Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Aralık 7, 2021

Çekiç

Bugünlerde bize uzak bir coğrafya gibi görünse de Bosna Hersek ile bağlarımız kimsenin koparamayacağı kadar güçlüdür. Bosna Krallığının Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi, 1463 yılında gerçekleşmişken; Malatya, 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilmiştir.  Bosna Hersek 415 yıl Osmanlı idaresinde kalmıştır.  Önceki yazımda Bosna Hersek siyasetinin gergin olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyaretinin zamanlaması ve şekline ayrıca Dışişleri Bakanımızın yürüttüğü diplomasinin ne kadar etkin olduğuna değinmiştim.   Tüm çıkışları tıkanan ayrılıkçı Sırplar tabiri caizse kapana sıkışınca Sırp ordusu kurmaktan bahseder hale geldiler. Bunun mümkün olamayacağını Dayton Anlaşmasına açıkça aykırı olduğunu hem biz hem onlar biliyorlar. Ancak burada rahatsız edici olan uluslararası toplumun aldığı tavır. AB sözcüsü sadece tavsiye veriyor. Bölücü söylemlerden kaçınılmasını tavsiye ediyor. Hâlbuki oradaki barışı destekleme harekâtı ALTHEA operasyonu EUFOR tarafından yürütülüyor en azından yaptırım uygulanması gündeme getirilebilirdi.

Bosna Hersek’in Sırp etnisitesinin temsilcisi SNSD Genel Başkanı ve aynı zamanda Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı olan Milorad Dodik, soykırımı inkâr yasasına tepki olarak ortaya koyduğu tüm çaba sonuç vermeyince bu kez Bosna Hersek’i ‘başarısız bir devlet’ olarak tanımladı ve çözümün sadece Bosna Hersek’in parçalanmasıyla mümkün olacağını söyledi. Sınırı aşmış ancak alışık olmadığımız bir durum da değil. Bunu iç siyaset malzemesi olarak kullanmak amacıyla söylediğini düşünenler de az değil. Ama Bosnalı Sırp ordusunu kurma fikri ve sözü açıkça suç. Uluslararası adalet divanı tarafından 2007 yılında Bosna Sırp ordusu ve komutanı Ratko Mladiç soykırımdan sorumlu tutuldu ve ceza aldı.  

Milorad Dodik, bu açıklamasının ertesi günü iki önemli görüşme yapıyor AB ve ABD temsilcileriyle. Yaptırımla ilgili tek kelime yok.  Dayton anlaşmasının veya Yüksek Temsilciliğin varlık sebebi olan etnik ayrımcılığın cezalandırılma politikasına aykırı bu tavır daha da cesaretlendiriyor.  Ardından küçük bir adım gibi görünse de Sırp tarafı kendi ilaç kontrol dairesini kuruyor.  Bunun anlamı şu; ilerde ordu, yargı ve vergi sistemleriyle de mücadele etmek için zemin hazırlanıyor.

Bosnalı köşe yazarı Gojko Beriç’in de yazdığı gibi “Bütün analizler eski Yugoslavya’daki savaşın başlamadan önce bir noktada durdurulabileceğini gösteriyor ama ertesi gün çok geçti.’’ Yugoslavya iç savaşında Bosnalı Sırplar soykırım yaparken orda değildik,  gidemedik bunun kalp kırıklığı hala Boşnak halkta baki.  Mevcut durumda da ‘’diğerleri’’ bir kez daha gözlemci pozisyonunda o yüzden Bu günden tedbir alınmalı. Geç olmadan kesinlikle gitmeliyiz. Ancak fevri davranmadan, diplomasiden kopmadan… Zira açıkladığımız üzere etnik bir ordunun oluşturulması veya desteklenmesi fikri Bosna için zehirdir. Bunun yerine uluslararası kurum ve kuruluşlar çerçevesinde Bosna’nın toprak bütünlüğünü ve barışı korumak için mevcut tüm şartları zorlamalı ve bu kez mutlaka orada bulunmalıyız.  Bunun için kullanacağımız mekanizmalar var zaten hâlihazırda EUFOR kapsamında görev yapan askerlerimiz var. Karar alma organlarında etkiliyiz. Bu durumu fırsat olarak algılayıp buralardaki etkinliğimizi artırmalıyız. Karargâh subayı yerine birlik göndermeliyiz. Bunun için kullanışlı bir şemsiye de Avrupa Jandarma Kuvvetleri. Kuruluşunun hemen ardından gözlemci üye statüsüyle üye olduğumuz AJK, son dönemlerde görev alanını genişletiyor.  Artan bir hızla hem Avrupa Birliğinin istikrarsızlık bölgelerine müdahale etme şansı hem de kurulması planlanan Avrupa ordusunun çekirdeği haline geliyor. Afganistan da bir kısım jandarma personelimiz AJK adına görev yapıyordu. Şimdi haklı gerekçelerle Bosna Hersek’e de AJK adına donanımlı bir birlik sevk edebiliriz.  Mevcut durumda istikrarın korunması amacıyla askeri kapasitesi yüksek olan bir kolluk kuvvetinin görevlendirilmesi hem dengeli hem de etkili olacaktır. Rusya ve Sırbistan üzerinden siyası baskıyı artırmalıyız. Yeni bir Srebrenitsa düşüncesinin dahi çok ağır bir faturası olduğunu hatırlatmalıyız. Alacağımız her karar, atacağımız her adım uluslararası toplumca da desteklenen ayrımcılığın cezalandırılması politikasına uygun olmalı. Bu hassas dengeyi kaçırdığımız durumda ayrılıkçı Sırplara ummadıkları bir fırsat ve haklı bir gerekçe vermiş oluruz.  Elinde çekiç tutana problem çivi görünürmüş. Bosnalı Müslümanları desteklemek için yapabileceğimiz birçok şey var çekiç sonuncusu.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir