Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Haziran 24, 2024

Asrı Saadette Ramazan

Asrı Saadete doğru, ufkumuza doğru bakalım. Geçmişimiz olduğu kadar geleceğimiz de olan çağa… On yılı aşkındır Müslüman olmuş topluluğun tevhit ile tanışarak hidayete ermesinin üzerinden geçen sürede dini emir ve yasaklar vahiyle bildirilmeye devam ediyor. Sahabe adını almış olan güzide topluluk her biri vahyin elçisinin etrafında pervane. Söylese dinlesek, öğretse yapsak, emretse yerine getirsek hatta öl dese ölsek makamında bir öncü nesil. Erkam’ın evinde gizlice dinlediler, ayak izlerini takip ettiler. Açlığa, zorluğa, boykota ve tüm saldırılara beraberce sabır gösterdiler. Yurtlarına veda edip hicret ettiler. Her biri Allah’ın emri, Resulünün eşliği ile yaşandı. Yeni bir yurt edindiklerinde de Suffa’da dini, Allah’ı, Ahireti, cennet ve cehennemi öğrendiler. Onlar secde ile tanışalı on dört yıl olmuştu ki en aşında kendilerine hidayeti getiren kitabın indirildiği günlerin yıldönümü öncesinde Oruç ibadeti ile tanıştılar.

Her şeyden vazgeçenler için yemeden içmeden vaz geçmek de neymiş ki. Hele ki sonunda aralarına gönderdiği peygamber ile beraber yaşamayı lütfedenin emri gelmiş ise. Çok geçmeden kısa bir süre sonra ise hayatlarını ortaya koyacakları Bedir meydanına koştular. İlk ramazan orucunu tuttukları günlerde bir de savaş verdiler. Nefisleriyle, düşmanla ölesiye bir savaş, korkusuzca, yiğitçe can verdiler, can aldılar. Tek arzuları vardı. Hakkı üstün tutmak. Hak üzere kula kulluğu bitirip gerçek ilaha ulaştırmak bütün insanlığı… “Beni rabbim terbiye etti, ne de güzel yaptı eğitimimi.” derken yanındakileri de kendisi eğitti. Tarih insana, yaratanı tarafından eğitilmiş bir peygamberin eğitiminden geçen üstün meziyetli şahsiyetleri göstermek üzere kayıt altına alıyordu zamanı ve zemini. Adaleti, merhameti, sevgi ve şefkati unutmuş bir toplumdan dünyaya bu kavramların örneğini asırlar boyunca dillere destan olacak şekilde öğrenen, anlayan ve yaşayan insanları tanıdı yeryüzü.

İlk oruç emri indiği anı düşünelim. Yiyecek neleri vardı ashabın. Birkaç hurma, bir miktar su olabilir mi? Akşam iftar saati geldiğinde güneşin batışını müteakip evlerde iftar sonrasında nasıl bir heyecan vardı. Yeni bir ibadeti öğrenmiş ve Allah’ın rızasını kazanacak yepyeni bir yol bulmuş olan güzide neslin heyecanı. Okunan Kuran ayetleri o güne kadar gelmiş olanlardan ibaret. Sahabilerden birine Kur’an okumasını istediğini söyleyince Peygamber;

-Kur’an sana indiği halde ben mi sana okuyacağım Ya Rasûlallah? Hayret içerisinde sorunca arkadaşına;

-Ben onu başkasından dinlemeyi seviyorum diyecekti.

Cebrail her sene o güne kadar inen Kur’an ayetlerini kontrol ederek karşılıklı okuyacak Nebi ile.  Ve bu her sene Ramazan ayında tekrar edecek. Vefat senesinde iki defa yapılacak. Karşılıklı Kur’an okuyan herkes bunu ilk yapanların Cebrail ve Hz Peygamber olduğunun bilinciyle ne kadar gururludur?

Benden Kur’an’dan başka bir şey yazmayın diyecek Müslümanlara. Onlar ne buyursa yazmak isteyecekler. O mübarek ağızdan süzülen her sözü, her sesi, yaşanan her anı akıllarına yazmaya çalışacaklar bir müddet. Ama içlerinden birine “Sen ne duyarsan yaz.” dediğinde emin olamayıp;

-Ya Rasûlallah her ne duyarsam mı? diye önceki emrin tedirginliği ile soracak. Cevaben;

-Evet.

Ve mübarek ağzını işaret ederek ona;

-Bu ağızdan haktan başka bir şey çıkmaz buyuracak…

Ramazan ayı, bütün insanların iyiliği, kurtuluşu için bir hidayet rehberi olan, Allah’tan gelen, Allah’ın peygamberiyle öğrettiği, hakkı bâtıldan, imanı küfürden, helâli haramdan ayıran apaçık delilleri, şeriatı içeren Kur’an’ın indirildiği aydır.

Bütün insanlığın insan şerefine yakışır bir şekilde yaşaması uğruna indirilmiş kitabın tebliğcisi ve etrafını saran arkadaşları… Ayetleri onar onar öğrenip hayatına uygulayan, sonra yeni bir on ayet öğrenen sahabenin Ramazan ayı… Seferde hazarda ibadetin tadını doyasıya yudumlayan, savaş halinde kardeşinin, peygamberinin yanında vuruşup, önünde siper olan bir yudum suyu kardeşine ikram ederek cennete uçan öncüler.

Sizden kim bu ayda devamlı ikametgâhında bulunursa, o ayın başından sonuna kadar, aksatmadan oruç tutsun.

Oruçlunun ağız kokusu misk gibidir diye ferman buyurarak ibadetin bedene sunduğu sıhhate, ruha sağladığı dinginliğe değil iman dolu kalbe sağladığı takvaya işret eden Peygamber ile oruç tutmak. Ne kutlu bir Ramazan’dır o.

Kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, oruç tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar. Allah dinî hükümler koymakla, size kolaylık getirmek istiyor, sizi zora, sıkıntıya sokmak istemiyor.

Ne acılara karşı sabır göstermişler onlar. Açlık mı zor gelecek. Allah yolunda onun emriyle aç kalmak değil bir gün ya da onun bir kısmı tüm hayat boyunca emredilse yapmaktan imtina etmeyecek Ashap ile oruç tutulan bir ramazan hayal edelim. Ama eğer bir hastalık durumu, bir yolculuk zorluğu, sefer zahmeti varsa kulum üzülme sonra aynı günler sayısınca tutarsan ben kabul ederim diyen Rabbin huzurunda oruç tutmak ve Ramazanı o şuurla yaşamak kim bilir ne kadar güzeldir. Hayal etmesi bile inanılmaz keyifli, huzur verici… Öyle değil mi?

Allah orucun sayısını tamamlamanızı, size Kur’an’da ve Resulünün sünnetinde öğrettiği şekilde şer’î mükellefiyetleri ifa edip hamdederek, Allahı sık sık tekbir ile anmanızı ve büyüklüğüne saygı göstermenizi istiyor. Umulur ki, şükredersiniz.

Elhamdülillah ki Müslümanız. Şükürler olsun ki ne yememize ne de içmemize ya da aksini yapmamıza ihtiyacı olmayan her şeyin sahibi rabbimiz bizden böyle küçücük bir vaz geçişe karşılık olarak nimet vereceğinin müjdesini veriyor. Gönderdiği peygamberinin izinden gittiğimiz takdirde, ona itaat edip emirlerini yerine getirip, ayak izlerini takip ederek yasakladıklarından kaçındığımızda bize cennet vereceği müjdesinin habercisi kitabının indiği ayda şükür secdeleri yapacağız yeniden. Aç kalarak sınırsız nimetlerle dolu cennet kazanacağız. Ne mutlu bize…

Allah’ın Peygamberi ile bir ramazan geçirme hayali ile nice bereketli Ramazanlara…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir