Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Temmuz 3, 2022

Abdülhamit’in Rusya ile İlgili Büyük Öngörüsü…

Ukrayna sınırındaki Rus askeri varlığı tüm dünyanın dikkatini bölgede tutmaya devam ediyor. Her gün gelişen yeni olaylar ve birbiri ardına yapılan açıklamalar, mevcut durumun seyri hakkında da halkları endişeye sevk ediyor.

Hal böyle olunca biz de bölgeye ilişkin yakın takibimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Diplomasi trafiği hızla devam ederken gündemde kendisine fazla yer bulamayan bir gelişmenin gölgede kalmasını istemedim. İki ülkenin askeri gerginliğine bir açıklama daha geldi hem de dünyanın bir ucundan, Japonya’dan.

Haftalardır süregelen Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceğiyle ilgili söylentiler ve ardından Ukrayna sınırına yığılan 200 bine yakın asker ile bölgede tansiyon yükseldi.  Batı bloğu daha önce Moldova, Gürcistan ve hatta Kırım’ın işgalinde göstermediği birliği ve tavrı bu kez çok açık ve sert şekilde gösterdi. Rusya, Ukrayna sınırındaki askeri varlığından güç alarak bir takım taleplerde bulundu ise de özellikle NATO’nun tavrı çok daha sert oldu ve adeta Rusya’nın daha önceki suçlarını da masaya getirerek önce bunların tazmin edilmesini ve Gürcistan ile Moldova’daki işgalin sonlandırılmasını istedi. Dün içeriği hakkında biraz bilgi sahibi olabildiğimiz bir Nota ile Rusya’ya bu talepler yazılı olarak da iletildi.

Japonya, Rusya’nın Ukrayna’yı muhtemel işgali halinde çok sert adımlar atacağını deklare etmiş.  Açıklaması medyada da çok yer bulmadı ancak bu açıklama ilginç bir dizi olaylara işaret ediyor. Açıklamayı birçok açıdan değerlendirebiliriz. Bunlardan en önemlisi ABD öncülüğünde soğuk savaş dönemine benzer bir Rusya karşıtı blok oluşturuluyor. Japonya da bu blokta yer aldığını gösteriyor.  Ayrıca iki ülkenin de geçmişten beri taşıdıkları bagajları var. II. Dünya savaşı Müttefik Kuvvetler ile Japonya arasında 8 Eylül 1951’de San Francisco Kaliforniya’da imzalanan antlaşma ile fiilen bitmiştir. Türkiye’nin de dâhil olduğu 49 imzacı ülke tarafından imzalanan anlaşmayı o zamanki adıyla SSCB imzalamadığı için teknik olarak Japonya ve Rusya halen savaş halindedir. Sonradan savaşın sona erdiğine dair beyanatlar yayınlanmış olsa da aralarında hala bir barış anlaşması yoktur. Çok yakın tarihe kadar bir barış anlaşması imzalamak için konferanslar, görüşmeler düzenlense de Kuril adalarındaki sorun yüzünden mümkün olamamıştır. Nedir bu Kuril adaları sorunu? Bugün biraz iki ülke tarihine bizim konumumuzdan bakalım.

‘93 Harbi’ diye anılan 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra Sultan Abdülhamit, Rusya’nın yakın bir tarihte Japonya ile savaşacağını öngörmüş. İki ülke arasındaki dostluğu pekiştirmek için Ertuğrul Fırkateyni’ni birçok hediye ile Japonya’ya göndermişti. Dönüş yolculuğu esnasında daha Japon karasularından çıkamadan batması ve sonrasındaki olaylar filmlere de konu olmuştur. Nitekim 1905 yılında Japonya Rusya ile savaşa başlamış kısa süre içerisinde de Japonlar Rus donanmasını mağlup etmiştir. Bunun üzerine son Rus Çarı olan ll. Nikolai Baltık Denizi’nde bulunan daha büyük bir donanmayı Japonya ile savaşmak için göndermiş Japonlar bu yeni donanmayı da mağlup etmişlerdir.

II. Dünya Savaşı devam ederken de özellikle Nazilerin Fransa’yı işgalinden sonra savaşın kendi topraklarına sıçrayacağını tahmin eden Stalin, o dönem ABD’ye korkusuzca kafa tutan Japonların saldırısından kaçınmak ve doğu sınırını garanti altına alıp enerjisini, gücünü Nazilere karşı kullanabilmek için Japonya ile bir saldırmazlık anlaşması imzalamıştır. Savaş süresince doğudaki tüm birliklerini çekmiş olmalarına rağmen Japonya anlaşmaya sadık kalmış ve SSCB’ye saldırmamıştır. II. Dünya Savaşı bittikten sonra saldırmazlık anlaşmasının yürürlüğü devam etmekte iken (13 Nisan 1946’ya kadar devam ediyordu) 9 Ağustos 1945 tarihinde Sovyetler Japonya’ya savaş ilan etmiştir. ABD’nin attığı atom bombalarından sonra da Japonya önkoşulsuz teslim olmayı kabul etmiş, Kore,  Güney ve Kuzey olmak üzere ikiye ayrılmış, Mançurya Sovyetlere bırakılmıştır (daha sonra da Çin’e devredildi). Kuril adaları Sovyetler tarafından işgal edilmiştir. Japonya teslim olmasının ardından imzalanan San Francisco Barış Antlaşmasıile adalardaki egemenliğinden vazgeçmiş olsa da Kuril adalarının bu anlaşmaya dâhil olmadığını iddia etmektedir. Rusya ise zaten anlaşmanın imzacı tarafı olmamıştır.  Bugün NATO ve ABD Rusya’nın suçlarını dünya gündemine taşırken Japonya adeta kendini hatırlatıyor ve ‘bana karşı işlediği suçlar da var’ diye gündem oluşturmaya çalışıyor.

Japonya Güney Kore ile birlikte batılı olan bir devlettir. Bizim gibi doğu kültürünü yaşar ve Batı ittifakında yer alır. Japonya bizim uzak doğudaki müttefikimizdir. Kırım’dan sürgün edilen Tatar halkına kapılarını açmıştır. Japon Hükümeti Kırım Tatarlarının Tokyo’da 1938 yılında inşa ettiği caminin 1986 yılında yıkılmasıyla caminin arazisini Türkiye devlet hazinesine yeni bir cami yapılması için hibe etmiş 2000 yılında da yeni Tokyo Camii yapılarak hizmete girmiştir.

Tüm dünya kendi çıkarlarına göre konum alırken, Türkiye’de ise kimisi mutlaka bir şey söylemek ihtiyacından, kimisi samimi görüşleri sebebiyle kimisi de sadece kendilerine bu telkin edildiği için Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini iddia ediyorlar. Burada bir ülkenin işgalinden ve savaştan bahsediyoruz. Tarafsız kalmak zaten işgalden yana olmak anlamına gelir. Sessiz kalmak demek savaşa,  işgale sessiz kalmak demektir ki bu zaten başlı başına bir taraftır. Bugün dünyanın öbür ucundaki Japonya konuya müdahil olmuş, siz Ukrayna’nın Kırım konusunda en büyük destekçisi olduğunuz halde Ukrayna’ya en büyük silah ihracatını yapan ülke olarak ve daha bir ay önce atılan Ukrayna’ya Türkiye tarafından kurulacak İHA fabrikasının imzası kurumadan ‘’ben taraf olmam’’ diyemezsiniz. Bir diğer anlatımla da gerçekten Japonya savaş halinde Ukrayna’ya yardım etmek istese bu yardımı ulaştırmak için bile boğazları kullanmak zorundadır o halde ister istemez tarafsınız. Bu konuda tarafsız değil barıştan diplomasiden yana aktif, pragmatist ve dikkatli olmalıyız.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir