Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Nisan 13, 2024

Erdoğan İsrai’e Destek Veriyor(!)

Evet, yazının başlığını okuyanlar parantez içindeki ünlem işaretini dikkate almadan belki de görmeden birçok kişi benim hakkıma gireceğini bilerek “Erdoğan İsrail’e Destek Veriyor” bu yazıyı yazmak gerektiğine inandığım için yazdım.

Erdoğan’a Bir Algı Operasyonu mu Yapılıyor?

Bir toplumbilimci olarak öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor. Kendileri halen Ak parti içinde aktif görevde olan birçok politikacı hatta milletvekili Erdoğan’ın olmayacağı bir dönem için farklı arayışlarda olduğunu kabul etmeliyiz. Özellikle Amerika ve Avrupa’da konuşlanmış himmet yiyen FETO militanları ülkemizdeki medya ve politikacılar hatta bürokratlarla ellerindeki kayıtlar üzerinden şantaj yaparak dirsek temasında oldukları meçhul değil malum bir gerçekliktir.

Küresel Güçler kim bunlar tıpkı kirli işler yapanların kendilerini ekranlarda “Anonymous” etiketledikleri gibi isimleri belli değil ama hedefleri genelde Türkiye özelde ise Karizmatik Lider Erdoğan…

C-17 Globemaster III Uçuş Rotası Kaydı Var mı?

Ocak 23’te Pentagon’un en yoğun ve en büyük hava taşımacılığı Dover üssü’nden havalanan dünyanın en büyük lojistik uçağı C-17 Globemaster III içi mühimmat yüklü olarak İsrail’in Nevatim askeri üssüne inmek için rota alır. Ve uçuş rotasında Antalya Gazipaşa Havalimanı’na iniş vardır… Bu yazının hikâyesi burada başlıyor…

Bu durum ülkemizdeki FETO Diasporası tarafından Amerika ve Avrupa’daki militanlara iletildi… Bu bilgi küresel güçler ve küresel iletişimciler için bir can simidi ya da koruma kalkanı olarak oldukça dikkat çekiciydi…

Bu bilgi doğru bir strateji ile Türkiye basınına ve küresel medyaya servis edilirse hem Erdoğan’ın sınırları dışındaki etkisi kırılacak hem de yaklaşan mahalli seçimlerde ciddi bir manipülasyon aracı olarak kullanılacak.

Elbette küresel güçlere üzerlerine düşeni eksiksiz ve büyük bir hazla yerine getirecekler… Bu onların boyutu

Şimdi yapılması gerekenler…

Algı Operasyonunun Perde Arkası

FETO diasporasının servis ettiği bu bilgi gerçek mi yoksa bir kurgumu önce bunun açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Bu uçak hayalet bir uçak olmadığı için uçuş bilgileri saklanacak bir uçuş değildir kaldı ki devletler ve çok uluslu şirketler günlük havalana her uçağın uçuş kayıtlarını tutmaktadır. Öncelikle 23 Ocak tarihinde Dover üssünden C-17 kalkış yaptığının kaydı sabit mi?

Şayet böyle bir uçak kalktıysa ve menzili Nevatim üssü ise bu uçak servis edildiği şekilde Gazipaşa Havalimanı’na iniş yaptı mı?

Şayet C-17 Gazipaşa Havalimanı’na iniş yaptıysa bu yetkili birimlerle önceden paylaşıldı mı?

İsrail’e karşı küresel bir tepkinin yağın ve etkin olduğu bir zamanda dünyanın en büyük lojistik uçağının İsrail’e ne taşıdığı yetkililerce soruldu mu? Bu uçak böyle bir kritik dönemde denetlendi mi?

Daha çok turistik bir destinasyona sahip bu havaalanına dünyanın en büyük lojistik uçağı hangi izinler çerçevesinde iniş yaptı?

Böyle bir uçuş Dover’den Gazipaşa Havalimanı’na gerçekleşmediyse bu bilgi öncelikle Havalimanı yetkileri tarafından kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Lakin C-17 Nevatim üssüne inmeden Gazipaşa Havalimanı’na indiyse bu inişle ilgili tüm yetkililer hakkında idari ve adli işlem başlatılmalıdır.

Bu konu ivedilikle kamuoyu ile paylaşılmazsa küresel güçler küresel iletişimcilerin danışmanlığında bir yalan, bir kurgu üzerinden ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturacak bir tutum ve algıya imza atacaklardır.

Öyle ki her geçen gün sosyal gerçeklik olarak mümkün olmayan “Erdoğan’ın haberi olmadan kimse bir karar alamaz” algısı toplumda kesin bir inanç haline gelirken bu durum ivedilikle ayyuka çıkarılmalıdır. Bir sosyal gerçek var ki “En Son babalar Duyar” dizisi gibi özellikle 2016 yılından sonra Cumhurbaşkanımız 2002 yılından 2016 yılına kadar maruz kalmadığı kadar dezenformasyona maruz kalmıştır. Çünkü sadece politik bir zekâ değil küresel bir el örgüt sosyolojisinin ince ayarları ile tüm örgütte yaşanılan sorunların sebebi olarak Erdoğan olduğuna hem örgüt içindekileri hem de toplumu ikna etme konusunda oldukça başarılı stratejiler ile kuşatmışlardır.

Türkiye Bu Algıya Yenik Düşerse Ne Olur?

Erdoğan elbette İsrail’e lojistik bir destek ne verir ne de verilmesine müsaade eder. Lakin bu kirli hesap ivedilikle ayyuka çıkarılıp müsebbiplerinden hesap sorulmazsa ne acı ki özelde Türkiye genel de ümmet bu algıya yenik düşecek…

Bir politik gerçek var ki Ak Parti’nin içinde hatta bizzat etkin görevde olan politikacılar Erdoğan’ın karizmasının yok edilmesi için 2021 yılından bu yana suskunluğu tercih ediyor.

Fiyatlardaki % 25 fiyat artışı nasıl % 300 gibi ne finansal göstergelerle ne vicdanla temellendirilemeyecek bir boyuta ulaştı. Bir toplum bilimci olarak çok yakın zamanda ülkemizde fahiş fiyatlar sebebiyle kan atılınca büyük bir toplumsal çatışmanın fitili ateşlenecek.

Filistin önemli lakin öncelikli olan Türkiye toplumunun içinde bir toplumsal çatışmanın fitilinin ateşlenmesine engel olmaktır.

Bu yazıyı yazma gerekçem İsrail’e gerçekten Gazipaşa Havalimanı üzerinden lojistik destek sağlandı mı? Böyle bir gerçeklik varsa o bölgenin Ak Partili politikacılarının ve milletvekillerinin bundan nasıl haberi olmaz…
Ercan Harmancı

Şimdi öfke oklarını biraz daha üzerime çekecek birkaç cümle yazayım ki yazmamak vebaldir…

İlki İsrail ve Filistin arasında bir savaş hukuku yok çünkü savaş değil bir soykırım var… Türkiye’nin milletvekilleri bugün uçağa binip İsrail’e inebilir bununda önünde engel yok hatta bunu toplu halde yapabilirler bununda önünde engel yok… Neden bir spor karışılması için ilk uçakla o karşılaşmayı izlemek için gidenler bari gidip  bir de  soykırım izlesinler…

Bir ülke uluslararası hukuk ile koruma altında olan devleti temsil eden makam sahiplerine ateş açmayı bırakın karşı çıkması engellemesi bile belli yaptırımlar sebebidir… Lakin sahnelerde ya da meydanlarda Gazze ağıtı yakmak artık bana masum gelmiyor…

Artık Türkiye okul müsamere etkinlikleri ile Gazze’ye destek vermekten vazgeçmelidir…

Bunun için iyi ve halis niyetle çalışanlar bana kızacak ama bunun Gazze’ye desteği olmuyor aslında unutmuyoruz derin bir öğrenilmiş çaresizliğe gömülüyoruz…

Türkiye sembolik bir direnişin ötesine geçememiştir… Sembolik direnişlerin arkasında ise ciddi bir toplum mühendisliği vardır… Ekim ayından bu zamana kadar adeta sayısı milyonları bulan ulusal ve uluslararası etkinlikler düzenlendi ve halen düzenlenmeye devam ediyor…

Diğer yandan şu cümleyi buraya yazayım yakın zamanda bunun bilimsel mecralarda tartışılması yapılacak… Bağımlısı olunan ürünün boykotu olmayacağı gibi protestosu da olmaz…

Dert derin o sebeple mevzuyu dallandırıp budaklandırmadan son çağrımızı yapalım…

Evet, Erdoğan İsrail’e Destek Veriyor algısı küresel medyaya servis edilmeden bu olay gerçek mi değil mi? Bu olay gerçek değilse bunun kamuoyu ile ve dünya basını ile paylaşılması… Bu olay kayıtlarla sabit ise o zaman ivedilikle sorumluların tespiti ve idari ve de adli olarak gerekli yaptırımların uygulanması… Ötesi sadece Türkiye için değil ümmet için ağır bir vebal altından kalkılamayacak…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir