Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Temmuz 31, 2021

Tehlike Geçti mi?

Hiç şüphesiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin unutulması, milletimiz için büyük felaket olur! Unutmamak ise çeşitli etkinliklerle onu yılda bir kez de hatırlamak değildir… Aksine her an teyakkuzda olmak ve devletimizin işleyişinde her gün adalet kuralarıyla benzeri bir tehlike daha yaşanmasına engel olmaktır. Ne yazık ki bu büyük tehlike devlet kurumlarımız içinde yaşanmıştır. Onu, cadde ve sokaklarda aramak bizleri doğru adrese götürmez…Çünkü yüzük, kaybolduğu yerde aranır!

Söz konusu vatan olunca sözlerimize kimse alınmasın… Suya sabuna dokunmayalım derken kelimelerimizi seçmek, edebi cümleler kurmak mecburiyetimiz de yoktur! Yaşadıklarımızdan canımız fena yanmıştır. Canı yanan birinden şarkı söylemesi, gülmesi, eğlenmesi beklenemez! Mağdur olmuş kişi, kendisini çukura sürükleyen hatayı bir kez daha gördüğünde kızar, küser, küplere biner…Bu tepki de gayet doğaldır.

Fetöcülük veya bir başka adıyla paralel yapı, reddetsek de bir dünya görüşüdür…Devlet içinde idarenin Anayasamıza ve kanunlarımıza göre yürütülmesi yerine, idarecinin kendisinin veya mensubu olduğu yapının beklentilerine ve maslahatına göre düzenlemeye çalışmasıdır. Bu yönüyle bakılırsa bitti mi bu tehlike?

Bugün, devlet kurumlarının çoğunda kadrolar, hedeflenen başarılı hizmete göre mi atanıyor, yoksa başarı olmasa da hizmetin ortaya çıkardığı maddi ve manevi imkanların paylaşılmasına göre mi? Hangi sivil toplum kuruluşuna mensup idarecinin, mücbir sebep olmadıkça diğerinin nitelikli adamını göreve getirdiği görülmüştür veya kendi yapısına mensup olmayan idarecinin haksız da olsa görevden alınmasına itiraz etmiştir? Var mı örneği? Bu konuda yaşanan tüm sorunlar bu tehlikenin varlığına işaret etmiyor mu? Görmezden mi gelelim yaşananları, şahit olunanları? Ya da birileri küser diye üç maymunu oynayıp ahmakça mı davranalım?

Bu işin şakası yok! Kimse darılmasın…! İnandıklarımızı söylemeye ve tehlikeye işaret etmeye devam edeceğiz…

Çünkü, millet olarak içine sürüklendiğimiz ateş çukurundan can havliyle dışarı fırladık…Reisi de, dünyada eşi benzeri görülmeyecek şekilde aynı ateş çukurundan el birliğiyle milletimiz çıkarmıştır. Ateşi söndürme girişiminde Reisin aktif görev alması da milletimizin onu ateş çukurundan kurtarması sonrasındadır…Önce milletimiz topyekûn hareket etmeyi başardı sonra da hep birlikte kurtuluş! Bu sıralamayı asla unutmayalım…

Sonrasında bekledik ki; milletimizi bombalayana kadar yazılarıyla, konuşmalarıyla, eylemleriyle FETÖ’yü öven, koruyan ne kadar siyasetçi, idareci, yönetici, yazar, çizer, televizyoncu sözde düşünür varsa hepsi en azından bir adım geriye çekilsinler. Çünkü FETÖ, şeytani sistemini bu zavallıların destekleriyle kurmuştu. Geri çekildiler mi? Hayır! Aksine, yürüttüğü görevin hakkını bile vermeyen kişiye birkaç görev daha birden yüklenmiştir… Çok üzücü…!

Pişman oldum, anlayamadım, bilemedim diyenler kaldıkları yerden işlerine ve görevlerine daha da yukarı makam ve mevkilere terfi ederek devam ettiler. Peki bugün bu kişiler, benzeri yeni bir sorunu nasıl öngörebilir ve fark edebilirler? Bu durumda nasıl huzur içinde olabiliriz, uyuyabiliriz?

Ve yine bekledik ki; milletimize ait uçaklarla milletimiz bombalanmadan çok öncesinde, Fetöcülerin günün birinde milletimizi bombalayabilecekleri öngörüsünde bulunan ve bu uğurda mücadele veren, bedelini de maddi ve manevi şekilde ağır ödeyenler de ehliyet ve liyakat şartını taşımaları halinde bir adım öne çıkarılsınlar. Çıkarıldılar mı? Hayır! Aksine daha da etkisiz hale getirildiler.

FETÖ’yü basiretiyle, ferasetiyle çok öncesinden öngörenlerle, öngöremeyip sonrasında pişman olanlar arasında gizli bir mücadele de hissedilmektedir. Parmak sayısına göre işler yürüdüğü için, hata edip pişman olanların sayısı, hata etmeyenlerin sayısından fazla olduğu için yerlerini de bir şekilde korumayı başarmışlardır. Bu yüzden güç ve kuvvet, halen daha önce hata edip sonra da pişman olanların ellerindedir.

Cumhurbaşkanımızı pişman olanlardan saymıyorum. Nedenine gelince, o günkü siyasi şartlar gereği FETÖ’süz yürümek neredeyse mümkün değildi. Merhum Necmettin Erbakan hocamızın başına gelenler bunun en iyi kanıtıdır. Tehlikeyi ilk günden beri Cumhurbaşkanımız biliyordu. Halledilmesi gereken bir tehlike olduğunu da… Cumhurbaşkanımızın kendisine bakışını, FETÖ elebaşı F. Gülen Alman televizyonunda da bu şekilde anlatmıştır.

Çözüm mü istiyor musunuz?

FETÖ konusunda hata hakkını hiç kullanmamış ve bu nedenle de hiç pişman olmamış olanlar. Haydi iş başına!

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir