<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bahattin Yaman &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/bahattin-yaman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Apr 2022 08:48:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Bahattin Yaman &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İzlanda’ya Dair</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/izlandaya-dair/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/izlandaya-dair/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahattin Yaman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 08:48:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18223</guid>

					<description><![CDATA[Benim için hiçbir bilimsel araştırma ya da  akademik amacın olmadığı, kişisel bir geziydi. Ucuza uçak bileti görünce almış, sonrasında ise İzlanda’ya inene kadar gözümde büyüyen, gerek zamanlama gerekse diğer masraflar için almasam daha iyiymiş dediğim bir seyahatti. Ama iyi ki gaza gelip bilet almışım. Aslında İzlanda maceram 15-20 öncesine dayanıyor. Üniversite mail sisteminden&#160; İzlanda’dan Erasmus kapsamından partner arayan birinin maili gelmişti. Ben de, volkanlar ve buzullarıyla&#160; tam da İzlanda’yı temsil eden yarısı buz yarısı ateş olan melek minyatürünü göndererek ateş ve buz kültürü&#160; ile ilgili proje önermiştim. Karşı taraf da çok istekli olsa da&#160; sonuçta gerçekleşmemişti.&#160; Kısmet bugüne imiş. İzlanda toplamda 350.000 civarında nüfusu, yani yaşadığım şehir olan Isparta nüfusu kadar bir ülke. Isparta’ya haftada, sadece İstanbul’a ve&#160; sadece 4&#160; uçak seferi varken, hatta&#160; o bile yeterli talep görmezken, İzlanda’nın başkenti Reykjavik de biri iç hatlar biri dış hatlar olmak üzere,&#160; vızır vızır işleyen birbirinden uzak&#160; iki havaalanı var.&#160; Sadece 350 bin nüfuslu, yani Isparta kadar olan ülkenin diğer&#160; şehirlerinde irili ufaklı 100’e yakın havaalanı varmış. Şuan Nisan ayı ortaları olmasına rağmen güneş saat 5:30 da doğuyor 9:20 de batıyor. Yani gün bir türlü bitmiyor. İzlanda’nın&#160; Kuzey tarafları bilmiyorum ama güney kısmından gördüğüm kadarıyla, arada vadiler olsa da genelde dağlardan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Benim için hiçbir bilimsel araştırma ya da  akademik amacın olmadığı, kişisel bir geziydi. Ucuza uçak bileti görünce almış, sonrasında ise İzlanda’ya inene kadar gözümde büyüyen, gerek zamanlama gerekse diğer masraflar için almasam daha iyiymiş dediğim bir seyahatti. Ama iyi ki gaza gelip bilet almışım.</p>



<p>Aslında İzlanda maceram 15-20 öncesine dayanıyor. Üniversite mail sisteminden&nbsp; İzlanda’dan Erasmus kapsamından partner arayan birinin maili gelmişti. Ben de, volkanlar ve buzullarıyla&nbsp; tam da İzlanda’yı temsil eden yarısı buz yarısı ateş olan melek minyatürünü göndererek ateş ve buz kültürü&nbsp; ile ilgili proje önermiştim. Karşı taraf da çok istekli olsa da&nbsp; sonuçta gerçekleşmemişti.&nbsp; Kısmet bugüne imiş.</p>



<p>İzlanda toplamda 350.000 civarında nüfusu, yani yaşadığım şehir olan Isparta nüfusu kadar bir ülke. Isparta’ya haftada, sadece İstanbul’a ve&nbsp; sadece 4&nbsp; uçak seferi varken, hatta&nbsp; o bile yeterli talep görmezken, İzlanda’nın başkenti Reykjavik de biri iç hatlar biri dış hatlar olmak üzere,&nbsp; vızır vızır işleyen birbirinden uzak&nbsp; iki havaalanı var.&nbsp; Sadece 350 bin nüfuslu, yani Isparta kadar olan ülkenin diğer&nbsp; şehirlerinde irili ufaklı 100’e yakın havaalanı varmış.</p>



<p>Şuan Nisan ayı ortaları olmasına rağmen güneş saat 5:30 da doğuyor 9:20 de batıyor. Yani gün bir türlü bitmiyor.</p>



<p>İzlanda’nın&nbsp; Kuzey tarafları bilmiyorum ama güney kısmından gördüğüm kadarıyla, arada vadiler olsa da genelde dağlardan oluşan, taşlık, ot haricinde başka bir şeyin yetişmediği bir toprağa sahip. Rehber sadece güneyde birkaç yerde tarım yapılabildiğini söyledi. Ben de geçerken sadece&nbsp; birkaç köyde ekili tarlalar görmüştüm. Birkaç küçük bölgede&nbsp; ağaçlandırma nedeniyle ağaç gördüm. Her yerden su fışkırıyor. Hatta tarım yapılan yerlerde, tarlaların etrafına derin kanallar açıp toprağın suyunu tahliye etmeye çalışıyorlar. Bazı yerlerde toprağı jeotermal su ile ısıtıp seracılık yapılıyormuş. Su&nbsp; bol olunca vadilerde bol miktarda ot yetişiyor. Buna karşılık hayvancılık da öyle yaygın değil. Nüfus az olunca&nbsp; araziler bomboş haliyle. En temel geçim kaynağı balıkçılık ve buna bağlı endüstri imiş.</p>



<p>Turizm de en önemli gelirlerinde biri. Turizm içişini çok profesyonel yapıyorlar. Katıldığım bir turda bunu çok güzel tecrübe ettim. En küçük değeri bile turizme kazandırmışlar. Aslında çok fazla Turizm alternatifi yok ama olan kısıtlı güzellikleri mükemmel şekilde değerlendirip bu işten çok ciddi para kazanıyorlar. Kaldığım kapsül otelde kendimi kaptan Spark’ın uzay gemisinde gibi hissettim.</p>



<p>Nerdeyse hiçbir şeyin yetiştirilemediği topraklarda zengin, medeni bir toplum oluşturulmuş. Hayat bize göre burada&nbsp; çok pahalı. İngiltere ile yarışıyor hatta daha da pahalı diyebilirim. 1 tl 9 izlanda kronu ama, küçücük bir anahtarlık alayım dedim 1000 kron, yaklaşık 110 tl. Bir elma 180 kron, yani 20 tl.</p>



<p>Yollar, sokaklar, caddeler kaldırımlar ve yaya geçitleri çok düzenli ve bakımlı. Araçlarda genelde çivili lastikler kullanıyorlar. Marketlerde, dükkanlarda, alışveriş yerlerinde naylon poşet görmedim, kağıt torbalar kullanıyorlar. O nedenle çevrede hiç poşet görmüyorsunuz.</p>



<p>İnsanları çok nazik. Bir mağazanın kapısından&nbsp; çıkarken 5-6 yaşlarında çok hızlıca yanımdan geçti. Ben hiç fark etmedim bile. Anlaşılan kolu hafifçe bana dokunmuş. İlerde anne babası hemen uyardı ve çocuk dönüp gelip benden özür diledi. Ben utandım, halbuki farkında bile değilim. Çocuk terbiyesi açısından benim için güzel örnekti.</p>



<p>Başkent Reykjavik de 3 cami varmış. Reykjavik Grand Masjid en büyükleri imiş. Cami kültürü açısından çok güzel örnek. Caminin içinde mutfak yemek yiyecek yer, kütüphane oturulacak mekan, market toplantı yeri, çalışma ofisi vs. Yani sosyal ortam için her şey düşünülmüş. Çocuklar içerde top oynuyor ve kimse bir şey demiyor. Burada hergün iftar ve sahur yemekleri veriliyor. Yani cami sahura kadar açık. Yemekler harika.&nbsp; Buradaki Müslümanlar genellikle Ortadoğulu ve Afrikalı göçmenlerden oluşuyor. Tabi yıllar önce gelip vatandaşlık almışlar.</p>



<p>Öğrendiğim kadarıyla dünyanın bir uçunda olan İzlanda bile Ukrayna’dan çok sayıda mülteci kabul etmiş. Görüldüğü kadarıyla Ukrayna’nın mülteci yükünü Avrupa paylaşınca hiç kimseye aşırı yük binmemiş.</p>



<p>Vatanı için ölüme gitmek sadece bize has durum değil. Cami cemaatinden Ömer amcanın anlattığına göre, aslen Ukraynalı olup&nbsp; burada yaşayan, buranın vatandaşı olan Ukraynalı Müslüman bir aile varmış. Savaş çıkınca baba, eşini ve çocuklarını İzlanda’da bırakıp Ukrayna’ya gitmiş. Ailesine biz gözkulak oluyoruz dedi.</p>



<p>Haliyle soğuk ve yağışlı bir yer. Şansımdan iki gündür hava güneşli. Ancak rehber, bu güneş ve sıcaklık sizi aldatmasın, anormal bir durum. Bu havayı biz ancak yazda görürüz, yoksa bu mevsimde böyle bir hava pek olmaz dedi. Yine rehberin anlatımı ve tavrından anladığım kadarıyla, soğuk bir ülke olsa da insanlar iklim sıcaklığının artmasına ve buzulların erimesine çok üzülüyorlar. Yani sıcaklık artsa da domates yetiştirsek demiyorlar.</p>



<p>İzlandaca diye kendi dilleri varmış ve başkası için öğrenmek çok zormuş. 8-10 yıldır burada yaşayan resepsiyon görevlisi ben hala öğrenebilmiş değilim diyor. Genelde herkes İngilizce biliyor.</p>



<p>Dışardan bakıldığında çok cazip doğa harikaları olsa da, bizim gibi çok farklı iklim ve bitki örtüsüne alışkın birinin, mecbur kalmadıkça uzun süre yaşayabileceği bir yer değil. Çarşısında turistik bölge dışında hiçbir hareketlilik yok. Belirli güzellikleri gördükten sonra artık insan sıkılmaya başlıyor. Hele bir de, bitmeyen, uzun süren gündüz saatlerini göz önüne alırsak…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/izlandaya-dair/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müslümanların Engizisyonu Adlı Kitap ve Prof. Dr. Mehmet Azimli</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/muslumanlarin-engizisyonu-adli-kitap-ve-prof-dr-mehmet-azimli/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/muslumanlarin-engizisyonu-adli-kitap-ve-prof-dr-mehmet-azimli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahattin Yaman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 09:39:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18082</guid>

					<description><![CDATA[Malum birkaç gündür Çorum Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Azimli ile ilgili belli kesim tarafından ısrarla linç kampanyası yürütülmektedir. Nedeni ise 14 yıl önce yazdığı kitapta, söylemek istediğinin tam tersine yorumlanan, yanlış anlaşılan  bir  kaç cümle. Üstelik yanlış anlaşılmalara neden olduğu için sonraki baskısında o birkaç cümleyi çıkardığı halde. Hatta yanlış anlaşılmalara neden olduğu için özür dilediği halde…Yazdığı, söylemek istediği Hz. Peygambere olan sevgimiz, bağlığımız onun soyu nedeniyle değildir, seçilmiş olması nedeniyledir. Benim de Hz. Peygambere olan saygım sevgim onun soylu bir sülaleden gelmesinden değil, seçilmiş kişi olmasındandır. Merak edip baktığımda malum bir gazetenin ısrarla hedef gösterek, hatta günde birkaç defa manşet haber yaparak adeta insanımızı Prof. Dr. Mehmet Azimli’ye karşı tahrik ettiğini, provoke ettiğini gördüm. Gerek linç kampanyası gerekse ölüm tehditleri nedeniyle şehrinden ayrılmak zorunda kalmış. Hatta fakültesine kadar gelinip tehdit edilmiş.&#160; Düşüncesi ne olursa olsun, bu ülkede yaşayan kişilerin yaşam hakları devletçe güvence altına alınmıştır. Gördüğüm kadarıyla ilgili kurumların sessiz kalması bir yana bu tür tahrik ve tehditlere çanak tutarcasına&#160; üniversitesi&#160; de meslekdaşımız hakkında soruşturma açmış. Onlarca kitaba imza atmış bir akademisyenin 14 yıl önce yazmış olduğu, yanlış anlaşılan birkaç cümle için soruşturma açılabiliyorsa bilimsel özgürlük nerde kaldı! &#160;Gördüğüm kadarıyla Prof. Mehmet Azimli tarihi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Malum birkaç gündür Çorum Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Azimli ile ilgili belli kesim tarafından ısrarla linç kampanyası yürütülmektedir. Nedeni ise 14 yıl önce yazdığı kitapta, söylemek istediğinin tam tersine yorumlanan, yanlış anlaşılan  bir  kaç cümle. Üstelik yanlış anlaşılmalara neden olduğu için sonraki baskısında o birkaç cümleyi çıkardığı halde. Hatta yanlış anlaşılmalara neden olduğu için özür dilediği halde…Yazdığı, söylemek istediği Hz. Peygambere olan sevgimiz, bağlığımız onun soyu nedeniyle değildir, seçilmiş olması nedeniyledir. Benim de Hz. Peygambere olan saygım sevgim onun soylu bir sülaleden gelmesinden değil, seçilmiş kişi olmasındandır.</p>



<p>Merak edip baktığımda malum bir gazetenin ısrarla hedef gösterek, hatta günde birkaç defa manşet haber yaparak adeta insanımızı Prof. Dr. Mehmet Azimli’ye karşı tahrik ettiğini, provoke ettiğini gördüm. Gerek linç kampanyası gerekse ölüm tehditleri nedeniyle şehrinden ayrılmak zorunda kalmış. Hatta fakültesine kadar gelinip tehdit edilmiş.&nbsp; Düşüncesi ne olursa olsun, bu ülkede yaşayan kişilerin yaşam hakları devletçe güvence altına alınmıştır. Gördüğüm kadarıyla ilgili kurumların sessiz kalması bir yana bu tür tahrik ve tehditlere çanak tutarcasına&nbsp; üniversitesi&nbsp; de meslekdaşımız hakkında soruşturma açmış. Onlarca kitaba imza atmış bir akademisyenin 14 yıl önce yazmış olduğu, yanlış anlaşılan birkaç cümle için soruşturma açılabiliyorsa bilimsel özgürlük nerde kaldı!</p>



<p>&nbsp;Gördüğüm kadarıyla Prof. Mehmet Azimli tarihi olayları eleştirerek ele aldığından tabu şeklindeki düşünceler de sarsılıyor. Maalesef gelinen noktada, en azından kendi derslerimde gözlemlediğim kadarıyla&nbsp; ilahiyatlarda sorgulama geleneği giderek azalıyor. Türk İslam sanatları dersi için son yıllarda,&nbsp; dönemin ilk haftalarında bu dersin ilahiyatta ne işi var diye tepkiler hatta protestolar bile olabiliyor. 15 yıl önceki öğrencilerle İslam sanatı ile ilgili seviyeli tartışmalar yapabiliyorken son yıllarda bu dersin ilahiyat için gerekliğini izah etmek uğraşıyorum. Tartışma ya da sorgulama zaten artık yok. Hatta böyle bir tartışma konusu geldiğinde,&nbsp; bir belli bir grubu temsilen bir öğrenci kalkıp hocam büyüklerimiz alimlerimiz herşeyi yazmış bize sadece onları uygulamak düşer diye tepki göstermişti. Kendi gözlemim olarak ilahiyatta geldiğimiz nokta bu.</p>



<p>Prof. Dr. Mehmet Azimli’ye yapılan tahrik ve tehditlerin ardında gerçekten, onlarca kitabı arasından bir tanesinde&nbsp; 14 yıl önce yazdığı, hatta yanlış anlamalara neden olduğu için sonraki baskılarda kaldırdığı birkaç cümle mi var, yoksa ilahiyat fakültelerinde geleneğin aksine sorgulayıcı ders yapan, araştırma yapan akademisyenlere gözdağı verilmek mi isteniyor? Müslümanların Engizisyonu adlı üç cild kitap yazan Prof. Dr. Mehmet Azimli, ne acı tesadüftür ki aynı şekilde engizisyonda yargılanyor. Tek farkı kendisinin dinlenmemesi, yazdıklarının dikkate alınmaması.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/muslumanlarin-engizisyonu-adli-kitap-ve-prof-dr-mehmet-azimli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filistinli Arkadaşın Acı Sözü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/filistinli-arkadasin-aci-sozu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/filistinli-arkadasin-aci-sozu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahattin Yaman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 May 2021 07:50:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17262</guid>

					<description><![CDATA[90’lı yılların sonuna doğru Filistinli bir tıp öğrencisi ile birkaç ay aynı odayı paylaşmıştık. Savaşın verdiği ortamdan kaynaklansa gerek, o arkadaş yaşının çok üstünde olgunluktaydı ve yaşamın değerini çok iyi biliyordu. Bense gençliğin verdiği toylukla uçuyor, 28 Şubat sonrası baskıları nedeniyle âdeta devlete bayrak açmış isyanları oynuyordum. 28 Şubatçıların yaptığı uygulama nedeniyle birgün yine sinir küpü olmuş, devleti acımasızca eleştirmiş, veryansın etmiştim. Arkadaş hiç tepki vermeden, biraz da üzgün bakarak dinledi, dinledi. Biraz sakinleşip sinirim geçince, kalbime ok gibi saplanan şu cümleleri söyledi: “Bahattin, çok acımasızsın. Beğenmesen de senin bir devletin var. Bizim o da yok. Kıymetini bil, bu kadar insafsız olma.” O gün bu gündür devletle yöneticileri ayrı tutmaya çalışır, eleştirilerimde hep yönetimleri, yöneticileri hedef alırım. Devlet ayrı yönetim ayrı. Vatansızlığın, devletsizliğin ne kadar acı ve aşağılayıcı bir durum olduğuna hepimiz şahid oluyoruz. Filistin topraklarının tamamen işgali yetmemiş gibi kalan az sayıdaki Filistinlilere yaşam hakkı da verilmiyor. İsrailli herifler ellerinde silah ve sopalarla hayatta kalmaya çalışan Filistinlilerin evlerine, bahçelerine, tarlalarına girip “Çıkın burası benim” diye terör estiriyor, Filistinliler de seyretmekten başka hiçbir şey yapamıyor. Karşı çıkanların ne hale geldi ortada. Dahası pervazsızca, kendi topraklarında yaşayanların mabetlere girip ibadet edenlere işkence ediyorsun, ateş açıyorsun. Tarihte bu şekilde mabedlerinde ibadet edenlere &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>90’lı yılların sonuna doğru Filistinli bir tıp öğrencisi ile birkaç ay aynı odayı paylaşmıştık. Savaşın verdiği ortamdan kaynaklansa gerek, o arkadaş yaşının çok üstünde olgunluktaydı ve yaşamın değerini çok iyi biliyordu. Bense gençliğin verdiği toylukla uçuyor, 28 Şubat sonrası baskıları nedeniyle âdeta devlete bayrak açmış isyanları oynuyordum.</p>



<p>28 Şubatçıların yaptığı uygulama nedeniyle birgün yine sinir küpü olmuş, devleti acımasızca eleştirmiş, veryansın etmiştim. Arkadaş hiç tepki vermeden, biraz da üzgün bakarak dinledi, dinledi. Biraz sakinleşip sinirim geçince, kalbime ok gibi saplanan şu cümleleri söyledi: “Bahattin, çok acımasızsın. Beğenmesen de senin bir devletin var. Bizim o da yok. Kıymetini bil, bu kadar insafsız olma.”</p>



<p>O gün bu gündür devletle yöneticileri ayrı tutmaya çalışır, eleştirilerimde hep yönetimleri, yöneticileri hedef alırım. Devlet ayrı yönetim ayrı.</p>



<p>Vatansızlığın, devletsizliğin ne kadar acı ve aşağılayıcı bir durum olduğuna hepimiz şahid oluyoruz. Filistin topraklarının tamamen işgali yetmemiş gibi kalan az sayıdaki Filistinlilere yaşam hakkı da verilmiyor. İsrailli herifler ellerinde silah ve sopalarla hayatta kalmaya çalışan Filistinlilerin evlerine, bahçelerine, tarlalarına girip “Çıkın burası benim” diye terör estiriyor, Filistinliler de seyretmekten başka hiçbir şey yapamıyor. Karşı çıkanların ne hale geldi ortada. Dahası pervazsızca, kendi topraklarında yaşayanların mabetlere girip ibadet edenlere işkence ediyorsun, ateş açıyorsun. Tarihte bu şekilde mabedlerinde ibadet edenlere saldıran kaç devlet var ki. İsrail, âdeta geçmişte Yahudileri sürgün eden, kendilerine işkence ve soykırım uygulayan devletlerin acısını, intikamını maalesef, geçmişte kendilerine kucak açan ve huzur içinde yaşamalarını sağlayan Müslümanlardan alıyor.</p>



<p>Amerika’yı koşulsuz olarak arkasına alan İsrail istediğini yapıyor. Canı istediği zaman istediği yeri bombalıyor. Yazık ki kendi gölgesinden korkan çok sayıda bölge ülkesi yönetimi de sesini çıkaramıyor. Ama gerçek şu ki, günümüz iletişim imkanları sayesinde halklar herşeyin farkında ve tüm bunlar zihinlere kazınıyor. Bugün toplumlar, gücü nedeniyle seyretmekten öteye gidemese de yarın güçler el değiştirecek olursan bundan en çok zararlı çıkacak İsrail devleti ve halkı olacaktır. İsrail, zihinlere yerleşen bu nefreti asla silemeyecektir. İslam dünyasının ortasında kalan İsrail’in güç dengeleri değiştiğinde sığınacağı komşusu da olmayacak, geçmişteki sürgünleri gibi yine sürgün hayatı yaşamak zorunda kalacağı bir gerçektir.</p>



<p>Kendi topraklarında yaşayan, tarlasına evine el konulmamasın için direnen genç yaşlı çoluk çocuk hedef gözetmeksizin gerçek mermilerle vurulması görüntülerini hangi insaflı vicdan unutabilir ki. İlkokula giden 7-8 yaşındaki silahlı askerlerce durdurulup üzerinin aranması, kadınların darp edilip yerlerde sürüklenmesine kim tahammül edebilir. Bırakın günümüzdeki bu vahşi davranışları 30 yıl öncekileri bile unutamıyorum. 90’lı yıllarda Filistinli bir çocuğun kolu iki İsrail askeri tarafından tutulmuş, üçüncü askerde de taşla çocuğun kolunu kırıyordu ve bu işkencenin görüntüleri televizyonlarda yayınlanmıştı. Bu görüntüyü ben istesem de zihnimden silmem mümkün değil.</p>



<p>Umarım gün gelir İsrail, yaptığı bu zulüm ve işkencelerin bedelini öder de, Filistinliler hak ettiği toprak ve vatana sahip olurlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/filistinli-arkadasin-aci-sozu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
