Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Eylül 29, 2022

Kitty Genevose Sendromu

13 Mart 1964 tarihinde bir akşam üstü, Newyork şehrinin işlek ve çok da tenha olmayan caddelerinden birinde, Kitty Genovese isimli 28 yaşındaki genç bir kadın cinayete kurban gitti.

Olay sıradan adi bir vaka olarak kayıtlara geçse de, bir New York Times muhabirinin araştırmaları sonucunda çok daha farklı ve ilginç boyutlara ulaştı.

Kadına saldıran şahıs dakikalarca tecavüze çalışmıştı… Başaramayınca darp ile kadını önce yaralı hale sokmuş… Bir süre sonra tekrar gelmiş ve kadını öldürmüştü.

Zavallı kadın, orada sokak ortasında, bir saat boyunca, acılar içinde çığlıklar atarak yardım istemişti. Ama resmi ihbar, olaydan tam bir saat sonra yapılmış, polis de ancak ondan sonra olay yerine gelebilmişti.

Polis çevreyi inceliyor… Kadının öldürüldüğü bölgede elbette ki, olayı kimsenin duymaması imkansız görünüyordu.

Çevre evlerde şöyle bir görünüm söz konusuydu… Yaşanan bu olayı 38 mahalle sakini görmüş, hatta bir kısmı olayı sonuna kadar pencereden izlemişti ancak hiç biri ne olaya müdahale etmiş, ne de polis çağırmıştı.

Bu olay yaşandıktan sonra bir polis şefi, gazeteci arkadaşı ile konuşurken durumu anlattı… Gazeteci bu olayda bir ışık gördü ve ilgilendi, haber yaptı.

Haber öyle ilgi çekti ki, Amerika’da büyük infial oldu… Olay psikologlar, psikiyatrisler, sosyologlar tarafından incelenmeye başlandı…

Olaya tanık kişilerin hepsi “bir başkası nasılsa polise mutlaka haber verir veya müdahale eder” diye duyarsız kalmıştı.

Kadın da bu nedenle kalabalığın ortasında tecavüz girişimi sonrası öldürülmüştü.

Bilim insanları ve konunun farklı alanlardaki uzmanları, bu sosyal davranışa, katledilen kadının adına istinaden o tarihten itibaren “Kitty Sendromu” adını verdiler.

Kitty Genovese Sendromu…

Uzmanlar, bu durumu açıklarken, duyarsızlığın ikinci planda olduğunu öne sürüyorlar. Durumu duyarsızlıktan çok, yaşananların sorumluluğunu başkasına yükleme, bekleme ve bir sosyal kaytarma olarak açıklıyorlar.

Birisi mutlaka çözer…Birisi mutlaka yardımcı olur… Bir gören mutlaka olur…

Bu gibi düşünceler ile sorunu, problemi ve sıkıntıları başkasına atmak olarak açıklıyorlar durumu…

Uzmanlara katılmıyorum… Olayın özü faşizmdir. Ayrıcalıklı olma, rahatının bozulmasını istememe bencilliğidir. Benim Görüşüm bu…

Mesela…

On binlerin gözü önünde stadyumdan aşağı atılan veya linç edilen onlarca yüzlerce kişi örneği… Sürü psikolojisi halini almış bir faşizm değil de nedir? Öğretilmiş çaresizliğin getirdiği faşizm gibi ama daha farklı…

“Suriyelilere kızmayın” diyordu geçenlerde biri… Sonra devam ediyordu; “o kapıyı onlara açanlara kızın, onlara hesap sorun, kim açtı kapıları?” diye psikolojik spekülasyon kokan bir algı aşılıyordu.

Yazıklar olsun… Sözün gerisi ziyan olsa da… Yazıklar olsun.

Tamam. Dediği gibi olsun mu? Bir düşünelim bakalım… O kapıların hiç açılmadığını düşünelim…

Suriye’de bugüne kadar resmi rakamlara göre 800 bin insan öldü. Gerçek rakam savaş sonrası ortaya çıkacak ve 4 milyondan fazla diye tahmin ediliyor. Bu ölümlerin 150 bine yakını karşılıklı çatışmalarda, kalanı ise hiç bir şeyden habersiz uyurken veya göç ederken silahlarla taranma, bombalanma veya kuşatmalarda açlıktan oldu… 800 bin ölüm ve 150 bin kadarı da masum çöcuk ölümü ayrıca… Yarım milyondan fazka da tecavüz söz konusu…

Kapıları açmasaydık; evet Türkiye’deki 5 milyon insanın başına bunlar gelecekti…

O zaman vicdanımız daha rahat uyuyacaktık değil mi?

Allah o zaman bize acaba nasıl bir kader biçerdi?

“Kapıları açanlara hesap sorun” diyen düşünce zemini bu durumun gerçekleşeceğini düşünmekten aciz miydi? Hiç sanmıyorum.

Kitty Genovese’ye dönersek…

Takip eden yıllarda, bir adam hırsızlıktan yakalandı.

Bu adam bir mühendis ve üç çocuk babası sıradan biri gibi görünüyordu. Soruşturma sonucunda komşularınca da takdir edildiği görüldü.

Sorgu sırasında 49 dolarını çalıp, tecavüz ettiği Kitty’yi ve onun gibi daha iki kişiyi öldürdüğünü itiraf etti.

Uzmanlar bu adamı incelemeye aldılar. Nekrofili hastasıydı… Winston Moseley adlı bu adam 2017 yılında 81 yaşında hapishanede öldü.

Şimdi soruyorum.

Suriye’de olanlara Kitty sendromundaki kadar, “başkası yardım eder” derecesinde bile olmayan, duyarsız ve embesil faşizan bu zihniyete ne denebilir?

Nekrofili ne demek biliyorsunuz sanırım… Onlar ölüsevici demeye getirmiyorum.

Onlar bundan çok daha ötesi, aşağılık sefilliğin de sefilliğinden ötesi mahluklar… Allah böylelerine sahip çıkan bir topluma hidayet verebilir mi?

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir