<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erbay Eraslan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/erbay-eraslan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Aug 2022 09:00:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Erbay Eraslan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zülfü Livaneli, Neden “Sultan Abdülhamid” Romanı Yazar?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/zulfu-livaneli-neden-sultan-abdulhamid-romani-yazar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/zulfu-livaneli-neden-sultan-abdulhamid-romani-yazar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erbay Eraslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2022 08:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Zülfü Livaneli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18382</guid>

					<description><![CDATA[Aslında cevap tek cümle: Biz küfrün varlığını hazmedebiliyoruz, onlar İslam’ın varlığını hazmedemiyorlar. Normal olarak herkes her alanda, istediği konuyu yazabilir. Bunun değerini okuyucu takdir eder. Peki bu etik midir? Zülfü Livaneli, Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid’in Selanik’te sürgünde olduğu günleri anlattığı “Kaplanın Sırtında” isimli bir roman yazmış. Kitap, Abdülhamid taraftarları ve muhalif çevrelerde tartışılmaya başladı. “Livaneli, Abdülhamid’i doğru mu anlattı, yanlış mı anlattı, Abdülhamit öyle biri olabilir miydi?” diye. Kitabı okumadım, niyetim de yok, bu saatten sonra benim için Abdülhamid’den fazla malzeme çıkmaz. Bu kanaatim, yazarın röportajlarını izledikten sonra daha da kuvvetlendi. Temas etmek istediğim esas konu ise mevcut Abdülhamid figürüne taraftar çevreler, meselenin özünü kaçırıyorlar. Burada sorulması gereken soru, Zülfü Livaneli, başka bir padişah değil de neden Abdülhamid’in romanını yazdı? Niye bunun için beş yılını harcadı? Ve neden roman olarak yazdı? Çünkü “o bir sanatçı ve yazar, edebiyatçı; tarihçi değil ki!” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama işin aslı öyle değil. (1) Livaneli bu kitap için yaptığı araştırmaları, bir tarihçi yöntemiyle kaleme alsaydı, kimse itibar etmezdi, çünkü tarihçi değil. Bu bir. İki; insan romanda /tiyatroda/ sinemada görmek istediği kişi üzerinde, istediği gibi oynayabilir. Okuyucu ya da izleyici “nasıl olsa bu gerçek değil, kurgu” dese de, zihinde kalan kurgulanmış kişidir, gerçek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Aslında cevap tek cümle: Biz küfrün varlığını hazmedebiliyoruz, onlar İslam’ın varlığını hazmedemiyorlar.</p>



<p>Normal olarak herkes her alanda, istediği konuyu yazabilir. Bunun değerini okuyucu takdir eder. Peki bu etik midir?</p>



<p>Zülfü Livaneli, Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid’in Selanik’te sürgünde olduğu günleri anlattığı “Kaplanın Sırtında” isimli bir roman yazmış. Kitap, Abdülhamid taraftarları ve muhalif çevrelerde tartışılmaya başladı. “Livaneli, Abdülhamid’i doğru mu anlattı, yanlış mı anlattı, Abdülhamit öyle biri olabilir miydi?” diye.</p>



<p>Kitabı okumadım, niyetim de yok, bu saatten sonra benim için Abdülhamid’den fazla malzeme çıkmaz. Bu kanaatim, yazarın röportajlarını izledikten sonra daha da kuvvetlendi.</p>



<p>Temas etmek istediğim esas konu ise mevcut Abdülhamid figürüne taraftar çevreler, meselenin özünü kaçırıyorlar.</p>



<p>Burada sorulması gereken soru, Zülfü Livaneli, başka bir padişah değil de neden Abdülhamid’in romanını yazdı? Niye bunun için beş yılını harcadı? Ve neden roman olarak yazdı? Çünkü “o bir sanatçı ve yazar, edebiyatçı; tarihçi değil ki!” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama işin aslı öyle değil. (1)</p>



<p>Livaneli bu kitap için yaptığı araştırmaları, bir tarihçi yöntemiyle kaleme alsaydı, kimse itibar etmezdi, çünkü tarihçi değil. Bu bir. İki; insan romanda /tiyatroda/ sinemada görmek istediği kişi üzerinde, istediği gibi oynayabilir. Okuyucu ya da izleyici “nasıl olsa bu gerçek değil, kurgu” dese de, zihinde kalan kurgulanmış kişidir, gerçek kişilik değil. Üç:&nbsp; Romanda anlatmak istediği, padişahlık, sultanlık, iktidar, sultanlığın kutsallığı, Osmanlının batılılaşması görüşlerini güçlü ve tartışmalı bir padişah üzerinden anlatsın ki, daha çok ses getirsin. Bunları başka sürgün bir hanedan üyesi üzerinden de yapabilirdi ama o Abdülhamid’i seçti. (2)&nbsp;</p>



<p>Muhteşem Yüzyıl&#8217;ın senaristi Meral Okay da ölmeden Abdülhamid senaryosu yazmak istemişti. Ömrü yetmedi. Allah&#8217;tan TRT iyi bir senaryo ile ellerindeki kozu almaya çalıştı. Fakat karşı cephe, ısrarla Abdülhamid&#8217;in TRT’de anlatılan, yahut muhafazakar çevrelerde anlatıldığı gibi savunuyor.</p>



<p>Şu an -kardeş katli vb. gibi birkaç tartışmalı konu olsa da- en ittifak edilen tarihi şahsiyet Fatih. Müslümanlar İstanbul’un fethiyle alakalı olduğunu kabul ettikleri hadis sebebiyle, diğer kesimler de İstanbul’u fethetmesi, bilim ve siyaset alanındaki başarılarından ön planda tutuyorlar. Çok yakında seküler çevrelerde yeni, yeni Fatih çalışmaları görürseniz şaşırmayın.&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>



<p>Peki neden bu çalışmalar yapılıyor? Çok sevdiklerinden mi?&nbsp; Sanat olsun diye mi? Sadece Osmanlı ile Cumhuriyet&#8217;i barıştırmak istediklerinden mi? (Tabii bu gerçekten isteniyor mu? Ayrıca araştırılmalıdır.)</p>



<p>Yoo… Tek dertleri halkın/Müslümanların kendi değerlerine sahip çıkıp, kendine güven kazanmasını ve Batı&#8217;ya rakip olabilecek hayat tarzını geliştirmesini önlemek.</p>



<p>Şu anda Türk solu ve Kemalist çevrelerin yaptığı arkeoloji, tarih yazarlığı, tarih konulu edebiyat ve sinema çalışmalarından maksat, günümüz çıkarlarına uygun olarak geçmişi yeniden kurgulamak. Böylece bilim ve sanat kalkanlarının arkasına saklanarak, hem rakibi zayıflatıyorsun, hem de taraftarlarının saflarını sıklaştırıyorsun.</p>



<p>Amerika yüz yıldır saydığım diğer alanlar ve Hollywood ile bunu yapıyor. Bugün dünya, tarihe Amerika&#8217;nın istediği gibi bakıyor. Kendi perspektifinden bakanlar dışlanıyor ve zaten ülkelerin, bu bakış açısıyla yetişen çocuklarını, ABD&#8217;nin bakış açısından arındırmak için savaş vermesi gerekiyor, veriyor ya da veremiyor.</p>



<p>Tekrar konunun başına dönersek, bizim yapmadığımızı yapıyorlar. Yani İslamcı çevrelerden, Deniz Gezmiş ya da Nazım Hikmet’in hayatının bir bölümünü anlatan bir roman yazarına rastlar mısınız? Normalde rastlamayız. Neden? Çünkü biz onların hayat tarzını kabul etmişizdir, yaşamaları, amaçları, işleri bellidir. Ve bizi ilgilendirmez. Biz buna tenezzül etmeyiz. “Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize!” diyebilmişizdir.</p>



<p>Ama onlar diyemezler ve bir türlü kabullenemezler. İşte bu nedenle, “Muhteşem Süleyman”la, “Kaplanın Sırtında” ve daha çok sayıda çalışma ile bizim değerlerimiz üzerinden bizi vurmaya çalışırlar.</p>



<p>Biz bu konuda duruşumuzdan eminiz, emin olmalıyız.</p>



<p>Yalnız burada kendi eksikliğimizi de görmek lazım. Osmanlı veya diğer İslam ile alakalı konuları daha gerçekçi, hamasetten uzak bir anlayışla ele almaz isek, feci hayal kırıklıklarına uğrayabilir, oluşan güveni bir anda yıkabilir, yeni neslin bize, tarihe ve dine olan saygısını yitirebiliriz.</p>



<p>Hülasa, kendimizi daha canla başla, daha yeni usullerle, daha samimi ve değerlerimizden taviz vermeden ifade etmeli ve savunmalıyız ki, bu tür münasebetsiz girişimler akim kalsın ve düşünce dünyamızda lüzumsuz tahribata neden olmasın.&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-&nbsp;</p>



<p>1-Zülfü Livaneli kendisi de tarihi roman ile tarih kitabı arasındaki farkı anlatıyor. Livaneli daha önce yazdığı Engereğin Gözü kitabıyla da aynı şeyi yapmaya çalıştığını söylüyor. O kitapta da, bir haremağası ile Padişah arasındaki köle-efendi ilişkisi anlatılmış.</p>



<p>Dikkat edelim düşman size en zayıf noktanızdan saldırır.</p>



<p>ArtıTv röportajı: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=XeudKxQQ9q0">https://www.youtube.com/watch?v=XeudKxQQ9q0</a></p>



<p>Halk Tv röportajı:&nbsp; <a href="https://www.youtube.com/watch?v=fU2eRTeDBng">https://www.youtube.com/watch?v=fU2eRTeDBng</a></p>



<p>Livaneli kitapla ilgili bu röportajlarında genel olarak, “Abdülhamid’in tahtı kaybetmesinin (taht burada kaplan olarak isimlendirilmiş) ardından yaşadıklarını ve taht, iktidar, kutsallık, yöneticilerin korkularından” bahsettiğini söylüyor. Temellendirilmeye çalışılan konulardan biri, “Osmanlı padişahları, aslında iddia edildiği gibi dindar değil, zamanına göre oldukça batılı hayat tarzlarını benimsemiş kişilerdir” diğeri ise “Cumhuriyet döneminin devam eden tarih çizgisini kesintiye uğratmadığı tezi.”</p>



<p>Livaneli “Mevcut iktidar, devam eden tarih çizgisinde, Cumhuriyet dönemini sonradan sökülüp atılacak yüz yıllık bir parantez olarak görülüyor ama esas parantez AKP iktidarının olduğu yirmi yıllık parantezdir” diyor. Bunu delillendirmek için de yurt dışına çıkan hanedanın hepsinin Avrupa’yı tercih ettiğini, Müslüman ülkeleri tercih etmediklerini, batı dilleri bildiklerini, sarayda batılı bir hayat tarzı sürdürdüklerini söylüyor. Yani kitap ile Osmanlı ve Cumhuriyet normal seyrinde, esas AKP dönemi anormal bir dönem tezini temellendiriyor, tahkim ediyor.</p>



<p>Livaneli, ayrıca üzüldüğü! esas meselenin, “iktidarın Osmanlı – Cumhuriyet ayrımına seküler kesimin de evet demesi” olduğunu, Osmanlının, iktidarın tarif ettiği gibi olmadığını ve bunu herkese ulaştırmak gerektiğini ifade ediyor. Bu nedenle kitabının bir an önce batı dillerine çevrilerek, Batı’da da böyle anlaşılması gerektiğinin altını çiziyor.</p>



<p>2- Zülfü Livaneli Halk Tv röportajında da açıkça söylediği gibi, Abdülhamid’i bilerek seçmiştir:&nbsp; “Abdülhamid hakikaten karikatürleştirilmiş. Hem taraftarları hem karşıtları tarafından. Ve çok az kişi –tabii ki çok değerli insanlar var en iyi ayrıntılarına kadar bilen, tarihçiler, araştırmalar yüzlerce belki binlerce kitap yazılmış hakkında, yalnız Türkiye’de değil dünyada da- ama genel geçer şeylere baktığınız zaman bilinmiyor. Kat’iyyen bilinmiyor.” Diyor ve sonra bununla ilgili yanlış örnekleri sıralıyor. Sonra bu popüler örnekten kendi tezlerini doğrulamaya çalışıyor.</p>



<p>EK BİLGİ- Konu dışı olmasına rağmen aktarayım. Daha önce UNESCO iyi niyet elçisi olarak görev yapmış olan Zülfü Livane’linin, 2009’da UNESCO Genel Direktörü adaylığı sürecinde, Abdulah Gül ve Ahmet Davudoğlu’nun tutumunu Artı Tv röportajından öğrenebilirsiniz. &nbsp;Livaneli orada bir UNESCO teamülünden bahsediyor ve İslam ülkelerinden biri olarak kendisinin UNESCO tarafından aday gösterildiğini söylüyor. Teamül şu, UNESCO’da başkan seçilirken bir Uzak Doğu, bir Afrika ülkesi ve İslam ülkesinden olmasına dikkat ediliyormuş. Dikkat edelim, BM bu tutumuyla bir taraftan “bakın biz size değer veriyoruz” imajı veriyor, diğer taraftan da kendi normlarını bu ülke bireyleri tarafından dünyaya kabul ettiriyor. Ancak o kadar bu ülke halklarına güvenmiyor ki adaylarını dahi kendi belirliyor. Bu süreci Genel Sekreterlik seçimi de dahil olmak üzere bütün BM yönetici seçimlerinde görebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/zulfu-livaneli-neden-sultan-abdulhamid-romani-yazar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslamcıların Ana Gündemi Ne Ki?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/islamcilarin-ana-gundemi-ne-ki/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/islamcilarin-ana-gundemi-ne-ki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erbay Eraslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 May 2022 06:19:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18268</guid>

					<description><![CDATA[Birkaç gün önce emekli bir Din Kültürü öğretmeni arkadaşım, “ATV de ‘Yalnız Kurt’ dizisini izliyor musun?” dedi. “Yok, izlemiyorum.” Dedim. “Ama, dedi baştan belli değildi fakat artık FETÖ’nün işlerini inceden inceye işliyor, yönetmen de Osman Sınav.” dedi. Müslümanların ana günde mi FETÖ müdür, yani insanları Allah adına kandırmaya yönelen Cemaat ve tarikatlar mıdır? Cübbeli midir? Mustafa İslamoğlu mudur? Çörekotu yağı satanlar, cin çıkaranlar, meditasyonla İslam’ı karıştırıp insanlara manevi arınma terapisi yaptıranlar mı? Kesinlikle değil! Bunlar olmamalı. Müslümanın ana gayesi insanlara yaşanabilir bir İslamî hayat tarzını sunmak, mümkün olduğunca inancını yaşamak, ehli küfre “benim dinim bu” demektir. İster gelir, ister gelmez. Şu an İslam’ın ana kaynakları ve bin yıldır süren bilgi birikimi, küfrün tek alternatifidir. Ama Müslüman bunu önce zihninde temellendirip, insanlığın umudunun kendisi olduğunu unutur, İslam’ı yaşamayı, “emri bil marufu ve nehyi anil münker”i başkasından beklerse, çözümler üreteceği yerde sürekli mızmızlanarak, meseleyi teoriyi kurcalayıp eksikliği kaynakta arayarak ana hedeften saparsa, kesinlikle başarılı olamayacaktır. Henüz Akif merhumun geldiği noktadayız: “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı, &#160;Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı.” Ama bugün genelde birbirimizden İslam’ı asrın idraki söyletmede ayrılıyoruz. Oysa Akif şiirin devamında bunun da yolunu gösteriyor: “Kuru da’vâ ile olmaz bu, fakat ilm ister; Ben o kudrette adam görmüyorum, sen göster?” Akif &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Birkaç gün önce emekli bir Din Kültürü öğretmeni arkadaşım, “ATV de ‘Yalnız Kurt’ dizisini izliyor musun?” dedi. “Yok, izlemiyorum.” Dedim. “Ama, dedi baştan belli değildi fakat artık FETÖ’nün işlerini inceden inceye işliyor, yönetmen de Osman Sınav.” dedi.</p>



<p>Müslümanların ana günde mi FETÖ müdür, yani insanları Allah adına kandırmaya yönelen Cemaat ve tarikatlar mıdır? Cübbeli midir? Mustafa İslamoğlu mudur? Çörekotu yağı satanlar, cin çıkaranlar, meditasyonla İslam’ı karıştırıp insanlara manevi arınma terapisi yaptıranlar mı?</p>



<p>Kesinlikle değil!</p>



<p>Bunlar olmamalı. <strong>Müslümanın ana gayesi insanlara yaşanabilir bir İslamî hayat tarzını sunmak, mümkün olduğunca inancını yaşamak, ehli küfre “benim dinim bu” demektir.</strong> İster gelir, ister gelmez. Şu an İslam’ın ana kaynakları ve bin yıldır süren bilgi birikimi, küfrün tek alternatifidir.</p>



<p>Ama Müslüman bunu önce zihninde temellendirip, insanlığın umudunun kendisi olduğunu unutur, İslam’ı yaşamayı, “emri bil marufu ve nehyi anil münker”i başkasından beklerse, çözümler üreteceği yerde sürekli mızmızlanarak, meseleyi teoriyi kurcalayıp eksikliği kaynakta arayarak ana hedeften saparsa, kesinlikle başarılı olamayacaktır.</p>



<p>Henüz Akif merhumun geldiği noktadayız:</p>



<p>“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı,</p>



<p>&nbsp;Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı.”</p>



<p>Ama bugün genelde birbirimizden İslam’ı asrın idraki söyletmede ayrılıyoruz. Oysa Akif şiirin devamında bunun da yolunu gösteriyor:</p>



<p>“Kuru da’vâ ile olmaz bu, fakat ilm ister;</p>



<p>Ben o kudrette adam görmüyorum, sen göster?”</p>



<p>Akif sonra fıkıh dahil, İslami ilimlerdeki yetişmiş insan eksikliğinden bahsediyor. Oysa esas mesele <strong>yetişen insanların ana hedefinin ne olması gerektiği.</strong></p>



<p>Müslüman aileler çocuklarını neden İslamı öğrenmeye, bilgilerini Allah yolunda kullanmaya ikna edemiyorlar ve bu çocuklar da diğerleri gibi Amerika’ya, Kanada’ya gitmeye çalışıyorlar? Neden çocuklarına dünyevi hedefler koyarken, ahireti, güzel ahlakı ıskalıyor ve sonra şikayet ediyorlar?</p>



<p>Çünkü kendileri yaşamıyorlar. Bu İslam’ın zorluğundan mı? Yoksa Müslümanların bilgi/iman eksikliğinden mi? Kanaatimizce ikincisi. O halde mesaimizi harcamamız gerek yer burası: <strong>“Müslümanlarda İslam’ı yaşama isteği oluşturmak.”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/islamcilarin-ana-gundemi-ne-ki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Döviz ve Altın Ticaretini Kontrol Altına Almaya Çalışıyor…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/devlet-doviz-ve-altin-ticaretini-kontrol-altina-almaya-calisiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/devlet-doviz-ve-altin-ticaretini-kontrol-altina-almaya-calisiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erbay Eraslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 13:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[Banka]]></category>
		<category><![CDATA[döviz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18243</guid>

					<description><![CDATA[Katılım bankaları, 28 Nisan&#8217;dan itibaren, dünya piyasalarındaki değişimi anında takip ederek, düşük makas aralığı ile döviz ve kıymetli maden işlemlerini 5/24 gerçekleştirebilen platformlarını durdurdu. Bu kapsamda Türkiye Finans TFX TARGET’ı, Kuveyt Türk TRADE PLUS’ı ve Albaraka Türk, ALBAFX’den işlemleri durdurdu. Daha önce bu tür bir uygulama kullanmayıp mobil şube üzerinden benzer hizmet veren Vakıf Katılım, bir süre önce EMİR verme uygulamasını kaldırmıştı. Bu uygulamalar küçük yatırımcıların Cumartesi /Pazar hariç, 5/24 döviz ve kıymetli maden alım satımına izin verip, mesai sorunu olmadan dünya piyasalarındaki dalgalanmaya göre her saatte işleme açıktı. Bu karardan sonra banka müşterileri aynı işlemleri bankaların mobil şubelerinden yapmak isteseler bile, aynı hızla yapamayacaklar, emir verip telefon veya bilgisayar başında olmadan alım-satım gerçekleştiremeyecekler. Bu düzenlemeler, sistemde daha çok Türk Lirası tutulmasına ve işlemlerin zorluğundan dolayı yatırımcının döviz ve kıymetli maden alım satımı yerine, başka alanlara yönelmesini sağlamak için yapılmış olsa da bu yeterli olmayacaktır. Çünkü dünya piyasalarına açık ve entegre olan yatırımcılar, yurtdışındaki bankalara hesaplarını aktaracak ve internetin olduğu her yerden trade işlemlerine devam edecektir. Sadece teknik bilgisi olmayanlar fiziki altın veya dövize geçerek kendilerini garanti altına almaya çalışacaklardır. Öteden beri Konut Edindirme Yardımı, zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası, Kur Korumalı Mevduat Hesabı ve belirli aralıklarla halkın yastık altındaki altınlarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Katılım bankaları, 28 Nisan&#8217;dan itibaren, dünya piyasalarındaki değişimi anında takip ederek, düşük makas aralığı ile döviz ve kıymetli maden işlemlerini 5/24 gerçekleştirebilen platformlarını durdurdu. Bu kapsamda Türkiye Finans TFX TARGET’ı, Kuveyt Türk TRADE PLUS’ı ve Albaraka Türk, ALBAFX’den işlemleri durdurdu. Daha önce bu tür bir uygulama kullanmayıp mobil şube üzerinden benzer hizmet veren Vakıf Katılım, bir süre önce EMİR verme uygulamasını kaldırmıştı.</p>



<p>Bu uygulamalar küçük yatırımcıların Cumartesi /Pazar hariç, 5/24 döviz ve kıymetli maden alım satımına izin verip, mesai sorunu olmadan dünya piyasalarındaki dalgalanmaya göre her saatte işleme açıktı.</p>



<p>Bu karardan sonra banka müşterileri aynı işlemleri bankaların mobil şubelerinden yapmak isteseler bile, aynı hızla yapamayacaklar, emir verip telefon veya bilgisayar başında olmadan alım-satım gerçekleştiremeyecekler.</p>



<p>Bu düzenlemeler, sistemde daha çok Türk Lirası tutulmasına ve işlemlerin zorluğundan dolayı yatırımcının döviz ve kıymetli maden alım satımı yerine, başka alanlara yönelmesini sağlamak için yapılmış olsa da bu yeterli olmayacaktır.</p>



<p>Çünkü dünya piyasalarına açık ve entegre olan yatırımcılar, yurtdışındaki bankalara hesaplarını aktaracak ve internetin olduğu her yerden trade işlemlerine devam edecektir. Sadece teknik bilgisi olmayanlar fiziki altın veya dövize geçerek kendilerini garanti altına almaya çalışacaklardır.</p>



<p>Öteden beri Konut Edindirme Yardımı, zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası, Kur Korumalı Mevduat Hesabı ve belirli aralıklarla halkın yastık altındaki altınlarını bankacılık sitemine dahil etmeye çalışan devlet, kendi bürokratik ve siyasi konforundan taviz vermeden, ekonomik başarısızlığın bedelini, halkın yoksul kesimine ve düzenli vergi veren kesime ödetmeye çalışıyor.</p>



<p>Partilere hazine yardımı, sendika üyelerine yardım, borçların yeniden yapılanması ve ertelemeler, amacına ulaşmayan yatırım teşvikleri, yap-işlet-devret modelindeki dövizle borçlanmalar ve devlet garantileri, lüks tüketim mallarındaki düşük vergiler, stokçuluğun ve tekelciliğin önüne geçecek tedbirlerin alınmaması, devletin özel sektöre ve dış piyasaya borçlanmasına neden oluyor ve ekonomi gittikçe çözülmeye gidiyor.</p>



<p>Bunun yanında belediyelerin promosyon ürünlerine ve reklam harcamalarına ayırdığı bütçeler, enerji ve tarım gibi alanlara devletin doğrudan yatırım ve istihdam sağlamayıp, işi sadece özel sektöre devretmesi ve ihaleyi alan şirketlerle yöneticiler arasındaki şaibeli ilişkiler, seçmenin iktidar partisine olan güvenini yitirmesine neden oluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/devlet-doviz-ve-altin-ticaretini-kontrol-altina-almaya-calisiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TV’ler Kapılarını Kimlere Açar?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tvler-kapilarini-kimlere-acar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tvler-kapilarini-kimlere-acar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erbay Eraslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2022 13:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[TV]]></category>
		<category><![CDATA[Yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18229</guid>

					<description><![CDATA[Bir zamanların İslamcı yazarı, şimdinin popüler felsefecisi Dücane Cündioğlu, Bloomberg HT kanalında Pınar Erbaş ile Ocak 2022’den bu yana “1+1=1” programını yapıyor. Her Salı 23:10’da yayınlanan ve 1 saat 45 dakika süren programın konu başlıkları arasında, “Felsefe &#8211; Din Çatışması, Fiziksiz Metafizik, Başlangıç, Hakikat ve Hurafe, Düşünce ve Eylem, Sanat ve Yaşam, Mantık ve Felsefe, İnsanı Öykülerinde Aramak ve Türkiye’de Fesefe” yer alıyor. Programın tanıtımında “Dücane Cündioğlu ile felsefeden sanata, sanattan yaşamın ilginç ayrıntılarına uzanan eşsiz bir düşünsel yolculuk&#8230;” cümlelerine yer verilmiş. Ama burada doğal olarak “yaşamın ilginç ayrıntıları” konu olarak kendine daha çok yer buluyor, yani felsefe &#8211; din ilişkileri. İnternette hangi okulu okuduğuna rastlamadığımız, 18 yaşına kadar iki defa siyasi nedenlerle hüküm giyip 4 yıl cezaevinde kaldığı (fakat hangi siyasi faaliyetlerden olduğu yazılmayan),&#160; 2005 yılına kadar başörtüsü, Kur’an çevirileri, Mehmet Akif, Türkçe ibadet, Türkçe Kur’an ve Cumhuriyet İdeolojisi gibi konularda kitaplar yazıp, İslamcı çevrelerde popüler bir kimliğe sahip olan Cündioğlu, ilerleyen dönemde eski kimliğini terk edip felsefeye ağırlık verip dini değerleri kıyasıya eleştirerek ve daha önce muhalif olduğu çevrelerin görüşlerini savunarak hızla yeni konumunu güçlendiren bir figür oldu.&#160;&#160; Acaba Dücane Cündioğlu’na, Amerikan medya ve ekonomi devi Bloomberg’in Türkiye ortağı, Ciner Yayın Holdingin bünyesinde bir ekonomi kanalı olarak yayın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir zamanların İslamcı yazarı, şimdinin popüler felsefecisi Dücane Cündioğlu, Bloomberg HT kanalında Pınar Erbaş ile Ocak 2022’den bu yana “1+1=1” programını yapıyor. Her Salı 23:10’da yayınlanan ve 1 saat 45 dakika süren programın konu başlıkları arasında, “Felsefe &#8211; Din Çatışması, Fiziksiz Metafizik, Başlangıç, Hakikat ve Hurafe, Düşünce ve Eylem, Sanat ve Yaşam, Mantık ve Felsefe, İnsanı Öykülerinde Aramak ve Türkiye’de Fesefe” yer alıyor.</p>



<p>Programın tanıtımında “Dücane Cündioğlu ile felsefeden sanata, sanattan yaşamın ilginç ayrıntılarına uzanan eşsiz bir düşünsel yolculuk&#8230;” cümlelerine yer verilmiş. Ama burada doğal olarak “yaşamın ilginç ayrıntıları” konu olarak kendine daha çok yer buluyor, yani felsefe &#8211; din ilişkileri.</p>



<p>İnternette hangi okulu okuduğuna rastlamadığımız, 18 yaşına kadar iki defa siyasi nedenlerle hüküm giyip 4 yıl cezaevinde kaldığı (fakat hangi siyasi faaliyetlerden olduğu yazılmayan),&nbsp; 2005 yılına kadar başörtüsü, Kur’an çevirileri, Mehmet Akif, Türkçe ibadet, Türkçe Kur’an ve Cumhuriyet İdeolojisi gibi konularda kitaplar yazıp, İslamcı çevrelerde popüler bir kimliğe sahip olan Cündioğlu, ilerleyen dönemde eski kimliğini terk edip felsefeye ağırlık verip dini değerleri kıyasıya eleştirerek ve daha önce muhalif olduğu çevrelerin görüşlerini savunarak hızla yeni konumunu güçlendiren bir figür oldu.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Acaba Dücane Cündioğlu’na, Amerikan medya ve ekonomi devi Bloomberg’in Türkiye ortağı, Ciner Yayın Holdingin bünyesinde bir ekonomi kanalı olarak yayın yapan Bloomberg HT’de, kendisine iki saate yakın bir süre verilmesi sırf felsefe bilgisinden, değinilen konular hakkındaki yetkinliğinden midir? Cündioğlu, 2005 öncesi kimliği ile kalsaydı bu imkana sahip olabilecek miydi?</p>



<p>Ülkemizde bir kişinin dini kimliğe sahip olmayan geleneksel medyada yer alabilmesi için, ya bulunduğu medya grubunun hükümetin yanında olduğunu ispatlayacak, doğrudan hükümet desteği yazılar yazması lazım, ya da fikir olarak Dücane Cündioğlu gibi onların düşünce dünyasına dahil olmanız lazım. Sırf İslamcı kimliğinizle elinizi kolunuzu sallayarak, bu mecrada yürümeniz mümkün görünmüyor.</p>



<p>Ekonomik işbirliği konusunda hükümet ile birlikte hareket eden fakat savunulan dünya görüşünde Ak parti seçmenine mesafeli olan sermaye çevreleri, iş kendi hayat tarzlarına geldiğinde, bildiklerini okuyarak taviz vermiyorlar. Ciner Grubu da Ak Parti hükümetleriyle sıkı işbirliği yapan sermaye gruplarından biri olarak görülüyor. DSP’de devlet Bakanlığı yapmış Hüsamettin Özkan’ın damadı olan Turgay Ciner’in şirketleri, son yirmi yılda oldukça mesafe kat etti.&nbsp; Aynı durum siyasi olarak hükümetin yanında görünen, fakat fikir olarak ayrı olan diğer medya gruplarında da söz konusu olup, yayın kuruluşları hükümet lehine zerre taviz vermiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tvler-kapilarini-kimlere-acar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
