Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ekim 5, 2022

Uzman Öğretmen

Değerli dostlar sizinle birkaç uzman öğretmen örneği paylaşmak istiyorum. Çünkü özü gözlerden kaçırılmış bir uzman öğretmenlik gündeminde en çok ihtiyacımız olan şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Master yapmamış olsalar da sınava girmemiş olsalar da onlar işlerini en güzel şekilde yaptılar hem de meslek hayatları boyunca yorulmak usanmak bilmeyen bir adanmışlıkla. Uzmanlaşmışlıkla adanmışlık arasında bir köprü olmasını dileyerek paylaşmanın yararlı olacağını umut ediyorum.

Eğitimde ilk öğretmen anne babadır. Ben bu anlamda şanslı olanlardandım. Babam diğer işlerinin yanında çok kaliteli bir eğitimci olduğu kadar annem de en az onun kadar çocuk yetiştirme hususunda başarılıydı. Hem de sayıca baş edilmesi zor çok sayıda erkek evlada rağmen. Uzmanlıklarının temelinde yetiştikleri toplumun birikimi ve en temel ihtiyaç olan sevgi vardı. Sabır ise onların hem büyüklere ve onların beklentilerine cevap vermede hem de çocuklarının ihtiyacını karşılamada en büyük yardımcıları ve metodolojileriydi. Onlar benim ve tüm kardeşlerimin ilk adanmış öğretmenleriydi. Ancak bunun sadece bize mahsus olmadığını söylemek hem umudu yükseltmemiziz sağlayacak hem de o devrin ebeveynlerinin hakkını teslim olacaktır.

İlk öğretmen şokunu yaşama dönemim ilkokul günlerimde olmuş ama kısa sürede orta kısma geçtiğimde o günler geride kalmıştı. Sadece sınavla ya da Master yapmakla uzman olma programı yapmanın yararı kadar zararı da olması muhakkak. Çünkü ortaya sadece bilginin konduğu bir yarış ortamının neticesi hiçbir zaman tümüyle istenen olmayacaktır. Yıllarca sayılar bazında bir yarışa sokulan çocuklarımız ve halkımızdan sonra sıra öğretmenlere de gelmiş olmaktan başka bir şey olamayacaktır. Sınıfında ki her bir çocuğun ya da gencin gözlerinin içine sevgiyle bakarken o gözlerin sahibinin bir gün hayat nasıl bakacağını şekillendiremeyecekse bir öğretmen tek değil çifte uzmanlık kazanmış olsa da bir anlamı olmayacaktır.

Gözlerimin içine baktığını hiç hatırlamadığım ilkokul öğretmenimden sonra bana adımla şehrin bir caddesinde hitap ederek hatırımı soran Ernail Hoca bana işinde daha bir uzman gibi gelmişti. Belki kimileri yaşça küçük olduğum yıllar olması dolayısıyla tebessüm ederek yaklaşabilir bu meseleye ama ben hala öyle düşünüyorum. Hem de eğilip benimle göz mesafesine geldikten sonra karşılaştığı bir büyükle nasıl selamlaşması gerektiğini bir çırpıda anlatmıştı da hala belleğimde ki en parlak eğitim sahnesi olarak nadide yerini korumaktadır. Ya da derste ‘’ Evladım bir gün bir yaşanıp emri hak vaki olduğunda bir Fatiha gönderseniz ne harika olur değil mi? Bizim en büyük beklentimiz budur. ‘’ diyen öğretmenin bizi ne kadar büyük ve değerli hissettirdiğini mi söylesem. Adeta omuzlarımıza erdemli ve sorumluluk sahibi bireyler olma şuurunu zor olduğunu hissettirmeden yüklüyorlardı.

Onların para problemleri ya yoktu ya da bize hiçbir şekilde hissettirmemişlerdi. Tıpkı evlerde ki ebeveynlerimiz gibi. Daha mesleğinin başlarında birkaç yıl çalıştığı KPSS’nin yükünü sırtından atamamış ve sonunda devlet kapısına kapağı atmış psikolojisiyle emekli moduna girmemişlerdi. Ev yada araba almak onlar için yirmi beş yıllık görev sonrasında emekli ikramiyesi ile yapılabilir bir hayal iken mesleğinin ilk yılında önce arabasını ardından evini almanın planlarını yaparken bir öğrencisine bir simit ya da çayı ısmarlamayı ıskalayanlar değillerdi onlar. Uzman olmak üzere ders dinleyen öğretmen arkadaşların, sınava hazırlanırken ki motivasyonları başarı sonrasında alacakları maaş farkı mı yoksa gerçekten alanında uzmanlaşarak daha iyi bir öğretmen olmak mıdır kestirmek mümkün olmayacaktır.

Sınıfında üzgün olduğunu fark ettiği öğrencisine ne kadar zaman ayırması gerektiğini anlatan bir ders var mıdır bu programda bilemiyorum ama bu işin sonunda az da olsa bazı farkındalıklar olacağını da inkâr edemeyiz. Aman ne kadar olacak bu? Ya da alanda ki öğrenci, öğretmen ve veli ilişkilerini ne ölçüde geliştirecektir an azından tüm bunları zamanla gözlemleyebileceğiz belki de. Dolayısıyla uzmanlık ile adanmışlık arasında bir seçim yapmak zorunda kalmamalıyız diye düşünüyorum. Uzun yıllar boyunca okuryazar oranları ardından ilkokul mezunu oranı yetmedi orta ve yükseköğretim mezuniyet sayılarında ki durumla ilgili yarışan nesiller öğretmen oldular ve artık birbirleriyle yarışarak ya da Master yaparak uzman olacak ve sayılarla rakip ülkelerin ardına yerleşecek.

Bu bakış açısı son üç yüz yılımızı yedi bitirdi. Tüm insani değerleri hayatının neredeyse her alanından dışlamış ve maddi alanda hızla ilerleyen bir dünyanın ardına düşmüşüz. Koşmaktan tıknefes haline gelen düşünme, üretme ve becerme yeteneklerimizi geçen her sürede daha da bir kaybettiğimizi fark etmeden sürüp giden bir uzun yolculuk bu. Ama yukarı istikamete ilerlemeyi bir türlü dönüşü gerçekleştiremeyen bir yürüyüş bu. Halbuki bizde olup yarıştığımızı düşündüğümüz o coğrafyalarda olmayan birikime ve nadide değerlere sahip olduğumuzun ve asıl korumamız ve geliştirmemiz gereken yönlerin bunlar olduğunun farkında olmadan sürgit bir uzun yolculuk.

Allah encamımızı hayreylesin.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir