Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Nisan 24, 2024

Bekârlık Dönemindeki Seksüel Deneyim (Partner/ler) Evlilikleri Nasıl Bozuyor? -Seksüel Deneyim, Cinsel Kimya, Ten Uyumu, Durulma Mitleri-

ABD-Brigham Young Üniversitesi Wheatley Enstitüsü tarafından yayınlanan güncel bir araştırma raporu, evlilik öncesindeki cinsel deneyimlerle ilgili bazı inançların bir mit/hurafe olduğunu gösterdi. Daha doğrusu bu tür inançların yanlış olduğunu söyleyen önceki çalışmaları güçlü bir şekilde teyit etti. ‘’The Myth of Sexual Experience-Cinsel Deneyim Miti’’ başlığını taşıyan bu rapora göre;

Evlilik öncesindeki seksüel deneyim evliliğin kalitesini şu 4 ana kategoride bozuyor; İlişki doyumu, ilişki istikrarı, cinsel doyum ve duygusal bağ.

Evlilik öncesinde cinsel ilişkiden kaçınanlar daha başarılı, daha istikrarlı ve daha mutlu evlilikler yapıyor.

Evlilikte ‘’çok yüksek düzeyde ilişki istikrarı’’ bildirme olasılığı, yalnızca eşleriyle seks yapmış evli bireylerde %45 iken, bu oran, evlilik öncesi 5-9 cinsel partneri olan evli bireylerde %25;

10 veya daha fazla cinsel partneri olan evli bireylerde ise %14 bullunmuş [yani 3 kat az].

Evlilik öncesi seksüel partner sayısı/deneyimi arttıkça evlilik ve cinsellikteki bozulma da artıyor. Her ek cinsel partner, evlilikteki cinsel doyum ve mutluluk düzeyini %4, evliliğin ‘’oldukça istikrarlı olma olasılığını’’ %6,5 azaltıyor.

Sadece eşiyle seks yapmış bireylerde her 5 evli erkek ve kadından yaklaşık 1’i evlilikteki cinsel ilişkilerinin birçok yönünden “çok memnun” olduklarını bildirmekte iken, bu oran evlilikten önce 10’dan fazla cinsel partnere sahip olan bireylerde 10’da 1’e düşüyor.

Evlenmeden önce cinsel deneyime sahip olmayan evli bireylerin yaklaşık %80’i evliliklerinde en yüksek düzeyde duygusal yakınlık bildiriyor. Bu oran evlilik öncesi dönemde yalnızca birden fazla cinsel partneri olan bireylerde bile beşte bir düzeyinde azalıyor [partner sayısı arttıkça bozulma da artıyor]. 

Kısaca ‘’evlilik öncesi seksüel deneyim/tecrübe’’, ‘’cinsel kimya’’, ‘’ten uyumunun test edilmesi’’ ve ‘’durulma’’ gibi [uygun partner/eş seçimi için faydalı olduğu sanılan] deneyim ve görüşlerin bir mit/hurafe olduğu [bilimsel dayanağının bulunmadığı] bir kez daha gösterilmiş oluyor. Çünkü bu sonuçlar önceki çalışmalarda da tespit edilmişti. Birkaç farklı ulusal veri setini kullanan önceki araştırmalar benzer şekilde flört yıllarında birden fazla cinsel partnere sahip olmanın gelecekteki evliliklerde daha yüksek boşanma oranlarına yol açtığını gösteriyor. Hatta bu çalışmalar, bir kişinin evlenmeden önce sahip olduğu seks partneri sayısının boşanmanın en güçlü yordayıcılarından [ön göstergelerinden] biri olduğu sonucuna varıyor. Ancak Wheatley Enstitüsünün bu raporu ayrıca evli yetişkinler üzerinde yapılan yeni bir ulusal anketin bulgularını da sunuyor; buna göre “cinsel açıdan deneyimsiz” bireyler veya ‘’yalnızca eşleriyle seks yapmış’’ olanlar, evlilikte eşleriyle en yüksek düzeyde ilişki doyumu, cinsel doyum ve duygusal yakınlık bildirme olasılığı en yüksek olan bireyler oluyor [1].

PEKİ BU NİYE BÖYLE? EVLİLİKTEN ÖNCE CİNSELLİKTEN KAÇINMA EVLİLİĞE NASIL FAYDA SAĞLIYOR? [raporun tartışma bölümünden özet nakiller]

İlk yapılması gereken açıklama ‘’seçim’’dir. Evlilik öncesi dönemde cinsel deneyimi olmayan bireyler,  hem birden fazla seks partnerinden kaçınma hem de evliliğin ilerleyen dönemlerinde sağlıklı ilişki geliştirebilme olasılığı daha yüksek olan benzersiz bir insan tipini temsil ediyor.

Uzun vadeli bir ilişkinin uygulanabilir olup olmadığına karar vermek için, bir partnerle potansiyel cinsel kimyayı değerlendirme arzusu birincil kriter haline geldiğinden, günümüzde erken cinsel başlangıçlar yaygındır. Ancak bu amaçlananın aksine yanlış tercihlere neden olabilir. Çünkü cinsel kimyayı değerlendirme arzusundaki birçok çift, ilişkilerinin başlarında cinsel olarak iç içe geçer ve birbirleriyle güçlü fiziksel ödüller deneyimlemiş olurlar. Ne var ki bu güçlü fiziksel ödüller onların sonraki yıllarda ortaya çıkacak ve evliliklerini bozabilecek daha derin uyumsuzlukları görmezden gelmelerine neden olabilir.

İnsan beyni ve vücudu seks sırasında sadece zevk almaz; ayrıca güçlü bağlanma hisleri de oluşturur. Hızlı cinsel başlangıç, yoğun zevk ve bağlanma duygularını gerçek yakınlık ve kalıcı aşkla karıştırılabilir, bu da genellikle daha zayıf eş seçimine neden olur. Yani erken seks, iki kişinin birbirlerine gerçekte olduğundan daha yakın olduklarını düşünmelerine neden olan bir tür “sahte yakınlık” yaratır. Bu, insanların uzun vadede kendileri için iyi bir seçim olmayan birine “aşık olmasına” ve hatta evlenmesine neden olabilir. Buna karşı cinsel kısıtlama çiftlere yarar sağlar çünkü kasıtlı eş seçimini kolaylaştırır. Flört partnerinizle cinsel ilişkiye girmediğinizde, flört konusunda daha iyi kararlar verme şansınız daha yüksek olur.

Flört aşamasındaki seksle, fiziksel yakınlık,  duygusal yakınlıktan/bağlılıktan ayrılarak veya parçalanarak sahte bir yakınlık/bağlılık yaratılır. Dr. Victor L. Brown bu fenomeni şöyle açıklıyor:

‘’Parçalanma, kullanıcılarının samimiyet taklidi yapmasını sağlıyor… Birbirimizle parçalar halinde ilişki kurarsak, en iyi ihtimalle tam ilişkileri [ilişkinin diğer yönlerini] kaçırmış oluruz. En kötüsü, kendi zevkimiz için başkalarını manipüle eder ve sömürürüz. Cinsel parçalanma özellikle zararlı olabilir çünkü yanılsama olsa da bizi genel ilişkideki ciddi açıkları gözden kaçırmaya geçici olarak ikna edebilen güçlü fizyolojik ödüller verir. İki kişi fiziksel tatmin için evlenebilir ve sonra da birlik yanılsamasının entelektüel, sosyal ve ruhsal uyumsuzluklarının ağırlığı altında çöktüğünü keşfedebilir… [bu nedenle] cinsel parçalanma özellikle zararlıdır çünkü özellikle aldatıcıdır. Zevk alınması ve cinsel birliktelikle sembolize edilmesi gereken yoğun insan mahremiyeti, kabullenmeyi, anlayışı ve sevgiyi öneren -ama sağlayamayan- şehvetli epizotlarla taklit edilir. Bu tür karşılaşmalar, amacı araç yerine koyar.’’

Cinsel Deneyim Miti;

Herhangi bir aktivitede deneyim arttıkça, yeterlilik ve başarı da artar. Cinsel deneyim miti [efsanesi] de bu varsayıma dayanır; birey cinsel deneyim kazandıkça, cinsel ihtiyaçlarını ve arzularını daha iyi iletebilir varsayılır, bu da ilişki memnuniyetini ve istikrarını geliştirmenin temel bir unsurudur. Ancak Wheatley Enstitüsü Raporu bunun tersini gösteriyor. Daha iyi sonuçlar ve başarı ile ilişkilendirilen daha fazla cinsel deneyim yerine, evlilik öncesi ilişkilerde cinsel kısıtlama uygulamak, daha iyi ilişkilere giden yol gibi görünüyor. Cinsel karar verme söz konusu olduğunda, deneyimsizlik ve kendini tutma, mutlu ve sağlıklı ilişkileri artırmanın temel bileşenleri olabilir.

Evlilik öncesinde seksten kaçınma,  çiftlerin yararına olur çünkü bu partnerlerin birbirlerine olan çekimlerinin temeli olarak iletişime ve bağlılığa öncelik vermelerini gerektirir. Bu da çiftlere, ilişkilerini fiziksel çekim ve cinsel tatmin üzerine kuran çiftlerden farklı bir temel sağlar. Bu fark, çiftler doğal olarak başlangıçtaki yoğun çekim ve heyecan dönemini aşıp daha çok arkadaşlık ve ortaklıkla karakterize edilen bir ilişkiye geçtiklerinde özellikle kritik hale gelir. Cinsel kısıtlama aynı zamanda çiftlerin ilişkilerinin duygusal yönlerine odaklanmalarına ve bunları değerlendirmelerine de olanak tanır. Evlilik öncesindeki çiftler için cinsel kısıtlamanın değeri, en iyi, duygusal yakınlığın sağlıklı bir evlilikte cinsel yakınlığın gerçek temeli olduğu görüldüğü zaman anlaşılır. İki kişi arasındaki bir ilişkide gerçek duygusal yakınlık, bu iki kişi arasında güven, destek, saygı, rahatlık ve güvenliğin diğer unsurları var olduğunda yaşanır. Flört etmede duygusal yakınlığa odaklanmak, çiftler için sadece dıştan içe değil –aynı zamanda- içten dışa tanıma sürecidir.

Durulma Miti;

Pek çok kişi bekâr yetişkinlerin cinsellikle ilgili dürtüselliği ve rastgeleliği “sistemlerinden çıkarmak” için flört yıllarında cinsel deneyim kazanmaları gerektiğine inanıyor. Varsayım şudur; cinsel dürtüler bu şekilde –sözde- tasfiye edilirse, yetişkin bireylerin tek eşli bağlılıktan daha memnun olmalarına yardımcı olacak ve evliliklerinin ilerleyen dönemlerinde “gözlerini başka yöne çevirme” ve eşlerine sadakatsizlik etme şanslarını azaltacaktır. Ancak evlilikle ilgili hiçbir araştırma bu varsayımı doğrulamıyor. Tüm analizler şunu gösteriyor; evlilikten önce birden fazla seks partnerine sahip olmak, daha az ilişki istikrarı ve daha yüksek boşanma riskini anlamlı bir şekilde artırıyor. Çünkü evlilik öncesi seks [pre-marital sex] ile evlilik dışı seks [extra-marital sex] yani aldatma arasında çok yakın bir bağ var; evlilik öncesi dönemde cinsel ilişki kuranlar daha fazla aldatma eğilimi içinde oluyorlar[2]. Bu da evlilik istikrarını bozuyor. Çünkü cinsel münhasırlık [sadakat] tüm toplumlarda evliliğin tanımlayıcı bir özelliği olarak kabul edilen ve hemen her kültürde yaygın olarak kabul gören bir sosyal normdur. Bu norm ihlal edildiğinde ortaya çıkan eylem ‘’sadakatsizlik’’ veya ‘’aldatma’’ olarak nitelenmektedir; aldatma ise geleneksel kuralları önemsemeyen çiftlerde bile evlilik istikrarını bozmakta, huzursuzluk ve boşanmalara neden olmaktadır[3].

Peki bu neden böyle oluyor? Evlilik öncesi seks evlilikte aldatma riskini niye artırıyor?

Bunun en kolay açıklaması şu olabilir; evlilik öncesi cinsel deneylerle sisteminizden bir şeyler çıkarmak [ve durulmak]  yerine, aslında bu tür davranışlarla sisteminize yeni bir şeyler sokuyorsunuz. Örneğin, bunu yapanlar, başlangıçtan itibaren cinsellik ve cinsel tercihler konusunda yeniliğe veya yeni partnerlerle cinsel deneyimlere başlamanın heyecanına alışıyor olabilir. Oysa başarılı tek eşlilik, eşlerin, ‘’deneyim merkezli’’ bir çekim yerine ‘’kişi merkezli’’ bir sevgi geliştirmelerini gerektirir. Ve bu da evli çiftlerin, yalnızca erken dönem romantik ilişkilerde deneyimlenen cinsel çekimler ve uyarılmalar yerine, bu  heyecanlardan farklı olarak, birbirleriyle derin aşklarına, dostluklarına ve ortak yaşamlarına dayanan sürekli bir bağ oluşturmalarını ve ilişkilerini istikrarlı bir şekilde sürdürmelerini sağlar.

Ayrıca evlilik öncesi seks yapan bireyler şöyle bir sisteme girmiş oluyorlar; mevcut partnerlerini[eşlerini] eski partnerleri veya potansiyel partnerleri ile karşılaştırıyor ve değerlendirme eğilimine giriyorlar. Bu karşılaştırma zihniyeti, ilişki uzmanlarının “alternatif arama” dediği şeye yol açıyor. Potansiyel partner olabilecek kişiler düşünülmeye, aranmaya başlanıyor. Bu, mevcut ilişkiniz dışındaki partnerler hakkında düşünme veya onları aktif olarak takip etme sürecidir ve bu takip oldukça geniş bir yelpazede gerçekleşebilir; internet ortamında veya şahsen yeni partnerler aramak veya eski bir ortak, iş arkadaşı veya spor salonunda yeni bir tanıdık ile yeni bir ilişkinin nasıl olabileceği hakkında hayaller kurmak gibi.

Gençlik döneminde birden fazla cinsel partneri olan insanların öğrendiği temel şey aslında budur; mevcut partneri önceki partnerlerle nasıl karşılaştıracağı[kıyaslama]. Hatta bu durum, yani önceki partnerlerin varlığı, mevcut partnerde[eşte] hata ve hayal kırıklığı bulmayı da daha kolay hale getirir. Bu da yeni partner arayış ve takiplerini [yani aldatmaları] tetikler.

Evlilik öncesinde seksüel deneyimi [birden çok cinsel partneri] olanlar yakın ve sıkı bir şekilde bağlı oldukları insanlarla ilişkilerini bitirmenin sorun olmadığını da öğrenmiş oluyorlar. Bireyler, bu şekilde ayrıldıkları her seks partnerinden sonra yeni bir partnerin ortaya çıkacağını, kişisel mutluluk ve doyumun devam edeceğini öğreniyorlar. Böylece bir ayrılığa doğru gitme ve ayrılma konusunda daha hızlı karar verir hale geliyorlar. Önceki ilişkiler ve çoklu ayrılıklar, mevcut ilişkinin [evliliğin] istikrarı üzerinde en güçlü olumsuz etkisini bu şekilde göstermiş olabilir. Bu durum bireylerin bir ayrılıktan sonra daha hızlı toparlanmalarına yardımcı olabilir, ancak insanların bir arada kalmasına [evlilik istikrarına] yardımcı olmuyor.

Yazarlar araştırma raporunu şu sonuç cümleleri ile bitiriyorlar;

‘’Modern flört anlayışında cinsel kimyanın kültürel nosyonuna yapılan vurgu ve flörtte cinsel deneyimin varsayılan önemi, birçok bekâr yetişkine, cinsel odaklı flörtün gelecekte ömür boyu sürecek başarılı bir evlilik arzusunu gerçekleştirmelerinde yardımcı olacağına inandırdı. Ya da en azından, bekârlık dönemindeki bu tür davranışların kişinin gelecekteki evlilik ve aile hayatından kopuk olduğuna ve evlilik üzerinde hiçbir etkisinin bulunmadığına inanıldı. Ancak sonuçlarımız, evliliğe kadar seksten kaçınmanın daha sonraki evlilik başarısı için gelişimsel olarak en yararlı ve daha az riskli yol olduğunu gösteriyor, bu  konuda yapılan önceki çalışmaların bulgularını doğruluyor. Deneyimin faydası hayatın birçok alanında görülebilse de cinsel deneyimsizlik aslında çoğu insanın hayatlarında arzuladığı evlilik başarısına giden en iyi yol olabilir’’[1].

Araştırma raporunun başyazarı Dr.Willoughby de şöyle diyor; “Çalışmamız, son yıllarda yapılan diğer ulusal çalışmaları doğruluyor; cinsel açıdan deneyimsiz [seksten kaçınarak] flört eden çiftlerin oldukça istikrarlı bir evlilik içinde olma ihtimali iki ila üç kat daha fazladır. Görünüşe göre eşler arasındaki cinsel münhasırlık, evlilikteki yakınlıklar için [günümüzde] yeterince takdir edilmeyen bir temel sağlıyor ve eşlerin duygusal yakınlık ve sağlıklı iletişim üzerine kurulu, karşılıklı olarak tatmin edici bir ilişki kurmasına yardımcı oluyor.”[3]

Demek ki sağlıklı bir eş seçimi yapmak ve evlilikte mutluluğu yakalamak için yapılması gereken şeylerden biri de evlilik öncesi dönemde cinsellikten kaçınmaktır.  Ama günümüzdeki flört kültürü bunu zorlaştırıyor. Araştırma yazarları haklı olarak şunu soruyorlar; ‘’Günümüzün flört kültüründeki ortalama insan bile neden uzun vadeli ve istikrarlı ilişki umutlarını riske atmaya yetecek kadar düşük kaliteli birliktelikler ve cinsel deneyimler biriktiriyor?’’

Cevabı da yine kendileri veriyor; ‘’Çünkü evlilik öncesi cinsel deneyim/tecrübe, cinsel kimya ve durulma hipotezi gibi kanıta dayalı olmayan kültürel mitlere inanılıyor.’’

Demek ki modern flört anlayışının dayattığı cinsellikle ilgili mitlere inanmamak gerekiyor. Özellikle gençlerimizin bu konuya dikkat etmeleri gerekiyor. Yazımızı Wheatley Enstitüsü raporunun şu sözleri ile bitirelim; 

 ‘’Cinsel ilişkilere dair mevcut kültürel bakış açılarımızın çoğu insan cinselliğini en çok tanımlayan özellikleri -sevgiyi, yakınlık kapasitemizi ve cinsel deneyime derin duygusal anlamlar yükleme yeteneğimizi- hesaba katmıyor. Oysa sevgi dolu ve kalıcı evlilikler, cinsel yakınlığın eşler arasında paylaşılan duygusal yakınlığın anlamlı bir fiziksel sembolü olduğu evliliklerdir [evlilik ancak bu takdirde,  cinsel yakınlık, eşler arasındaki duygusal yakınlığın anlamlı bir fiziksel simgesi olabildiğinde sevgi dolu ve kalıcı olabilir]. Bu yoksa seks sadece fizikseldir ve uzun vadede tatmin edici olmaktan çıkar, tatminkâr olması için gereken anlamdan yoksun kalır. Flört eden ve evlenmeyi umut eden çiftler, arkadaşlık ve iletişim temelli bir ilişki geliştirmeye odaklanmalıdırlar, çünkü bu onlara evlendiklerinde cinsel yakınlıklarını süreğen kılma konusunda yardımcı olacak. Aksi halde “gerçek aşkı beklerken” tam tersi de olabilir, –beklemek [ise], duygusal yakınlığa, ortak değerlere ve etkili iletişime odaklanan flört deneyimlerini teşvik ederek gerçek aşkı yaratır’’[1].

Son mesajımız şu olsun;

Evlilik için ‘’el değmemiş kız’’ arayan erkekler; bunu talep edebilmeniz için öncelikle sizin de elinizin değmemiş olması lazım ki bunu hak etmiş olun, unutmayın, kadınlara haram olan şey size de haramdır.

Evlilik için ‘’aşk ve bağlılık’’ bekleyen kadınlar; bunu talep edebilmeniz için öncelikle sizin de ‘’aşık ve bağlı’’ olabilmeniz lazım ki bunu hak etmiş olun, unutmayın, yaşamınızı modern flört kültürünün dayattığı mitlere göre düzenlerseniz, erkeklerin başaramadığını siz de başaramazsınız.    

1-Willoughby BJ, Carroll JS, Dover C, Sullivan JT (2023). The Myth of Sexual Experience: Why Sexually Inexperienced Dating Couples Actually Go On to Have Stronger Marriages. The Wheatley Institute. https://wheatley.byu.edu/The-Myth-of-Sexual-Experience

2-Adamczyk A, Hayes B. American Sociological Review 2012;77[5] 723–746  doi:10.1177/0003122412458672

3-Previti D, Amato PR. Journal of Social and Personal Relationships, 2004;21, 217-30.

4-https://wheatley.byu.edu/00000187-7c64-d575-ad9f-7c77a1a40001/the-myth-of-sexual-experience-press-release-pdf

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir