Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Mayıs 18, 2022

Pasif Siyaset

Bunun mucidi Abdullah Gül’dür. Kestanelere el uzatmak istemez. Sobanın üstünden başkası alsın, soysun, o da afiyetle yesin ister. Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaya çıkıp da mertçe ‘adayım’ diyememiştir. Sonra DEVA kurulurken de kendini ortaya koymaktan imtina etmiş, sorumluluğu Babacan’a yükleyip kendisi sütre gerisinde durmayı tercih etmiştir.

Sayın Abdullah Gül, Erdoğan başbakan olamayınca büyük bir hevesle başbakanlığı kabul etti. Keza onun tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilince onu da kabul etti. Seçilince ise ‘tarafsız’ pozlarına bürünüp onu yaralayacak şeyler yaptı. En önemlisi de ‘benim dinlenmekten korkum yok’ dokundurmasıydı. Bu sözün ne anlama geldiğini herkes anladı. Ama o, burada ifade etmek istediğini bile açıkça söylemekten geri durmuş, dokundurmayı seçmişti.

Aslında en büyük ‘pasif siyaset’ taktiğini cumhurbaşkanlığı süresi dolduğunda yaptı. Erdoğan’ın ‘AK Partiye gel’ çağrısını elinin tersiyle iterek kendine başka bir yol çizdi. O yol bile, kamuoyuna yansıtmak istediği gibi siyaset dışı kalmak değildi. Tam tersine, gizliden siyaset yapmaktı. Nitekim, bu ülkenin en makus talihi olan CHP ile temasa geçip (ya da onlar onunla temasa geçti ama fark etmez, sonuçta adayları olmaya yakın durdu) seçilemeyeceğini, hatta tamamen yerle yeksan olacağını, sonunun Abdüllatif Şener gibi CHP vekilliği olacağını anlayınca oradan da yan çizdi.

Şimdilerde adı yine ortalarda çok dönüp duruyor. Bunda kendisinin dahli var mıdır bilemem ama bununla ilgili tek laf etmediği açıktır. Kılıçdaroğlu’nun gönlünde yatan aslan odur. Ama bir türlü ortaya çıkıp da bunu açıkça ifade etmiyor. Neden çekiniyor? Eğer böylesi oyunlara alet olmayı kendine yediremiyorsa onu da deklare etmiyor. Köyün bütün gençlerinin gözü olduğu kendini beğenmiş kız gibi herkese mavi boncuk dağıtıyor.

Sayın Gül içinden çıkıp buralara geldiği siyasete zarar verecek epey işler yapmıştır. Bu sorun değildir. Olabilir; insanın fikriyatı değişebilir. Ne yazık ki o bunları, açıktan değil, el altından yaptı hep. İşte ‘pasif siyaset’ budur. Fakat unutulmaması gereken bir şey var; o da siyasette geçer olanın pasiflik değil, aktiflik olduğudur. Erdoğan’ın da beli büküldü omuzları çöktü ama o hala Ukrayna-Rusya krizine çare üretmeye çalışıyor. Pahalılıkla, enflasyonla mücadele etmeye uğraşıyor. Sayın Gül ne iş yapıyor peki? Aşı pişirsinler, önüne kotarsınlar kendisi de ‘bir zahmet’ aday olsun ve seçilsin diye bekliyor. Çok bekler…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir