Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Ağustos 15, 2022

‘’Kur’an Yetmez’’ Öyle Mi?

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın 2 gün önce TRT ekranında söylediği “Nüfus cüzdanı Müslümanlığından Kur’an Müslümanlığına geçmek için gerekli bilinç düzeyine ulaşma zamanı geldi.” sözü için ‘’TRT’de hiç böyle bir gayret göremiyoruz ama biz yine de inşallah diyelim, her şeye rağmen güzel bir temenni çünkü’’ demiştim.

Nitekim TRT, Serdar Tuncer’in sunduğu dün akşamki iftar programında Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof.Dr.Ömer Kara’yı konuk ederek bizi yanıltmadı. Program boyunca neden Kur’anın yetmeyeceğini anlatıp durdular. Ne kadar hazin bir durum değil mi? Kur’an’ı tebliğ etmesi gerekenler, deizme, ateizme yönelen gençler için uygun sunumlar yapması gereken insanlar, TRT ekranlarında Kur’an’ın yeterli olmadığını anlatıp duruyorlar! Sonra da ”Bu Müslümanlar niye tefrika içinde?” diye soruyoruz. Niye böyle olmasın ki? Güya İslamı/Kuranı tebliğ etmesi gerekenler, Allahın ipine(kitabına) sarılın demesi gerekenler, Resul’ün tebliğ ettiği bu kitaba eksiklik izafe edip duruyorlar, daha başka nasıl olalım ki?

Ömer Kara’ya göre ‘’Din için Kur’an yetmez, çünkü din, Kur’an+Sünnet+Kıyas+İcma’dan ibarettir, Kur’anda her şey yoktur, o kısıtlı sayfaları olan bir metindir, boşlukları çoktur, peygamber de şari’dir  yani o da [Allah gibi] hüküm koyar, Kur’anın boşluklarını o doldurur, Kur’anda bulunmayan hükümleri o ihdas eder, mesela Kuran namazdan abdestten bahseder ama çok az bahseder, abdestin nasıl alınacağını peygambere Kur’an dışı vahiyle Cebrail öğretmiştir, hem de ibriğin nasıl doldurulacağına kadar, vs vs…’’ Tabi Serdar Tuncer de büyük bir zevkle ‘’değil mi, değil mi” deyip durdu, ’’Kur’an ciltlenmiş bir kitap olarak inmedi ya’’ diye ekleyerek.

A mübarekler, ‘’Kur’an ciltlenmiş bir kitap olarak inmedi’’ diyorsunuz ama tam da ‘’Kur’an ciltlenmiş bir kitap olarak indi, içinde resul hiç yok’’ gibi konuşuyorsunuz, yaptığınız tam olarak bu. Kur’anın içinde Resul yoksa [Kur’an=Resul değilse] Kur’anda kim var?

Kuran dediğimiz kitap, 23 yıl boyunca Nebi-Resule indirilen ve onun tebliğ ettiği vahiyleri  içermiyor mu? Bu vahiyler Nebi-Resulün tebliğini, mücadelesini, sorulan soruları, cevaplarını, içtihatlarını, onun dini, askeri, içtimai ve hatta özel hayatını anlatmıyor mu bize? Kısaca Kuran  [önceki nebilerin kıssaları ile birlikte] nebi-resulün söz, fiil ve takrirlerini anlatmıyor mu bize?

Kuranın nüzülü nebi-resul vefat ettiği ana kadar devam etmedi mi?

Neden Kuranın nüzülü sanki nübüvvetin 10. Yılında bitmiş ve cildi kapanmış da ondan sonra gelen vahiyler Kurana girememiş gibi konuşuyorsunuz? ”Kuran nazil olurken sorduklarınız Kur’an ile cevaplanır” diyen ayeti okumuyor musunuz?[5/101]

‘’Sana şundan soruyorlar, deki…’’[2/222 vd] diye başlayan ayetlerdeki bilgileri Buhari ve Müslim ‘’Bir gün  ashaptan biri Nebiye şunu sordu ve o da şöyle şöyle dedi’’ diye nakledince bu sözler nebi-resulün sünneti oluyor da, aynı bilgileri Allah kendi kelamı ile nakledince niye onun sünneti olamıyor?

Tirmizi ‘’bir gün kadının biri nebiye geldi ve ona şunu soru, o da şöyle dedi…’’ deyince bu rivayet sünnet oluyor da benzer bilgileri Allah kelamı ile nakledince niye bu bilgiler Resulullahın sünneti olamıyor?[58/1]

‘’Nebi eşleri ile şöyle sorunlar yaşadı, şöyle oldu, böyle oldu’’ gibi bilgiler veya ‘’ashab nebinin evine davetsiz gitti, yemekten sonra fazla kaldılar nebi bundan hoşlanmadı ama onlara da bunu söyleyemedi’’ şeklindeki bilgiler bize beşerin yazdığı kitaplarla gelince siyer-sünnet oluyor da bu bilgiler bize Allah kelamı ile gelince niye siyer-sünnet olamıyor?[33/53;66/1-5]

Niye ilk düğmeyi yanlış ilikliyorsunuz? Niye nebi-resulü Kuranın içinden çıkarıyor ve sanki hiç yokmuş gibi davranıyorsunuz? Baştan sona kadar Allah kelamı olan Kuran, Resulün 23 yıllık siretini-sünnetini nakleden bir kitap değil midir? O Resulün vahye dayalı gerçek hadisleri değil midir [nebi-resul farkına dikkat]

Allahın kendi kelamına layık gördüğü, kelamı ile naklettiği bu sireti/sünneti, niye Allahın kelamından çıkarıyor ve beşeri kitaplara layık görüyorsunuz?

Allah resulüne 23 yıl boyunca vahyetmedi mi? O elçi olarak aldığı  bu vahiyleri tebliğ etmedi mi? Bunun için ne mücadeleler verdi, nasıl içtihatlar yaptı, hangilerinde isabet etti, hangilerinde yanıldı, hangilerinde ikaz edildi, hangilerinde ”evet, doğrusun, böyle yapmaya devam et” dendi, vs Allah bunların hepsini, onun örnekliğe layık olan kesitlerini kitabına alarak bize nakletmedi mi?

Hani diyorsunuz ya, ”Resulullah Kuran haricinde hiç konuşmadı mı? Siz konuşuyorsunuz da onun konuşmaya hakkı yok mu?” Eğer Kuranı bir kez olsun düşünerek okusaydınız bu soruları sormazdınız, çünkü Kuran tam da sizin dediğiniz gibi zaten nebi-resulün sözleri, fiilleri ve takrirlerini naklediyor. Kuranda konuşan kim? Veya Kuran ile konuşan kim? ALLAH KELAMINDA KİMİ KONUŞTURUYOR?

Nebi-resul kendi siretini-sünnetini [örnek yaşamını] yine kendisinin aldığı vahiy cümleleri ile [resul hadisleri olarak, Kuranla] nakletmiyor mu? Ve biz bunların tümünü elimizdeki mushafta bulamıyor muyuz?

Kısaca Kuran Allahın ahkamını da Resulün sünnetini de Nebinin siretini de içermiyor mu? Hatta önceki nebilerin siretlerini de…

Nesini beğenmiyorsunuz bunun? Allah kelamı olarak nakledilmiş olmasını mı? Falanca falancadan duydu, o da falancadan, o da falancadan şeklinde rivayet edilmediği için mi sizin nezdinizde değeri olamıyor bu bilgilerin?

Ne yani Allah nebi-resulüne vefat ettiği son ana kadar vahyetmeye devam etti, bu vahiylerle ahkamını nasıl tebliğ ettiğini, mücadelesini, müşriklerin ona neler dediklerini, iftiralarını, suikastlarını, zalimliklerini, hicretini, savaşlarını, ehli kitapla diyaloglarını, tartışmalarını, ashabla ilişkilerini, hatta eşleri ile özel denebilecek münasebetlerini vs… tüm bunları Allah nebi-resulüne vahyederek kitabına aldı ve bize nakletti de neden var idiyse eğer, bize intikal etmesi gereken bazı vahiylerini kitabına almamış olsun? Neden böyle bir şey yapsın? Neden? Haşa bize pusu kurmak için mi? Sizin pusu kuran bir ilah tasavvurunuz var, farkında mısınız?

Allah Teala, Adem-İblis kıssasını kitabına aldı, Nuh kıssasını aldı, İbrahim-Nemrud kıssasını aldı, Süleyman-Sebe melikesini aldı, Musa-Firavn kıssasını aldı, Musa-kul kıssasını, mağara ehlini, Yusuf-Züleyha kıssasını, Zulkarneyni, Yecüc-Mecücü vs [ilk bakışta bize lazım olmadığı sanılan, çoğu hüküm ihtiva etmeyen] bu bilgileri nebi-resulüne vahyetti ve kitabına aldı da, var idiyse neden bize lazım olacak bazı vahiyleri kitabına almamış olsun? Neden?

Nebi-Resul, kendisine isnad edilen ve Kuranda bulunmayan hadisleri de yaşarken söylemedi mi?

Onun sünneti dediğiniz söz, fiil ve takrirler de onun yaşamında -yani vefatından önce ve Kuran nazil olurken- gerçekleşmedi mi? Allah nebi-resulün eşleri ile girdiği tartışmalarını bile kitabına aldı da eğer bunların içinde bize nakledilmesi gereken diğer bazı bilgileri niye bizden saklasın? Niye?

Lütfen Kuran-Resul denklemini doğru kurun, ilk düğmeyi yanlış iliklemeyin, nebi-resulü Kuranın dışına atmayın, vahyin 23 yıllık nübüvvet-risalet döneminin sonuna kadar -nebinin vefatına kadar- devam ettiğini ve Kuranın bu dönemi kapsadığını unutmayın.

Kur’an Allah’ın ahkamını, Resulün sünnetini, Nebinin siretini içeren bir kitaptır ve din dediğimiz  de budur. ‘’Din için Kur’an yetmez’ demek, ”bu kitap müminler için her şeyi tafsil eden-açıklayan bir kitaptı[12/11]” diyen, ”bu kitap Müslümanlar için her şeyi beyan eden bir kitaptır[16/89]” diyen Allah’a iftiradır. ”Kur’an yetmez” demek, ‘’Allah’ın kitabı ile naklettiği ahkamı, resulün kelamullahla  nakledilen sünneti/örnekliği ve nebinin Kur’anla nakledilen sireti yetmez, Allah 23 yıllık nübüvvet-risalet hayatına bunları sığdıramadı’’ demektir. Veya “sığdırdı, bize lazım olan tüm bilgileri bu 23 yıllık sürede nebi-resulüne vahyetti ama bu bilgilerin bir bölümünü kitabına alıp bir bölümünü almayarak bize pusu kurdu’’ demektir, haşa, haşa…

Ben, sizin, pusu kuran ilah tasavvurunuzu reddediyorum.

Allah müminlere pusu kurmaz, kurmamıştır, o dinini Kur’an ile ikmal  etmiş[5/3] ve alemlere rahmet ve hidayet olan kitabını bize resulü ile [resulünü/kitabını] göndermiştir. 

”[Ey Resul] Sana bu kitabı göğsünde sıkıntı olsun diye değil onunla müminleri uyarasın ve öğüt veresin diye indirdik. [Ey müminler] Rabbinizden size indirilene (resulün tebliğ ettiği bu kitaba) tabi olun. Ondan başka bir evliyaya/rehbere tabi olmayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.” [Araf 2,3]

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir