Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Ağustos 14, 2022

Din İnsana Daha Geniş Bir Bakış Açısı Sunarken Sekülarizm Onun Bakışını Daraltmaktadır

Örneklerle neyi kastettiğimi açıklamak isterim:

Mesela bilim anlayışı. Mevcut bilim anlayışı salt maddeden bilgi üretilebileceğini kabul eder. İslam hem manevi bilgiyi (vahyi) hem de maddi bilgiyi kabul eder. Maddi bilgiyi manevi bilgiye bağlar.

Mesela olgu/fizik anlayışı. Mevcut anlayışta olgu değerden bağımsızdır. Olgu salt maddeden ibarettir. İslam’a göre olgu salt kaba bir madde olarak kabul edilemez. Olgu aynı zamanda bir ayettir de. Olgunun kaba madde kabul edilmesi ayet olmasını dışlar. Ama olgunun ayet olarak kabul edilmesi bir madde kabul edilmesine engel değildir.

Mesela varlık anlayışı. Mevcut varlık anlayışı varlığı maddeye indirger. Tinsel olanı kabul etse dahi önemsemez. İslam varlığın hem manevi/ilahi hem de maddi tarafını kabul eder. Maddi tarafını manevi olana bağlar.

Mesela ahlak anlayışı. Mevcut anlayışta bir davranış özü itibariyle kötü veya yanlıştır. İslam ise bu davranışın haram/günah olduğunu söyler. Günah olgusu o davranışın kötü olduğunu da içerir. Salt kötü olması ise günah olmasını içermez. Bu durumda bir davranışın günah ve kötü olarak nitelenmesi sadece kötü olarak nitelenmesinden daha etkileyicidir.

Mesela değerler anlayışı. Mevcut anlayışa göre değerleri insan üretir, değerler maddeye göre biçimlenir, insanlar arası ilişkiye göre şekillenir. İslam’a göre değerlerin kaynağı gayptır, Allah’tır. Değerlerin kaynağının Allah olması insanın değer üretemeyeceği anlamına gelmez. Asli değerler Allah tarafından belirlenmiştir; ikincil değerleri üretmek insana bırakılmıştır. Dolayısıyla değerler salt insana bağlandığında Allah dışlanmış olur, ama değerler asli itibarıyla Allah’a bağlandığında insanın değer üretmesi dışlanmış olmaz.

Mesela akıl anlayışı. Mevcut anlayışta akıl sadece çıkarımda bulunan maddeye bağımlı soyut akıldır. İslam’a göre aklın bu yönü olmakla birlikte daha üst derece farklı bir bakışı olan akıl da vardır. Bu durumda salt soyut aklı kabul edip ona göre iş görmek, diğer akıl türlerini dışlar, ama aklın basiret yönünü kabul etmekle aklın çıkarımsal ve mantıksal yönü dışlanmış olmaz.

Mesela amel anlayışı. Mevcut amel anlayışı madde odaklı olup yemek, içmek, barınmak, giyinmek, cinsel ve diğer tür ihtiyaçları karşılamak anlamına gelir. İslam’a göre amel sadece bu değildir. İslam bu varlığı bize bahşeden yaratıcıya şükretmeyi, O’nu bilmeyi en üstün amel kabul eder. Madde odaklı amel manevi olan ameli dışlar, ama manevi olan amel maddi olanı dışlamaz.

Mesela ümmet-millet anlayışı. Mevcut anlayış millet yani ulus odaklıdır. Ayrıca vatandaşlığa dayanır. İslam ise ümmet merkezli ve ahlakdaşlığa dayalıdır. Ulus odaklı oluş, ümmet oluşu dışlarken ümmet oluş, millet olmayı dışlamaz.

Mesela rızık-emek anlayışı. Bugün mevcut anlayış insanın kazandıklarının kendi çabasının sonucu olduğu şeklindedir. İslam emeği kutsamakla birlikte emek sonucu kazanılanların Allah’ın bir rızkı, bir nimeti olarak görülmesini istemektedir. Allah’ın Rezzak sıfatı bize verip de almayan bir ahlakı öğretir. Salt ve madde gözüyle emek onun rızık olmasını ve ardındaki Rezzakı dışlarken rızık ve Rezzak düşüncesi emeği, çalışmayı, çabalamayı asla dışlamaz.

Mesela hukuk anlayışı. Mevcut hukuk anlayışı tamamen pozitivistir. Hukuk anlayışında hak insan olan bir yasa koyucu tarafından tesis edilmiş olan şeydir. İslam’da hukuk meta-hukuk diyebileceğimiz bir anlayışla ele alınır. İslam’da hakkın ve hukukun kaynağı Allah’tır. Yasa koyucu Allah’tır. Mevcut hukuk anlayışında meta veya manevi yahut ilahi diyebileceğimiz hukuk dışlanırken, meta veya manevi hukuk pozitivist hukuku dışlamaz. İslam insanın da hukuk üretmesine imkan tanır.

Mesela ekonomi anlayışı. Mevcut ekonomi anlayışı, maddeyi çoğaltmaya ve kârı maksimize etmeye odaklıdır. Ekonomide ahlakın yeri yoktur; ekonominin kendi ahlakı vardır. İslam’da ekonomik faaliyet esasen manevi bir faaliyettir. Bir tür ibadettir. Mevcut ekonomik anlayışın kâr odaklı olması manevi bir faaliyet olmasını dışlarken, onun manevi bir faaliyet olması ayrıca kâr elde etme anlayışını dışlamaz. Ancak kâr elde etmek manevi kurallara bağlıdır.

Görüldüğü gibi din insana geniş bir alan açıp ufkunu, bakışını, düşünüşünü, amelini genişletirken, salt beşer odaklı ideolojiler insanın ufkunu da bakışını da düşüncesini de amelini de daraltmaktadır.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir