Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Kasım 27, 2022

Sendikanın İsa’sı

Asayı Musa ile başladık söze önce ki yazımızda…

İnsanlık tarihi açısından en önemli figürlerden biri olan Musa Peygamber ve halkının imtihan süreçleri itaat nimet, isyan külfet açısından çok önemli olduğu için çokça anlatılmıştır bize. Allah itaat ettikleri sürece nimet vermiş ama onlar azdıkça azmış ve cezayı kendi eylemleriyle hatta ağızlarıyla hadi getir bakalım azabı demek suretiyle davet dahi etmişlerdir. Onlar azdıkça bela gelmiş Musa peygamberden dua istemişler ardından affedilmişler sonra tekrar azmışlar ve bel gelmiştir. Tekrar tekrar yaşanmış olan bu süreçten sonra Musa Peygamberin ardından ırkçı bir niteliğe bürünmüş bir din anlayışı üretmiş ve başta hahamlar olmak üzere katı bit toplum oluşturmuşlardır. İşte bu azgın topluma gönderilen İsa Peygamber azabın katılaştırdığı ruhları yumuşatmak üzere sürekli sevgiden bahsetmiş ve rahmet peygamberinin öncüsü olmuştur adeta.    

Tarih boyunca tüm fikir kurucuların, siyasi oluşumların, sivil kuruluşların temel bir kurucu mantalitesi / zihniyeti hep olagelmiştir. Ancak zamanla bu mantalite ya değişerek / dönüşerek ya da bozularak sürdürülebilmiştir. Modern zamanlarda sivil inisiyatiflerin kuruluş süreçleri akademik anlamda her ne kadar batı merkezli olarak ele alınıyor olsa da aslında başlangıç tarihleri itibariyle bu sivil yapıların temellerinin genel anlamda İslam toplumunun içinde farklı isimlerle olsa da var olduğunu görürüz. Sivil ya da siyasi oluşumların hemen tamamına yakınının da ya ideolojik bir temeli ya da inanç boyutu olagelmiştir. Vakıf denince akla İslam Medeniyeti gelirse siyasi parti ya da sendika dediğimizde akla Batı dünyası gelir. Sivil eylemlerin öbekleşmesi süreci işçiler ve özgürlük mücadelesi bağlamında başlamış ve günümüze kadar bu minvalde gelmiştir.

Öbek olmanın kendine has yarar getirici ve girift ilişkiler süreçlerini normal ilişkilerden farklı bir boyuta taşıdığı da bir gerçek. Daha düne kadar ben de sizin gibi bir insandım diyen muhtarın psikolojisi ulaştığı makama ilk adımının akabinde tezahür etmişti. Bugünün başkanları ya da genel başkanları hangi sendika ya da sivil örgüt için olursa olsun dünün sıradanlarıydı. Ama ne hikmetse bunu hem kendileri hem de üyeler kolayca unutabiliyor ve o makamla özdeşleşen bir ruhani teslim tesellüm süreci başlatılıyor. İradesini bir üst makama teslim edenlerin yeni ve farklı bir fikir üretme ihtimalleri ortadan kalktığı gibi bu ruhani adanmışlık sebebiyle şahsiyetinin törpülemiş alt kesimin yok sayılmasının önü de açılmış oluyor. Yok sayılmanın ise beraberken fikrine itibar etmeme ayrılık sürecinde ise varlığına tahammül edememeye evirilmesi an meselesidir.

İşte tam da burada merhametsiz, anlayışsız ve gaddar söz sahiplerinin katılaşmış ruh hallerinin bir neticesi olarak örgütte kavgalar başlar. Bu kavgalar sağ kesimde daha sessiz ve derin yaşanırken sol kesimde yumruklu sandalye atmalı şekillerde tezahür eder. Önceki nezaketten eser kalmayınca kopmalar ya da yeni oluşumlar kaçınılmaz hale gelir. Gelinen noktada artık kavga sıradanlaşmış ve karşılıklı suçlamalar ve bazen iftiralarla karalamalar başlamış olur ki işte o örgütte kardeşlik ya da yoldaşlık parçalanmaya doğru istikamet almış demektir. Kimse iktidar olduğuna ya da teşkilatın büyüklüğüne aldanmamalıdır çünkü her bir oluşumun karşılık bulabileceği bir kitle hep var olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Bu parçalanmayı sadece ve sadece arada oluşmuş kin, öfke ve konum / kazanım muhafazakârlığının terk edilmesi ile mümkün olacağını ise neredeyse herkes bilir ama kimse vaz geçemez.

Onun için katılaşmış olan hahamlar taifesinin dine verdiği zarara rağmen Hz İsa’nın karşısında sadece onlar yer almamış küçük kırıntılardan nasiplenenler de bu yolda helake uğramışlardır. Kazananlar sadece İsa’nın yolunu izleyenler olmuştur. Yani sevgi ve barış kazanmıştır. Ta ki onlar da istikametten sapıp öncekilerin sapkın inançlarını dine karıştırıp dini ve ruhbanlığı katılaştırıncaya kadar. Onlar öncekileri aratmamış ve kendi dindaşlarını sadece güçlü devlete ihbar ile yetinmemiş sahip oldukları güçle kardeşlerinin katletmişlerdir. Bundan dolayıdır ki yeniden bir peygamber gelip yeniden ve rahmet merkezinde adalet ve sağlam inancı ikame edinceye kadar.

Büyük teşkilatların kuruluş gayeleri ve değerlerine dönük olarak aslına rücu etmesi / ettirilmesi o kadar kolay olmayabilir. Sadece söz hakkına sahip olanlar, öndekiler kendi eski yaşadıklarını bir hatırlayabilse ya da özelde veya genele yönelik konuşmalarını bir dinleyebilseler belki biraz daha kolay olabilir bu. Yolun başında ki düşüncelerinin bugün neresinde olduğuna bakıverseler belki de dışarıdan bir uyarıya bile gerek kalmayacak belki ama heyhat. Kimse artık olmadığı yerden bakamayacak ve bu kavga tarih boyunca olduğu gibi sürüp gidecektir. Kendinden öncekinin yapmak için çok çaba sarf ettiği şeylerin neredeyse hiç birinin gerçekleşmediğini, vesayet altına almak istenen iradenin reaktif hale geldiği ve artık kırgınlıklarla değil elleri havaya beraber kaldırmakla teşkilatların büyümeye devam edeceği unutulmamalıdır.

Su akarken kocaman ağzından doldurduğunuz testinizi alt tarafta açılan küçücük bir delik boşaltır bizce. Her ne kadar havuz sorularını iyi biliyor olsanız da her sorunun cevabı matematikte olmayabilir. Sosyolojik olaylar ve yapılar bireylerin psikolojik yapılarıyla çok alakalıdır. Ve psikoloji her zaman beklenen cevabı vermez matematik gibi Onun formülü yok çünkü. Ama sertliğin, katılığın ve ötelemelerin devam ettiği örgütler, kurumlar ya yıkılır ya da orada bu duyguları egemen kılanlar yıkılır.

Son söz yerine. Her yerde ve her zaman ihtiyacımız olan şey sevgi ve barıştır. Hem de herkes için. Rahmettir en büyük muhtaç olduğumuz his. O zaman sendikaya ne lazım diye sorarsanız cevaplayalım. Sendikaya bir İsa lazım. Soralım o zaman.

Sendikanın İsa’sı nerede?

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir