Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Aralık 1, 2022

“Meal Okumayın” Demek, “Allah’ı Dinlemeyin” Demektir

Bu hafta Fırat Üniversitesinde düzenlenen “İslam ve Medeniyet 2. Uluslararası Sempozyumda “Mealcilik Bir İhya Hareketi Mi” adlı sunumu dinledik.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden katılarak sunum yapan bir hoca, özetle, “mealcilik az da olsa yararlı olmuş; ancak zararları çok daha fazla olmuştur” yargısında bulunarak, tehlikelerini dile getirdi.

Bu sunumu dinledikten sonra, iki yıl önce yazdığım şu küçük makalenin yararlı olacağını düşünerek tekrar paylaşıyorum.

Meal; Kur’an’ın tercümesi, Türkçeye çevrilmesi demektir. Çeviri ile Kur’an’ın deruni anlam dünyası bütünüyle ihata edilemediği için, “yaklaşık anlam” manasına gelen “meal” adını vermişlerdir.

Evet, hiçbir çeviri Kur’an’a tam olarak “eşdeğer” değildir. Eşdeğeri olmadığından, her meal bir yorum olarak kabul edilir ve her yorum eleştiriye açıktır. Meal kavramını ilk defa Elmalılı Hamdi Yazır, Mehmet Akif’i Kur’an’ı tercümeye ikna etme sadedinde kullandığı bilinmektedir.

Kur’an mutlaka her dile çevrilmelidir; zira Allah, ayetleri okuyup anlayalım, üzerinde tefekkür ve tedebbür edelim, olaylardan ders çıkaralım diye indirmiştir. Dolayısıyla imkanı olan her Müslüman Kur’an’ı okuyup anlamak zorundadır. Zaten başta Kur’an olmak üzere bütün kitaplar anlaşılmak için var edilmiştir.

Türkiye’de yaşayan biz Müslümanlar için Türkçeye çevrilmiş onlarca meal ve tefsir kitabı bulunmaktadır. Bu meal ve tefsirlerde kimi ayetlerin farklı anlam ve tefsire sahip olmaları doğal ve fikirde zenginlik olarak kabul edilmelidir.

Dolayısıyla meal okurları, okudukları ayetleri mutlaklaştırmamalı, başka meallerde başka anlamların olabileceğini de hesaba katmalıdırlar. Nihayetinde okunan bir meal, bir insanın ayetlerden anladığıdır ve onun yorumudur; bütünüyle Allah’ın istediği anlam olduğu iddia edilemez. Onun için mümkün olduğunca mealleri karşılaştırmalı okumakta fayda vardır.

Meal hakkında bu kısa açıklamadan sonra şimdi asıl soruya gelelim.

Hocanın biri “meal okumayın, imanınız sarsılır” diyerek, müminleri Allah’ın kitabını anlamaktan uzak tutmaya çalışmaktadır. Peki bu ve bu zihniyette olanlar, “ayetlerimiz size okunmadı mı” (Mü’minun 105) ilahi suale nasıl cevap vereceklerdir! Allah’ın ayetlerini okumak isteyenleri engellemenin ne denli ağır bir suç olduğunu bilmiyorlar mı?

Sizce bu hoca samimi olabilir mi? Olamaz, ikiyüzlüdür; çünkü kendisi sohbetlerinde ayetleri Arapça okuduktan sonra, mealini vermeye başlıyor. Yani, ayetleri anlamak ve anlatmak için meale (Türkçe çeviriye) başvuruyor. Kendisinin imanı da sarsılıyor mu acaba!

“Meal okumayın imanınız sarsılır” diyen meal karşıtı hocanın gerekçesi şudur: Osmanlı, Selçuklu ve Karahanlılar’da meal yoktu. Kendilerince yazdıkları mevlitleri vardı.” (Harika bir gerekçe!)

Kur’an’ın anlaşılması bizzat Allah tarafından istenmişken (Biz Kur’an’ı düşünüp anlayasınız diye Arapça bir hitabe olarak indirdik) ve bu emir dikkate alınarak onlarca meal ve tefsir yazılmışken, hangi hakla meal okumaya karşı çıkılır? Kur’an başka türlü nasıl anlaşılır? Kur’an’ı anlamak için meal okuyan samimi Müslümanlar nasıl “mealci” diye aşağılanır?

Maalesef, Allah’ın kitabının/hitabının anlaşılmasına yönelik tartışmalar bir türlü bitmek bilmiyor. Bazı çevreler, bilerek veya bilmeyerek onun etkisini itibarsızlaştırmaya bütün gücüyle devam etmektedir. Peki, ben soruyorum; uzmanları tarafından tercüme edilmiş Kur’an’ı, bir Müslümanın alıp okuması ve anlamaya çalışması niçin zararlı olsun? Arapçanın bütününe vakıf olmayan bir Müslüman, Allah’ın kitabını tercümelerden (meallerden) okumadan nasıl anlayacak ve nasıl uyarılacaktır?

Düşünün! “De ki bu Kur’an, sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için bana vahyedildi…” (6/19) derken, muhatapları onu anlamadan nasıl uyarılacaklardır?

Kur’an’ın gönderiliş amacı dikkate alındığında, Arapçasından okuyup huzur duyan, ancak anlamından (mealinden) rahatsız olan bir toplumun Kur’an’la tanıştığı asla söylenemez. Meale (anlamaya) karşı çıkan, Kur’an’ın gönderiliş maksadını anlayamamıştır. Anlamadan okuyanlar, onun bir öğüt kitabı olduğunu söyleyemezler. Şayet söylüyorlarsa, bu samimiyetsizliktir, ikiyüzlülüktür.

Sosyal medyada kimi meal düşmanlarını görüyoruz; “Kur’ancılar”, “Mealciler” diye ağızlarını açtıklarında sanki inkarcı, yalancı, iftiracı, aşağılık, büyük bir günah işlemiş kimseleri tarif eder gibi sorumsuzca davranmaktadırlar. Halbuki “Mealci” sıfatıyla kötülemek istediğiniz Müslüman kardeşleriniz, Kur’an’ı okuyup anlamaya çalışarak Allah’ın emrini yerine getirmektedirler. Kimin adına konuşarak Kur’an’ı (dinini) öğrenmeye çalışanları tekfir edercesine kötülüyorsunuz? Bunu yapanlar sahiden Allah’ın emrine karşı çıktıklarının farkında değiller mi? (Yoksa bu bir proje mi? Bu proje kime yarar, ona bakmak lazım!)

Onun için diyorum ki içimizdeki bu fitne ateşini (projeyi) görelim. Başta Elmalılı Hamdi Yazır olmak üzere meal yazanlar, eğlence olsun diye Allah’ın Kitabını Türkçeye çevirmediler. Allah’ın “anlayasınız diye size bu Kitab’ı indirdik” beyanını dikkate alarak çevirdiler.

Kur’an’ı meallerden okuyup anlamaya çalışanları bırakın kötülemeyi, takdir etmemiz gerekir. Çünkü Allah’ın bizden istediği anlayarak okumaktır. Dolayısıyla Kur’an Arapçasını bilmeyenlerin, yazılan meallerden okuyup anlamaya çalışması kadar doğal bir iş yoktur. Onun için hiçbir samimi Müslüman meal okumaya karşı çıkamaz. “Mealciler” sıfatıyla kimseyi itham edemez.

Meal okumaya karşı çıkanların endişeleri ve iddiaları “Resulullah as’ın devre dışı bırakılması” ise, bu endişe ve iddia asla haklı olamaz; zira Resulullah’ı en iyi tanıtan ve ona itaat edilmesi gerektiğini söyleyen Kur’an’dır. Dolayısıyla Resulullah as’ı Kur’an’dan tanıyan kimse, onu asla devre dışı bırakamaz.

Resulullah as’ın ciddiye alınmaması ve bir “postacı” gibi gösterilmesi tartışmaları üzerinden meal okuyanlara saldırmak ve faturayı onlara çıkartmaya çalışmak asla kabul edilir bir durum değildir. Esasen faturayı meal okuyanlara çıkartanlar, -bilerek veya bilmeyerek- faturayı Kur’an’a (Allah’a) çıkartmış olurlar. Bu kafaya (zihniyete) göre, Allah öyle bir hitabe (metin) göndermiş ki okuyanın aklı karışıyor ve Resulullah as’a düşman kesiliyor!

Elbette başka alanlarda olduğu gibi Kur’an’ı anlama konusunda da kimi ayetleri kendi ideolojik emelleri doğrultusunda kullanmaya çalışanlar olacaktır. Veya yeterli altyapıya, usul ve donanıma sahip olmadan “ahkam kesenler” olacaktır. Bunlar var diye Kur’an’ı anlama çabamızdan vaz mı geçeceğiz!

Hayır, asla! İfrat ve tefrite kaçan yorumlar varsa, bu yorumlara karşı “doğru ve maksada uygun yorumlar” yapılır ve sahipleri güzel bir üslupla uyarılır. Yani uyarılması gerekenler, her meal ve tefsir okuyanlar değil, İfrat ve tefrite kaçıp ayetlerden yanlış yorumlar ve ideolojik çıkarlar sağlamaya çalışanlar olmalıdır.

Özetle belirtmek isterim ki hiç kimse tarikatının, grubunun, cemaatinin paradigmasıyla hareket ederek, “Kur’an’ı anlama çabasında olanlara” söz söyleme hakkına sahip olamaz; zira Kur’an’ı anlamayı Allah emretmekte ve üstelik anlamasını kolaylaştırmaktadır: “Biz bu Kur’an’ı öğüt almak isteyenler için kolaylaştırdık. Niçin düşünmüyorsunuz!” (Kamer 17)

Onun için Allah’ın emrettiği bir görevi yerine getirenlerin (Kur’an’ı anlamaya çalışanların) imanı asla sarsılmaz; bilakis okuyup anlamaya çalışan müminlerin imanları artar; ama Kur’an’a “anlaşılmayan ve saptıran kitap” muamelesi yapan ve kendileri meal okudukları halde başkalarına reva görmeyen samimiyetsiz ve ikiyüzlülerin de nifakı artırır.

Herkes bilmelidir ki “meal okumayın” diyenler, esasen “Allah’ı dinlemeyin” demektedirler. Niyetleri ne olursa olsun, sonuçta insanları Allah’ın hitabından uzaklaştırmaktadırlar. Resulullah’ı devre dışı bırakanlarla mücadele etmek istiyorlarsa, lütfen Kur’an mealini kendilerine malzeme yapmasınlar. Bilsinler ki Kur’an meali, insanları Resulullah’tan uzaklaştırmaz; aksine onu en doğru şekilde tanıtır.

“Biz, Kuran’ı düşünüp anlayasınız diye Arapça okunan bir hitabe olarak indirdirk.” (Yusuf 2)

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir