Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ağustos 17, 2022

Din Üzerinden Yapılan Zulümler

Müslüman olmanın ön koşulu, fıtrat üzere kalmak (insan olmak) ve insani/İslami olan evrensel ilkelere (değerlere) bağlı yaşayarak adaleti tesis etmektir; ancak Müslümanların tarihine baktığımızda, maalesef İslam’ın temel ilkelerinin ve özünün terk edildiğini, yerine, gösterişe dayalı, şekilci, akıl dışı, siyasi, Katolik (koyu dindarlık) ve hurafelerle şekillenmiş bir fıkhın/hukukun imal edildiğini görürüz. Ali Şeriati’nin dediği gibi, “Dine Karşı Din” uydurulmuştur.

İslam’ın temel ilkeleri ve insani değerlere aykırı üretilen rivayetlere ve hurafelere dayalı din, maalesef topluma kaos, istikrarsızlık ve zulüm getirmiştir; zira bu hurafe dininin argümanları vahiy, akıl, mantık, hikmet, bilgi, bilim değil; İsrailiyat, mesihiyat, asabiyet, hamaset, popilizm, rivayet, esatir, mitoloji, basiretsizlik gibi argümanlar olmuştur. Vahiy, akıl, hikmet ve basiret merkeze alınmayınca, din (!), kaos ve zulüm sebebi oldu. İnsanlar fevç fevç dine koşmaları gerekirken, dinden fersah fersah uzaklaşmaya başladılar.

Bu küçük makalede din adına yapılan haksızlıklar ve din istismarı üzerinde durmaya çalışacağız. Verilen örneklerde, pek çok konuda Kur’an’ın temel ilkelerinden nasıl uzaklaştığımız, hayatı ve ibadetleri nasıl zorlaştırdığımız rahatlıkla görülecektir.

Öncelikle belirtelim ki dinin sahibi Allah’tır. Elçilerin vazifesi ise, yeni bir din getirmek değil, Allah’ın dinini (hükümlerini) uygulamaktır. Bu hakikat ortadayken, Müslümanların tarihine baktığımızda, inançtan ibadete, salattan savma, zekattan hacca, Cumadan teravihe, camiden cenazeye, evlilikten ve boşanmadan kılık kıyafete, mirastan nafakaya, ticaretten faize, (banka işlemlerine) kadar pek çok alanda yaşanan dinin/fıkhın, Kur’an’ın temel ilkelerine aykırı olduğunu, dolayısıyla haksızlıklara ve zulme sebebiyet verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Din üzerinden yapılan zulümleri iki kategoride ele almak lazım. Birincisi ve en şedidi, en çirkini Allah’ı, elçisini ve dini kullanarak (istismar ederek), yeni bir sektör üreterek çıkar sağlamaktır. Özellikle tasavvuf ve tarikatlarda mitolojik argümanlar üzerinden, kimileri mehdi ve mesih inancı uydurarak, kimileri keramet ve büyülerini göstererek (!), kimileri muskacılık ve nazar gücünü (!) kullanarak, kimileri okunmuş (!) şifalı su ve kefenleri satarak, kimileri türbeleri rızık ve kısmet kapısı yaparak istismar etmektedirler.

Diğer taraftan, kimileri taze okudukları yasinleri ve diğer ayetleri ruhlara hediye ederek (!), kimileri hafızları yarıştırarak, kimileri ilmini ticarete ve popülizme çevirerek, kimileri de ümeraya yakın olup, onlardan yararlanmak maksadıyla dini istismar etmektedirler.

Din üzerinden yapılan zulümlerin ikincisi de “ibadetler alanında” Kur’an hükümlerine aykırı oluşturulan uygulamalardır. Şimdi, bu alanla ilgili somut örnekler vererek, yanlışları ve haksızlıkları gözler önüne sermeye çalışalım.

1.Namaz kılmayanlar hakkında mezhepler tarafından konulan öldürme, vurma, hapis gibi cezalar vermek, namaz kılmayı zorlaştırıcı –gereksiz- kurallar koymak, kadınlara özel hallerinde başta namaz ve oruç olmak üzere bazı ibadetleri yasaklamak yanlıştır, zulümdür.

2. Oruç tutmayanlara eziyet edilmesi, yemek verilmemesi, tutmaya zorlanması, bir günlük orucunu bozanlara 61 gün kefaret cezası verilmesi, oruç tutanların sahura bir saat erken kaldırılması yanlıştır, zulümdür.

3. 80 gr altına sahip evsiz barksız, işsiz güçsüz kimselerin zekat vergisine tabi tutulması, aylık 15-20 bin liralık gelire sahip olanların ise zekat vergisi dışında tutulması, zekatın kazanç/rızık üzerinden değil de mal üzerinden verdirilmesi, 14 asır geçmesine rağmen halen –yeni- bir zekat kanunu çıkartılmamış olması eksikliktir, yanlıştır, zulümdür.

4. Hac vazifesini yerine getirmek isteyenlerin kotaya ve kuraya tabi tutulması,  başkasının yerine hacca gidilmesi, haccın farziyetinin sadece Zilhicce ayının 9-12 günleriyle sınırlandırılması, hacı adaylarının ihram adı altında yarı çıplak bir vaziyette dolaştırılması, çeşitli bahaneler üreterek bir ay Arabistan’da -adeta rehin olarak- tutulması, 10 bin liralık bir giderle ile hac ibadeti yapılabilirken, çeşitli yollarla 30 bin liraya çıkartılması, yetkililerin kalabalıklara karşı tedbir almaması, izdihamları önlememesi yanlıştır, zulümdür.

5. Mescitlerin camilere dönüştürülmesi, manevi imardan çok, maddi imara önem verilmesi, caminin iç duvarlarının hüsnühat atölyesine ve çini müzesine dönüştürmesi, cami derneklerinin sosyal hizmetlere harcaması gereken yardımları müştemilat ve minarelere harcaması, kadınların da Cuma namazına gidebilmeleri için ortam hazırlanmaması, yazın çocukların “Kur’an kursu” adı altında okullarda değil de camilerde sağlıksız koşullarda ve eğitimsiz kişiler tarafından eğitilmesi yanlıştır, zulümdür.

6. Cami görevlilerinin Kur’an merkezli akademik bir eğitimden geçirilmemiş olması, sadece beş vakit namaz kıldırarak maaş almaları, ezan okurken hoparlörün sesini sonuna kadar açıp camiye yakın evlerde -hasta, çocuk demeden- oturanları ciddi şekilde rahatsız etmeleri, kışın kimsenin kalmadığı, yazın üç-beş kişinin bulunduğu cami görevlilerinin başka görevlerde istihdam edilmemesi yanlıştır, zulümdür.

7. Cuma günü cemaatle 2 rekat olarak kılınan öğle namazına ilaveler yapılarak 10 veya 16 rekata çıkartılması, hutbelerin –özellikle Arapça okunan kısmın- tek elden, tek tip, klişeleştirilmiş (basmakalıp) olarak hazırlanıp imamlara gönderilmesi, hutbe sunumunun namazdan öncesine alınması, kalem-kitap yerine kılıçla minbere çıkılması, “iç ezan” adı altında bir ezan şeklinin icat edilmesi ve bu ezanın dakikalarca uzatılarak ses yarışmasına dönüştürülmesi, imamın, kış soğuğu ve yaz sıcağı demeden hutbe ve namazı uzatması yanlıştır, zulümdür.

8. Nafile bir namaz olan teravih namazının, 20+13=33 rekata çıkartılıp toplu halde kılınmaya ve adeta farza dönüştürülmesi, kıldıran imamın zamandan tasarruf etmek adına -bir nevi ayetlerin ağzını gözünü dağıtarak- spora çevirmesi yanlıştır, zulümdür.

9. Ölen kişilerin mumyalanarak muhafaza edilmesi, cenazelerin şova dönüştürülmesi, defin esnasında ve sonrasında ölüye Kur’an’dan ayetler okunması ve telkin adı altında kopya verilmeye çalışılması, ölen kimse için “sala” adıyla bilinen methiyenin okunması, taziyelerin günlerce uzatılarak politik ve hamasi arenalara dönüştürülmesi, taziyelerde “ölü için fatiha” denilerek –Allah ile sözleşme niteliğine olan- Fatiha’nın “ölü süresi” yapılması yanlıştır, zulümdür.

10. “içinizdeki bekarları evlendirin” ayetinin zenginler tarafından dikkate alınmaması, dolayısıyla çoğu bekarların yoksulluktan, altın,  düğün salonu ve diğer eşyaların parasal tutarından dolayı evlenememesi, nikahın, nüfus müdürlükleri tarafından değil de başka kimseler tarafından kıyılması ve dolayısıyla maddi ve zaman kaybına sebebiyet vermesi, diğer taraftan şimdilerde azalmış olsa da geçmişte ayete rağmen (2/229), bir celsede hukuksuz olarak –bazı imamlar tarafından- eşlerin boşandırılması, boşanma sonrasındaki nafaka ve diğer haklara riayet edilmemesi yanlıştır, zulümdür.

11. İslam, herhangi bir kıyafet şekli ön görmezken ve her bölgenin, her kültürün kendine özgü kıyafeti söz konusu iken, bazı hoca (!) kisveli kimselerin -kadın erkek ayırımı yapılmadan- Arap veya başka inanç sahiplerinin kıyafetlerini “İslam kıyafeti” olarak dayatması yanlıştır, zulümdür.

12. Allah Kur’an’da mirasla ilgili hukuku açık bir şekilde belirtmesine rağmen, din/gelenek adına kadınların mirastan mahrum edilmesi, varisler arasında hakça bir paylaşımın yapılmaması yanlıştır, zulümdür.

13. Kur’an’da belirtilen riba/tefeciliğin doğru anlaşılmaması, riba yerine “faiz” adıyla yeni bir kavramın üretilmesi, enflasyon ve kur artışları dikkate alınmadan her türlü artışın “faiz” kapsamına alınarak riba ile eşit hale getirilmesi yanlıştır, zulümdür.

Hülasa, din istismarı ve din üzerinden yapılan haksızlıklar saymakla bitmez. Yapılan istismar ve haksızlıklara bulaşmamak ve o haksızlıkları önlemek için, öncelikle dinimizi kaynağından okuyup öğrenmemiz üzerimize farzdır. Basiretle hareket edenlere ne mutlu!

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir