<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Abdülgani TEKİN &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/author/abdulgani-tekin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Feb 2021 12:51:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Abdülgani TEKİN &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İhtirasına Yenilen Müslüman</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ihtirasina-yenilen-musluman/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ihtirasina-yenilen-musluman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdülgani TEKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2021 12:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[İhtiras]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16751</guid>

					<description><![CDATA[Adamın biri salatalığı çok severmiş, iki kilo salatalık alıp bir ağacın gölgesine çekilip; salatalıkları soymuş yemiş, soymuş yemiş, kabuklar üst üste yığılmış, muzırlığı tutmuş; kalkıp kabuklara da işemiş. Sonra da bir güzel uyku çekmiş. Uyanınca canı salatalık çekmiş ama salatalık yok, bir ara gözü kabuklara ilişmiş, ‘’ama kabuklara da bevlettim, yenmez bunlar’’ demiş. Fakat canı salatalık çekiyor, nefsi salatalıkta ısrar ediyor. Kenardaki bir kabuğu eline alır, biraz bakar, dayanamaz, ‘’buna çiş değmedi herhalde’’ deyip kısa bir vicdani tereddütten sonra kabuğu ağzına atar; bir, üç, beş derken son kabuğu eline alır ‘’değdi değmedi’’ derken, ‘’buna da değmemiştir’’ deyip nefse yenilmiş bir vicdanın onayı ile son kabuğu da afiyetle yer. Günümüz Müslümanlarının problemi de bu; gayri meşrunun meşruluğuna kendilerini ikna etmeleri. Adam her haltı işliyor, her herzeyi yiyor, her haksızlığı-hukuksuzluğu yapıyor, hacca ya da umreye gidince temizlendim zannediyor, ya da kabuklara sidiğin değmediğine kendisini ikna ediyor. Müslümanların iflah olmamalarını sebebi bu olabilir mi? Bir zamanlar, bankaların isminin yazılı olduğu parklardaki banklara oturmaktan imtina eden Müslümanlar; bugün kredi kartlarının limit ve çeşitliliği ile övünecek duruma geldiler. Kredi ile ev ve araba almayı aşan Müslümanlar, kredi ile tatil yapmayı, israf denebilecek, temel ihtiyaç olmayan ürünler almakta yarışır duruma geldiler. Bankaların cazip(!) taksit teklifine dayanamayıp &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Adamın biri salatalığı çok severmiş, iki kilo salatalık alıp bir ağacın gölgesine çekilip; salatalıkları soymuş yemiş, soymuş yemiş, kabuklar üst üste yığılmış, muzırlığı tutmuş; kalkıp kabuklara da işemiş. Sonra da bir güzel uyku çekmiş. Uyanınca canı salatalık çekmiş ama salatalık yok, bir ara gözü kabuklara ilişmiş, ‘’ama kabuklara da bevlettim, yenmez bunlar’’ demiş. Fakat canı salatalık çekiyor, nefsi salatalıkta ısrar ediyor. Kenardaki bir kabuğu eline alır, biraz bakar, dayanamaz, ‘’buna çiş değmedi herhalde’’ deyip kısa bir vicdani tereddütten sonra kabuğu ağzına atar; bir, üç, beş derken son kabuğu eline alır ‘’değdi değmedi’’ derken, ‘’buna da değmemiştir’’ deyip nefse yenilmiş bir vicdanın onayı ile son kabuğu da afiyetle yer.</p>



<p>Günümüz Müslümanlarının problemi de bu; gayri meşrunun meşruluğuna kendilerini ikna etmeleri. Adam her haltı işliyor, her herzeyi yiyor, her haksızlığı-hukuksuzluğu yapıyor, hacca ya da umreye gidince temizlendim zannediyor, ya da kabuklara sidiğin değmediğine kendisini ikna ediyor.</p>



<p>Müslümanların iflah olmamalarını sebebi bu olabilir mi? Bir zamanlar, bankaların isminin yazılı olduğu parklardaki banklara oturmaktan imtina eden Müslümanlar; bugün kredi kartlarının limit ve çeşitliliği ile övünecek duruma geldiler. Kredi ile ev ve araba almayı aşan Müslümanlar, kredi ile tatil yapmayı, israf denebilecek, temel ihtiyaç olmayan ürünler almakta yarışır duruma geldiler. Bankaların cazip(!) taksit teklifine dayanamayıp taksitle Hacca ve umreye gitmelerden tutun, Kredi kartı ile (alkol satan alışveriş merkezlerinde) Kurban kesmekte mahzur görmeme durumuna düştüler.</p>



<p>Eskiden insanların inançları davranışlarını şekillendirirdi. Sakal bırakan, muamelelerinde hassas davranırdı, ilişkilerinde çok dikkatli olurdu. Namazında niyazında olan insanlar hal ve hareketlerine dikkat ederlerdi. Halk da bu dikkat ve hassasiyetin hakkını verir; hürmette kusur etmezdi. Kisveye yakışmayan bir davranışta bulunulursa, halk ‘’saçından sakalından utan’’ diye ikaz ve tedip ederdi.</p>



<p>Maalesef öyle bir hale geldik ki kisve, hac ve ibadetlerin saygınlığı yok denecek kadar zayıfladı. Çünkü vicdan, hak-hukuk, adalet lafa sıkıştırıldı. Müslümanlar dünyayı o kadar önceleyip önemsediler ki, ahireti, din gününü, hesap günü kurulacak teraziyi, mahkemeyi kübrayı gündemlerinden çıkardılar.</p>



<p>Müslümanlar, İslam’ı Namaz, oruç ve sakala sıkıştırdılar. Halbuki İslam muamelat dinidir. Bu darı imtihandaki ilişkilerimizin hesabını vereceğiz. İman, İslam ve ihsandan nasiplendiği nispette nasiplenecek insanoğlu mahşer meydanında. Peygamber gibi sakal bırakacaksın ama Ebu Cehil gibi zulmedeceksin, hak yiyeceksin, kamu malına çökeceksin, kanunu menfaatine yontacaksın, hile ve hurdada gözü kara olacaksın, ama sıra dindar gözükmeye gelince başköşeye oturup ahkam keseceksin, vazu nasihatte sırayı kimseye vermeyeceksin, körelmiş paslı vicdanını insanlığa ak kaşık diye yutturacaksın. Bu dünyadaki numaraların hiçbirisini öte tarafta yemezler. Burada riyakarlık belki günü kurtarır, lakin huzuru İlahide riyakarlık başa bela, omuza yüktür.</p>



<p>Mangalda kül bırakmayan Müslüman gıybet-dedikodu yapmayı marifet sanır, hak yer, kendini haklı görür. Yüze güler, çelme takmayı cihat zanneder. Okumaz, öğrenmez, kendince bir inanç biçimi oluşturur, bunu da din zanneder. Kendince şekillendirdiği ve din zannettiği şeye iltifat ve itibar etmeyenleri; mürtet ya da mel’un ilan eder. Her türlü haltı işler, her türlü herzeyi yer; Namaza duranın -tekbir getirirken- parmağının kulağına değip değmediğine, ayak aralarındaki mesafenin kaç santim olduğuna dikkat eder. Hele namaz kılanın başında takkesi yoksa; gitti namazı garibimin…</p>



<p>Sahtekârlar dini sahtekarlıklarına perde yapmaya başladıklarından beri; mazlum dindarların ne gözyaşı dindi ne de ahı vahı bitti. Müslümanlar, dini ve dini kisveyi dünyalığa tahvil eden din taciri sahtekarlara itibar edip, önlerinde eğildikçe sürünmeye ve sömürülmeye devam edecekler. Ya eğilip başkalarına basamak olursunuz ya da dik durup mazlumlara sığınak olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ihtirasina-yenilen-musluman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müslümanların Savrulması</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/muslumanlarin-savrulmasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/muslumanlarin-savrulmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdülgani TEKİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2021 07:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16580</guid>

					<description><![CDATA[Müslümanlar kendi kendilerine yettikleri, dünyalığa yamulmadıkları, kapitalizme yenilmedikleri dönemlerinde helal ve haram konusunda daha dikkatliydiler. Helal ve haram konusunda daha hassas idiler. Hak ve hukuk konusunda daha gayretkeş idiler. Tasadduk ve infak konusunda kılı kırk yararlardı. O devirde; Müslümanın sözü ile özü birdi, olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olurdu. Müslüman sözünün eriydi, yapmayacağını söylemez, söylediğini de mutlaka yapardı. Eylemi ve söylemi uyumlu, kendisi ile barışık, dürüst ve şahsiyet sahibiydi Müslüman. Şahsiyetine leke, izzetine halel getirecek işe tenezzül etmezdi. Bu vasıflarla muttasıf Müslümanın bakışı, kalkışı, oturuşu, alışverişi güven verirdi. İlmin, irfanın, dürüstlüğün, ahlaki meziyetlerin geçer akçe olduğu Müslüman toplumda; ahlaksızların ödü kopardı… Muasır Müslümanlara bakıyoruz; çok güzel şeyler söylüyorlar, adaletten, iyilikten, haktan hukuktan, dinden, kitaptan bahsedince ağızlarından bal akıyor. Ama ilişkilerine bakıyorsunuz her tarafı dökülüyor; dürüstlükten bahsediyor, hileye boğulmuş, namuslu olmaktan bahsediyor, ahlaksızlıkta pervasız. Adaletten bahsediyor, bakıyorsunuz ya zulmediyor ya da zalime alkış tutuyor. Boğazına kadar harama batmış, haramdan besleniyor, ama kandillerde, cuma günleri ayet, hadis, dua, süslü ve bol salavatlı mesajlar paylaşarak sureti haktan gözüküyor ve mübarek mübarek caka satıyor. İki yüzlülüğün zirve yaptığı, münafıklığın makyajla kamufle edilmeye çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Müslümanların, gayri İslami duruş ve davranışlarını normal görmeleri ve kendilerini bu duruma inandırmaları tarihin hiçbir devrinde bu kadar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Müslümanlar kendi kendilerine yettikleri, dünyalığa yamulmadıkları, kapitalizme yenilmedikleri dönemlerinde helal ve haram konusunda daha dikkatliydiler. Helal ve haram konusunda daha hassas idiler. Hak ve hukuk konusunda daha gayretkeş idiler. Tasadduk ve infak konusunda kılı kırk yararlardı. O devirde; Müslümanın sözü ile özü birdi, olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olurdu. Müslüman sözünün eriydi, yapmayacağını söylemez, söylediğini de mutlaka yapardı. Eylemi ve söylemi uyumlu, kendisi ile barışık, dürüst ve şahsiyet sahibiydi Müslüman. Şahsiyetine leke, izzetine halel getirecek işe tenezzül etmezdi. Bu vasıflarla muttasıf Müslümanın bakışı, kalkışı, oturuşu, alışverişi güven verirdi. İlmin, irfanın, dürüstlüğün, ahlaki meziyetlerin geçer akçe olduğu Müslüman toplumda; ahlaksızların ödü kopardı…</p>



<p>Muasır Müslümanlara bakıyoruz; çok güzel şeyler söylüyorlar, adaletten, iyilikten, haktan hukuktan, dinden, kitaptan bahsedince ağızlarından bal akıyor. Ama ilişkilerine bakıyorsunuz her tarafı dökülüyor; dürüstlükten bahsediyor, hileye boğulmuş, namuslu olmaktan bahsediyor, ahlaksızlıkta pervasız. Adaletten bahsediyor, bakıyorsunuz ya zulmediyor ya da zalime alkış tutuyor. Boğazına kadar harama batmış, haramdan besleniyor, ama kandillerde, cuma günleri ayet, hadis, dua, süslü ve bol salavatlı mesajlar paylaşarak sureti haktan gözüküyor ve mübarek mübarek caka satıyor.</p>



<p>İki yüzlülüğün zirve yaptığı, münafıklığın makyajla kamufle edilmeye çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Müslümanların, gayri İslami duruş ve davranışlarını normal görmeleri ve kendilerini bu duruma inandırmaları tarihin hiçbir devrinde bu kadar zirve yapmamıştır herhalde… Ar damarı çatlamış, haya perdesi kalkmış, hakkaniyet hissi yok olmuş, vicdan tefessüh etmiş, ama insanlar, her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranıyor. Çatlaklar yıkımı haykırıyor, lakin devrin Müslümanı çatlakları boyamakla meşgul, gel gör ki boya çatlakları kapatmıyor.</p>



<p>Üniversitede talebeyiz, Anadolu’dan gelmişiz, utangaç, bir o kadar da çekingeniz. Erkek giyimi işi yapan Müslüman bir esnaf, zekatından 10 öğrenciye takım elbise verecekmiş; Esnaf hassas davranarak öğrenci, hem de İlahiyat öğrencisi çağırtmış. Gittik işyerine, mahcup bir duruşla ayakta bekliyoruz, ‘’birer takım elbise vereceğiz’’ dediler. Bizim seçme hakkımız var zannı ile ‘’ben bunu alayım’’ dedim. Adam ‘’olmaz, bunlardan alamazsın!’’ deyince, utancımdan ne diyeceğimi bilemedim. Bizi, zekât için ayırdıkları malların başına götürdüler, birer takım elbise poşetleyip elimize verdiler. Eve varınca takımı giydim, ne göreyim; 70 lerin modası İspanyol paça; modası geçmiş, satılmamış, elinde kalmış takımları Allah’a ayırmış uyanık Müslüman. Kendince hem zekât vermiş oluyor hem de İlahiyat talebelerine vererek çifte sevap işlemiş oluyor. Tabi ben pantolonu giyemedim, ceketi giydim sadece. Buna ‘’zekât verdim’’ zannetmek, ya da ‘’Allahtan çalmak’’ denilebilir.</p>



<p>Müslümanlar olarak ahlak problemi yaşıyoruz; Müslüman Zekâttan çalıyor, namazdan çalıyor, hacdan çalıyor. Müteahhit demirden çalınca depremde enkazın altında canlar kalıyor. İşçi işinin hakkını vermeyerek patrondan, patron işçisinin alın terini kırparak, sigortasını eksik yatırarak işçiden çalıyor. Müslüman randevusuna zamanında gelmeyerek beklettiği kişinin ömründen çalıyor. Esnaf ayıplı malı müşteriye satıp, ürünün arkasında durmayarak insanların itimadını çalıyor. Komşu komşuya rahatsızlık vererek komşusunun huzurundan çalıyor. Öğretmen mazeretsiz derse girmeyip öğrencinin geleceğinden çalıyor (bunu İlkokulda bizzat yaşadım). Zerzevatçı çürük sebze-meyveyi poşete tıkıştırarak fakir-fukaranın mutfağından çalıyor. Siyasetçi yapamayacağı işleri yapmayı vadederek (iki anahtar sallamak gibi) seçmenin umudunu çalıyor. Kısacası hırsızlık sanat olmuş, hırsız muteber…</p>



<p>Müslüman defolu haliyle ahkam kesmekten geri kalmıyor, kusuru hep başkasında arıyor, suçu zamana atıyor, günahı da şartlara yüklüyor. Tabi bu halin de bedeli ağır oluyor…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/muslumanlarin-savrulmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
