Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ekim 5, 2022

Canım Öğretmenim Cicim Öğretmenim Sana Ne Nagehan Alçı Sana Ne?

Türkiye’de en çok sosyolojik dayak yiyen ekibin öğretmenler olduğunu söylersen sakın şaşırmayın. Haddi olan olmayan herkes konuşur, değerlendirir. Tatilini konuşur, verdiği eğitimi tartışır. Herkes ama herkes en kolay bu gariplere saldırır sonra da hiçbir şey yokmuş gibi hayat akmaya devam eder. Daha düne kadar patır patır ölümlerin yaşandığı Pandemi günlerinde bile ne devletler ne de sağlık kurumları herhangi bir güvence veremediği için okulların açılması konusu konuşulurken. Hem de “Öğretmenler rahata alıştı” diyerek koca milyonluk bir yapıyı ve onun muhatabı öğrenci ve veli milyonları inciten Nagehan Alçı şimdi bir öğretmen güzellemesini yine aba altından sopa gösterir gibi kendileri deruhte etmişler.

Hani bayram değil seyran değil enişte meselesi var ya. Bugün biraz öfkeli yazı yazacaktım ama sayın bakan bir açıklama irat etmiş bundan mütevellit sakin olacağım. Önümüzdeki hafta kariyer meselesi ile ilgili müjde vereceğim diyen Milli Eğitim Bakanı belli ki toplumdaki tepkilere artık gündemde olması gerekip siyaseten yararlı olan gelişmelerin üstünü örten bu süreci kapatacak gibi duruyor bu açıklamayla. Ama bir saat öğretmenlik yapmamış bir yazar görünümlü arkadaşın bir yerlerden telefon almışçasına ve üslup olarak bir yanında yağ sürdüğü öğretmenin diğer yanını ateşe maruz bırakarak yakan bu yazı ne diyor olmasından çok nasıl söylüyor olduğu da sorun.

Önce Sayın Özer diye hitap ettiği bakandan bir satır sonra Mahmut Bey diye bahsetmesi bir samimiyet işareti olmaktan ziyade sırnaşık bir yakışıksızlık ortaya çıkarmıştır. Sanki önceki akşam yemek ya da çay faslında aynı mekânı paylaşmış dost meclisinde yazı siparişi verilmiş izlenimi doğuran cesaretinden dolayı tebrik güzellemesine geçmeden önce bir cümlede öğretmenleri değerli görüyormuş gibi hava verip sonra yara vermesi ise hiç yakışmamıştır. Verdiği rakam bilgileri aynı gün içerisinde bakan tarafından yapılan açıklamaların devam niteliği taşıyor olması meseleye dayanak arama çalışmasının da devamı gibi duruyor. Yok efendim o sayılar ya da şu sayılar falan filan.

Öğretmenin uzmanlık meselesi toplumu elbette ilgilendirir ama işimize burun sokulması mesabesinde olmasa iyi olurdu. Hem nereden çıkarıyorsunuz toplumsal kutuplaşmayı hanımefendi? Bu kadar spesifik bir meselede kim kiminle kutuplaşmış acaba? Muhalefetin açıklama yapması olmayan bir şey değil ki. Hatta eyleme davet etmesi ve sair işler ne zamandan beri kutuplaşma oldu? Kullandığınız kelimelerin, cümlelerin her biri rahatsız edici hatta itici olduğu kadar asıl kutuplaşma heveslisinin siz olduğunu da düşünürmüştür. Daha düne kadar yanında olduğunuz yerler de karşısında olduğunuz izlenimi verdiğiniz kişilerle katıldığınız gezilerle duruşunuzun pek kutuplaşmaya müsait olmadığını düşünsek de durduk yere öküz altında buzağı arama çalışmanızın başka ne tür yorumu olacağını kestiremiyoruz.

Öğretmenler sınav yapılamaz mı? Sana ne? Daha doğrusu hayatı sınav yapmakla ve sınava girmekle geçmiş ve halen geçmeye devam eden bir camiayı önce siz iyisiniz hoşsunuz edebiyatı yapıp sonra da yerinizi bilin demeye getirmek de ne oluyor? Sınav meselesine gelmeden önce konuşulacak daha çok şey var ama ben sözü uzatmayacağım. Dün yayınlanan yazıma bir göz atmanızı tavsiye etmekle yetineceğim. Mesela uzmanlık konusunda konuşacaksak önce bir defa sınıf nedir, nasıl kokar, öğrenci nedir, kimdir, veli ne demektir gibi meselelerde ne az sınıfların tozunu yıllar boyunca yutan öğretmenler kadar bu meseleyi içselleştirmiş olmanız gerekir diye düşünüyorum. Buna itiraz etmek isteyebilir ve bir konuda yazı yazmak için illa da uzman olmak gerekmediğini söyleyebilirsiniz. Ama nedense özellikle öğretmenlere meslekleri hakkında olsun kişilikleri ve konumları hakkında olsun haddi olmadan açıklama yapanların başında yer almaktan da imtina etmiyorsunuz.

Bir de şöyle tepeden “istemeyen eski şekilde devam edebilir” cümlenize bayıldım biliyor musunuz? Bunu kimse söylemediği için milyonluk öğretmen camiası adına teşekkürlerimi lütfen kabul edin. Sizin sayenizde ortaya çıkan bu farkındalığımız çok değerliydi. Ve bu vesileyle bugüne kadar yaptığınız ne kadar öğretmen inciten açıklamanız varsa hepsini birden affediyoruz. Biz eskisi gibi devam edebileceğimizi bilmiyorduk. Kanun maddesini baştan sona okudum ama böyle bir açıklama yoktu. Master ve doktora yapmış öğretmen sayı ve oranları ile göz boyama çalışması sonuç vermeyebileceği için mi vicdana seslendiniz devamında. Aman cici öğretmenler canım benimler faslı ile biten yazınız ısmarlama değilse bile bir yerlere ya da birilerine “Olmuş mu?” der gibi göz kırpıyor bilginiz olsun.

Siz en iyisi kendi işinize bakın. Bu işi Sayın Bakan çözecek gibi. Aslında Sayın Bakan Mahmut Özer sizin yazınızdan önce açıklama yapsaydı keşke. En azından bu kadar açık bir ofsayta düşmemiş olurdunuz. Çevrenizde futboldan anlayan biri/leri varsa danışırsanız iyi olabilir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir