Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Mart 4, 2024

Dinde Zorlama Var Mıdır?

Namaz üzerinden meseleyi anlamaya çalışalım.

1. “Dinde zorlama yoktur” ayeti imana zorlama yoktur şeklinde anlaşılmalıdır. Zira ayetin devamından bu durum hemencecik anlaşılır.

Peki imana zorlama yoktur da namaza zorlama var mıdır?

2. Namaz dinin direğidir. Bunda ihtilaf yok. Bu ilke çok önemlidir.

3. Bununla birlikte Hz. Peygamber zamanında namaz kılmayanlara verilmiş bir ceza yoktur. En fazlası Allah Resulü evinde kalıp namaza gelmeyenlerin evini yakası geldiğini ifade etmiş, ama neticede yakmamıştır.

4. Emri bil maruf farzdır. Bunu bazen fertler yapar, bazen de devlet. Örneğin anne babalar gerekli önlemleri alıp eğitimleri verip şartları yerine getirdiklerinde namaz kılmayan çocuklarına birtakım zorlayıcı yöntemler uygulayabilirler. Emri bil marufu devletin de üstlendiği ve yetkilendirdiği bazı kişiler eliyle bunu gerçekleştirdiği bilinen bir vakıadır.

5. Tarihte mezhepler -Ahmet b. Hanbel hariç- namaz kılmayanın tövbe edinceye kadar hapse atılacağı görüşünü benimsemiştir. Bununla ilgili şunlar söylenebilir:

a. Bu bir içtihattır. İçtihatlar din değil dinîdir. Bu nokta ile ilgili iki şey söylenebilir:

I. Bu ictihat kesinlikle din yerine konulup evrenselleştirilmemelidir.

II. Bu İctihat kesinlikle yadsınmamalı, saçma olduğu söylenmemelidir. Bu ictihadın sosyolojik olarak anlamı vardır. Herkesin cemaat olarak namaz kıldığı bir dönemde ezan okunduğu halde çarşıda gezip tozmak öyle çok da hoş görülecek bir tavır değildir.

b. Bu ictihat, namaz kılmayanlarla ilgili değil çarşıda cemaatle namaz kılmayanlarla ilgili olmalıdır. Aksi takdirde namaz kılmayanın kılmadığı nasıl tespit edilecektir? Bu noktada iki ihtimal akla gelmektedir:

I. Ezan okunup da cemaatle namaz kılmayan demek ki namaz kılmayan veya namazı önemsemeyen biridir. Cemaate gitmek namaz kılıp kılmamanın ölçütü olmaktadır.

II. Ya da mesele namaz kılmayanın cezalandırılması değil, düzeni sağlamaktır. Kötü örnekliği cezalandırmaktır. Çarşıda olup ezan okunduğu halde cemaate katılmamak kötü örneklik oluşturmak anlamına gelir. Zira bir insan hiç çarşıya çıkmadığı halde evinde kalıp namaz kılmayabilir yahut tarlasındadır, namaz kılmayabilir. Bunların namaz kılıp kılmadığı herhalde soruşturulmuş, takip edilmiş değildir.

6. Günümüze gelirsek, İslam hukukunun cari olduğu bir yer olsa dahi mesele değişen sosyolojiye bakar ve bugünün sosyolojisi değişmiştir. Metropollerde uygulanacak fıkıh elbette farklıdır, farklı olmalıdır. Namaz kılmayanı, nasıl bileceksin, nasıl takip edeceksin? Bugün cemaate katılmayıp namaz kılan onca insan vardır. Bunları nasıl soruşturacaksın? Her birinin arkasına bir zabıta mı dikeceksin? Bu olacak şey değil, dahası dini de dindarı da zor durumda bırakır.

7. Günümüzde iki hususa dikkat edilerek hareket edilmelidir:

I. Namaz olsun diğer ibadetler olsun artık zorlama ile değil, sevdirerek, anlatarak, nasihat yaparak ve birtakım etkinlikler yoluyla içselleştirerek benimsetilmelidir. Bunun bugün başka da bir yolu yoktur.

II. Öncelikler muhakkak dikkate alınmalıdır. Adaletin zedelendiği, liyakatın askıya alındığı, yolsuzluklarla ümmetin malının yenildiği, ticarete ve gıda ürünlerine hile hurdanın katıldığı bir toplumda denetim ve kontrol ibadetlerin yerine getirip getirilmesi konularında değil yukarıda saydığımız konularda olmalıdır. Zira toplumları ayakta tutan bu konulardır. Devlete düşen de bunları denetlemektir, ibadetleri değil. İşte bu da bugünün sosyolojisidir. Bu sosyoloji dikkate alınmazsa din de dindar da zarar görür.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir