Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ağustos 17, 2022

Kazakistan’da Neler Oluyor?

Kazakistan’ın batısında yer alan Janaözen şehrinde, sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) zamlarına yönelik başlayan protestolar kısa sürede tüm ülkeye yayıldı. Protestoların ülke geneline yayılması sonucu Almatı ve Mangistau şehirlerinde OHAL ilan edilirken, Başbakan Askar Mamin başkanlığındaki hükümetin de istifa ettiği bilgisi geldi. Siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerde ise Rus birlikleri Kazakistan’a müdahale etmek için hazırlık yapıyor. Cumhurbaşkanı Tokayev’in davetiyle Kazakistan’a birlik gönderecek Kolektif Güvenlik Örgütü; Kazakistan, Ermenistan, Belarus, Kırgızistan ve Rusya’dan oluşuyor. İronik ama dönem başkanlığını, sokak hareketleriyle halkı arkasına alarak bürokrasiyi yenmiş Ermenistan Başbakanı Paşinyan yapıyor.

Kazakistan’ın batı bölgesi petrol ve doğalgaz yataklarının bulunduğu, işçi nüfusun ağırlıkta olduğu bölgedir. Kazakistan’ın her yerinden hatta başka ülkelerden çalışmaya gelenler çoğunlukla yurtlarda kalırlar. Bu oradaki nüfusun organize olmasını sağlıyor. Protestolarda ilk olarak organize olmuş işçiler tarafından başlatıldı. Aslında LPG fiyatlarına gelen yüzde 80’lik zammı protesto etmekti maksat ama 30 yıldır hak aramamış, böyle bir zenginliğin ortasında fakir yaşayan halk son dönemlerde yolsuzluk söylentileriyle de patlama noktasına gelmişti. Olaylar kısa süre içerisinde tüm ülkeye yayıldı. Hükümet ilk anda reaksiyon göstermedi ama olaylar yatışmayınca önce zam oranını yüzde 60’lara düşürdü sonra kukla hükümet Cumhurbaşkanı Tokayev tarafından görevden alındı. Başlarında bir lider olmadan 30 yıldır muhalefet kelimesinin anlamını bile unutmuş olan halk ne pazarlık edecek ne de ortaya bir talepler listesi koyacak durumda değil tabi ki. Önce şunu açıklayalım; Kazakistan’da reformlar şöyle oluyordu; bakanlar kabine içinde yer değiştiriyor, misal Sağlık Bakanı, İçişleri Bakanı olarak atanıyor ve bu büyük bir reform gibi halka anlatılıyordu. O sebeple bir muhalif lider etrafında da birleşmemiş olan halk nasıl bir reform istediğini dahi bilmiyordu. Bir süre sonra doğal olarak da protestolar vandalizme ve yağmaya dönüştü. Kamu düzeni kayboldu. Halk 30 yılın acısını çıkarırcasına önüne gelen her yeri yakıp yıkmaya başladı. Nazarbayev heykellerini indirdi. En son havaalanı da göstericiler tarafından ele geçirildi ve dananın kuyruğu koptu.

Cumhurbaşkanı Tokayev, hangi yetkiyle hangi kanuna dayanarak yaptı bilmiyorum ama Nazarbayev heykellerinin yıkıldığını nefretin oraya yönlendiğini görünce ömür boyu Güvenlik Konseyi Başkanı olan Nazarbayev’i bir açıklamayla görevden alarak yerine kendini atadı. Böylece günün ilk kaybedeni Nazarbayev oldu.  Kurucusu olduğu, 29 yıl tek başına yönettiği,  başkentine adının verildiği ülkede daha hayattayken heykellerinin yıkıldığını gördü ve kesin olmayan haberlere göre dün kızıyla birlikte ülkeden ayrılmış. Çocuklarının, damatlarının yurtdışında yüklü miktarda gayrimenkul aldığı haberleri son dönemde ayyuka çıkmıştı. Hiçbir açıklama yapmadı. Ne kendisi ne yakınları ne sekreteri ne ona bağlı olan bürokratlar ne atadığı valiler. Muhtemelen yeni duruma göre şekil almak için bekliyorlar ama sessiz kalarak zaten kaybedenler kulübünde oldular.

Sonrasında da Kazakistan tarihinin 1991 Mart ayında SSCB’den ayrıldıktan sonraki en büyük olayı gerçekleşti. Kazakistan’ın yıkımı da diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Tokayev hak arayan kendi halkını ‘dışardan gelmiş teröristler’ olarak tanımladı. Önce başkent ve Almatı’da sonra tüm ülkede olağanüstü hal ilan etti. Bana göre Nazarbayev’e karşı yaptığı darbeyi (sebeplerini aşağıya yazıyorum)  sağlamlaştırmak için Kazakistan’ın yıkım belgesini imzaladı ve Kolektif Güvenlik Örgütü maskesiyle Rusya’yı ülkesine davet etti. Tabi ki Rusya da hemen kabul etmedi şartlar sundu ve bu şartların sonuncusu Rus azınlığa özerklik.  Bunları yazarken Rusya Federasyonu silahlı kuvvetlerinin yayınladığı Rus askerlerinin Kazakistan’a girişinin görüntülerini büyük bir üzüntüyle izliyorum. Rus askerleri sokaklarda Kazak halkını vuracak ve Cumhurbaşkanı keyifle bunu izleyip çıkıp açıklama yapacak.

Kazakistan’da özerk devletin ayak sesleri…

Önce durumu analiz edip sonra ne yapılabilir diye bakalım. Kazakistan’ın batı bölgesi zaten hassas durumdaydı. Bununla birlikte son 6 aydır ülkede neredeyse her şey zamlandı. Janaözen’de bu zamlar her yerde olduğundan daha büyük bir hoşnutsuzluk yaratmıştı. Bunu bilerek sadece o bölgedeki LPG fiyatlarına yüzde 80’in (tüm ülkede zamlar oldu ama yüzde 60’tan fazla değil) üzerinde zam yapmanın bir halk hareketini tetikleyeceğini elbette yöneticiler de biliyordur. Bu da akla bu darbe göründüğünden farklı olarak devletin içinden organize edildiği izlenimini bırakıyor. Geçtiğimiz ay Kazakistan kamusal alanda Rusça kullanma zorunluluğunu Kazakça kullanma olarak değiştirmişti. Rusya’nın tepkisinden kaçınmak için de ‘Rusçayı yasaklamıyoruz zaten Rusçayı kimse yasaklayamaz biz Kazakçayı zorunlu kılıyoruz ama Rusça yine serbest’ diye açıklama yapmıştı.  Rusya’nın zaten Kazakistan’ın kuzeyi ile ilgili talepleri uzun süredir Rus medyasında alenen dönüp duruyordu. Tezleri de şu; 1991’de Kazakistan SSCB’den ayrılırken Rusya ya ait toprakları da aldı. Hatta bunun için sınır görüşmelerinin başlaması bekleniyordu. Pazar günü başlayan ayaklanma Perşembe Rus askerinin görüşmeye ihtilafa gerek kalmadan Kazakistan’ı işgaliyle sonuçlandı. Tokayev’in uzun süredir Moskova’da gayrimenkuller aldığına dair söylentiler bu durumda yerine oturmuş oluyor. Belki bir 30 yıl hayalini kuracağı Kazak topraklarına Rusya, Tokayev’in bir imzasıyla bir günde yerleşecek. Ardından bildiğimiz senaryo ‘Rus öz savunma güçleri’ ortaya çıkacak, bir yerlerden kendilerine Tank bulacaklar ama Rusya desteği olmayacak. Eski bir Kazakistan milletvekili veya valisi çıkıp özerk bir devlet kurduğunu açıklayacak Venezuela, Güney Osetya ve Abhazya bu sözde devleti tanıyacak. Sonrasında iki muhtemel senaryo var ya Rusya’ya bağlanmak için göstermelik bir referandum yapacaklar ve yüzde 96 evet çıkacak ya da Rus askeri o bölgeye yerleşip bu sözde devleti koruyacak. En çok emin olduğum konu da şu; Türk medyasında bu işgali meşrulaştırmak için besleme yazarlar yorumcular çıkacak ‘halk zaten Rusya’yı istiyordu, Çin işgal edeceğine Rusya işgal etsin daha iyi’ diyecekler. Rusya’nın nasıl büyük bir dünya devleti olduğunu anlatacaklar. ‘CIA veya Amerika destekli darbe girişimi’ diyecekler. ‘Eylemciler Amerikan ajanı, hedef Rusya’ diyecekler. Kazak halkı belki bir süre yalnız başına direnecek ama kafasına vurula vurula itaat edecek.  Yeni bir ‘Kırım’ımız oldu hayırlı olsun.

Tüm bu görünenin aksine sadece bir kişinin, Cumhurbaşkanı Tokayev’in kurgusuyla Rusya’nın Kazakistan’ı işgal ettiğini kimse söylemeyecek. Çünkü bizde derin analizler yapabilmenin, büyük resmi görebilmenin yegane yolu o analizi bir şekilde CIA’ya bağlamaktır. 30 yıldır diktatörlükle yönetilen, bir kez dahi şeffaf seçim görmemiş, muhalefet kelimesinin anlamını bilmeyen Kazak halkı Rusya destekli bir diktatör değişimi operasyonunda silah olarak kullanılmıştır. Pazar günü belki ekonomik olarak biraz rahatlama talebiyle sokağa çıkan halk ülkede Nazarbayev-Tokayev değişiminin aparatı olmuştur. Evet bu halkı Tokayev’in de dediği gibi yabancı teröristler sokağa çıkarmıştır. Hatta sokaklarda dışarıdan gelen yabancı teröristlerle çatışıyor Kazaklar ancak dışarıdan teröristleri bizzat Cumhurbaşkanı getirdi hem de resmi bir davetle. Bir süre sonra da muhtemelen getirdiği teröristler Cumhurbaşkanlığı unvanını Kazakistan Bölge Başkanı olarak değiştirecek. Bugünden itibaren Rus askerlerinin kazak halkını sokak ortasında nasıl vurduğunu televizyonlarda izleyeceğiz sonra neler oluyor diye bir yorum okuyacağız bir tartışma programı izleyeceğiz ve anlayacağız ki, Rusya Kazakistan’da kendisine yapılan Amerikan destekli darbeyi durdurmak için vuruyormuş Kazakları. İçimiz rahatlayacak, yüreğimize su serpilecek.

Türk Devletler Teşkilatı müdahale etmeli…

Türk Devletler Teşkilatının hamisi olan Nazarbayev gitti ve yerine Rusya’nın kuklası konumunu kabul eden Tokayev geldi. Türk devletleri teşkilatından hiçbir açıklama gelmedi. Bugün 5. gün. Rus askeri işgale başlamış halde Türkiye henüz bir açıklama yapmadı. Süratle Türk Devletleri Teşkilatı toplanıp durumu kontrol altına alacak stratejiler geliştirmelidir. Asker sevkiyatı dahil her türlü tedbir acilen alınmalıdır.   Sadece Kırgızistan asker göndermeyi reddetti ve küçük çaplı Kazakistan’a destek gösterileri yapılıyor. Bu gösterilerde çok güzel bir pankart gördüm aynen şöyle yazıyordu; ‘Kırgızistan Tokayev zalimini desteklemiyor.’ Takip ettiğim kanallarda ‘Belarus asker göndermek istiyor ama askerleri Kazakistan’a giderse Lukaşenko’yu kim koruyacak’ diye dalga geçiyorlar.  Ermenistan 70, (yazıyla) yetmiş kişilik bir birlik gönderiyor ama Kazakistan’a barışı Kolektif Güvenlik Örgütü getiriyor.

Kazakistan Belarus gibi veya Türkmenistan gibi kapalı bir toplum değil. Yıllardır Kazak milliyetçiliği temel söylem o yüzden halk Rus işgalini çabucak kabullenmez. Belarus’tan veya Kırım’dan daha zor olur Ruslar açısından. Çok büyük ve kanlı bir çatışma sürecinin başlangıcı olur. Bu darbenin bir diğer etkisi de SSCB’den bağımsızlığını kazanan diğer Türk devletleri için tehlike arz ediyor besleme yazarlar şimdiden Türk baharı diye ortalıkta dolaşmaya başladılar. Hatta bunun Türkiye’ye sıçrayacağını utanmadan yazıyorlar.  Belli ki birileri Orta Asya’da ‘Türk Baharı’ kurguluyor. Bunlar o kurgunun süt oğlanları.

Türk hep yalnızdır. Her zaman her türlü ihanete hazır olmak zorundadır. Kırım’da bir sabah uyandıklarında Rus askerleri vardı. Kazakistan’da da bu sabah uyandıklarında karşılarında Rusları gördüler. Kazakistan Türk dünyasının süt mavisi aydınlığıdır. Allah Kazak halkının yardımcısı olsun. Bahtları açık olsun.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir