite eden davranışlara bugün rastlamak mümkün değil. Halk gerçek Devleti ve gerçek PKK’yı 30 yıl sonra gördü. Bu çerçevede PKK eleman temini sıkıntısı yaşıyor. Kürt gençleri artık dağa çıkmıyor. Rol model olarak önlerinde duran örneklere bakarak, çalışıp okuyup hayatını kazanması için tek engelin kendisi olduğu ayırdına varıyor.</p>
<p class="p1">Bugün doğu coğrafyasındaki illerdeki ilkokul çocuklarından aldığınız cevaplar değişti: Büyüyünce ne olacaksın sorusuna artık “gerilla olacağım” cevabı verilmiyor. Kürt çocuklarına hayalleri tekrar verildi. Artık özgürce hayal kurabiliyorlar.</p>
<p class="p1">PKK her döneminde en vahşi şiddeti Kürt halkına karşı uygulamıştır. Devlete karşı alternatif bir güç olduğunu zihinlere yerleştirebilmek adına katledilen binlerce masum sivil var.</p>
<p class="p1">Öcalan tarafından kaleme alınan “Kürdistan’da Zorun Rolü” kitabında Bağımsız Kürdistan’a ulaşmak için mücadele yolu silahlı mücadele ve devrimci şiddete dayandırılır. PKK örnekleri ve eşitleri içinde en kanlı ,en vahşi ve şiddeti en kolay uygulayan terör örgütü olarak tarihe geçmiştir.</p>
<p class="p1">Kandil’i kaybeden, istismar ettiği Kürtler tarafından maskesi yüzünden çekilerek alınan, uzantısı siyasi partinin mevcut suni ittifaklarının önümüzdeki süreçte oyların modern siyasi seçimlilik şeklinde marjinalden normale aktarılmasına sebep olacağını iş işten geçtikten sonra anlayan, ülkemiz içindeki ve Irak’ın kuzeyindeki sahasında Türk Ordusu tarafından tamamıyla imha seviyesine getirilen, Devlet içine sızmış partnelerinin deşifre edilmesinden sonra istihbarat ve görmezden gelme ayrıcalığından mahrum kalan PKK önümüzdeki süreçte ne yapacak?</p>
<p class="p1">Bu soruyu yanıtlamadan önce, PKK’nın kuruluşundan bu yana şiddeti nasıl ve hangi taktiklerle kullandığını kısaca bir hatırlamakta yarar var: Apocular adıyla anılan henüz PKK adını almamış dar bir kadroya ve kısıtlı imkanlara sahip örgüt 1978-1984 yılları arasında Doğu ve Güneydoğu illerinde “silahlı saldırı” olarak adlandırabileceğimiz bir dizi eylem yaptı. Bu eylemler pusu atarak ve küçük silahlarla bölgede ağırlığı bulunan isim ve ailelere karşı yapılan eylemlerdi.</p>
<p class="p1">1984 yılına gelindiğinde PKK eylem şeklini değiştirdiğini ve ne kadar vahşi bir örgüt olduğunu herkese gösterdi. 15 Ağustos 1984 Şemdinli ve Eruh baskınlarından bu güne kadar PKK silahı terör örgütünün gerçekleştirmiş olduğu şiddet eylemi çeşitleri kısaca ve başlıklar halinde şöyle:</p>
<p class="p1">&#8211; Suikast</p>
<p class="p1">&#8211; Adam kaçırma</p>
<p class="p1">&#8211; Yol kesme</p>
<p class="p1">&#8211; Askeri birlik, polis kuvveti, korucular ve<span class="Apple-converted-space">  </span>hedef alınan Devlet binalarına ağır silahlarla saldırı ve sızma</p>
<p class="p1">&#8211; Askeri birlik, polis kuvveti, korucular ve hedef alınan Devlet görevlilerinin ve araçlarının geçeceği mahallere<span class="Apple-converted-space">  </span>konvansiyonel mayın döşeme</p>
<p class="p1">&#8211; Askeri birlik, polis kuvveti, korucular ve hedef alınan Devlet görevlilerinin ve araçlarının geçeceği mahallere<span class="Apple-converted-space">  </span>el yapımı patlayıcılarla tuzaklama</p>
<p class="p1">&#8211; Kırsal yapılanmasına yakın köylere silahlı saldırı, tecavüz ve yağma</p>
<p class="p1">&#8211; Korucu köylerine silahlı saldırı ve kitle katliamı</p>
<p class="p1">&#8211; Öğretmen,doktor, hemşire gibi halka hizmet amacıyla bölgede görev yapan Devlet görevlilerini öldürme, kaçırma, tehdit, görevini yapmayı engelleme</p>
<p class="p1">&#8211; Bölgeye ekonomik yatırım amacıyla gelmiş ve/veya bölgede bulunan iş adamlarına karşı öldürme, kaçırma, tehdit, yapılan işleri engelleme amacıyla iş makinesi yakma, tahrif etme, işçi öldürme ve kaçırma.</p>
<p class="p1">&#8211; Özellikle hayvancılık ve tarımla uğraşan bölge halkına karşı; toplu hayvan telef etme, ekin yakma.</p>
<p class="p1">&#8211; Canlı bomba</p>
<p class="p1">&#8211; Araç bomba</p>
<p class="p1">&#8211; Bombalı paket bırakma</p>
<p class="p1">&#8211; Okul basarak eğitim ve öğretimi engelleme, öğrenci öldürme, dövme</p>
<p class="p1">&#8211; Kitlesel halk nümayişleri düzenleyerek halkı ve Devleti karşı karşıya getirecek şiddet temmeli provakatif eylemler yapma</p>
<p class="p1">&#8211; Meskun mahallerde çukur ve barikatlar oluşturarak, halkı bu çukur ve barikatlarda zorla nöbete çıkarma, çıkmayanlara öldürme, dövme, işkence uygulama.</p>
<p class="p1">Yelpaze oldukça geniş. Şiddeti her yönüyle her alanda fitursuzca uygulayan PKK, şiddet eylemi biçimleriyle birlikte bu şiddeti uygulama taktikleri açısından da vahşiliğini ön plana çıkaran bir örgüttür. Uyguladığı şiddetle onbinlerce insanımızın hayatını kaybetmesine sebep olan PKK; hala yeni şiddet biçimleri ve taktikleri peşinde.</p>
<p class="p1">Bir parantez açalım; Dünyada bulunan terör örgütleri birbirlerine taktiklerini ithal ve/veya ihraç ederler. Çok uzaklardan IRA veya bugünkü İngiliz terörle mücadele birimlerinin tanımladığı adıyla IRA’dan arta kalanlar denizleri aşarak çukur/barikat/EYP taktiğini PKK’ya aktardı. Kuzey Uganda ve Sudan arasında faaliyet yürüten Evangelist bir terör örgütü olan Lord Resistence Army (Tanrı’nın Direniş Ordusu) uzuv kesme biçim ve metodlarını Arakan’da Müslümanları katleden Budistlere öğretti. Hem de tam bizim yaptığımız gibi; power point sunusu hazırlandı, bir çatı altında toplanılarak brifing verildi.</p>
<p class="p1">Bir örgütü ele alırken o örgütün lider olarak kabul ettiği kişiyi de analiz etmek gerekir. PKK terör örgütü Abdullah Öcalan’ın malıdır. Mevcut diğer tüm terör örgütlerinde sözde liderin düşünceleri, ilkeleri örgütün her düzeydeki elemanı tarafından tartışma konusu yapılabilir. Bu PKK için söz konusu değildir. Öcalan tarafından dikte edilen her şey kutsallık taşır ve tartışmaya kapalıdır.</p>
<p class="p1">Öcalan’ın çarpık kişiliği kuruluşundan bu yana örgütün ruhu haline gelmiştir. Travmatik bir çocukluk ve gençlik dönemi yaşayan; kendini bilim insanlarının bile örnek aldığı bir kişilik gibi dayatan megolaman Öcalan içindeki ezilmişlik ve ötekileştirilmiş ruh halini uyguladığı ve uygulattığı şiddetle aşmaya çalışmıştır. PKK’nın dışarıya uyguladığı şiddetin yanı sıra örgüt içi şiddet de sıradan bir uygulama halini almıştır. Kurulduğundan bu yana örgüt içi infazları onbinlere yaklaşan PKK kendini yiyerek büyüyen bir yılan gibidir.</p>
<p class="p1">PKK kendi tarihinde içine girdiği her çıkmazı şiddetle aşmaya çalışmış, örgütün yapısında gerçekleştireceği her yeniliği de şiddetle dayatmıştır.</p>
<p class="p1">Abbas arkadaş mahlasıyla 2012 yılında “Kıra Dayalı Şehir Gerillacılığı” kitapçığını örgütün matbaasında basarak yayınlayan Duran Kalkan özetle; “Örgütün kırda yenmez/yenilemez bir çizgiye geldiğini, klasik kır gerillasının sembolik olarak bırakılarak şehirlere yönlenilmesi gerektiğini, Devletin şehirlerde olduğunu ve şehirde yenilebileceğini, yeni bir gerilla sistemi olan şehir gerillasının etkin eylemleri değişik taktikler kullanarak yapmasının daha etkili olacağını, şehir gerillası olarak adlandırılan yapının ister sol terör örgütlerin modeli olan<span class="Apple-converted-space">  </span>hücre modelinde isterse de istihbarat örgütlerinin uyuyan ajan olarak nitelendirdiği modeli kullanabileceğini, şehir gerillasının kendiliğinden inisiyatif alarak müstakil eylemler yapması gerekliliğini, gerektiğinde her şeyin silah olarak kullanılabilceğini,<span class="Apple-converted-space">  </span>yeri geldiğinde bir bıçakla yapılacak etkili bir suikastın silahla/bombayla yapılan bir<span class="Apple-converted-space">  </span>eylemden daha fazla ses getirebileceğini, şehirde konuşlanacakların sabıkasız, takibe uğramayan, Devlet birimlerine rahat rahat girip çıkabilecek kişilerden seçilmesini, sabotaj, suikast, bombalama, EYP, yakın dövüş gibi konularda eğitimli, şehir hayatı içinde dikkat çekmeyecek yaşama sahip olmaları” gibi bir sürü detayı örgüte deklere etmiştir. Bunlar bir tavsiye değil örgütün yeni yapılanma biçimi olarak Duran Kalkan’dan örgüte verilen talimatlardı. Tam da bizler “çözümü” konuşurken, örgüt kendini bir el kitabıyla şehir içindeki çukur/barikat eylemlerine hazırlamıştı. Devlete sızmış FETÖ’cü teröristlerle, PKK sözde üst yönetiminin el ele “çözüm sürecini” nasıl manipüle ettiklerinin açık bir delilidir bu kitapçık.</p>
<p class="p1">Bir yanda Devleti yöneten akıl siyasi risk alarak terörü çözmek için yola çıkacak öte yandan Devlet içinde terörle mücadele, istihbarat ve daha etkin birimleri ele geçirmiş FETÖ, örgütün hazırlıklarından bihaber gibi davranak hatta bu hazırlıklara çanak tutup, eylemlerin fitilini ateşleyecek onlarca hainlik örneği sergileyecekti.</p>
<p class="p1">Mart 2012 tarihinde örgütün Roj Matbaası’nda basılan bu kitaptan Fetöcüler haberdardı. Bilgi vermek zorunda oldukları makamlara bilgi vermediler, mücadeleyi sahada yürüten birimlere kitabı deşifre ederek önlem almalarını sağlamadılar. Devletler tarihinde böylesine bir hainlik az rastlanır türdendir.</p>
<p class="p1">17 / 25 Aralık 2013 sürecinden sonra Devlet aklı, Devletin gerçek sahiplerinin eline geçince kronik bir durum almış çukur/barikat eylemlerini bertaraf edecek taktik ve stratejileri Kuzey İrlanda’da Londonderyy’de arayan çalışma gruplarının içinde bende bulundum. Ülkeye dönüp kitapçığı arşivlerin derinliklerinden bulduğumuzda hemen her şeyin bir iki sene önce Duran Kalkan tarafından yazılmış olduğunu gördük. Tüm çukur/barikat eylem süreci, hazırlığı, neler yapılacağı, nasıl yapılacağı maddeler halinde adeta bir prospektüs şeklide hazırlanmıştı.</p>
<p class="p1">PKK, yeni aldığı kararlarla 2013-2014 yıllarından sonra kırdaki varlığını sembolik hale getirerek şehirlere inmeyi planladı. Plana PKK içinden şiddetle karşı çıkan bir grup da vardı. Otuz yıldır dağdaki kazanımlara ve rahatlığa alışmış gedikli kırsalcılar Kandil’in bu kararını beğenmedi. Yeri gelmiş şehirleri bile düşürmüşler, dağdaki inlerine kaçarak saklanmışlardı. Haklarında şarkılar yazılmış, kitaplar basılmış, girdikleri “bazı” köylerde kahraman gibi ağıtlarla karşılanmışlardı. Onlara göre, “PKK için kırsal varlığı insan vücudunun atardamarları gibiydi. Şehir içlerinde kaybolup giderler, halkın içindeki hainler tarafından Devlete satılırlardı”.</p>
<p class="p1">Bu grup; örgüt içinde sesini yüksek çıkarabilecek, örgüt Önderliği tutsakken örgütü yönetenlere başkaldırabilecek kıdemdeydiler. İç muhalefete kulak asmayan Kandil,<span class="Apple-converted-space">  </span>şehir direniş planını aşama aşama devreye koydu. En büyük destekçileri Devlet içine sızmış bölgede görevli asker ve polis içindeki FETÖ mensubu hainlerdi. Şehirlere kamyonlarla silah taşındı, mahalle içlerinde silah ve bomba eğitimi verildi.</p>
<p class="p1">Kırsalcılar elini kolunu sallayarak üzerlerinde örgütün biraz tahrifatla adeta üniforma haline getirdiği leşker isimli yöresel kıyafetle<span class="Apple-converted-space">  </span>sırtta AK47 şehir içlerinde gezer olmuşlardı. Bunu şehir içi yol kesmeler, kimlik kontrolleri, çukur ve barikat önünde roketatarlarla tutulan nöbetler izledi. Çukur ve barikat kalkışması Devletin sert ve kararlı refleksiyle engellendi. Açtıklara çukurlara gömüldüler. Ancak arkalarında da onlarca yıl kapanmayacak tahrifat bıraktılar. Evler yıkıldı, insanlar sokaklarda kaldı. Devlet halkını yaknız bırakmadı. Ev verdi, aş verdi, iş verdi. Açılan yaralar çabucak sarıldı. Çukur/barikat eylemlerinin en şiddetli ve yoğun yaşandığı yerler olan: Diyarbakır/Sur, Şırnak/Cizre, Silopi ve İdil’de bugün huzur ve barış ortamı mevcut.</p>
<p class="p1">Çukur/barikatların bertaraf edilmesi için asker ve polisin ortak yürüttüğü “Meskun Mahal Operasyonları”’nda bile FETÖ mensubu hainlerin operasyonları akamete uğratmak için PKK ile birlikte planlayarak uyguladığı onlarca kara propaganda taktiği oldu. Propagandayla bir yere varamayacağını anlayan asker ve polis üniforması giymiş teröristler işbirliği yaptıkları teröristleri zırhlı araçlarla operasyon bölgesinden kaçırmaya, kendi emrindekileri kasıtlı olarak şehit ettirmeye kadar bir dizi hainliğin içinde de oldular.</p>
<p class="p1">Devletin ekmeğiyle büyüyen Devletin gerçek evlatları ya kuzgun leşe ya Devlet başa diyerek bu oyunu bozdu. 15 Temmuz kalkışmasına teşebbüs eden bölge komutanlarından çoğunun Meskun Mahal Operasyonları esnasında bu gibi hainlikler içinde olduğu bu gün ortaya çıkmış bir vaka.</p>
<p class="p1">Bu çerçevede Suriye’deki terör yapılanmasından da söz etmek gerekir. PYD, 2003 yılında PKK tarafından Suriye içinde kurulmuş, PKK’nın parçası olan bir terör örgütüdür. YPG, PYD’nin silahlı kanadıdır. YPG içinde faaliyet gösteren çekirdek kadro PKK’nın silahlı kanadı olan HPG içinden YPG’ye kuruluş aşamasında aktarılan militanlardır.</p>
<p class="p1">PYD, Kobani’de DEAŞ ihalesini aldıktan sonra batılı akıl hocaları tarafından PKK’dan farklı bir yapıymış gibi lanse edilmeye başlandı. Batılı muktedirler kendi halklarına DEAŞ tehlikesiyle savaşan seküler biraz da devrimci bir yapıyı allayıp pullayıp yeni bir yapıymış gibi gösterdiler. Batıdaki anarşist, devrimci, lejyoner hatta radikal Hıristiyanların PYD saflarına katılarak DEAŞ’a karşı mücadele etmelerinde bir mahsur yoktu; Cannes Film Festivali’ne kadar uzanan güzellemeler seyrettik. Salondakiler, bayan teröristlerin mücadelesini (!) anlatan filmi ayakta alkışladı. DEAŞ’tan sonrası biraz karışık.</p>
<p class="p1">Suriye’de kendini tasviye eden DEAŞ şimdilik kurucu aklı tarafından uykuya yatırıldı. “Artık PYD/YPG’ye gerek kalmadı haydi herkes kendi köyüne” derken karşımıza 50-60 bin sayılarına ulaşan, modern dünyanın konvansiyonel savaş gereçleriyle donatılan, kendisine Suriye’de bir devletçik kurma hayallerini üst amaç, Batı’nın Suriye’de çıkarlarına tehdit gördüğü her oluşuma karşı durmayı alt amaç belirleyen mini bir paralı terör birliği çıktı.</p>
<p class="p1">Biraz kafa karıştırıcı gelen ancak asıl amaca götüren yolda havuç sopa denkleminde bulduğumuz Kandil’deki PKK sözde yöneticilerinin başına stratejik ortağımız (!) ABD’nin koyduğu para ödülü takdire şayan bir algı yönetimi taktiğiydi. Artık PKK’ya “dağdan in, küçül, marjinalleş, sıra Türkiye’ye gelene kadar kitleni diri tut ve bekle” deniyordu.</p>
<p class="p1">Bu gerçekler ışığında şunları söyleyebiliriz: PKK kurulduğu günden bu yana uyguladığı hiçbir şiddet taktiğinden vazgeçmemiştir. Bir süre uygulamaz, askıya alır ancak vazgeçmez.</p>
<p class="p1">Başta kırda başlayan sözde gerilla tarzı yapılanmasını, 2015 yılı itibariyle sözde şehir gerillası tarzına çevirmeye çalışan PKK için bu eylem tarzı bitti demek<span class="Apple-converted-space">  </span>kör bir iyi niyetlilik olur. Canlı bomba eylemlerinden, araç bomba eylemlerine, kitlesel halk hareketlerinden suikatlere uzanan bir şiddet sarmalından beslenen PKK önümüzdeki günlerde değişik taktiklerle şiddet karnesine yeni olaylar ekleyecektir.</p>
<p class="p1">PKK’nın Kandil eksenli kır yapılanması artık bitme noktasında. Ülkemiz içindeki dağlardan neredeyse silindiler. Bunda gelişen teknolojiye ayak uyduran milli ve yerli sermayeyle üretilen İHA ve SİHA’ların katkısı oldukça fazla.</p>
<p class="p1">Öte yandan silahlı kuvvetler ve polis içinde FETÖ mensupları temizlenmeye devam ediyor. İlk reaksiyon olarak istihbarat ve terörle mücadele birimlerinden temizlenen FETÖ militanları yerine göreve gelenler tüm dünyaya parmak ısırtacak operasyonların altına imza atıyorlar. Devletin terörle mücadeleyle görevli birimleri arasında müthiş bir uyum söz konusu haliyle bu da sahaya olumlu yansıyor. Son otuz yıldır duyduğumuz “köşeye sıkıştılar“ lafı<span class="Apple-converted-space">  </span>bu sefer doğru. Bitiyorlar. Ancak biten PKK’nın Kandil eksenli kır yapılanması. Ülke içindeki legal platform aynı gazla devam ediyor. PKK eski deneyimlerinden hareketle şehir içlerinden açıktan denediği eylem çizgisini farklı bir yapıya kaydırıyor. Örgüt içi muhalafet edebilecek eski teröristlerin hemen hepsi Bayık, Kalkan ve Karayılan üçlüsü tarafından etkisizleştirildi.</p>
<p class="p1">PKK, kırsalda dron ve benzeri risksiz eylemleri gerçekleştirecek, Irak’ın Kuzeyi’nde konuşlu, Suriye’deki PYD/YPG yapılanmasıyla geçişgenliği olacak küçük ve teknik birkaç grubunu bırakarak tüm ağırlıyla şehirlere inmenin peşinde. Sözde yönetici kadro bu yeni yapıyı Kıta Avrupası’ndan yönetme kararını aldı bile, İmralı’dan gelecek son talimatlar bekleniyor. Onlarca yıldır enerjimizi tüketen PKK devam eden günlerde de bu rolünü oynayacağa benziyor.</p>
<p class="p1">Kırsalda kalan teröristler yapacakları muhtemel eylemlerde genelde dron ve benzeri insansız hava araçları kullanma yönünde yönlendirilmiş durumda. Örgüt 2015 başlarında dron kullanmaya başladı. Başlarda keşif amaçlı kullandığı bu araçlara şimdilerde patlayıcı yükleyerek eylem arayışına girdi. Örgütün elinde batılı sahipleri tarafından verilmiş bir noktadan onlarca patlayıcı yüklü mini dronu kontrol edebilecek mekanizmalar olduğuna dair bilgiler geliyor. Yakın tarihlerde Irak’ın kuzeyi veya Suriye’deki atölyelerde imal edilmiş el yapımı İHA ve SİHA’ları duyarsak şaşırmayın.</p>
<p class="p1">Teknolojinin tekelini elinde tutanlar sahaya sürdükleri piyonlarından hiçbir şeyi esirgemiyorlar. Bu gün PYD uydu destekli bir GBT (Genel Bilgi Toplama) ağına sahip. Yani Irak’ın Kuzeyinden PYD’nin konuşlandırıldığı mahallere doğru gittiğinizde ABD askerlerinin de içinde bulunduğu kontrol noktalarında kimliğiniz alınarak tabletler aracılığıyla “kaydınıza” bakılıyor. Bir ağdan kayda bakabilmeniz için veri girmeniz gerekir. Türk vatandaşlarının “kaydına” bile bakılabilecek verileri PKK/PYD-YPG’ye FETÖ verdi. Devlet içine sızdılar, çaldıralar ve terör örgütüne servis ettiler.</p>
<p class="p1">Şehirlere sızacak olan PKK bunun gerekliliğini ve etkinliğini yine şiddetle anlatmak isteyecektir. Böyle olmamasını ve hain planlarının gerçekleşmeden Devlet tarafından önlenmesini temenni ediyoruz. Şehir denelemeleri çukur/barikat ekseninde başarısız olan ve güdük kalan PKK yeni bir takım taktik ve stratejilerle şehirlere yuvalanıyor. Öncelikli hedefler İstanbul başta olmak üzere büyük şehirler. Şehirlerde hücre yapılanmasını öngören PKK, daha önce örgütten veya herhangi bir suçtan kaydı olmayan, her yere rahatlıkla girip çıkabilecek, değişik maske ve lejantarla kamufle olabilecek sansasyonel eylem kabiliyeti olan kişileri seçti. Bunlar keşfe karşı koyma, takipten kurtulma gibi istihbarat konularında eğitildiği gibi sabotaj, suikast, bombalama gibi konularda da eğitildi. Öte yandan şehirlerde, FETÖ’den ihraç, hapishane eskisi, eski polis ve askerlerinde içinde bulunduğu gruplardan destek almaları da söz konusu. Nümayişe dönüşen muhtemel bir provokasyonda bunları kalabalıkların içinde görmemiz mümkün. Örgüt bu yeni şehir eşkiyalarını legal yapılarının yanında dahi görmek istemiyor. Mutlak bir disiplin ve gizlilik söz konusu.</p>
<p class="p1">Ancak bunlar nafile çabalar. 1914’de Yemen’de ünlü İngiliz casusu Lawrence deşifre eden Teşkilatı Mahsusa görevlisi Ahmet Hamdi Bey’in torunları artık iş başında. PKK ister CIA, ister MOSSAD ister BND destekli olarak şehirlere girsin her an ensesinde Türk İstihbaratının nefesini hissederek, sanrı nöbetleri içinde yok olup gidecek. Sonun başlangıcına giren örgütün Suriye’deki yapılanması da Türk Ordusunun bir bölüğüyle önüne katıp kovalıyacağı bir cıvıklıkta. Bahçenin itini vurmak için bahçe sahibinden izin alınmaz. Bu günlerde oralarda çadır karışık, gözümüz üstlerinde. İşler durulunca Suriye’deki PKK /PYD-YPG yapısı yok edilecek, PKK terör tarihi kitaplarının sayfalarında en vahşi ve en kanlı terör örgütü olarak yerini alacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/pkk-neydi-ne-oldu-ne-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
