Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Şubat 1, 2023

Ne Gelenek Ne Modernite: Küçüklerle Evlilik Meselesi

Güncel tartışmalar bir yana bu meseleyi çok düşündüm.  Zihnimde oturtamadığım noktalar vardı. Geleneği ile modern durumuyla herkes bir şeyler söylüyordu. Ben bunları kendimce tasnif ettim ve zihnimde bir yere oturtmaya çalıştım. Böylece ne gelenekteki anlayışla ne de modern bakışla uyuşan bir sonuca vardım. Şimdi bunu arz etmeye çalışacağım. Bu sonucun tartışmaya açık olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım.

Önce bu meselede iki temel hakikati dile getirmem gerekir:

1. Konu ile ilgili hükümler baştan söyleyelim ki örfe mebnidir. Dinimizin sünnet, vacip veya farz kıldığı bir hüküm değildir. Olsa olsa caiz ve mübah kategorisine girer.

2. Konunun hükmü dini açıdan caiz veya mübah olunca her dönemde bunu değiştirmek mümkün demektir. Evlilikte yaş sınırı olmadığına göre bunu çıkartmak da indirmek de mümkündür. Devlet başkanının bu alanda yetkisi vardır.

Bu konuyu ele almadan önce yine konunun iki boyutu olduğunu söyleyerek başlayalım:

1. Buluğa varmış ama yaşı küçük olanlarla evlilik. Örneğin 9-10 yaşlarındadır ama buluğa ermiştir. Bence bu tartışma dışıdır. Özellikle tarihte bu evlilikler örf halini almış ve uygulanmıştır. Sadece doğuda değil, batıda da böyledir, hatta sanayi devrimine kadar bu uygulanmıştır. Evlilik yaşını büyütmenin tarihi 150 yılı geçmez.

2. Buluğa varmamış küçük yaştakilerle evlilik. Asıl üzerinde durulması gereken budur.

Önce bu konuda varılan görüşleri özetleyelim:

1. Gelenekte iki görüş vardır.

a. Kahir ekseriyetin görüşü: Küçük kızlarla evlilik fiziksel olarak zifafa güç yetirmesi halinde caizdir. Bunların en önemli delili sahabe icmaı ve Talak suresi 4. ayettir. Bu ayette geçen ifade “henüz adet görmemiş kadınlar” şeklinde anlaşılmıştır. Çoğunluğun başka delilleri de vardır.

b. Azınlıkta kalan alimlerin görüşü: Bu alimlerin Talak 4. ayet hakkında ne düşündüğü bilinmiyor. Bunların esas delili Nisa suresi 6. ayettir. Bu ayette yetimlerin imtihan edileceği zaman “nikaha ulaşmaları” şeklinde bir ifade kullanılmıştır. Nikah kelimesinin ilk anlamı cinsel ilişki; diğer anlamı da akit yani evlenme sözleşmesidir. Kelamda asıl olan hakikat anlamıdır; zorunlu olmadıkça mecaza gidilmez. Dolayısıyla ayette hakikat anlamı gereğince evlenilecek yetimlerin, ilişki kurulabilecek bir olgunluğa erişmiş olmasından bahsedilmektedir. Yani bu azınlık görüşüne göre buluğdan önce evlilik caiz değildir. Ancak bu görüşten anladığımız kadarıyla ilişki kurulabilecek olgunluğa erişme yaşının ne olduğu konusu kapalıdır. Ergenlik yaşı mıdır, yoksa rüşd diyebileceğimiz daha ileri bir yaş mıdır, belli değildir.

2. Modern görüş: Modern görüş hiçbir şekilde küçüklerle evliliği caiz görmez. Evlilik için yaşın 17-18 olması gerekir. Onun içindir ki Hz. Peygamber’in Hz. Aişe ile evliliğini de 17-18 yaş olarak kabul ederler. Talak 4. ayetini de şöyle anlarlar: Ayetteki “lem” edatı “henüz adet görmemiş olan” anlamında cehd-i müstağrak değil, “artık bu iş olmuş bitmiş ve adet görme ihtimali kalmamış” anlamında cehd-i mutlaktır. Dolayısıyla küçüklük sebebiyle adet görmemeyi değil, menopoz veya başka sebeplerle adet olamamayı göstermektedir.

Görüldüğü gibi çoğunluk zifaf dahil küçüklerle evliliğin caiz olduğunu söylerken, azınlık caiz olmadığını söylemiştir. Biraz zorlanacağımın farkında olsam da ben bir başka görüşün dile getirilebileceği kanaatindeyim.

O da şudur: Küçüklerle evlilik buluğdan önce olacaksa himaye maksatlı olarak caiz; cinsel maksatlı olarak caiz değildir.

Bunun izahı olarak şunları söyleyebilirim:

Evet, buluğa ermiş küçüklerle evliliğin örf olduğu söylenebilir, bunu kabul ederim. Ancak buluğa ermemiş küçüklerle cinsel ilişki anlamında bir evliliği de aynı şekilde örf dairesine sokup caiz kabul etmem söz konusu değildir. Çünkü bu, vicdana uygun olmadığı gibi evliliğin maksatlarıyla da telifi kabil değildir. Bu noktada evlilik yani nikah lafzının ikinci anlamının dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu da cinsel ilişki değil, akid/sözleşmedir. Normalde ilk anlam esas alınır. Ancak bana göre ikinci anlamı almaya zorlayan sebepler vardır. O da az önce söylediğim gibi vicdan ve evlilik maksatlarıdır.

Peki çoğunluğun getirdiği delillere ne demeli? Bu delillerde, evet, küçük çocuklarla evlilik söz konusudur. Ancak bu evliliklerde zifafın olacağı konusunda hiçbir sarahat yoktur. Sahabe evliliklerinin de buluğdan önce ve zifafın dahil olduğu bir evlilik olduğuna dair hiçbir açıklık yoktur. Şayet böyle ise bunları zifafın dahil olduğu bir evlilik şeklinde anlamak zorunlu değildir. Küçüklerle evlilik olmuştur, ancak buna zifaf dahil değildir.

Talak 4. ayet nasıl anlaşılmalıdır? Yukarıda iki anlama şeklini verdik. Çoğunluğun görüşüne uyarak bu ayetten yola çıkmak suretiyle küçüklerle evliliğin caiz olduğunu söylesek bile bunun cinsel ilişki anlamında bir evlilik olacağını söylemek zorunda değiliz. Evet, örfe dayalı böyle evlilikler olabilir, ancak bu evlilikler himaye maksatlı küçükleri ve mallarını korumaya matuftur.

Ayette özellikle boşanma durumunda bu kadınların iddet beklemeleri öngörülmektedir. İddet beklenileceğine göre burada zifaf söz konusudur diye düşünenler olabilir. Oysa böyle olmak zorunda değildir. Çünkü hayız görmeyen kadınlardan bahsedilmektedir. Hayız görmeyen kadınların hamile olması söz konusu değildir veya milyarda bir ihtimaldir. O zaman bu ayette iddet beklemekten maksat salt hamileliği anlamak değil evlilik/aile kurumuna saygıdır.

Sonuç olarak denilebilir ki, buluğa ermiş ama küçük olan çocuklarla evlilik örfen caizdir, örf değiştiğinde bunu yasaklamak da mümkündür. Fakat buluğa ermemiş küçük çocuklarla evlilik caiz değildir. Bunu örf diyerek meşru görmek de isabetli olmaz.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir