Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Nisan 13, 2024

01 Nisan 2024’de Kaç Yeni Parti Kurulacak?

Türk seçmeni arayışta. Siyasetin merkezinde “geniş alanda boşluk” büyüyor. CHP’nin ve AK Parti’nin sosyolojisi “Jübile” ivmesini görüyor, fakat inkar ediyor.

Deva, Gelecek, İyi parti bu boşluğa yöneldi; fakat sicili ve bagajı “Millet İttifakı” çatısı altında incir kabuğunu dolduracak performansı bile gösteremedi. Hatta bir birlerinin bahçesine incir ağacı dikme yarışına girdi.

Siyasetin merkezinde boşluk derinlik ve genişlik artarsa; ülke bir yol ayrımına girecek: “Toplumu Devlete Teslim Etmek” veya
” Yeniden kamplaşma” örgütlenmesi.

Şahsi gözlemim; birinci seçenek bizzat devlet tarafından örgütlenecek ( hatta örgütlendi.). Bu şu demek; “Yeniden solculuk”, “Yeniden İslamcılık”, “Yeniden Liberallik”, hatta “Yeniden Müslümanlık” seçenek olmayacak/oldurulmayacak.

“Devlet Milliyetçilik” paradigması kendini Erdoğan üzerinden güncelliyorken; Erdoğan sonrası için de “test sürüşleri” yapıyor.

Özellikle “İmamoğlu” ve/veya “Soylu” hikayesinde gizli konu ettiğim güncelleme. Fakat test sürüşünün bir yan etkisi var:

Toplum 15 Temmuz’da olduğu gibi fiili bir durum oluşturabilir. Biz bu “fiili durum”un benzerini, İstanbul seçim sonuçlarında yaşayacağız.

Çünkü İmamoğlu’nun tekrar başkan olması durumunda; İstinaf mahkemesinde bekletilen “siyasetten men” cezası devreye alınıp alınmayacağı stratejisini göreceğiz…

Neyse bu bağlamı detaylandırmayayım. Bir başka bahse konu…

Bizim dikkat çekmek istediğimiz şu: 01 Nisan’da başkan seçilenler ( hangi partiden olursa olsun ) Türkiye’nin içine girdiği yeni siyasal sosyolojisi ile ” ilişkisiz ve kariyerci” takvimi işletecek ve yeni sosyolojinin aktörü olma ihtimali de kalmayacak. Çünkü sayın Erdoğan’ın içinde olduğu Gemi hangi rotada kalmış ve hangi limana yönelmişse; akıbette orada noktalanacak.

Sayın Bahçeli’nin Erdoğan’a “Gitme!… Yeni yüzyılın kurucu lideri ol!..” çağrısı; özünde Toplumu devlete teslim etme töreninin henüz bitmediğine atıftır.

Peki, “Toplumu devlete teslim etmek” bu topraklarda “şüpheli tören” görülür mü? Hayır. Aksine törene katılmayı, izlemeyi önemser. E, o zaman sorun ?!…

Sorun demeyelim de; bir gelecek senaryosuna atıfta bulunalım: Toplum Erdoğan ile yakaladığı “Sivil inisiyatif” gücünü yine sayın Erdoğan’ın devletin verdiği rol gereği devlete iade ediyor. Uluslararası şartlar bunu gerektirdi… Doğru-Yanlış; Tarih yazacak…

O zaman özetleyebiliriz: “Erdoğan varsa; biz de varlığımızı koruruz!..” diyen hatırı sayılır bir “tabaka” var…

Oysa; Türkiye’de yeni bir sosyoloji var ve bunu “tabaka” etkinliği hem yönetemez hem anlayamaz.

Geriye tek imkan kaldı: Etkin ve Sivil Aktivizm.

Eski solcular, Eski İslamcılar, Eski Ülkücüler… gibi bir dizi “İdeolojik huzur evi sakinleri bu süreçte biraz heyecanlanacaklardır. Fakat süreç heyecanla değil; “Eleştirel Aklın Dönüşü”nü yakalayanların “doktrin gündemi” ile oluşacak.

01 Nisan’da kendini ilan edecek bazı partiler olacak. Çalışmalar sürüyor. Fakat bu partilerde bile “Doktrinsiz parti” seçeneği konuşuluyor. Takipteyiz.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir