Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Ağustos 14, 2022

Tüm Tedbirlere Rağmen Cinayetler Olabilir ama Böylesi Ol(a)maz

Ne kadar tedbir alırsanız alın bazı cinayetleri/katliamları önleyemezsiniz.
Dünyanın en gelişmiş ve güvenlikli ülkesinde de olsanız bu böyle, olabilir.

Suikastla öldürülen JF Kennedy, güvenlik açısından süper devlet kabul edilen ABD başkanıydı[1963],
Dünyanın en güvenli ülkesi kabul edilen İsveç’in başbakanı katledildi [Olof Palme, 1986],
İsrail, en geniş istihbarat denen MOSSAD’a rağmen başbakanını koruyamadı [Rabin, 1995],

Asya, Afrika ve Orta-Doğu ülkelerinde sıkı korunan devlet adamlarına yapılan yüzlerce suikastı saymıyorum zaten,

Toplu katliamlara gelince, manyağın biri çıkar ve parkta, okulda, camide, kilisede bulunan insanları da öldürebilir;

İşte en güvenli-müreffeh ülke denen Norveç’te Breivik manyağı çimlerde oturan 77 masum insanı katletti,
Yine bir başka müreffeh ülke Yeni Zelanda’daki manyak camide ibadet eden 49 masumu katletti,
ABD’de ise bu iş adete bir rutine bindi, son 5 yılda gerçekleşen kilise saldırısı ona yakın, 2017’de Texas’ta 27 kişi katledildi,

Okul katliamları da böyle, rutin, daha 1 ay önce Texas’taki okul saldırısında katledilenlerin sayısı 27.

Kısaca ne yaparsanız yapın, nasıl bir ülke olursanız olun, nasıl tedbirler alırsanız alın oluyor böyle manyaklıklar, vahşetler, maalesef.
Ama,
Ama,
Ama,
Tüm bu manyaklıkların olduğu bu ülkelerde bile, evet, kilisede katliam oluyor, camide katliam oluyor, parkta katliam oluyor, okullarda katliam oluyor ama bir şey olmuyor; doktorlara katliam yapılmıyor.
Böyle bir manyaklık, maalesef ve maalesef sadece bizim ülkemizde gerçekleşiyor.
Doktorlara karşı fiziksel şiddet, darp ve cinayet [sistematik olarak] sadece bizde mevcut, maalesef.

Niye mi? Çünkü sokakta 2 sn kırmızı ışıkta bekletildi diye levye ile saldıran manyakların bulunduğu bu ülkede, her gün [pimi çekilmiş bomba misali] milyonlarca gerilimli hasta-hekim buluşması gerçekleşiyor;
Her yıl 850 milyon muayene yapılıyor bu ülkede, bu, refakatçileri ile birlikte 2 milyar civarında insan demek, bunların içinde eli palalı, beli silahlı magandalar-manyaklar da var [şiddetin çoğu kez hasta yakınlarından geldiğine dikkat edin], bu devasa hasta sayısını bir avuç doktor karşılıyor, hem de 3-5 metrelik oda içinde ve baş başa, tek başına…

Evet, basın, yöneticiler, siyasiler, çevre ve toplum tarafından hekime karşı kışkırtılmış, ajite edilmiş ve bu yüzden de gardını alarak gelen [içinde sosyopat ve psikopatların da bulunduğu] bu 2 milyar civarındaki hasta ve yakınını, biz hekimler 3-5 m.lik bir odada, baş başa karşılıyoruz. Üstelik sistem de aramıza fitili çekilmiş konfetiler atıyor adeta, kıvılcımlar çıksın da gerilimli havadaki oksijen patlatsın diye, tüm randevular tıka basa dolduruluyor, 5 dakikada bir hasta alınıyor/baktırılıyor, odaya gerilimli hasta ve yakını alınıyor ve buluşma[çatışma mı desek] başlatılıyor, doktor da hasta da gergin ve kronometre de kurulu, tık tak, tık tak, başla ve bitir!

İşin ilginç yanı bu işe sadece hekim hakları adına değil, hatta daha çok hasta adına da isyan eden, “bu hasta haklarına tecavüzdür, kabul edilemez” diyen doktorlara da daha çok hastalar kızıyor. Fesubhanallah.

Dünyanın hangi ülkesinde hangi meslek grubu, böylesi bir gerilimli karşılaşmalara bu kadar yoğun bir şekilde tanık oluyor? Tek bir örnek ülke gösterin var mı? Tek bir örnek. Gelişmiş veya az gelişmiş/gelişmemiş ülke, fark etmez, gösterin ama gösteremezsiniz çünkü yok. Böyle bir ülke yok, yok, O-LA-MAZ.

Avrupa ülkelerinde bir uzman Dr. bir günde maksimum kaç hasta muyane ediyor? Bir bakın ve bize de söyleyin de görelim! Her türlü aksilikte Avrupa’yı vs örnek gösterenler, bu konuda oraya niye bakmıyoruz?, Niye kaçıyorsunuz? Her olayda car car bağıranlar, Allah için söyleyin, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç, İtalya, ABD’de… bir doktor max kaç hasta muayene ediyor, bizde kaç hasta? Lütfen önce bu sayılara bir baķın da ondan sonra konuşun, hadi. Ayrıca oralarda istediğiniz anda uzman doktora gidebiliyor musunuz? Bir bakın, araştırın, Alamancı akrabalarınıza sorun bakalım…

Bu işin çözümü bellidir, önce kontrolsüz ve kışkırtılmış hasta müracaatı acilen regüle edilmeli, mükerrer ve gereksiz müracaatlar önlenmeli, hasta randevuları özel hastanelerde olduğu gibi günlük 50 hasta ile sınırlı tutulmalı [SGK özel hastanelere 50 hastadan fazla provizyon vermiyor, niye bunu kamu hastanelerinde uygulamıyoruz?), bunun için düzenleyici önleyici tedbirler alınmalıdır ve tabii ki bu hizmeti veren doktorların tükenmişliklerine de çözümler getirilmeli…
Bunları yaptıktan sonra doktorlar yine mırıldanırsa, o zaman ben de sizinle olurum ama o zaman.

Peki dün herkesin öve öve bitiremediği Ekrem kardeşimiz, Kardiyolog meslektaşımız hangi günahından dolayı katledildi???

Yazacak çok şey var da mecal yok, lakin tüm bu olan bitenlere rağmen bir de ‘’ama bazı doktorlar da hak ediyor bunu’’ diyenler var ya, gerçekten asıl karamsarlık nedenimiz bu, benim bunu diyenler için duam şudur;

“Allah çocuklarınıza da zihin açıklığı ve çalışma azmi versin, tıbbı kazansınlar, yıllarca gece gündüz ders çalışsınlar, başarılı olsunlar, çocuğunuzla iftihar edin, 6 yıl sonra mezun ve Dr. olsunlar, TUS’u da kazansınlar, 4-6 yıl ihtisas yapsınlar, uykusuz nöbetler tutsunlar, gece boyunca ve ertesi gün hastalara güler yüz dağıtsınlar, şifa olsunlar, yıpratıcı bir ihtisas döneminden sonra uzman olsunlar, mecburi hizmete gitsinler, mecburi hizmette de sonrasında da her gün yüzlerce hasta ve yakınına hizmet versinler, tıbbi ve tıbbi olmayan taleplerini, dertlerini dinlesinler, terapi yapsınlar, şifa dağıtsınlar, güler yüz göstersinler, cenneti hak etsinler, laf anlamayan hasta ve yakınlarına hatta eli bıçaklı-silahlı, kapıyı tekmeleyen magandalara bile güzel güzel laf anlatsınlar, [ilaç ve rapor gibi] yasal olmayan taleplerini de güler yüzle karşılasınlar, acil müdahaleye, anjioyaya, doğuma, sonda takmaya vs gittiğiniz halde poliklinikte kapınızı Dr nerde diye tekmeleyen hastalara da güler yüz göstersinler, oğlunuzu/kızınızı darp etmeye çalışan hatta eden magandalara da, yan taraftaki meslektaşınızın kolunu başını kıran, hatta öldüren manyaklara da… işleri yetiştirmek için yemek yemeye hatta tuvalete bile gidemediğiniz halde odanızda bir çay içtiniz diye, ”saatlerce çay içiyor, bize bakmıyor” yalanını atan ve bu yalanlarla SABİM’e, CİMER’e şikayet eden hastalara da… Ve tüm bunları yıllar boyunca her gün her gün yapsınlar, her sabah hastaneye giderken içleri ‘’oh ne güzel, bugün de ayni bahtiyarlıkları yaşayacağım’’ sevinci ile dolsunlar, eve tükenmiş bir halde dönseler bile uğultular halinde, kapıyı tekmeleyerek, ara sıra döverek, ara sıra da öldürerek gelen kalabalıklara güler yüzlü hizmet vermenin hazzını yaşasınlar,
Size de anne-babaları olarak [sevinç gözyaşları içinde] bu başarıları seyretme bahtiyarlığını yaşatsınlar…”

***Bu arada, ne derdi tabipleri temsil etmek olan ve de etmeyen TTB’nin ajitasyonları, ne içimizi ağlatan bu vahim olayı bile siyasi ranta devşirmek isteyen siyasilerin açıklamalar, ne muhalefetin tehditkâr söylemleri, ne de medyadaki troller [hükümet ve muhalif troller, hepsi], hiçbiriniz çözüm için bir katkı sunmuyor, aksine bizi[doktorları] daha da geriyorsunuz, hatta haklı söylemlerimizi gölgeliyorsunuz, doktorların haklı itiraz ve talepleri sizin yüzünüzden ideolojik hizalamalara tabi tutuluyor, kısaca bize destek değil köstek oluyorsunuz, düşün yakamızdan, düşün…
Gölge etmeyin başka ihsan istemez…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir