Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Nisan 12, 2024

Deprem Kader Midir? Falan Kimseyle Evlenmem Kader Midir?

Net cevap:

Deprem kaderdir. Depreme karşı tedbir alman da kaderdir. Depreme seyirci kalman da kaderdir.

Falan kimseyle evlenmen kaderdir. O kimseden boşanman da kaderdir. Boşandıktan sonra başka biriyle evlenmen de kaderdir. Hiç evlenmemen de kaderdir.

Deprem bölgesine gitmen kaderdir. Yolda başına bir kaza gelmesi kaderdir. Yolda değil de deprem bölgesinde başına bir hal gelmesi kaderdir.

Gördüğünüz gibi… Kaderden kaçış mümkün değil. Ama burada asıl soru şu: Kader nedir?

Kader Allah’ın her şeyi bilmesi ve yaratmasıdır. İrade sahibi bir varlık için kader bir şeyi mecburen yapmak değildir. Buna göre tedbir almak da kaderdir, almamak da kaderdir. Çünkü Allah kulun tedbir alıp almayacağını ezeli ilmiyle bilmektedir. Ancak tedbir almayı emrettiği için kul ona muhalif davranmak suretiyle sorumluluk sahibidir. Sağlık da kaderdir hastalık da… Yani sağlık ve hastalığı ezelde bilen ve yaratan Allah’tır. Sağlıklı olmayı emretmiştir. İnsan bilerek tedbir almıyorsa sorumludur. İman da küfür de Allah’ın takdiridir. Allah ezeli ilmiyle kimin mümin kimin kafir olacağını bilmektedir. Ancak Allah imandan razı, küfürden razı değildir. İmanı emretmiş, küfrü nehyetmiştir. İnsan imana muhalefet ettiği için sorumludur.

Bu durumu en güzel Hz. Ömer ile ilgili kıssa ortaya koymaktadır. Şöyle ki:

Hz. Ömer, Şam’a doğru yola çıkmıştı. Serg denilen yere varınca, kendisini orduların başkumandanı Ebu Ubeyde b. Cerrah ile komuta kademesindeki arkadaşları karşıladı ve ona şam’da veba hastalığı baş gösterdiğini haber verdiler. Ömer (ra), Abdullah b. Abbas’a:

-Bana ilk Muhacirleri çağır, dedi.

Hz. Ömer, onlarla oturup konuştu ve şam’da veba salgını bulunduğunu kendilerine bildirdi. Onlar nasıl hareket edilmesi gerektiğinde ihtilaf ettiler. Bazıları:

-Sen belirli bir iş için yola çıktın, geri dönmeni uygun bulmuyoruz, dediler. Bazıları da:

-Müslümanların kalanı ve Hz. Peygamber’in ashabı senin yanındadır. Onları bu vebanın üstüne sevk etmenizi uygun görmüyoruz, orada salgın hastalık var, dediler.

Bunun üzerine Hz. Ömer:

-Gidebilirsiniz, dedi. Daha sonra Abdullah b. Abbas’a:

-Bana Ensar’ı çağır, dedi. Onlar da Muhacirler gibi benzer sözler söylediler. Hz. Ömer:

-Siz de gidebilirsiniz, dedi. Hz. Abdullah’a tekrar:

Bana Mekke’nin fethinden önce Medine’ye hicret etmiş olan Kureyş Muhacirlerinin yaşlılarını çağır, dedi.

Onlardan iki kişi bile ihtilaf etmedi ve hepsi:

-İnsanları geri döndürmeni ve bu hastalığın olduğu yere gitmemeyi uygun görüyoruz, dediler.

Bu defa Hz. Ömer herkese seslenerek:

-Ben sabahleyin dönüş hazırlığına başlıyorum, siz de hayvanlarınıza binmiş olun, dedi.

Ebu Ubeyde b. Cerrah:

-Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun? diye sordu. Hz. Ömer:

-Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebu Ubeyde! dedi. Zira Ömer, Ebu Ubeyde’ye muhalefet etmek istemezdi. Ve sözüne şöyle devam etti.

-Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz.

Allah’ın kaderinden, yani bizim bilmediğimiz ama O’nun ezeli olarak bildiği ilimden, yine Allah’ın kaderine yani bizim bilmediğimiz ama onun ezeli olarak bildiği ilme kaçıyoruz.

Burada kader zorunluluk değil tercihtir. Dikkat edilirse, bir kaderden diğerine kaçılıyor. Bu, tercih değil de nedir? Ancak bütün tercihlerimiz neticede Allah’ın ezeli bilgisi dahilinde olan kaderlerimizdir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir