Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Kasım 28, 2021

Öfke Yok!

“Temel Karamollaoğlu ve Milli Görüş” başlıklı yazıma öfkelenen bazı arkadaşlarım ve dostlarım düşüncelerini ve eleştirilerini dile getirdiler. Duygusal yönden baktığımızda birçok konuda haksız da değiller…

Olaylara sağduyulu ve akılla bakmak önemlidir…Aklı esir alan öfkeli duygu zararlı olur.

Bazen, yazarken veya konuşurken Ak Parti’nin bazı hatalarına ilişkin duygu kaynaklı haklı öfkem, bazı dostlarım gibi beni de Ak Parti lehine söz söylememeye veya yazmamaya zorluyor. Fakat sağduyulu şekilde düşündüğümde aklım da tam tersini söylüyor. Yani bu duruş, körü körüne parti veya kişi taassubu değildir! Üstelik, Ak Parti hatalardan arınmış bir partidir iddiamız da yoktur…

Öfkeli duygularım sizler gibi tersini söylese de, aklım; ülkemizin geleceği açısından günümüzde mevcut partiler içinde en yararlı olacak ve en az zarar verecek olan partinin halihazırda Ak Parti olduğunu söylemektedir. Bu sözlerin ardından “daha kötüsü nasıl olur?” sorusunu somakta olduğunuzu da hisseder gibiyim. Sizler, Ak Parti’nin zararlı olduğunu söylemek hakkına sahip olduğunuz kadar, benim de faydalı olacağını söyleme hakkına sahip olduğumu düşünüyorum. Zaman ise, bu iki görüşün hangisinin daha doğruya daha yakın olduğunu ortaya koyacaktır.

Parti ayırımı yapmaksızın söylemek gerekirse, “mutlaka devlet imkanlarını ben yönetmeliyim!” hırsını taşıyanlar geçmişte Ak Parti’nin HDP üzerinden çözüm sürecine yaklaşımını ileri sürerek kendilerinin de böyle bir hakkının olduğu ruhsatına varmak istemektedirler. Bu noktada, kimin denediğine veya ne kazandığına bakmaksızın, çözüm süreciyle terörü ortadan kaldırmak geçmişte bir kez devlet aklıyla denendi ve olumsuz sonuç verince bitti. Bir daha açılmamak ve denenmemek üzere! Vatandaş Ömer’in son söz ve kararı budur.

Peki bugün, alternatif ne? PKK ilişkili HDP’nin içinde olduğu hükümet ve idare modeli. Aslında ABD ve Batı, PKK ilişkili HDP üzerinden parlamento ve idarenin siyasi kararlarına ortak olup etkin olmak istiyor. Bu durumda devlet imkanlarını elde ettikleri için CHP kazanır, İyi Parti kazanır, Saadet Partisi kazanır, HDP kazanır da ya vatandaş olarak ben? Ben ve sen bu işin neresindeyiz? Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın hapisten çıkması toplumsal bir talep midir? Kim istiyor serbest kalmalarını? Sen mi ben mi?

İşte tam da bu noktada öfkeden arınmış akıl devreye giriyor ve diyor ki, Ak Parti geçmişte olmazı deneyerek bizlere de gösterip rafa kaldırdı. Dışındaki tüm alternatifler için sırf kendilerini kazandıracak PKK ilişkili HDP’li bir modeli dayatarak aynı karanlık günleri bir kez daha bizlere dayatmak istemektedirler.

Bu durumda ne yapalım yani? CHP’li, İyi Partili, Saadet partili ve diğer ortakların vekilleri kazansın diye vatandaşlar olarak bizler yeniden karanlık günlere geri mi dönelim?

Öfkeli duygularım tersini söylese de aklım, PKK’lı günlere geri dönme ve dönmek isteyenlerden de uzak dur diyor!

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir