Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Kasım 28, 2022

Sona Yaklaşırken…

Putin’in o bilindik ifadesiz suratını televizyonda görüp ağzından, “Orduya Ukrayna’ya girme talimatı verdim” sözleri döküldüğünde, artık dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşündüm. Üstelik bir sonraki cümlesinde tüm NATO ve Batı bloğu ülkelerini tehdit ederek “Kimse bu savaşa karışmasın, karışan olur ise derhal tarihte görmedikleri sonuçlarla karşılaşacaklardır” sözlerini sarf etti. Bu manzara karşısında içim acıdı, çünkü olacak olan tüm acı ve yıkımla karşılaşacak olan yegâne varlık Ukrayna halkıydı.  Ukrayna devleti ve halkı büyük Rus İmparatorluğu hayalinin peşinde koşan ‘modern Çar’ Putin’in ihtiraslarıyla ülkesine giren Rus savaş makinesiyle tek başına mücadele etmek zorunda kalacaktı ki mevcut durum da tam olarak böyle. O güzel şehirlerin, masum insanların, çocukların Rus füzelerinin, uçaklarının hedefinde olduğunu bugün canlı canlı izlemek insanın içini acıtıyor.

Geçen haftaki yazımızda belirttiğimiz üzere savaşın sonucu ne olursa olsun Rusya kaybetmiştir. Sadece Ukrayna’yı kaybetmekle kalmayıp II. Dünya Savaşı’ndan bu güne kadar olan tüm kazanımlarını da kaybetmek üzeredir. Geçen hafta ‘sahada başarılı olsa bile kaybetmiştir’ demiştim ancak Rusya sahada da başarılı olamıyor.  Bu kadar büyük bir askeri güç, yılların deneyimiyle birleşince doğal olarak uzmanlar en fazla iki gün süre veriyorlardı Kiev’in düşmesine. Bugün 7. gün ve Rusya herhangi bir şehri henüz alamadı.  Nedenlerini açıklamaya çalışalım.

Öncelikle tüm taraflı yorumcuların anlattığı gibi Rusya Donbass bölgesinden tanklarla girip Kiev’e kadar gelmedi. Belarus’tan giren tank birlikleri Kiev kuşatmasına başladı. Bunları hava indirme birlikleriyle de takviye etmek istedi ancak planın bu kısmı çalışmadı. Belarus sınırından sonra Kiev’e mesafe 80 km. Harekâtın ilk günlerinde bu durumu dikkate almayıp sanki Donbass’tan aynı gün Kiev kapılarına dayanmışlar gibi propaganda yapılıyordu.

Diğer sebep Rus ordusunun doktrini çok eski. Doktrinin önemini bir örnekle açıklayalım. I. Dünya Savaşı tam olarak bir mevzi harbidir. Tahkimatı, mevzisi kuvvetli olan tutunduğu araziyi bırakmamıştır. Birlikler bir arazi parçası üzerinde mütemadiyen savaşıp durmuşlardır. Zamanın şartlarından dolayı mobilize çok azdır. Savaş sonrasında buradan çıkarılan dersle şehirleri korumak için etrafında yüksek yerlere hep mevziler inşa edilmiştir. Bunun en büyük ve ünlü olanı da Fransızların inşa ettiği ‘maginot’ (majino) hattıdır. I. Dünya Savaşı’na er olarak katılmış olan Andre Maginot Savaş Bakanlığı müsteşarı olduktan sonra bir daha alman işgaline uğramamak için dâhiyane bir öneri getirmiştir. Ülkenin doğu sınırını baştan sona duvarla örmek. Devasa bir proje olan majino hattına Fransızlar savaş biter bitmez başlamış II. Dünya Savaşı’nın başladığı güne kadar devam etmişlerdir. Yeni Dünya savaşının tankların ve mobil birliklerin savaşı olacağını asla öngörmemişlerdir. Almanların 15 yıldır inşa edilen maginot hattını yarıp Fransa’nın üçte ikisini işgal etmesi ise sadece birkaç gün sürmüştür. Bugün de Rusların kilometrelerce konvoylarla yüzlerce tankı Kiev’e doğru göndermesi II. Dünya savaşının doktrinidir. Lojistik araçları Bayraktar TB2 ile vurulan tanklar ya ikmal yapamadığı için atıl kalıyor ya da Ukrayna topçusunun hedefi oluyorlar. Rus hava Kuvvetleri müşterek harekât yapamıyorlar. Sadece kilometrelerce öteden füze ile vurmakla savaş kazanamazsınız.

Rus ordusunun başarısızlığındaki bir diğer sebep daha savaş başlamadan psikolojik üstünlüğü kaybetmiş olmasıdır. Birçoğu etnik Rus olmayan Rus kuvvetleri Ukrayna tarafından gelen açıklamalarla daha savaş başlamadan savaşma azim ve kararlılığını kaybetmiştir. Bununla birlikte bugün bölgeden gelen görüntülerde market yağmalayan Rus askerlerini görüyoruz veya yakıtı bittiği için terk edilen Rus tanklarını. Lojistiği sağlayamadığı için de ordu zaten inanmadığı bir savaştan ruhen de kopmak üzeredir. Askeri okulda okurken Napolyon’un bir vecizesini çok sık duyardık ‘ordular mideleri üzerinde yürür’

Gelelim en önemli kısma, Rus ordusunun bir amacı yok.  Rusya’nın dünyaya satacağı bir kültür, bir sistem, ekonomik model yok. Tamamen korku imparatorluğu. Sadece askeri güç, öngörülemezlik ve bu güne kadar uyguladığı ‘Gerasimov Doktrini’ ile terör yaratma korkusu üzerinden çevresindeki ülkeleri baskı altında tutuyordu. Berlin duvarı batıya doğru yıkıldı Doğu Almanya batıyla birleşti. Kimse ABD’den Küba’ya iltica etmiyor veya Küba mültecilerden korunmak için sınırına duvar örmüyor. Putin’in işgali gerekçelendirdiği konuşmasında söylediği gibi Batı kendi değerlerini Ruslara dayatmıyor, Rus halkı bu değerlere ulaşmayı talep ediyor. Bu yüzden yedek Başbakan Medvedev’in çocukları ABD’de yaşıyor. Bu yüzden Dış İşleri Bakanı Lavrov’un kızı ABD vatandaşı ve orda yaşıyor.  Bu yüzden batının her şehrinde Rus oligarklar var ama Rusya’da hiç batılı oligark yok (zaten batılı oligark diye bir şey de yok). Bu inançta, düşüncede samimi olsaydınız belki bir kısım halk desteği olurdu arkanızda.  Durum böyleyken Ukrayna batılı olmasın diye verdiğiniz savaşa en yakınınızdakilerin bile inancı yok.  Etki altındaki bütün ülkeler sadece korkunç askeri gücünden korkuyorlardı Ukrayna’da bu askeri güç başarısız olursa korku imparatorluğu yıkılır. Putin’in asıl endişesi budur. Yakın örnek Kazakistan, Rusya’nın asker talebine olumsuz cevap verdi.  Ukrayna halkından da tecrübe ettiğimiz gibi cesaret bulaşıcıdır. İşgal girişimi uzadıkça korku tersine dönmeye başlayacaktır.  Kaybettikçe daha agresif olacak, acımasızca sivil hedeflere de saldıracaktır.  Bu yüzden sivil halkın tahliyesi için bir yeşil koridor açılması konusunda Türkiye aracı olmalıdır. Bu sayede binlerce insanın hayatı kurtarılmış olur.

Tüm televizyon ekranlarında cevap aranan sorulara da değinelim Kiev ne zaman düşer? Ne fark eder ki Kiev düştüğünde ne olacak?  Ekranlarımızdaki bir kısmı da emekli asker olan ‘Putinistler’ bu ihtimali canlı tutarak algı yaratmak istiyorlar. Diyelim ki Kiev bugün düştü. Rus yanlısı muhalefet lideri Viktor Medvedçuk’u Devlet Başkanı olarak atadı ve birkaç üs bırakarak Rusya çekildi. Medvedçuk tutunamaz, dünya üzerindeki herhangi bir ülke tarafından tanınmaz. Kendi ordusu, kendi polisi ve Ukrayna halkı da kabul etmez. Bugünkü Zelenski hükümetinden hayatta kalmış olan bir siyasetçi veya bürokrat Ukrayna’da hükümeti yıkmak için yeterli olacaktır. Diğer senaryo Kiev’e Rus bayraklarını çekip işgal etse ve bir vali atasa, yönetimi elde tutar ama sokakları kontrol edemez. Her gün çığ gibi büyüyen bir sorun haline gelir. Ekonomik olarak, yaptırımlar sebebiyle geliri günden güne azalırken Ukrayna kaynaklı gideri artar. Her geçen gün pedala daha sert basmak zorunda kalır. Yorulur yıpranır ve bisikletten düşer. O yüzden Rusya Kiev’e girse bile sonrası için bir planı ve çıkar yolu yoktur. Daha önce yazdığım gibi Ukrayna sınırından içeri adım attığı anda kaybetmiştir. Şu an işgali sonlandırıp dönse korku imparatorluğu yıkılmış olur. Harekâtın askeri ve siyasi hedeflerine ulaştığı anda da dünya düzeninden dışlanmış, ekonomisi çökmüş, kendi halkından korkar halde olur. Her iki sonuçta da Rusya ile çıkar çatışmasında bulunan tüm devletler bunu masaya getirecektir. Önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi Japonya Kuril adalarındaki anlaşmazlığı dünya gündemine taşıyor. Almanya askeri harcamalarını artırıyor ve bizi de yakından ilgilendiren en önemli sorun Suriye. Suriye’de güncelleme olacaktır. Türkiye Rusya’nın buradaki varlığından rahatsızlığını artık daha açık ifade edecektir.

Bugün şehirleri bombalandığı için Polonya sınırına yığılan, savaştan, ölümden kaçan Ukrayna halkını izliyoruz. Çok yakında bu köhnemiş, arkaik Rus çarlığından kaçmaya çalışan Rus halkını da izleriz. II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin bile ittifakları vardı. Finlandiya, İtalya, Bulgaristan, Romanya Nazilerle beraber savaşıyordu. Rusya bugün yapayalnız. İhtirasları yüzünden milyonlarca Rus halkının geleceğini yok eden Çar özentisi Putin kendi halkına yenilecektir. Propaganda kanalları miadını doldurduğunda tüm dünyadan dışlanmış olan Rus halkı okları Putin’e çevirecek ve hesap soracaktır. Bu korku yüzündendir ki en yakın çalışma arkadaşlarıyla, bakanlarla bile 100 metreden fazla mesafelerde toplantı yapıyor.  Şimdiye kadar tüm gerçek muhalefet Kremlin etrafında şaşırtıcı bir şekilde zehirlenip ölmekteydi ancak geçen yıl sürgünden gelip kendi kendine teslim olan hapisteki Navalny istisna. Zannımca Navalny’nin zamanı geldi. Putin,  Visa ve mastercard kararından sonra ceplerindeki kredi kartlarını kullanamayan, hava sahası sivil uçuşlara da kapalı olduğu için Rusya dışına çıkamayan, birçok şirketin ambargosu nedeniyle yeni bir araba veya telefon dahi alamayan, ürettiğini satamayan, giderek fakirleşen Rus halkını SSCB zamanında olduğu gibi kolhozlarda mı çalıştıracak? Gıda tedarikinde bile zorlandığı günler geldiğinde Panslavizm hayali ile mi doyuracak? O gün gelip halk fakirliğe, yokluğa isyan bayrağını açtığında Türk televizyonlarında şu cümleyi duyacaksınız ‘renkli devrim’.   O bir grup aydıncık ve emekli asker hiçbir zaman insanların kendi geleceğini tayin etme hakkına sahip olmak istemesini, daha fazla özgürlük, daha güzel bir gelecek ve barış istemesini kabul etmeyecek. Onlara göre arkaik imparatordan hak talep etmek ‘batının oyunu, renkli devrim’. Ama hepsinin çocukları Lavrov’un, Şoygu’nun, Medvedev’in çocukları gibi batılı ülkelerde okuyacak ve orada yaşayacak.

Konudan bağımsız küçük bir ayrıntıyı da burada paylaşmak istiyorum. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde daimi üye olan ve veto yetkisi olan devlet bugünkü Rusya Federasyonu değildi. Oradaki daimi üye SSCB idi. 1991 yılında SSCB dağılınca Rusya bu yetkiyi oylama olmaksızın aldı hâlbuki SSCB’nin üç kurucu devleti vardı; Rusya, Ukrayna ve Belarus. Yakın zamanda hem BM tarafından başlatılan savaş suçu soruşturması hem de BMGK üyeliğinin askıya alınması tartışmalarında konu gündeme gelecektir. Rusya’nın BMGK’dan çıkarılmasıyla belki de yakın zamanda ‘dünya 4’ten büyüktür’ diyeceğiz.

Yazımıza Rus gazeteci Yulia Layinina’nın sözleri ile son verelim “Rusya’nın üzerine demir perde indi. Ukrayna’nın hangi bölgesinin özgür kalacağı Ukrayna ordusuna bağlı ama Rusya için korkarım her şey bitti.”

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir