Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Temmuz 3, 2022

Sezen Aksu’nun Dilini Mi Keselim Yoksa O da Dahil Hepimiz Dilimizi Islah Mı Edelim?

Mesajlarla çok sorulmasına rağmen bu tartışmalara dahil olmak istemedim,  çünkü hem konu çok polarize olmuştu [kutuplaşmıştı] hem de her iki taraf doğruları ve yanlışları ile birlikte söylenebilecek hemen her şeyi söylemişti. Söylenmeyen ne kalmıştı ki ilave bir şey söyleyeyim?

Tabii ki ben de haddini aşan aşırı tepkilerden rahatsızdım ama bu çoğunlukla böyle olmuyor muydu zaten? Bu nedenle galiba susmak daha iyi dedim. Lakin sayın Cumhurbaşkanımızın “Hz. Adem (asv) efendimize kimsenin dili uzanamaz, o uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak da bizim görevimizdir…” sözünü duyunca durum değişti. Açıkçası Cumhurbaşkanımızın bu sözünü doğru bulmadım, yakıştıramadım ve yadırgadım. Çünkü maksadı aşan bir tepkiydi bu. Ve ne yazık ki Aksu’ya gösterilen aşırı tepkileri meşrulaştırdığı gibi konumu nedeniyle -maazallah- daha farklı sonuçlara da zemin oluşturabilirdi. Ayrıca bu -kanaatimce- siyaseten de hatalıdır, speküle edilecek ve her yönüyle olumsuz sonuçları olacak bir tepkidir.

Meselenin aslına gelirsek; Sezen Aksu’nun bu şarkısında kanaatimce  açık bir hakaret yoktu. Bunu ‘’Aksu burada Hz.Adem’i kast etmedi, ademi yani insanı, insanoğlunu kast etti’’ şeklinde izahlarla veya  ‘’Kur’an da Hz.Adem’e ‘asi/günahkâr/cahil’ diyor’’ diyerek savunmaya da gerek yok. Çünkü Adem ve Havva’ya cahil nitelemesi yapılan bu dize/şiir, halk edebiyatında ve tasavvuf geleneğinde sıklıkla karşılaştığımız bir şathiyedir. Şathiye, halk edebiyatında ciddi bir duyguyu/düşünceyi iğneli ve yergili bir biçimde anlatan şiir; tasavvufta ise sûfînin kendisinden geçtiği bir sırada söylediği şeriata aykırı bir sözdür [bu nedenle ben eleştirebilirim ama aşırı tepki verenler tasavvufa muhabbetleri nedeniyle pekala te’vil edebilirlerdi].

O halde Aksu’nun bu sözünü şeriata aykırı kabul edelim ve düşünelim; Tavrımız ne olmalı? Madem ki bizi harekete geçiren, hassasiyetimizin kaynağı olan şey dindir/Kur’andır, o halde Kur’anın ilkelerine göre hareket etmemiz ve dilimizi ona göre ayarlamamız gerekmiyor mu?

Velev ki kast edilen adem/insan değil de Hz.Adem olsun, yani Resuller arasında ayırım yapmadığımız için [2/285] bu sözden incinmiş olalım, peki o halde nasıl davranalım? Kur’an bizi bu konuda açıkta mı bıraktı ki zorlanalım tavır belirlemekte? 

Müşrikler ve ehli kitap, Resulullaha her türlü hakareti yaptılar;

O’na sihirbaz dediler[1], kâhin dediler [2], yalancı dediler [3], ‘’mecnun bu/delirmiş’’ dediler [4], kısacası dediler de dediler…

Peki Resulullah ne yaptı? Daha doğrusu Allah Teala Resulüne onların bu yaptıklarına karşı nasıl davranmasını öğütledi?

‘’Sen onları Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır. [Tartışırken de] En güzel şekilde tartış.”[Nahl, 16/125]

“Kitap Ehli ile sadece en güzel şekilde tartış [başka bir şekilde tartışma].” [Ankebut, 29/46]

‘’Onların söylediklerine karşı sabırlı ol [onlara katlan] ve onlardan güzellikle ayrıl.’’[Müzzemmil, 73/10]

Evet, Allah’ın, elçisine [dolayısıyla kendisine] karşı her türlü hakareti yapan müşriklere ve ehli kitaba yönelik olarak elçisinin takınmasını istediği tavır budur. O Allah ki, elçisi Musa ve Harun’u Firavun’a gönderirken bile ‘’Ona yumuşak davranın, güzel söz söyleyin’’[20/44] demişti. Oysa o Firavun ki ‘’Sizin en yüce rabbiniz benim’’[79/24] diyecek kadar azgınlaşmıştı: ‘’O azdı’’[79/17]

Evet, hassasiyetimizin kaynağı Kur’an ve Resullerimiz ise, işte Kur’anın vazettiği ve Resullerin takip ettiği ilkeler budur. Bu ilkeler Sezen Aksu’nun dilini [mecazen de olsa] kesmeyi değil dilimizi ıslah etmeyi ve güzel sözler söylemeyi telkin ediyor.

Ayrıca, eğer Resullerimize dil uzatanlar bizi rahatsız ediyorsa [ki etmeli], bu konuda öncelikle ıslah edilmesi gereken yüzlerce şarkı ve ilahi var. Hatta adeta kutsal kitap muamelesi yapılan,  baş tacı edilen kitaplar [dinî literatür] var. Onlara karşı niye suskunuz? Onların da dilini kesmeyelim, dileyen dilediğini yazsın ama hiç olmazsa yanlış diyelim ve yazarlarını yarı ilah gibi [şeyh-i ekber unvanı] ile dizilerde baş tacı etmeyelim, olur mu?

Misal mi istiyorsunuz, alın size bir misal, İbnî Arabî’nin eseri Fusûsu’l-Hikem [Tercüme Ve Şerhi, Ahmed Avni Konuk], IVAF,  2005]. Bakın ne deniyor bu kitapta;

Nuh as kavmini ‘’taptığınız ilahları bırakın’’ diyerek kandırmış, kavmine hile yapmış  [Fusûsu’l-Hikem, Tercüme Ve Şerhi, Cilt 1-s.287],

İbrahim as gördüğü rüyayı anlayamamış, onu ta’bir/te’vil etmeli iken tasdik etmiş, az kaslın oğlunu boş yere  kesecekmiş, [Cilt 2-s.102],

Harun as kavmine  ‘’buzağıya tapmayın’’ dediği için hata yapmış, çünkü o ilahmış, Allah buzağıya da tapılmasını emretmiş, Musa Harun’a ‘’niye öyle söyledin’’ diye kızmış, [Cilt 3-101-102]

Necm suresi inerken Resulullah müşriklerle birlikte putlara secde etmiş [Cilt 3-s.112-113]

Mükemmel-arif olan kişi sadece Allaha ibadet eden değil taşa, ağaca, hayvana, insana, yıldıza vs ilah diye tapan kimse imiş, lakin şeriatı zahirde yaşayanlar bu hikmeti kavrayamayan cahiller imiş, [Cilt 3-s.118-119],

Firavun imanlı olarak hem de guslederek ve temizlenerek yani tüm günahlarından arınarak ölmüş, cehenneme değil cennete gidecekmiş, [Cilt 3-s.144,145],

Firavunun Musa’ya alemlerin rabbi hakkında sorular sorması, onun cahilliğinden değil bilakis Musa’yı imtihan etmesindenmiş, [Cilt 4-s.180-183]

Allah kadında müşahede edilirmiş, çünkü Allah kulunun kendisinden başka bir şeyle lezzet bulduğuna inanmasını çok kıskanırmış ve bu nedenle kadın suretine girermiş, Allah en mükemmel şekilde kadında müşahede edilirmiş, kadın sevgisi [hubb-i nisa] Allah sevgisi imiş [hubb-i ilahi], nikah ve şehvetle kadınla vuslat  … [Cilt 4-s.341-46]  (Bu bölümü daha fazla devam ettiremeyeceğim, Fusûsu’l Hikem’in 4. cildindeki bu kısmın güncel  Türkçesini İbrahim Sarmış hocanın Tasavvuf Ve İslam kitabından burada, F.Hikem’deki sayfaların resmini de ilk yorumda naklediyorum);   

“Erkek, kadını sevdiği zaman, onunla yatmak istemiştir. Yani sevginin sonunda meydana gelen şey! Nikah(kadın-erkek münasebeti)tan daha büyük bir kavuşma yoktur. Onun için sehvet, kişinin bütün vücudunu kaplar. Onun için kişinin yıkanması emredilmiştir. Oluştuğu zaman, şehvet bütün vücudu kapladığı için vücudun tamamının yıkanması istenmiştir. Şüphesiz Allah, kulunun kendisinden başka bir şeyle lezzet bulduğuna inanmasını çok kıskanır. Onun için, kendisinde fena bulduğu [kadın] suretine girerek, tekrar kendisine dönmesi için yıkanma (gusul) ile onu temizlemiştir. Çünkü bundan başkası olmaz.

Erkek, Allah’ı kadında müşahede ederse, buna münfailde müşahede denir. Kadının kendisinden zuhuru (Havvaʼnın Adem’den yaratması) açısından kendisinde müşahede ederse, buna da failde müşahede denir. Kendisinden oluştuğu varlığın suretini göz önünde bulundurmadan kendi nefsinde müşahede ederse, buna da vasıtasız, Allahtan munfail olanda müşahede denir. Allah’ı kadında müşahede etmesi tam ve en mükemmeldir. Çünkü Állah’ı fail ve munfail olarak, özellikle kendisi de munfail olarak muşahede etmektedir. Onun için Rasulullah kadınları sevmiştir. Çünkü Allah, onlar da çok mükemmel müşahede edilmektedir. Zira Allah maddelerden soyut olarak hiçbir zaman müşahede edilmez. Allah’ın kadınlarda müşahede edilmesi en büyük ve en mükemmeldir. Kavuşmanın en büyüğü de nikah[cinsi ünasebet]tir.’’ [İbrahim Sarmış, Tasavvuf Ve İslam, Ekin y, 5. Baskı, 2008, s.215]

İşte böyle, hatta daha nice herzeler, nice hezeyanlar. Eminim şimdi pek çok kimse çıkacak ve diyecek ki ‘’ama efendim orada kast edilen budur, burada kast edilen şudur, zahir, batın vs. vs’’ Zırva te’vil götürmez. Bu kitapta Kur’ana açıkça aykırı sözler var ve bunlar te’vil edilemez.  Yok ‘’illa te’vil edeceğiz’’ diyorsanız, neden Sezen Aksu’nun [tasavvuf kültüründen ilhamla yazılan] ve rahatlıkla te’vil edilebilecek olan bu sözlerini de te’vil etmiyorsunuz? Hatta neden en aşırı tepkiyi siz veriyorsunuz? 

Tüm bunlar yerli yerinde duruyorken, hatta TRT dizilerinde önümüze çıkarılırken, Sezen Aksu’ya karşı başlatılan bu kampanya Erdoğan’ın sözleri ile farklı bir noktaya evrilmiş ve Erdoğan’a siyaseten zarar verir hale gelmiştir. Acaba birileri Erdoğan’a tuzak mı kuruyor? İyi ama Erdoğan niye düşüyor bu tuzağa? Neden? Ya gerçekten  anlamak güç bu işi, ya da biz anlamıyoruz bu işlerden. Sezen Aksu, başörtüsü yasağının zehir zemberek devam ettiği yani Ak Partinin hükümet olduğu ama henüz iktidar olamadığı yıllarda,  hiç kimse sesini çıkaramazken, yasakların kalkması için açılan imza kampanyasına katılmış ve destek vermişti, Ak partinin işini kolaylaştırmıştı. Hatta hükümetin anayasa değişikliği teklifine [referanduma] ve açılım sürecine de destek vermişti. Bu nedenle içinde bulunduğu camiadan inanılmaz düzeyde hakaretler işitmişti. Hatta şimdi bile geçmişteki bu destekleri kendisine hatırlatılarak eleştiriliyor. Yani Sezen Aksu her halükarda bunları hak etmiyor kanaatindeyim.

1-10/2;38/41

2-52/29

3-3/184;38/4

4-15/6;37/36;52/29;68/2;81/22

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir