Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Ekim 16, 2021

Yetmedi Mi?

İnsanoğlu fıtratı gereği her daim mutlu ve huzurlu olmayı temenni eder. Yeni evli çiftlere saadet dileriz. Çocuğu olanlara hayırlı olsun der ardından bir ömür sağlık ve sıhhat dolu bir yaşam temennisini iletiriz.

Her yeni doğan bebek yeni bir müjde, yeni bir mutluluk ve umudu müjdeler. Analar dokuz ay karınlarında taşıdıkları evlatlarını kucaklarına aldıkları an unutulur çekilen bütün acılar ve sorunlar. Deyim yerindeyse fani dünyada yalancı cennet iklimi oluşturur.

Tarihin derinliklerinde nice kanlı savaşlara tanık olan insanoğlu, her zafer karşılığında nice canlar verildiğinin de yine en büyük tanığı olmuştur. Her defasında Annelerin evlatlarının ardından akıtmış olduğu gözyaşları bu zafer fotoğraflarının gölgesinde kalmıştır.

İnancımız gereği Cihat Meydanlarında yitip giden ana kuzusu şehitlerin asla çetelesini tutmamış ve Şehadetlerine sorgusuz ve sualsiz şahitlik etmişizdir. Asla kutsallarımızı muhafaza etmek için can vermekten geri kalmamışızdır.

Topyekün Cihat ettiğimiz son büyük savaşlar olan, Çanakkale ardından 1. Dünya Savaşı ve müteakibinde Milli ve Manevi Sınırlarımızı savunduğumuz Kurtuluş Savaşı olmuştur. Bu ardı sıra devam eden savaşlarda tahmini olarak iki yüz bine yakın şehit verdiğimizi hatırlatmak birçok şeyi ortaya koyar yeter bile.

Anadolu topraklarına ilk düşman ayağı bastığı anda, şehit kanı düştü bu Kadim Topraklara! Bu nedenle kanla yoğrulan bu toprakları savunmak her daim kolay olmadı. Anasının başındaki örtüye el uzatan düşman askerlerinin ellerini kopardı Analarının Kınalı Kuzuları.

Küfür her daim olduğu üzere tek millet idi. Bu gerçek hiçbir devirde değişmeden karşı karşıya kaldığımız bir tecrübe idi. Bu nedenle bu Kadim Coğrafyada ayakta kalmak için her daim dimdik ve teyakkuz halinde olmak gerekiyordu.

Bir anlık uyku hali gaflete düşmek için kafi geliyordu. Keza düşman her daim uyanık, tetikte yani pusuda beklemekteydi. Bu öyle bir düşman ki her türlü taktiği denemekten geri kalmayan. Şeytana Rahmet Okutan cinsten diyebiliriz.

Savaş ile giremedikleri Anadolu Topraklarına Sanat ve Kültürel Çalışmalar ile ellerini kollarını sallayarak girdiler. Hem de ne giriş. Kan verip can verip bu toprakları düşman postalının kirletmesine müsaade etmeyen şehitlerin kabirleri üzerinde yaşananlar, yenilir yutulur cinsten değildi.

İzmir’in kurtuluş günü yani Yunanı denize döktük dediğimiz günde Yunan Bayrağı ve Müziği ile kutlama manzarası aslında İzmir’in maalesef bugün hala Yunan elinde olduğunun en büyük göstergesi değil mi? Peki İzmir ve bütün Anadolu için verilen canlar akan kanlar ne içindi? Ya da bu Yunan sevgisinin kaynağı nereye dayanmakta cevap var mı?

Cevabınız var mı Efendiler! Biz belki hem gerici hem yobaz hem de kalın kafalıyız! Sizler aydınsınız diye soruyorum. Yetmedi mi bu milletin kutsallarına ettiğiniz küfür ve eziyet? Kimsiniz kime hizmet edersiniz?

Belki bizler anlayış yoksunuyuz! Bir bilene anlatında bizlerde onlardan öğrenelim. Bu milletin Kadim İnancına dahası tarihine ve kültürüne bu düşmanlığınız neden söyler misiniz? Sorular çok mu zorladı sizi bilmiyorum ama ben nerdeyse her gün medyada gördüğüm benzer manzaralar karşısında bu soruyu tekrar tekrar soruyorum.

Siyasetse bu yaptığınız Siyasetiniz batsın. İktidar ve Güç mücadelesi ise bir ömür iktidardan mahrum kalırsınız inşallah. Sizin bu yaptıklarınızı film izler gibi izleyip sessiz kalan resmiyette İktidarda olup İktidarsız olanlara iki defa yazıklar olsun!

Bu milleti yüz yıldır sudan bahanelerle birbirine kırdıranlara Allah gün yüzü göstermesin. Bu asla bir beddua değil. Sadece masum bir temennidir. On yıllardır bu ülkenin Dünya ülkelerinin gerisinde kalmasının şifresi bu noktada gizlidir.

Bilimde Sanayide ve akla gelecek her alanda geri kalmamızın sebebi bu yerli görünen ama asla yerli olmayan Sömürgeci Batının iş birlikçilerinin planlarının sonucudur.

Geçmişte Sağ Sol, Alevi Sünni, Türk Kürt diyerek bu Aziz Milleti birbirine kırdıranlar bugün aynı senaryolarla toplumu kutuplaştırmaya çalışıyorlar. Kimsenin, bu ülkenin tarihi ve kutsal değerleri üzerinden toplumu manipüle ve provoke etmeye hakkı yoktur.

Bu Kadim Millet Sömürgeci Batı Dünyasının oyun kurucuları tarafından asırlardır bedel ödemeye mahkum edilmiştir. Artık daha fazla, hem de sebepsiz yere bedel ödetilmesine razı gelemeyiz. Yetmedi mi bu milleti birbirine kırdırdığınız!

Son söz ise, Yunus’un dediği gibi;

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz

……….

Yunus sözün anlarsan
Ma’nisini dinlersen
Sana bir amel gerek
Bunda kimesne kalmaz

Selam ve dua ile…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir