Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Aralık 1, 2022

Sendikanın Emekçileri / Emeklileri: Şölen Demokrasisi

Sendikalar hak arayışı için kurulmuş birer örgüt olsa da haksızlığa uğrayanların oluşturduğu bir hak mücadele organizasyonu olsa da kendi mağdurlarının hakkının ne olacağı sorusu havada kalmıştır. Teşkilatların içinde ve nihayetinde başında olanların oluşturduğu bu türden hak kayıpları ya da hak edilmemiş tutumlar için hesap sorulmamaktadır. Üyesi lehine çalışırken oluşturduğu ötekine yönelik haksızlıklar olduğu kadar üyeleri içinden birileri alternatif bir fikir, eylem ya da tavır ortaya koyduğu zaman ona yönelik yapılan resmi ve gayri resmi tecavüzlerin tamamı ya hasıraltı ediliyor ya da gerçekten yok ediliveriyor. Hukuksuzluk yok edilemiyorsa muhatap yok ediliyor çeşitli yöntemlerle.

Yıllar önce beyefendiliği ile maruf bir sendika üyesi kendi teşkilatlarında akandan elen istek ve mevcut yönetim hakkındaki şikâyetler dolayısıyla bir değişim ihtiyacı olmuş ancak mevcut başkan o şahsı istenmeyen adam ilan ederek piyasadan silmişti. Biz de bu durumu ibretle izlemiş ve bu ve benzeri şeyler bizim teşkilatımızda olmaz demiştik. Erken konuşmuşuz hem de ağır bir yanılgıya sebep olacak kadar erken. Şimdilerde özellikle Eğitim Bir Sen de seçim dönemi. Demokrasi şöleninden şölen demokrasisine geçişle yürütülen bir süreç. Aman şunlar olmasıncılar ile biz olunca işler düzelcekçiler arasında bir yarış.

Her birini kastedersek haksızlık yapmış oluruz elbette ama al birini vur ötekine vaziyeti de ayrı bir garabet bence. Şimdi yürütenle ben yapacağım diyenin arasında ne fark var? Sen olma ben olayım derdinden başka hiç. Vizyon veya misyon farkı var mı? Her biri seçilebilmek için adam toplarken diğerine eş değerde sadece isminin harfleri farklı şahısları toparlayarak çare olmak istidadını ortaya koymaya çalışıyor. Dedik ya istisnalar kaideyi bozmaz ama umudu şölene bağlayan bir süreci de yine elde var sıfır ile noktalayacağız.  Değişim / yenilik hareketi adı altında yapılan çalışmalardan bir miktar haberdar oldum. İddialı söylemler olduğu kadar mevcut yönetici kadar da eski üyeler olan bu isimler iyi bir gayret ortaya koyuyor. Netice ne olur bilinmez ama statükonun devamının pek şansı olmayacağı gibi bir iddia var orta yerde.  

Ancak daha önce yine sendika yönetmiş ama her anlamda yüzüne gözüne bulaştırmış olanların hangi yüzle çıktıkları ise pek anlaşılamamaktadır. İncitmediği üye, hakaret etmediği sendikalı kalmamış, şube yöneticileri dâhil herkese rahatsızlık vermiş kimi isimlerin dahi üyenin ağzına yeni bir parmak bal çalarak arzı endam etmesi akıl kârı değildir. Ne sendikal sicili düzgün olanları ne de diğerlerinin yapabileceği bir şey olmadığı çok belliydi. Geçen süre bunu ortaya koydu. Seçim süreçleri tamamlana birçok yerde aday ya çıkmadı ya da başarısız oldu.   

Bu arada bir de üç dönem kuralının kaldırılması süreci yaşandı ki bundan sonra bir değişimin sadece emekli olmak niyetinde olanların devredeceği bir başkanlık dönemini de yaşayacağımızı düşündürüyor bu durum. Bu konuda bazı arkadaşlarla konuşurken ‘’ emekli maaşını da sendika mı ödeyecek? ‘’ dediğim zaman kahkahalarla gülündüğünü de ifade edeyim. Üç dönem eşittir on iki yıl. Cumhurbaşkanı bile iki dönem seçilirse sekiz yıl görev yapmış olacak. Bu başkanlık o makamdan daha uzun ve kademli olacak gibi. Her söz sahibinin sorun yok her şey yolunda tutumu ile her yeni adayın tüm sorunları mevcut yönetime bağlayarak tek umut olduğu propagandası eski siyasetçilerin bile terk ettiği bir yöntem. Ayrıca kuruluş sürecinde emek verenlerin artık tanınmadığı bir zamanı yaşıyorsak bu eskilerin değil mevcutların meselesidir. Emekçilerle emekli olma hayali olanların ayrışma noktası galiba burada.

Şimdi delege seçimi sonrasında yaşanacaklar, seçim öncesi şölen neşesinden bulutlu günlere doğru yol alırken kimsenin gerçek anlamda zafer duygusunu yaşayamayacağını düşünmek pek ala mümkün. Risk olmadan ya da seçimin bir değişim dönüşüm aracı olmadığı bir süreci demokratik bulsanız da temsili bile olmayacağını takdir edersiniz. Doğrudan demokratik bir seçim ise tüm üyelerin oy kullanacağı bir şube başkanı seçimi ile belki mümkün olabilir. Bunu sağlamak ne kadar mümkün olur bilemeyiz ama bu seçim kimse için bir heyecan oluşturmuyorsa bunun sebebi sendikayı yönetenlerin onu getirdikleri vaziyetle ilgilidir deriz. Kaldı ki atı alan Üsküdar’ı geçmiş oldu üç dönem hikâyesiyle ya. Yeni liste oluşturanlar boşuna aday olmasınlar. İcazetsiz sivil toplum örgütünde hizmet imkânı kalmadı artık. Kaybedenin üzülmeyeceği, bulanın sevinmeyeceği tiplerle sivil toplumculuk oynamaya devam…  

Ne eskisi ne de yenisi tat vermiyorsa ve alternatiflerin ya da olabilecek olanların ise esamisi okunmuyorsa ne diyelim. Dostlar alışverişte görsün vaziyeti devam…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir