Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Temmuz 3, 2022

Cumhurbaşkanımızın -Doktorları İnciten- Talihsiz Sözleri

Cumhurbaşkanımız kadın muhtarlarla buluşmasında şöyle demiş;

‘’Son zamanlarda bir şey daha çıktı, hastanelerde şöyle oluyor böyle oluyor vs, vs. Bakın, hatalarımız olabilir. Kardeşlerim, bu devasa şehir hastanelerini yapanlar kim? Devasa eğitim araştırma hastanelerini yapanlar kim? Adeta ülkemizde şu anda hastanesi olmayan ilimiz, ilçemiz var mı? Bunları bizzat takip eden birisiyim ‘Efendim işte doktorlar az para aldıkları için ayrılıyorlar.’ Değerli kardeşlerim, samimi konuşuyorum, dost acı söyler ama gerçeği söyler. Bu hastaneleri inşa eden biziz. Bu doktorları okutan, yetiştiren bu devlet değil mi? Soruyorum, bu devlet değil mi? Ee? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi, en çok maliyeti yüksek olan da hangi birimdir? Sağlıktır. Ama şimdi ‘efendim işte az para veriyormuş.’ Sordum, en az alan ne alıyordur? 8 bin-9 bin. En yüksek alan ne alıyordur? İşte 25 bin civarında alıyordur, vs. Buna rağmen özel sektör çok daha büyük paralar verdiği için oralara kaçıp gidiyorlarmış. Bakın açık konuşuyorum. Açık konuşmayı severim. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz, bunlarla beraber bu yola devam ederiz. Daha da ileri gidiyorum. Gerekirse yurt dışından ülkemize dönmek isteyenleri süratle buraya davet eder ve onları da ülkemizde istihdam ederiz. Buralar boş kalmaz, merak etmeyin. Ve şu anda asistan doktorlarımızla biz bu yola devam ederiz. Çünkü buralar boş kalmayacak. Ne gerekiyorsa bunu yapacağız. Doktorluk gibi aziz bir mesleği sadece paraya bina etmek, paraya onu dayamak herhalde pek de insani değildir.”

Evet biz de bir dost olarak açık konuşalım. Sayın Cumhurbaşkanım, bu sözleriniz hem içerik olarak hem zamanlama olarak yanlıştır.  Çünkü;

1-Teknik hatalar içeriyor; doktorların çoğu 8-9 bin ve onun biraz üzerinde alıyor, 25 bin civarında alanlar çok azınlıktadır [profesörler vb]. Siz ayrılanların yerine yeni mezunları istihdam ederiz diyorsunuz. Yeni mezun bir Dr., profesör değildir, doçent değildir, hatta uzman değildir, pratisyendir, siz uzman doktorların yerini pratisyenlerle mi dolduracaksınız? Asistan Dr. da uzman değildir, uzmanlık eğitimi alan pratisyen Dr.dur., asistanlar 4-5 yıllık ihtisas süresini tamamlamadan ve uzmanlık sınavını geçmeden -eğer cerrahi bir branş ise- tek başına ameliyat yapamazlar, bu yasal olarak da fiilen de mümkün değildir. Size bu bilgileri kim veriyor?

2-Gerekirse yurt dışından gelmek isteyenleri davet ederiz diyorsunuz. Malumunuz şu anda doktor trafiği yurt dışından yurt içine doğru değil, maalesef yurt içinden yurt dışına doğru akıyor. Bu şartlarda yurt dışından hangi Dr.lar dönecek? Eğer bunu sağlamak için bir düzenleme yapılacaksa, neden daha kolayını yapmak [gidişleri durdurmak] için bir düzenleme yapılmıyor?

3-Bu açıklamanız zamanlama açısından da doğru olmamıştır. Çünkü zaten -duyduklarımız doğru ise- doktorların sıkıntılı olduğu konularda bazı düzenlemeler [iyileştirmeler] yapılıyor. Hatta bunların 14 Mart Tıp Bayramında yani 7 gün sonra bizzat sizin tarafınızdan açıklanacağı söyleniyor. Bu açıklamalarınız yapılacak bu iyileştirmelerin sorun çözücü [olumlu] etkisini minimize etmiş hatta tümüyle yok etmiş olabilir. ‘’Pandemi döneminde çok yorulan, bitap düşen ve halı hazırda ülkemizdeki yoğun  hasta yükünü göğüslemeye devam eden doktorlarımıza imkanlarımız dahilinde en iyisini yapmaya çalıştık, keşke daha iyisini yapabilseydik…’’ gibi sözlerle gönül almak varken ‘’gidiyorlarsa gitsinler, bizler de yeni mezunlarla devam ederiz ‘’ demeniz hem hekimleri incitmiş hem de -hekimlerde zaten var olan- “sorunlarımız algılanamıyor” algısını pekiştirmiştir. Eğer hakikaten sizin, sağlık bakanlığının ve grubunuzun olaylara bakışı bu şekilde ise, bu gerçekten de sorunların algılanamadığını gösteriyor. Bu ise sağlıkta devrim niteliğinde işler yapan bir lider olarak ‘’okyanusu geçip derede boğulduğunuz’’ anlamına gelir.  Çünkü bunca güzel hastaneleri yapıp da o hastaneleri doktorlarla dolduramazsanız bunun bir anlamı kalmaz [kalmıyor işte, bunu size ulaşan talepler nedeniyle siz de gördünüz]. Bu hastaneleri bu tür açıklamalarla da dolduramazsınız. Yapılması gereken şey bir miktar maddi iyileştirme ve çokça gönül alma idi. Ama henüz bunu yapmadınız. Oysa bunu da en iyi siz yapabilirsiniz…

4-Bu konuşmanız hekim camiasındaki bir yarayı [değersizleştirilme hissini] kanatmıştır. Hekimler bundan sonra daha çok hasta tacizine uğrayacaklarını  düşünüyorlar. Bu açıklamalar var olan sorunu çözmez, aksine büyütür. İnşallah öyle olmaz ve inşallah 14 Martta yapacağınız açıklamalarınızla bu yarayı tekrar tedavi edersiniz. 

5-Hekimlerin çok önemli bir derdi de sorunlarının sadece para konusuna indirgenmesidir. Ki bunu siz de yapmış oldunuz. Hekimlerin on sorunu varsa bunun dokuzu para ile ilgili değildir; İnsani olmayan çalışma koşulları, 3 dakikada bir hasta bakmak [bu başta hasta haklarına aykırı bir durum], ama buna rağmen olası risklerin tümünü göğüslemek, milyonlarca lira tutarında tazminat davaları ile karşılaşmak, deneyimsiz hakimlerin komplikasyon ile  malpraktis ayırımını yapamamaları nedeniyle haksız cezalar almak, sağlık ihtisas mahkemelerinin bulunmaması,  endikasyon dışı ilaç ve rapor gibi yasal olmayan hasta talepleri ile mücadele etmek, bunlarla mücadele edecek bir birim/sistem oluşturmamak, mesainin çoğunu [hasta yönlendirme ve yol tarifi gibi] hekimlikle ilgili olmayan işlerle geçirmek, bunlara efor sarfetmek, sistemsel sorunlar yüzünden hasta ve yakınlarının tacizine uğramak, zaten mağdur iken sorumlu ilan edilmek, şiddete maruz kalmak, darp edilmek, hatta öldürülmek… bunlar sadece bir bölümü. Kısaca itibarsızlaştırılmak, değersizleştirilmek… Ama tabi ki maddi talepleri de var. ‘’Doktorluk gibi aziz bir mesleği sadece paraya bina etmek insani değildir” de, bu aziz meslek mensuplarını insani olmayan koşullarda çalıştırmak [sabah kronometreyi kurup 3 dakikada bir günde 100-150 hasta baktırmak] insani midir? On katını verseniz bile bu koşullarda çalıştırmak insani olamaz. Peki yoksulluk sınırının altında çalıştırmak insani mi? Görevi başında şiddete uğramak, darp edilmek insani mi? ‘’Bana bu ilacı yazacaksın, buna mecbursun, çünkü sen benim verdiğim vergilerle maaş alıyorsun’’ diyen veya ‘’müdürüm izin vermiyor, bana 10 gün rapor yaz’’ diyen hasta veya yakını ile mücadele etmek insani mi? Yasal olmayan bu talepleri karşılamayan hekimin darp edilmesi ve failin tutuklanmadan serbest kalması mi insani?

Sayın Cumhurbaşkanım! Size bu konular nasıl ulaştı, nasıl informe edildiniz bilemiyorum ama bir dost olarak şunu söyleyebilirim; eğer gerekli tedbirler alınmazsa sağlık sistemimiz tahmin edilenin çok daha ötesinde bir kriz yaşayacaktır. Bunun ön işaretleri gelmeye başlamıştır. Lütfen bu kriz daha fazla derinleşmeden tedbir alın. Aksi halde bu yatırımlar, bu hastaneler, bu alt yapı işlevsiz kalır ve tüm bu emekleriniz heba olur. Ve inanın en çok da hastalar yani vatandaş mağdur olur bundan. Zaten olmaya da başladı. Bu sorunlar size ulaşmamış olamaz. Ama lütfen teşhisi doğru yapalım ki tedavimiz de doğru olsun.

Not: ‘’Sen özeldesin, tuzun kuru, elini taşın altına koysana…’’ diyenler olabilir[oluyor zaten]. Ben 1999’da uzman oldum. Akademisyen olmak istiyordum. Yardımcı doçentlik için fazlası ile yeterli akademik yayınım vardı. Ama o dönem yeni açılan Anadolu’daki üniversiteler dahil hiçbir üniversite beni kabul etmedi. Bu nedenle 2000’den beri özeldeyim. Akademik kadroyu ancak özel üniversitede bulabildim. Yani özel sektör benim için bir tercih değil bir mecburiyetti. ‘’İyi ama şimdi dönem değişti, hadi buyur gel, biraz da sen çalış kamuda’’ diyen olabilir. Kamunun bana ihtiyacı olduğunu ve böyle bir çağrının yapılacağını düşünmüyorum ama yapacağım hiçbir açıklama inandırıcı olmayacağı için şunu söylemek durumundayım; Kamudan özele geçişlerin hızlandığı bir dönemde -eğer bir katkım olacaksa- ben de özelden kamuya geçebilirim ama tabi ki bu İstanbul dışında olamaz. Mevcut çalışma koşullarım gayet iyi, rahatım ve huzurum yerinde ve açıkçası bunun bozulmasını da pek istemem ama böyle bir açıklamayı gerekli gördüm. Bunu iş olsun diye yapmıyorum. Zira bu ilanım ilgili herkese açık zaten. Benim kamuda bir işe ihtiyacım yok. Ama kamunun bana ihtiyacı varsa, branşım da unvanım da bellidir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir